ALINTIDIR......
SORU-CEVAP METODU
Soru sormak her türlü öğrenmenin başıdır. Kafasında herhangi bir konu hakkında soru oluşturan kişi, artık meselenin farkına varmış, onun çözüm yolunu aramaya başlamış demektir. Ona, rasyonel ve bilimsel yolla soruya cevap arama yolu öğretilirse, o problemi güzel bir metotla çözebilecek demektir.
Soru, her zaman öğretimdeki temel iletişim araçlarından biri olmuştur.Sorusuz bir iletişim yok gibidir. Soru-cevap metodu, başka metotların içinde ara sıra kullanılan soru-cevap tekniğinden ayrı; dersi baştan sona soru-cevap tarzında işleme demektir.
Genellikle sorusuz öğretim düşünülemez.Öğretmen de nasıl soru soracağını,eğitim ortamında soruyu nasıl kullanacağını bilmek zorundadır;çünkü öğrenme-öğretme ortamı iletişime dayanır ve yerinde,doğru soru sorulmazsa,iletişimin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılmaz.
Bu metodun tarihte esas kullanıcısı, Antik Yunan filozofu Sokrates'tir. Onun idealist felsefesine göre, tüm bilgiler insanın kafasında vardır, ama berrak ve uyanık halde değil, üstü örtülü ve uyur haldedir. Eğitimin görevi, her insanın kafasında var olan bu bilgilerin üstünü açmak ve uyandırmaktır. Yoksa, insana daha önce kafasında olmayan bir şey öğretilemez. Öğretme, sadece soru sorarak yapılmalıdır. Burada öğrencinin bağımsız düşüncesi pek söz konusu olmamaktadır. Verilen cevaplara göre yeniden sorular sorarak, insana, hiç bilmediğini farz ettiği bilgiler "öğretilir". Sokrates de, hiç bir şey bilmeyen bir köleye, sadece sorular sorarak karmaşık bir geometri problemini çözdürmüştür.
Soru-cevap yöntemi ile doğrudan öğretim yapıldığı gibi, bu metodu kullanarak yazılan eserler de vardır. Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilik" adlı eseri Sokratvari soru-cevap yöntemi kullanılarak ve dört kişinin soru-cevap tarzında konuşturulması şeklinde yazılmıştır.
Eğitim ortamında soru çok değişik amaçlar için kullanılabilir.Bunlar şu başlıklar altında incelenebilir;
• Anlamlı bir soru öğrencinin dikkatini kazandırılacak davranışın üzerine çekmede yardımcı olabilir.
• Uygun biçimde planlanmış ve sorulmuş sorular,öğrencinin etkili biçimde düşünmesini sağlayabilir.Davranış değişikliğini oluşturmak için,öğrencinin etkinliğe katılması gereklidir;çünkü organizmanın tepkide bulunabilmesi için bildiklerini mantık süzgecinden geçirmek zorundadır.bunu sağlamasının bir yolu da kişiye soru sormaktır.
• Sorular öğretimin etkililiğini ve verimliliği konusunda bilgi verebilir;iletişimde amaç,anlamın paylaşılmasıdır.bu amacın gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için öğretmen eğitim ortamında soru sormak zorunda kalabilir.Eğer iletişim sağlanmamışsa,öğretmen gerekli düzeltmeleri yapabilir;başka erkinliklere girebilir.
• Sorular öğrenciler arasında hoşgörülü olmayı da sağlayabilir;öğrencilerin birbirlerine soru sormaları,yanıtları dinlemeleri;demokratik davranışların gelişmesini sağlayabilir.Ayrıca çekingen öğrenciler de böyle ortamlarda derse isteyerek katılabilir.Çok yönlü düşünme,karşı savlara saygılı olma,dinleme,konuşma,soru sorma gibi davranışların gelişmesine katkıda bulunabilir.
• Soru,hedef davranışların kazandırılmasına yardımcı olabilir;öğretmen hangi strateji,yöntem ve tekniği kullanırsa kullansın,sorudan kaçınamaz.Sorular öğrencinin istendik davranışı kazanmasına yardımcı olmalıdır.sözgelişi;eğer hedef bilgi düzeyindeyse,”Atatürk Samsun’a ne zaman çıktı,su nelerden oluşmuştur?yerçekimi kanununu söyleyiniz” gibi sorular sorulmalıdır.Oysa davranış kavrama düzeyinde olunca,bu kez “Atatürk Samsun’a neden çıkmıştır?,suyun özelliklerini açıklayınız?yerçekimi kanunu uçakların yapımında neden göz önüne alınmalıdır?”gibi sorulara yer verilmelidir.
SORU İLE STRATEJİ,YÖNTEM VE TEKNİKLER
Sorunun niteliğiyle,öğrenme-öğretme stratejisi,yöntem ve tekniği arasında ilişki vardır.Strateji,yöntem ve teknikler değişince sorular da değişmektedir.Örneğin;dikkati çekme basamağında “Trafik kazalarının neden bu kadar çok olduğunu düşündünüz mü?”,Sınıf başkanı Hüseyin sınıfı daha etkili yönetmek için başka neler yapabilirdi?”,”Günde bir paket sigara içen kişi bir yılda ne kadar para harcayabilir?” gibi sorular kullanılabilir;çünkü bu tür sorular öğrenciyi düşündürebilir.
Ara özetlerde “Şimdiye dek ne öğrendik?,Buraya dek öğrendiklerimizi kim özetleyebilir?gibi sorular işe koşulabilir.son özetler,”Bugün sınıf başkanının sorumluluğu konusunda neler öğrendik?, “Atatürk ilkelerini kim sayacak?”,”İnsanın duyu organları nelerdir?” gibi sorularla başlayabilir.Tekrar güdüleme basamağında ise,”Karar verme mekanizmasını kullanmak bize ne yarar sağlayabilir?Bilimsel yöntemi kullanmanın yararları nelerdir?” gibi sorular kullanılabilir.
Sorunun birçok çeşitleri vardır. Bunları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:
SORU-CEVAP METODU
Soru sormak her türlü öğrenmenin başıdır. Kafasında herhangi bir konu hakkında soru oluşturan kişi, artık meselenin farkına varmış, onun çözüm yolunu aramaya başlamış demektir. Ona, rasyonel ve bilimsel yolla soruya cevap arama yolu öğretilirse, o problemi güzel bir metotla çözebilecek demektir.
Soru, her zaman öğretimdeki temel iletişim araçlarından biri olmuştur.Sorusuz bir iletişim yok gibidir. Soru-cevap metodu, başka metotların içinde ara sıra kullanılan soru-cevap tekniğinden ayrı; dersi baştan sona soru-cevap tarzında işleme demektir.
Genellikle sorusuz öğretim düşünülemez.Öğretmen de nasıl soru soracağını,eğitim ortamında soruyu nasıl kullanacağını bilmek zorundadır;çünkü öğrenme-öğretme ortamı iletişime dayanır ve yerinde,doğru soru sorulmazsa,iletişimin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılmaz.
Bu metodun tarihte esas kullanıcısı, Antik Yunan filozofu Sokrates'tir. Onun idealist felsefesine göre, tüm bilgiler insanın kafasında vardır, ama berrak ve uyanık halde değil, üstü örtülü ve uyur haldedir. Eğitimin görevi, her insanın kafasında var olan bu bilgilerin üstünü açmak ve uyandırmaktır. Yoksa, insana daha önce kafasında olmayan bir şey öğretilemez. Öğretme, sadece soru sorarak yapılmalıdır. Burada öğrencinin bağımsız düşüncesi pek söz konusu olmamaktadır. Verilen cevaplara göre yeniden sorular sorarak, insana, hiç bilmediğini farz ettiği bilgiler "öğretilir". Sokrates de, hiç bir şey bilmeyen bir köleye, sadece sorular sorarak karmaşık bir geometri problemini çözdürmüştür.
Soru-cevap yöntemi ile doğrudan öğretim yapıldığı gibi, bu metodu kullanarak yazılan eserler de vardır. Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilik" adlı eseri Sokratvari soru-cevap yöntemi kullanılarak ve dört kişinin soru-cevap tarzında konuşturulması şeklinde yazılmıştır.
Eğitim ortamında soru çok değişik amaçlar için kullanılabilir.Bunlar şu başlıklar altında incelenebilir;
• Anlamlı bir soru öğrencinin dikkatini kazandırılacak davranışın üzerine çekmede yardımcı olabilir.
• Uygun biçimde planlanmış ve sorulmuş sorular,öğrencinin etkili biçimde düşünmesini sağlayabilir.Davranış değişikliğini oluşturmak için,öğrencinin etkinliğe katılması gereklidir;çünkü organizmanın tepkide bulunabilmesi için bildiklerini mantık süzgecinden geçirmek zorundadır.bunu sağlamasının bir yolu da kişiye soru sormaktır.
• Sorular öğretimin etkililiğini ve verimliliği konusunda bilgi verebilir;iletişimde amaç,anlamın paylaşılmasıdır.bu amacın gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için öğretmen eğitim ortamında soru sormak zorunda kalabilir.Eğer iletişim sağlanmamışsa,öğretmen gerekli düzeltmeleri yapabilir;başka erkinliklere girebilir.
• Sorular öğrenciler arasında hoşgörülü olmayı da sağlayabilir;öğrencilerin birbirlerine soru sormaları,yanıtları dinlemeleri;demokratik davranışların gelişmesini sağlayabilir.Ayrıca çekingen öğrenciler de böyle ortamlarda derse isteyerek katılabilir.Çok yönlü düşünme,karşı savlara saygılı olma,dinleme,konuşma,soru sorma gibi davranışların gelişmesine katkıda bulunabilir.
• Soru,hedef davranışların kazandırılmasına yardımcı olabilir;öğretmen hangi strateji,yöntem ve tekniği kullanırsa kullansın,sorudan kaçınamaz.Sorular öğrencinin istendik davranışı kazanmasına yardımcı olmalıdır.sözgelişi;eğer hedef bilgi düzeyindeyse,”Atatürk Samsun’a ne zaman çıktı,su nelerden oluşmuştur?yerçekimi kanununu söyleyiniz” gibi sorular sorulmalıdır.Oysa davranış kavrama düzeyinde olunca,bu kez “Atatürk Samsun’a neden çıkmıştır?,suyun özelliklerini açıklayınız?yerçekimi kanunu uçakların yapımında neden göz önüne alınmalıdır?”gibi sorulara yer verilmelidir.
SORU İLE STRATEJİ,YÖNTEM VE TEKNİKLER
Sorunun niteliğiyle,öğrenme-öğretme stratejisi,yöntem ve tekniği arasında ilişki vardır.Strateji,yöntem ve teknikler değişince sorular da değişmektedir.Örneğin;dikkati çekme basamağında “Trafik kazalarının neden bu kadar çok olduğunu düşündünüz mü?”,Sınıf başkanı Hüseyin sınıfı daha etkili yönetmek için başka neler yapabilirdi?”,”Günde bir paket sigara içen kişi bir yılda ne kadar para harcayabilir?” gibi sorular kullanılabilir;çünkü bu tür sorular öğrenciyi düşündürebilir.
Ara özetlerde “Şimdiye dek ne öğrendik?,Buraya dek öğrendiklerimizi kim özetleyebilir?gibi sorular işe koşulabilir.son özetler,”Bugün sınıf başkanının sorumluluğu konusunda neler öğrendik?, “Atatürk ilkelerini kim sayacak?”,”İnsanın duyu organları nelerdir?” gibi sorularla başlayabilir.Tekrar güdüleme basamağında ise,”Karar verme mekanizmasını kullanmak bize ne yarar sağlayabilir?Bilimsel yöntemi kullanmanın yararları nelerdir?” gibi sorular kullanılabilir.
Sorunun birçok çeşitleri vardır. Bunları şu şekilde sınıflandırmak mümkündür: