Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

Katılım
30 Nis 2006
Mesajlar
342
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
35
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU(DEHB)


DEHB olan her çocuğun sorunları temelde aynı olmasına karşın, açığa çıkışı çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Tedavi de her çocuğa özeldir.
DEHB nedir?
DEHB çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından biridir. DEHB olan çocuklar, aşırı hareketlidir, dikkatleri çabuk dağılır, engellenmeye ve beklenmeye tahammülleri yoktur. Sabırsızdırlar, kolay uyarılabilirler, çabuk kızar, hareketlenir ve kolay incinirler. Yetişkin dönemde de yakınmalar hafifleyerek ve şekil değiştirerek devam eder. DEHB tanısının konulabilmesi için, belirtilerin bazılarının 7 yaşından önce başlaması, en az 6 aydan beri devam ediyor olması ve yine en az iki ortamda (okul ve evde) sürüyor olması gerekir. DEHB tanısı, çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları kliniğinde, uzman bir ekip (çocuk psikiyatristi, klinik psikolog ve özel eğitim uzmanı) tarafından konulur.
DEHP tanısının konulabilmesi için çocuğun doğumundan bugüne bütün geçmiş öyküsü ve babadan alınır. Öğretmen değerlendirmesi istenir, okul başarısına ilişkin bilgi alınır. Zeka değerlendirmesi ve nörolojik muayenesi (EEG tetkikini de içeren) yapılır.
DEHP daha çok erkek çocuklarda görülür.

Eğer öğrencinizde DEHB varsa duygusal sorunlar (üzüntü, kızgınlık, endişe), sosyal sorunlar (kendi yaş grubundan beklenen davranışları gösterememe), arkadaş ilişkilerinde sorunlar, kurallara uyamama ve uygun olmayan arkadaş tercihleri ile anne baba ve kardeşlerle sorunlar görülebilir.
Belirtiler Nelerdir?
* DEHB gösteren çocukların dikkat süreleri yaşlarına uygun değildir ve çabuk dağılır.
* DEHB olan çocuklar yerlerinde duramazlar, kıpır kıpırdırlar sıklıkla hareketler amaçsızdır. Bu çocuklar sık sık ellerini kollarını sallayıp parmak şaklatırlar. Bulundukları yere vurarak, dokunarak ritmik sesler çıkarırlar. Huzursuzdurlar. TV seyrederken ders çalışırken, oyun oynarken pek çok şeyle birden ilgilenirler.
*Bir aktiviteye uzun süre katılma, dinleme ve pekiştirme becerileri pek yoktur.
*Dinlemekte güçlükler vardır, dinleyemezler.
*Bir hareketi yapmadan önce sonuçlarını düşünemez ya da fark edemezler. Ancak hareketlerinin sonunda yapılmaması gerektiğini fark edebilirler. Örneğin öğretmen soru sorduğunda daha soruyu bitirmeden cevap verirler. Aniden yola araçların önüne çıkabilir, çevreden uyarılınca da hemen alınıp üzülürler.
*Israrcı ve savunucudurlar. Yüksek sesle konuşurlar.
*Eşyalarına sahip çıkamazlar, sık sık bir şeyler kaybederler.
*Yetişkinlerle olan ilişkilerinde kurallara uymakta zorlandıkları için sorunlar yaşarlar.
*Zeka düzeyleri normal ve normale yakın olmasına karşın okulda başarılı olamayabilirler. Okula ilk başladıklarında aşırı hareketlilik ve dikkat dağınıklığı davranışlarıyla kendilerini gösterirler. Eğitimin ilerleyen aşamalarında sınıfta oturmakta güçlük çektikleri, dikkatlerini öğretmenin anlattıklarına yoğunlaştırmadıkları için okulda edinilmesi gereken bilgiyi takip edip kazanamazlar. İleriki sınıflarda bu durum çocuklarda güvensizlik, bıkkınlık ve bezginlik gibi duygusal sorunları ortaya çıkarabilirler.
*DEHB’na sıklıkla öğrenme güçlüğü eşlik eder. Özellikle matematiği anlama, kavrama ve çözmede zorlanırlar. Büyük bir hevesle derse veya herhangi bir etkinliğe başlar ve çok başarılı olmayı isterler. Ancak, düzenli ders çalışma becerilerinin olmaması, organize olamama ve dikkatlerinin çabuk dağılması nedeniyle başarılı olamazlar.

*Kendilerini yetersiz, başarısız ve güvensiz hissederler. Tedirgin ve kaygılıdırlar. Sıklıkla evde ya da okulda “tembel ve yaramaz” sözcüklerini işitirler. Genellikle öğretmenlerinin kendilerine taktığı için böyle kötü davrandıklarını ileri sürerler. Öğretmenlerinin daha yaramaz ya da tembel oldukları halde başka öğrencilerine böyle kötü davranmadıklarını, oysa ki o öğrencilerin daha fazla sınıf düzenini bozmakta olduğunu söylerler.
*Bu çocukların yaş grubu içinde uyumu yoktur. Hemen heyecanlanır, engellemeye katlanamazlar. Kendilerine haksızlık yapıldığını düşünürler. Yanlışları ve hatalarını kabul etmezler.
HATIRLAYINIZ

DEHB olan çocukların, %75’inde yaş ilerledikçe hiperaktivite, kolay uyarılabilirlik ve dürtüsel davranışlar en aza inerek tamamen ortadan kalkar. Ancak dikkat eksikliği yaşam boyu devam eder.
DEHB’deki Rolünüz:
Uygun yardımla DEHB’lu çocuk aşırı hareketlilik, dikkatsizlik, dürtüsellik olmadan hayatında devam eder. Kendilerine güvenleri ve kendilerini kontrol edebilme yetenekleri artar. Sizin yardımınız olmadan ailelerin çocuklarına yardım etme şansları daha faz olacaktır.
*Eğer doktor sınıfımızdaki bir çocuğa bu sorundan dolayı ilaç tedavisi uyguluyorsa gözlemlerinizi sizinle görüşmek isteyebilir. Aşırı hareketli çocuklarda çocuğun hareketlerinde bir azalma olup olmadığına bakabilirsiniz. Kolay dikkati dağılan çocuklarda ise dikkat süresinde uzama olup olmadığına bakabilirsiniz.
*Dikkatleri kolay dağıldığı için öğrenciyi size yakın bir yerde, ön sıralarda aynı zamanda kendine iyi örnek olabilecek bir arkadaşının yanına oturabilirsiniz. Bu çocuklar dikkatlerini uzun dönem sürdüremediklerinden, onlara verilen görevlerin onların yapabilecekleri şekilde uygun parçalara ayrılması, performanslarını arttıracaktır. Etkinliğini sürdürebilmesi için aralıklı olarak göz göze gelip, omuzuna dokunarak uyarılar verebilirsiniz. Ev ödevlerinin miktarını azaltabilirsiniz. Bu öğrencilere yönerge verirken açık ve net bir dil kullanmalı ve söylediğinizin öğrenci tarafından anlaşıldığından emin olmalısınız.
*Dürtüsel davranışları olanların ufak tefek uygunsuz davranışlarını görmezden gelebilirsiniz. Kendini denetleyebildiği, uygun şekilde davrandığında hemen o anda doğrudan kendisini övebilir, ödüllendirebilirsiniz. Örneğin elini yalnızca amaca uygun kaldırdığı zaman yanına giderek onu övebilirsiniz. Uygunsuz davranışlarını ani tepkiler göstermeden, azarlamadan, eleştirmeden ihtiyatla kınayabilirsiniz. Bu öğrencilerin cezalandırmak amacıyla dersten dışarı çıkartılması uygun bir yöntem değildir. Çünkü, bu çocuklar derste sıkıldıklarından bu ceza onlara ödül gibi olacaktır.
*Aşırı hareketliliği için, eğer yaptığı işi aceleci ve özensiz yapmışsa tekrar kontrol etmesini isteyebilirsiniz. Sırada uzun süre oturmak bu çocukla için oldukça zordur. Ara vermesi için fırsat tanıyabilir ve hareketliliğini olumlu bir şekilde kullanmasını öğretebilirsiniz. Görevleri sırasında kısa molalar vermesine izin verebilirsiniz.
*Sosyal zorlukları da olabileceği için, bu çocuklara güven vermeye ve cesaretlendirmeye özen göstermelisiniz. Olumlu davranışlarını, çalışmasını, dürtüselliğini kontrol edebildiği anları sıkça övebilir, uygun davranışlarını sınıfta arkadaşlarına alkışlatabilirsiniz. Okul dışı ilgileri ve başarıları için aileyle sıkça görüşebilir ve eve olumlu yazılar mesajlar gönderebilirsiniz. Yaşıtları arasındayken öğrenciye özel sorumluluklar verebilir böylece diğer öğrenciler tarafından olumlu bir açıdan değerlendirilmesini sağlayabilirsiniz. Öfkesini denetlemekte zorluğu varsa, yumuşak bir tarzda konuşarak onu ortamdan uzaklaştırabilirsiniz.
*DEHB olan çocuklar genelde yapılandırılmış, net şekilde beklentiler ve sınırlara en iyi şekilde cevap verirler. Uygun yardımla bu çocuklar kendilerine güvenen, gerektiğinde kendilerini kontrol edebilen, başarılı bireyler olabilirler. Bu çocukların avukatı olmalı ve aktif olarak çocuğun ihtiyaçlarını fark edebilmelisiniz. Sizin yardımlarınızla doktor aile öğretmen işbirliğiyle DEHB’li çocuklar güçlüklerinin üstesinden gelebilecek; hayatlarını sağlıklı, mutlu, üretken insanlar olarak yaşayacaklardır.



DEHB ve Özgül Güçlüğü (ÖÖG)’nün BENZER ve FARKLI YÖNLERİ
DEHB ve ÖÖG iki ayrı alandaki güçlüğü tarif eden farklı bozukluklardır. Unutulmamalıdır ki DEHB ile ÖÖG birbirinden farklı iki bozukluğu ifade ettiği gibi bir arada görüldükleri durumlar da olabilir. Gerek ayrı, gerek bir arada görülseler de iki bozukluğu ayırt eden özellikler vardır. DEHB olan çocukların bir özelliği ÖÖG olan çocuklarda görülse de, DEHB bir ÖÖG değildir. DEHB gösteren çocuklarda her alandaki işlevler etkilenirken, ÖÖG olan çocukların güçlükleri tek bir alan ya da birkaç alanda sınırlı olabilmektedir. Örneğin: ÖÖG gösteren çocukların sadece okuma becerilerinde, sadece aritmetik becerilerinde işlev bozukluğu görülebilmektedir.
DEHB gösteren çocuklar, özellikle aşırı hareketlilik ön plandaysa, küçük yaşlarda problem olarak fark edilirler. ÖÖG gösteren çocuklar ise, okul çağında zihinsel kapasitelerinden beklenen okul başarılarını gösteremediklerinde ve buna ilave olan uyum ve davranış problemleriyle fark edilmeye başlarlar.
ÖÖG daha çok okul çağında çocuklarda görülen bir bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen ömür boyu devam eder. DEHB de yaş ilerledikçe aşırı hareketlilik azalır, ancak dikkat eksikliği belli ölçülerde devam edebilir.
ÖÖG’de sık görülen belirtiler:
Dikkat dağınıklığı, öğrenmek için gerekli bilişsel stratejileri kullanamama, motor beceri sorunları, ifade edici dil sorunları, yazılı anlatım ve matematik becerilerinde güçlükler ve sosyal uyum sorunlarıdır. DEHB’da çoklukla dil sorunları yoktur. Kaba motor aktivitelerden ziyade, ince motor becerilerinde güçlükler yaşarlar. Örneğin düğme açıp kapamada, ayakkabı bağcıklarını bağlamada, kağıt kesme faaliyetlerinde zorlukları vardır.
Her iki durumda da dikkat sorunu gözlenmesine karşılık farklı boyutlardadır. Dikkat seçici dikkat ve dikkatin sürekliliği olarak iki boyutta incelenebilir. Seçici dikkati iyi olan kişiler sadece ilgilenmeleri gereken şeyle ilgilenirken, dikkati dağınık kişiler çevrelerindeki her şeyle ilgilenirler. ÖÖG olan çocuklar seçici dikkat sorunlarını DEHB olan çocuklara göre daha sık yaşarlar. (Seçici dikkatleri daha yetersizdir) Örneğin ders çalışırken bir konuda yoğunlaşmaları gerekli olan noktaları ayrımlaştıramazlar. Dağınık bir çekmecede bir nesneyi ya da çantalarında ki kalemi bulmakta güçlük çekerler. Dikkatin sürekliliği belli bir süre ilgilenilen konuya dikkatin yoğunlaştırılması demektir. ÖÖG olan çocukların bu becerilerinde yetersizlik olmamasına karşın, DEHB olan çocuklar uzun süre bir materyalle uğraşmakta zorlanırlar. Her iki grupta da sosyal uyum sorunları yaşanır.
Özetlersek: Her iki grupta görülen okul başarısızlığı:
ÖÖG’de yapısal ve sinir sistemindeki işlev bozukluğuna bağlı olarak (görsel-işitsel-dokunsal algı, ayrımlaştırma, bellek alanlarında) ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar kelimelerdeki harf ve heceleri tanıma ile ayrım yapmakta güçlük çekerler. Örneğin: “daha” kelimesini “baha” olarak yazabilir, “koç” kelimesini “çok” diye okuyabilirler.
DEHB’de ise başarısızlık bir duruma veya konuya yoğunlaşma (konsantrasyon) güçlüğü nedeniyle okulda öğrenilmesi gereken bilgiyi edinememe, verilen görevleri zamanında yapamama, organize olamama ve kendilerinden isteneni sırayla yapmada sabredememe ile açıklanabilir.















HİPERAKTİVİTE II
(DİKKAT EKSİKLİĞİ)

Bu hastalıkta, dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik, ön planda ve hemen her zaman bulunan belirtiler olduğu için bu rahatsızlık DİKKAT EKSİKLİĞİ (HİPER AKTİVİTE) BOZUKLUĞU olarak literatüre geçmiştir.
Bu hastalığın en çarpıcı belirtileri dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve ataklıktır. Bu üç belirti her çocukta değişik oranlarda görülebilir.
Motor Davranışlarda Bozukluklar: Bu çocuklar aşırı hareketlidirler. Bu durum yürümeye başlamaları ile birlikte göze çarpar ve giderek artar. Özellikle okul döneminde, grup içinde başkalarını rahatsız edici düzeye varır. Hareketleri amaca yönelik değildir. Durmak yorulmak bilmeden bir biri arkasına gelen uyarıları takip ederler. İnce motor hareketlerdeki koordinasyon bozukluğu ve beceri yetersizliği belirgindir. Örneğin düğmeleri ilikleyemezler, topu atıp tutamazlar.
Bilişsel İşlevlerde Bozukluklar: En çarpıcı belirtilerdendir. Dikkat süresi kısadır. Yoğunlaşma yetisi düşüktür. Bu yüzden zekaları normal olmasına karşın öğrenme güçlüğü ve okul başarısızlığı sıklıkla görülür. Bellek yönelim yerindedir. Yargılama bozulabilir.
Kişler Arası İlişkilerde Bozukluklar: Kısa süreli ilişki kurar, fakat arkadaş olamazlar örneğin, bir nedenle arkadaşına tükürür veya sopayla dürter, saçını çeker, rahatsız edecek davranışlarda bulunurlar ve bu yüzden arkadaşlığı sürdüremezler.
Ruhsal Bozukluklar : Bu çocuklar ataktırlar; çabuk uyarılırlar. Tehlikeyi kavrayamazlar; kazalara uğramamaları için sıkı bir denetim gerekir. Çabuk heyecanlanır, coşkulu duruma girebilirler. Küçük nedenlerle ağlamalar, tutturmalar, aşırı neşe belirtileri gösterebilirler. Engellenmeye dayanma güçleri zayıftır.
İnsan resmi çizimlerinde, yazılarında, geometrik şekilleri bakarak kopya etmelerinde bozukluklar saptanabilir. A.B.D'de ergenlik öncesi çağda çocukların %3'ü bu sendromu göstermektedirler. Kliniklere başvuran bütün vakalar içinde erkeklerde kızlara göre 6-10 defa fazla görünmektedir. Yakın akrabalarda görünme sıklığı yüksektir. Bu ailelerde gelişme bozuklukları, alkol bağımlılığı, davranış bozukluğu, kişilik bozukluğu sık görülmektedir.
Başlangıç yaşı her ne kadar 3-4 yaş olarak gösteriliyorsa da belirtiler daha küçük yaşlarda izlenebilir. Bebeklerinde anne babalar tarafından huysuz, huzursuz, uykusuz güç bir bebek olarak tanımlanırlar. Yürümeye başladıktan sonra çok yorucu bir çocuk olduğu söylenir. Bazı ailelerde okul öncesi çağda hareketliliğini zekasına, canlılığına verilir ve doğal kabul edilir. Çoğu zaman okula başlar başlamaz öğretmenin uyarısı ile çocuk ruh sağlığı kliniklerine gönderilirler.
10 yaşından sonra aşırı hareketliliği azalır. Okul başarısızlıkları devam eder. Bu dönemde topluma aykırı davranışlar ortaya çıkar. Saldırganlık, çalmalar, kaçmalar sıklıkla görülen belirtilerdir. Bu davranış ve uyum bozuklukları yetişkin çağda da sürebilir.
Oluş Nedenleri: Bu bozukluğun oluşumunda bir çok etkenin rol oynadığı sanılmaktadır. Yayınlarda bilinen ya da bilinmeyen nedenlerle beyinde minimal bir zedelenmeden söz edilir. Bu yapısal etken ile çocuğun karşılaştığı ruhsal etkenlerinden etkileşimi sunucunda hastalığın değişik belirtileri, değişik oranda ve şiddette ortaya çıkmaktadır.

Ayırıcı Tanı: Şu hastalıklarla karıştırılabilir. Nevrotik çocuklar, aşırı hareketlilik, dikkatsizlik, ataklık belirtileri söz edebilirler. Ancak bunlar ilgilerini çeken bir konu olduğunda (resim yapma, oyun oynama, müzik gibi) dikkatlerini yoğunlaştırabilirler. Oyunları organize, çizgileri yaşlarına uygundur. Hareketleri amaçsız değildir.
Gidiş ve Sonlanış: Bu çocukların çoğunda davranış bozuklukları ergenlik ve yetişkinlik çağında da sürer. Genellikle aşırı hareketlilik azalır, atak, dürtüsel ve suça yönelik davranışları artar. Bir bölümü de ergenlik ya da yetişkinlik çağında belirgin bir düzelme gösterir.
Tedavi: Nedene yönelik değil, belirtile yönelik tedavi söz konusudur. Aşırı hareketliliklere, dikkat kusurları üzerinde olumlu sonuç alınması tedavinin temel amacıdır. Ailenin tüm bireylerinin tedaviye katılımları çok önemlidir. Çocuğun gereksinimlerine yatkın, ilgili, sevecen, kronolojik yaşına değil gelişimsel yaşamına göre kurallar koyup, disiplin uygulayan ve bunda tutarlı olan bir aile ortamı bu çocuklar için en yararlı ortamdır. Aşırı hoşgörülü ve aşırı disiplin ise uygun olmayan ortamdır. Aile bireylerine bu konuda danışmanlık yapılmalıdır. Böyle bir çocuğun aile bireylerin bir olmak kolay değildir. Aile parçalanmaları ya da bireyler arasında uyumsuzluk sık görülür. Böyle durumlarda aile tedavisi yapılmalıdır. Çocuğa davranış tedavisi uygulanabilir.

www.gencbilim.com
 
Katılım
7 Ocak 2007
Mesajlar
6,268
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
45
paylaşım için çok teşekkürler
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst