Saat sabahın onu. Güzel bir sonbahar sabahı çıktığınız yürüyüşte çocuğunuzun okulunun önünden geçiyorsunuz. Okulun bahçesinde çoğu erkek bir grup ilkokul çocuğunun serseri görünüşlü bir adamın etrafında toplandığı dikkatinizi çekiyor.
Çocukların arasında kendi 10 yaşındaki oğlunuzu da görüyorsunuz. Adam elindeki bir kutudan çocuklara hap dağıtıyor. "Bu hapları yutun. Kendinizi iyi hissedeceksiniz. Okulda öğretmenleriniz de sizi daha çok sevecek. Ben her gün burada olacağım. Size bu haplardan dağıtacağım. Sizin için neyin iyi olduğunu ben biliyorum" diyor.
Hışımla okulun bahçesine dalıp adamın elindeki kutuyu kapıyorsunuz. Kutunun üzerinde Speed yazdığını görüyorsunuz. Bu durum karşısında tepkiniz ne olurdu? Adama vurmak mı? Polisi çağırmak mı? Çocukların ellerinden hapları toplamak mı?
Şimdi bir başka senaryoya geçelim. Saat sabahın onu. İlkokuldaki oğlunuzun öğretmeniyle görüşmek üzere okul binasına giriyorsunuz. Öğretmenler odasına doğru giderken ofisin önünde çoğu erkek çocuklardan oluşan uzunca bir kuyruk dikkatinizi çekiyor. Sizin oğlunuz da kuyrukta bekliyor. Kuyruğun başında beyaz üniformalı hemşire çocuklara elindeki şişeden hap dağıtıyor.
Hemşire "Şimdi ilacınızı alın. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Öğretmenleriniz sizi daha çok sevecek. Doktorunuz ve ben sizin için neyin iyi olduğunu biliyoruz" diyor.
Hemşirenin yanına yaklaşıp elindeki ilaç kutusuna bakıyorsunuz. Üzerinde Ritalin yazıyor.
Bu durum karşısında reaksiyonunuz ne olurdu? Bu manzara bir hayal ürünü değil. Amerika'nın hemen her ilkokulunda her gün yaşanan bir rutin. Kuyruktaki çocukların ortak özelliği " Hiperaktivite" ya da " Dikkat Eksikliği Sendromu" hastalığına (!) yakalanmış olmaları. İki senaryonun ortak özelliği çocuklara bağımlılık yaratan " amfetamin" verilmesi.
Serseri drag satıcısı hapları para kazanmak adına veriyor, hemşire ise ilaç firması ve doktorların öğretmen ve aileleri yanına alarak tedavi (!) adına önerdiği ilacı çocukların boğazına tıkıyor. İki senaryo arasındaki fark ise amfetamin satıcısının kimliği" diyor Dr. David Stein.
Peki Amerikan okullarında olan bir şey bizi niye ilgilendirsin ki diyebilirsiniz.
Üç nedeni var: Bir, Amerika'da yapılan her uygulama doğru olduğu (!) için yarın aynı sahnelerin Türkiye'de yaşanmasından korkuyorum; iki, çevremde doktoru tarafından "hiperaktivite" teşhisi konmuş ve Ritalin alan çocukların sayısındaki hızlı artıştan dolayı ürküyorum; üç, Amerika'da yaşadığım yıllarda oğluma Hiperaktif teşhisi konmuş ve çocuğuma Ritalin vermeyi reddettiğim için, çocuğu okuldan atılan bir anneyim. Oğlum bu gün iş ve sosyal yaşamında başarılı ve doyumlu bir genç adam. Arkadaşı Randy ise bir eroin bağımlısı.
Çünkü Randy'nin annesi okul idaresinin baskılarına boyun eğmeyi ve çocuğunu yetiştirme tarzını sorgulamak yerine, çocuğuna hasta etiketi yapıştırılmasına izin vererek kendisini rahatlatmayı seçti.
Okulların fon alabilmek için özel sınıf açmaları gerektiğini ve bu sınıfı açabilmek için de gerekli sayıda hiperaktivite hastalığına (!) yakalanmış çocuklara ihtiyacı olduğunu nereden bilebilirdik ki?
Hiperaktivite tedavisi (!) için doktorlar tarafından verilen Ritalin, Dexedrine, Adderall, Benzedrin gibi ilaçlar afyon, morfin ve kokainin dahil olduğu " Schedule II" listesinde yer alıyor. Yüksek derecede bağımlılık yaratan bu ilaçları kullanan çocuklar arasında daha sonra eroin, kokain ve alkol bağımlığı geliştirmeleri sıkça görülüyor.
Bugünlerde Amerika'da sıkça yapılan bir espriyi paylaşayım sizlerle. Anne-baba ile çocuk arasında fark nedir? Anne-baba Prozac alır, çocuk ise Ritalin. Acı bir espri değil mi? İlaç firmalarının maaşlı doktorları tarafından yapılan araştırmalar sonucu yaratılan bir hastalık olan Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Sendromunun tüm çarpıtmalara rağmen genetik ve biyolojik kökenli olduğu kanıtlanamadı. Çevresel faktörler sonucu beyin kimyasında ve davranışlarda görülen değişikliğe davranış bozukluğu denilir, hastalık değil.
Stres de beyin kimyasında ve davranışlarda bozukluk yaratmıyor mu? Bir davranış bozukluğunu düzeltmek için ise ilaç gerekmez.
Fakirlerin çocuklarına yaramaz, tembel ve ilgisiz deniliyor. Gelir durumu iyice olanların çocukları ise "Hiperaktivite" ve "Dikkat Eksikliği Sendromu" hastalığından mustarip oluyor. Doktorların iddia ettiği gibi bu hastalıkların (!) mevcudiyetini gösteren bir psikolojik test yoktur. Doktorunuz çocuğunuzda bu hastalığın olduğunu söylüyorsa ve siz de inanmayı seçiyorsanız bunun iki nedeni olabilir:
Bir; çocuğunuzun okulda ve evdeki davranış bozukluğunun sorumluluğundan anne baba olarak kendinizi beraat ettirmek ve çocuk yetiştirme tarzınızı sorgulamamak işinize geliyor olabilir. İki; bu hastalık (!) hakkında bir şey bilmeyen, "doktor söylüyorsa doğrudur" diyen ve otoriteyi sorgulamayan biri olabilirsiniz.
Hiperaktivite, enerji fazlalığından başka bir şey değildir. İtaatkâr, uslu ve söz dinleyen insanların makbul olduğu toplumumuzda ne anne babalar ne de okul sistemi genellikle zeki ve fazla enerjiyi kanalize edemediği için yaramazlık yapan çocuklara tahammül edebiliyor.
Çocukları bir ömür boyu "hasta" olarak etiketlemek daha kolay. Bu nasıl bir hastalıktır ki doktor ilacın sadece okul döneminde alınmasını öneriyor? Yaz tatili, hafta sonları ise çocuğa ilaç verilmiyor. Bu nasıl bir hastalıktır ki okulda dikkatini derslere yoğunlaştırma sorunu yaşayan çocuk, kendisini ilgilendiren bir video oyunu ya da aktivite içindeyken saatlerce dikkatini toplayabiliyor? Bu nasıl bir hastalıktır ki Amerika'da ilacı bedava alan fakir ve zenci ailelerin çocuklarında yaygın iken bizde sadece belirli bir gelir düzeyine sahip ailelerin çocuklarını etkiliyor?
Çoğu zenci ve ekonomik gelir düzeyi düşük çocuklar Ritalin'le okulda zombileştirildiğinde okul idaresi rahat ediyor. Bizde ise ekonomik durumu iyi ebeveynler, gerçek anlamda ilgili anne baba olmamalarının suçluluk duygusundan bu hastalık sayesinde kurtuluyor. Hem de çocuklarını doktora götürdükleri için çocuklarıyla ilgili oldukları konusunda kendilerini haklı çıkarıyorlar. Ritalin yanlısı doktorların faturasını ödeyenler de onlar.
Ritalin işe yarıyor mu? Yarıyor. Çocuğu sakinleştiriyor ve dikkatini toparlamasına yardımcı oluyor. Tüm amfetaminler ve kokain de aynı sonucu yaratıyor. Sadece hasta (!) çocuklarda değil, herkes üzerinde aynı etkiyi yapıyor Ritalin.
Ritalin'in güçlü bir bağımlılık yaratması dışında kısa ve uzun vadeli yan etkileri var. Hemen ya da birkaç hafta içinde çıkan yan etkileri uykusuzluk, sinirlilik, aşırı tepkisellik, ağlamak, kişilik değişimi, ciltte kızarıklık, ateş, mide bulantısı, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, kan basıncı değişikliği, diskinezi (garip dil ve yüz hareketleri), sersemleşme, anjin ve göğüs ağrısı, karın ağrıları. Bazen toksik psikoz yani çocuğun realiteyle bağlantısının kopması ve ilacın zehirli boyuta ulaşması görülebiliyor. Tüm amfetamin ve kokain kullananlarda görüldüğü gibi kilo kaybı ve aneroksi olabiliyor. Depresyon, intihar düşünceleri hatta Turet Sendromu (tiklerin oluştuğu ve küfürlü konuşmaların istem dışı ağızdan döküldüğü bir nörolojik bozukluk) gibi komplikasyonlar da görülebiliyor.
Ritalin'in uzun vadeli zararı ise çocuklarda boy ve kilo gelişimini engelliyor olması ve bağışıklık sistemine verdiği zarar. "Doktorum ilacın zararlı olmadığını söylüyor" diyen anne babalar! Doktorlar bir zamanlar Thalidomide'in de zararlı olmadığını söylemişlerdi. Sonuç kolsuz, bacaksız doğan binlerce çocuktu. Zararsız olduğu söylenen birçok ilacın zararları sonradan çıkıyor. Ayrıca laboratuarda üretilen hiç bir ilaç yoktur ki yan etkileri olmasın, aspirinin bile.
Anne babalar! Çocuğunuzun davranış bozukluğunu kontrol etmek adına kısa ve uzun vadeli riskleri almaya değer mi? Yasal olmayan uyuşturucu ve uyarıcı draglarla ilaçlar arasındaki tek fark, ilaçların yasal olması. İngilizce'de ilaçlara da drag deniliyor. Çocuğunuza drag almayı öğretirseniz onlar da drag kullanmayı öğrenir.
İşte size Yeni Binyıl gazetesinde çıkan bir haber: "Hollanda'da hiperaktif ve konsantrasyon bozukluğu çeken çocuklar için tavsiye edilen Ritalin adlı hapın, alındığında kokain etkisi yaptığı ortaya çıktı. Ritalin'in artık uyuşturucu amacıyla son yıllarda yaygın olarak, orta okul ve liselerde okuyan öğrenciler arasında kullanılmaya başlandığı ve okul bahçelerinde rahatlıkla alınıp satıldığı bildirildi. Hollandalı uzmanların açıklamalarına göre, Ritalin hapının satışı yalnızca geçen yıl yüzde altmışın üzerinde artış gösterdi.... Ritalin hapının fazla miktarda alındığında kişiyi ölüme götürebildiği belirtildi. Hap sürekli alındığında bağımlılık da yapıyor."
Amerika'da da durum Hollanda'dan farklı değil. Aşırı yaramazlığın bilimsel adı olan hiperaktivite zekânın yaratıcılığa kanalize olma ortamı bulamaması, çocuğun ilgi ve sevgi açlığı çekmesi ve çocuğa yaşına uygun verilmesi gereken sorumluluk duygusunun ve sağlıklı disiplinin verilmemesinden kaynaklanan bir davranış bozukluğudur.
Dikkat eksikliği ise ilgi eksikliğinin diğer adı.
Türkiye'de karşılaştığım Ritalin çocuklarının ailelerinde sıkça gördüğüm özellikler şunlar oldu: Koca ilgisi eksikliği sendromu yaşayan anne, işkolik baba, zeki ama disiplin ve sorumluluk duygusu verilmemiş şımarık yetiştirilmiş çocuk. Toplum düzeyine göre entelektüel sayılabilecek bu ailelerin çocuklarının artık mazeretleri var. "Ben hastayım. Yaramazlığımın hatası bende değil."
Çocuğu hediyelere ve oyuncaklara boğmak ilgi eksikliğini telafi etme çabasıdır. Ama işe yaramaz. Çocuk tüm yaramazlıklarını bir yudum ilgi ve sevgi görebilmek için yapıyor.
Okuldan gelen şikâyetlere gelince; günümüz okul sisteminde "dikkat eksikliği" sendromu yaşamayan bir öğrenci ya da öğretmen tanıyor musunuz?
Oğluma okulda neden çok yaramazlık yaptığını sorduğumda verdiği yanıtı hâlâ unutmadım "Öğretmenin 45 dakikada anlattığı konuyu ben 10 dakikada kavrıyorum. Geri kalan zamanda ise canım sıkılıyor ve yaramazlık yapıyorum."
Doktorunuz size Ritalin ve benzeri ilaçların zararlı olmadığını söyleyebilir. Televizyonda kendi programı olan medyatik psikiyatristimiz ekrandan gözümüzün içine bakarak Ritalin'in hiç bir yan etkisi yoktur" diyebilir. Peki siz çocuğunuza kendi elinizle kokain verir miydiniz?
Çocukların arasında kendi 10 yaşındaki oğlunuzu da görüyorsunuz. Adam elindeki bir kutudan çocuklara hap dağıtıyor. "Bu hapları yutun. Kendinizi iyi hissedeceksiniz. Okulda öğretmenleriniz de sizi daha çok sevecek. Ben her gün burada olacağım. Size bu haplardan dağıtacağım. Sizin için neyin iyi olduğunu ben biliyorum" diyor.
Hışımla okulun bahçesine dalıp adamın elindeki kutuyu kapıyorsunuz. Kutunun üzerinde Speed yazdığını görüyorsunuz. Bu durum karşısında tepkiniz ne olurdu? Adama vurmak mı? Polisi çağırmak mı? Çocukların ellerinden hapları toplamak mı?
Şimdi bir başka senaryoya geçelim. Saat sabahın onu. İlkokuldaki oğlunuzun öğretmeniyle görüşmek üzere okul binasına giriyorsunuz. Öğretmenler odasına doğru giderken ofisin önünde çoğu erkek çocuklardan oluşan uzunca bir kuyruk dikkatinizi çekiyor. Sizin oğlunuz da kuyrukta bekliyor. Kuyruğun başında beyaz üniformalı hemşire çocuklara elindeki şişeden hap dağıtıyor.
Hemşire "Şimdi ilacınızı alın. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Öğretmenleriniz sizi daha çok sevecek. Doktorunuz ve ben sizin için neyin iyi olduğunu biliyoruz" diyor.
Hemşirenin yanına yaklaşıp elindeki ilaç kutusuna bakıyorsunuz. Üzerinde Ritalin yazıyor.
Bu durum karşısında reaksiyonunuz ne olurdu? Bu manzara bir hayal ürünü değil. Amerika'nın hemen her ilkokulunda her gün yaşanan bir rutin. Kuyruktaki çocukların ortak özelliği " Hiperaktivite" ya da " Dikkat Eksikliği Sendromu" hastalığına (!) yakalanmış olmaları. İki senaryonun ortak özelliği çocuklara bağımlılık yaratan " amfetamin" verilmesi.
Serseri drag satıcısı hapları para kazanmak adına veriyor, hemşire ise ilaç firması ve doktorların öğretmen ve aileleri yanına alarak tedavi (!) adına önerdiği ilacı çocukların boğazına tıkıyor. İki senaryo arasındaki fark ise amfetamin satıcısının kimliği" diyor Dr. David Stein.
Peki Amerikan okullarında olan bir şey bizi niye ilgilendirsin ki diyebilirsiniz.
Üç nedeni var: Bir, Amerika'da yapılan her uygulama doğru olduğu (!) için yarın aynı sahnelerin Türkiye'de yaşanmasından korkuyorum; iki, çevremde doktoru tarafından "hiperaktivite" teşhisi konmuş ve Ritalin alan çocukların sayısındaki hızlı artıştan dolayı ürküyorum; üç, Amerika'da yaşadığım yıllarda oğluma Hiperaktif teşhisi konmuş ve çocuğuma Ritalin vermeyi reddettiğim için, çocuğu okuldan atılan bir anneyim. Oğlum bu gün iş ve sosyal yaşamında başarılı ve doyumlu bir genç adam. Arkadaşı Randy ise bir eroin bağımlısı.
Çünkü Randy'nin annesi okul idaresinin baskılarına boyun eğmeyi ve çocuğunu yetiştirme tarzını sorgulamak yerine, çocuğuna hasta etiketi yapıştırılmasına izin vererek kendisini rahatlatmayı seçti.
Okulların fon alabilmek için özel sınıf açmaları gerektiğini ve bu sınıfı açabilmek için de gerekli sayıda hiperaktivite hastalığına (!) yakalanmış çocuklara ihtiyacı olduğunu nereden bilebilirdik ki?
Hiperaktivite tedavisi (!) için doktorlar tarafından verilen Ritalin, Dexedrine, Adderall, Benzedrin gibi ilaçlar afyon, morfin ve kokainin dahil olduğu " Schedule II" listesinde yer alıyor. Yüksek derecede bağımlılık yaratan bu ilaçları kullanan çocuklar arasında daha sonra eroin, kokain ve alkol bağımlığı geliştirmeleri sıkça görülüyor.
Bugünlerde Amerika'da sıkça yapılan bir espriyi paylaşayım sizlerle. Anne-baba ile çocuk arasında fark nedir? Anne-baba Prozac alır, çocuk ise Ritalin. Acı bir espri değil mi? İlaç firmalarının maaşlı doktorları tarafından yapılan araştırmalar sonucu yaratılan bir hastalık olan Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Sendromunun tüm çarpıtmalara rağmen genetik ve biyolojik kökenli olduğu kanıtlanamadı. Çevresel faktörler sonucu beyin kimyasında ve davranışlarda görülen değişikliğe davranış bozukluğu denilir, hastalık değil.
Stres de beyin kimyasında ve davranışlarda bozukluk yaratmıyor mu? Bir davranış bozukluğunu düzeltmek için ise ilaç gerekmez.
Fakirlerin çocuklarına yaramaz, tembel ve ilgisiz deniliyor. Gelir durumu iyice olanların çocukları ise "Hiperaktivite" ve "Dikkat Eksikliği Sendromu" hastalığından mustarip oluyor. Doktorların iddia ettiği gibi bu hastalıkların (!) mevcudiyetini gösteren bir psikolojik test yoktur. Doktorunuz çocuğunuzda bu hastalığın olduğunu söylüyorsa ve siz de inanmayı seçiyorsanız bunun iki nedeni olabilir:
Bir; çocuğunuzun okulda ve evdeki davranış bozukluğunun sorumluluğundan anne baba olarak kendinizi beraat ettirmek ve çocuk yetiştirme tarzınızı sorgulamamak işinize geliyor olabilir. İki; bu hastalık (!) hakkında bir şey bilmeyen, "doktor söylüyorsa doğrudur" diyen ve otoriteyi sorgulamayan biri olabilirsiniz.
Hiperaktivite, enerji fazlalığından başka bir şey değildir. İtaatkâr, uslu ve söz dinleyen insanların makbul olduğu toplumumuzda ne anne babalar ne de okul sistemi genellikle zeki ve fazla enerjiyi kanalize edemediği için yaramazlık yapan çocuklara tahammül edebiliyor.
Çocukları bir ömür boyu "hasta" olarak etiketlemek daha kolay. Bu nasıl bir hastalıktır ki doktor ilacın sadece okul döneminde alınmasını öneriyor? Yaz tatili, hafta sonları ise çocuğa ilaç verilmiyor. Bu nasıl bir hastalıktır ki okulda dikkatini derslere yoğunlaştırma sorunu yaşayan çocuk, kendisini ilgilendiren bir video oyunu ya da aktivite içindeyken saatlerce dikkatini toplayabiliyor? Bu nasıl bir hastalıktır ki Amerika'da ilacı bedava alan fakir ve zenci ailelerin çocuklarında yaygın iken bizde sadece belirli bir gelir düzeyine sahip ailelerin çocuklarını etkiliyor?
Çoğu zenci ve ekonomik gelir düzeyi düşük çocuklar Ritalin'le okulda zombileştirildiğinde okul idaresi rahat ediyor. Bizde ise ekonomik durumu iyi ebeveynler, gerçek anlamda ilgili anne baba olmamalarının suçluluk duygusundan bu hastalık sayesinde kurtuluyor. Hem de çocuklarını doktora götürdükleri için çocuklarıyla ilgili oldukları konusunda kendilerini haklı çıkarıyorlar. Ritalin yanlısı doktorların faturasını ödeyenler de onlar.
Ritalin işe yarıyor mu? Yarıyor. Çocuğu sakinleştiriyor ve dikkatini toparlamasına yardımcı oluyor. Tüm amfetaminler ve kokain de aynı sonucu yaratıyor. Sadece hasta (!) çocuklarda değil, herkes üzerinde aynı etkiyi yapıyor Ritalin.
Ritalin'in güçlü bir bağımlılık yaratması dışında kısa ve uzun vadeli yan etkileri var. Hemen ya da birkaç hafta içinde çıkan yan etkileri uykusuzluk, sinirlilik, aşırı tepkisellik, ağlamak, kişilik değişimi, ciltte kızarıklık, ateş, mide bulantısı, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, kan basıncı değişikliği, diskinezi (garip dil ve yüz hareketleri), sersemleşme, anjin ve göğüs ağrısı, karın ağrıları. Bazen toksik psikoz yani çocuğun realiteyle bağlantısının kopması ve ilacın zehirli boyuta ulaşması görülebiliyor. Tüm amfetamin ve kokain kullananlarda görüldüğü gibi kilo kaybı ve aneroksi olabiliyor. Depresyon, intihar düşünceleri hatta Turet Sendromu (tiklerin oluştuğu ve küfürlü konuşmaların istem dışı ağızdan döküldüğü bir nörolojik bozukluk) gibi komplikasyonlar da görülebiliyor.
Ritalin'in uzun vadeli zararı ise çocuklarda boy ve kilo gelişimini engelliyor olması ve bağışıklık sistemine verdiği zarar. "Doktorum ilacın zararlı olmadığını söylüyor" diyen anne babalar! Doktorlar bir zamanlar Thalidomide'in de zararlı olmadığını söylemişlerdi. Sonuç kolsuz, bacaksız doğan binlerce çocuktu. Zararsız olduğu söylenen birçok ilacın zararları sonradan çıkıyor. Ayrıca laboratuarda üretilen hiç bir ilaç yoktur ki yan etkileri olmasın, aspirinin bile.
Anne babalar! Çocuğunuzun davranış bozukluğunu kontrol etmek adına kısa ve uzun vadeli riskleri almaya değer mi? Yasal olmayan uyuşturucu ve uyarıcı draglarla ilaçlar arasındaki tek fark, ilaçların yasal olması. İngilizce'de ilaçlara da drag deniliyor. Çocuğunuza drag almayı öğretirseniz onlar da drag kullanmayı öğrenir.
İşte size Yeni Binyıl gazetesinde çıkan bir haber: "Hollanda'da hiperaktif ve konsantrasyon bozukluğu çeken çocuklar için tavsiye edilen Ritalin adlı hapın, alındığında kokain etkisi yaptığı ortaya çıktı. Ritalin'in artık uyuşturucu amacıyla son yıllarda yaygın olarak, orta okul ve liselerde okuyan öğrenciler arasında kullanılmaya başlandığı ve okul bahçelerinde rahatlıkla alınıp satıldığı bildirildi. Hollandalı uzmanların açıklamalarına göre, Ritalin hapının satışı yalnızca geçen yıl yüzde altmışın üzerinde artış gösterdi.... Ritalin hapının fazla miktarda alındığında kişiyi ölüme götürebildiği belirtildi. Hap sürekli alındığında bağımlılık da yapıyor."
Amerika'da da durum Hollanda'dan farklı değil. Aşırı yaramazlığın bilimsel adı olan hiperaktivite zekânın yaratıcılığa kanalize olma ortamı bulamaması, çocuğun ilgi ve sevgi açlığı çekmesi ve çocuğa yaşına uygun verilmesi gereken sorumluluk duygusunun ve sağlıklı disiplinin verilmemesinden kaynaklanan bir davranış bozukluğudur.
Dikkat eksikliği ise ilgi eksikliğinin diğer adı.
Türkiye'de karşılaştığım Ritalin çocuklarının ailelerinde sıkça gördüğüm özellikler şunlar oldu: Koca ilgisi eksikliği sendromu yaşayan anne, işkolik baba, zeki ama disiplin ve sorumluluk duygusu verilmemiş şımarık yetiştirilmiş çocuk. Toplum düzeyine göre entelektüel sayılabilecek bu ailelerin çocuklarının artık mazeretleri var. "Ben hastayım. Yaramazlığımın hatası bende değil."
Çocuğu hediyelere ve oyuncaklara boğmak ilgi eksikliğini telafi etme çabasıdır. Ama işe yaramaz. Çocuk tüm yaramazlıklarını bir yudum ilgi ve sevgi görebilmek için yapıyor.
Okuldan gelen şikâyetlere gelince; günümüz okul sisteminde "dikkat eksikliği" sendromu yaşamayan bir öğrenci ya da öğretmen tanıyor musunuz?
Oğluma okulda neden çok yaramazlık yaptığını sorduğumda verdiği yanıtı hâlâ unutmadım "Öğretmenin 45 dakikada anlattığı konuyu ben 10 dakikada kavrıyorum. Geri kalan zamanda ise canım sıkılıyor ve yaramazlık yapıyorum."
Doktorunuz size Ritalin ve benzeri ilaçların zararlı olmadığını söyleyebilir. Televizyonda kendi programı olan medyatik psikiyatristimiz ekrandan gözümüzün içine bakarak Ritalin'in hiç bir yan etkisi yoktur" diyebilir. Peki siz çocuğunuza kendi elinizle kokain verir miydiniz?