3-ÇOCUKLARDA REFKLEKSSEL DÖNEMDEN BEDENSEL DÖNEME GEÇİŞ- nursenaşengül

Puanları 0
Solutions 0
Katılım
26 Kas 2012
Mesajlar
9
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@nursenaşengül
Gelişim süreci içinde, tüm çocuklar aynı gelişim yolunu izlerler. Çocuk koşmadan önce yürür, yürümeden önce de emekler. Ancak, çocukların gelişim hızlarıyla bu davranışları başarmak üzere geçirdikleri sürenin; bireyden bireye değişiklik gösterdiği görülür. Şöyle ki, bazı çocuklar diğer yaşıtlarına göre daha hızlı gelişir. Gelişimin; bireysel farklılıkların etkisi altında, biri birini izleyen düzenli bir süreç olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır... Bedensel, fiziksel, fizyolojik, motor gelişim kavramları arasında ince ayırım farklıkları olsa da genel anlamda konuyu ele almaya çalışacağız... Bedensel gelişim; çocuğun davranışlarını doğrudan ve dolaylı olarak etkiler. Bu nedenle ailelerin; çocuğun bedensel gelişimi hakkında gerekli olduğu kadarıyla bilgi sahibi olmasında yarar olduğu kanısındayım...
Doğadaki canlıların en gelişmiş organizmasına sahip olan insan yavrusu diğer canlılardan farklı olarak doğarlar. Doğumu izleyen ilk günden itibaren her türlü ihtiyacının, yetişkin tarafından karşılanması zorunluluğu vardır. Aksi halde ölür... Ancak, ilk yıllarda gelişim de çok hızlıdır. Çocukta gelişim baştan ayağa ve içten dışa doğru olur. Bebeğin ilk hareketleri bütünseldir ve farklılaşmamıştır. Çünkü, tüm normal bebekler, bedenlerinin bölümlerini hareket ettirmeyi sağlayan ve bilinen bir sıra ile kaybolan reflekslerle doğarlar. Yeni doğum yapmış anne ve babaların; çocuklardaki bu geçici refleksleri yanlış algılayarak, olumsuz yorumlamalara sapmamaları için bu refleksleri edindiğim bilgiler ve gözlemlerim ışığında açıklamanın yararlı olacağına inancındayım...
Bu refleksler:
Bebek ani bir ses duyarsa mevcut pozisyonu aniden değiştirir. Ve sert bir harekete maruz kalırsa da ürkerek kendini arkaya doğru gererek başını geriye atar. Kol ve bacaklarını önce uzatır ve sonra kendine doğru çeker. Yani ürkerek, sarsılır ve ağlar... Sakinleştirmek için okşamak yeterlidir. Mora refleksi olarak adlandırılan bu refleks üç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Genellikle 6. aydan itibaren kaybolan tonik boyun refleksi de; bebek sırtüstü yatarken başı yana çevrildiğinde önce vücudunu gerer, yüzü dönük taraftaki kolunu uzatırken diğer kolunu kasar ve bacaklarını yukarı doğru çeker... Ayrıca, çocuğun yanağı okşandığında annesinin memesini arar ve bunu emme refleksi takip eder. Bu refleks, 4. aydan itibaren kaybolur... Bebekte; bu ve benzeri bir takım refleksler vardır. Bunlar bebeğin kendini korumaya yönelik refleksleridir! Örneğin; bebeğin avuç içine dokunduğunuz zaman sizin parmağınızı sıkıca kavrar. Eğer elinin üzerine veya ayağına dokunursanız parmağınızı bırakır ve kol ve bacaklarını kendine doğru çekerek tekrar parmağınıza yapışır. Yukarda da belirttiğimiz gibi bu refleksler zamanla yok olur. Şayet refleksler kendi süreçleri içinde kaybolmamışsa bu bir rahatsızlığın habercisi de olabilir. Bu durumda bir uzmana başvurulmasında yarar vardır.
Sağlıklı yeni doğan bir bebeğin cilt rengi gülkurusu pembesidir. Doğumu izleyen ilk saatlerde koyu olabilir! Daha sonra normale döner. (sakın korkuya kapılmayınız) Koyu kırmızılık veya solukluk uzun süre devam ediyorsa kan testi yapılmalı ve durumuna uygun tedavi uygulanmalıdır. Yeni doğan bebeğin el, kol ve bacaklarında hafif ödem olabilir. Doğumu izleyen birkaç gün içinde düzelir. Kalça ve sırtta kurşuni mavi renkte doğum lekesi bulunabilir, bu bir hastalık değildir 12 aylık oluncaya kadar geçer. Bebeğin boyu ilk yılda 20-25 cm. civarında artar. Yeni doğan bir bebek karın üstü yatarken başını hafif kaldırabilir, yaklaşık 20cm’lik mesafeyi de görebilir. En önemlisi insan yüzüne özellikle ilgi gösterir ve ilk 2 hafta içinde göz göze bakabilecek beceriye ulaşır. Bebeğin insan yüzüne ilgi göstermesi ve göz teması kurabilmesi, bebekle anne-baba arasında önemli bir iletişim ilişkisinin doğmasına olanak sağlar. Ayrıca, şiddetli sesleri duyar ve irkilir, insan sesini duymaktan hoşlanır, aşina olduğu sesle yabancı sesi ayıt edebilir. Bu nedenle onunla konuşurken yumuşak, şefkat dolu bir ses tonuyla konuşmalısınız. Tat ve kokuyu alır ve annesinin kokusunu da tanır. Gece gündüz farkını bilmez, sadece beslenmek için uyanık kalır, bebek uyurken yan ve sırtüstü yatırmalı sık sık kontrol edilerek çıkardığı kusmuk veya başka bir nedenle olumsuz bir gelişme yaşanmamalıdır. Çünkü, 1,5-2 saatlik araların dışında zamanını uyuyarak geçirir. İlk haftalarda günde belirli bir süre ağlayabilir, uykudan önce de 10-15 dakika serenada devam edebilir. Bunlar kesin sınırlar değildir ve mutlaka ağlayacak diye de bir kayıt yoktur...
İlk 2 yaş dönemi:
Bebek, 2 aylıkken göğsünü kaldırabilir, bir oyuncak gösterilir ve ani yok edilirse şaşırır! Arama olgusu ancak 6. aydan sonra başlar. Konuşulanları duyabildiği ve konuşan kişiyi de ayırt edebildiğini yakından takip ettiğiniz zaman görebilirsiniz. Kokuları algılar, ancak, tamamlanması 6 yaş civarında gerçekleşir. Sizler de kendinizin veya yakın çevrenizin sahip olduğu dünya harikası bebeği gözlemlediğinizde yukarda belirttiğimiz hususları görebilirsiniz. Çocuk; 3.ayda başarısız uzanma, 4.ayda destekle oturma, 5.ayda kucağa oturarak nesneleri yakalama, 6.ayda mama sandalyesinde oturarak sallanan nesneleri yakalama gücü ve becerisine ulaşır. Sonra, 7.ayda kendi başına oturma, 8.ayda yardımla ayağa kalkma, 9.ayda sandalyeye tutunarak ayakta durma, 10 ayda emekleme, 11.ayda eli tutulduğunda yürüme, 12 ayda bir eşyaya tutunarak kendini çekmek suretiyle ayağa da kalkabilir. 13.aydan itibaren emeklemek suretiyle merdiven çıkma, 14.ayda da kendi başına ayakta durma hareketleri gelişmiş olur. Çocuğun yürümeyi öğrenirken ara sıra düşmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Düştüğü zaman tehlikeli bir durum söz konusu değilse panik yapmamaya ve hemen duruma müdahale etmemeye özen gösterin, aksi takdirde çocuk korkabilir ve kendine güvenini yitirebilir. Bu nedenle de yürümesi gecikebilir. Burada belirtiklerimiz, aylara göre yapması gereken ve ortalama gelişme durumunu gösteren hareketlerdir. Bazı çocuk 9. aydan itibaren yürürken, bazı çocuklar ise 18. ayda ancak yürüyebilirler! Bu ortalama hareketlerden aşırı sapmalar olması halinde bir uzmana danışılmasında fayda vardır... Gerçi çocuğunuzun, Ana Sağlık Merkezlerinde periyodik kontrol ve aşılarını yaptırmaktasınız. Zaten bu konunun ihmal edilmesi mümkün değildir, sizlerin de husustaki duyarlılığından kimse şüphe etmemektedir...
Bir yaşın sonlarına doğru ayakta durmayı başaran bebek, iki yaşına geldiği zaman; koşma, sıçrama, geri geri yürüme ve merdiven çıkma gibi becerilerini geliştirmiş, buna bağlı olarak da gücüne uygun eşyalar taşıma ve çekme itme gibi hareketleri yapabilecek duruma gelmiştir. Böylece; bu güne kadar gözlemlediği dünyayı keşfetme, merakını giderme olanağına kavuşmuş, tuvalet ve yemek yeme alışkanlığı kazandırılabilecek bir konuma gelmiştir...
Çocuğun gelişim evrelerini bilinmenin en önemli nedeni, onun, neyi yapıp, neyi yapamayacağının bilinmesi ve kazandırılacak alışkanlıkların buna göre ayarlanması gerekliliğidir. Çocuk gelişim evrelerini bilmeyen bir aile; böbrek kontrolü gelişmemiş bir çocuğa tuvalet alışkanlığı kazandırmaya kalkar ki; onda tamiri olanaksız derin ruhsal yaralar açar. (henüz ülkemizde yaygın olarak anne baba eğitimi veren okullar açılmadı. Yetkililerimiz bu konuyu çok önemli görmüyor olabilirler!) Bizim ülkemizde birçok mesleği diplomasız, 100 den fazla işi de sertifikasız yapamazsınız... Ama rahatlıkla anne baba olabilirsiniz, istemeseniz de... Sizlere bu konuda kendinizi yetiştirmeniz konusunda çok iş düşmektedir...
İlk iki yılda boy uzaması hızlı bir artış gösterdiği halde giderek yavaşlar ama artış yine de devam eder. İlk yılda 20-25 cm. olan boy artışı ikinci ve üçüncü yılda 10 cm. dört ve beşinci yılda 5-6 cm.ye düşer. Altıncı ve yedinci yılarda 10 cm.lik bir artışla hızlanmış gibi görünmesine karşın ergenliğe kadar ani bir artış kaydedilmez. Doğuşta ortalama 3 kg. ağırlıktaki bebeğiniz bir yılın sonunda üç katına kadar çıkabilir. Bu rakamlar; çocuğun bulunduğu konuma ve sahip olduğu yeti ve yeteneklerine göre değişir...
3-4 yaş dönemi:
Çocuk; 3-4 yaş arası tek ayağı üzerinde uzun süre durabilme, ayakkabısını giyebilme, kendini doyurabilme, düz çizgi çizebilme, çift ayakla 40 cm civarında sıçrayabilme, öne takla atabilme, yardımsız kaydıraktan kayabilme, çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilme, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilme, 40-50 cm. yükseklikten aşağıya atlayabilme, tek ayakla sıçrayabilme, dans etme, müzik ile beraber tempo tutma, zıplayan topu eli ile tutma, kağıttaki şekilleri boyama ve 3-4 rengi ayırt edebilme, çeşitli boyut ve şekildeki kartları eşleştirebilme becerileri gösterebilir... Çocuğu, gözlemleyip yakından incelediğiniz zaman bu ve benzeri birçok hareketleri yaptığını görebilirsiniz. Zaten, bunları yapamıyorsa bir uzmana başvurulması ve gerekli önlemlerin alınması gerekir... Yalnız bu hareketleri takım halinde algılayıp içlerinden birini veya birkaçını yapamıyor diye de telaşa kapılmaya gerek yoktur...
4-6 yaş dönemi:
Çocuk, 4-6 yaş arasında yoğun şekilde motor gelişim evresine girer. Beyinde meydana gelen değişikliğin büyük bir kısmı, var olan beyin hücrelerini biri birine bağlayan bağlantıların çoğalmasıyla açıklanabilir. Bu bağlantıların çoğalması değişik aktiviteler içinde bulunması ile sağlanabilir. Sizleri hayrette bırakacak şekilde parmak uçlarında yürümeyi başardığı gibi, yetişkininkine benzer uyumlu hareketleri de becerebilir! Ayak değiştirme, ip atlama, sek sek gibi oyunları oynayabilme, top atıp tutma ve içi su dolu bir kabı taşıyabilme gibi hareketleri yapabilir. Aynı zaman aralığı içinde; makasla kağıtları kesebilme, bakarak 1 den 9’ a kadar sayı yazabilme, şayet öğretilirse adını yazabilme, üçgen ve kareyi kopyalayabilme, kendi kendine giyinip soyunabilme, elini yüzünü yıkayabilme, dişlerini fırçalayabilme gibi beceriler gösterebilirler. Bunlar, olağan davranış biçimleridir. Yalnız bunları yapabiliyor mu diye de çocuğu sınava tabi tutmayacaksınızdır! ... (çünkü sınav kolik bir millet olduk çıktık...)
6-12 yaş dönemi:
6-12 yaş arasında bedensel gelişim 4-6 yaş evresindeki gelişime göre daha yavaştır. bu dönemin başlarında erkek çocuklar kız çocuklarından 5-6 cm daha uzun olmasına karşın 11 yaş civarlarında da kızların daha hızlı geliştikleri görülür. Buna karşılık aynı dönemde erkek çocuklar fiziksel enerji gerektiren etkinliklerde daha aktiftiler 9-12 yaş civarında sinir sistemi gelişimini büyük oranda tamamlamış olurlar. Ayrıca kalp ritmindeki değişiklik ve akciğerlerdeki gelişim bu yaş çocukların etkinliklerini daha da kolaylaştırır. Ancak, kemik ve iskelet sistemindeki bu gelişim kas sisteminden daha ileri düzeyde olduğundan bu yaş çocuklarda büyüme ağrılarına sıkça rastlanmaktadır. Çocuk küçük ve ince kalemle yazabilir piyano ve diğer enstrümanları çalabilir. Örneğin; çocuk okul öncesi dönemde topu bütün vücuduyla tutarken okul döneminde topu elleriyle hatta parmaklarıyla tutabilecek hale gelmektedir. 6-12 yaş dönemindeki gelişmede iç salgı bezlerinin önemli rolü vardır. Özellikle troid bezinin yeterince salgı üretmemesi durumunda çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi yavaşlar. Troid bezi yeterince çalışmayan çocuk edilgen ve tembeldir. Yüzü ve vücudu şişkin durumdadır. Troid bezindeki salgı yetersizliği bağırsakları da tembelleşir ve buna bağlı olarak peklik ve sindirim güçlüğü çeker. Çocuğunuzda böyle bir durum gözlemlediğinizde mutla konunun uzmanına başvurunuz. Bu yaş döneminin sonlarına doğru sindirim ve boşaltım organlarının gelişimleri büyük oranda tamamlanmış durumdadır. Ayrıca her iki cinsiyet grubunda da özellikle dönem sonuna doğru cinsiyete bağlı olarak gelişim hızlanır...
 
Çocuk organizmasının en önemli özelliklerinden birisi de sürekli büyüme, gelişim
süreci içinde olmasıdır. Bu süreç içerisinde çocuğun gelişimi görünen ve görünmeyen
büyüme ile gelişmeyi de kapsar.
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst