Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

KAYGI BOZUKLUKLARI

Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
FOBİLER



Fobiyi en basit anlamıyla bir nesne ya da durumla ilgili, orantılı olmayan ve onu yaşayan tarafından anlamsız olduğu anlaşılan engelleyici, korkunun ve endişenin aracılık ettiği korku durumu olarak belirtebiliriz. Ortada gerçek bir tehlikenin olmadığı hayatın akışını bozan korkulara (yükseklik, kapalı yer, sosyal ortamlarda bulunma, yılan örümcek gibi hayvanlardan; korka durumuna fobi denir.

Fobiyi yaşayan kişi bunun anlamsız olduğunu çoğu zaman bilir fakat bu korkusundan kaçınamaz.

Fobiler genel olarak iki gruba ayrılırlar. Bunlar Özgül Fobiler ve Sosyal Fobiler

Özgül Fobiler

Özgül Fobiler, belirli bir nesne ya da bir durumla karşılaşınca ya da karşılaşma beklentisi olduğu zaman ortaya çıkan asılsız korkulardır. Bu tür fobilerin yaşam boyu görülme sıklığı %7, kadınlarda ise %16'dır. Bu tür fobiler kişinin yaşadığı kültüre ve sosyal ortama göre değişebilir. Kültürdeki yaygın olan inançlar insanların nelerden korkacağını belirleyebilir. Bizim ülkemizde özellikle İstanbul'da insanlar gece deprem olacak diye gündüz olduklarından daha çok korkarlar bunun nedenide daha önce yaşadıkları depremin gece olmuş olmasıdır.

Sosyal Fobiler

Sosyal fobi, başkalarının orada bulunması yada başkalarının yanında bulunma ile ilgili mantıklı olmayan, ısrarlı bir korkudur. Bu bozukluk yaşamı çok fazla kısıtlayıcı olabilir. Fobik kişi genellikle izlenebileceği durumlardan uzaklaşmaya çalışır, eğer bulunmak zorunda kalırsa da bu oratmlarda utangaç bir tutum sergiler. Bu kişilerde topluıluk önünde konuşmaz, bir toplulukta kendisine söz verilmesi, dışarıda yemek yemek, tanımadığı kişilerle tanışmak, ortak tuvaletleri kullanmak ya da başkalarının olduğu yerde herhangi bir iş yapmak aşırı kaygı doğurur.

Sosyal fobiler bazı durumlarda genelleşmiş olabilir. Bu durumlarda korkunun başlangıcı yaşamın ilk yıllarına kadar dayanır ve bu kişilerde alkol madde kullanımıda daha fazla olabilir. Sosyal fobiler oldukça yaygındır; yaşam boyu görülme sıklığı erkeklerde %11, kadınlarda ise %15'tir. Sosyal fobiler diğer bozukluklarla birlikte oldukça sık görülür. genelleşmiş kaygı bozukluğu, çekingen kişilik bozukluğu ve en önemlisi panik atakta çok sık görülür. Özgül fobilerde olduğu gibi, sosyal fobiler de kültürler arasında biraz değişiklik gösterebilir.

Fobilerin Tedavisi

Pek çok insan fobilerinden kimi zaman sessizce yakınır fakat tedavi için hiçbir yol aramaz. Bir çok klinisyen tarafından fobik tanısı konabilecek kişi kendisinde dikkate değer bir bozukluk olduğunu düşünmez. Bir tedavi arama yolu anca mesleki bir durum sonucu veya hayatında olan yeni değişiklikler sonucu oluşur.

Fobilerin tedavisinde sistematik duyarsızlaştırma yöntemi, bilişsel davranışçı terapi ile oldukça başarılı sonuçlara ulaşabilmekteyiz.

Psikolog Uğur DALAN
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Panik Atak Nedir?

Panik atak ile ilgili olarak ilk bilmeniz gereken panik atak nedir? Bu sorunun cevabını öğrendikten ve panik atağın ne olduğunu anlayabildikten sonra bu durumdan da kurtulabilirsiniz. Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.

Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.

1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması

Panik Atak Sonucu Gelişebilen Problemler

İlk önce şunun bilinmesi gereklidir, panik atak yüzünden hiçbir şekilde kalpte, solunum sisteminde bir rahatsızlık meydana gelmez. Eğer panik atak uzun süre tedavi edilmezse psikolojik kökenli başka rahatsızlıkları meydana getirebilir. Örneğin bu atak tekrar gelirse diye düşünüp dışarı çıkmak istemezse, geçeceği yollarda hastane olup olmadığı düşünmeye başlayıp bu yüzden dışarı çıkmazsa, özetle kişi evden dışarı çıkmaktan korkar olursa panik atağa "agorafobi" eşlik ediyor diyebiliriz. Bunun dışında sosyal ortamdan kopma sonucu kişide depresif bir duygu-durum oluşabilir. Panik atak tedavisi ile koordineli olarak diğer problemlerinde çözümüne ayrı olarak başlanması gerekmektedir..

Panik Atak Geçiren Birine Nasıl Davranmalıyız?

Panik atak geçiren birine yardım ederken ilk önce gerçekten o kişinin panik atak geçirip geçirmediğinden emin olunması gerekir. Eğer kişinin panik atak geçmişi varsa ve sizde o anda kişinin panik atak geçirdiğinden eminseniz ilk olarak o kişiyi rahat olabileceği ve etrafında onunla ilgilenen çok fazla kimsenin olmadığı bir yere götürün. Olabildiğince sakin ve serin kanlı olmalısınız, o kişi o anda çok kötü birşey olduğunu öleceğini düşünüyordur, sizde sanki o kişi ölecekmiş gibi panik bir şekilde hareket edersiniz kişiyi daha da kötü bir duruma sokabilirsiniz. Panik atak geçiren kişiye bunun 10 dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini söylemek, bunun yüzünden herhangi bir şey olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır.
Psikolog Uğur DALAN
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
OBSESİF - KOMPULSİF BOZUKLUK

Obsesif- kompulsif bozukluk bireyde çok fazla sıkıntı yaratan ve gündelik işlerin yapılmasında sorun yaratan, aklın ısrarlı ve kontrol edilemeyen düşüncelerle dolduğu ya da kişinin bazı davranışları tekrar tekrar yapma zorunluluğu hissettiği bir kaygı bozukluğudur. Bazı durumlarda kişide genel olarak yüksek obsesyon ve nadiren kompulsif davranışlar görülürken bazı durumlardada obsesif düşüncelere kompulsif davranışlar hemen eşlik eder. Ayrı ayrı açıklamak gerekirse

Obsesif Düşünce; İstemli bir çaba ile zihnimizden uzaklaştıramadığımız, istenmeden oluşan, kişiye ters gelen, ısrarlı, genellikle kötü düşünceler (vesvese), dürtüler, hayal ya da tasavvurlardır (örn; simetri, mikrop kapma, kirlenme, aykırı cinsel, saldırganca, küfürlü dini düşünceler). Kişi, bu düşünce, dürtü ve hayallerini zihninden atmaya ya da önemsizleştirmeye-etkisizleştirmeye çalışır. Bu düşünceler, dürtüler ya da hayaller, sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan günlük üzüntüler şeklinde değildir.

Kompulsif Davranışlar ise; Bu düşüncelerı, etkisizleştirmek için yapılan davranış ve hareketlere ise kompülsiyon denir.

1- Kişinin obsesyon biçimindeki düşüncelere karşı, bir tepki olarak yaptığıtekrarlayıcı davranışlar (örn: temizleme, düzene koyma, aşırı kontrol etme /kapı-tüp açık mı kapalı mı gibi/, tabelalara takılma gibi ya da zihinsel eylemler (örn; dua etme, törensel davranışlar, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz biçimde söyleyip durma v.b.).

2- Davranışlar yada zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya veya korku yaratan durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi veya korunulması tasarlanan şeylerle gerçek anlamda ilişkili değildir, yahut açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

3- Obsesyon ve kompülsiyonlar, belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde en az bir saatlik zaman alırlar), ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki görevlerini ya da olağan toplumsal etkinliklerini önemli ölçüde bozar.
Psikolog Uğur DALAN
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (Post Travmatik Stres)

Ruhsal bozukluğu olmayan kişilerde doğal afet, felaketler, ciddi kazalar, yangın, ölüm, işkence, terör gibi bireylerin bedensel, ruhsal, toplumsal yaşamını tehdit eden olaylar karşısında ağır stres tepkisi birdenbire ortaya çıkar, zamanla azalır ve geçer.
Başlangıçta aşırı korku, çaresizlik, dehşet belirtilerinin yanında dalgınlık, donukluk, ilgisizlik, kişilik bölünmesi gibi belirtiler bulunabilir. Uyku bozuklukları vardır. Bu bozukluk en az iki gün en fazla bir ay sürer. Uzaması travma sonrası stres bozukluğuna neden olur. Kişi sürekli endişe, kaygı, korku, çaresizlik, dehşet içinde yaşar. Olayı anımsamak, düşünmek istemez. Bu belirtiler üç aydan fazla sürerse bozukluğun kronikleşmesi söz konusu olabilir. Uyum bozukluğu kişinin aile ev , iş, yakın ve uzak çevre ilişkilerini olumsuz etkiler. Güven duygusu kaybolur.

Başarı, çaba, çalışma gücü azalır.
 

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,069
Tepki Skoru
25
Puanları
38
paylaşımın için sağol ellerine sağlık
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst