Bireyin çevresindeki dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerde gelişime BİLİŞSEL GELİŞİM adı verilmektedir.
Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar bireyin çevreyi dünyayı anlama düşünme yollarının daha kompleks ve etkili hale gelme sürecidir.
Piaget Bruner ve Vygotsky çocuğun çevresindeki dünyayı değişik yaşlarda nasıl ve niçin böyle gördüğünü ve algıladığını belirlemeye çalışmışlardır
PLAGET’YE GÖRE GELİŞİM DÖNEMLERİ
Plaget bilişsel gelişimi dört temel evreye ayırmıştır. Bunlar sırasıyla; duyusal motor işlem öncesi somut işlemler soyut işlemler dönemleridir. Plaget’ekibi göre çocuk bir dönemde kazanması gereken tüm şema ailesine sahip olup gerekli biliş yapılarını oluşturduğunda o dönemdeki gelişimini tamamlamaktadır.
Plaget tüm çocukların bu gelişim aşamalarının sırasıla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bir gelişim dönemini atlayarak diğerine geçemez. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden faklılık gösterebilir.
1. DUYUSAL – M OTOR DÖNEMİ (0-2 YAŞ)
Bebek bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullandığından bu döneme duyusal- motor adı verilmektedir. Bütün bebekler doğuştan reflekstif davranışlara sahiptir. Yeni doğan bebeğin dudaklarınıza dokunduğunda emmeye başlar; elinizi avucuna koyduğunuzda yakalar. Bu refleksler çocuğun ilk biliş şemalarını oluşturur.
Başlangıçta kendisini diğer nesnelerden ayıramayan bebek bu ilk şemaları (emme tutma yakalama vb.) yoluyla kendi vücudunu keşfetmeye çalışır. Daha sonra diğer nesnelerle etkinliklere başlar. Çıngırak fincan vb. nesneleri tutar emer vurur. Onları kendisinde var olan şemalarla tesadüfen keşfeder. Örneğin; çıngırağı ağzına götürdüğünde bundan hoşlanmayabilir. Kendisinde var olan şemayı yeniden düzenleme yoluyla çevresini anlamayı sağlayacak yeni bilişsel yapılar geliştirmeye başlar. Gelecek sefer çıngırağı eline verdiğinizde sadece ağzına götürmez elinde sallar. Örneğin; yeni doğan bebeğe mama şişesini ters olarak verdiğinizde de emmeye çalışır. Oysa bir yada iki ay sonra biberonun ne tarafından emileceğini öğrenir.
Bebeğin çevresiyle etkileşimleri sonucu edindiği yaşantılarla oluşturduğu yeni bilişsel yapıla refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek kendisine ilginç gelen bazı davranışları sadece tekrar etmez aynı zamanda bazı basit problemleri çözmeye de çalışır. Örneğin; beş aylık bebek gözünün top battaniyenin altına saklandığında onu aramaktan vazgeçer; oysa sekiz aylık bebek onu aramaya devam eder. Çünkü bebek nesne gözünün önünden kaldırıldığında onun yok olmadığını öğrenir. Nesnenin sürekliliğinin gelişimi bilişsel gelişimde önemli bir adımdır. Daha ileri düşünmenin gelişimi için bir basamaktır.
Bebek gözünün önünde kaybolan nesnenin yok olmadığını anladığında onu zihninde tutacak semboller kullanmaya başlar. Böylece nesne hakkında düşünebilir. Bellek az gelişmiş olmakla birlikte bu durum belleği kullanmaya başladığının göstergesidir.
Duyusal-motor dönemde diğer bir önemli gelişme de deneme – yanılma öğrenmesinin oluşumudur. Örneğin; çocuğun istediği bir topu çocuktan uzağa bir battaniyenin üstüne koyduğumuzu düşünelim. Çocuk battaniye ulaşabilmekte fakat topa ulaşamamaktadır. Bu durumda küçük bebekler topa birkaç kez ulaşmaya çalışır fakat daha sonra vazgeçer. Daha büyük bebekler doğrudan topa ulaşamadıklarını gördüklerinde başka bir yolu denerler. En sonunda muhtemelen battaniyeyi çekerek topa ulaşabileceklerini keşfederler.
Çocuklar duyusal-motor döneminin sonlarına doğru başlangıçtaki deneme- yanılma yoluyla problem çözme davranışlarından daha planlı bir yaklaşımla zihinsel olarak sembolleştirir resmederler. İşte bu duruma düşünmenin başlangıcı adı verilir. Nesne ve olayların içsel temsilcilerinin oluşturulması kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur. Çocuk gözüznün önünde olmayan nesne ve olayları zihninde temsil edebilir. Düşünmenin başlangıcı olarak nesnelerin zihinde sembolleştirilmesi bilişsel gelişim önemli bir adımdır. Örneğin; oyun parkında oynayan bir çocuk dışarıya kaçan topunu almak için çevresini gözler; topa ulaşmasını sağlayacak bir nesneyi (çubuğu vb.) bulur ve kullanır. Burada çocuk problemi deneme–yanılma yoluyla çözmemiştir. Problemi düşünüp anlıyarak çözümü tasarlamış ve zihinsel olarak sonuca ulaşmıştır.
2. İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM (2-7 YAŞ)
İşlem öncesi dönem ikiye ayrılmaktadır.
Bunlar;
a) Sembolik dönem yada kavram öncesi dönem (2-4 yaş)
b) Sezgisel dönem (4-7 yaş)dır.
a) Sembolik dönem yada kavram öncesi dönem:
İki dört yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönemde çocukların dili çok hızla gelişir ancak geliştirdikleri kavramlar ve kullandıkları sembollerin anlamları kendilerine özgüdür; çoğu zaman gerçek değildir. Çocuklar bu dönemde kompleks kavramları ve ilişkileri anlayamazlar. Örneğin; çocuğa “ su çok fazla dökeceksin” dediğinizde çocuk “ çok fazla” gibi kavramları anlayamadığından suyu dökecektir.
2-4 yaşlarına çocuk gözünün önünde bulunmayan yada hiç mevcut olmayan nesne olay kişi varlığı temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin; bir çubuğu at cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça gözlenir. Sembolik oyunlar aracılığıyla çocuklar çatışmalarını ortaya koyabilir ve dengelerini sağlayabilirler. Çocuklar büyüdükçe sembolik oyunları anlaşılmaz hale gelebilir. Çocuklar sembolik oyunlarında yetişkinleri yada çevrelerindeki olayları varlıları taklit ettikleri gibi oyunu tamamen kendilerine özgü sembollerle de oynayabilirler. Piaget sembolik oyunun çocuğu bilişsel gelişiminde olduğu kadar duygusal ve sosyal gelişiminde de önemli etkisi olduğunu vurgulamaktadır.
· Bu dönemdeki çocuklar ben merkezlidir. Kendilerini başkalarının yerine koyamazlar. Dünyayı başkalarının açısından göremezler.
· Objeleri sadece tek bir özellikleri açısından sınıflandırılabilirler. Örneğin; renklerine göre sınıflandırma yada biçimlerine göre sınıflandırma gibi.
· Bir özellik bakımından farklı olan nesnelerin farkını göremezler. (Örneğin; yeşil üçgenlerle yeşil kareleri bir arada gruplayabilir.)
· Mantık yürütmede tümevarım yada tümdengelim yollarını kullanamazlar. Mantıkları değişken ve yüzeyseldir. Tek yönlü düşünürler. Örneğin kedi dört bacaklı ve tüylü küçük bir hayvandır. Buda dört bacaklı küçük ve tüylü bir hayvan o halde buda kedidir diyebilir.
c) Sezgisel Dönem
4-7 yaş arasını kapsar. Çocuklar bu dönemde mantık kurallarına uygun düşünme yerine sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürle ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Dil hızla gelişmekte yaşantılar yoluyla kazanılan davranışların sembolleştirilmesine yardım etmektedir.
Bu dönemde çocuklar henüz üst düzeyde sınıflama yapamazlar. Örneğin; nesneleri biçimlerine yada renklerine göre sınıflayabilirler. Fakat ilişkilerini tam olarak farkında değildirler. Ayrıca bütün ve parça arasındaki ilişikileri kuramazlar. Örneğin; sınıftaki erkekler mi çok kızlar mı sorusuna eğer erkek sayısı çok ise erkekler diyebilirler. Daha sonra sınıftaki bütün öğrenciler mi çok erkekler mi? Diye sorulduğunda da erkekler çok cevabını verebilirler.
Korunum henüz gelişmemiştir. Korunum herhangi bir nesne yada nesne grubunun fiziksel biçimi yada mekandaki konumu değiştiğinde nesnelerin miktar sayı alan hacim vb. özelliklerini değişmeyeceği ilkesidir.
Çocuklar bu dönemde nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadır. Korunumun kazanılmamasında bu özellikleri etkili olmaktadır.
Örneğin; eşit miktarda dolu olan iki süt bardağından birini ince uzun bir bardağa diğerini geniş bir bardağa çocuğun gözünün önünde boşaltalım. İnce uzun bardaktaki süt daha yüksek göründüğünden çocuk o bardaktaki sütün daha çok olduğunu söyleyecektir. İki eşit miktardaki çikolata kalıbından birisini parçaladığımızda çocuk gözü önündeki parçalara ayrılmış olan kalıbı daha çok görecektir.
İşlem öncesi dönemin önemli özelliklerinden birisi de çocuklar işlemleri tersine çeviremezler. Piagete göre tersine çevirme düşünmenin önemli bir yönüdür ve korunumun başlangıç noktasıdır. Örneğin; 6+8=14 o halde 14-6=8 işlemini yetişkinler kolaylıkla yapabilir; ancak işlem öncesi dönemdeki çocuklar bunu tersine çevirme işlemini yapamazlar. Eğer tersine çevirme işlemini işlem öncesi dönemdeki çocuklar yapabilselerdi sütün ince uzun bardağa boşaltılmasıyla miktarın değişmeyeceğini de kolayca anlayabileceklerdi. İşte bu zihinsel dönüştürme sürecine işlemler adı verilmektedir.
İşlem öncesi dönemde çocuğun düşünmesi fiziksel etkinliğe ve nesnelerin dikkati çeken görünüşüne bağlı olduğundan doğrum mantık yürütemezler işlem yapamazlar.
Sonuç olarak bu yaşlardaki çocuklar duyumlarla elde edilen ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Ancak bu dönemin sonlarına doğru somut nesnelerle küçük sayıları toplayabilir ve çıkartabilirler.
Son yıllarda yapılan araştırmalar Piaget’nin ortaya koyduğu bazı özelliklerin daha erken yaşlarda öğretilebildiğini göstermektedir. Örneğin; uygun etkinlikler düzenlenerek ve basit bir dil kullanılarak çocuklara korunumun öğretilebildiği gözlenmiştir (Wood 1988; Damon 1977; Borke 1971). Ayrıca Piaget’nin işlem öncesi çocuğun ben merkezli olduğu görüşü de yeniden değerlendirilmektedir. Çünkü son yapılan araştırmalar bu yaştaki çocuklarında basit konuları başkalarının görüşü açısından düşünülebildiğini göstermiştir. Örneğin; anne çocuğa hasta olduğunu söyleyip yattığında çocuğun annenin üstüne battaniye örttüğünü daha sessiz oynadığı ilaç verdiği gözlenmektedir. İşlem öncesi dönemin sonuna doğru çocukların ben merkezli davranışlarda azalma olduğu görülmektedir.
Dil Gelişimi: Normal olarak çocuklar okula gidinceye kadar temel dil becerilerini kazanmışlardır. Dil gelişimi hem sözlü hem de yazılı iletişimle ilgilidir. Sözel iletişim daha erken gelişir 2-5 yaşları arasında konuşmanın gelişimi çok hızlıdır. Üç yaşında iyi bir konuşmacı olabilirler üç-dört sözcüklü cümleler kurabilir cümlelerde fiillerin zamanlarını genellikle doğru kullanabilirler. İşlem öncesi dönemin sonuna doğru sayısız cümleyi anlayabilir ve gramer kurallarına uygun olarak konuşabilirler.
Dil gelişimi sadece sözcüklerin öğrenilmesini değil aynı zamanda sözcük ve cümlelerin yapısına ilişkin kurallarını öğrenmeyi de kapsar. Örneğin; çoğul yapma sözcük üretme cümlenin öğelerini yerinde kullanma vb. gibi. Ancak bu dönemdeki çocuklar öğrendiği kuralları kullanırken bazen yanlış genellemeler yapabilirler. Örneğin; “ci” eki ile meslek adı türetilmektedir. Ayakkabı–ayakkabıcı lokanta-lokantacı gibi türetmeler doğru iken çocuklar aşırı genellemeler yaparak “manav” “kuaför””bakkal” “şoför” sözcüklerini de “ci” takısını takarak “manavcı””kuaförcü” vb.
Çocuğun doğumundan beş yaşına kadar olan bir gelişimi ana hatlarıyla Tablo 2 de özetlenmiştir.
Beş yaşındaki çocuklar artık fikirlerini düzgün bir şeklide uzun cümlelerle ifade edebilmektedirler. Ayrıca bu yaşlardaki çocuklar dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.
Beş yaşındaki çocuklar artık fikirlerini düzgün bir şekilde uzun cümlelerle ifade edebilmektedirler. Ayrıca bu yaşlarda çocuklar dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.
SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ
İlkokul yıllarındaki çocuklar bilişsel yeterlilik bakımından çok hızlı değişme gösterirler. İlkokul dönemindeki çocukların düşünmesi okul öncesi çocukların düşünmesinden çok farklıdır. Artık tersine çevirebilme kavramı kazandıklarından korunum ilkesi ile ilgili bir sorunları da yoktur. Nesnelerin fiziksel yapılarında yada mekandaki konumlarında değişmelerle miktar hacim sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Kısa ve geniş bardaktaki süt ile ince uzun bardaktaki sütün aynı miktarda olduğunu görebilirler; parçalanmış çikolatalarla kalıp halinde olanın aynı miktarda söyleyebilirler. Algılanan görüntüye göre değil gerçeği anlayarak tepkide bulunurlar.
Tüm dünyada çocukların somut işlemler döneminde okula başlamaları bir tesadüf değildir. Bu dönemde bazı işlemlerin zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Örneğin; benim beş portakalım senin dört portakalın var. İkimizin portakallarını bir araya getirdiğimizde kaç portakal eder? Diye sorduğumuzda problemi zihinsel olarak çözebilirler.
Bu dönemde en düzeyde gruplama yapabilirler. Bir grup bir nesnenin bir başka grubun alt sınıfı olabileceğini anlarlar. Örneğin; taşıt araçlarına otomobiller ve kamyon vb. diğer taşıt araçları olarak gruplayabilir otomobilleri de benzinle çalışanlar ve mazot vb. yakıtla çalışan diğer otomobiller olarak sınıflandırılabilirler. Şema 1 de görüldüğü gibi otomobiller taşıt araçlarının bir alt grubu benzinle çalışanlarda otomobillerin bir alt grubudur.
Çocuklar bu dönemde nesnelerin belli özelliklerine göre sınıflayabilirler. Örneğin nesneleri uzunluklarına genişliklerine ağırlığına vb. göre düzenleyebilirler. Bu beceri kazandıktan sonra geçişleri ve dönüştürmeleri daha kolay yaparlar. Örneğin; Songül İlknur’dan uzundur. İlknur da Gökçe’den uzundur. Bu grupta en uzun kişinin kim olduğunu somut işlemler dönemindeki çocuklar kolaylıkla bulurlar.
Somut işlemler dönemindeki çocuklar ben merkezcilikten uzaklaşmışlardır. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görebilirler. Ancak bu dönemde düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir. Çocuklar somut olduğu sürece karmaşık problemleri çözebilirler. Soyut problemleri ise çözemezler. Soyut kavramları çevresindekileri model alma yoluyla yerinde kullanmalarına rağmen anlamlarını açıklayamazlar.
Nazlının bu cevabında tam eğitimcilerin alması gereken çok ders vardır. Eğer problemde yumurta değil simit ciklet vb. gibi alınsaydı çocukların ilgisini daha çok çekecek onlar için daha somut olacak dolayısıyla gelişim düzeyine daha uygun olacaktır. Çocuk yaşamında işe yarayacak bu problemi çözmekten de zevk alacaktır.
Bu örnek olayda da görüldüğü gibi “kavram” terimi çocuk için soyut bir sözcüktür ve gereksiz olarak soru kökünde yer almaktadır. Çocuk kavramın anlamını bilmediği için sorunun doğru cevabını bilmesine rağmen cevaplayamamaktadır. Oysa soru kökü çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak sorulsaydı çocuk bitkinin tanımını kolaylıkla cevaplayacaktı. Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan millet ülke vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavram ve deneyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekir. Örneğin sakla samanı gelir zamanı vb. deyimler somut olarak çocuklara açıklanmalıdır.
SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ
Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü somut yollarla sınırlanmaz. Problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası deneceleri geliştirir. Daha sonra da bu denecelerin sırasıyla test eder. Çözüme sistemli şekilde ulaşır. Bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlenir.
Çocuklar soyut kavramları anlayarak etkili bir şekilde kullanabilirler. Bu dönemde çocuklar çeşitli ideal fikirleri değerleri inançları geliştirmeye başlar. Toplumun yapısıyla felsefesiyle politikayla ilgilenir: bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler.
Ergenliğin başlamasıyla vücutta değişmeler meydana geldiği gibi beyinde ve beynin fonksiyonlarında bir çok değişme gözlenmektedir. Piagetnin bilişsel gelişim kuralına göre ergen bu dönemde somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine girmektedir. Ergen tümdengelim ve tümevarım akıl yürütme yollarının her ikisini de birlikte kullanabilir. Bilişsel yöntemle denenceler üretim her birinin sırasıyla test ederek problemi çözebilir. İnhelder ve Piaget’ye göre ergenlikte beynin olgunluğu bu işlemleri yapmaya uygun hale gelmekle birlikte soyut işlemleri yapabilmesi çevreden gelen taleplere bağlıdır. Yani ergenin soyut işlemleri başarabilmesi için beynin olgunlaşmasının yanısıra soyut işlem yapmasını gerektirecek bir çevrede bulunması da gereklidir. Diğer bir deyişle tüm gelişimde olduğu gibi soyut işlemler döneminin özelliklerini kazanabilmek içinde olgunlaşma ve ergenin çevresiyle etkileşimlerin sonucu yaşantı kazanması gerekmektedir. Piaget bir çok yetişkinin soyut işlemleri geliştirmediğini ifade etmektedir. Bunun nedeni de: içinde yaşadıkları çevrenin niteliğidir. Örneğin; ilkel bir toplumda yaşayan bireyin soyut işlemler yapmasına: bir problemle ilgili dereceler geliştirip bunları teker teker denemesi ve sonuca ulaşmasına gerek olmayabilir. Kısaca bireyin soyut işlemleri yapabilmesi için bu tür düşünme tarzını gerektirecek karmaşık problemlerle karşılaşması gerekir. Öğretim ergenin bilimsel yöntemi kullanmasını sağlayacak içinde düzenlenmelidir.
Piaget ve İnherder ergenlerin bilişsel gelişim aşamalarını test etmek için ergenlere dört farklı renk değiştiren sıvı vermişlerdir. Bunlar: sayı olarak 1234 olarak etiketlenmiştir. Bir de “g” etiketli küçük bir şişe sıvı verilmişti. “g” etiketli bu sıvı karışıma birkaç damla eklenerek rengi ortaya çıkarmayı sağlamak için kullanılmaktadır. Ergenlerden istenen ise şudur: “ bu dört tür sıvıdan hangi iki sıvının karışımı turuncu rengi meydana getirmektedir?”
Somut işlemler döneminde olan çocuklar düşünmeksizin 1ve 2’yi 3 ve 4’ü 2 ve 3’ü sonuç olarak bütün kombinasyonları tesadüfen turuncu rengi buluncaya kadar denemişlerdir. Oysa soyut işlemler dönemindeki denencelerini daha sınırlı sayıda kombinasyonlarla geliştirmiş ve doğru olup olmadığını sırasıyla test etmişlerdir. Bu kombinasyonlar şunlardır:
Kombinasyon 11-31-2 ve 3)
Kombinasyon 21-41-2 ve 4)
Kombinasyon : (3ve 4)
Ergenler 1 ve 3’ü bir arada 12 ve 3’ü bir arada karıştırmışlar eğer bir ve 3 turuncu rengi meydana getirirse 2’ye gerek yoktur. Eğer 2 ve 3 turuncu rengi meydana getirirse 1’ekibi gerek yoktur. Sonuç 1 ve 3’ün gerekli olduğunu bulduklarında 4 ekledikleri kombinasyonları test etmeye gerek duymamışlardır.
Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayıca dil gelişimi bakımından kavramları atasözlerinin deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur. Ayrıca yazılı dilinde bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler.
İlköğretimin 6.7.8. Sınıflarında ve lisede ergenlerin analiz etme karşılaştırma soyut ilişkileri bulma özgün bir şey üretme eleştiriyel düşünme gibi özelliklerini geliştirici nitelikte etkinliklere yer verilmesi gerekmektedir.
Ergenlerde gözlenen önemli bir diğer zihinsel gelişim özelliğide hipotetik koşullara göre düşünmeleridir.
Örneğin okullarda münazara (tartışma) yaparken bulunduğu gruba benimsemediği bir fikir savunma görevi verildiğinde tartışmanın hatırı için b u konuda fikir üretip savunabilirler.
PIAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURALININ EĞİTİM AÇISINDAN DOĞURGULARI
Pıaget araştırmasına doğrudan eğitimdeki uygulamalara katkıda bulunmak amacıyla yapmamıştır. Ancak ortaya koyduğu ilkeler eğitimin etkililiği ve verimini arttırmak için eğitimde yeni düzenlemeler temel oluşturmuştur.
Piaget insanın dünya ile dinamik etkileşimde bulunan aktif bir organizma olduğunu vurgulamaktadır. İnsan ister bebek çocuk isterse yetişkin olsun oturup kendisini harekete geçirerek uyarıcılar gelsin diye beklemez. Organizma kendi amaçlarına ulaşmak için aktif olarak çevresindeki nesneleri olayları araştırır. Organizma amaçlıdır araştırıcı ve aktiftir.
Piaget’ye göre geleneksel eğitim ve eğitimcilerin görevleri çocukların zihinsel yapılarına uygun değildir; çoğu sınırlandırıcıdır. Öğretmenetkin çocuk ise edilgindir. Öğretmen bir merkezde hazırlanan programdakilerin çocuklara aktarmaya çalışmaktadır. Oysa Piaget’ye göre eğitimin görevi bireyin sosyal çevresine uyumunu sağlamakatadır. Bu görevin yerine getirmesi için eğitim çocuğun kalıtımla getirdiklerini bilişsel gelişimine uygun etkinliklerle desteklemelidir. Piagete göre okul çocuğa dışardan baskı yapmak yerine çocuğun kendi çabasının kendisinin yönlendirmesine izin vermelidir.
Piaget’ye göre eğitim aşağıdaki özellikleri taşımalıdır ( Mcnally 1974; Wood1988).
· Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır. Herhangi bir eğitim sistemi okul öğretmen çocuklar için planlayıcı hedeflerin ve yaşantıların onların gelişim düzeyine uygun olup olmadığına onların nasıl etkileyeceğini ancak gelişim teorilerinden öğrenebilir.
· Ders konularını dışardan çocuğa sunulması onun biliş yapılarını geliştirmeyecektir. Çocuğun biliş yapısı yetişkinlerinkinden farklılık gösterir. Çocuğun biliş yapılarını zenginleştirmesine fırsat verecek en uygun çevreyi düzenlemek ve öğrenmesine rehberlik etmek gerekir. Düzenlenecek öğretime-öğrenme ortamı çocuğun çevresindeki nesnelerle olaylarla arkadaşlarıyla öğretmeni ve diğer yetişkinlerle kolayca etkileşimde bulunmasına fırsat vermelidir. Çocuklar öğrenme yollarını birbirinden öğrenebilmelidirler. Düzenlenecek uygun çevre etkileşimleriyle çocuğun gelişimi hızlandırılabilir. Aksi takdirde sınırlı bir çevrede de çocuğun gelişimi sınırlandırılabilir. Gelişim “figüratif bilme” den yani nesnelerin olayların sadece duruk fiziksel özelliklerini bilmeden nesne yada olayın anlamını ifade eden işlemsel bilmeye doğru bir ilerlemedir. O halde düzenlenecek öğrenme-ortamıyla çocuğun fiziksel bilme olayından işlemsel bilmeye doğru ilerlemesi sağlanmalıdır. Buda çocuğun öğrenme ortamında etkin olması eşyalar olaylar üstünde çeşitli denemeler yapması ile mümkündür.
· Okul yaşama hazırlayıcı değil yaşamın kendisi olmalıdır. Kişiler arası etkileşim ve tartışmalar çocuğun ben merkezlilikten kurtularak dünyayı başkaları açısından görmesini sağlayacaktır. Bu yolla toplumda zenginleştirilecektir.
· Okullardaki eğitim programları ve uygulanan yöntemler çocukların biliş yapılarına uygun olmalı; onların var olan biliş yapılarını özümleme ve yeniden düzenleme yoluyla zenginleştirilmelerine fırsat yaratmalıdır. Öğretmen çocuğun başarabileceğinin üstünde öğretim yapma eğilimden uzak olmalıdır. Ancak düzenlenen uyarıcılar çocuklar tarafından tamamen özümlenirse de öğrenme meydana gelmez. Piaget’ye göre hazır bulunuşluk önemli bir kavramdır. Düzenlenecek öğretme-öğrenme etkinlikleri çocukları bulundukları düzeyden alıp bir üst düzeye çıkarabilmelidir.
· Eğitimin planlanması öğretmenin rehberliğinde çocuklar tarafında yapıldığında onların ilgi ve ihtiyaçlarına daha çok cevap verir. Ve çocukların etkin olması sağlanabilir.
· Piaget eğitimde sınavları zararlı bulunmaktadır. Sınavlar belleğe dayalı olmamalıdır. Öğrenci kitap ve kaynaklarını kullanarak sınıfta yaptığı işin küçük bir örneğini yaparak sınav olabilir. Değerlendirilmelerde çocukların zeka bölümleri değil onların içinde bulundukları gelişim dönemleri ve bilgi yapılarının düzeyi esas alınmalıdır.
Sonuç olarak Piaget eğitimin bireyselleştirmesini öngörmüş aktif okul açık sınıf uygulamalarına temel oluşturulmuştur. Aktif yöntemlerde çocuklar soru sormada araştırmadakendilerini ve çevrelerini keşfetmede özgürdürler. Öğretmen sınıfta ders anlatmak göstermek için değil gözlemek soru sormak rehberlik etmek için vardır. Çocuklar öğrenmeye ilgi ve istek duyduklarından daha hızlı öğrenirler. Aktif yöntemle öğretmenin rolü öylesine hassas olmalıdır ki çocuğa kendi kendisinin öğrendiğini düşündürmelidir.
İlk İki Yılda Görülen Bilişsel Gelişim
Bebek doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetme çabasına başlar. Keşif çabasında kullandığı temel araçlar doğuştan getirdiği duyusal ve hareketsel yeteneklerdir. Piaget daha önce de belirtildiği gibi bu devreye duyusal-hareketsel (sensory-motor) aşama adı verir. Dokunma gibi basit duyusal verilerden tutma ve emme gibi basit hareketlerden işe başlayan çocuk temel süreçlerin üzerine yenilerini koyarak çevresini anlayabilecek bir bilişsel sistem geliştirmeye başlar.
Bilişsel gelişimin aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmediğini (object constancy) keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca nesnenin yok olduğunu ya da çıngırağın on dakika önce eline aldığı aynı çıngırak ya da top olduğunu bebek bilmez. Onun için her an dünya yeni baştan var olur ve duyu organlarının dışında bir dünyanın varlığı düşünülemez.
Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi etrafına veya masanın altına bakarak arar. İki yaşına doğru bebek dış nesne ve olayların iç temsilcilerini (internal representation) gelişmeye başlar. Nesnelerin sürekli olduğunu ve göz önünden kaldırılınca bile var olmaya devam ettiklerini anlayan çocuk bu nesneyi bir süreçle temsil etmeye başlar. Böyle bir iç temsil süreci kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur. İç temsil sayesinde çocuk orada bulunmayan bir nesneyi ya da olayı temsil etme yeteneğine kavuşur.
Değişikliklerin olabilmesi için çocuk çevreye etkileşim içinde olması gerekir. Piaget’ye göre olgunlaşma süreci kendi başına çocuğun bilişsel gelişimini açıklamaz. Olgunlaşma çocuğun sinir sistemini geliştirerek onun daha karmaşık algılamalar yapabilecek bir düzeye gelmesini sağlarken çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşim yapması bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.
Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar bireyin çevreyi dünyayı anlama düşünme yollarının daha kompleks ve etkili hale gelme sürecidir.
Piaget Bruner ve Vygotsky çocuğun çevresindeki dünyayı değişik yaşlarda nasıl ve niçin böyle gördüğünü ve algıladığını belirlemeye çalışmışlardır
PLAGET’YE GÖRE GELİŞİM DÖNEMLERİ
Plaget bilişsel gelişimi dört temel evreye ayırmıştır. Bunlar sırasıyla; duyusal motor işlem öncesi somut işlemler soyut işlemler dönemleridir. Plaget’ekibi göre çocuk bir dönemde kazanması gereken tüm şema ailesine sahip olup gerekli biliş yapılarını oluşturduğunda o dönemdeki gelişimini tamamlamaktadır.
Plaget tüm çocukların bu gelişim aşamalarının sırasıla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bir gelişim dönemini atlayarak diğerine geçemez. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden faklılık gösterebilir.
1. DUYUSAL – M OTOR DÖNEMİ (0-2 YAŞ)
Bebek bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullandığından bu döneme duyusal- motor adı verilmektedir. Bütün bebekler doğuştan reflekstif davranışlara sahiptir. Yeni doğan bebeğin dudaklarınıza dokunduğunda emmeye başlar; elinizi avucuna koyduğunuzda yakalar. Bu refleksler çocuğun ilk biliş şemalarını oluşturur.
Başlangıçta kendisini diğer nesnelerden ayıramayan bebek bu ilk şemaları (emme tutma yakalama vb.) yoluyla kendi vücudunu keşfetmeye çalışır. Daha sonra diğer nesnelerle etkinliklere başlar. Çıngırak fincan vb. nesneleri tutar emer vurur. Onları kendisinde var olan şemalarla tesadüfen keşfeder. Örneğin; çıngırağı ağzına götürdüğünde bundan hoşlanmayabilir. Kendisinde var olan şemayı yeniden düzenleme yoluyla çevresini anlamayı sağlayacak yeni bilişsel yapılar geliştirmeye başlar. Gelecek sefer çıngırağı eline verdiğinizde sadece ağzına götürmez elinde sallar. Örneğin; yeni doğan bebeğe mama şişesini ters olarak verdiğinizde de emmeye çalışır. Oysa bir yada iki ay sonra biberonun ne tarafından emileceğini öğrenir.
Bebeğin çevresiyle etkileşimleri sonucu edindiği yaşantılarla oluşturduğu yeni bilişsel yapıla refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek kendisine ilginç gelen bazı davranışları sadece tekrar etmez aynı zamanda bazı basit problemleri çözmeye de çalışır. Örneğin; beş aylık bebek gözünün top battaniyenin altına saklandığında onu aramaktan vazgeçer; oysa sekiz aylık bebek onu aramaya devam eder. Çünkü bebek nesne gözünün önünden kaldırıldığında onun yok olmadığını öğrenir. Nesnenin sürekliliğinin gelişimi bilişsel gelişimde önemli bir adımdır. Daha ileri düşünmenin gelişimi için bir basamaktır.
Bebek gözünün önünde kaybolan nesnenin yok olmadığını anladığında onu zihninde tutacak semboller kullanmaya başlar. Böylece nesne hakkında düşünebilir. Bellek az gelişmiş olmakla birlikte bu durum belleği kullanmaya başladığının göstergesidir.
Duyusal-motor dönemde diğer bir önemli gelişme de deneme – yanılma öğrenmesinin oluşumudur. Örneğin; çocuğun istediği bir topu çocuktan uzağa bir battaniyenin üstüne koyduğumuzu düşünelim. Çocuk battaniye ulaşabilmekte fakat topa ulaşamamaktadır. Bu durumda küçük bebekler topa birkaç kez ulaşmaya çalışır fakat daha sonra vazgeçer. Daha büyük bebekler doğrudan topa ulaşamadıklarını gördüklerinde başka bir yolu denerler. En sonunda muhtemelen battaniyeyi çekerek topa ulaşabileceklerini keşfederler.
Çocuklar duyusal-motor döneminin sonlarına doğru başlangıçtaki deneme- yanılma yoluyla problem çözme davranışlarından daha planlı bir yaklaşımla zihinsel olarak sembolleştirir resmederler. İşte bu duruma düşünmenin başlangıcı adı verilir. Nesne ve olayların içsel temsilcilerinin oluşturulması kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur. Çocuk gözüznün önünde olmayan nesne ve olayları zihninde temsil edebilir. Düşünmenin başlangıcı olarak nesnelerin zihinde sembolleştirilmesi bilişsel gelişim önemli bir adımdır. Örneğin; oyun parkında oynayan bir çocuk dışarıya kaçan topunu almak için çevresini gözler; topa ulaşmasını sağlayacak bir nesneyi (çubuğu vb.) bulur ve kullanır. Burada çocuk problemi deneme–yanılma yoluyla çözmemiştir. Problemi düşünüp anlıyarak çözümü tasarlamış ve zihinsel olarak sonuca ulaşmıştır.
2. İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM (2-7 YAŞ)
İşlem öncesi dönem ikiye ayrılmaktadır.
Bunlar;
a) Sembolik dönem yada kavram öncesi dönem (2-4 yaş)
b) Sezgisel dönem (4-7 yaş)dır.
a) Sembolik dönem yada kavram öncesi dönem:
İki dört yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönemde çocukların dili çok hızla gelişir ancak geliştirdikleri kavramlar ve kullandıkları sembollerin anlamları kendilerine özgüdür; çoğu zaman gerçek değildir. Çocuklar bu dönemde kompleks kavramları ve ilişkileri anlayamazlar. Örneğin; çocuğa “ su çok fazla dökeceksin” dediğinizde çocuk “ çok fazla” gibi kavramları anlayamadığından suyu dökecektir.
2-4 yaşlarına çocuk gözünün önünde bulunmayan yada hiç mevcut olmayan nesne olay kişi varlığı temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin; bir çubuğu at cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça gözlenir. Sembolik oyunlar aracılığıyla çocuklar çatışmalarını ortaya koyabilir ve dengelerini sağlayabilirler. Çocuklar büyüdükçe sembolik oyunları anlaşılmaz hale gelebilir. Çocuklar sembolik oyunlarında yetişkinleri yada çevrelerindeki olayları varlıları taklit ettikleri gibi oyunu tamamen kendilerine özgü sembollerle de oynayabilirler. Piaget sembolik oyunun çocuğu bilişsel gelişiminde olduğu kadar duygusal ve sosyal gelişiminde de önemli etkisi olduğunu vurgulamaktadır.
· Bu dönemdeki çocuklar ben merkezlidir. Kendilerini başkalarının yerine koyamazlar. Dünyayı başkalarının açısından göremezler.
· Objeleri sadece tek bir özellikleri açısından sınıflandırılabilirler. Örneğin; renklerine göre sınıflandırma yada biçimlerine göre sınıflandırma gibi.
· Bir özellik bakımından farklı olan nesnelerin farkını göremezler. (Örneğin; yeşil üçgenlerle yeşil kareleri bir arada gruplayabilir.)
· Mantık yürütmede tümevarım yada tümdengelim yollarını kullanamazlar. Mantıkları değişken ve yüzeyseldir. Tek yönlü düşünürler. Örneğin kedi dört bacaklı ve tüylü küçük bir hayvandır. Buda dört bacaklı küçük ve tüylü bir hayvan o halde buda kedidir diyebilir.
c) Sezgisel Dönem
4-7 yaş arasını kapsar. Çocuklar bu dönemde mantık kurallarına uygun düşünme yerine sezgilerine dayalı olarak akıl yürütürle ve problemleri sezgileriyle çözmeye çalışırlar. Dil hızla gelişmekte yaşantılar yoluyla kazanılan davranışların sembolleştirilmesine yardım etmektedir.
Bu dönemde çocuklar henüz üst düzeyde sınıflama yapamazlar. Örneğin; nesneleri biçimlerine yada renklerine göre sınıflayabilirler. Fakat ilişkilerini tam olarak farkında değildirler. Ayrıca bütün ve parça arasındaki ilişikileri kuramazlar. Örneğin; sınıftaki erkekler mi çok kızlar mı sorusuna eğer erkek sayısı çok ise erkekler diyebilirler. Daha sonra sınıftaki bütün öğrenciler mi çok erkekler mi? Diye sorulduğunda da erkekler çok cevabını verebilirler.
Korunum henüz gelişmemiştir. Korunum herhangi bir nesne yada nesne grubunun fiziksel biçimi yada mekandaki konumu değiştiğinde nesnelerin miktar sayı alan hacim vb. özelliklerini değişmeyeceği ilkesidir.
Çocuklar bu dönemde nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadır. Korunumun kazanılmamasında bu özellikleri etkili olmaktadır.
Örneğin; eşit miktarda dolu olan iki süt bardağından birini ince uzun bir bardağa diğerini geniş bir bardağa çocuğun gözünün önünde boşaltalım. İnce uzun bardaktaki süt daha yüksek göründüğünden çocuk o bardaktaki sütün daha çok olduğunu söyleyecektir. İki eşit miktardaki çikolata kalıbından birisini parçaladığımızda çocuk gözü önündeki parçalara ayrılmış olan kalıbı daha çok görecektir.
İşlem öncesi dönemin önemli özelliklerinden birisi de çocuklar işlemleri tersine çeviremezler. Piagete göre tersine çevirme düşünmenin önemli bir yönüdür ve korunumun başlangıç noktasıdır. Örneğin; 6+8=14 o halde 14-6=8 işlemini yetişkinler kolaylıkla yapabilir; ancak işlem öncesi dönemdeki çocuklar bunu tersine çevirme işlemini yapamazlar. Eğer tersine çevirme işlemini işlem öncesi dönemdeki çocuklar yapabilselerdi sütün ince uzun bardağa boşaltılmasıyla miktarın değişmeyeceğini de kolayca anlayabileceklerdi. İşte bu zihinsel dönüştürme sürecine işlemler adı verilmektedir.
İşlem öncesi dönemde çocuğun düşünmesi fiziksel etkinliğe ve nesnelerin dikkati çeken görünüşüne bağlı olduğundan doğrum mantık yürütemezler işlem yapamazlar.
Sonuç olarak bu yaşlardaki çocuklar duyumlarla elde edilen ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Ancak bu dönemin sonlarına doğru somut nesnelerle küçük sayıları toplayabilir ve çıkartabilirler.
Son yıllarda yapılan araştırmalar Piaget’nin ortaya koyduğu bazı özelliklerin daha erken yaşlarda öğretilebildiğini göstermektedir. Örneğin; uygun etkinlikler düzenlenerek ve basit bir dil kullanılarak çocuklara korunumun öğretilebildiği gözlenmiştir (Wood 1988; Damon 1977; Borke 1971). Ayrıca Piaget’nin işlem öncesi çocuğun ben merkezli olduğu görüşü de yeniden değerlendirilmektedir. Çünkü son yapılan araştırmalar bu yaştaki çocuklarında basit konuları başkalarının görüşü açısından düşünülebildiğini göstermiştir. Örneğin; anne çocuğa hasta olduğunu söyleyip yattığında çocuğun annenin üstüne battaniye örttüğünü daha sessiz oynadığı ilaç verdiği gözlenmektedir. İşlem öncesi dönemin sonuna doğru çocukların ben merkezli davranışlarda azalma olduğu görülmektedir.
Dil Gelişimi: Normal olarak çocuklar okula gidinceye kadar temel dil becerilerini kazanmışlardır. Dil gelişimi hem sözlü hem de yazılı iletişimle ilgilidir. Sözel iletişim daha erken gelişir 2-5 yaşları arasında konuşmanın gelişimi çok hızlıdır. Üç yaşında iyi bir konuşmacı olabilirler üç-dört sözcüklü cümleler kurabilir cümlelerde fiillerin zamanlarını genellikle doğru kullanabilirler. İşlem öncesi dönemin sonuna doğru sayısız cümleyi anlayabilir ve gramer kurallarına uygun olarak konuşabilirler.
Dil gelişimi sadece sözcüklerin öğrenilmesini değil aynı zamanda sözcük ve cümlelerin yapısına ilişkin kurallarını öğrenmeyi de kapsar. Örneğin; çoğul yapma sözcük üretme cümlenin öğelerini yerinde kullanma vb. gibi. Ancak bu dönemdeki çocuklar öğrendiği kuralları kullanırken bazen yanlış genellemeler yapabilirler. Örneğin; “ci” eki ile meslek adı türetilmektedir. Ayakkabı–ayakkabıcı lokanta-lokantacı gibi türetmeler doğru iken çocuklar aşırı genellemeler yaparak “manav” “kuaför””bakkal” “şoför” sözcüklerini de “ci” takısını takarak “manavcı””kuaförcü” vb.
Çocuğun doğumundan beş yaşına kadar olan bir gelişimi ana hatlarıyla Tablo 2 de özetlenmiştir.
Beş yaşındaki çocuklar artık fikirlerini düzgün bir şeklide uzun cümlelerle ifade edebilmektedirler. Ayrıca bu yaşlardaki çocuklar dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.
Beş yaşındaki çocuklar artık fikirlerini düzgün bir şekilde uzun cümlelerle ifade edebilmektedirler. Ayrıca bu yaşlarda çocuklar dilin kuralları ve sözcüklerle oynayarak komik cümleler ve sözcükler üretmekten çok hoşlanırlar.
SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ
İlkokul yıllarındaki çocuklar bilişsel yeterlilik bakımından çok hızlı değişme gösterirler. İlkokul dönemindeki çocukların düşünmesi okul öncesi çocukların düşünmesinden çok farklıdır. Artık tersine çevirebilme kavramı kazandıklarından korunum ilkesi ile ilgili bir sorunları da yoktur. Nesnelerin fiziksel yapılarında yada mekandaki konumlarında değişmelerle miktar hacim sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Kısa ve geniş bardaktaki süt ile ince uzun bardaktaki sütün aynı miktarda olduğunu görebilirler; parçalanmış çikolatalarla kalıp halinde olanın aynı miktarda söyleyebilirler. Algılanan görüntüye göre değil gerçeği anlayarak tepkide bulunurlar.
Tüm dünyada çocukların somut işlemler döneminde okula başlamaları bir tesadüf değildir. Bu dönemde bazı işlemlerin zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Örneğin; benim beş portakalım senin dört portakalın var. İkimizin portakallarını bir araya getirdiğimizde kaç portakal eder? Diye sorduğumuzda problemi zihinsel olarak çözebilirler.
Bu dönemde en düzeyde gruplama yapabilirler. Bir grup bir nesnenin bir başka grubun alt sınıfı olabileceğini anlarlar. Örneğin; taşıt araçlarına otomobiller ve kamyon vb. diğer taşıt araçları olarak gruplayabilir otomobilleri de benzinle çalışanlar ve mazot vb. yakıtla çalışan diğer otomobiller olarak sınıflandırılabilirler. Şema 1 de görüldüğü gibi otomobiller taşıt araçlarının bir alt grubu benzinle çalışanlarda otomobillerin bir alt grubudur.
Çocuklar bu dönemde nesnelerin belli özelliklerine göre sınıflayabilirler. Örneğin nesneleri uzunluklarına genişliklerine ağırlığına vb. göre düzenleyebilirler. Bu beceri kazandıktan sonra geçişleri ve dönüştürmeleri daha kolay yaparlar. Örneğin; Songül İlknur’dan uzundur. İlknur da Gökçe’den uzundur. Bu grupta en uzun kişinin kim olduğunu somut işlemler dönemindeki çocuklar kolaylıkla bulurlar.
Somut işlemler dönemindeki çocuklar ben merkezcilikten uzaklaşmışlardır. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görebilirler. Ancak bu dönemde düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir. Çocuklar somut olduğu sürece karmaşık problemleri çözebilirler. Soyut problemleri ise çözemezler. Soyut kavramları çevresindekileri model alma yoluyla yerinde kullanmalarına rağmen anlamlarını açıklayamazlar.
Nazlının bu cevabında tam eğitimcilerin alması gereken çok ders vardır. Eğer problemde yumurta değil simit ciklet vb. gibi alınsaydı çocukların ilgisini daha çok çekecek onlar için daha somut olacak dolayısıyla gelişim düzeyine daha uygun olacaktır. Çocuk yaşamında işe yarayacak bu problemi çözmekten de zevk alacaktır.
Bu örnek olayda da görüldüğü gibi “kavram” terimi çocuk için soyut bir sözcüktür ve gereksiz olarak soru kökünde yer almaktadır. Çocuk kavramın anlamını bilmediği için sorunun doğru cevabını bilmesine rağmen cevaplayamamaktadır. Oysa soru kökü çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak sorulsaydı çocuk bitkinin tanımını kolaylıkla cevaplayacaktı. Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan millet ülke vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavram ve deneyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekir. Örneğin sakla samanı gelir zamanı vb. deyimler somut olarak çocuklara açıklanmalıdır.
SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ
Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü somut yollarla sınırlanmaz. Problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası deneceleri geliştirir. Daha sonra da bu denecelerin sırasıyla test eder. Çözüme sistemli şekilde ulaşır. Bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlenir.
Çocuklar soyut kavramları anlayarak etkili bir şekilde kullanabilirler. Bu dönemde çocuklar çeşitli ideal fikirleri değerleri inançları geliştirmeye başlar. Toplumun yapısıyla felsefesiyle politikayla ilgilenir: bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler.
Ergenliğin başlamasıyla vücutta değişmeler meydana geldiği gibi beyinde ve beynin fonksiyonlarında bir çok değişme gözlenmektedir. Piagetnin bilişsel gelişim kuralına göre ergen bu dönemde somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine girmektedir. Ergen tümdengelim ve tümevarım akıl yürütme yollarının her ikisini de birlikte kullanabilir. Bilişsel yöntemle denenceler üretim her birinin sırasıyla test ederek problemi çözebilir. İnhelder ve Piaget’ye göre ergenlikte beynin olgunluğu bu işlemleri yapmaya uygun hale gelmekle birlikte soyut işlemleri yapabilmesi çevreden gelen taleplere bağlıdır. Yani ergenin soyut işlemleri başarabilmesi için beynin olgunlaşmasının yanısıra soyut işlem yapmasını gerektirecek bir çevrede bulunması da gereklidir. Diğer bir deyişle tüm gelişimde olduğu gibi soyut işlemler döneminin özelliklerini kazanabilmek içinde olgunlaşma ve ergenin çevresiyle etkileşimlerin sonucu yaşantı kazanması gerekmektedir. Piaget bir çok yetişkinin soyut işlemleri geliştirmediğini ifade etmektedir. Bunun nedeni de: içinde yaşadıkları çevrenin niteliğidir. Örneğin; ilkel bir toplumda yaşayan bireyin soyut işlemler yapmasına: bir problemle ilgili dereceler geliştirip bunları teker teker denemesi ve sonuca ulaşmasına gerek olmayabilir. Kısaca bireyin soyut işlemleri yapabilmesi için bu tür düşünme tarzını gerektirecek karmaşık problemlerle karşılaşması gerekir. Öğretim ergenin bilimsel yöntemi kullanmasını sağlayacak içinde düzenlenmelidir.
Piaget ve İnherder ergenlerin bilişsel gelişim aşamalarını test etmek için ergenlere dört farklı renk değiştiren sıvı vermişlerdir. Bunlar: sayı olarak 1234 olarak etiketlenmiştir. Bir de “g” etiketli küçük bir şişe sıvı verilmişti. “g” etiketli bu sıvı karışıma birkaç damla eklenerek rengi ortaya çıkarmayı sağlamak için kullanılmaktadır. Ergenlerden istenen ise şudur: “ bu dört tür sıvıdan hangi iki sıvının karışımı turuncu rengi meydana getirmektedir?”
Somut işlemler döneminde olan çocuklar düşünmeksizin 1ve 2’yi 3 ve 4’ü 2 ve 3’ü sonuç olarak bütün kombinasyonları tesadüfen turuncu rengi buluncaya kadar denemişlerdir. Oysa soyut işlemler dönemindeki denencelerini daha sınırlı sayıda kombinasyonlarla geliştirmiş ve doğru olup olmadığını sırasıyla test etmişlerdir. Bu kombinasyonlar şunlardır:
Kombinasyon 11-31-2 ve 3)
Kombinasyon 21-41-2 ve 4)
Kombinasyon : (3ve 4)
Ergenler 1 ve 3’ü bir arada 12 ve 3’ü bir arada karıştırmışlar eğer bir ve 3 turuncu rengi meydana getirirse 2’ye gerek yoktur. Eğer 2 ve 3 turuncu rengi meydana getirirse 1’ekibi gerek yoktur. Sonuç 1 ve 3’ün gerekli olduğunu bulduklarında 4 ekledikleri kombinasyonları test etmeye gerek duymamışlardır.
Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayıca dil gelişimi bakımından kavramları atasözlerinin deyimlerin anlaşılmasında artık problemleri yoktur. Ayrıca yazılı dilinde bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler.
İlköğretimin 6.7.8. Sınıflarında ve lisede ergenlerin analiz etme karşılaştırma soyut ilişkileri bulma özgün bir şey üretme eleştiriyel düşünme gibi özelliklerini geliştirici nitelikte etkinliklere yer verilmesi gerekmektedir.
Ergenlerde gözlenen önemli bir diğer zihinsel gelişim özelliğide hipotetik koşullara göre düşünmeleridir.
Örneğin okullarda münazara (tartışma) yaparken bulunduğu gruba benimsemediği bir fikir savunma görevi verildiğinde tartışmanın hatırı için b u konuda fikir üretip savunabilirler.
PIAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURALININ EĞİTİM AÇISINDAN DOĞURGULARI
Pıaget araştırmasına doğrudan eğitimdeki uygulamalara katkıda bulunmak amacıyla yapmamıştır. Ancak ortaya koyduğu ilkeler eğitimin etkililiği ve verimini arttırmak için eğitimde yeni düzenlemeler temel oluşturmuştur.
Piaget insanın dünya ile dinamik etkileşimde bulunan aktif bir organizma olduğunu vurgulamaktadır. İnsan ister bebek çocuk isterse yetişkin olsun oturup kendisini harekete geçirerek uyarıcılar gelsin diye beklemez. Organizma kendi amaçlarına ulaşmak için aktif olarak çevresindeki nesneleri olayları araştırır. Organizma amaçlıdır araştırıcı ve aktiftir.
Piaget’ye göre geleneksel eğitim ve eğitimcilerin görevleri çocukların zihinsel yapılarına uygun değildir; çoğu sınırlandırıcıdır. Öğretmenetkin çocuk ise edilgindir. Öğretmen bir merkezde hazırlanan programdakilerin çocuklara aktarmaya çalışmaktadır. Oysa Piaget’ye göre eğitimin görevi bireyin sosyal çevresine uyumunu sağlamakatadır. Bu görevin yerine getirmesi için eğitim çocuğun kalıtımla getirdiklerini bilişsel gelişimine uygun etkinliklerle desteklemelidir. Piagete göre okul çocuğa dışardan baskı yapmak yerine çocuğun kendi çabasının kendisinin yönlendirmesine izin vermelidir.
Piaget’ye göre eğitim aşağıdaki özellikleri taşımalıdır ( Mcnally 1974; Wood1988).
· Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır. Herhangi bir eğitim sistemi okul öğretmen çocuklar için planlayıcı hedeflerin ve yaşantıların onların gelişim düzeyine uygun olup olmadığına onların nasıl etkileyeceğini ancak gelişim teorilerinden öğrenebilir.
· Ders konularını dışardan çocuğa sunulması onun biliş yapılarını geliştirmeyecektir. Çocuğun biliş yapısı yetişkinlerinkinden farklılık gösterir. Çocuğun biliş yapılarını zenginleştirmesine fırsat verecek en uygun çevreyi düzenlemek ve öğrenmesine rehberlik etmek gerekir. Düzenlenecek öğretime-öğrenme ortamı çocuğun çevresindeki nesnelerle olaylarla arkadaşlarıyla öğretmeni ve diğer yetişkinlerle kolayca etkileşimde bulunmasına fırsat vermelidir. Çocuklar öğrenme yollarını birbirinden öğrenebilmelidirler. Düzenlenecek uygun çevre etkileşimleriyle çocuğun gelişimi hızlandırılabilir. Aksi takdirde sınırlı bir çevrede de çocuğun gelişimi sınırlandırılabilir. Gelişim “figüratif bilme” den yani nesnelerin olayların sadece duruk fiziksel özelliklerini bilmeden nesne yada olayın anlamını ifade eden işlemsel bilmeye doğru bir ilerlemedir. O halde düzenlenecek öğrenme-ortamıyla çocuğun fiziksel bilme olayından işlemsel bilmeye doğru ilerlemesi sağlanmalıdır. Buda çocuğun öğrenme ortamında etkin olması eşyalar olaylar üstünde çeşitli denemeler yapması ile mümkündür.
· Okul yaşama hazırlayıcı değil yaşamın kendisi olmalıdır. Kişiler arası etkileşim ve tartışmalar çocuğun ben merkezlilikten kurtularak dünyayı başkaları açısından görmesini sağlayacaktır. Bu yolla toplumda zenginleştirilecektir.
· Okullardaki eğitim programları ve uygulanan yöntemler çocukların biliş yapılarına uygun olmalı; onların var olan biliş yapılarını özümleme ve yeniden düzenleme yoluyla zenginleştirilmelerine fırsat yaratmalıdır. Öğretmen çocuğun başarabileceğinin üstünde öğretim yapma eğilimden uzak olmalıdır. Ancak düzenlenen uyarıcılar çocuklar tarafından tamamen özümlenirse de öğrenme meydana gelmez. Piaget’ye göre hazır bulunuşluk önemli bir kavramdır. Düzenlenecek öğretme-öğrenme etkinlikleri çocukları bulundukları düzeyden alıp bir üst düzeye çıkarabilmelidir.
· Eğitimin planlanması öğretmenin rehberliğinde çocuklar tarafında yapıldığında onların ilgi ve ihtiyaçlarına daha çok cevap verir. Ve çocukların etkin olması sağlanabilir.
· Piaget eğitimde sınavları zararlı bulunmaktadır. Sınavlar belleğe dayalı olmamalıdır. Öğrenci kitap ve kaynaklarını kullanarak sınıfta yaptığı işin küçük bir örneğini yaparak sınav olabilir. Değerlendirilmelerde çocukların zeka bölümleri değil onların içinde bulundukları gelişim dönemleri ve bilgi yapılarının düzeyi esas alınmalıdır.
Sonuç olarak Piaget eğitimin bireyselleştirmesini öngörmüş aktif okul açık sınıf uygulamalarına temel oluşturulmuştur. Aktif yöntemlerde çocuklar soru sormada araştırmadakendilerini ve çevrelerini keşfetmede özgürdürler. Öğretmen sınıfta ders anlatmak göstermek için değil gözlemek soru sormak rehberlik etmek için vardır. Çocuklar öğrenmeye ilgi ve istek duyduklarından daha hızlı öğrenirler. Aktif yöntemle öğretmenin rolü öylesine hassas olmalıdır ki çocuğa kendi kendisinin öğrendiğini düşündürmelidir.
İlk İki Yılda Görülen Bilişsel Gelişim
Bebek doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetme çabasına başlar. Keşif çabasında kullandığı temel araçlar doğuştan getirdiği duyusal ve hareketsel yeteneklerdir. Piaget daha önce de belirtildiği gibi bu devreye duyusal-hareketsel (sensory-motor) aşama adı verir. Dokunma gibi basit duyusal verilerden tutma ve emme gibi basit hareketlerden işe başlayan çocuk temel süreçlerin üzerine yenilerini koyarak çevresini anlayabilecek bir bilişsel sistem geliştirmeye başlar.
Bilişsel gelişimin aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmediğini (object constancy) keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca nesnenin yok olduğunu ya da çıngırağın on dakika önce eline aldığı aynı çıngırak ya da top olduğunu bebek bilmez. Onun için her an dünya yeni baştan var olur ve duyu organlarının dışında bir dünyanın varlığı düşünülemez.
Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi etrafına veya masanın altına bakarak arar. İki yaşına doğru bebek dış nesne ve olayların iç temsilcilerini (internal representation) gelişmeye başlar. Nesnelerin sürekli olduğunu ve göz önünden kaldırılınca bile var olmaya devam ettiklerini anlayan çocuk bu nesneyi bir süreçle temsil etmeye başlar. Böyle bir iç temsil süreci kavram ve dil gelişiminin başlangıcını oluşturur. İç temsil sayesinde çocuk orada bulunmayan bir nesneyi ya da olayı temsil etme yeteneğine kavuşur.
Değişikliklerin olabilmesi için çocuk çevreye etkileşim içinde olması gerekir. Piaget’ye göre olgunlaşma süreci kendi başına çocuğun bilişsel gelişimini açıklamaz. Olgunlaşma çocuğun sinir sistemini geliştirerek onun daha karmaşık algılamalar yapabilecek bir düzeye gelmesini sağlarken çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşim yapması bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.