Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Felsefik Hikayeler..

Katılım
9 May 2006
Mesajlar
757
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
34
Yaşlı kızılderili torunu ile evinin önünde oturuyormuş. Torununun dikkatini bahçe kapısının önünde zincirle bağlı olan biri beyaz diğeri de siyah iki köpek çekmiş.
"-Dede, Şurada duran köpekler niye kavga ediyor? ve niye biri beyaz diğeri de siyah?"
"-Onlar iyiliğin ve kötülüğün sembolüdürler. İyilik ve kötülük de içimizde şu iki köpek gibi boğuşur."
Küçük çocuk meraklı gözlerle dedesine bakarak şu soruyu sormuş:
"-Peki hangisi kavgayı kazanır?"
Yaşlı adam gülümseyerek:
"-Ben hangisini daha çok beslersem...

_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_0_

İki adam uçan balonla seyahat ederken birden bir fırtınaya yakalanmışlar ve bilmedikleri bir yere doğru gitmeye başlamışlar. Sonunda balonun kontrolünü ele aldıklarında hava hala kötüymüş. Aralarında nerede olduklarına dair fikir yürütmeye başlamışlar. Aşağı doğru bakmışlar ve bir adam görmüşler. Alçalıp nerede olduklarını sormuşlar.
"-Hemşerim biz nerdeyiz?"
Adam şaşkın şaşkın bakarak:
"-Uçan balonun içindesiniz" demiş.
Birden hava yeniden kötüleşmiş ve iki adam bir daha soru soramadan göğe yükselmiş. Biri diğerine:
"-Az önceki adam filozoftu" demiş. Diğeri:
"-Nerden anladın?" diye sormuş.
"-Bize verdiği cevap doğruydu. Ama işimize yaramadı..."

Felsefeye dair yapılan bu tür eleştiriler ve yergiler daima vardır. Ama şu bir gerçektir ki herhangi bir sav doğru da olsa yanlış da olsa ve bizim işimize yaramasa da, en azındanbaşkasının işine yarayarak şu anki durumumuzdan daha iyiye gitmemize yol açabilir. Belki de daha kötüye götürür. Kim bilir?

-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-

Adamın biri köyün birine gider. Ahali bu garip yabancıyı tanımak için etrafında toplanır. Adam halka kendisinin peygamber olduğunu söyler.
"-Ben peygamberim"
Köylüler haklı olarak:
"-İspat et!" der.
Yabancı elini kaldırır ve karşısında duran duvarı gösterek:
"-Önümde duran şu suru konuşturursam benim peygamber olduğuma inanır mısınız?"
Köylüler "Elhak inanırız" diye cevap verir. Adam duvara döner:
"-Konuş ya duvar!" Buyurur. Duvar birden dile gelir.
"-Bu adama inanmayın, size yalan söylüyor, o peygamber değildir...

-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-

Sokrat'ın karısı durmadan eziyet edercesine söyleniyormuş. Sokrat da baş edemeyeceğini anlayıp, sessiz sakin söylenenlere aldırış etmeden oturuyormuş. Kadın Sokrat'ın bu umursamaz tavrına iyice sinir olmuş. Yanında duran leğenin içindeki suyu adamın kafasından aşağı boca etmiş. Sokrat buna da aldırış etmemiş. Kadın iyice çıldırmış.
"-Konuşsana be adam niye söylediklerime kayıtsız kalıyorsun, başından aşşağı su döktüm yine yadırgamadın!"
Sokrat sakinlikle:
"-Bunca gök gürültüsünden sonra zaten yağmur bekliyordum..."

-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-

Bir gün bir tanıdığı büyük filozofa rastladı ve dedi ki; "Arkadaşınla ilgili
ne duyduğumu biliyor musun?"

"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrat. Bana birşey söylemeden önce
senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna "Üçlü Filtre Testi" deniyor.


"Üçlü Filtre?"

"Doğru," diye devam etti Sokrat. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya
başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir
olabilir.

Birinci filtre: "Gerçek Filtresi"

"Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin
misin?"

"Hayır," dedi adam "Aslında bunu sadece duydum ve ...

"Tamam," dedi Sokrat

"Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi
ikinci filtreyi deneyelim,"

"İyilik Filtresini"

"Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi?"

"Hayır, tam tersi ..."

"Öyleyse," diye devam etti Sokrat,

"Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru
olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir
filtre daha kaldı."

"İşe yararlılık filtresi"

"Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?"

"Hayır, gerçekten değil."

"İyi," diye tamamladı Sokrat,

"Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar,
faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?"

-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-0-
 
Katılım
21 May 2006
Mesajlar
41
Tepki Skoru
0
Puanları
0
------ madem ki felsefe---
bir okulda bir felsefe hocası tüm okulu aynı anda sınava sokar. hepsine şöyle bir soru sorar

---arkadaşalar bana bu sandelyenin(ortaya koyduğu normal bir sandelye) burda olduğunu ispatlayın.

ve sınav sonuçları açıklanır herkez çok yüksek notlar almayı ummaktadır.

ama bir kişi hariç tüm okul sıfır almıştır .sıfır almayan o farklı kişi yüz almıştır verdiği cevapsa ilginç olduğu kadar düşündürücüdür.

-----------ne sandalyesi hocam ben sandalye falan görmüyorum--------
 
Katılım
9 May 2006
Mesajlar
78
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
39
bu hikayede benden:) çok beğendim ben:)

KAÇ KIRLANGIÇ KOVALADINIZ ?

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne
konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel
durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık... Tık...Tık... Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle
uğraşıyormuş. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir
kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin
bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış.

Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun
zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi
aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış: “Yok daha neler? Durduk yerde sen
de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam” demiş. Gerekçesi de pek
sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş,
bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını
denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana
dost olurum. Hiç canını sıkmam!

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok, yok ben seni içeri alamam
demiş. Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim gücüm var, git
başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine
gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al
beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben
ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek
yeriz, bak hem sen de yalnızsın yalnızlığını paylaşırım, demiş.

BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık
meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan
memnunum, demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.. Düpedüz kovmuş.
Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş,
çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi
kendine itiraf etmiş: Hay benim akılsız başım; demiş. Ne kadar aptallık
ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim.
Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma,
keyifli vakit geçirirdik birlikte. Pişman olmuş olmasına ama iş işten
geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar
başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır,
mutlu bir hayat sürerim. Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini
beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama... Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş
ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören
olmamış.

Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
"KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR....
" HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE
BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER! AYATTA BAZI
İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR; DEĞERİNİ İLMEZSENİZ
KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!
Dikkatli olun... Farkında olun... Ve bir düşünün bakalım;
Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız? Belki de şu nda pencereniz de bir kırlangıç daha vardır..
Yine mi geç kalacaksınız?
 
Katılım
9 May 2006
Mesajlar
398
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
çok güzeel hikayeler bunlar tikuuu emeğine sağlık arkadaşımm
 
Katılım
9 May 2006
Mesajlar
757
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
34
teşekkür ederim meryem çok güzel bir hikayeydi..

rica ederim celocumm..severimm böyle hikayelerii...paylaşmakk güzell olduu..
 
Katılım
23 Nis 2007
Mesajlar
2,069
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Adamın biri köyün birine gider. Ahali bu garip yabancıyı tanımak için etrafında toplanır. Adam halka kendisinin peygamber olduğunu söyler.
"-Ben peygamberim"
Köylüler haklı olarak:
"-İspat et!" der.
Yabancı elini kaldırır ve karşısında duran duvarı gösterek:
"-Önümde duran şu suru konuşturursam benim peygamber olduğuma inanır mısınız?"
Köylüler "Elhak inanırız" diye cevap verir. Adam duvara döner:
"-Konuş ya duvar!" Buyurur. Duvar birden dile gelir.
"-Bu adama inanmayın, size yalan söylüyor, o peygamber değildir...

mütişti bu:):)

kırlangıç hikayesi de çok güzeldi

paylaşım için teşekkürler
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst