Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

---D harfi ile başlayan hastalıklar ---

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,063
Tepki Skoru
25
Puanları
38
Difteri

Yüksek ateş, boğaz ağrısı ve boğazda kaldırmakla kanamaya neden olan zarlarla karakterize bir bakteriyel hastalıktır.

Yaşamı tehdit eden, kalp kasını etkileyerek veya solunum yolunu tıkayarak ölüme sebep olabilen komplikasyonlarla seyreden ağır bir hastalıktır. Hastaneye yatarak tedavi gerektirir. Çocukluk döneminde mutlaka yapılması gereken aşılar arasındadır.



Diş Sağlığı

Süt dişlerin ve kalıcı dişlerin çıkma yaşları
Süt Dişleri
Alt orta kesiciler 5-10 ay
Üst orta ve yan kesiciler 8-12 ay
Alt yan kesiciler 12-14 ay
Alt-üst 1. premolerler 12-14 ay
Alt ve üst köpek dişleri 16-22 ay
Alt ve üst 2. premolerler 24-30 ay
Kalıcı Dişler
1. molerler 5-7 yaş
Orta kesiciler 6-1/2-8 yaş
Yan kesiciler 7-9 yaş
1. promelerler 9-11 yaş
2. promelerler 10-12 yaş
Köpek dişleri 10-12 yaş
2. molerler 11-13 yaş
3. molerler 16-21 yaş (veya daha geç)


Diyabet

Çocukluk yaşlarında da görülen diyabet çok su içme, çok idrar çıkarma, kilo alamama gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Şüpheli olgularda mutlaka doktor kontrolü yapılarak, tedavi edilmelidir.


Diyabetli Anne Bebeği

Diyabetli olan anneler gebelikleri boyunca kan şekerlerini kontrol altında tutmak durumundadır. Bu annelerin bebekleri iri doğarlar ve doğumdan hemen sonra bebeklerin kan şekerleri düşme eğiliminde olduğundan izlenmeleri gerekir.

Gebelikte diyabetin kontrolü bebekte gelişecek solunum güçlüğü, kalp anormallikleri gibi bazı sorunların gelişmesini önler.



Doğumsal Kalça Çıkığı

Kız bebeklerde erkeklere oranla daha sık görülen, genellikle tek taraflı doğumsal bir anomalidir. Doğumu izleyen ilk muayeneden itibaren her muayenede doktor tarafından yapılan kalça kontrolünde tanı konabileceği gibi, kalça ultrasonografisi de yapılabilir. Grafi çekilmesine gerek yoktur. Şüpheli olgularda çift bezin kullanılması bacakları belirli pozisyonda tutacağından bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.
 

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,063
Tepki Skoru
25
Puanları
38
Doğuştan Hastalıklar

Doğuştan Omurilik Bozukluğu

Omuriliğinde doğuştan bozukluk olan bebeklere eskiden tedavi uygulanmıyordu fakat günümüzde bu durum değişikliğe uğradı ve rehabilitasyon teknikleri uygulanmaya başladı. Bebeklik döneminden yetişkinliğe kadar rehabilitasyonun sürdürülmesi gerektiği savunulmaktadır. Bir çok bebekte bu hastalığa rastlandığını düşünürsek bu konuda daha fazla araştırma yapmak gereklidir ve tedavi çeşitleri artırılmalıdır. Bu hastalığa sahip olan bebekler hastanelerin rehabilitasyon ve fizik tedavi bölümlerinde tedavi görmelidirler. Bu tür bebeklere sahip olan ebeveynlerde uzman doktorlardan fazlasıyla bilgi almalı vu bu şekilde hareket etmelidirler.

Bebek uterusta gelişmeye başladığında omuriliklerden bir kısmının veya sadece birinin oluşamaması sürecinde ortaya doğuştan omurilik bozukluğu çıkar. Omuriliğin belli bir bölgesinde değilde olası her yerinde omurilik bozukluğu ortaya çıkabiliyor. Bu durum sinir sistemlerinde zarara neden oluyor ve bir takım felçler ortaya çıkabiliyor. Omurilikte oluşan bozukluğun bölgesi felç oluşumunun da etkisini belirliyor. Bu hastalığa sahip olan çocukların zeka düzeylerinin oldukça iyi olduğu da saptanmıştır. Fakat bazı durumlarda beyin su toplayarak bebeklerin zihinlerine zarar verebilir. Yapılan araştırmalarda bu çocuklara iyi uygulama yapılması halinde bununda düzeldiği belirlenmiştir.

Bebekte omurilik bozukluğu tanısı bebek anne rahminde oluşmaya başladığı andan itibaren bir ay sonra koyulabiliyor. Bir aydan sonrasında hastalık kendisini rahatlıkla gösterebiliyor, ultrasanografi cihazlarıyla dikkatli bakıldığında fark edilebiliyor. Bebeğin oluşumuyla başlayan omurilik bozukluğunun bebek anne rahminde büyümeden fark edilmesi halide kürtaj yapılması bir seçenek olarak gösterilebiliyor. Anne bunu kabul etmediği taktirde anne gebelik süresince doktor kontrolünde olur ve doğum sezeryanla yaptırılır. Bir çok gebelikte bebekte omurilik bozukluğu olduğu saptanamamış ve bebeğin bu şekilde gerekli koşulların olmadığı yerlerde doğumu sağlanmıştır. Bu olaya engel olmak için hekimlerin ultrason sırasında bebeğin yapısına çok dikkat etmeleri gerekli ve oluşan bir sorunu erkenden teşhis etmeleri gerekmektedir. Bebeğin anne rahminde bu şekilde eksik gelişmesinin bazı nedenleri olabilmektedir. Özellikle gebelik süresince gerekli folik asitin alınmaması bu sorunun doğmasına neden olurken, yetersiz gıda alımı ve eşlerin aynı aileden olmaları halinde de bebeklerde bu oluşumla karşılanıyor. Gebelik sırasında doktor gözetiminde alınmayan bazı ilaçlarda neden olurken, valproik adlı ilacın bebekte omurilik bozukluğu olmasında etkisinin fazlalığı da biliniyor.

Gebelik sırasında ilaç kullanmamaya çalışılmalıdır, bu mecburi bir durum olduğunda ise kesinlikle bünyesinde valporik asit bulunduran ilaçlar kullanılmamalıdır.

Gebe kadınlar mutlak suretle folik asit almalıdırlar. Folik asit bebeğin beyninin ve sinir sistemlerinin gelişiminde oldukça etki göstermektedir. Bu nedenle doktorunuzdan ne kadar folik asit almanız gerektiğini öğrenmelisiniz.

Gebelik sürecinde mutlaka sürekli kontrol edilmelidir ve özellikle bebeğin oluşmaya başladığı ilk dönemlerinde bebekte bir sorun olup almadığı araştırılmalıdır. Doğumdan sonra bebeğin yaşamının ne kadar süreceği doktor kontrolünde ne süreyle durduğuyla ilgilidir.


Teratojen

Doğumun ardından bebeklerin bir kısmında sebebi bilinen bazen de bilinmeyen sakatlıklar bulunur. Bu oluşumlar bebeğin doğumunun hemen ardından ortaya çıktığı gibi bazen çocuk büyüdükten sonra da ortaya çıkabilir. Bebeğin vücudunda bulunan fiziksel sakatlıklar doğduğu anda anlaşılabilirken, zihinsel hastalıklar ancak çocuk büyüdükten sonra belli olur. Bu duruma bebeklerde oldukça az rastlanmaktadır. Özellikle zamanından önce doğan bebeklerde değişik sakatlıklarla karşılaşmak mümkündür. Doğumdan önce yaşamını yitiren bebeklerde de farklı sakatlıklar görülmektedir. Fiziksel ya da zihinsel olarak sakatlıkların olduğu bebeklerin çoğu bu nedenle doğumdan sonraki oniki ay içinde yaşamlarını yitirebilirler.

Gebe olanlarda sürekli seyreden bazı rahatsızlıklar da bebeğin sakat doğmasının nedenleri arasındadır. Özellikle sara ya da şeker hastası olan kadınların bebeklerinin sakat olma olasılığı daha fazladır. Gebe kadının vücuduna bir takım mikropların girmesiyle bebek bundan etkilenebilir ve bu da sakat doğmasına neden olabilir. Özellikle sitomegalovirüs ile toksoplazma, sifiliz, rubella bebeklerin sakat doğmasına neden olabilir. Gebe kadınların radyasyonlu ortamlarda bulunması, uyuşturucu, alkol ve ilaç bağımlılığı da sakat bebek doğumlarında etken rol oynar.

Zihinsel ya da fiziksel olarak sakat doğan bebeklerin bu şekilde doğmalarının nedeni genetik olabilir. Genlerin herhangi birinin yapısında sorunların olmasından dolayı da sakatlıklara rastlanılabilir. Ayrıca kromozomların yapısındaki birtakım sorunlar sakatlıklara yol açar. Bu gibi durumlarda çoğunlukla bebeğin sakatlığının açık nedeni tespit edilemeyebilir. Sebebi belli olmayan sakatlıklar bu oluşumlar içerisinde bulunmaktadır.



Epilepsi

İnsan beyninde meydana gelen elektriksel aktivitenin olağan dışı bir hal almasıdır. Beyinde, görevlerinin başında elektriksel akımları taşımak olan nöronlar bulunmaktadır. Bunlardan beyinde oldukça fazla sayılarda vardır ve hepsi oldukça iyi bir düzen içersinde olmakla birlikte, fazla kontrol alanları da bulunmaktadır. Fiziksel hareketler, algılama ve hafıza kontrol alanları içerisindedir. Bu bölgelerde meydana gelebilecek olan kısa süreli ya da uzun süreli kopukluklar insanda kriz oluşumuna neden olmaktadır. Krizler sırasında kişide kasılmalar, halsizlik ve hafıza kaybı meydana gelebilir.

Kriz sırasında kişiye hiç bir fiziksel müdahale yapılmamalıdır. Sadece onun zarar görmesine engel olmak amacıyla çevresini koruma altına almak gerekmektedir. Kriz sırasında bilinci yerinde olmadığından kişi kendini kaybeder yüksek sesle bağırarak, çırpınabilir. Kasılma sonucu dudaklarını ve ağzını, dilini ısırabilir aynı zamanda ağzından köpüklü suların geldiği de görülür.

Krizlerde oldukça ciddi sorunlar yaşanabilmektedir. Özellikle nefes alıp vermekte zorlanma sonucunda bazı hastaların hayatını yitirdiği görülmektedir. Bu zorlanma sırasında göz bebeklerinde büyüme, şiddetli ter dökme ve ten renginin koyu bir hal aldığı gözlenir. Sara’ya bağlı ölüm oranları oldukça azdır. Ölüm nedenleri sıklıkla kriz sırasında meydana gelen çırpınmalardan oluşur.

Kriz sırasında kişiyi yalnız bırakmak uygun değildir. Kriz sona erene kadar yanında beklenmelidir. Kriz süresince oldukça zor anlar yaşayan kişinin kriz sona erdikten sonra rahatlatılması gerekmektedir.

Bütün bu oluşumlar uzun süreli krizler için geçerlidir. Oldukça kısa süren nöbetlerde bulunmaktadır. Bunlar küçük yaşlardaki çocuklarda görülür ve şiddetli olmaz. Hafif, kısa süreli ama sık tekrarlayan krizlerdir. Bu nöbetler kendini vücudun belli bölümlerinde titreme, kirpiklerde kriz süresince oynama, gözlerde kayma ve baş dönmesi olarak gösterir. Bu krizlerin ardından kişi hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam eder.

Yaygın bir halk sağlığı olan epilepsinin tedavisinde de cerrahi, iyi seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar veriyor. Hastalığın öncelikli tedavisi ilaç tedavisi olarak kabul ediliyor. Hastalar nöroloji uzmanları tarafından izleniyor. Ancak tedaviye rağmen bu hastaların yüzde 30'u ilaca direnç gösteriyor.

Hastalara ameliyat için bir takım tetkikler uygulanır. BT, MR gibi tetkikler ve EEG, uyku EEG'si, video EEG'si çekilerek uygun adaylar seçildiğinde 3 tip farklı ameliyat yöntemi uygulanabilir.

1- Rezektif cerrahi: Ameliyat öncesinde hastanın nöbet geçirmesine yol açtığı saptanan beyin alanının beyne zarar vermeden çıkarılmasıdır.

2-Diskonneksiyon: Bu yöntemin uygulandığı hastaların beyninde krize yol açan birden fazla elektrik odağı vardır. Hepsinin çıkarılması mümkün olmadığı için anormal elektrik boşalımının yayıldığı yollar kesilir.

3- Vagal sinir stimülasyonu: Diğer iki yöntemden yararlanamayan hastalara uygulanır. Vagal sinir stimülatörü adı verilen bir pil vücuda yerleştirilir. Bu pilden çıkan kablolar vagus sinirine bağlanır. Pil bilgisayarla ayarlanır ve beyine düzenli sinyaller gönderilir. Hastanın beyninde anormal elektrik boşalması olacağı zaman gönderilen sinyaller krizi engeller.
 

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,063
Tepki Skoru
25
Puanları
38
Doğumsal Kusurlar



vKulak Kepçesinin Doğumsal Kusurları

Kepçe kulak: Kulak kıvrımlarının yetersiz olmasına bağlı yelken biçiminde öne doğru açılanmasıdır.

Birçok toplumda farklı yorum ve alay konusu yapılarak çocuğun psikolojik gelişiminin etkilenmesine yol açar. Değişik toplumlarda farklı yorumlara konu olmuştur. Örneğin Japonya’da bubebekler için “şanlılık, iyi bir gelecek ve refah kehaneti” olarak kabul edilirken, uzun yıllar Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bir antisosyallik işareti olarak değerlendirilip özellikle cinayet eğilimli kişiliği belirlediği düşünülmüştür. Bu nedenle de çok çeşit sıfatlarla anılmasına neden olmuştur. Bunlardan bazıları; yarasa kulak, fincan kulak, yelken kulak, kepçe kulak, vs.

Kulak kepçesinin anne rahmindeki gelişimi hamileliğin 4-8 haftaları arasında gerçekleşir. Bu haftalar arasında gelişmeyi durduracak herhangi bir faktör, çeşitli derecelerde kulak kepçesi kusurlarına neden olur. Nedenler arasında kromozom kusurlarına bağlı genetik geçiş, annenin hamileliğinde geçirmiş olduğu kızamıkçık veya hamilelikte kullanılan ilaçlar sayılabilmektedir.

Kulak kepçesi kusurları, sarkık kulak (lopear), fincan şeklinde (cup ear), çıkıntılı kulak (kepçe kulak) ve kulak kepçesinin çok küçük veya hiç olmamasıdır (anotia-microtia).

Yaklaşık 20 kişiden 1’inde kulak kepçesi kusuru bulunmaktadır.

Operasyon için en önemli neden kulak kusuruna bağlı olarak gelişen psikolojik etkinin giderilmesidir. Kız çocukları bu kusuru bir dereceye kadar saçları ile gizleyebilirlerse de erkeklerde ve okul çağı çocuklarında bu hemen hemen imkansızdır. Okul öncesi genellikle göze fazlaca batmayan ve dolayısıyla psikolojik önemli bir etkisi olmayan bu kusur, okul çağında değişen çevre ve ilgi nedeniyle ön plana çıkar ve arkadaşları arasında ruhsal problemler yaratabilir. Bu nedenle düzeltme yaşı olarak okul öncesi 5-6 yaşları en uygun yaş olarak belirlenmiştir.

Ameliyat, hastanın yaşına göre genel veya bölgesel anestezi ile yapılır. Bir saatlik bir operasyon olup, hastanede yatmayı gerektirmez. Sargı ve dikişler 1 hafta içinde alınır. Düzeltme işlemi kulak arkası katlantısından yapıldığı için herhangi görünür bir iz bırakmaz.


Doğumsal Göz Kapağı Düşüklüğü: Pitozis

Pitozis, göz kaslarındaki bir bozukluk sonucu üst göz kapağının sırkmasıdır. Doğuştan gelen pitozis sıklıkla kalıtsaldır. Göz kapağını yukarı kaldıran kas yoktur, ya da gelişim bozukluğu vardır.

Sonradan oluşan pitozis, yaralanma ya da kaldırıcı kasın hareketlerini denetleyen sinirdeki bozukluklardan kaynakların.

Göz kapağının düşük olmasında kriter, üst kapağın göz bebeği üst sınırından 2 mm veya daha fazla aşağıda olmasıdır.

Pitozis’te normal üst göz kapağı katlantısı görülmez. Çocuk, göz kapakları göz bebeğini kapattığı için bunu kaşını ve kafasını yukarı kaldırarak dengelemeye çalışır. Ancak ne var ki, yorgunluk ve dalgınlık anlarında kapak düşüküğü belirginleşir ve denetimi güçleşir. Teşhis konulduğunda hemen erken dönemde tedavisi gerekir.

Hastanın yaşına göre genel veya bölgesel anestezi uygulanır. Hafif düşüklüklerde kaldırıcı kasın boyu kısaltılarak, daha ağır düşük kapaklarda alın kasına süspansiyon işlemi uygulanır. 1 saatlik bir operasyon olup, hasta aynı gün evine dönebilir. Dikişler 3-4 gün sonra alınır.



Doğumsal Boyun Eğriliği: Tortikolis

Nadir olarak rastlanır. Kızlarda daha sıktır. Kulak arkası kemik çıkıntısından göğüs kafesi kemiğine uzanan boyun kasının kısalmasına bağlıdır. Tek taraflı kas kısaldığı için boyunda bir tarafa eğrilik oluşur. Bu tür rahatsızlığı olan çocuğa bakar bakmaz duruş bozukluğu hemen dikkat çeker. Baş yan yattığı için o taraf kulak omuza yaklaşmış, yüzü ise karşı tarafa doğru dönmüştür. Bu belirtiler kas kısalmasının şiddetine göre değişik derecelerdedir. Hastanı başı elle kavranıp bu bozuk durum düzeltilmek istenirse bunun mümkün olmadığı görülür.

İstirahat halinde boyunda köprücük kemiğinin üstünde sert iki kordonun mevcudiyeti gözle görülebildiği gibi, elle de hissedilebilir.

Başın bu şekilde anormal pozisyonu zamanla boyun omurgalarında kalıcı eğrilmelere neden olur. Yine bu kötü pozisyon nedeni ile hasta taraf omuz yükselmiş, sağlam taraf omuz düşmüş ve düzleşmiş bir haldedir. Ayrıca yüz bölgesinde de asimetrik değişiklikler ortaay çıkar. Rahatsızlığın bulunduğu taraftaki yüzün yarısında gelişme yavaşladığından düzleşme olur ve küçük kalır.

Tortikolis’in sebepleri arasında birçok teori eleri sürülmüştür. Neden olarak, anne rahmindeki bebeğin başının bir tarafa doğru kasılması ile veya doğum sırasında kas içinde travmaya bağlı bir kanama sonucu oluştuğu ileri sürülmektedir. Diğer bir neden ise kalıtsal olarak kromozomlarla geçiştir.
 

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,063
Tepki Skoru
25
Puanları
38
Doğumsal Kalp Hastalıklarında Başarılı Uygulamalar

Her yıl 12 bin doğumsal kalp hastası bebek doğuyor. Günümüzde girişimsel kardiyolojik yöntemler ve ameliyatlarla artık en ağır doğumsal kalp hastalıkları bile başarıyla tedavi edilebiliyor. Doğumsal kalp hastalığının oluşumunda akraba evliliği, radyasyon, hamileliğin erken dönemlerinde geçirilen enfeksiyonlar, kromozom anomalileri, annenin diyabet hastası olması ve hamilelik sırasında alkol kullanımı gibi faktörlerin etkili olduğu belirtiliyor.
1000 bebekten 8'i kalp hastası
İstatistiklere göre her 1000 bebekten 8'i kalp hastalıklarıyla dünyaya geliyor. Her yıl doğan 12 bin bebeğin kalbindeki anormallikler çok ağır da olsa ameliyatla düzeltilebiliyor. Kalpte delik, kapaklarda darlık, kapak ve odacıkların tam gelişmemesi gibi doğumsal kalp hastalıklarının yüzde 90'ının nedeni tam olarak belli değil. Ancak akraba evliliği, radyasyon, hamileliğin erken dönemlerinde geçirilen enfeksiyonlar, kromozom anomalileri, annenin diyabet hastası olması ve hamilelik sırasında alkol kullanımı gibi faktörlerin bebeğin kalp sağlığı üzerinde etkili olduğu düşünülüyor.
Erken müdahale önemli
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, çocuklardaki kalp hastalıklarının tedavisinde erken müdahalenin büyük önem taşıdığını, gelişen cerrahi yöntemler, anestezi teknikleri ve yoğun bakım hizmetleri sayesinde artık 1 günlük, 2 kilo ağırlığındaki bebeklerin bile başarıyla ameliyat edilebildiğini belirtiyor:
“Doğumsal kalp hastalığı, kalbin ve kalpten çıkan veya kalbe gelen kan damarlarının anne karnındaki gelişim bozukluğuna bağlı olarak oluşur. Günümüzde bu tür problemlerin başarı ile tedavi edilebilme oranı yüksek olup, bu çocukların ileride sağlıklı birer erişkin olarak hayatlarını sürdürme şansları giderek artmaktadır. Teşhis yöntemleri ve kalp cerrahisinde sağlanan gelişmelerin sonucunda önceleri umutsuz olarak nitelenen hastalıklar bile artık iyileştirilebilmektedir.
Nedeni bilinmiyor
Doğumsal kalp hastalığı nadir görülen hastalıklardandır ve çoğunda hastalığın nedeni bilinmemektedir. Çocuğun kalp anomalisi ile doğmasında ailenin bir kabahatinin olduğunu düşünmesi yersizdir. Bazı viral hastalıklar nadiren kalp kusuruna neden olabilir. Örneğin hamilelik döneminde geçirilen kızamıkçık hastalığı anne karnındaki bebeğin kalp gelişimini engelleyebilir ve bazı gelişim kusurlarına da neden olabilir. Bazı vakalarda doğumsal kalp hastalığının gelişiminden kalıtım sorumlu tutulabilmektedir. Aynı ailede birden fazla çocukta doğumsal kalp hastalığına çok ender olarak rastlanılmaktadır. Down sendromu gibi bazı hastalıklarda kalp dahil birçok organda çeşitli anormaliler görülebilir.Hamilelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar, alkol, uyuşturucu, röntgen ışınına maruz kalma, akraba evliliği, annenin diabetik olması bebekte kalp kusuru oluşma riskini artırabilir. ”
47 80


Tanı konulması
Çocuk kalp hastalıklarıyla pediyatrik kardiyoloji uzmanları ilgileniyor. Pediatrik kardiyoloji uzmanının ilk olarak hasta öyküsünü alıp fizik muayeneden sonra gerekli testleri yaptıracağını belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy Çocuk Kardiyolojisi uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, testler hakkında şu bilgileri verdi.
Ekokardiyografi: Muayeneden sonra röntgen tetkiki, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi veya bazı kan testleri istenebilir. EKG çocuğa acı vermeyen bir tetkiktir. Çünkü EKG cihazı çocuğa herhangi bir elektrik akımı vermez sadece çocuğunuzun kalbinde oluşan zayıf elektrik akımlarını algılayıp EKG kağıdına zikzak şeklinde bir kayıt alır. Kalbin kaydedilen bu atımı elektrokardiyografi(EKG) olarak adlandırılır. Ekokardiyografi tetkiki de iğne kullanılmaksızın yapılan bir incelemedir. Bu tetkikte göğüsün dışında ses dalgaları kullanılarak kalbin hareketli imajları gözlenmektedir. Bu esnada doppler tekniği ile ses dalgalarından yararlanılarak kalp ve damarlardaki kan akımı ölçülmektedir. Kardiyolog bu iki tekniği kullanarak kalbin yapısı ve işlevi hakkında bilgi edinmektedir. Bu tetkik ile kalp anomalilerinin çok büyük bir bölümü teşhisi edilebilir.
Fetal ekokardiyografi: Hamileliğin 16. haftasından itibaren uygulanabilen, bebeğe ve anneye zararı olmayan, anne karnındaki bebeğin kalbinin ve kalpten çıkan damarlarının yapısını ve fonksiyonlarını incelemeye yarayan bir tetkiktir. Bu tetkik sayesinde doğum öncesi bebeğinizde kalp anomalisi olup olmadığı belirlenebilir
Göğüs röntgeni: Pediyatrik kardiyolog çocuğun kalp ve akciğerinin büyüklüğü ve şekli hakkında bilgi sahibi olmaktadır. Göğüs filmi ile alanın radyasyon oldukça düşüktür ve herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır
Kalp kateterizasyonu ve anjiyokardiyografi: Çok gelişmiş bir röntgen cihazı yardımı ile yapılan ileri bir tetkiktir. Genellikle kasık bölgesinden atar veya toplar damarlar içerisine yerleştirilip, kalbe kadar ilerletilen ince bir tüp ( kateter) vasıtası ile gerçekleştirilir. Anjiyo esnasında kateterden damarlara ve kalbin odacıklarına x-ışınları ile görülebilen özel bir boya verilir. Boyanın verilmesinden sonra röntgen filmi kaydedilir. Kalp kusurunu teşhis etmek için yapılan bu tetkike anjiyokardiyografi denir
Kardiyak elektrofizyoloji: Çocuklarda görülen kalp ritmindeki bozukluklar bazen doğumsal nedenli, bazen ise kalp ameliyatlarından sonra ortaya çıkmaktadır. Kalp ritmindeki bozuklukların nedeni ve tipi kalp kateterizasyonu benzeri özel bir tetkik ile belirlenebilmektedir. Kardiyak elektrofizyoloji adı verilen bu çalışma sırasında gerekirse ritm düzensizliğine neden olan odağın ve anormal ileti yollarının ablasyon (radyofrekans dalgaları ile yakma ) denilen bir yöntem ile tedavisi yapılabilmektedir.
Kardiyak MR Bazı vakalarda tüm bu tetkikler yapılmasına rağmen kalp hastalığı tam olarak teşhis edilemeyebilir. Bu çocuklarda sorunun tam olarak ne olduğunu tespit etmek için MR (manyetik rezonans) veya MR anjiyografi gibi bazı ileri incelemelerin yapılması gerekli olabilir. Bu tetkikler özellikle kalpten çıkan ve kalbe dönen büyük damarlar ve akciğer damar yapısı hakkında çok iyi bilgi vermektedir.
Tedavi yöntemleri
Kalp anomalisi bulunan çocukların bazılarında ilaçlarla tedavi yeterli. Ayrıca ameliyat olacak çocuğun operasyon öncesi ve sonrasında tıbbi tedaviye ihtiyacı olabiliyor. İlaç tedavileriyle kalbin çalışmasına yardımcı olunuyor.
Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, tıbbi tedaviye ihtiyaç duyan çocuk kalp hastalıklarıyla ilgili olarak bilgi verdi.
Doğumsal Kalp Yetersizliği: Birçok kalp anomalisinde karşılaşılan bir durumdur. Kalp pompası yeterince kuvvetli çalışamadığından dolayı akciğerlerde ve diğer organlarda sıvı birikmeye başlar ve ödeme (şişliğe) neden olur. Doğumsal kalp yetersizliği bulunan çocuklar çabuk yorulurlar, hızlı ve sıkıntılı bir solunumları vardır. Diüretik olarak adlandırılan idrar söktürücü ilaçlar biriken fazla sıvının atılmasına yardımcı olurken beraberinde az tuzlu bir diyetin uygulanması gerekli olabilir. . Digoksin ve diğer bazı ilaçlar kalbin kasılmasını kuvvetlendirilebilir. Konjestif kalp yetersizliği olan bebeklerin beslenmeleri sıklıkla sorunlu olmaktadır.
Kalp Ritm Problemleri: Çocuğun yaşına bağlı olmak üzere kalp dakikada 60-150 kez atmaktadır. Bazen kalp atışı çok hızlı (taşikardi) olabilir. Bu durum her zaman doğumsal kalp hastalığına bağlı olarak gelişmeyebilir. Kalp atış hızını normal seviyeye düşürmek için ilaç kullanmak gerekli olabilir. Çocuğun kalp atışı çok yavaş (bradikardi) olabilir. Bu durum kalbin kanı pompalama fonksiyonunda azalmaya neden olabilir. Bradikardi genellikle doğumsal olarak ortaya çıkmaktadır fakat nadiren ameliyattan sonra da ortaya çıkabilir. Bazı çocuklarda kalbe uyarı vererek kalbin normal hızda çalışmasını sağlayan bir cihaz (kalp pili - pacemaker) takılmasına gereksinim olabilir. Doğumsal kalp hastalığına bağlı olarak kalp atışında düzensizlikler (aritmi) olabilir. Bu durum ameliyattan sonra da ortaya çıkabilir ve düzensiz kalp ritminin tipine bağlı olarak tedavi edilmesi gerekebilir.
Kateterizasyonla Yapılan Tedaviler: Bazı kalp anomalilerinde kirli ve temiz kanın karışması bebeğin yaşaması için gerekli oluyor. Bu durumda özellikle yenidoğan bebeklerde ucunda balon olan kateterle kalbe girilir ve kalbin üst odacıkları arasında delik açılıyor. Dar olan bazı kalp kapakları da kateterizasyon esnasında balonla açılarak ameliyatsız tedavi ediliyor.
Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, “Bazı kalp delikleri ve kapanmayan damar açıklıkları kateterizasyon esnasında kapatılabiliyor. Bazı ritm problemleri olan çocuklarda kalp kateterizasyonu ile bu probleme neden olan odaklar bulunarak kateterizasyon esnasında “ablasyon” denilen yöntemle bu odaklar yakılarak ritm problemi tedavi edilebilir” dedi.
Ameliyatla tedavi
Doğumsal kalp hastalığı gerekli incelemeler sonucu tespit edildikten sonra ameliyata karar veriliyor. Ameliyata karar veren ekipte çocuk kalp hastalıkları uzmanları ve kalp damar cerrahları yer alıyor. Doktorlar tetkikleri beraberce değerlendirerek çocuğun ameliyattan fayda görüp görmeyeceğine karar veriyorlar. Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, “Çocuğunuz genellikle ameliyattan kısa bir zaman önce hastaneye yatırılır. Hastanede kalma süresi ortalama 5 ila 10 gündür. Bu süre bazı koşullarda uzayabilmektedir. Hastanede kaldığınız sürece özellikle küçük çocuklar için sevdikleri oyuncaklar ve çocuklara özel olarak hazırlanmış giysiler temin edilecektir. Çocuğun mümkün olduğu kadar kendini ev ortamında hissetmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Kalp ameliyatları bu alanda uzmanlaşmış doktorlar, teknisyenler ve hemşirelerden oluşan bir ekip tarafından yürütülmektedir. Cerrah ameliyata konsantre olurken diğerleri hastanın kan dolaşımı, solunum ve diğer hayati fonksiyonlarını sağlayan cihazlarla ilgilenmektedir. " diye konuştu.

Ameliyatta kullanılan cihaz ve teknikler
Kalp-akciğer makinası: Açık kalp ameliyatlarında kalp-akciğer makinası kullanılmaktadır. Bu cihaz akciğerler ve kalbi devre dışı bırakarak kanın oksijenlenmesini ve vücuda kan pompalanmasını sağlar. Böylece kalbin güvenle açılıp tamir edilmesi mümkün olabilir. Bu yöntemle cerrah kalbin içerisini ve kalp kusurunu rahatlıkla görür ve düzeltir. Ameliyat sonunda pompadan çıkılarak kalp ve akciğerler normal pompalama ve oksijenlendirme görevlerine geri dönerler. Bazı operasyonlar kalp-akciğer pompası kullanılmadan yapılabilir ve bu ameliyatlara da “kapalı kalp ameliyatı denir. Bazı açık kalp ameliyatlarında hipotermi olarak adlandırılan bir teknikle ameliyat yapılması gerekebilir.
Hipotermi: Bu teknikte çocuğun vücut ısısı düşürülerek kan akımı yavaşlatılır hatta durdurulur ve güven içerisinde kalbin tamiri yapılır.
Yoğun Bakım Dönemi : Ameliyattan sonra çocuk yoğun bakım ünitesine alınır. Burada özel eğitimli doktor, hemşire ve teknisyenler 24 saat hizmet vermektedirler. Çocuğunuz yoğun bakımda tüm hayati fonksiyonlar bakımından bilgisayarlı elektronik cihazlarla takip edilmektedir. Yoğun bakımdaki cihazlar ve çocuğa takılı olan tüplerden dolayı endişe etmeyin. Bunların hepsi gerekli ve rutin olarak kullanılan ekipmanlardır. İhtiyaç kalmadığı zaman yavaş yavaş bu ekipmanların hepsi çocuğunuzdan çekilir.
Uzun süreli takip ve kontrol: Çocuğun tedavisinde düzenli kontrol muayenelerinin yapılması son derece önemlidir. Doğumsal kalp hastalığı tanısı konulmasından ve kalp ameliyatından sonra günler, haftalar, aylarla ifade edilen kontrol randevuları verilmekte, sonra verilen bu randevuların sıklığı giderek azalmaktadır. Çocuğun sorununa bağlı olarak düzenli muayene ve incelemeler gerekli olabilmektedir.
Gerekli incelemeler
· kan testleri
· elektrokardiyografi (EKG)
· 24 saat EKG takibinin yapıldığı holter tetkiki
· göğüs filmi
· Ekokardiyografi
· egzersiz testi
· Bazı çocukların takibinde anjiyo (kalp kateterizasyonu) gerekli olmaktadır.
· diş eti veya ağızda kanamaya neden olabilecek dişlerle ilgili girişimler
· bazı mide-barsak, üreme ve idrar yolu ameliyatları ve girişimler
Fiziksel aktivite ve spor
Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların çoğu fiziksel olarak tamamen aktif bir yaşam sürebiliyor. Bu çocukların günlük aktivitelerine herhangi bir kısıtlama getirmeye gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu ve Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, şu bilgileri verdi.
"Ancak ebeveynler çocuklarının fiziksel aktivitelerine gereksiz olarak bazı kısıtlamalar getirebilirler. Bu durum akranlarıyla birarada bulunmasını engelleyerek çocuğunuzun fizik kondisyon ve yaşam kalitesinde düşmeye neden olur. Bu nedenlerle pediyatrik kardiyologlar çocuğunuzun fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmesini teşvik ederler. Bu sayede çocuğunuzun kalp ve akciğer kondisyonu artar ve daha kaliteli bir yaşam sürer.“
Doğumsal kalp hastalıklı anne adayı
Kalbinde hafif bir kusur bulunup başarılı bir ameliyat geçiren hastaların çoğu doğal bir gebelik dönemi sonrası normal doğum yapabiliyor. Bazı doğumsal kalp hastalıklarında (ağır kalp hastalığı veya morarma ile seyreden hastalıklar) hamilelik, sağlık açısından tehlikeli olabiliyor ve doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması gerekiyor. Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu ve Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu, doğumsal kalp hastalıklı anne adaylarına şunları önerdi; "Doğum kontrolünün nasıl sağlanacağı hususunda, her hasta ayrı olarak değerlendirilmelidir. Bazı hastalar doğum kontrol hapı yerine diğer yöntemleri kullanmayı tercih etmektedir. Kardiyoloğunuz hangi doğum kontrol yöntemini seçeceğiniz hususunda size tavsiyede bulunabilir. Genel olarak toplumda doğumsal kalp hastalığı olan çocuk doğurma ihtimali yaklaşık olarak 100 doğumda 1 olarak gerçekleşmektedir. Bu oran kardeşlerde ve kardeş çocuklarında (kız veya erkek) doğumsal kalp hastalığı bulunması, anne veya babanın doğumsal kalp hastası olması durumunda biraz daha yüksektir. Kalp problemi ile doğan çocukların yarısında problem annedeki kalp hastalığına benzemektedir. Doğumsal kalp hastalıkları bebek anne karnında iken ekokardiyografi ile teşhis edilebilmektedir. Anne adayı hamilelik döneminde iyi beslemelidir ve sigara veya alkol kullanmamalıdır. Yine bu dönemde sadece doktorunun onayladığı ilaçları kullanmalıdır.“
 
Katılım
19 May 2006
Mesajlar
8
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
52
diyabetle ilgili yazına ben de ilave etmek istiyorum.daha önce gece işemesi olmayan fakat altına kacırmaya başlayan çocuklarda ,sık mantar enfeksiyonu ve iyileşmeyen yaraların oluşması,yediği halde kilo almayan sebepsiz zayıflayan gece özellikle çok tuvalete kalkan çocuklar diyabet yönünden değerlendirilmelidir.açlık 126 değerinde sonuç çıkması diyabet teşhisi koymaya yetmektedir.üst üste iki kez 126 çıkması durumunda kesin teşhis konulur.25 yaşın altında teşhis edilen guruba tip.1 diyabetli
demekteyiz.bu gurubun vücüdünda hiç insülün salgısı yoktur .direk dışardan insülün kullanılması gerkekmektedir.diyet egzersiz ve zamanında insülünlerini kullanması halinde diyabet hastalığının normal insanlardan bir farkı yoktur.aslında diyabet bir hastalık değil bir yaşam biçimi dir.siz öğretmen ağırlıklı olan bu sitedeki arkadaşlara eğer öğrencileriniz arasında diyabetli varsa bu konuyu bilmeniz tedavide özellikle hıpoglısemi dediğimiz şekerin aşırı düşme olayında öğrencilerinize yardımcı olmanız gerekmektedir. yapacağınız şey aslında çok zor değil.çocuklar arasında diyabet korkutucu bir hastalık olarak görmesini engellemeniz diğer çocukların alay etmelerine izin verilmemesidir.ağır spor yaptırmak yerine diyabetli çocuğu daha hafif egzersize tabi tutmanız ara öğün eğer ders saatine denk geliyorsa yemek yemesine izin vermeniz,gulukometre kullanmasını sizin de öğrenmeniz,ağır hıpo gılısemiye girdiğinde çocuğa gulukogan denilen materyali kullanmasını öğrenmeniz onlara fayda verecektir.ağır hıpo dediğimiz olayda ağızdan hiç bir şey vermemeli hastaneye götürmeli bu arada varsa gulukoganı diyabetlinin yapmasını bilmekde fayda vardır.tip bir diyabetliler kendilerini o kadar güzel yetiştiriyorlsrki benim bile ağzım açık kalıyor fakat aileler bazen ihmalkar oluyor ve her 3 ayda bir yapılması gereken hemoglobin a1c denilen tahlillerini idrar verutin bio kimyalarını yaptırmayı ihmal etmektedirler
 
Katılım
19 May 2006
Mesajlar
8
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
52
çıkmam gerktiği için yazmam gereken bazı şeyleri kısa kesmek zorunda kalmıştım.izninniz olursa diyabetle ilgil biraz daha bilgi varmek istiyorum.günümüzde diyabet hastalığı malesef çok arttı.düzensiz beslenme ve kilo alımının artması etken olarak bilinmektedir.obezitenin olduğu yerde kolestrol yüksek tansiyon beraberinde gelmektedir.bunun sonucu diyabet ortayay cıkmaktadır.yine dediğim gibi diyabet aslında korkunç bir hastalık değil yaşam biçimidir.iyi geçeinen kişilerde hiç bir komplikasyon olmamamktadır. fakakt şekerin yüksek seyretmesi göz kötlüğünü,böbrek bozukluğunu ayaklarda yaraların çıkmasını ve amputasyon dediğimiz kesilmeleri doğurmaktadır.diyabetli kişi de kalp hastalığı riski malesef artmaktadır.ne acı ki ülkemizde her 3 kişiden 1 diyabetli olduğunu bilmeden yaşamaktadır.diyabet teşhis konulduktan sonra en fazla tokluk 140 civarında seker sonucu ila yaşayan kişilerde komplikasyon riski azalmaktadır.bu yüzden eğitimle diyabetli bireylere yol göstermek amacı ila ülkemizde diyabet eğitim hemşireleri yetiştirilmeye başlanılmıştır.çevrenizde diyabetli bireylere yardımcı olmak amacıyla diyabet eğitim hemşirelerine yönlendirmeniz de fayda vardır.inanın biz diyabet hemşireleri doktor kadar aydınlatıcı eğitici yol gösterici bu yol uğruna kendiimizi adamış kişileriz .sağlıklı yaşamak dileğimle.
diyabet hakkında bilmek istedikleriniz olursa seve seve yardımcı olurum
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst