Seni Seviyorum Annem
İçimden sana seslenmek geldi. Hatta her zaman yaptığım gibi yüzüne bakarak yapmak istedim. Ama… sen yinede dinle beni ruhunla, kızının sana olan yüreğinden gelen sözleri…
Ben dünyaya geldikten sonra yaşamda en yüce makamın annenin kucağı olduğun öğrendim. Benim en mutlu, huzurlu olduğum yer oraydı. O anda anladım senin en güvendiğim kişi olacağını. Ve beni ben yapan da, beni özel yapanda, senin kızın olmam gerçeğiydi… Can Kuşum, Can Annem…
Aramızdaki bağın güzelliğini bana ilk kez karnındayken hissettirdin. Birkaç ay sonra beni kucağına aldığında ise bu kez o sıcacık bakışınla bana yaşamın anlamını hissettirdin.
Teninin kokusunda, kendi tenimin kokusunu kokladım. Bana gerçekten senin ben, benim sen olduğumu öğretti o kokun.
Küçücük kalbim senin kalbine dayandığında senin yaşamın için iki kalbin attığı gerçeğini gördüm.
Kulağımın duyduğu ses senin sesindi. Dünyanın en güzel sesiydi.
İlk kez elimle parmağını kavradığımda bakışımla beni hiç bırakma demiştim sana, sen sıcacık gülümsemenle bakmıştın bana.
Sevmenin en üst düzeyi olduğunu, beni severken öğrettin bana…
Beni yaşamın tüm engellerine karşı korudun ve güçlü olmamı sağladın.
Büyürken hiç yalnız bırakmadın. Hastalandığımda endişeyi gözlerinde hissettim. Seni üzmemek için sevmediğim limonlu çorbaları içtim. Yine elini sıkıca tuttum, beni bırakma Annem…
Okulumu bitirdim. Tek isteyim artık ben bakmalıydım sana seni güzel yaşatmak, geçmişteki acılarını hafifletmek en büyük isteyimdi.
Babamın erken yaştaki vefatına göğüs gerdin. Mücadele ettin, bizi üzmemek adına yaşamla savaştın.
Çocukluğumuzun hastanelerdeki çocuk parklarında geçmesine hiç üzülmüyordum. Çünkü senin yanındaydım.
Bir gün babamın ağırlaştığındaki ağlamana yüreğim dayanamamış, sadece senin ağlamanı belki hafifletirim diye ağlamıştım. Kimse susturamamıştı. Taki bana sarılıp kalp atışlarımız birbirini bulunca susmuştum. Senin üzülmen yüreğimi acıtıyordu.
Elini tutmak bana inanılmaz güven veriyordu. Tek isteğim vardı. Elimi sonsuza kadar tutman. Beni bırakma Annem…
İlk ameliyatında seni kaybetmekten çok korktum. İkinci ameliyatında ve benim ilk refakatçi olduğumda elini hiç bırakmadım. Biliyordum artık güvendeydim ve beni bırakmazdın.
Yaşamın boyunca seni hep mutlu etmek istedim. Seni üzmekten çok korktum. Bana sıcacık, sevecen sesinle yavrum kızım demen dünyalara bedeldi. Ne kadar şanslıydım seni gibi bir Annem olduğu için.
Seninle gittiğimiz tatildeki mutluluğunu, sevincini düşünüyorum. En güzel tatilimdi. Seninle her şey güzeldi Can Annem…
Çok enteresandır, senin o an ne hissettiğini biliyordum. Neşen-neşem, sıkıntın-sıkıntım, acın-acım, oluyordu. Hastanedeki günlerim en güzel günlerimdi. Hep seninleydim çünkü.
Her an elini tuttum, ara-sıra korkuttun beni yine elini tuttum. Emindim bırakmayacaktın beni.
Son sözün “yavrum” oldu. Bir daha sesini duymadım. Elini tuttum bana tepkiler verdiğinde dünyalar benim oldu. Ama izin vermediler daha çok elini tutmaya. Son günmüş kapıya kadar geldim, sanki bana seslendin arkamı dönüp baktım sana. Hemşireyle göz göze geldik o anda gülümsedi bana. O anda yine tepki verdin bana. Bu sefer sen bana diyordun “bırakma elimi tut kızım…”. İsteksizce ayrıldım yanından.
Yanından ayrıldıktan sonra ellerin ellerimi aramış…
Özür dilerim Annem elini tutamadım. Affet beni…
Ertesi gün beni bırakma Annem dediğimde çoooookkkktaaannn gitmiştin.
Tuttum elini, avucumdan kaydı ellerin.
Yalvardım bakmadın eskisi gibi.
Ne olur tut ellerimi bırakma beni Annem…
Canım Annem şu an ellerim bomboş,
Sıcaklığını hissedemiyorum.
Ellerim çok soğuk ısıtamıyorum.
Kendimi dünyada tek başıma kalmış gibi hissediyorum. Yalnızım, Sensizim.
Seni düşünüyorum içimi ısıtmak için.
Artık özel günleri hiç sevmiyorum. Sensiz anlamı yok çünkü.
En mutlu olduğum gün rüyamda olduğun gün can Annem.
Sana şunu diyorum Annem; bir Annenin, evladını sevebileceği yücelikteki sevgi duygularımla ve bir evladın, annesine duyduğu minnet ve şükran duygularımla seni seviyorum ve çoookkk özlüyorum.
İçimden sana seslenmek geldi. Hatta her zaman yaptığım gibi yüzüne bakarak yapmak istedim. Ama… sen yinede dinle beni ruhunla, kızının sana olan yüreğinden gelen sözleri…
Ben dünyaya geldikten sonra yaşamda en yüce makamın annenin kucağı olduğun öğrendim. Benim en mutlu, huzurlu olduğum yer oraydı. O anda anladım senin en güvendiğim kişi olacağını. Ve beni ben yapan da, beni özel yapanda, senin kızın olmam gerçeğiydi… Can Kuşum, Can Annem…
Aramızdaki bağın güzelliğini bana ilk kez karnındayken hissettirdin. Birkaç ay sonra beni kucağına aldığında ise bu kez o sıcacık bakışınla bana yaşamın anlamını hissettirdin.
Teninin kokusunda, kendi tenimin kokusunu kokladım. Bana gerçekten senin ben, benim sen olduğumu öğretti o kokun.
Küçücük kalbim senin kalbine dayandığında senin yaşamın için iki kalbin attığı gerçeğini gördüm.
Kulağımın duyduğu ses senin sesindi. Dünyanın en güzel sesiydi.
İlk kez elimle parmağını kavradığımda bakışımla beni hiç bırakma demiştim sana, sen sıcacık gülümsemenle bakmıştın bana.
Sevmenin en üst düzeyi olduğunu, beni severken öğrettin bana…
Beni yaşamın tüm engellerine karşı korudun ve güçlü olmamı sağladın.
Büyürken hiç yalnız bırakmadın. Hastalandığımda endişeyi gözlerinde hissettim. Seni üzmemek için sevmediğim limonlu çorbaları içtim. Yine elini sıkıca tuttum, beni bırakma Annem…
Okulumu bitirdim. Tek isteyim artık ben bakmalıydım sana seni güzel yaşatmak, geçmişteki acılarını hafifletmek en büyük isteyimdi.
Babamın erken yaştaki vefatına göğüs gerdin. Mücadele ettin, bizi üzmemek adına yaşamla savaştın.
Çocukluğumuzun hastanelerdeki çocuk parklarında geçmesine hiç üzülmüyordum. Çünkü senin yanındaydım.
Bir gün babamın ağırlaştığındaki ağlamana yüreğim dayanamamış, sadece senin ağlamanı belki hafifletirim diye ağlamıştım. Kimse susturamamıştı. Taki bana sarılıp kalp atışlarımız birbirini bulunca susmuştum. Senin üzülmen yüreğimi acıtıyordu.
Elini tutmak bana inanılmaz güven veriyordu. Tek isteğim vardı. Elimi sonsuza kadar tutman. Beni bırakma Annem…
İlk ameliyatında seni kaybetmekten çok korktum. İkinci ameliyatında ve benim ilk refakatçi olduğumda elini hiç bırakmadım. Biliyordum artık güvendeydim ve beni bırakmazdın.
Yaşamın boyunca seni hep mutlu etmek istedim. Seni üzmekten çok korktum. Bana sıcacık, sevecen sesinle yavrum kızım demen dünyalara bedeldi. Ne kadar şanslıydım seni gibi bir Annem olduğu için.
Seninle gittiğimiz tatildeki mutluluğunu, sevincini düşünüyorum. En güzel tatilimdi. Seninle her şey güzeldi Can Annem…
Çok enteresandır, senin o an ne hissettiğini biliyordum. Neşen-neşem, sıkıntın-sıkıntım, acın-acım, oluyordu. Hastanedeki günlerim en güzel günlerimdi. Hep seninleydim çünkü.
Her an elini tuttum, ara-sıra korkuttun beni yine elini tuttum. Emindim bırakmayacaktın beni.
Son sözün “yavrum” oldu. Bir daha sesini duymadım. Elini tuttum bana tepkiler verdiğinde dünyalar benim oldu. Ama izin vermediler daha çok elini tutmaya. Son günmüş kapıya kadar geldim, sanki bana seslendin arkamı dönüp baktım sana. Hemşireyle göz göze geldik o anda gülümsedi bana. O anda yine tepki verdin bana. Bu sefer sen bana diyordun “bırakma elimi tut kızım…”. İsteksizce ayrıldım yanından.
Yanından ayrıldıktan sonra ellerin ellerimi aramış…
Özür dilerim Annem elini tutamadım. Affet beni…
Ertesi gün beni bırakma Annem dediğimde çoooookkkktaaannn gitmiştin.
Tuttum elini, avucumdan kaydı ellerin.
Yalvardım bakmadın eskisi gibi.
Ne olur tut ellerimi bırakma beni Annem…
Canım Annem şu an ellerim bomboş,
Sıcaklığını hissedemiyorum.
Ellerim çok soğuk ısıtamıyorum.
Kendimi dünyada tek başıma kalmış gibi hissediyorum. Yalnızım, Sensizim.
Seni düşünüyorum içimi ısıtmak için.
Artık özel günleri hiç sevmiyorum. Sensiz anlamı yok çünkü.
En mutlu olduğum gün rüyamda olduğun gün can Annem.
Sana şunu diyorum Annem; bir Annenin, evladını sevebileceği yücelikteki sevgi duygularımla ve bir evladın, annesine duyduğu minnet ve şükran duygularımla seni seviyorum ve çoookkk özlüyorum.