Çocuklarda Etioloji nedir?

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan İsmail MART
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 2:08
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
1 May 2006
Mesajlar
1,416
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
46
Konum
osmaniye
Web sitesi
www.okuloncesietkinlikleri.com
@İsmail MART
Malarya etkeni plazmodiumlardır. Bu grup parazitlerden P.vivax, P.malariae, P.falciparum ve P.ovale insanda hastalık yapan türlerdir. Bu dört grubun benzer biyolojik özellikleri vardır.
Plazmodium türlerinin vektör olan ano*fel türlerinde ve ara konak olan insan*da gözlenen iki ayrı evrimi vardır (şekil 10.10.2). İnsandaki evrim protozoanm endo-jen, veya aseksüel üreme evresi, anofelde*ki ise eko j en veya seksüel üreme evresi*ni oluşturur. İnfekte anofelin insanı sokması ile sporozoitler insana geçer Ve insan vücudun*daki evrimin ilki olan preeritrositer evre baş*lar. Sporozoitler karaciğer parenkim hücreleri*ne yerleşir ve burada trofozoit şekline dönüşür. Trofozoitlerin çekirdeğinde başlayan bölünme*ler sonucunda eksoeritrositer (preeritrositer) şizont oluşur. Sitoplazmanm da bölünmesi ile olgun şizont gelişir.




Olgun şizont içinde nükleus ve sitoplazma parçaları içeren merozoit denilen oluşumlar vardır. Olgunlaşma sonucu ek*soeritrositer şizont parçalanarak merozoitler serbest duruma geçer. Eksoeritrositer şizogoni süresi genellikle 3 haftadır; bazı P.vivax suşla-rında bu süre uzayabilir. P.vivax ve P.ovale’nin eksoeritrositer şizogoni evresi, aylar hatta yıllar sürebilir. Antimalarial tedaviye karşın bu evre*nin devam etmesi rölapslara neden olur.
Serbest kalan merozoitlerin eritrosit yüze*yine glikoprotein yapısında bir yüzey membran reseptörü aracılığıyla bağlanması eritrositer evreyi başlatır. Eritrosit içine giren merozoit trofozoite dönüşür ve çekirdeğindeki kromatinin bölünmesi sonucu şizont şekli oluşur (eritrosi*ter şizont). Şizogoni tamamladığında eritrosit parçalanır ve merozoitler serbest kalır. Serbest kalan merozoitler başka eritrositleri infekte ederek bu siklus tekrarlanır. Eritrositer şizo*goni P.falciparum, P.vivax ve P.ovale’de 48 saat, P.malariae’da ise 72 saat sürer. Bir veya bir*kaç eritrositer siklus sonucu bazı merozoitler gametosit denilen olgunlaşmamış cinsiyet hüc*releri oluştururlar. Gametositogenez sonucun*da mikrogametosit (erkek cinsiyet hücresi) ve makrogametosit (dişi cinsiyet hücresi) meyda*na gelir.
Anofel insandan kan emdiği zaman game-tositler anofelin midesinde döllenerek zigot olu*şur. Zigot hareket yeteneği olan ookinete dönü*şür ve anofelin mide duvarını aşarak kas içi bir ookist halini alır. Ookist binlerce sporozoit içe*rir. Ookistlerin parçalanması ile bu sporozoitlerin bir bölümü tükrük bezine geçer. Anofelin insanı sokması sonucu tükrük bezinde bulunan sporozoitler insan vücuduna girerek endojen evreyi başlatırlar.
 
Yenidoğan döneminde konvülziyon nedenle*ri çok çeşitlidir. Özellikle ilk üç günde oluşan konvülziyonlarm nedenleri, daha sonra oluşan*lardan farklılık gösterir. Buna dayanarak yeni*doğan konvülziyonları etiolojilerine göre ilk üç günde ve üçüncü günden sonra oluşanlar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Bu ayırım kesin bir sınıflama olmamakla birlikte etiolojik yaklaşım*da kolaylık sağlaması açısından yararlıdır.
Yaşamın ilk üç gününde ortaya çıkan kon vülziyonlarda sık rastlanan nedenler tablo 6.15.1 de görülmektedir.
bu tür konvülziyonlar hemen her zaman doğu*mu izleyen ilk üç gün içinde, hatta 2/3 ü ilk 24 saatte ortaya çıkar.
İntrakranial kanamanın her türünde kon*vülziyon olabilir. Ancak konvülziyon nedeni ola*rak en sık karşılaşılan, pretermlerde görülen intraventriküler kanamalardır. Bu bebeklerde konvülziyonlar genellikle doğumdan sonraki 15 48 saatler arasında belirir ve çoğu generalize to*nik tiptedir.
Hipoglisemi, prognozu en ciddi olan ve kalı*cı beyin lezyonlarma yol açabilen önemli bir konvülziyon nedenidir. Konvülziyonlar genellik*le ilk üç günde belirir. En sık düşük doğum tar*tılı bebeklerde, pretermlerde, diyabetik anne ço*cuklarında rastlanır. Perinatal asfiksi, intrakra*nial kanama, sepsis ve menenjit, hipoglisemiye eğilimi arttıran durumlardır. Klinik belirti göste*ren hipoglisemik bebeklerin yaklaşık 1/4 ünde konvülsiyonlar oluşur.
Hipokalsemi, metabolik nedenler arasında ön sıralarda yer alır. Erken hipokalsemiye bağlı ve ilk 3 günde görülen konvülziyonlara en sık ola*rak pretermlerde, düşük doğum tartılı bebekler*de, gebelik toksemisi ya da diyabetli olan annele*rin bebeklerinde rastlanır. Perinatal asfiksi de önemli bir erken hipokalsemi nedenidir. Geç hi pokalsemik konvülziyonlar hemen daima 4 10. Günler arasında ortaya çıkar. Son yıllarda anne sütü ile beslenmenin yaygınlaşması ve adapte mamaların daha fazla kullanılması ile bu tür konvülziyonlann sıklığı oldukça azalmıştır. Hi pomagnezemi metabolik nedenler arasında hipo kalsemiden sonra gelir. Nedenleri ve kliniği hi*pokalsemiye benzer.
Tüm doğumların uygun koşullarda yapılabil*diği ülkelerde neonatal sepsis, menenjit veya me ningoansefalit konvülziyon nedenlerinin en faz*la % 10 unu oluşturmaktadır. Buna karşın bir*çok ülkede ve türkiye’de de sepsis, yenidoğanda önemli bir konvülziyon nedeni olmaya devam etmektedir. İncelenen bir grup yenidoğan kon vülziyonu vakasının % 34 ünde sepsis ve bun*ların 1/3 ünde bakteriyel menenjit saptanmış*tır. Bu tür konvülziyonlar intrauterin infeksi yonlarda daha erken görülebilmekle birlikte hemen daima 4. Günden ve genellikle 1. Hafta*dan sonra belirir.
Hiponatremi ve hipernatremi seyrek rastla*nan nedenlerdir. Hiponatremi vücuttan tuz kay*bı veya su zehirlenmesiyle gelişebilir. Su zehir
Lenmesi asfiksi ve menenjitte düzensiz adh sal*gılanmasına bağlı olabilir ya da sodyum içerme*yen parenteral sıvılar uygulanan bebeklerde iat rojenik olarak gelişir. Hipernatremi de dehidra tasyon, daha sık olarak da tedavi yanlışlıkları sonucu iatrojenik olarak gelişir.
Kongenital serebral anomaliler yenidoğan konvülziyonlarınm etiolojisinde % 5 10 oranla*rında yer almaktadır. Bu vakalarda konvülziyon*lar herhangi bir zamanda başlayabilir. Bazı ül*kelerde yenidoğan konvülziyonlarınm etiolojisin*de önemli yer tutan ilaç kesilmesi sendromlarma ülkemizde hemen hiç rastlanmamaktadır.
Bazı aminoasidüri sendromları daha yenido*ğan döneminde konvülziyona yol açabilir. Bun*lar çok nadir görülen durumlardır. Bu vakalar*da konvülziyonlar beslenme başlatıldıktan son*ra genellikle 5 10. Günler arasında belirir.
Yenidoğan döneminde seyrek rastlanan bir diğer konvülziyon türü selim familyal yenidoğan konvülziyonlarıdır. Bu tür konvülziyonlar otoso mal dominant geçiş gösterir ve ailenin birçok bi*reylerinde bildirilir. Genellikle doğumdan sonra 2 3 cü günlerde görülür. En sık olarak amorf ve*ya mültifokal klonik tipte kısa nöbetler şeklinde belirir. Prognoz iyidir.
Son yıllarda tanımlanmış ve etiolojisi kesin bilinmeyen bir diğer yenidoğan konvülziyonu tü*rü 5. Gün konvülziyonlarıdır. Etiolojide geçici bir çinko ya da bakır eksikliği üzerinde durulmak*tadır. Bu tür konvülziyonlar miadında doğan, normal tartılı, sağlıklı bebeklerde 4 5. Günlerde görülmektedir. Konvülziyonlar genellikle ıdonik tipte ve kısa sürelidir. Prognoz iyidir. 1 15 günlük bir süre sonunda konvülziyonlar kaybolur.
Yenidoğan konvülziyonlarmda aynı hastada birden fazla neden bulunabileceği gibi vakala*rın % 20 25 gibi önemli bir oranında neden sap tanamayabilir.
 
teşekkürler ...
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

24 Yıldır Sizlerle

24 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst