Ahlak gelişimi

Puanları 0
Solutions 0
Katılım
12 Kas 2012
Mesajlar
17
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@büşra somuncu
Tan[FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]m[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]veÖnemi[/FONT]
Ahlak gelişimi,bireyin toplumun değeryargılarını benimseyerek içinde bulunduğu
çevreye uyumunu ve kendi ilke ve değer yargılarını oluşturmasını amaçlayan bir süreç olarak
tanımlanır. Ahlak gelişimi, topluma nasıl davranılması gerektiğinin farkında olmaktır.
Bireyin doğuştan getirdiği gizli güçlerin etkisi iletoplumda var olan iyi-kötü ya da
doğru-yanlış kavramlarının inanç, huy, tutum, alışkanlık, adet, gelenek, görenek gibimanevi
değerlerioluşturan değerlerin tümüdür.
Ahlak gelişimi;toplumun tüm değerlerineolduğu gibi uyma değil, topluma etkin bir
uyum sağlamakiçin kendi değerlersistemini oluşturmasürecidir. Birlikte yaşadığımız
insanlara karşı görevlerimizi,sorumluluklarımızı öğrenmek ahlaki gelişimin bir parçasıdır.
Ahlak gelişimininbirincil hedefi, bireyin evrensel ilkeler, yanlış-doğru, hak ve adalet
kavramları doğrultusunda kendi doğrularını ve ilkelerini geliştirmesidir.
Ahlak gelişimi;bireyin küçük yaşlardanbaşlayarak toplum tarafından beğenilen,
kabul edilen doğrudavranışları yapmasıdır. Çevreden gelen tepkilerlebelirlenen davranışlara
ilişkinizlenim ve bilgiler ahlaki davranışlarave ahlak kurallarınatemel olur.
İnsanlar, ahlak kurallarını bilmesine karşın bu kurallara uymakta güçlükçeker. O
hâlde çocuklarınahlak gelişimindedikkat edilecek en önemli nokta, çocuklara çocuk yaştan
başlayarakahlak kurallarınainanmaları,bunlara karşı olumlubir tavır geliştirmeleri ve
bunları uygulama alışkanlığını kazanmaları gerekir.
2. Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]imi ile
[FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]lgili Kavramlar

Ahlak gelişiminidaha iyi anlayabilmek için konuyla ilgili kavramları inceleyeceğiz.
Kavramlar sırasıyla törel davranış, bencillik, öykünmecilik,vicdan, özgeciliktir.
1.2.1. TörelDavran[FONT="TimesNewRoman]ış[/FONT][/B]
[SIZE=3][/SIZE][FONT="Times New Roman"]Törel davran[/FONT]ış,toplumun töresine uygun davranıştır. Her toplumun yerleşik ahlak,
inanç, gelenek ve görenekleri vardır. Söz gelimi evlenme törenitoplumsal ilkelere ve
kurallara uygun yapılırken aynı zamanda töreye uygun, başka bir deyişle inançlara, ahlaka,
geleneklere ve göreneklere de uygun olması istenir. Toplumsal davranışın değeri, özelliği,
töreye uygun olması orantısında yükselir.
Kişilikgelişimi, bireyin isteğine bağlıdır. Birey, kendisini ne kadar çokgeliştirmişse
kişilikde o oranda sağlamolur. Çünkü bireyin güdülerine “dur” deyip, onu belirli
doğrultularayöneltecek olan bireyin kendini geliştirmeisteğidir. Bireyi çeşitli şekillerde
davranışayönelten fizyolojik ve toplumsal güdüler, bireyin gelişmesiyle birlikte belli bir
düzene girer. Böylece kişilik, törel davranışların kişide yerleşik hâle gelmesi olarak kabul
edilir.
Ahlak, toplum içinde bireylerin iyiye ve kötüye aynı anda doğruya ve yanlışa ilişkin
davranış biçimlerive kurallardır.Ahlak, toplum üyelerinin davranışlarının hangilerinin kötü
hangilerinin iyi olduğunu gösterir. Törel gelişim, bireyin toplumsal gelişimi ile ilgilidir ve
onun bir uzantısıdır.
Törel davranışlailgili olarak toplumdan topluma iyi-kötü, doğru-yanlış gibi değer
yargıları değişebilir. Ahlak, toplumdakibireyleri uymak zorunda bırakır. Bireyler de bu
doğrultudadavranışlarını düzenlerler. Törel gelişim içinde, davranışların toplumun uygun
göreceğibir biçimde düzenlenmesi de yer alır.
Çocuklar, törel davranışlara doğuştan sahip değildir. Daha çok öğrenerek, yaşayarak,
uygulayarak benimserler. Çocuk doğuşta ne iyi,ne de kötüdür.Onun nasıl bir birey olacağı
doğumdansonraki yaşantılarıyla ilgilidir.
İnsan, yaradılışı gereği iyiye yöneliktir. Çocuğun içten gelen istekleriincelendiğinde
“sevgi” ve “iş birliği yapmak” yönünde olduğu görülür.
Çocuğundaha sonraki yaşamındaki olumlu ya da olumsuzetkiler, törel davranışlarının
değişmesine yol açar.
1.2.2. Bencillik
Bencil’i yalnız kendi çıkarlarını şünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan
birey diye tanımlayabiliriz.
Bencillik ise başkalarını umursamadan bireyin bütün eylemve işlerinin kendi
yararına,çıkarına yönelik olması, bu tutumun yaşam tarzı hâline getirmesidir. Temel
gelişimdebencil davranışlaraşamasında olan insan, sadece kendi çıkarlarını şünür.
Bencil davranışlaren çok 3-6 yaşlardagörülür. Daha önceki yaşlar,töre dışı
davranışlardönemidir ve bu dönem ilk üç yılı içine alır. Bu çağda çocuk, iyilik ve kötülük
şüncesinesahip değildir.Yalancılığın ve hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bilmez.
Yalanlar, hayal dünyasının zenginliğinden; hırsızlık henüz mülkiyet kavramı
gelişmediğinden meydana gelir.
Bencil davranışlaraşamasındaki çocuk, kendini dünyanın merkezi gibi görür. Her
şeyin kendi istekleri doğrultusunda olmasını ister. Bu nedenle bu dönem “benmerkezcilik”
dönemi olarak adlandırılır. Benmerkezci çocuk; kendinianaliz etmek, kendi hakkında
şünmekistemez. Düşünceve kurgu olan şeylerbile çocuk tarafındanmaddi gerçekler gibi
algılanır. Örneğin kendisine çikolata, kola, cipsgibi sevdiği şeyleri veren kişileri,
vermeyenden çok sever. Zihinsel yapı tam gelişmediğinden çocuk bu dönemde daha çok
duygularının etkisi altındadır. Bazen başkalarını da düşünür gibi olur. Ama yine dedolaylı
olarak kendisini düşünür. Bencillik, vicdan ve törelduygularınoluşmasını güçleştirir. Çocuk,
bu duyguları ancakçevresindekilerin davranışlarını gözleyerek öğrenir. Bencillik
davranışının sonunda çocuk ne gibitehlikelerin ve cezanıngelebileceğinitahmin eder.
Bencil davranışı yapanbirey için bunlar pek umursanacak gibi değilsekaçınmanın yolunu
biliyorsa, bencil eylemlerine devam eder. Çocukların okula başlama döneminde bu
aşamadangeçmişolması gerekir.
Çocuk bu dönemde kuralların bilincindedir, ama doğasını kavrayamaz. Bu dönemde
çocuk arkadaş arar.Ancak her çocuk arkadaşlabirlikte kendi oyununu oynar. Kazanmak,
birinci olmak düşüncesi henüz gelişmemiştir.
1.2.3. Öykünme
Öykünme; taklit etme, bireyin başkalarının davranışlarını kendine model alarak
benimseyip, yinelemesidir. Bağımlılık, boyun eğmek, itaat etmek için başkasının davranışına
olduğugibi hiç bozmadan uymaktır.Öykünme, çoğunluklabeğenilen takdir gören
davranışları yapanlara benzemek için yapılırken; uyma, etki yapanlarla iyianlaşmak için
yapılır.
Törel gelişiminöykünmecilik aşamasında olan birey, ne yapması gerektiğini kendi
içinde ölçüp tartmadan, kendine kolay geldiği ya da kınanmaktan korktuğu için başkalarının
yaptığını yaparak rahat eder. Bu durumtoplumsal öğrenmekuramıyla da açıklanabilir. Bu
kurama göre çocukların, yetişkinlerin ahlak normlarını öncelikle gözlemledikleri
davranışları, kuralları, değerleri dereceli bir taklit etme süreciyle kazandıkları ileri sürülür
Kısacası, öykünme, toplumsal bir öğrenme sürecidir. Birey,öykünmeyle topluma
uygun birçok davranışı öğrenir. Öykünmeciliğin olumsuz yönü ise bireyin buyolu tek
öğrenmeyolu olarak görmesinin sonucu olarak, kendisine özgü davranma bağımsızlığını
yitirmesidir.1.2.4. Vicdan
Vicdan; insanındavranışlarının iyiliğini, kötülüğünü, doğruluğunu, yanlışlığını,
haklılığını haksızlığını içsel olarak yargılama gücü olarak tanımlanır. Çocuğun kendisini
kontrol edebilmesiyle ilgilidir.
Vicdan, bireyin davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya yönelten, kendiahlak
değerleriüzerine dolaysız vekendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güçtür. Bu güçle
birey, davranışları konusunda bir karara varır. Birey bu karara göre kendisiniödüllendirir ya
da cezalandırır.
Temelde çocuk, öğrendiği sınırları ve kısıtlamaları benimseyerek toplumsal kurallar
karşısında belirli tavırlar elde eder. Bazı çocuklar, büyüdükçe topluma aykırı davranışlar
gerçekleştirirler.Örneğin: suç işlerler, bazı çocuklar da aşırı vicdanlı olup, genellikle
büyüdüklerinde fazla duyarlı, özverili, duygusallık nedeniyle psikologlardan en çokyardım
alan kişilerolurlar. Çok utangaç, çekingen, güvensiz, yaptıkları her şeyde çevreye zarar
vereceklerinden korkan bu aşırı vicdanlı bireylerdir.
Dikkat etmemiz gereken şey, çocukları evde ya da okulda her iki yöndede aşırılıklar
içinde yetiştirmemektedir.
Vicdanlılık; duygusal ve ussal(akıl) vicdan olmak üzere ikiye ayrılır. Duygusal
vicdanlılık aşamasında insan davranışlarını duygusal inançlarıyla yargılar. 10 yaşından
ergenliğekadar bu dönem sürer. Zihinsel yetenekler tam anlamıyla gelişmediği için çocuk
duygularının etkisindedir. Hoşlanma ilkesi çocuk üzerinde henüzvarlığını sürdürmektedir.
Bu dönemde çocuk, kendisinden yapması istenen davranış kurallarını öğrenir ve bunlara
sıkıca bağlanır. Bağlanılan bu davranış kurallarının bazısı çocuk tarafından benimsenir.
Örneğinçok sevdiğibir kişinin aile bireyleri, arkadaş, sanatçı vb. hareketini yapmak zamanla
bu hareketin bağımsız olarak yapılması ile sonuçlanır. Bir süre sonra davranışın
yapılmasında rol oynayan “önemli kişi” unutulur, yalnızca bu davranış kalır. Çocuk, henüz
davranışların nedenlerine inecek gücügösteremez. Bu nedenle yargıları kutsaldır.
Bilimsel tutuma sahip olmayan birçok yetişkin bu basamakta kalır. Bu yetişkinler
nabza göre şerbetvermekten hoşlanırlar. Her davranışlarında duygularının etkisi vardır. Fen
ve doğadeneyleriyle başlayaraktartışma yöntemiyle çocuklara yavaş yavaş bilimsel
şünebilmegücü kazandırıldıkça çocuk bu basamakta kalmaz,kurtulur.
Ussal vicdanlılık aşamasına geçen insan, davranışlarını ussal inançlarıyla yargılar.
Duygusal vicdanlılıktan ussal vicdanlığa geçen birey, törel ilke vekuralları usunun(aklının)
süzgecinden geçirerek ve sorgulayarak uygular. Bu aşamada insan, törel ilke vekuralların
yerine, zamanına,duruma ve uygulanan bireye göre değiştirilip, geliştirilerek
uygulanabileceğinin bilincine varır.
Özgecilik
İnsanın kendisinden önce başkalarının iyiliğini, yararınışünüp yardımcıolmasıdır.
Başkalarından karşılık beklemeden iyiliğine koşmak ve bu davranışlarıyaparken,bunun
başkalarına zarar veripvermeyeceğini, onları üzüp üzmeyeceğini düşünmektir. Törel
gelişimin ulaşabileceği en son aşamadır.
Bu dönemdeki çocuklar, duruma göre esnekhareket edebilme yeteneğini kazanırlar.
Özgeci birey, başkalarıilesürekli empati içindedir. Karşılaşılan olaylar, kişiler karşısında
ussal vicdanına dayanarak davranır. Özgecilik duygusu,kişinin başkalarının iyiliği için
çalıştığının belirtisidir. Buduygu sevginin bir parçasıdır. Bireylerin bencillikten kurtulması,
törel duyguların geliştiğini gösterir. Çocukbencillikten kurtuldukça “özgeci” olmaya başlar.
Bu yaştaki, çocuk dünyadabaşkalarının varlığını,onların da kendisi gibi bir birey olduğunu
kabul eder.Buna karşın çocukta yine debencillik vardır.
Çocuk ancak 9-10 yaşlarına ulaştıktan sonra kendikendini eleştirebilecek bir olgunluk
düzeyine ulaşır. Bundan sonraözgecilik duygusu daha da gelişmeye başlar. Özgecilik
duygusuna sahip olan bireyde anlayış, sempati, incelik,özveri ve yardım duygusu bir arada
bulunur.
Özgeci birey, törel davranışlarınıkatıkurallardankurtararak kendini başkalarının
yararına olan amaçlarayöneltir. Böylece birey, yaşamındaki engelleri özgeci bir tutumla
kaldırmaya çalışır.
Bireyin ahlak gelişimi belli aşamalar izler. Bu aşamalar bireyinbireysel gelişiminden
bağımsız değil, ona paraleldir.Bu bölümde Piaget ve Kohlberg’in ahlak gelişimine ilişkin
görüşleri açıklanacaktır.

.3.Piaget’e Göre Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]imi


Foto[FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]raf 1.4: Piaget,çocuklar
[FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]n ahlak geli
[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]imi konusunda çal
[FONT="TimesNewRoman]ış[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]an ilk ara[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]t[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]rmac[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]d[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]r[/FONT]

Piaget, çocukların ahlak gelişimi konusunda çalışan ilk araştırmacıdır. J.Piaget; ahlak

gelişiminin, bilişsel gelişime paralel olarakgeliştiğini ve belli bir sıra izleyen dönemler

içinde ortaya çıktığınısöylemektedir.Yaşı ne olursa olsun her bireyin bilişsel gelişimin en

son basamaklarına kadar ulaşabilmesibeklenmemelidir. Biyolojik olgunlaşma ile öğrenme

yaşantıları birlikte, bilişsel gelişimde ulaşabilecek düzeyüzerinde belirleyici olmaktadır.

Aynı durum ahlak gelişimi için de sözkonusudur. Piaget’e göre çocukların doğru ve yanlışa

ilişkin yargılarıvekuralları yorumlama biçimleri yaşlara göre değişikliklergöstermektedir.

Piaget, çocukların ahlak gelişimini incelerkençocukların 6 yaşına kadar oyun kuralları

olmadığını, oyunlarıdiğer çocuklardan öğrendikleri gibi oynadıklarını, ancak 2-6 yaş

arasında çocuklar bazıkurallarıfarketmeye başlayarak ne anlama geldiğini ya da ne amaçla

konduklarınıbilmedenbu kurallara uygun davranışlarıtaklitettiklerini belirtmiştir.

6 yaştan sonra çocuklar,kuralları izlemede ya da uymada tutarsızlık gösterse bile

kuralların ne anlama geldiğini kavramaya başlamışlar. Bu yaşlarda çocuklar,kuralların

değiştirilemez olduğuna inanmakta ve hiçsorgulamadan bu kurallara uygun

davranmaktadırlar.

Piaget’e göre 10 yaşlarına kadar çocuklaroyunlar dışında kurallara uyarlar. Fakat

kuralları koyan kişiler olmadığızamanlardabu kurallara uymayabilirler. Örneğin çikolata

yemesi yasaklanan bir çocuk, annesi yada babası yokken çikolata yiyebilir.

Piaget, 0-6 yaşdönemindeçocuklarda kural kavramı olmadığından “Bu dönemde

ahlak söz konusu değildir“ demektedir. Bunedenle ahlak gelişimi, bilişsel gelişim

aşamalarından olan işlem öncesinden, somutişlemler dönemine geçtiği 6 yaşına kadar

başlamaz.

Piaget, çocukların oyunlarındaki kurallara uymadavranışını aşağıdaki şekilde

incelemiştir:

Devinim dönemi (0-2yaş grubu)

DuygusalBen-merkezcil dönem (2-7 yaş)

Başlangıç halinde işbirliği dönemi(7-11 yaş)

Gerçek işbirliği dönemi(11 yaşın üzeri)

1.3.1.Duygusal Devinim Dönemi
Bu dönem, motor ve bilişsel özelliklerikapsar. Piaget yaşamın ilk iki yılını incelemiş;
zekânın bu dönemdekökenlerinin ortaya çıktığını, doğumda sadece refleks hareketleri
Başaran bebeğin, ikinci yılın başında konuşmaya başladığını, sembolik düşünceler gibi
Zihinsel işlevler geliştirdiğini belirtmiştir. Çocuk, belli aşamalara ulaşabilmek için yeni
Davranışlar ve araçlar geliştirebilmektedir. Budönem, çocuğun uyarıcıları etkin bir şekilde
Özümlenmesi, düzenlenmesi ve uyum sağlamasıyolu ileçocuğun zihinsel gelişim sürecinde
Değişiklikleri sağlar.
Sosyal yaşantıların, çocuğun bu aşamalarıgeçirmesindebüyük etkisi vardır. Çocuklar
İlk yaşlarda anne-babaların emir verdiklerini,davranış kurallarını öğretmede ısrarcı
Olduklarınıöğrenirler ve kurallarauydukları zaman mutlu olacaklarını anlarlar. Ancak bu
Kurallar, çocukların kendi bakışılarından söz etmelerinive ahlaki konularda farklı
Düşünceleri benimsemelerine engel olur.
Kısaca çocuklar kuralların farkındadır, ancak ne amaçla yada kuralları neden izlemek
Gerektiğini anlamazlar.
1.3.2.Benmerkezcim Dönem
Çocuk, artık bu dönemde sistemleşmişkurallarıanlamayabaşlar. Yine de daha çok
Kendi koyduğu kurallara uyar.Kazanmak için uğraşmaz. Ona göre kurallar, yetişkinler ve
Tanrı tarafından konulmuştur. Kurallar kutsalolarak kabul edilir. Küçük değişiklikler,
Kuralları çiğneme olarak algılanır. Piaget, bu dönemi“bağımlılık evresi” diye
adlandırmaktadır.
Piaget’ye göre çocuklar, 2-7 yaşarasıçocuklar,kendinden büyük çocukları gözler; ne
anlama geldiğinin farkına varmadan kurallarauygun davranışları da taklit eder. Bu konuda
tam bir bilgisi olmasa da kurallarıçiğnemez. Ancak oyunu,sosyal bir etkinlik olarak
algılamaz.Bu aşamada çocuklarbirbirleriyle ortak gibi görünse de her biri kendi oyununu
oynar.Eğer çocuğun oyun arkadaşıbir yetişkinse oyunun sonundaçocuk oyunun nasıl
olduğundan ya da kazanmanın ne demek olduğundan habersiz: “Kimkazandı?”diye
sorabilir.
Sonuç olarak bu dönemde engelleyiciahlak kurallarının anlamı kavranmadan yüzeysel
olarak algılandıkları,ahlakî gerçek
1.3.3.Ba[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]lang
[FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ç Hâlinde [/FONT][FONT="TimesNewRoman]İş [/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]Birli[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]i Dönemi[/FONT]

Çocuklar, bu dönemde oyunun sadecehareket zevklerinden, üzerinde anlaşılmış

konulara göre yarışma zevkine geçerler.Kurallar, karşılıklı ilişkiler içinde sürekli rekabet

ortamı oluştururlar. Bu dönemdebenmerkezli aşamanın aksine kurallar, sosyal bir aktivite

olarak oyunu düzenlemede önem kazanır. Bu aşamadaki çocuklar uzlaşılan konularda

oynamayı sevdikleri için herbir oyuncuyu dikkatlice izlerler. Çünkü kazanma sadece verilen

kuralların çerçevesinde önemtaşır. Bu dönemde de çocuklar, kuralları tam anlayamazlar.

Çocuklar arasında kurallarla ilgiliuyuşmazlık olabilir. Ancak akranları ile bir arada olma

isteği o kadar ki bu farklılıklar ortadan kalkar.Oyun artık çocuk için sosyal bir etkinlik

olarak algılanmaya başlar. Piaget’e göreçocukların bir konuyla ilgisi farklı bakışılarının

olduğunu ve kuralların anlaşma, uzlaşma ve başkalarının görüşlerine saygıgöstermesonucu

ortaya çıktığınıöğrenmeleri, yaşıtlarıileetkileşim sonucunda oluşmaktadır.

Ahlak gelişiminde dışa bağlılık, çocukların 10 yaşına kadar olduğu dönemi kapsadığı

kabul edilmektedir. Çocuklar bu dönemdeahlaki yargıları ısından çevresine bağlıdırlar.

Yetişkinler tarafından konulan kurallarışünmeden kayıtsız şartsız kabul ederler.

1.3.4.Gerçek [FONT="TimesNewRoman]İş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]Birli[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]iDönemi[/FONT]

Bu dönemde çocuğun zihinsel gücü, birbaşkasının görüş ısını anlayabilecek ve

benmerkezcil düşünceden sıyrılabilecek güce erişmiştir. Çocuk, bu doğrultuda bağımlı

ahlâktan kurtularak işbirliği ahlâkıilekurallara ilişkin bağımsızlığa ulaşır.

11 yaşından sonraki dönemdeçocukların yaptıkları değerlendirmeler “görecelik”

kazanmaya başlar. İçinde bulunulan koşullarıdikkatealarak değerlendirmeler yapan

çocukların, ahlâkî yargılarıvekuralları uygulayışları esneklik gösterebilir. Çocuklar, bu

dönemde başkalarının değerlendirmelerindençok kendi yaptıkları değerlendirmeye uygun

davranmaya başlarlar. Konulankonuları otoritelerce de ele alınmış kanunlar olarak değil,

karşılıklıhoşgörü ürünü olarakkabul eder. İş birliği arzusu ise 11-12 yaşlarında vardır.

Piaget’in kurallara saygının nasıl geliştiğine ilişkin bulgularına bakıldığında 7-8

yaşına kadar çocukların kurallara sıkıcıbir saygıduyduklarıgörülür.

Çocuklara göre kuralların gizemli bir kaynağıvardır. Onlarıdokunulmazve kutsal

olarak algılarlar. Çünkükuralları formüle edici herhangi bir yeterli yaşantılarıolmamıştır.

Yetişkine karşıduyulantek yanlı saygının yerini, karşılıklısaygıaldığında

“bağımsızlık ahlakı” artık oluşmuştur. 11-12 yaşındaki çocuk ahlakkurallarının içeriğini

anlamaya başlar. Kural, kendivicdanının verdiği karardır artık. Kurala cezadan kaçınmak

için değil, kendisinegüvenilmesini istediği için uyar.

Piaget, çocuğun adalet ve ahlakkonusundaki düşüncelerinin hem çevre hem de

olgunlaşmanın etkisiyle değiştiğini; ancak ahlakkurallarını kavramlaştırabilmesi için kavram

gelişiminin de ilerlemesigerektiğini ileri sürmüştür. Araştırmalar ahlaki gelişim düzeyi ile

bilişsel gelişim düzeyi arasındaki paralelliği desteklergörünümdedir. Bireyin takvim yaşının

ilerlemesi, zihinsel gelişim basamaklarında ilerlemesi içinyeterli değildir. Aynı durum ahlak

gelişimi için degeçerlidir. Bireyin içinde bulunduğu koşullar, öğrenme yaşantıları, deneyim

vb. gelişimin her düzeyindeönemlidir.

Piaget, çocuğun ahlak gelişimi ile birlikteadalet, ceza konusundaki görüşlerinde de

değişiklikler olacağınıbelirtmiştir. Başlangıçta çocuk, birkötülük yapıldıysa kötülüğün

cezasınıçekmesigerektiğine inanır.(kefaret adaleti)Bir de sana yapılan kötü bir durumdasen

de karşılık vermelisin(misilleme adaleti) diye düşünür. Biri oyuncağınıkırdıysa sen de

onunkini kırarsın ya da bir başkasıseninyerine bunu yapmalı diye düşünür. Daha sonraki

aşamada ise yerine koyma (tazmin etmeadaleti) oluşmaya başlar (oyuncağı kırdıysan

ödemeli ya da kendi oyuncağınıvermelisinya da kırdığını onarmalısın.).
lik özellikleri ile belirlenen evredir

1.4.Kohlberg’in Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]imKuram[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/COLOR][/B]
[SIZE=3][/SIZE]
[COLOR=black][FONT="Times New Roman"]Kohlberg, ahlaki geli[/FONT]
şim kuramında, ahlaki yargının insan yaşamındaki işlevi

çerçevesinde incelenmesi gerektiğini vurgular.Kolhberg’in ahlak gelişimi kuramı,

Piaget’nin kuramının yenidenincelenmesi, yeniden adlandırılmasıdır. Kohlberg de Piaget

gibi çocuk ve yetişkinlerin belirlidurumlarda davranışları nasıl yorumladıklarını

incelemiştir. Piaget ahlakigelişimi bir inşa süreci; Kohlberg ise evrensel ahlakiilkelerin

keşif süreci olarak görmektedir. Ayrıca Piaget, anlattığıöykülerdeeylem ve düşünce

arasında bir ayrım gözetmezken,Kohlberg deneğin zihnindeki çatışmalarıanlamayayönelik

hipotetik (varsayımsal) öyküler anlatmaktadır. Bu amaçla çocukların ve yetişkinlerin ahlaki

ikilemlerini kapsayan belli durumlarvererek onlara bu durumlarda nasıl tepkide

bulunacaklarınısorarakyürütmüştür.

Kohlberg, değişik yaşgruplarıvesosyoekonomik düzeylerdeki bireylere değişik

öyküler verdikten sonra öyküde anlatılan durum ile ilgilikarar vermelerini ister. Verilen

kararın doğru ya da yanlışolmasıönemlideğildir. Önemli olan bireyin öyküde anlatılan

soruna çözüm bulurken kullandığıgerekçelerve yaptığı değerlendirmelerdir.



1.4.2.Geleneksel Dönem

Bu dönemdeki çocuklar, diğer insanların beklentilerine;özellikle de özdeşleştikleri

özel insanlarıve geneltoplumsal düzenin beklentilerine uymak isterler. İçinde bulundukları

grubun gereksinimlerini bazen kendigereksinimlerinden üstün tutarlar ve grubun isteklerine

uygun davranmaya özen gösterirler.Sosyal düzeni destekleme ve sadakat önemlidir.

1.4.2.1. A[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ama, Ki[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]iler Aras[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı [/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]Uyum[/FONT]

Kendi akran grubuyla işbirliği içindedir. Ait olduğu grubun kurallarına uygun

davranırlar. İyi çocuk olarak başkalarıtarafından onaylanmakisterler. Başkalarına iyi

davranma, yardım etmek onlarımutlueder. Benmerkezciliğin azalması ve somut işlemler

dönemine girilmesiyle çocuk, olaylarıbaşkalarıısından görebilme özelliğini kazanır.

Çevresinde bulunanların hissettiklerini dedikkate alır.

1.4.2.2. A[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ama, Kanun ve Düzen E[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ilimi[/FONT]

Bu dönemde doğru davranış, sosyal düzene veotoriteye uygun olarak kişinin görevini

yerine getirmesidir. Artık akran gruplarının kurallarının yerini, toplumsalkurallar ve

kanunlar almıştır. Kanunlara hiçsorgulanmaksızın uyulmalıdır. Uymayanlar ise kesinlikle

hoş görülmezler. Yetişkinlerin çoğunun bu dönemde olduğu varsayılır.

1.4.3.Gelenek Sonras[FONT="TimesNewRoman]ı [/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]Dönem[/FONT]

Birey, izlemek istediği ahlak ilkelerini başkalarında ve otoriteden bağımsız olarak

seçer. Ahlak gelişiminin son iki aşamasıbudüzeyin kapsamındadır.

1.4.3.1. A[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ama, Sosyal Sözle[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]me E[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ilimi[/FONT]

Genellikle temel hak ve özgürlükler gözönüne alınarak konmuş olan yasa ve

kanunlara uymak çok önemlidir. Toplumsalkuralların ve değerlerinin göreceli olduğunu

şünerek bunlarıeleştirici bir şekilde incelerler.Kanunların demokratik olarak

değiştirilebileceği ilkesinesahiptirler. Bu dönemde insan hakları, özgürlük gibi kavramlar

bireyin değerler sistemindeönemli yer tutar.

1.4.3.2. A[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ama, Evrensel Ahlak [/FONT][FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]lkeleri E[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/COLOR][/B][B][COLOR=black][FONT="Times New Roman"]ilimi[/FONT]

Ahlaki gelişim açısından ulaşılabilecek son noktadır. Birey, ahlakilkelerini kendisi

seçip oluşturur ve bunlarauygun davranır. Burada bireyin benimsediği ahlak ilkeleri; insan

hakları, bütün insanların eşitliği, adalet gibi soyutve evrensel düzeyde ahlak ilkeleridir. Bu

ilkeler, genellikle demokratiktoplumlarda uygulanan kanun ve yasalarla uyumludur.

Kohlberg modelinin önemli yönü, her birdönemin iki unsurunun nasıl etkileştiğidir.

Her bir dönemde ahlakî kararın nasıl alındığına ilişkin bir bakışısısözkonusudur. Örneğin

ilk evredeki çocuk benmerkezcidir vebütün durumlara kendi açısından bakar. Geliştikçe

çocuk, başkalarının bakışısınedeniyleya da toplum için bir bütün olarak hangisinin en iyi

olduğunu ikilemini yaşar. Bu alandakiilerlemelerin bireyin bilişsel gelişimine ve biyolojik

temele bağlıolduğu düşünülür. Ayrıca, çocuğun ahlâkî durumlarlailgili deneyimlerinden

oldukça etkilenen ahlaki unsur ile dedesteklenir. Böylece Kohlberg kuramı ahlaki gelişimin,

bilişsel yetenekler ileahlaki konular ile ilgili yinelenen olayların birleşiminden ortaya

çıkması konusunda Piaget’inkuramıyla benzerlik gösterir.

Kohlberg’in ahlaki düşünce dönem modeli,çocuklar başkaları ile birlikte karar alma

işlemlerine katıldıklarında ve fikir alışverişinde bulunduklarında gerçekleşen rol oynama

olanaklarına önem vermektedir.

Kohlberg’e göre ahlaki bir problemle karşılaşan bireyin getirdiği çözümler aşağıdaki

gibidir.
Kohlberg, son düzey olan gelenek sonrasıdüzeyeulaşma yaşının 14 olduğunu

belirtmiştir. Ancak yapılan araştırmalar yetişkinlerin tümününgelenek sonrası düzeye

ulaşmasının mümkün olmadığınıgöstermektedir.Kohlberg ve Piaget’nin görüşleri

birleşmekte ve olgunlaşmanın yanısıra geçirilen çevreselyaşantıların da ahlak gelişimi

üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

5. Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]iminin Di
[FONT="TimesNewRoman]ğ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]er Geli[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]im Alanlar[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ı[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]yla [/FONT][FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]li[/FONT][FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]kisi[/FONT]
Ahlak gelişimiile ilgilenen psikologlar, ahlak gelişimindeya duygusal-güdüsel
etkenlere ya da bilişsel etkenlere önemvermektedirler.
Freud’un psikoanalitik kuramında incelediği yasakları içeren süper egonun bir bölümü
bilinci; diğerbölümü ise bilinçaltını içine alır. Bir kısım yasaklar, bilinç henüz tam
gelişmedenküçük yaşlardaöğrenilmiştir. Süper ego, “vicdan” ve egoidealini kapsar. Bu
analize göre toplumun kuralları, süper ego yoluyla kişiliğin bir bölümü hâline gelir.Böylece,
birey dışarıda onu gözleyenler olmadığı zamanlarda ise kendi kendisinidenetleyicisi olarak o
toplumun ahlak kurallarına uyar. Güçlü ve gerçekçi birego, içten gelen ve doyum isteyen
daha çok cinsel ve saldırgan güdülerle, süper egonunbazen aşırıya kaçan yasaklamaları
arasındasağlıklı bir denge kurabilir. Böylece hemahlak gelişimihem de psikolojisi yeterli
olur. Sonuç olarak ahlak gelişiminin kişilik gelişimi ile sıkı ilişki içinde olduğu söylenebilir.
Freud kişiliğin gelişim sürecinde ona paralel olarakahlak gelişimibelirli psikoseksüel
dönemlerden geçerek gerçekleştiğini söylemiştir. Vicdan gelişiminde önemli olan unsur,
çocuğunyaptığıkötülük karşısında ceza çekmesi değil; kötülük yaptığı kişinin yerine
kendisini koyup, onun ne hissettiğini anlaması, onun için üzülüp yaptığından pişmanlık
duymasıdır. Bu durum, ahlak gelişiminin bilişsel ögeleri de kapsadığını göstermektedir.
Bireyin doğruyuve yanlışıayırt edip yaşama geçirebilmesi zihinselbecerileri edinmesiyle
olasıdır. Böylece ahlak gelişiminde bilişsel yaklaşımlar da önemli yer tutar.
Piaget’de zihin gelişiminden söz ederken ahlak gelişiminin bilişsel gelişime paralel bir
süreçolduğunu belirtmiştir.

AHLAK GEL[FONT="TimesNewRoman]İŞİ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]M[/FONT][FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]NE UYGUN[/FONT]
ETK[FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]NL[/FONT][FONT="TimesNewRoman]İ[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]KLER[/FONT]
2.1. Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]imine Uygun Etkinlikler[/FONT]
Erken çocukluk döneminde çocukların bilişsel yapıları, kuralları ve ahlak kurallarını
anlamaya yeterli değildir. Bu nedenle onlarlakuralları soyutsemboller hâlinde sözcüklerle
tartışmakyerine kuralları evdeve okulda birlikte uygulayarak, yaşayarakbenimsetmek
gerekir. Kuralların nedenleri onların anlayabileceği şekilde eylemlerle ve somutyollarla
ıklanmalıdır. Ana- baba ve öğretmenler, her şeyden önce söylediklerinikendileri
uygulayarak iyi birer model olmalıdır.
Örneğinyemekten önce el yıkamakuralıyetişkinlerle birlikte planlanıp
uygulanmalıdır. Yemekten önce el yıkamak gerektiği, el yıkanmadığı zaman hasta
olunabileceğiçocuğa resimlerle, videokasetlerizletilerek, drama etkinlikleri yoluyla
öğretilebilir.Böylece çocuğun,kuralınedenleriylekazanmaları sağlanır.
İyi alışkanlıklar olumlu ahlak kuralları geliştirilirken; çocukların yaş, gelişim ve hazır
bulunuşlulukdüzeylerine uygun bazı gazete,dergi, televizyon haberleri gerçek ya da sanal
durumlar ele alınaraktartışmalar yapılabilir.
Evde ve okulda sorumluluk paylaşımı, örneğin yemek saatinde masaların hazırlanması
ve toplanması gibi.
Çocuklar doğayadüşkündür. Hayvanlar dünyasını ve ağaçların dili kullanılarak
merhamet, dayanışmagibi erdemli davranışlaröğretilebilir. Kuşlara yem vermek, bitkileri
sulamak gibi.
2. Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]imine Uygun Araç-Gereçler[/FONT]
Erken çocukluk döneminde ahlak gelişimi destekleyici etkinliklerigerçekleştirmek
için gerekli bazı araç ve gereçler:
Müzikkutusu
Çocukşiirleri
Çeşitli resimler
Boş tahta ve mukavva kutular
Plastikoyuncak, tabak, çay takımları
Büyükkamyon, uçak ve trenler
Küçükbebekler
Oyuncakve gerçek telefonlar
Müzikaletleri, zil, tel defter
Parmakboyası
Öykükitapları vemasallar
Elkuklaları
Küçükev aletleri
Küçükbakım istemeyen bitkiler
Bilgikartları
Büyükarabalar
2.3. Ahlak Geli[FONT="TimesNewRoman]ş[/FONT][/B][B][FONT="Times New Roman"]imine Uygun Etkinlik Planlama[/FONT]
Etkinlik Adı:Benim Ailem
Materyal: Önerilen konularla ilgili resimler, fotoğraflar
Amaç: Ailelerin özelliklerini öğrenebilme
Uygulama: Çocuklara kendi aileleri, yakın çevrelerindeki dede, teyze,hala vb. aile
bireyleri, komşuları hakkında konuşma yapılır, Aile yapıları, özellikleri aile bireylerinin
birbirleriyle ilişkileri, meslekleri, yaşadıkları yerlerin özellikleri, yaşam şekilleri vb. konular
27
konuşulur,tartışılır. Etkinlik sırasında fotoğraflardan, dergilerden hazırlanan resimlerden
yararlanılır.
Ayrıca:
Kültürel,yöresel, giysiler, oyun, oyuncaklar
Bayramlar,kutlamalar
Kültürelgelenek, görenekler vb. konularda da etkinlikler
Ahlaki değerlerinöğretilmesinde ailenin rolüönemlidir.
[/FONT]

[/FONT]
[/FONT]

[/FONT][/FONT][/FONT][/FONT]
[/FONT]
 
TANIMI VE ÖNEMİ
Ahlak gelişimi,bireyin toplumun değeryargılarını benimseyerek içinde bulunduğu
çevreye uyumunu ve kendi ilke ve değer yargılarını oluşturmasını amaçlayan bir süreç olarak
tanımlanır. Ahlak gelişimi, topluma nasıl davranılması gerektiğinin farkında olmaktır.
Bireyin doğuştan getirdiği gizli güçlerin etkisi iletoplumda var olan iyi-kötü ya da
doğru-yanlış kavramlarının inanç, huy, tutum, alışkanlık, adet, gelenek, görenek gibimanevi
değerlerioluşturan değerlerin tümüdür.
Ahlak gelişimi;toplumun tüm değerlerineolduğu gibi uyma değil, topluma etkin bir
uyum sağlamakiçin kendi değerlersistemini oluşturmasürecidir. Birlikte yaşadığımız
insanlara karşı görevlerimizi,sorumluluklarımızı öğrenmek ahlaki gelişimin bir parçasıdır.
Ahlak gelişimininbirincil hedefi, bireyin evrensel ilkeler, yanlış-doğru, hak ve adalet
kavramları doğrultusunda kendi doğrularını ve ilkelerini geliştirmesidir.
Ahlak gelişimi;bireyin küçük yaşlardanbaşlayarak toplum tarafından beğenilen,
kabul edilen doğrudavranışları yapmasıdır. Çevreden gelen tepkilerlebelirlenen davranışlara
ilişkinizlenim ve bilgiler ahlaki davranışlarave ahlak kurallarınatemel olur.
İnsanlar, ahlak kurallarını bilmesine karşın bu kurallara uymakta güçlükçeker. O
hâlde çocuklarınahlak gelişimindedikkat edilecek en önemli nokta, çocuklara çocuk yaştan
başlayarakahlak kurallarınainanmaları,bunlara karşı olumlubir tavır geliştirmeleri ve
bunları uygulama alışkanlığını kazanmaları gerekir
AHLAK GELİŞİMİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

Ahlak gelişiminidaha iyi anlayabilmek için konuyla ilgili kavramları inceleyeceğiz.
Kavramlar sırasıyla törel davranış, bencillik, öykünmecilik,vicdan, özgeciliktir
TÖREL DAVRANIŞ

Törel davranış,toplumun töresine uygun davranıştır. Her toplumun yerleşik ahlak,
inanç, gelenek ve görenekleri vardır. Söz gelimi evlenme törenitoplumsal ilkelere ve
kurallara uygun yapılırken aynı zamanda töreye uygun, başka bir deyişle inançlara, ahlaka,
geleneklere ve göreneklere de uygun olması istenir. Toplumsal davranışın değeri, özelliği,
töreye uygun olması orantısında yükselir.
Kişilikgelişimi, bireyin isteğine bağlıdır. Birey, kendisini ne kadar çokgeliştirmişse
kişilikde o oranda sağlamolur. Çünkü bireyin güdülerine “dur” deyip, onu belirli
doğrultularayöneltecek olan bireyin kendini geliştirmeisteğidir. Bireyi çeşitli şekillerde
davranışayönelten fizyolojik ve toplumsal güdüler, bireyin gelişmesiyle birlikte belli bir
düzene girer. Böylece kişilik, törel davranışların kişide yerleşik hâle gelmesi olarak kabul
edilir.
Ahlak, toplum içinde bireylerin iyiye ve kötüye aynı anda doğruya ve yanlışa ilişkin
davranış biçimlerive kurallardır.Ahlak, toplum üyelerinin davranışlarının hangilerinin kötü
hangilerinin iyi olduğunu gösterir. Törel gelişim, bireyin toplumsal gelişimi ile ilgilidir ve
onun bir uzantısıdır.
Törel davranışlailgili olarak toplumdan topluma iyi-kötü, doğru-yanlış gibi değer
yargıları değişebilir. Ahlak, toplumdakibireyleri uymak zorunda bırakır. Bireyler de bu
doğrultudadavranışlarını düzenlerler. Törel gelişim içinde, davranışların toplumun uygun
göreceğibir biçimde düzenlenmesi de yer alır.
Çocuklar, törel davranışlara doğuştan sahip değildir. Daha çok öğrenerek, yaşayarak,
uygulayarak benimserler. Çocuk doğuşta ne iyi,ne de kötüdür.Onun nasıl bir birey olacağı
doğumdansonraki yaşantılarıyla ilgilidir.
İnsan, yaradılışı gereği iyiye yöneliktir. Çocuğun içten gelen istekleriincelendiğinde
“sevgi” ve “iş birliği yapmak” yönünde olduğu görülür.
Çocuğundaha sonraki yaşamındaki olumlu ya da olumsuzetkiler, törel davranışlarının
değişmesine yol açar.
Bencillik
Bencil’i yalnız kendi çıkarlarını düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan
birey diye tanımlayabiliriz.
Bencillik ise başkalarını umursamadan bireyin bütün eylemve işlerinin kendi
yararına,çıkarına yönelik olması, bu tutumun yaşam tarzı hâline getirmesidir. Temel
gelişimdebencil davranışlaraşamasında olan insan, sadece kendi çıkarlarını düşünür.
Bencil davranışlaren çok 3-6 yaşlardagörülür. Daha önceki yaşlar,töre dışı
davranışlardönemidir ve bu dönem ilk üç yılı içine alır. Bu çağda çocuk, iyilik ve kötülük
düşüncesinesahip değildir.Yalancılığın ve hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bilmez.
Yalanlar, hayal dünyasının zenginliğinden; hırsızlık henüz mülkiyet kavramı
gelişmediğinden meydana gelir.
Bencil davranışlaraşamasındaki çocuk, kendini dünyanın merkezi gibi görür. Her
şeyin kendi istekleri doğrultusunda olmasını ister. Bu nedenle bu dönem “benmerkezcilik”
dönemi olarak adlandırılır. Benmerkezci çocuk; kendinianaliz etmek, kendi hakkında
düşünmekistemez. Düşünceve kurgu olan şeylerbile çocuk tarafındanmaddi gerçekler gibi
algılanır. Örneğin kendisine çikolata, kola, cipsgibi sevdiği şeyleri veren kişileri,
vermeyenden çok sever. Zihinsel yapı tam gelişmediğinden çocuk bu dönemde daha çok
duygularının etkisi altındadır. Bazen başkalarını da düşünür gibi olur. Ama yine dedolaylı
olarak kendisini düşünür. Bencillik, vicdan ve törelduygularınoluşmasını güçleştirir. Çocuk,
bu duyguları ancakçevresindekilerin davranışlarını gözleyerek öğrenir. Bencillik
davranışının sonunda çocuk ne gibitehlikelerin ve cezanıngelebileceğinitahmin eder.
Bencil davranışı yapanbirey için bunlar pek umursanacak gibi değilsekaçınmanın yolunu
biliyorsa, bencil eylemlerine devam eder. Çocukların okula başlama döneminde bu
aşamadangeçmişolması gerekir.
Çocuk bu dönemde kuralların bilincindedir, ama doğasını kavrayamaz. Bu dönemde
çocuk arkadaş arar.Ancak her çocuk arkadaşlabirlikte kendi oyununu oynar. Kazanmak,
birinci olmak düşüncesi henüz gelişmemiştir.
Öykünme
Öykünme; taklit etme, bireyin başkalarının davranışlarını kendine model alarak
benimseyip, yinelemesidir. Bağımlılık, boyun eğmek, itaat etmek için başkasının davranışına
olduğugibi hiç bozmadan uymaktır.Öykünme, çoğunluklabeğenilen takdir gören
davranışları yapanlara benzemek için yapılırken; uyma, etki yapanlarla iyianlaşmak için
yapılır.
Törel gelişiminöykünmecilik aşamasında olan birey, ne yapması gerektiğini kendi
içinde ölçüp tartmadan, kendine kolay geldiği ya da kınanmaktan korktuğu için başkalarının
yaptığını yaparak rahat eder. Bu durumtoplumsal öğrenmekuramıyla da açıklanabilir. Bu
kurama göre çocukların, yetişkinlerin ahlak normlarını öncelikle gözlemledikleri
davranışları, kuralları, değerleri dereceli bir taklit etme süreciyle kazandıkları ileri sürülür
Kısacası, öykünme, toplumsal bir öğrenme sürecidir. Birey,öykünmeyle topluma
uygun birçok davranışı öğrenir. Öykünmeciliğin olumsuz yönü ise bireyin buyolu tek
öğrenmeyolu olarak görmesinin sonucu olarak, kendisine özgü davranma bağımsızlığını
yitirmesidir
Vicdan
Vicdan; insanındavranışlarının iyiliğini, kötülüğünü, doğruluğunu, yanlışlığını,
haklılığını haksızlığını içsel olarak yargılama gücü olarak tanımlanır. Çocuğun kendisini
kontrol edebilmesiyle ilgilidir.
Vicdan, bireyin davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya yönelten, kendiahlak
değerleriüzerine dolaysız vekendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güçtür. Bu güçle
birey, davranışları konusunda bir karara varır. Birey bu karara göre kendisiniödüllendirir ya
da cezalandırır.
Temelde çocuk, öğrendiği sınırları ve kısıtlamaları benimseyerek toplumsal kurallar
karşısında belirli tavırlar elde eder. Bazı çocuklar, büyüdükçe topluma aykırı davranışlar
gerçekleştirirler.Örneğin: suç işlerler, bazı çocuklar da aşırı vicdanlı olup, genellikle
büyüdüklerinde fazla duyarlı, özverili, duygusallık nedeniyle psikologlardan en çokyardım
alan kişilerolurlar. Çok utangaç, çekingen, güvensiz, yaptıkları her şeyde çevreye zarar
vereceklerinden korkan bu aşırı vicdanlı bireylerdir.
Dikkat etmemiz gereken şey, çocukları evde ya da okulda her iki yöndede aşırılıklar
içinde yetiştirmemektedir.
Vicdanlılık; duygusal ve ussal(akıl) vicdan olmak üzere ikiye ayrılır. Duygusal
vicdanlılık aşamasında insan davranışlarını duygusal inançlarıyla yargılar. 10 yaşından
ergenliğekadar bu dönem sürer. Zihinsel yetenekler tam anlamıyla gelişmediği için çocuk
duygularının etkisindedir. Hoşlanma ilkesi çocuk üzerinde henüzvarlığını sürdürmektedir.
Bu dönemde çocuk, kendisinden yapması istenen davranış kurallarını öğrenir ve bunlara
sıkıca bağlanır. Bağlanılan bu davranış kurallarının bazısı çocuk tarafından benimsenir.
Örneğinçok sevdiğibir kişinin aile bireyleri, arkadaş, sanatçı vb. hareketini yapmak zamanla
bu hareketin bağımsız olarak yapılması ile sonuçlanır. Bir süre sonra davranışın
yapılmasında rol oynayan “önemli kişi” unutulur, yalnızca bu davranış kalır. Çocuk, henüz
davranışların nedenlerine inecek gücügösteremez. Bu nedenle yargıları kutsaldır.
Bilimsel tutuma sahip olmayan birçok yetişkin bu basamakta kalır. Bu yetişkinler
nabza göre şerbetvermekten hoşlanırlar. Her davranışlarında duygularının etkisi vardır. Fen
ve doğadeneyleriyle başlayaraktartışma yöntemiyle çocuklara yavaş yavaş bilimsel
düşünebilmegücü kazandırıldıkça çocuk bu basamakta kalmaz,kurtulur.
Ussal vicdanlılık aşamasına geçen insan, davranışlarını ussal inançlarıyla yargılar.
Duygusal vicdanlılıktan ussal vicdanlığa geçen birey, törel ilke vekuralları usunun(aklının)
süzgecinden geçirerek ve sorgulayarak uygular. Bu aşamada insan, törel ilke vekuralların
yerine, zamanına,duruma ve uygulanan bireye göre değiştirilip, geliştirilerek
uygulanabileceğinin bilincine varır.
Özgecilik
İnsanın kendisinden önce başkalarının iyiliğini, yararınışünüp yardımcıolmasıdır.
Başkalarından karşılık beklemeden iyiliğine koşmak ve bu davranışlarıyaparken,bunun
başkalarına zarar veripvermeyeceğini, onları üzüp üzmeyeceğini düşünmektir. Törel
gelişimin ulaşabileceği en son aşamadır.
Bu dönemdeki çocuklar, duruma göre esnekhareket edebilme yeteneğini kazanırlar.
Özgeci birey, başkalarıilesürekli empati içindedir. Karşılaşılan olaylar, kişiler karşısında
ussal vicdanına dayanarak davranır. Özgecilik duygusu,kişinin başkalarının iyiliği için
çalıştığının belirtisidir. Buduygu sevginin bir parçasıdır. Bireylerin bencillikten kurtulması,
törel duyguların geliştiğini gösterir. Çocukbencillikten kurtuldukça “özgeci” olmaya başlar.
Bu yaştaki, çocuk dünyadabaşkalarının varlığını,onların da kendisi gibi bir birey olduğunu
kabul eder.Buna karşın çocukta yine debencillik vardır.
Çocuk ancak 9-10 yaşlarına ulaştıktan sonra kendikendini eleştirebilecek bir olgunluk
düzeyine ulaşır. Bundan sonraözgecilik duygusu daha da gelişmeye başlar. Özgecilik
duygusuna sahip olan bireyde anlayış, sempati, incelik,özveri ve yardım duygusu bir arada
bulunur.
Özgeci birey, törel davranışlarınıkatıkurallardankurtararak kendini başkalarının
yararına olan amaçlarayöneltir. Böylece birey, yaşamındaki engelleri özgeci bir tutumla
kaldırmaya çalışır.
Bireyin ahlak gelişimi belli aşamalar izler. Bu aşamalar bireyinbireysel gelişiminden
bağımsız değil, ona paraleldir.Bu bölümde Piaget ve Kohlberg’in ahlak gelişimine ilişkin
görüşleri açıklanacaktır.

PİAGET'E GÖRE AHLAK GELİŞİMİ


Piaget, çocukların ahlak gelişimi konusunda çalışan ilk araştırmacıdır. J.Piaget; ahlak

gelişiminin, bilişsel gelişime paralel olarakgeliştiğini ve belli bir sıra izleyen dönemler

içinde ortaya çıktığınısöylemektedir.Yaşı ne olursa olsun her bireyin bilişsel gelişimin en

son basamaklarına kadar ulaşabilmesibeklenmemelidir. Biyolojik olgunlaşma ile öğrenme

yaşantıları birlikte, bilişsel gelişimde ulaşabilecek düzeyüzerinde belirleyici olmaktadır.

Aynı durum ahlak gelişimi için de sözkonusudur. Piaget’e göre çocukların doğru ve yanlışa

ilişkin yargılarıvekuralları yorumlama biçimleri yaşlara göre değişikliklergöstermektedir.

Piaget, çocukların ahlak gelişimini incelerkençocukların 6 yaşına kadar oyun kuralları

olmadığını, oyunlarıdiğer çocuklardan öğrendikleri gibi oynadıklarını, ancak 2-6 yaş

arasında çocuklar bazıkurallarıfarketmeye başlayarak ne anlama geldiğini ya da ne amaçla

konduklarınıbilmedenbu kurallara uygun davranışlarıtaklitettiklerini belirtmiştir.

6 yaştan sonra çocuklar,kuralları izlemede ya da uymada tutarsızlık gösterse bile

kuralların ne anlama geldiğini kavramaya başlamışlar. Bu yaşlarda çocuklar,kuralların

değiştirilemez olduğuna inanmakta ve hiçsorgulamadan bu kurallara uygun

davranmaktadırlar.

Piaget’e göre 10 yaşlarına kadar çocuklaroyunlar dışında kurallara uyarlar. Fakat

kuralları koyan kişiler olmadığızamanlardabu kurallara uymayabilirler. Örneğin çikolata

yemesi yasaklanan bir çocuk, annesi yada babası yokken çikolata yiyebilir.

Piaget, 0-6 yaşdönemindeçocuklarda kural kavramı olmadığından “Bu dönemde

ahlak söz konusu değildir“ demektedir. Bunedenle ahlak gelişimi, bilişsel gelişim

amalarından olan işlem öncesinden, somutişlemler dönemine geçtiği 6 yaşına kadar

başlamaz.

Piaget, çocukların oyunlarındaki kurallara uymadavranışını aşağıdaki şekilde

incelemiştir:

 Devinim dönemi (0-2yaş grubu)

 DuygusalBen-merkezcil dönem (2-7 yaş)

 Başlangıç halinde işbirliği dönemi(7-11 yaş)

 Gerçek işbirliği dönemi(11 yaşın üzeri)

Duygusal Devinim Dönemi
Bu dönem, motor ve bilişsel özelliklerikapsar. Piaget yaşamın ilk iki yılını incelemiş;
zekânın bu dönemdekökenlerinin ortaya çıktığını, doğumda sadece refleks hareketleri
Başaran bebeğin, ikinci yılın başında konuşmaya başladığını, sembolik düşünceler gibi
Zihinsel işlevler geliştirdiğini belirtmiştir. Çocuk, belli aşamalara ulaşabilmek için yeni
Davranışlar ve araçlar geliştirebilmektedir. Budönem, çocuğun uyarıcıları etkin bir şekilde
Özümlenmesi, düzenlenmesi ve uyum sağlamasıyolu ileçocuğun zihinsel gelişim sürecinde
Değişiklikleri sağlar.
Sosyal yaşantıların, çocuğun bu aşamalarıgeçirmesindebüyük etkisi vardır. Çocuklar
İlk yaşlarda anne-babaların emir verdiklerini,davranış kurallarını öğretmede ısrarcı
Olduklarınıöğrenirler ve kurallarauydukları zaman mutlu olacaklarını anlarlar. Ancak bu
Kurallar, çocukların kendi bakışılarından söz etmelerinive ahlaki konularda farklı
Düşünceleri benimsemelerine engel olur.
Kısaca çocuklar kuralların farkındadır, ancak ne amaçla yada kuralları neden izlemek
Gerektiğini anlamazlar.
Benmerkezcim Dönem
Çocuk, artık bu dönemde sistemleşmişkuralları anlamayabaşlar. Yine de daha çok
Kendi koyduğu kurallara uyar.Kazanmak için uğraşmaz. Ona göre kurallar, yetişkinler ve
Tanrı tarafından konulmuştur. Kurallar kutsalolarak kabul edilir. Küçük değişiklikler,
Kurallarıçiğneme olarak algılanır. Piaget, bu dönemi“bağımlılık evresi” diye
adlandırmaktadır.
Piaget’ye göre çocuklar, 2-7 yaşarası çocuklar,kendinden büyük çocukları gözler; ne
anlama geldiğinin farkına varmadan kurallarauygun davranışları da taklit eder. Bu konuda
tam bir bilgisi olmasa da kuralları çiğnemez. Ancak oyunu,sosyal bir etkinlik olarak
algılamaz.Bu aşamada çocuklarbirbirleriyle ortak gibi görünse de her biri kendi oyununu
oynar.Eğer çocuğun oyun arkadaşıbir yetişkinse oyunun sonundaçocuk oyunun nasıl
olduğundan ya da kazanmanın ne demek olduğundan habersiz: “Kimkazandı?”diye
sorabilir.
Sonuç olarak bu dönemde engelleyici ahlak kurallarının anlamı kavranmadan yüzeysel
olarak algılandıkları,ahlakî gerçektir.
BAŞLANGIÇ HALİNDEKİ İŞ BİRLİĞİ DÖNEMİ

Çocuklar, bu dönemde oyunun sadecehareket zevklerinden, üzerinde anlaşılmış

konulara göre yarışma zevkine geçerler.Kurallar, karşılıklı ilişkiler içinde sürekli rekabet

ortamı oluştururlar. Bu dönemdebenmerkezli aşamanın aksine kurallar, sosyal bir aktivite

olarak oyunu düzenlemede önem kazanır. Bu aşamadaki çocuklar uzlaşılan konularda

oynamayı sevdikleri için herbir oyuncuyu dikkatlice izlerler. Çünkü kazanma sadece verilen

kuralların çerçevesinde önemtaşır. Bu dönemde de çocuklar, kuralları tam anlayamazlar.

Çocuklar arasında kurallarla ilgiliuyuşmazlık olabilir. Ancak akranları ile bir arada olma

isteği o kadar ki bu farklılıklar ortadan kalkar.Oyun artık çocuk için sosyal bir etkinlik

olarak algılanmaya başlar. Piaget’e göreçocukların bir konuyla ilgisi farklı bakışılarının

olduğunu ve kuralların anlaşma, uzlaşma ve başkalarının görüşlerine saygıgöstermesonucu

ortaya çıktığınıöğrenmeleri, yaşıtlarıileetkileşim sonucunda oluşmaktadır.

Ahlak gelişiminde dışa bağlılık, çocukların 10 yaşına kadar olduğu dönemi kapsadığı

kabul edilmektedir. Çocuklar bu dönemdeahlaki yargıları ısından çevresine bağlıdırlar.

Yetişkinler tarafından konulan kurallarışünmeden kayıtsız şartsız kabul ederler.

GERÇEK İŞ BİRLİĞİ DÖNEMİ

Bu dönemde çocuğun zihinsel gücü, birbaşkasının görüş ısını anlayabilecek ve

benmerkezcil düşünceden sıyrılabilecek güce erişmiştir. Çocuk, bu doğrultuda bağımlı

ahlâktan kurtularak işbirliği ahlâkıilekurallara ilişkin bağımsızlığa ulaşır.

11 yaşından sonraki dönemdeçocukların yaptıkları değerlendirmeler “görecelik”

kazanmaya başlar. İçinde bulunulan koşullarıdikkatealarak değerlendirmeler yapan

çocukların, ahlâkî yargılarıvekuralları uygulayışları esneklik gösterebilir. Çocuklar, bu

dönemde başkalarının değerlendirmelerindençok kendi yaptıkları değerlendirmeye uygun

davranmaya başlarlar. Konulankonuları otoritelerce de ele alınmış kanunlar olarak değil,

karşılıklıhoşgörü ürünü olarakkabul eder. İş birliği arzusu ise 11-12 yaşlarında vardır.

Piaget’in kurallara saygının nasıl geliştiğine ilişkin bulgularına bakıldığında 7-8

yaşına kadar çocukların kurallara sıkıcıbir saygıduyduklarıgörülür.

Çocuklara göre kuralların gizemli bir kaynağıvardır. Onlarıdokunulmazve kutsal

olarak algılarlar. Çünkükuralları formüle edici herhangi bir yeterli yaşantılarıolmamıştır.

Yetişkine karşıduyulantek yanlı saygının yerini, karşılıklısaygıaldığında

“bağımsızlık ahlakı” artık oluşmuştur. 11-12 yaşındaki çocuk ahlakkurallarının içeriğini

anlamaya başlar. Kural, kendivicdanının verdiği karardır artık. Kurala cezadan kaçınmak

için değil, kendisinegüvenilmesini istediği için uyar.

Piaget, çocuğun adalet ve ahlakkonusundaki düşüncelerinin hem çevre hem de

olgunlaşmanın etkisiyle değiştiğini; ancak ahlakkurallarını kavramlaştırabilmesi için kavram

gelişiminin de ilerlemesigerektiğini ileri sürmüştür. Araştırmalar ahlaki gelişim düzeyi ile

bilişsel gelişim düzeyi arasındaki paralelliği desteklergörünümdedir. Bireyin takvim yaşının

ilerlemesi, zihinsel gelişim basamaklarında ilerlemesi içinyeterli değildir. Aynı durum ahlak

gelişimi için degeçerlidir. Bireyin içinde bulunduğu koşullar, öğrenme yaşantıları, deneyim

vb. gelişimin her düzeyindeönemlidir.

Piaget, çocuğun ahlak gelişimi ile birlikteadalet, ceza konusundaki görüşlerinde de

değişiklikler olacağınıbelirtmiştir. Başlangıçta çocuk, birkötülük yapıldıysa kötülüğün

cezasınıçekmesigerektiğine inanır.(kefaret adaleti)Bir de sana yapılan kötü bir durumdasen

de karşılık vermelisin(misilleme adaleti) diye düşünür. Biri oyuncağınıkırdıysa sen de

onunkini kırarsın ya da bir başkasıseninyerine bunu yapmalı diye düşünür. Daha sonraki

aşamada ise yerine koyma (tazmin etmeadaleti) oluşmaya başlar (oyuncağı kırdıysan

ödemeli ya da kendi oyuncağınıvermelisinya da kırdığını onarmalısın.).
lik özellikleri ile belirlenen evredir

KOHLBERG'E GÖRE AHLAK GELİŞİMİ

Kohlberg, ahlaki gelişim kuramında, ahlaki yargının insan yaşamındaki işlevi

çerçevesinde incelenmesi gerektiğini vurgular.Kolhberg’in ahlak gelişimi kuramı,

Piaget’nin kuramının yenidenincelenmesi, yeniden adlandırılmasıdır. Kohlberg de Piaget

gibi çocuk ve yetişkinlerin belirlidurumlarda davranışları nasıl yorumladıklarını

incelemiştir. Piaget ahlakigelişimi bir inşa süreci; Kohlberg ise evrensel ahlakiilkelerin

keşif süreci olarak görmektedir. Ayrıca Piaget, anlattığıöykülerdeeylem ve düşünce

arasında bir ayrım gözetmezken,Kohlberg deneğin zihnindeki çatışmalarıanlamayayönelik

hipotetik (varsayımsal) öyküler anlatmaktadır. Bu amaçla çocukların ve yetişkinlerin ahlaki

ikilemlerini kapsayan belli durumlarvererek onlara bu durumlarda nasıl tepkide

bulunacaklarınısorarakyürütmüştür.

Kohlberg, değişik yaşgruplarıvesosyoekonomik düzeylerdeki bireylere değişik

öyküler verdikten sonra öyküde anlatılan durum ile ilgilikarar vermelerini ister. Verilen

kararın doğru ya da yanlışolmasıönemlideğildir. Önemli olan bireyin öyküde anlatılan

soruna çözüm bulurken kullandığıgerekçelerve yaptığı değerlendirmelerdir.



Geleneksel Dönem

Bu dönemdeki çocuklar, diğer insanların beklentilerine;özellikle de özdeşleştikleri

özel insanlarıve geneltoplumsal düzenin beklentilerine uymak isterler. İçinde bulundukları

grubun gereksinimlerini bazen kendigereksinimlerinden üstün tutarlar ve grubun isteklerine

uygun davranmaya özen gösterirler.Sosyal düzeni destekleme ve sadakat önemlidir.
AŞAMA KİŞİLER ARASI UYUM

Kendi akran grubuyla işbirliği içindedir. Ait olduğu grubun kurallarına uygun

davranırlar. İyi çocuk olarak başkalarıtarafından onaylanmakisterler. Başkalarına iyi

davranma, yardım etmek onlarımutlueder. Benmerkezciliğin azalması ve somut işlemler

dönemine girilmesiyle çocuk, olaylarıbaşkalarıısından görebilme özelliğini kazanır.

Çevresinde bulunanların hissettiklerini dedikkate alır.
AŞAMA KANUN VE DÜZEN EĞİLİMİ

Bu dönemde doğru davranış, sosyal düzene veotoriteye uygun olarak kişinin görevini

yerine getirmesidir. Artık akran gruplarının kurallarının yerini, toplumsalkurallar ve

kanunlar almıştır. Kanunlara hiçsorgulanmaksızın uyulmalıdır. Uymayanlar ise kesinlikle

hoş görülmezler. Yetişkinlerin çoğunun bu dönemde olduğu varsayılır.

GELENEK SONRASI DÖNEM
Birey, izlemek istediği ahlak ilkelerini başkalarında ve otoriteden bağımsız olarak

seçer. Ahlak gelişiminin son iki aşamasıbudüzeyin kapsamındadır.

AŞAMA,SOSYAL SÖZLEŞME EĞİLİMİ
Genellikle temel hak ve özgürlükler gözönüne alınarak konmuş olan yasa ve

kanunlara uymak çok önemlidir. Toplumsalkuralların ve değerlerinin göreceli olduğunu

şünerek bunlarıeleştirici bir şekilde incelerler.Kanunların demokratik olarak

değiştirilebileceği ilkesinesahiptirler. Bu dönemde insan hakları, özgürlük gibi kavramlar

bireyin değerler sistemindeönemli yer tutar.

AŞAMA,EVRENSEL AHLAK İLKELERİ EĞİLİMİ
Ahlaki gelişim açısından ulaşılabilecek son noktadır. Birey, ahlakilkelerini kendisi

seçip oluşturur ve bunlarauygun davranır. Burada bireyin benimsediği ahlak ilkeleri; insan

hakları, bütün insanların eşitliği, adalet gibi soyutve evrensel düzeyde ahlak ilkeleridir. Bu

ilkeler, genellikle demokratiktoplumlarda uygulanan kanun ve yasalarla uyumludur.

Kohlberg modelinin önemli yönü, her birdönemin iki unsurunun nasıl etkileştiğidir.

Her bir dönemde ahlakî kararın nasıl alındığına ilişkin bir bakışısısözkonusudur. Örneğin

ilk evredeki çocuk benmerkezcidir vebütün durumlara kendi açısından bakar. Geliştikçe

çocuk, başkalarının bakışısınedeniyleya da toplum için bir bütün olarak hangisinin en iyi

olduğunu ikilemini yaşar. Bu alandakiilerlemelerin bireyin bilişsel gelişimine ve biyolojik

temele bağlıolduğu düşünülür. Ayrıca, çocuğun ahlâkî durumlarlailgili deneyimlerinden

oldukça etkilenen ahlaki unsur ile dedesteklenir. Böylece Kohlberg kuramı ahlaki gelişimin,

bilişsel yetenekler ileahlaki konular ile ilgili yinelenen olayların birleşiminden ortaya

çıkması konusunda Piaget’inkuramıyla benzerlik gösterir.

Kohlberg’in ahlaki düşünce dönem modeli,çocuklar başkaları ile birlikte karar alma

işlemlerine katıldıklarında ve fikir alışverişinde bulunduklarında gerçekleşen rol oynama

olanaklarına önem vermektedir.

Kohlberg’e göre ahlaki bir problemle karşılaşan bireyin getirdiği çözümler aşağıdaki

gibidir.
Kohlberg, son düzey olan gelenek sonrasıdüzeyeulaşma yaşının 14 olduğunu

belirtmiştir. Ancak yapılan araştırmalar yetişkinlerin tümününgelenek sonrası düzeye

ulaşmasının mümkün olmadığınıgöstermektedir.Kohlberg ve Piaget’nin görüşleri

birleşmekte ve olgunlaşmanın yanısıra geçirilen çevreselyaşantıların da ahlak gelişimi

üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.
AHLAK GELİŞİMİNİN DİĞER GELİŞİM ALANLARIYLA İLİŞKİSİ
Ahlak gelişimiile ilgilenen psikologlar, ahlak gelişimindeya duygusal-güdüsel
etkenlere ya da bilişsel etkenlere önemvermektedirler.
Freud’un psikoanalitik kuramında incelediği yasakları içeren süper egonun bir bölümü
bilinci; diğerbölümü ise bilinçaltını içine alır. Bir kısım yasaklar, bilinç henüz tam
gelişmedenküçük yaşlardaöğrenilmiştir. Süper ego, “vicdan” ve egoidealini kapsar. Bu
analize göre toplumun kuralları, süper ego yoluyla kişiliğin bir bölümü hâline gelir.Böylece,
birey dışarıda onu gözleyenler olmadığı zamanlarda ise kendi kendisinidenetleyicisi olarak o
toplumun ahlak kurallarına uyar. Güçlü ve gerçekçi birego, içten gelen ve doyum isteyen
daha çok cinsel ve saldırgan güdülerle, süper egonunbazen aşırıya kaçan yasaklamaları
arasındasağlıklı bir denge kurabilir. Böylece hemahlak gelişimihem de psikolojisi yeterli
olur. Sonuç olarak ahlak gelişiminin kişilik gelişimi ile sıkı ilişki içinde olduğu söylenebilir.
Freud kişiliğin gelişim sürecinde ona paralel olarakahlak gelişimibelirli psikoseksüel
dönemlerden geçerek gerçekleştiğini söylemiştir. Vicdan gelişiminde önemli olan unsur,
çocuğunyaptığıkötülük karşısında ceza çekmesi değil; kötülük yaptığı kişinin yerine
kendisini koyup, onun ne hissettiğini anlaması, onun için üzülüp yaptığından pişmanlık
duymasıdır. Bu durum, ahlak gelişiminin bilişsel ögeleri de kapsadığını göstermektedir.
Bireyin doğruyuve yanlışıayırt edip yaşama geçirebilmesi zihinselbecerileri edinmesiyle
olasıdır. Böylece ahlak gelişiminde bilişsel yaklaşımlar da önemli yer tutar.
Piaget’de zihin gelişiminden söz ederken ahlak gelişiminin bilişsel gelişime paralel bir
süreçolduğunu belirtmiştir.
AHLAK GELİŞİMİNE UYGUN ETKİNLİKLER
Erken çocukluk döneminde çocukların bilişsel yapıları, kuralları ve ahlak kurallarını
anlamaya yeterli değildir. Bu nedenle onlarlakuralları soyutsemboller hâlinde sözcüklerle
tartışmakyerine kuralları evdeve okulda birlikte uygulayarak, yaşayarakbenimsetmek
gerekir. Kuralların nedenleri onların anlayabileceği şekilde eylemlerle ve somutyollarla
açıklanmalıdır. Ana- baba ve öğretmenler, her şeyden önce söylediklerinikendileri
uygulayarak iyi birer model olmalıdır.
Örneğinyemekten önce el yıkamakuralıyetişkinlerle birlikte planlanıp
uygulanmalıdır. Yemekten önce el yıkamak gerektiği, el yıkanmadığı zaman hasta
olunabileceğiçocuğa resimlerle, videokasetlerizletilerek, drama etkinlikleri yoluyla
öğretilebilir.Böylece çocuğun,kuralınedenleriylekazanmaları sağlanır.
İyi alışkanlıklar olumlu ahlak kuralları geliştirilirken; çocukların yaş, gelişim ve hazır
bulunuşlulukdüzeylerine uygun bazı gazete,dergi, televizyon haberleri gerçek ya da sanal
durumlar ele alınaraktartışmalar yapılabilir.
Evde ve okulda sorumluluk paylaşımı, örneğin yemek saatinde masaların hazırlanması
ve toplanması gibi.
Çocuklar doğayadüşkündür. Hayvanlar dünyasını ve ağaçların dili kullanılarak
merhamet, dayanışmagibi erdemli davranışlaröğretilebilir. Kuşlara yem vermek, bitkileri
sulamak gibi.
AHLAK GELİŞİMİNE UYGUN ARAÇ GEREÇLER
Erken çocukluk döneminde ahlak gelişimi destekleyici etkinliklerigerçekleştirmek
için gerekli bazı araç ve gereçler:
 Müzik kutusu
 Çocuk şiirleri
 Çeşitli resimler
 Boş tahta ve mukavva kutular
 Plastikoyuncak, tabak, çay takımları
 Büyükkamyon, uçak ve trenler
 Küçükbebekler
 Oyuncakve gerçek telefonlar
 Müzikaletleri, zil, tel defter
 Parmakboyası
 Öykükitapları vemasallar
 Elkuklaları
 Küçükev aletleri
 Küçükbakım istemeyen bitkiler
 Bilgikartları
 Büyükarabalar
AHLAK GELİŞİMİNE UYGUN ETKİNLİK PLANLAMA
Etkinlik Adı:Benim Ailem
Materyal: Önerilen konularla ilgili resimler, fotoğraflar
Amaç: Ailelerin özelliklerini öğrenebilme
Uygulama: Çocuklara kendi aileleri, yakın çevrelerindeki dede, teyze,hala vb. aile
bireyleri, komşuları hakkında konuşma yapılır, Aile yapıları, özellikleri aile bireylerinin
birbirleriyle ilişkileri, meslekleri, yaşadıkları yerlerin özellikleri, yaşam şekilleri vb. konular

konuşulur,tartışılır. Etkinlik sırasında fotoğraflardan, dergilerden hazırlanan resimlerden
yararlanılır.
Ayrıca:
 Kültürel,yöresel, giysiler, oyun, oyuncaklar
 Bayramlar,kutlamalar
 Kültürelgelenek, görenekler vb. konularda da etkinlikler
Ahlaki değerlerin öğretilmesinde ailenin rolü önemlidir.


 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst