Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Bu Masallarda Benden (hepside orjinaldir:))

Katılım
23 Tem 2006
Mesajlar
290
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
MUTFAKTA BİR PARTİ

1.SAHNE: Yogi... Şu bizim sevimli ayı. Yogi o gün çok mutlu uyanmıştı. Şöyle bir esnedi. Bugün onun için çok özel bir gündü. – Yaşasın, yaşasın! Bugün benim doğum günüm! Bugün çok mutluyum, dedi.

2.SAHNE: Yogi, lavaboya gitti. Elini yüzünü yıkadı. Daha sonra annesinin hazırladığı kahvaltıyı yapmak için mutfağa gitti.

3.SAHNE: - Günaydın yogi.
       - Günaydın anneciğim günaydın! Biliyor musun bugün ben çok mutluyum dedi. Annesi günaydın demiştim demişti ama Yogi’ye neden çok mutlu olduğunu sormamıştı bile. Yoksa onu duymamış mıydı?  

4.SAHNE: Daha sonra annesinin onun için hazırladığı kahvaltıyı afiyetle yedi. Yogi: “Eline sağlık anneciğim, omlet harikaydı” diyerek hemen odasına gitti.

5.SAHNE: Odasına girdi. Yatağının üzerine oturdu ve kafasını ellerinin arasına alıp düşünmeye başladı. – Bugün benim doğum günüm! Ama annem bile hatırlamadı. En mutlu günümde unutuldum. Artık kimse hatırlamaz! diyerek içini çekti. Yogi bunları düşündükten sonra uykusu geldi ve oracıkta uykuya dalmıştı.

6.SAHNE:  Yogi beş dakika sonra uyandı. Çok susamıştı. Mutfağa gitti, mutfak karanlıktı. Hiç kimse yoktu. İçeriye adımını atmasıyla birlikte, mutfağın ışığı yandı. O da neydi? “iyi ki doğdun Yogi, İyi ki doğdun Yogi! Mutlu yıllar sana” diye sesler çıktı. Sesler mutfaktaki eşyalardandı. Evet, evet mutfaktaki tava, tencere, cezve ne varsa hepsi bir ağızdan Yogi’nin doğum gününü kutluyorlardı. Yogi: “olamaz böyle bir şey! Bizim mutfak eşyalarımız konuşuyor! Yaşasın, yaşasın! Demek ki onlar doğum günümü unutmadılar” dedi.
Oradan bir ses geldi, fırın konuşmaya başladı. “Bak Yogi senin için bir pasta yaptım.” Tabaklar ve bardaklarda : “bak bizde senin için bir eğlence hazırladık. Kaşık ve çatal bize vurdukça ne güzel sesler çıkarıyoruz.”Kapıdan gıcır diye bir ses geldi. Kapı yavaşça açıldı. Evin küçük kedisi mırnav : “olamaz, olamaz  yoksa Yogi’nin partisine geç mi kaldım, anca gelebildim ” dedi.Yogi şaşkınlık içerisinde etrafına bakıyordu. Ama yogi çok mutlu olmuştu.
Yogi: “ama ne yazık ki ailemden kimse doğum günümü hatırlamadı!”diyerek söylendi. Sonra bir kapı sesi duydu. Kapı yavaşça açıldı. Yogi kapının sesiyle birden uyandı ve etrafına baktı. Gördüklerinin hepsinin bir rüya olduğunu anladı.

7.SAHNE: Bir ses duydu :  “Yogi oğlum uyan artık içeride herkes seni bekliyor” dedi ve “üzerine yeni aldığımız kıyafetlerini giy ve içeriye gel oğlum” dedi. Yogi biraz şaşkın yatağından kalktı. Kıyafetlerini giydi. Annesinin çağırdığı yere doğru gitti. İçeri girdiğinde , ailesi hep bir ağızdan “İyi doğdun Yogi, İyi doğdun Yogi,mutlu yıllar sana” diye Yogi’nin doğum gününü kutladılar.

8.SAHNE: Yogi birden olduğu yerde sıçradı. Çok mutluydu.
- Yuppi! Gördüklerimi hepsi rüyaymış. Annemler doğum günümü unutmamış. Benim en mutlu günümde benim için parti hazırlamışlar.

9.SAHNE : Yaşasın, yaşasın!dedi. ailesine dönerek gördüğü rüyayı anlattı ve sonrada onun için hazırlanan doğum gününü ailesiyle birlikte eğlenceli bir partiyle mutlu bir şekilde geçirdi.

TOMBİŞ AYI

Küçük Ali pek düzenli bir çocuk değildi. Onun birçok oyuncağı vardı, fakat içlerinden en sevimlisi Tombiş Ayı’ydı. Tombiş Ayı Ali’nin kendisine hiçde iyi davranmadığını düşünüyordu. Yine de onu çok seviyordu. Bir gece Ali yatarken Tombiş Ayı’sını yanına aldı. Sonra da onu yastığının altına koyarak uykuya daldı. Bu şekilde Tombiş Ayı çok rahatsız bir gece geçirmişti.
Sabah olunca küçük Ali uyandı her zamanki gibi telaşla yatağından fırladı. Tombiş Ayı’yı dikkatsizce eliyle itti. Ayıcık yere yuvarlandı. Fakat bu durum Ali’nin umrunda değildi. Tombiş Ayı bu ilgisizliğe çok üzülüyordu. ‘ Ali gibi bir çocuğun oyuncağı olmak ne talihsizlik ‘ diye düşündü. Fakat elinden bir şey gelmezdi.
Ali kum havuzunda oynarken Tombiş Ayı’yı da yanına alırdı. Fakat oyununa onu katmazdı. Tombiş’i ilgisizce bir kenara atar, kendisi oyuna devam ederdi. Küçük Ali’nin bu davranışı diğer oyuncaklara da böyle idi. Fakat bu durum en çok Tombiş Ayı’yı üzerdi. Çünkü Ali’yi en çok kendisinin sevdiğine inanıyordu. Onun için Ali’nin ilgisizliği onu çok üzüyordu.
Yine yağmurlu bir gün Ali gezmeye çıkmıştı. Tombiş Ayı’yı da arabasına koymuştu. Tombiş’in orada ıslanacağını hiç düşünmüyordu. Tombiş Ayı bu durumda bile halinden memnundu. Fakat Ali’nin ıslanıp hasta olacağını düşünüyordu. Ali yağmur altında koştu, oynadı. Bu arada evden epeyce uzaklaşmıştı. Nihayet eve dönmeyi akıl etti. Eve geldiklerinde hem Ali hem de Tombiş Ayı iyice ıslanmışlardı.
O günden sonra Ali ateşlendi. Üşütmüş ve hasta olmuştu. Yataktan kalkamadı. Tombiş Ayı’yı yine yastığının altına koymuştu. Tombiş bu durumda rahatsız olmasına rağmen yine Ali’yi düşünüyordu. Ali’nin hastalanamasına üzülmüştü Ali bütün gün yattı. Annesi ona ıhalamur içirdi. Ayrıca doktorun verdiği ilaçlardan verdi. Küçük Ali hastalığı süresince oyuncaklarıyla oynayamadı.
İki gün içinde Ali iyileşti. Annesi ona kitaplardan öyküler okudu. Bir gün daha dinlenmesi gerektiğini söyledi. Ali Tombiş Ayı’yı eline almıştı. Fakat onunla oynamıyordu. Tombiş Ayı Ali’nin bu ilgisiz davaranışına üzülüyordu. Yine de Alinin iyileşmesine seviniyordu bu sevincini ona belli etmek istiyordu. Ali’nin elinden kurtuldu ve onun yüzüne yaklaştı. Ali’de onu kucakladı.
Günler geçti. Kış mevsimi geldi. Her taraf benbeyaz karlarla örtüldü Ali mevsime göre giyinmeyi öğrenmişti. Tekrar üşütüp hasta olmak istemiyordu. Ali, Tombiş Ayı’ya da annesinin diktiği paltoyu giydirdi. Birlikte kızak kaymaya gittiler. Bu ilgi Tombiş Ayı’nın hoşuna gidiyordu. Kızak kayarken Tombiş Ayı yer düştü. Ali onun düştüğünü görmedi
Biraz sonra Ali yorulup kızak kaymaya ara verdi. O zaman Tombiş Ayı’nın kaybolduğunu farketti. Etrafa bakındı, sevimli ayıcığını göremedi. ‘ heralde karlar altında kalmıştır’ diyerek oradan uzaklıştı. Kızak kayarak bol bol eğlenmişti. Tombiş Ayı’nın kaybolmasına fazla üzülmedi. Koşarak eve döndü. Sıcak evine dönmenin sevinci  içindeydi. Ayıcığının orada ne yapacağını düşünmüyordu.
Tombiş Ayı karların içinde kalmıştı. Ali ise onu hiç aramamıştı. Halbuki Ali hasta olduğunda kendisi onun için ne kadar üzülmüştü. Şimdi ne yapacaktı ?
Önce çok korktu. Sonra da gerçek ayılar gibi kış uykusuna yatmaya karar verdi. Nasıl olsa üzerinde sıcacık bir palto vardı. Gözlerini kapayıp kış uykusuna daldı. Bahar da tekrar uyanacaktı.
Günler geçti, havalar ısınmaya başladı. Karlar da tamamen erimişti. Tombiş Ayı bir sabah güneş ışıklarıyla uyandı. Baharın gelmesi ile içine bir sevinç doldu. Küçük Ali’nin kırlara gelerek kendisini bulacağını düşündü ve sevindi. Ali mutlaka gelecekti. Ne de olsa Ali’nin oyuncağı idi.
Tombiş Ayı bunları düşünürken, koşa koşa kendisine doğru gelen Ali’yi gördü. Ali onu görmüştü ve sevinçle koşuyordu. Hemen Tombiş Ayı’sını yerden aldı ve kucakladı. Tombiş buyakın ilgiden çok memnun oldu. Bütün üzüntülerini unuttu. Ali artık oyuncaklarının kıymetini anlamıştı. Bu Tombiş Ayı için bir mutluluktu. Küçük Ali Tombiş Ayı’sını çok özlemişti.
Ali Tombiş’i kuckladı onu hiç yanından ayırmıyordu artık. ‘ benim güzel Tombişim, seni bulduğuma ne kadar sevindim bilemezsin ‘ diyordu. Birlikte eve geldiler. Annesi de Tombiş Ayı’nın bulunmasına sevinmişti.Ali’ye oyuncaklarını daha iyi koruması gerektiğini söyledi. Tombiş Ayı ile Küçük Ali her zaman birbirlerini sevdiler ve güzel günler geçirdiler.    



TAVŞAN SİVRİDİŞ

Tavşanların havuçları çok sevdiğini bilmeyen yoktur. Ama bizim tavşan Sivridiş, havuçları hiç sevmiyordu.
Aslında öykümüz çok eski bir zamana uzanıyor. Bizim leylek Lekirdek’in yüzünden oldu bütün bu olanlar. Tavşan Sivridiş’in  ailesine götürülme zamanı gelmişti. O gün leylek Lekirdek top şeker zannedip, ilaçların hepsini yedi. Tabi ki bunun sonucunda gözleri iyi görmemeye ve başı dönmeye başladı.
Sivridiş’in yanına geldi.
Lekirdek:  -“Haydi Sivridiş, gidiyoruz”
Sivridiş:  -“ınga ınga” dierek beni anneme götür demek istiyordu.
Lekirdek, Sivridiş’i alarak uçmaya başladı. Lekirdek için her taraf dönüyor, sanki ağaçlar havada uçuyordu. Sivridiş’i tavşan ailesine götürecekti ki olanlar oldu. Bizimki tavşanların evi diye maymunların evinin kapısını tıklattı.
Anne maymun: -“kim o?” dedi. Yavaşça kapıyı açtı ve dışarıya çıktı.
- “Tebrik ederim, anne oldunuz” dedi Lekirdek.
Anne maymun: -“Yaşasın yaşasın bir yavrumuz oldu”
Bay maymun ve bayan maymun Sivridiş’i evlerine aldı. Sivridiş’e şaşkınlıkla bakıyorlardı. Çünkü, Sivridi onlara hiç benzemiyordu. Rengi onlardan farklıydı. Kulakları ve dişleri kendi kulak ve dişlerinden uzundu.
Anne maymun: -“Bebeğimizin ismi ne olsun?”
Baba maymun: -“Bilmiyorum, sen bul ismini”
Anne maymun: -“Bence Sivridiş olsun. Kocaman sivri dişleri var. Ben bu ismi ona uygun buldum”
Baba maymun: -“Peki tamam. Amanda Sivridiş, canımda sivridiş.. agucuk mugucuk..” diye sevmeye başladı.
Günler geçti, tavşan sivridiş büyümüştü. Bir gün Sivridiş parka oyun oynamaya gitti. Oyun yonarken yanına kendisine benzeyen bir tavşan geldi. Onun adı Uzundiş’ti.
- “Senin adın ne?” dedi Uzundiş.
- “Sivridiş benim adım, ya senin?”
- “Benim adım da Uzundiş. Seninle tanıştığıma memnun oldum.”
Uzundiş ile Sivridiş birlikte parkta oyun oynadılar. Derken Sivridiş’in karnı acıktı. Yemek yemek istedi.
Sivridiş’e  Uzundiş: -“Çok karnım acıktı. Evde ıspanak yemeği, marul, havuç yiyeceğim. Çok acıktım çok” dedi.
Sivridiş çok şaşırdı. Hayatında hiç havuç, ıspanak, marul, peynir, zeytin yememiş, süt içmemişti.
Sivridiş: -“Onlar ne? Ben sadece muz yiyorum.”
Uzundiş: -“Onlar çok besleyici yiyecekler. Onları yersen kocaman güzel bir tavşan olursun. Sen böyle yemediğin için zayıf ve kısa boylusun. Ben senden daha küçüğüm ama iyi beslendiğim için boyum uzun, kilom daha iyi.”
Sivridiş: -“Bilmiyorum ki. Aslında doğru söylüyorsun.”
Uzundiş: -“Evet, tabi doğru söylüyorum. Havuç, ıspanak, marul, peynir, zeytin yersen süt içersen büyürsün.”
İki konuşurken Uzundiş’in annesi parka geldi. Sivridiş, Uzundiş’in annesini görünce biraz şaşırdı. Çünkü, kendi annesi ve babası onlardan farklıydı.
Uzundiş’in annesi, Uzundiş’i çağırdı.
Anne tavşan: -“Haydi, Uzundiş, en sevdiğin ıspanak yemeğini yaptım. Yanında da yine en sevdiğin marul, havuç birde yoğurt var. İstersen yanındaki arkadaşın da bizimle yemek yemek için gelebilir.”
Sivridiş’in anne-babasından izin aldıktan sonra yemeğe gittiler.
Sivridş, akşam yemeğinde hiç yemediği ıspanak, marul, havuç ve yoğurt gibi yiyecekleri yedi. Bütün yemekleri çok sevdi. Havuçlara ise bayıldı.
Uzundiş’in annesine: -“ Teşekkür ederim, bütün yemekler çok güzeldi. Hepsini çok sevdim. Havuçlara ise bayıldım” dedi.
Lekirdek’e gelince yaptığı hatayı fark etti: –“ Sivridiş’i tavşan ailesine götürmem gerekiyordu. Ama ben onu, yanlışlıkla maymun ailesine götürdüm. İyi ki insanlar hastanede doğum yapıyorlar ve bebekleri babaları hastaneden kendileri alıyorlar. Bu nedenle hiç yanlışlık yapılmıyor. İyi ki, bu işi ben yapmıyorum. Yoksa çok karışıklık çıkardı. Neyse, şu yeni maymun yavrusunu götürdükten sonra Sivridiş’i sahip olduğu ailesine götürürüm” dedi. Maymun yavrusunu aldı ve uçmaya başladı. Bu sefer başı dönmüyordu. Her yeri net görüyordu. Karışıklıkta yapmadı. Maymun ailesinin kapısına geldi.
- “Tık tık tık”
- “Kim o?” dedi bayan maymun. Sonra yavaşça kapıyı açtı, dışarıya çıktı.
- “Tebrik ederim yine anne oldunuz”
- “Yaşasın yaşasın, bir yavrumuz oldu. Üstelik bana benziyor.”
- “Sivridiş’i tavşanlara götüreceğim. Artık siz küçük maymunla ilgilenirsiniz.”
Sivridiş, tavşan ailesine kavuşmuştu. Artık sadece muz yemiyordu. Ispanak, marul, peynir, zeytin, yoğurt yiyor sütte biçiyordu. Üstelik havuç yemeye bayılıyordu. Bütün aile birlikte çok mutluydu.


YUMİ’NİN BAŞINA GELENLER

Yumi çok sevimli bir kaplumbağaydı. Parlayan gözleri, sürekli gülen bir yüzü ve sırtında harika işlemeleriyle çok güzel bir kabuğu vardı.
Fakat Yumi bugünlerde biraz durgundu. Onu üzen bir şey vardı. Annesi Yumi’yi çağırdığında, Yumi gelinceye kadar ne diyeceğinin unutuyordu. Çünkü, Yumi çok yavaş yürüyordu. Arkadaşlarıyla oynamak için sözleşiyorlardı. Ancak, Yumi gittiğinde herkesin dağıldığını görüyordu.
Aklında bu düşüncelerle yürümeye başladı. Sonra karşıdan hızla kendisine yaklaşmakta olan, tırtılı gördü. Yanına gelince “Ooo… Ne kadar çok ayağın var öyle….” dedi. tırtıl güldü. “Eğer senin kadar çok ayağım olsaydı, belki daha hızlı yürür, oyun yerine arkadaşlarım dağılmadan yetişirdim” dedi.
Sonra tırtılın yanından uzaklaştı. Ve yanında yürümekte olan tavşanı fark etti. “Ooo… ne kadar uzun kulakların var öyle…” dedi.  “Eğer senin kadar uzun kulaklarım olsaydı, annemi daha çabuk duyabilirdim” dedi. Tavşanda anlamıştı, Yumi’nin üzüntüsünü. Tavşanında kendisine ne dediğini duymadan yürüdü Yumi.
Biraz daha ilerledi ve ağacın altında dinlenmekte olan fili gördü. Ve “Ooo… ne kadar büyük bir burnu var öyle” dedi. Fil duymuştu Yumi’nin dediklerinin. Sonra: “tırtıl gibi çok ayağım, tavşan gibi uzun kulaklarım, birde fil gibi uzun bir burnum olsaydı ne güzel olurdu” diye söylendi Yumi.
Ertesi gün; tırtıl, tavşan ve fil Yumi’yi ziyarete gittiler. Tırtıl üç çift ayak, tavşan bir çift kulak,filde uzun bir burun yapmıştı Yumi’ye. Tüm bunları Yumi’ye uzatıp “Belki gerçek değil ama senin için yaptık” dediler.
Yumi, öyle çok sevinmişti ki. Hemen ayakları, kulakları ve kocaman burnu taktı. “Ooo…“ dedi. “Tıpkı sizinkiler gibi, ne güzel” dedi. Ve oradan oraya, sevinçle bağırarak yürümeye başladı.
Ama, o da ne !.. Yumi yürürken, burnu ve kulakları yere değmiş ve ayaklarına dolanmıştı. Ayakları dolanan Yumi, önce sendeledi, sonra paldır küldür yuvarlandı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Tırtıl, tavşan ve fil kahkahalarla gülüyorlardı…
Yumi, yerden kalktıktan sonra “Evet istediğin şeyler bizde var. Ama seninde sırtında, her zaman yanında olan bir evin var. Bizimse böyle bir kabuğumuz yok. Seni tehlikelerden koruyan, har an yanında olan bir ev! “ dediler. Bunun üzerine Yumi, taktıklarını çıkartıp: “Ooo… doğru, bir daha böyle bir şey yapmayacağım. Evim sayesinde canım yanmadı. Ama bir daha sizlere özenmeyeceğim. Çünkü; benimde evim çok güzel!” dedi..ve gülmeye başladı.

SÜRPRİZ OTOBÜS

Cimcime bir gün annesi ve kardeşiyle birlikte gezmeye çıkmıştı. Eğlenceli ve yorucu bir günün sonunda eve dönme zamanı da gelmişti artık. Cimcimelerin evleri uzaktaydı. Bu yüzden eve otobüsle gitmek zorundaydılar. Cimcime kız kardeşinin elini sıkı sıkı tutuyordu.
Hıııh, otobüs de gelmişti zaten. Ama bir dakika! Aynı anda iki otobüs birden gelmişti durağa. Cimcime’nin de kafası karışmıştı bu duruma! Cimcime’nin annesi o anda: “İşte otobüs geldi” dedi. Cimcime de “ Hangi otobüs anneciğim, öndeki mi arkadaki mi?” diye sordu.
Annesi cevap vermiyordu.çünkü arabaların gürültüsü o kadar fazlaydı ki annesi Cimcime’yi duymadı bile. Duraktaki herkes otobüslere doğru ilerliyordu.
İşte tam bu sırada Cimcime sıkı sıkı tuttuğu kardeşinin elini bırakmak zorunda kaldı. Cimcime o korku ve heyecanla alelacele otobüse bindi. Otobüs tüm yolcularını aldı ve hareket etti. Otobüs yoluna devam ediyor, Cimcime hala annesini ve kardeşini göremiyordu. Cimcime: “anne neredesin?” diye haykırdı telaşla. Hala kimse bir cevap vermiyordu işte tam o anda yanlış otobüse bindiğini fark etmişti Cimcime.
Birden telaşa kapıldı bu otobüsten bir an önce inip buradan kurtulmak istiyordu. Ama kapılar çoktan kapanmış ve otobüs de uzunca bir yol almıştı. Cimcime bir anda: “Durdurun bu otobüsü!” diye haykırdı.
Otobüs tıklım tıklım doluydu. Çoğunluğu da Cimcime’nin yaşıtlarından oluşuyordu. Herkes çok mutlu ve neşeli görünüyor, kimse Cimcime’yi umursamıyordu bile. Cimcime sinirlenerek: “İnmek istiyorum! ” diye bağırdı.
Kalabalığın arasından bir ses: “ çok eğleneceğiz emin ol” dedi. Nereden geldiği bilinmeyen bu ses Cimcime’yi şaşırtmıştı. “ Neden eğleneceğiz ki? “ diye düşündü. Ama en azından onu dinleyen birileri olduğu içinde biraz olsun rahatlamıştı.
Nereye gittiği bilinmeyen bu otobüsün içinde herkes çok neşeliydi. Cimcime çok şaşkındı. Nereye gittiklerini görmek için şöyle bir camdan dışarı baktı. Tam bu sıradan müthiş bir patlama sesiyle irkildi. Kulakları sağır eden bu ses karşısında herkes şaşırmıştı. Ardından gökyüzü ışıl ışıl, rengarenk bir cümbüş havasına dönüşüverdi. Herkesin gözleri gökyüzüne çevrilmişti. Bu bir havai fişek gösterisiydi. O anda Cimcime’nin yüzünde minik bir tebessüm belirdi.
Dışarısı bir karnaval alanı gibiydi. Her yer rengarenk ve hareketliydi. Aaa, palyaçolar da vardı. Ne sevimli görünüyorlardı. Otobüs bir anda duruverdi. Kapılar açıldı. Herkes inmeye başlamıştı. Cimcime de kalabalıkla birlikte aşağıya indi. Birde ne görsün!
Burası “Disneyland” tı. Cimcime şimdi hep gitmek isteyip de gidemediği yerdeydi. Şaşkınlığın yerini heyecan ve mutluluk almıştı. Hemen içeri girdi, içerisi tam hayalindeki gibi muhteşem bir yerdi. Aynı zamanda da çok kalabalıktı.
Cimcime ilerledi ilerledi. Aaa, o da kim? En yakın arkadaşı Aliş de oradaydı. Ve annesi ve babası ve Cimcime çok sevmişti buna. Hemen yanlarına gitti. Başından geçenleri bir bir Aliş’in anne ve babasına anlattı. Onlarda çok şaşırmışlardı bu duruma.
Hemen Cimcime’nin ailesine merak etmemeleri için haber verdiler. Kısa bir süre sonra da Cimcime’nin anne ve babası geldi. Cimcime ailesini görünce hemen koştu ve sarıldı onlara. Ailesi de çok mutlu olmuştu Cimcime’nin bulunmasına Aliş ve ve ailesine çok teşekkür ettiler. Sonrada Disneyland’ın tadını çıkardılar hep birlikte.
Peki, Cimcime’yi getiren otobüs neden onu buraya getirmişti ki acaba? Çünkü o otobüs Disneyland’ın servis aracıydı! Cimcime panikle o otobüsün diğer otobüslerden fark edememişti. Cimcime daha sonra “İyi ki de binmişim” diye düşündü ve maceranın tadını çıkardı.
 
Katılım
14 Tem 2006
Mesajlar
2,316
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
:thumbsup:arkadaşım hepsini okuyamadım ama ellerine sağlık:) çok güzel bir paylaşım teşekkür ederim..
 
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
125
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
32
WORD E KOPYALA YAPIŞTIR YAPTIM:D LAZIM OLUR PAYLAŞIMIN İÇİN TEŞEKKÜRLERRRRRRRRR:D
 
Katılım
9 May 2006
Mesajlar
729
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
çok teşekkürler canım ben de yazıyorum insalla bi gün düzeltmelerini yapıp bende yayınlarım
 
Katılım
23 Eki 2006
Mesajlar
7
Tepki Skoru
0
Puanları
0
paylaştığın için çok teşekkürler...ellerine ve yüreğine sağlık...
 
Katılım
21 Ağu 2006
Mesajlar
810
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
ben bugun kaplumbaga yumı nın basına gelenlerı anlattım cocuklara sonra da hıkayedekı karakterlerın maskelerını yapmıstım maskelı drama yaptırdım coooook sevdıler cok zevk aldılar paylasımın ıcın hem kendı adıma hem cocuklarım adına tesekkurlerr
 
Katılım
23 Tem 2006
Mesajlar
290
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
m_f_fatma' Alıntı:
ben bugun kaplumbaga yumı nın basına gelenlerı anlattım cocuklara sonra da hıkayedekı karakterlerın maskelerını yapmıstım maskelı drama yaptırdım coooook sevdıler cok zevk aldılar    paylasımın ıcın hem kendı adıma hem cocuklarım adına tesekkurlerr
uyguladığın için ben teşekkür ederim faydalı olduğuma sevindim....
 
Katılım
17 Eyl 2007
Mesajlar
2,241
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
38
ben de gözgezdirdim ama tamamını okudum desem yalan olur :) kaydettim, paylaşımın teşekkürler :))
 
Katılım
16 Şub 2008
Mesajlar
4
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
38
yumi'nin başına gelenler hikayesi tam aradığım hikaye çok işime yaradı çok teşekkürler
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst