YÖK, Farklı Katsayı Uygulaması Kararına Danıştay'ın Yürütmeyi Durdurmasının Ardından

Puanları 0
Solutions 0
Katılım
1 Kas 2008
Mesajlar
100
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
36
@Gökçe KARAMAN
YÖK, 17 Aralık 2009'da farklı katsayı uygulaması kararına Danıştay'ın yürütmeyi durdurmasının ardından bugün Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz dilekçesini sundu. YÖK, itiraz dilekçesinde, "Yargısal denetim, denetime tabi tutulan düzenlemenin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisine sahip olduğu bir konuda yapmış olduğu bir düzenlemenin, yargı organlarınca iptal edilmemiş olması ve dolayısıyla hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya devam ediyor olması, hizmet gerekleri ve kamu yararı dikkate alınarak takdir yetkisi kapsamında farklı bir düzenleme yapılamayacağı anlamına gelmez. Aksi düşünce takdir yetkisine sahip olan idareyi hukuka uygun birden fazla alternatif içinde bir seçeneğe mahkum etmek ve dolayısıyla takdir yetkisini bağlı yetkiye dönüştürmek anlamına gelir" denildi.

İtiraz dilekçesinde, YÖK, 21 Temmuz 2009'da, yükseköğretime girişe ilişkin yeni bir sistem getirildiğini, bu yeni sistemin tamamına yönelik bir hukuka uygunluk tartışması ortaya çıkmadığını belirterek, "Bu yeni sistem içinde farklı bir anlamı ve işlevi olan katsayı oranları ile ilgili kısım dava konusu edilmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, katsayı farklılaştırmasını "yönlendirme' amacının tek aracı gibi değerlendirmek suretiyle yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Hukuka saygılı olan Kurulumuz bu yargı kararını yerine getirmek amacıyla, yeni bir katsayı oranı belirlemek üzere toplanmış ve yeni sistemin bütünlüğü içinde bilimsel ve teknik değerlendirmeler yaparak yeni bir oran belirlemiştir. Dolayısıyla yargı kararının gereği kapsamında yeni işlem tesis edilmiştir" dedi.

Dilekçede, Danıştay 8. Dairesi'nin yürütmenin durdurulması kararında eski sistemde belirlenmiş olan katsayıya karşı açılmış davalarda iptal taleplerinin reddi ile oluşmuş bir statüye işaret ettiği belirtilerek, şunlar ifade edildi:

"Danıştay'ın red kararları bir kesin hüküm oluşturmadığı gibi, Danıştay'ın red kararları ile oluşmuş bir kazanılmış hak da yoktur. Ayrıca katsayı oranları her yıl Kurulumuzca yeniden belirlenmekte olup, bir önceki yıl uygulanan katsayı oranı nedeniyle kazanılmış bir haktan söz etme olanağı bulunmamaktadır. Red kararlarının kesin hüküm oluşturmayacağını kabul eden Danıştay'ın bu red kararları ile değişmesi mümkün olmayan bir hukuki statü oluştuğu iddiası kabul edilebilir olmadığı gibi, bilinen kararlarına da aykırıdır. Oysa, yeni bir sistem kurulduğu açıktır."

Dilekçede, yargısal denetimin, denetime tabi tutulan düzenlemenin hukuka uygunluğu ile sınırlı olduğu da yer alarak, "İdarenin takdir yetkisine sahip olduğu bir konuda yapmış olduğu bir düzenlemenin, yargı organlarınca iptal edilmemiş olması ve dolayısıyla hukuka uygunluk karinesinden yararlanmaya devam ediyor olması, hizmet gerekleri ve kamu yararı dikkate alınarak takdir yetkisi kapsamında farklı bir düzenleme yapılamayacağı anlamına gelmez. Aksi düşünce takdir yetkisine sahip olan idareyi hukuka uygun birden fazla alternatif içinde bir seçeneğe mahkum etmek ve dolayısıyla takdir yetkisini bağlı yetkiye dönüştürmek anlamına gelir" denildi.

YÖK'ün, 1998 yılında 0,2-0,5 olarak belirlenen katsayı oranlarının zaman içinde değiştirilmiş olmasını somut bir örnek olarak sunduğu dilekçede, 2002 yılında alan içi ve alan dışı tercihlerde kullanılacak katsayı aralığının 0,3-0,8 olarak değiştirildiği, ardından 2006 yılında alan farklılaştırılmasına gidilerek alan bilgisinin daha sağlıklı ölçülebilmesi için 4 olan alan sayısının 7'ye çıkarılmış olmasının, değişen ihtiyaçlara göre yeni düzenlemeler yapılabileceğini gösterdiğine vurgu yapıldı.

-EKSİK İNCELEME KANISI UYANDIRMAKTADIR-

Dilekçede, "Yükseköğretim Kurulunun 1998 yılında aldığı farklı katsayı uygulamasına ilişkin düzenleme sonrası yargı kararları ile hukuka uygun olduğu kabul edilmiş ve uygulanmakta olan katsayının (0,8-0,3), (0,15 - 0,13) olarak değiştirilmesinin nedenleri 7.1.2010 günlü ara kararımız ile sorulmasına karşın, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğu görülmüştür" denildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

Öncelikle sözü edilen ara kararında tam ve açık olarak idaremizden ne istenildiği belirtilmemiştir. Belirsiz ve geniş kapsamlı bir soruyu içeren ara kararına cevap verilmediğinden yola çıkılarak hüküm kurulması ve böylesine yaygın sonuçları olan bir davanın tek gerekçesi olarak bu hususa değinilmesi, adil yargılanma ilkesine ve idare hukukunun temel ilkelerinden olan re'sen inceleme ilkesine aykırıdır. İlgili Daire bu gerekçeyi kararına dayanak yapmakla, katsayının yeni sistem içindeki yeri konusunda eksik incelemeye dayalı karar verdiği kanısını uyandırmaktadır."

-1998-2010 ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ TÜRETİLMİŞ BAŞARI ESASINA DAYANMAKTADIR-

Dilekçede, 1998-2010 yılları arasında uygulanan üniversiteye giriş sisteminin, tek aşamalı yapılan ve bilgi yerine ağırlıklı olarak yetenek ölçümünü esas aldığı, başarı sıralamasının belirlenmesinde sınavda elde edilen gerçek başarı yerine ağırlıklı orta öğretim başarı puanını belirleyici bir araç olarak kullandığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Ne var ki on yılı aşkın uygulama sonuçları, bu sistemin birçok açıdan sakıncalı ve amaçla uyumlu olmadığını ortaya çıkarmıştır. Bu sistemde okulun yerini dershanelerin aldığı, özellikle lise son sınıftaki öğrencilerin sağlık mazereti ile okula devam etmedikleri, ancak buna rağmen okul başarısını yükseltmek adına yüksek notlar verildiği gerçek başarı yerine katsayı farklılaştırılması yoluyla türetilmiş başarı esasına dayanan bu sistemin çalışkan ve donanımlı öğrencilerin aleyhine işlediği bir vakıadır. Daire kararında, istikrar kazandığı söylenen önceki sistemin soru sayısı, soruların konulara göre dağılımı ve sınav süreleri açısından böyle bir sınavda olması gereken ölçme ve değerlendirme yeterliliğini taşımadığı, farklı katsayı uygulamak suretiyle adaletsizlikleri derinleştirdiği artık bilinen bir gerçektir."

-KURUL KARARI AMAÇ YÖNÜNDEN HUKUKA UYGUNDUR-

Dilekçede, Kurul kararının uluslararası gelişmelere uyumlu ve hizmet gereklerine uygun bir kara olduğu ve amaç yönünden de hukuka uygun olduğu belirtilerek, "Kurulumuz Anayasa ve yasalarla kendisine tanınan takdir yetkisini hizmet gereklerine uygun şekilde kullanmıştır" denildi.

Dilekçede ayrıca, Kurul'un 46 üye Devletin katıldığı Bologna Süreci olarak adlandırılan sürece dahil olduğuna yer verilerek, Türkiye'nin 2009 Bologna Karnesinin en zayıf alanının yaşamboyu öğrenme olduğu belirtildi. Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

"Bologna sürecine imza atan ülkeler eğitim sistemlerini, yükseköğretime erişimde, katılımda, devamda ve mezun olabilmede eşitlik, hakkaniyet ve şeffaflık çerçevesinde oluşturacak. Ülkelerin sadece yükseköğrenim çağındaki kişilerin yükseköğretime erişim oranının yükseltilmesi için değil, varsa toplumun değişik kesimlerinin yükseköğretime erişim konusunda engellerinin kaldırılması için tedbirler alması öngörülmektedir. Yapılacak değişikliklerde eğitim sisteminin, ilköğretimden doktoraya kadar her bir öğrenim kademesinde öğrencilere kazandırılan bilgi, beceri ve yetkinliklerin öğrenim çıktıları olarak net ve ölçülebilir biçimde tanımlanması, böylece, hem kademeler arası geçişin kolaylaştırılması, hem de aynı kademede yer alan diploma programları arasındaki hareketliliğin artırılmasının sağlanması mümkün olacaktır." ALINTIDIR...
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst