Dil gelişimi

Puanları 0
Solutions 0
Katılım
30 Ara 2012
Mesajlar
8
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@Gızem akdoğan1
1. DİL GELİŞİMİ
1.1. Tanımı ve Önemi
Dil, insanlara özgü olan, iletişimi sağlamada araç olarak kullanılan sesler, sembol ve
sözcükler gibi temel birimleri içine alan sistemdir. Sesler, dilden dile değişebilir. Her dilde,
sembolleri birleştirmek yeni semboller yaratmak için kurallar vardır. Dil; duyguları
düşünceleri, tutumları, inançları, değer yargılarını anlatma ve öğrenmede, algılanan ve
yaşanan olaylarla ilgili bilgileri, kültür birikimini aktarmada; soru sormak, emir vermek
istekte bulanmak gibi işlevleri gerçekleştirmek için kullanılan bir araçtır. Konuşma ise dilin
sese dönüştürülmüş biçimi olarak ifade edilir.
Dil gelişimi; seslerin, kelimelerin, sayıların, sembollerin kazanılması, saklanması ve
dilin kurallarına uygun olarak kullanılmasını içeren bir süreçtir. Dil gelişimi, doğumdan
itibaren başlar ve yaşam boyu devam eder. Dil ve öğrenme arasında önemli bir ilişki vardır.
Dil, öğrenmeyi kolaylaştırır. Öğrenme sürecinde ise çocuğun dili gelişir. Dil gelişiminde,
sesin duyulması dili kullanma deneyimlerinin bulunması gerekir. Çocukların, çevresindeki
bireylerin konuşmalarını taklit ederek dili öğrendikleri ileri sürülür. Çocuğun dil gelişiminde
iletişim kurma, diğerlerinin dikkatini çekme, isteklerini duygu ve düşüncelerini iletme
ihtiyacı vardır.
Çocukta dil gelişiminin önemli özelliği ilk dönemlerin evrensel oluşudur. Farklı dilleri
konuşan toplumların çocuklarında dil gelişiminin benzerlik gösterdiği görülmüştür. İlk
yıllardaki bu evrensellik 18-32 aydan sonra, sosyal sınıf farklılıklarının etkisiyle yok olur.
Dilin bir başka özelliği de dil ve kritik yaş ilişkisidir. Dünyadaki bütün çocuklar, kendi
dillerini 2-5 yaşları arasında öğrenir.
Araştırmalara göre insanların, eşit dil yeteneği ile doğsalar bile gelişimleri için gerekli
ses uyarımlarını alamadıklarında (işitme engelli doğanlarda olduğu gibi) dil yeteneklerinin
köreldiği görülmüştür. Konuşmanın olmadığı bir ortamda çocuğun konuşmayı öğrenemediği
ortaya çıkmıştır.
Dil bilimcilere göre dilin fonksiyonları şunlardır:
Ø Dil, arzu ve isteklerimizi ifade etmek için
kullanılır.
Ø Dil, heyecan ve duyguları ifade eder.
Ø Dil; olayları, nesnelerin durumunu ifade
ederek açıklar.
Ø Dil, kendi materyalini kendi geliştirirken en
önemli aracı konuşmadır.
1.2. Dili Oluşturan Sistemler
Dil gelişimi konusunda yapılan çalışmalar doğrultusunda dil gelişimi; ses, sıra ve
anlam sistemlerinden oluşur. Bunlar aşağıdaki gibi ifade edilebilir.
1.2.1. Ses Sistemi
Konuşma dilinde anlamı ayırt etmeye yarayan en küçük ses birimleri ses sistemlerini
oluşturur. Çocuklar sesin akışını duymalıdır. Sesin akışını algılayan çocuk, bu sesleri küçük
parçalara bölerek kendi dilini oluşturmaya başlar. Ünlü ve ünsüz ses birimlerinin farklı
bileşimler hâlinde kullanılmasıyla sözcükler meydana gelir. Her dilin kendine özgü ses
sistemleri vardır. Çocuklar yaklaşık olarak 2,5 yaşlarına kadar tüm ünlü ve ünsüz sesleri
çıkarabilir. Tüm seslerin çıkarılması 7-8 yaşlarına kadar sürer.
1.2.2. Sıra Sistemi
Cümlenin yapısını oluşturan ses gruplarının cümle içinde sıralanmasını ifade eder.
Cümlenin yapısını oluşturan ögelerin anlamlı bir biçimde birleştirilmesi ile ilgili kuralları
kapsar. Çocuğun ilk ifadeleri tek sözcükten oluştuğu için çocuk sıra sistemi ile ilgili
kuralları, iki sözcük döneminde kullanır. Çocukların ses gruplarındaki sıraya dikkat etmesi
gerekir. Dikkat edilmediğinde cümlelerin anlamları değişebilir. Örneğin “Ali elma ister.”
cümlesi sıra değiştiğinde “elma ister Ali” anlamsız bir biçime dönüşebilir.
Cümle içindeki anlam ilişkileri, Türkçe’de isim ve fiillere düzenli olarak takılan
eklerle belirtilir. Türkçenin söz dizimi kuralları, cümle içindeki ögelerin yerini serbestçe
değiştirmeye olanak tanır. Bu yüzden önemli bir anlam değişmesine pek rastlanmaz. Ama
kişi, zaman ve hâl bildiren belirteçleri ve ekleri doğru yerlerde kullanmak şarttır.

1.2.3. Anlam Sistemi
Anlam, dili kullanmanın en önemli bölümünü oluşturur. Seslerin, semboller aracılığı
ile nesne ve olaylarla ilişkisini ifade eder. Sözcükler, belli bir anlamı ifade etmek için
gereklidir. Çocuk, dili anlamlı olarak kullanmaya başladığında belirli durumlar ve nesnelerle
kendi düşünceleri arasında anlamlı ilişkiler kurmaya başlar. Çocuk, sözcük ve cümlelerini
belli anlamlar oluşturmak üzere kullanır. Anlamsal gelişim ile bilişsel gelişim düzeyi paralel
ve yakın bir gelişme gösterir. Çocuk, bilişsel kavramları kazandıkça,, dilin anlamsal yönü de
zenginleşerek gelişir. 1.3. 0 - 12 Yaş Çocuklarında Dilin Kullanılması
Konuşmayı ve diğer insanları anlamayı öğrenmek, çocukların geliştirdiği en karmaşık
yeteneklerindedir. Dili kullanmanın bir amaca yönelik işlevi vardır. Dilin işlevi; insanın
neden konuştuğu ile ilgili öğrenme, isteme gibi amaçlarla ilgilidir. Çocukların hepsi
konuşma öncesi sesler çıkarır. Çocukların; duygularını, düşüncelerini, ilgilerini, isteklerini
ifade etmek için iletişime girmeleri gerekir.
İletişimin fonksiyonları şunlardır:
Ø Konuşma yoluyla başkalarının söylediğini anlama
Ø Kendisine ait söz dağarcığını geliştirme
Ø Sözcükleri doğru olarak telaffuz etme
Ø Anlaşılır bir cümle yapısını bilme ve kavramadır.
İletişim için, konuşma sırasında göz kontağı kurma ve sürdürme, konuşmayı başlatma,
sıra ile konuşma, bir konu üzerinde konuşmayı sürdürme ve konuşmayı bitirme, zamanı ve
durumu konuya uygun konuşma gibi anlatım becerilerinin öğrenilmiş olması gerekir.
Bebekle iletişim bile bebeğin ilk hareketlerinin yorumlanmasıyla başlar. Hayatın ilk
birkaç ayında bebekler, konuşmanın temeli olan ağlama ve anlamsız sesler çıkararak iletişim
kurarlar. Çocuk; söylenenleri anlamaya, tek kelimelerle kendini ifade etmeye, cümleler
kurarak konuşmaya, kendini anlatmaya başlar.
Dilin uygulamalı olarak kullanılması erken çocukluk döneminde yetenekli birer
konuşmacı olan çocuklarda bu dönemde ilerlemeler görülür. Çocukların iletişim becerileri,
konuşulan konuya ve kişiyi tanımalarına göre değişir. Tanıdıkları kişilerle bildikleri
konularda yüz yüze konuşmada başarılıdırlar. Çocuk, yüz yüze olan ilişkilerine çoğunlukla
sözlü iletişimle başlar. Çocuk için çevrede büyük bir çocuğun bulunması, dilin kullanımını
öğrenmesi için ortam oluşturur. Çocuklar; büyük çocuklarla anne babaları arasındaki
konuşmaları takip eder, onlara katılmaya çalışır ve sözlü iletişim süreleri giderek uzar.
Konuşmaya katılımı çocukların konuşulan konuyu anlamalarına göre değişir. Çocuklar,
konuşulanları dinleyerek, ben, sen, o gibi konuşma ögelerinin cümle içindeki kullanımını
duyarlar. 6
Dil bilimciler ve eğitimciler, son yıllarda yapılan çalışmalara dayanarak “Dilin
kazanılmasında, insanın doğuştan getirdiği bilişsel kapasitesi etkindir ve bu kapasite çevre
yaşantıları ile geliştirilmektedir.” görüşünde birleşmektedir.
Dilin kazanılmasını ve gelişimini; zihinsel engel, fiziksel engel (yarık damak), duyusal
engel (işitme ve görme kaybı), duygusal yoksunluk (güven ortamı), uyarıcı yoksunluğu,
uyarım eksikliği (yetişkinlerin çocukla konuşması, oynaması ve uyarımlar vermesi) ve sık
hastalanma gibi durumlar etkiler.
1.3.1. Konuşma Öncesi Dönem
Konuşma öncesi dönem; yeni doğan dönemi (ağlama), gığıldama, mırıldanma,
mırıldanmanın tekrarı dönemlerinden oluşur.
Ø Yeni doğan dönemi (ağlama), 0-6 haftalık bir dönemi kapsar. Yeni doğanın
davranışlarının çoğu istem dışıdır. Konuşmanın gelişimi için arama, emme,
yutma refleksleri önemlidir. Yemek yeme ile ilgili olan bu reflekslerin sürekli
tekrarlanması ağlama ve seslenme sonucunda, bebek konuşma sesi üretimi için
gerekli olan nefes alma ve ağız yüz yapılarını kazanır. Konuşma
mekanizmasının asıl görevi, nefes alma ve yemek yemedir. İlk 3 haftada
çıkarılan sesler farklılaşmamış, amaçsız, anlamsız rastgele çıkarılır. İkinci 3
haftalık dönemde farklılaşmış sesler ortaya çıkar. Çıkarılan bu sesler, uyarıcı ile
ilişkili olup genellikle açlık ve
rahatsızlık ağlamalarıdır.
Ağlama, bebeğin ihtiyaç ve
isteklerini belirten ilk tek iletişim
yoludur. 1. ayın sonunda anne,
sesin farklılığına göre ağlamanın
nedenini (açlık, kızgınlık, acı)
belirleyebilir. Çıkarılan sesler,
anlam yönünden incelendiğinde
ham sözcüklerin başladığı;
bebeğin başkalarının sesine tepki
gösterdiği dönem olduğu görülür.
Ø Gığıldama dönemi, 6 hafta ve 3 ay arasındaki dönemi kapsar. Ağlama ile
birlikte bebekler basit sesler çıkarır. Çıkarılan bu sesler evrenseldir. Bebeğin bu
sesleri çıkarmasında bilinç yoktur. Bebek rahatsızlığını ifade eden seslerin yanı
sıra mutluluk ve rahatsızlığını ifade eden sesler de çıkarır. İki aylık bebeğin,
ağız kasları kontrolü gelişimini sürdürürken bebek ağız hareketlerini başlatıp
durdurabilir. 2 ve 3 aylık dönem, gülme ve gığıldama dönemidir. Çocuk, sesi
ses olarak çıkardığını bilir. Çıkardığı seslerden mutlu olur, ses oyunları oynar ve
kendiliğinden ses üretimi başlar. Rastgele olarak çıkarılan sesler a, u, o ünlü
seslerini uzatır. Daha sonra da bu seslerin sonuna h eklenerek ah, uh, şeklinde
sesler üretirken s, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak seslerini çıkarır. Ses
üretimi hâlâ refleksiftir. Çıkarılan sesler, anlam yönünden incelendiğinde
hoşnutluğu ve hoşnutsuzluğu belirten seslerdir. Başkalarının çıkardığı seslere
tepki verirken annesinin sesine gülümser.
Ø Mırıldanma dönemi, 3-6 aylar arasında görülür. Bebeğin ses mekanizması
üzerindeki kontrolünün arttığı görülür. Dili yuvarlama ve ileri uzatma becerisi
görülür. Memnuniyetini belirten sesler çıkarır. Ayrıca kendi çıkardığı bu sesleri
taklit eder. Bu taklit sesleri, yalnız olduğunda görülür. Bebeğin çıkardığı sesler
refleksif olmaktan çıkmış, tamamen amaçlı hâle
dönüşmüştür. Ses çıkarma için uyaran kendisidir.
Bu dönemde bebek, ünlü ve ünsüz seslerin
çeşitlerini üreterek bunları tekrar eder. Buna vokal
jimnastik denir. Bebeğin tekrar etmekten
hoşlandığı bu sesler “ma-ma-ma”, “ba-ba-ba”
gibi seslerdir. Görüldüğü gibi bebek, ünsüz benzeri
seslerle ünlü benzeri sesleri birleştirerek iki heceli
sözcükler oluşturmaya başlar. Bu dönemde b, m, p
gibi dudak sesleri çıkarır. Uzun oyun sesleri,
çığlıkları ve seslenmeler görülür. Bebeğin çıkardığı
seslerin sayısında ve türünde artmalar vardır. Kendi
kendine konuşmaya başladığı dönemdir.
Mırıldanmanın tekrarı dönemi, 6-9 aylar arasında görülür. Bu dönem, ses
oyunlarının tekrarı dönemi olarak da ifade edilir. Bebek, ses üretimi ile işitmeyi birleştirir.
Seçilmiş işitilen sesleri tekrarlar. Mırıldanmanın tekrarının görülmemesi, bu dönemde dil
problemlerinin, işitme kaybı, zihinsel gerilik gibi durumların ortaya çıktığını gösterir.
Bebeğin ağız hareketlerinde çeşitlilik görülür. Bebeğin çıkardığı sesler, hece tekrarına
dönüşerek daha çok çevredeki dilin niteliklerini kazanır. Önceleri p, b, d gibi dudaksı ve diş
eti patlamalı sesler çoğunluktadır. Ünlü ünsüz birleşimlerinin tekrarıyla “ba-ba-ba”, “de-dede” “ma-ma-ma” şeklinde görülür. Bu dönemde çocuk, değişik sesler çıkarır. Çocuklar
kelime söyleyene kadar, çocukla beraber bu seslerin tekrar edilmesi teşvik edicidir. Bu
dönemde çocuk, bütün ses mekanizmasını serbestçe hareket ettirmeyi öğrenir. Bebeğin ses
oyunlarında ritim kullandığı görülür.
Bebeğin çıkardığı sesler, anlam yönünden incelendiğinde dikkati çekme, sosyalleşme için
kullanıldığı, hoşnutluk verici bir durum veya nesne hatırlandığında sesin yeniden ortaya
çıktığı görülür. Bebeğin, insan konuşmasına gülümseyerek veya ses çıkararak cevap verdiği
ayrıca kızgınlık ve hoşnutluk seslerini ayırt ettiği görülür.
1.3.2. Konuşma Dönemi
Konuşma dönemi; ses, sözcük, tek sözcük, iki sözcüklü ifadeler, üç ve daha fazla
sözcüklü ifadeler ve gramer kurallarına uygun konuşma dönemlerini kapsar.
Ø Ses Sözcük Dönemi, 9-12 aylar arasında görülür. Bu dönem, tekrarlama ya da
çeşitlenmiş mırıldanma dönemi olarak da ifade edilir. İnsan seslerini bilinçli bir
şekilde taklit eder. Çocuğun sık sık mırıldanarak yetişkin konuşmasına
benzeyen dizeler oluşturduğu görülür. Bu sesler anlamdan yoksun, akıcılık
özelliği olan, düz cümle ya da soruya benzeyen acele mırıltı şeklindedir. Bu
anlaşılmaz konuşmalara, jargon
denilmektedir. Mırıldanmalar, çocuk için
sözcük yerini tutar. Dil bilimcilerin, ilk
sözcüğün söylendiği bir yaş civarını
genellikle dilin başlama noktası olarak
kabul ettiği görülür. Bu dönemde çocuk,
birkaç jesti ve sözcüğü anlar. Bu aşamadan
sonra bebekler, artık anlamları araştırmaya
kendi dillerini öğrenmeye hazır durumdadır.
Ø Tek sözcük dönemi, 12-18 aylar arasında görülür. Çocuğun gerçek konuşmaya
geçmesi bu dönemin özelliğidir. Mırıldanma ile gerçek konuşma arasında bir
suskunluk dönemi geçtikten sonra sözcük, sesle oynamanın rastlantısal olarak
ortaya çıkar. Tekrarlanmalar yolu ile uygun olarak kuvvetlenir. Sözcüğün ilk
yaşın sonuna doğru, 1-2 yaşlar arasında görülmeye başlamasıyla dilin başladığı
düşünülür. Çocuğun sözcüklerinin gerçek bir sözcük olarak kabul edilmesi için
çocuk bu sözcüğü, belli bir durum ya da nesneyi belirtmek üzere tutarlı ve
doğru olarak kullanmalıdır. Çocuğun ilk anlamlı konuşmaları “mama”, “baba”
gibi tek sözcüklerden meydana gelir.
Çocuk; insanlar, oyuncaklar, yiyecekler, giyecekler gibi bildiği dünyadan söz eder.
Sözcükler hareketler yoluyla öğrenilir. Örneğin çocuk kapı vuruluşunu belirtmek üzere
kullandığı “kapı” sözcüğünü, yerde duran bir ayakkabıdan daha önce anlatabilir. İlk
kullanılan ifadelerin sık tekrarlanan hareketleri (başbaş gibi) olduğu belirtilmiştir. Bu
dönemdeki çocukların ifadeleri, içinde bulundukları durumla birlikte ifade edilmelidir. Tek
sözcükler bir cümlenin anlamını taşıyabilir. Çocuk babasının resmini göstererek “baba”
diyorsa bu adlandırma, eğer babasının terliklerini göstererek “baba” diyorsa terliklerin
babasına ait olduğunu söylüyordur. Bakışın yönü, ses iniş–çıkışı, jest ve mimiklerin anlatıma
katılımı çocuğun ifadesini belirlemede önemlidir. Başlangıçta söylenen bu tek kelimeler,
konuşma ve etkinliğin birleşmesini sağlar. Örneğin “atdaa” kelimesi sokağa gitmeyi
anlatır. Bu dönemde çocukların alıcı dillerinin, ifade edici dillerine göre daha iyi gelişmiş
olmasının nedeni kavramsal gelişimin dil gelişiminden ileri olmasıdır. Dönemin sonuna
doğru sözcük hazinesi gelişme gösterir. Çocukların ilk kullandıkları sözcükler, nesne isimleri
ya da fonksiyonları ile ilgilidir. Bebeklerin ilk sözcükleri geliştirmeleri uzun sürerken, on ya
da daha fazla sözcük kullandıktan sonra sözcük hazinesi hızla gelişir. Çocuklar, kazandıkları
ilk sözcükleri genellikle başka nesneler için de genişletirler. Örneğin “köpek” sözcüğünü
“koyun” ve “at” içinde kullanabilirler. İlk sözcüklerin hemen hemen %75’i
genişletilmektedir. İkinci yılın sonuna doğru daha karmaşık ifadeleri içeren sözcükler
kullanılır. Bunlar, etkinliğe ya da etkinliğin nesnesine işaret eder. Çocuk, suyun aktığını
gördüğünde “su” ve “ak” sözcüklerini kullanarak durumu ifade eder.
İlk sözcükler; kendine yakın insanlarla (anne, baba), hareket eden nesnelerle (top, araba,
ayakkabı), tanıdık durumlarla (bay bay, başbaş, yukarı) tanıdık hareketlerin sonuçları (kirli,
ıslak) ile ilgilidir. İkinci yılın son yarısında bebekler, duygularını “mutlu”, “üzgün”, “kızgın”
gibi sözcüklerle nitelendirmeye başlarlar.
Ø İki Sözcüklü İfadeler Dönemi, 18-24 aylar arasında görülür. Bu dönemin başında
çocuklar sözcükleri birleştirir. Ama bunlar iki tek sözcüğün artarda gelmesiyle oluştuğu için
iki sözcüklü cümlecik sayılmaz. Bu dönem, iki sözcüklü cümleciklere geçiş dönemi olarak
ifade edilir. Hareketlerle anlatımdan çok sözcüklerle anlatım başlar. Çocuk, 2 yılın sonuna
doğru sözcüklerin birbiriyle olan ilişkilerini anlayarak onları yan yana getirerek farklı
anlamları ifade etmeye başlar. “Anne gider.”, “Araba
gider.” gibi oluşan iki sözcüklü cümleler, isim ve
fiillerden oluşan, dil bilgisi çekim ekleri olmayan,
içerisinde edat, zarf, sıfat bulunmayan cümlelerdir. Sadece
anlam taşıyan sözcüklerden oluşan bu cümleler, telgraf
konuşması olarak ifade edilir. İki kelimenin
birleşmesinden oluşan konuşma tarzı, gelişme gösterirken
çocuk, kelimeleri yan yana getirerek kendi ana dilinin
gramer yapısını öğrenmeye başlar. İki sözcüklü cümlelerde
çocuklar, vurgu kullanmaktadırlar. Çocuğun konuşmasında
ilkel dil bilgisi sistemi başlar.
Üç ve daha fazla sözcüklü ifadeler, 2-3 yaş dönemini kapsar. Çocuk 3-4 kelimeyi bir
araya getirerek tek bir düşünceyi bütün olarak ifade eder. Çocuk; mantıklı, anlamlı ve
yerinde cümleler yapar. Küçük emirleri yerine getiren çocuk, basit soruları cevaplandırır.
Bütün bunlar, çocuğun konuşmaları kavradığını gösterir. Yeni sözcükler öğrenen çocuğun
sözcük hazinesi gelişerek sözel iletişimi artar. Bu dönemde çocuğun söyledikleri, durum
içinde değerlendirilmelidir. Örneğin “Anne çorap” dediğinde bu cümle “Annenin çorabı”
anlamını taşırken; diğeri “Anne çorabını giydi” anlamını ifade etmektedir. Çocuğun içinde
bulunduğu durum ve uygulama şekli, bu yapıların değerlendirilmesinde önemlidir.
Çocuk soru sormak, istek ve emirlerini bildirmek için ses tonunu değiştirmektedir. “Anne
ceket” ifadesinde ses tonu değişikliği ile çocuk “Anne bu ceket mi?” sorusunu sorabilir. 2-3
yaş çocuklarının cümleleri çok açık; fakat gramer yönünden eksik olabilir. Üç sözcüklü
birleşimlerde zaman ekleri, sıfatlar, zamirler, edatlar ve çekim ekleri yoktur. Bu dönemdeki
üç sözcüklü birleşimler ya yeniden birleştirme (anne at + top at = baba top at ) ya da
genişletme (büyük kalem = çok büyük kalem) şeklinde olur. Çocuk, çok sözcüklü cümleler
yaparken dilin temel yapılarını da öğrenir. Çocuğun basit düzeyde de olsa işaret sıfatlarını,
işaret zamirlerini, zarfları, olumsuz yapıları soru yapılarını, çekim eklerini kullanmaya
başladığı görülür.
Ø Gramer kurallarına uygun konuşma dönemi, 3-6 yaş dönemini kapsar. 3-4
yaş çocuğunun kelime hazinesi gelişir. Yeni sözcükler öğrenirken, bildiği
sözcükleri daha esnek kullanır. Ana dilinin temel yapılarını öğrenir. Kendini
rahatça ifade eder. Dil kullanımı çok yönlü olup duygularını, düşüncelerini
ilişkilerini anlatır. Fısıldamayı öğrenir. Hayali oyunda dil kullanır. Çocuk,
kendine dönük açıklamalar yaparak benmerkezci konuşma sergiler. Söz
diziminde özne, nesne ve yüklem arasındaki fonksiyonel ilişkileri anlar. Çekim
kurallarının görülmeye başladığı dönemdir. Çocuk geçmiş, şimdiki ve geniş
zaman eklerini kullanır. Çocuk önce “Kedi içer.” derken şimdi “Kedi içiyor.”
şeklinde kullanır. “ Nerede, ne zaman?” 3 yaş civarında olan çocuklar ne, kim?
sorularını genişletirler. Yetişkinlerin kullandığı soru formlarındaki cümleleri, 4
yaşlarında üretmeye başlarlar.
4-5 yaşta çocuk dili kolay ve doğru kullanılır. Anne ve babasının ses perdesini taklit
eder. Dili kullanmada kız çocukları, erkek çocuklarına göre daha iyidir. Benmerkezci
konuşma sürdüğü görülür. Sözcük sayısı artmaya devam eder. Kelime hazineleri 1000
kadardır. Önceki döneme göre daha karmaşık cümle yapısı kullanmaya başlarlar. Çoğul
kullanımı doğru yapılır.
1.4. Dil Gelişimini Etkileyen Faktörler
Dil yeteneği ile zihin yeteneği arasında doğru bir orantı vardır. 2 yaşına kadar
çocuğun çıkardığı seslerle zekânın ilişkisinin olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil
gelişimiyle zekâ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır basmaktadır. Erken konuşan
çocukların zekâ düzeylerinin genellikle normal ya da normalin üstünde olduğu ve dilin
zekâya bağlı olarak geliştiği görüşü kabul edilmektedir. Dilin kazanılması, çocuğun bilişsel
gelişimine dayanmakta olup zihinsel uyum süreçlerinin her biri algılama, kavram geliştirme
ve dilin kazanılmasıyla yakından ilişkilidir.
İşitme algısının normal olması, sağlıklı dil gelişimi açısından önemlidir. Duyma
kusuru olan bebeklerin 6-9 aylar arasında yapılan ses oyunları döneminde normallerden
ayrıldığı, bebeğin dil gelişiminin aksadığı belirtilmiştir. Görsel algılama dil gelişimi için
belirleyici olmakta; ciddi görme kaybı olan çocukların dil gelişimleri, görmesi normal
olanlara göre daha geç başlamaktadır.
Şiddetli ve uzun hastalıklar; çocuğun dili kullanmasını, konuşmasını 1-2 yıl
geciktirebilir. Çocuğun hastalık nedeniyle başkalarıyla iletişimi ve haberleşmesi
kısıtlandığında ve konuşmaya daha az yüreklendirildiğinde konuşmasını geciktirir.
Olgunlaşma ve öğrenme ile ilgili ögeler, çocuğun dil gelişiminde önemlidir.
Çocuğun, dili akıcı kullanabilmesi için öğrenme sürecinden geçmesi gerekir. Çocuğun dil
öğreniminin önemli kısmı kendi girişimi ile olur. Çocuk dili, örnek aldığı modeli taklit
ederek gelişir. Dil gelişimindeki değişiklikler, çocuğun yaşı arttıkça gelişmektedir.
Dil kazanımı, temelde aynı sırayı izlese de bu gelişimin hızı sosyal çevreden etkilenerek
beslenir. Çevre uyarıcılarından yoksun ortamlarda büyüyen çocukların dil düzeylerinin
düşüklüğü, çevrenin dil gelişimi üzerindeki önemini belirtir. Çocuğun okuduğu ya da
okunduğu kitap sayısı, anne babanın çocukla meşgul olma derecesi ve oynadığı oyunlar dil
gelişimini etkiler. Yetişkinlerin bebekle erken dönemden başlayarak kurdukları sözel
iletişim, bebeğin dili öğrenmesinin temelini oluşturur.
Çevre ve özellikle anne tarafından çocuğa sunulan sözel uyaran zenginliği dil
gelişimini olumlu etkiler. Yetişkinlerle uzun süre birlikte olan çocuk düzgün konuşur.
Bakımevlerinde büyüyen çocuklar, aile içinde büyüyen çocuklara oranla daha çok ağlarlar;
fakat daha az hecelerler. Bunları, konuşmayı daha geç öğrenirler. Bu sonuca göre kişisel
ilişkiler, dil gelişimi için önemli bir etkendir. Aile bireyleri özellikle anne ile çocuk
arasındaki sağlıklı ilişkiler, dil gelişimini olumlu etkiler. Bu konuda ailenin genişliği de
önemlidir. Ailede tek olan çocuk daha çabuk ve
düzgün konuşur, çünkü ailenin ilgi merkezidir.
Çocuğun konuşmaya teşvik edilmesi, cevap
vermeye cesaretlendirilmesi dil gelişimi için
önemlidir. Çocukla konuşmak, oyun oynamak,
kitap okumak dil gelişimini destekler. Çocukların
çevresindeki kişilerle yaptığı konuşmalar, onun dil
gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerle sürdürülen
çocuklar soru cevap alışverişleri, çocuğun
bilmediği dil yapılarını öğrenmesine olanak sağlar.
1.5. Konuşma ve Dil Gelişimi Bozuklukları
Dil ve konuşma bozuklukları türleri aşağıdaki gibidir.
Ø Ses bozuklukları
Ø Eklemleme (söyleyiş) bozuklukları
Ø Ritim bozuklukları (kekemelik)
Ø Gecikmiş dil ve afazi (söz yitimi)
1.5.1. Ses Bozuklukları
Sesin şiddet, perde, ton, esneklik, yaş, cinsiyet ve duruma göre sürekli olarak
beklenenden farklılık göstermesi ve iletişimi etkileyecek farklılıkların bulunması ses
bozuklukları olarak tanımlanır. Ses bozuklukları, dört grupta toplanarak açıklanabilir.
Sesin şiddetindeki bozukluklar, sesin gereğinden fazla gür ve çok zayıf olması
olarak tanımlanır. Bu durumlar dinleyeni rahatsız eder.
Sesin perdesindeki bozukluklar, kişinin sesi yaşına ve cinsiyetine göre beklenenden
daha yüksek (tiz) ya da alçak (pes) olması olarak tanımlanır. Normal konuşma sırasında
yüksek ve alçak tonlar arasında yumuşak geçişler vurgulama sağlarken konuşmanın
dinlenmesini ilginç hâle getirir. Sesin perdesini değiştirmeden (monoton konuşan) konuşan
kişiyi dinlemek insanı rahatsız eder. Ergenlik döneminde, ses perdesinde kırılmalar görülür.
Bu kırılmalar, daha sonraki yaşlarda devam ederse sorun olabilir.

Sesin tonundaki bozukluklar, burun yolundan çıkması gerekmeyen seslerin, burun
yolundan çıkması sesin tonunda bozuklukların görülmesine neden olabilir.
Sesin esnekliğindeki bozukluklar, konuşmanın dinleyenin izleyebilme gücünden
hızlı ya da normalden yavaş olması olarak tanımlanır. Konuşmadaki olağan dışı
duraklamaların yapılması, sesin monoton olması gibi durumlar esnekliğe ilişkin
problemlerdir.
Konuşma organlarındaki yapısal bozukluk ve rahatsızlıklar, gırtlaktaki sorunlar, sinir
sistemindeki bozukluklar, çevresel etmenler ses bozukluğu nedenleri olarak sayılabilir.
Çocuktaki ses bozukluğunun nedenleri, türü belirlenir ve çocuk konuşma eğitimine alınır.
1.5.2. Eklemleme (Söyleyiş) Bozuklukları
Ana dilinin seslerini (bağımsız ya da birleşik seslerini) doğru ya da anlaşılır biçimde
çıkaramıyor, birbirine gereği gibi ulanmasında ya da bu seslerin çıkarılması ya da
ulanmasında yaşıtlarından çok fazla ayrılık gösteriyorsa bu olay eklemleme (söyleyiş,
artikülasyon) bozukluğu olarak tanımlanır. Eklemleme (söyleyiş, artikülasyon) bozukluğu,
dört grupta toplanarak açıklanabilir:
Sesin düşürülmesi (atlamalar), konuşma sırasında bir sözcüğü oluşturan seslerden
bir ya da birkaçının atlanmasıdır. Örneğin “tavşan” yerine “taşan” “saat” yerine “sat” gibi
durumlar sesin düşürülmesidir.

Sesin değiştirilmesi (yerine koyma), çocuğun; sözcüğün başında, ortasında ya da
sonundaki çıkarılması kendisine zor gelen bir sesin yerine kendince kolay çıkarabileceği bir
sesi kullanarak konuşması olarak tanımlanır. En sık görülen eklemleme (artikülasyon)
bozukluklarından biridir. Örneğin “sarı” yerine “sayı”, “kara” yerine “kaya”, “arı” yerine
“ayı” gibi durumlar sesin değiştirilmesidir.
Ses ekleme, sözcük içinde olmayan bir sesin eklenerek söylenmesi olarak tanımlanır. Bazı
çocuklar, iki ünsüz sesin arasına bir ünlü ekleyerek “saat” yerine “sahat” gibi söyler. Bazı
çocuklar belirli bir kurala uymaksızın ekleme yapar. Örneğin, “avlu” yerine “havlu” “eşek”
yerine “eşşek” gibi durumlardır.

Ses bozulması, sesler tam ve doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakın ya da ses,
konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak ortaya çıkar. Sesi tanımak güçtür. Pek
rastlanmamaktadır.
İşitme ve konuşma organlarındaki yapısal bozukluklar, dudak ve damak yarıkları,
evdeki yetişkinlerin çocuğa iyi model olmaması eklemleme bozukluğunun nedenleri arasında 17
yer alabilir. Bunların yanında cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, ailesel ve genetik
etkenlerle olumsuz çevre koşulları da artikülasyonun oluşumunda etkilidir. Bu bozukluğun
düzeltilmesi için nedenlerin ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi ve çocuğun
konuşma eğitimine alınması gerekir.
1.5.3. Ritim Bozuklukları (Kekemelik)
Konuşma için gerekli olan sesler, heceler veya sözcüklerde uzatma, tekrarlama,
irkilme, duraklama ve bazen de bunların yanında el, yüz, kol ve vücut hareketleri gibi
belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşan bozukluk olarak tanımlanır. 2-4 yaşları
arasındaki çocuklarda kekeleme sık görülen bir durumdur. Kekemelik birincil ve ikincil
devre olmak üzere 2 grupta incelenir:
Birincil devre kekemelikte sorun sadece konuşmanın kendisinde olup konuşana
geçmemiştir. Konuşma sırasındaki kararsızlık, tutulma, tekrarlama veya uzatma şeklinde
akıcılıkla ilgili bozukluktur. Çocuk, konuşmasının sorunlu olduğunun ya da başkalarının
konuşmasından farklı olduğunun farkında olmadığı için konuşmaktan çekinmez.
İkincil devre kekemelikte, konuşmanın kendisiyle birlikte konuşmaya eşlik eden jest,
mimik ve vücut hareketlerinde de birtakım görüntüler olur. Konuşan kişide, konuşmaya
başlayamama, duraklama, tekrarlama, patlama ve uzatma gibi belirtiler olur. Bu belirtilere
jest, mimik, el, kol ve vücut hareketleri de katılır. Kişi konuşmasının bozuk olduğunun
farkında olduğundan kekelerim kaygısını taşır. Bu kaygı, onun tekrar kekelemesinin
nedenidir.
Kekemelerin bazıları, yalnızken ya da yakınları ile normal konuşurken, yabancılarla
konuşurken konuşma akıcılıklarını yitirirler. Bazılarının konuşurken kekeledikleri; ama şarkı
söylerken ya da okurken kekelemedikleri görülür. Kekemelik çocuktan çocuğa farklılık
gösterir.
Kekemelikte konuşmanın akıcılığını bozan engelleri ortadan kaldırmak, çocuk
tarafından problemin farkına varılmasını sağlamak, çocuğun problemini çözmesi için istekli
hâle getirmek gerekir.

1.5.4. Gecikmiş Dil ve Afazi (Söz Yitimi)
Gecikmiş dil, çocuğun beklenen zamanda dilini geliştirememesi yaşıtlarına göre
anlama ve anlatmada güçlük yaşaması olarak tanımlanır. Bu tanımlamada çocuğun yaşı ile
dil gelişimi arasında bir paralellik dikkate alınır. Bu çocukların kelime dağarcığı sınırlıdır.
Dillerinde anlatım noksanlığı, gramer ve söz dizimi yanlışları vardır. Bu çocukların arzu ve
duygularını jest, mimik ve hareketlerle anlatmaya çalıştıkları, çevrelerindeki konuşmalara
pek ilgi göstermedikleri, durmadan anlamsız sesler çıkardıkları, yalnız kalmaktan
hoşlandıkları görülmüştür.
Zihinsel gerilikler, uzun süren hastalıklar, çevresel etkenler, duygusal problemler
gecikmiş dilin nedenleri arasında sayılabilir. Bu bozukluğun düzeltilmesi için problemin
türünü ve ayrıntılarını bilmek, çocuğu konuşmaya istekli hâle getirmek, görsel ve sözel
ifadelerin birlikte sunulduğu oyun etkinliklerinden eğitimde yararlanmak gerekir. 18
Afazi (söz yitimi) bozukluklar, bireyin dile ait sembolleri kullanmasını ve
birbirinden farklı durumlara uygun biçimde davranmasını engelleyen bir yoksunluk
durumudur. Bu durum, sembolleştirme sürecinde ortaya çıkar. Bu nedenle afazi, sembol
davranışların yokluğu ya da bozulması olarak ifade edilir. Beyin tümörleri, kafa travmaları,
epilepsi ve enfeksiyonlar nedenlerindendir. Değerlendirme yapılır. Değerlendirmeye uygun
program yapılarak eğitim verilir.
1.6. Vygotsky’e Göre Dil Gelişim Dönemleri
Lev Vygotsky, erken çocukluk dönemi çalışmalarında öğrenmenin sosyokültürel
yönlerine değinerek katkı sağlayan Rus psikoloğudur. Çalışmaları; kültürün ve toplumun,
çocukların neyi, nasıl öğrendiğini etkilediği görüşüdür. Vygotsky göre eğitimciler,
çocukların öğrenmeleri için eğitsel kararlar alırken çocukların sosyal ve kültürel geçmişlerini
düşünmeleri gerekir. Vygotsky göre çocuklar, diğerleri ile etkileşim yoluyla öğrenirler.
Çocukların öğrenmelerinde çevrelerindeki kişilerin etkileri çoktur. Kültürel bir araç olan dil,
çocuğun fiziksel ve sosyal çevresini yansıtır. Dilin kullanımı, bilişsel gelişim açısından da
önemlidir. Çocuklar, düşüncelerini anlatmaya başladıklarında daha üst düzeyde düşünme
biçimi geliştirmeye başlar. Daha büyük yaşlardaki çocuklar ve yetişkinler, çocuğun bilişsel 19
gelişiminde önemli bir role sahiptir. Çünkü çocuğun daha karmaşık düşüncelere kavramlara
ve becerilere doğru ilerlemesine rehberlik etmeleri potansiyel gelişim alanı teorisi olarak
ifade edilir. Teoriye göre eğitimcinin, çocuğun kendi başına yapabildiği etkinliklerden,
başarılması daha güç olan etkinliklere katılımına teşvik ederek, çocuğun gelişiminde daha
üst seviyeye çıkması için desteklenmesi gerekmektedir. Potansiyel gelişim alanı teorisi, daha
çok bilişsel gelişim için uygulanabilir olmakla beraber; dil gelişimi için de uygulanmaktadır.
Vygotsky, dili tüm üst düzey bilişsel süreçler için dayanak olarak görmektedir. Vygotsky,
ifade edici dil gelişimi üzerinde de durmuştur. Çocuklar, dil aracını kendilerini
uzmanlaştırmak, düşünce ve hareket özgürlüğünü yaşamak için kullanırlar. Çocuklar kendi
kendine konuşarak kendilerini yönlendirirler.
Çocuk, daha yeterli olan yaşıtlarıyla ve kendini destekleyen yetişkinlerle çalışarak
daha karmaşık olan etkinlikleri başarılı olarak yapar. Böylece kendi potansiyel gelişim
seviyesinde çalışır. Örneğin 2 yaşındaki Ali, biraz daha köfte istediğinde “daha” der. Ablası
“Daha fazla köfte mi?”diye yanıt verir ve Ali: “Daha fazla köfte” diye yanıt verir. Bu
paylaşılan etkileşim yoluyla Ali, iki sözcüğü birleştirerek istediğini ileten bir cümle kurmuş
olur. Ablası Ali’nin var olan dil kullanım seviyesini daha karmaşık bir seviyeye taşımasına
yardım eden desteği, Ali’nin potansiyel gelişim alanında olduğunu gösteren gelişimini
geliştirir. Vygotsky, dili tüm üst düzey bilişsel süreçler için dayanak olarak görmektedir.
Wood, Bruner ve Ross, Vygotsky, potansiyel gelişim alanı üzerinde çalışmışlar ve
çocuğun daha üst düzeyde öğrenmeye çıkmasına yardım eden eğitimcinin sağladığı desteği
ifade etmek için yapı kurmak terimini kullanmışlardır. Görevin kendisi değişmemekle
birlikte desteğin miktarı veya seviyesi, çocuk görevi kendi başına yapabilene kadar aşamalı
olarak azalmaktadır. Yapı, çocuğun yeni bilgisini yeterli olmaya başlayıncaya kadar gittikçe
azalan destekle denemesine olanak verir. Yapı kurmak yönergelerde, ipuçlarında, model
olmada veya uygulayarak öğrenmede de yer alır. Sevdiği bir anaokulu şarkısını, şiirini,
tekerlemeyi tekrar etmeyi öğrenen küçük bir çocuk, şarkının (şiirin, tekerlemenin) birkaç
sözcüğünü öğretmeniyle birlikte söylemeye başlar. Şarkıyı, (tekerlemeyi, şiiri) birkaç kez
tekrarladıktan sonra, eğer öğretmen çocuğun boşlukları doldurmasına izin vermek için şarkı
(tekerleme, şiir) sırasında boşluklar bırakırsa, çocuk kendi başına daha fazla sayıda sözcüğü
söylemeye başlar. Bu çocuğun, görevi kendi başına yapabilene kadar desteğin aşamalı olarak
çekildiği yapı oluşturma için iyi bir örnek teşkil eder.
1.7. Dil Gelişimin Diğer Gelişim Alanlarıyla İlişkisi
Çocuğun, çevresini tanıyıp araştırma yapabilmesi için bilişsel gelişiminin sağlıklı
olması gerekir. Bütün gelişim alanları, birbiriyle ilişkili olup birbirinden ayrı düşünülemediği
için dil gelişimi de diğer gelişim alanlarıyla ilişkilidir. Örneğin dildeki gelişmeler, kavram
oluşması ve problem çözmedeki ilerlemelere olanak sağlar. Dil gelişiminde olan bazı
aksaklıklar, diğer gelişim alanlarında da problemlerin yaşanmasına neden olabilir.
Fiziksel yönden gelişmiş çocuğun, motor yetenekleri de gelişmiş ve olgunlaşmıştır.
Motor yeteneklerin olgunlaşması; dilin kullanılmasında, seslerin çıkarılmasında etkilidir.
Gelişmiş bir sosyal çevrede yetişen çocuğun anlatımının daha düzgün ve kelime hazinesi
daha zengindir. Sosyal iletişime girdiğinde, dilini kullandığı görülür. Duygusal yönden
problemlerin olmaması ve huzurlu bir ortam, dil gelişimini olumlu yönde etkiler. 20
Dil gelişimi, bilişsel gelişim ve sosyal motor gelişim arasında da iş birliği vardır.
Çocuğun, çevresindeki insanlarla iletişim kurabilmesi sosyal bakımdan gelişmiş olmasını
gerektirir. Dili kullanıp soru sorması, konuşabilmesi için bilişsel ve dil gelişiminde problem
olmaması gerekir. Dil gelişimi, bilişsel gelişimde çocuğun duygusu, motive olması, kişiliği
de etkili olmaktadır. Örneğin kaygılı, sıkıntılı olan ve kendine güvenmeyen bir çocuk, daha
az kaygılı ve sıkıntılı ve kendine güvenen çocuğa kıyasla problem çözmede ve kendini ifade
etmede daha başarısız olabilir.

Dil gelişimi ile bilişsel gelişim paralellik gösterir ve tamamen iç içe bir gelişim
alanıdır. Ayrıca bireysel farklılıklar mevcuttur. Bir gelişim alanındaki problem, diğer gelişim
alanlarını etkiler. Bundan dolayı tüm gelişim alanlarının birbiri üzerinde etkisi vardır.
2. DİL GELİŞİMİNE UYGUN ETKİNLİKLER

2.1. Dil Gelişimine Uygun Etkinlikler
Dil gelişimine uygun bir aşama geçiren çocukların bu sırada desteklenmesi
önemlidir.Çocuklar, başkalarının konuşmalarını dinleyerek ve uygun karşılıklar vererek
konuşmalara katılırlar. Duygularını, düşüncelerini ve isteklerini sözel ifadelerle açıklar. Bu
sırada yeni sözcükler ve bu sözcüklerin anlamlarını öğrenerek konuşmalarında kullanır.
Anlamlı cümleler kurarak iletişim yetenekleri geliştirirler. Çocuklara bu beceriler, etkinlikler
esnasında ve günlük yaşantı sırasında yapılanlar anlatılarak kazandırılabilir.
Çocukların etkinliklerinde algılayabilme, dikkatlerini toplama, kelime dağarcığını
artırma, sözlü anlatımlarını teşvik etme gibi dil işlevlerini kolaylaştıracak çalışmalara yer
verilir. Dil gelişimi ile nesne, olay ya da varlıkları adlandırma ve onlara ait belli başlı
özellikleri söyleme, cümlelerinde ögeleri, Türkçe’deki ekleri doğru olarak kullanma, nesne
durum ya da olayı anlaşılır bir şekilde açıklama, aynı anlama gelebilecek düşünceleri farklı
cümlelerle açıklama, sözcükleri farklı yapıda sözel ürünler oluşturacak şekilde (şiir, bilmece,
tekerleme, hikâye, şarkı) kullanma becerilerini geliştirme hedeflenmektedir. Çocuğun
gelişim düzeyini dikkate alarak neyi yapamadıkları, başaramadıkları göz önüne alınarak
yapabildiği etkinliklerden başlamak gerekir.
Çocukların dil gelişimini desteklemek için etkinlik hazırlarken dikkat edilecek
noktalar:
Ø Kullanılan materyal, çocuğun ilgisini çekmeli ve onun gelişim düzeyine uygun
olmalıdır.
Ø Kullanılan sözcükler, çocuğun anlama düzeyinde olmalıdır.
Ø Yetişkin ya da eğitimci, çocuk için iyi bir model teşkil etmelidir.
Ø Çocuğun yetişkine dikkat etmesi önemlidir. Eğer çocuk, seçilen materyallere ve
konuya ilgi göstermiyorsa etkinlik çocuğun ilgi gösterdiği konuya ve
materyallere yönelik olarak hazırlanmalıdır.
Ø Çocuk, yapılan etkinliğe ne kadar istekli olursa o kadar çabuk öğrenir.
Ø Etkinliklerin çoğu farklı amaçlar içinde yer almalıdır. Örneğin kum ve su gibi
görme, dokunma ve işitme ile ilgili organları uyaran araştırma niteliğindeki
oyunlar ve hayalî oyunlar anlama ve ifade etmeyi geliştirmek için kullanılabilir.
Ø Materyalleri amacına uygun kullanmadan önce çocuğa onları tanıması için
fırsatlar sunulmalıdır.
Ø Çocuk bir etkinlikle uzun süre ilgileniyorsa etkinlik değiştirilmemeli, bu durum,
çocuğun o etkinlikte öğrendiği bir şeylerin olduğunu gösterir. Çocuğun
hareketlerinde monotonlaşma görüldüğünde mutlaka yeni materyal verilmelidir.
Ø Çocuğun ilgisini çekmeyen bir etkinlikte ısrarcı olunmamalıdır.
Ø Çocuğun öğrendiklerini pekiştirebilmesi için gerekli olan tekrarlar yapılmalıdır.
Ø Çocuğa hatalarını düzeltmesi için zaman tanınması çocuğun kendisine olan
güvenini geliştirecektir.
Ø Genelleme yapabilme özelliği, etkinlikler için önemlidir. Çocuk yeni öğrendiği
becerileri mümkün olduğunca farklı durumlarda ve etkinliklerde pek çok kez ve
eğitimciden farklı kişilerle de tekrarlaması önemlidir.
Ø Çocuğun etkinliklerde ne söylediği ile ilgilenilmeli ve söylediklerini nasıl
ilettiğine dikkat edilmelidir.
Ø Çocuk, etkinlikler sırasında çevresindekilerle iletişim kurmak istediğinde
çevresindekilerin de ona cevap vermesi önemlidir.
Ø Çocuk ile etkinlikler sırasında konuşurken ona sürekli soru soran ve onu sürekli
izleyen bir yetişkin modeli olmaktan çok; onu motive edecek, kendisini ifade
etmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.
Yengecin biri kızına:
“Öyle yan yan yürümesene! O ıslak taşlara sürtünmesene!” demiş.
Bir gün kızı dayanamamış:
“Anne, sen bir doğru yürü de ben de sana bakıp doğru nasıl yürünür öğreneyim.”
demiş.
Çocuğun doğru ve güzel konuşması için önce siz yetişkinler doğru ve güzel
konuşmalısınız.
Çocuklarla konuşurken dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Ø Çocukla konuşurken onun seviyesine inerek onunla göz kontağı kurarak
konuşulmalıdır.
Ø Çocukla onun ismini kullanarak, gülümseyerek konuşulmalıdır.
Ø Kullanacağınız kelimeler ve cümlelerle çocuğa model olacağınızdan doğru
kelimeleri ve dil bilgisi kurallarına uygun cümle yapılarını kullanmaya özen
gösterilmelidir.
Ø Normal ses tonu, jest ve mimikler kullanılarak konuşulmalıdır.
Ø Çocuğa onun anlatmaya çalıştıklarını dinleyerek doğru model olunmalıdır. 29
Ø Çocukla günlük yaşantınız, kendisinin veya diğer çocukların yaptığı işler
hakkında konuşulmalıdır. Gerekli görülen durumlarda ona açıklama
yapılmalıdır.
Ø Çocuğun konuşması genişleterek konuşulmalıdır.
Çocuğun dil gelişimini desteklemek için dikkat edilecek noktalar şunlardır:
Ø Ona kitap okunabilir.
Ø TV izlerken onunla konuşarak konuyu
anlaması sağlanabilir.
Ø Beraber şarkı söyleyebilirsiniz, şiir ya da
şarkı ezberlemesine yardımcı
olabilirsiniz.
Ø Çocuğa hikâye ve masal anlatılabilir.
Ø Çocuktan yaşına uygun olarak hikâye ve
masal anlatması istenebilir.

Ø Her fırsatta onunla sohbet edin. Mesela, yemek yerken bütün aile bireyleri bir
araya geldiğinde konuşma fırsatı yakalayabilir.
Ø Sohbet ederken kelime haznesini geliştirecek şekilde konuşabilirsiniz (Örneğin
havanın durumu hakkında konuşulabilir ve ona farklı hava koşullarından
bahsedebilir; yağmurlu, bulutlu, güneşli, rüzgârlı, kar yağışlı, soğuk, sıcak
gibi...).Böylece sohbet sırasında konuyla ilgili birçok kelimeyi öğrenmesini
sağlayabilir.
Ø Oyun oynarken ve resim yaparken onunla konuşmak, onun hem dil gelişimi
hem de zihinsel gelişimi için çok önemlidir. Ayrıca onunla konuşurken de
yaratıcılığının gelişmesi sağlanabilir.
Ø Onunla konuşurken cevap vermesi için hak ve zaman tanınabilir.
Ø Çocuğun cümlesini tamamlamasına izin verilebilir ve onun cümlesini
tamamlamaktan kaçınılmalıdır.
Ø Eğer ses kayıt cihazınız ya da teybiniz varsa çocuğunuzun söylediği şarkıyı ya
da anlattığı hikâye kaydedilebilir.
Ø Ona tekerlemeler öğretin. Beraber yeni bir tekerleme de uydurabilirsiniz.
Ø Alışverişe beraber gidilebilir ve orada onun ilgisini çeken şeyler hakkında
konuşulabilir.
Ø Çocukla konuşurken ses benzerlikleri hakkında bilgi verilebilir.
Ø Beraber fotoğraf albümlerine bakıp, fotoğraftaki kişiler, yer ve olanlar hakkında
konuşulabilir. Bu tip bir etkinlik onun dil gelişiminin yanı sıra zihinsel
(özellikle hafıza) gelişimine de yararlı olur.
Ø Yatağına yatmadan önce onunla gün hakkında konuşabilir, ardından ona hikâye
anlatabilirsiniz.
2.2. Dil Gelişimine Uygun Araç-Gereçler
Çocuğa uygun bir araç-gereç seçerken sağlam, kullanışlı ve bakımı kolay, amaca
uygun, birdençok amaca hizmet edecek, çocuğa zarar vermeyecek olmasına dikkat
eilmelidir. Araç gereçler estetik olmalı, göze hoş görünmeli, araştırma ve keşfetmelerini
sağlamalı, yaratıcılıklarını desteklemeli ayrıca güvenilir olmalıdır. Çocuğun gelişim
düzeyine göre araç ve gereçler basitten karmaşığa, kolaydan zora, bilinenden bilinmeyene
doğru giden bir sıra ile verilmelidir. Seçilen araç ve gereçlerin eğitim programındaki hedef
ve kazandırılması beklenen hedef davranışlarla tutarlılık göstermesi amaçlanmalıdır.
Yapılan bir araştırmada annelerin 1 yaşındaki çocukları ile oyuncaklı ve oyuncaksız
ortamlardaki konuşmaları video kaydı ile incelenmiş ve anne konuşmalarındaki isim ve fiil
kullanımındaki dağılım araştırılmıştır. Oyuncak oynarken isim türü sözcükler daha fazla
iken, oyuncaksız ortamda fiillerin daha fazla kullanıldığı gözlemlenmiştir. Annelerin
çocuklarını daha çok isim söylemeye teşvik ettikleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemde, bebek ve
bakıcısı tarafından oynanan "cee" oyunu, nesne, oyuncak ve beden parçalarını isimlendirmek
gibi oyunların dil gelişimi ve sözel etkileşimi olumlu yönde etkilediği görülmektedir.
Annenin oyuncak oyunu sırasında, özellikle bebeğin dikkatini toplamaya yönelik
davranışları ile bebeğin dil becerileri arasında güçlü bir ilişkinin varlığı ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak bebeklerin dili öğrenmeye öncelikle kullanılan dildeki sesleri öğrenmekle
başladığı, seslerden hecelere, cümlelere ve dilin tam olarak anlaşılmasına dek süren süreç
içinde sıra değişmezken, gelişimin hızı ona sunulan imkânlardan etkilenmektedir.
Gönen tarafından yapılan araştırmada erken çocukluk eğitim kurumuna giden 4-5 yaş
çocuklarına resimli kitaplarla yapılan eğitimin dil gelişimine etkisi araştırılmış ve
sonucunda; resimli kitaplarla 4 ay boyunca destekleyici dil eğitimi verilen (deney grubu)
çocukların son test ortalamalarının (kontrol grubu) destekleyici dil eğitimi verilmeyen
çocukların ortalamalarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç, erken çocukluk
eğitim kurumlarında verilen dil gelişimine yönelik etkinliklerin çocukların dil gelişimlerinde
olumlu etkisi olduğunu göstermektedir.
Çocukla ilgilenenlerin, çocuğun eline bir malzeme vermek istediğinde çocuğun
gelişim basamağını veya olgunluk düzeyini iyi bilmesi gerekir. Araç-gereç yaparken veya
seçerken bireylerin göz önünde bulunduracağı çocuğun ilgileri, ihtiyaçları, gelişim düzeyi ve
yaşıdır.
Erken çocukluk döneminde, dil gelişimini destekleyen etkinliklere yer verilerek
çocuklar desteklenebilir. Daha ileri yaşlarda kitaplara ve dergilere çeşitli dil gelişimini
artıran oyunlara, etkinliklere yer verilebilir. Nitelikli her türlü araç ve gerecin çocuğun
gelişimine katkı sağlayacağı gerçektir. Aşağıda çocukların yapabildiklerinden sonra bazı
araç ve gereç örneklerine yer verilmiştir. Bu araç ve gereçlerin sayısını atırtmak mümkündür.
Çocukların yaş gruplarına göre yapabildikleri aşağıda listelenmiştir. Onların yapabildiklerine
göre araç-gereç seçmek önemlidir.
Ø Çocukların 0-3 ayda yapabildikleri:
· Seslere başını çevirebilir.
· Mırıldanma ve gülümsemeyle karşılık verebilir.
· Ünlü-ünsüz birleşimi heceler çıkarabilir.
Ø Çocukların 6-12 ayda yapabildikleri:
· Sözcükleri taklit edebilir.
· "Hayır"a tepki verebilir.
· "Anne" ,"baba" gibi sözcükleri söyleyebilir.
· Kolay heceleri söyleyebilir (da, go, ga).
Ø Çocukların 12-18 ayda yapabildikleri:
· Sözcük dağarcığı 5-20 arasında olabilir.
· Basit direktifleri takip edebilir.
· İsmine karşılık verebilir.
· Bay bay yapabilir.
· İki basit sözcükle basit cümle kurabilir. Örneğin "Dede gitti".
Ø Çocukların 18-24 ayda yapabildikleri:

· İki ya da dört sözcükle cümle kurabilir.
· Bilinen insanların, nesnelerin ismini söyleyebilir.
· Yaklaşık 50 sözcük bilir.
Ø Çocukların 24-36 ayda yapabildikleri:
· İki aşamalı direktifleri takip edebilir. örneğin; "arabayı getir" ve "masaya
koy."
· Çok farklı cümle tiplerini anlayabilir.
· Dört-beş sözcüklük cümleler kullanabilir.
· "Neden" soru tipini kullanabilir.
· Masalları dinleyebilir ve basit sorular sorabilir.
Ø Çocukların 3-4 yaşta yapabildikleri;
· Günlük yaşamımızda kullandığımız içmek, açmak, kapamak, uyumak
gibi eylemleri belirten resimleri isimlendirebilir.
· Özellikleri belirtilen nesneleri getirebilir.
· İki eylem gerektiren direktiflere uyabilir.
· Çevredeki nesneleri tanır ve onları adlandırabilir.
· Söylenmese bile dokuz yüze yakın kelimeyi anlayabilir.
· İki ayrı nesneli eylemi gerektiren emirleri yerine getirebilir.
· Beş altı kelimeli cümle kurarak konuşabilir.
· Zamirle kendini ifade edebilir.
· Sesinin tonunu ve hızını ayarlayarak konuşabilir.
· Yaptığı bir resmi anlatabilir.
· Kendi kendine konuşur ve çok soru sorar.
· On sekiz adet nesne kartı içinden en az on tanesinin ne olduğunu
söyleyebilir.
· Altı kelimelik bir cümleyi, söylendikten sonra tekrarlayabilir.
· Bir hikâye oluşturup anlatabilir.
· Zamanı algılayabilir (yarın, daha sonra, gelecek hafta gibi).
· Olayları birbirine bağlayıp olan biteni anlatabilir.
Ø Çocukların 4-5 yaşta yapabildikleri;
· Özellikleri belirtildiğinde vücudunun kısımlarını gösterebilir.
· Üç nesneli ve davranışları emirleri yerine getirebilir.
· Resimleri mantıklı bir şekilde açıklayabilir.
· Tek başına 3-4 mısralık basit şarkıları söyleyebilir.
· Düzgün ve tam cümleler kurabilir.
· Yedi kelimeden oluşan cümleleri kurabilir.
· Geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanları doğru olarak kullanabilir.
· On sekiz adet değişik nesne resminden on dört tanesinin ismini
söyleyebilir.
· Yakın zamanda yaşanmış olayları anlatıp, olaylar arasında ilişki kurabilir.
· Ev adresini söyleyebilir.
· Kaç yaşında olduğunu söyleyebilir.
· Sürekli olarak "neden, ne zaman, nasıl" gibi sorular sorabilir.
· Kelimelerin anlamlarını merak ederek ne olduğunu sorabilir.
· Gerçekleri hayallerle karıştırarak hikâyeler anlatabilir.
· Daha uzun öyküler anlatır ve içinde ailesinin de olduğu öyküler
yaratabilir.
Ø Çocukların 5-6 yaşta yapabildikleri;
· Adinı soyadını söyleyebilir.
· Ailedeki kişilerin isimlerini söyleyebilir.
· Telefonunu ve ev adresini söyleyebilir.
· 6-8 kelimelik cümleler kurabilir, söylendiğinde tekrarlayabilir.
· Somut nesneleri yapılarına göre daha ayrıntılı olarak tanımlayabilir.
· Soyut nesnelerin anlamlarını sorabilir.
· Zıt anlamlı soyut kelimeleri söyleyebilir.
· Zıt anlamlı somut kelimeleri söyleyebilir.
· Günlük yaşantımı anlatabilir.
· Yer ve hareket tarif edebilir.
· Niçin sorusunu açıklayarak cevaplayabilir.

2.3. Dil Gelişime Uygun Etkinlik Planlama
Çocukların bir gün içerisinde yaptığı etkinlikler dil gelişimlerini artırır, geliştirir. Bu
etkinliklere, hedeflere yönelik, çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun olarak yıllık ve
günlük planlarda yer vermek gerekir. Bu etkinlikler, çocuğun gelişimi için çok önemlidir.
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst