Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Çocuklarda görülen alışkanlık bozuklukları

Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Enkoprezis


--------------------------------------------------------------------------------

Dört yaş üzeri çocuklarda dışkının giysilerine ya da uygunsuz herhangi bir yere kaçırılmasıdır. DSM-IV tanı ölçütlerine göre konstipasyonlu ve konstipasyonsuz olarak iki tipi tanımlanmıştır.



Sıklık

Batı kültüründe 4 yaşındaki çocukların %95’inin, 5 yaşında ise %99’unun dışkı kontrolünü kazandığı kabul edilmektedir. Enkoprezis 7 yaşında %1.5, 10-11 yaşlar arasında %0.8 olarak bildirilmektedir.



Nedenleri

Bozukluk değişik şekillerde ortaya çıkmaktadır. Yeterli tuvalet eğitimi verilmemesi ya da bu eğitime yeterli yanıt alınmaması şeklinde olabilir. Bu durumda barsak kontrolü hiç kazanılmamıştır. İkinci şekilde ise ruhsal bir bozukluğa bağlı olarak, fizyolojik barsak kontrolü normal olmasına rağmen uygun yerlere dışkılamayla ilgili kurallara karşı isteksizlik, direnç ve başarısızlık vardır. Fizyolojik olarak dışkıyı tutamamanın sonucu ortaya çıkan son durumda ise barsak içeriğinin birikmesine bağlı olarak kaçırma ve uygunsuz yerlere dışkılama görülebilir. Bu ebeveyn-çocuk arasındaki tuvalet eğitimi çatışmasından ya da ağrılı dışkılama nedeniyle dışkının tutulmasından kaynaklanabilir. Bozukluğa yol açan nedenler:

Fizyolojik etkenler: Sfinkter kontrol bozuklukları, sıvı ya da yarı sıvı durumundaki dışkının kaçırılmasına yol açan kabızlık, psikojenik megakolon, tuvalet eğitiminin verilmemesi veya tamamlanmaması, DEHB nedeniyle tuvalet alışkanlığının gelişmemiş olması ve depresyon sayılabilir.

İlişkisel etkenler: Ebeveynden kaynaklananlar: babanın uzaklığı, annenin ise nevrotik özellikleridir. Özellikle annenin tuvalet eğitimindeki ya aşırı katı tutumu ya da aşırı gevşek ve aldırmaz tutumu örnek verilebilir. Çocuktan kaynaklananlar: nörolojik, bilişsel ve fiziksel gelişme gerilikleri, tuvalet ve tuvalete gitme ile ilgili mantık dışı fantezi ve korkular ile çocuğun genel olarak inatçı tutumu içinde tuvalet eğitiminde de direnmesidir.

Çevresel etkenler: Aile içi bozuk etkileşim, anne-çocuk ilişkilerindeki bozukluklar ve aile dışı diğer çevresel etkenler ayılabilir. Aile dışı çevresel etkenlerden ise çocuğun ya da birincil bakım veren kişinin önemli hastalıkları, çocuğun stres olarak algılayabileceği önemli değişiklikler ile çocuk ve aileyi etkileyen önemli yaşam olayları sayılabilir.

Organik nedenler: Anal ya da rektal dışa atım dinamiklerindeki bozukluklar sayılmaktadır. Bu başlık altında, rektal ya da anal bölge stenozları, düz kas hastalığı, anal fissür, rektal prolapsus, konjenital aganglionik megakolon, gastrointestinal enfeksiyonlar, spina bifida ve endokrin nedenlerdir.



Ayırıcı tanı ve eşlik eden bozukluklar

Yukarıda belirtilen organik nedenlerin tümünün ayırıcı tanıda göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

DEHB; karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu ile enürezis ve masturbasyon enkoprezise eşik edebilmektedir. Enkoprezise eşlik eden hiperaktivite oranı %23.4 olarak bildirilmektedir. Enkoprezisi olan çocuklarda bozukluğa bağlı sosyal etkinliklerden kaçınma, özgüvende azalma gibi sorunların yanı sıra, bulaştırdıkları çamaşırlarını saklama gibi davranışlarda gelişebilmektedir.



Tedavi

Çocukların %78‘i eğitimsel, davranışsal ve fizyolojik girişimlere yanıt verirler. Ailedeki sorunların ya da gerginliklerin giderilmesi belirtilerde azalmaya neden olmaktadır. Enüreziste olduğu gibi takvim tutması önerilir. Konstipasyonla giden tipinde oral laksatif ve rektal katartikler ile liften zengin diyet önerilebilir. İlaç tedavisi olarak düşük dozda imipramin kullanımının da yararlı olabileceği bildirilmektedir.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
TIRNAK YEME
Tırnak yeme davranışında, parmak emme davranışından farklı olarak, bu davranışın normal olarak kabul edilebildiği bir dönem yoktur. Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır;


Üzüntü ve sıkıntı duyguları
Gerilim ve kaygı duyguları
Öfke ve saldırganlık duyguları
Korku
Değersizlik ve güvensizlik duyguları
Aile-içi iletişim sorunları
Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne-babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını segileyebilir. Okulda arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, boşanma ve ayrılıklar da sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir.

Tırnak yeme davranışı gerek çocuklukta gerekse ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğu için hem anne-babalar tarafından, hem de tüm toplum tarafından çok kanıksanmış bir davranış olarak görülür. Yalnızca çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik döneminde de bu davranışı sergileyen, devam ettiren bir çok insan vardır. Ancak bu davranışın çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince önemsenmeyerek giderilmemesi yetişkinlik dönemi de dahil bir çok sıkıntıya yol açabilir. Örneğin, okul veya iş hayatında, tırnağını yediğini gizlemeye çalışan, ancak bu davranışı bırakamadığı için de daha fazla gerginlik yaşayan çok insan vardır. Sadece bu durum bile, kişide gerilim, suçluluk ve öfke (engellenmeye bağlı olarak) duygularına yol açabilir. Bu nedenle, davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Parmak emme sorununda ve diğer tüm uyum bozukluklarında olduğu gibi, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri bulup, onları ortadan kaldırmak en kalıcı ve doğru çözümü sağlar. Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologtan yardım almalarını öneriyoruz.


Parmak emme sorununda olduğu gibi, ailelerin bu sorunu ortadan kaldırabilmek için başvurduğu geçici ve sağlıksız yöntemler davranışın daha fazla pekişmesine, veya yeni uyum ve davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu hatalı yöntemler, parmak emme sorununda uygulanan yöntemlerle paralellik göstermektedir; biber, oje vb. maddeler sürme, çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma. Tüm uyum ve davranış bozukluklarında olduğu gibi, tırnak yemede de bu tip yöntemleri sağlıksız, sakıncalı bulduğumuz için önermiyoruz.
www.annecocuk.com
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
416
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
36
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Çocuklukta en sık rastlanan davranış bozukluklarından biridir.Gelişimsel olarak uygunsuz düzeylerde dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve düşünmeden hareket etme gibi özelliklerle karakterize kronik bir bozukluk olup, tahmini prevalansının %2-5 olduğu düşünülmekle birlikte çeşitli çalışmalarda bu oranlar %1.7-17.8 arasında değişmektedir.kadardır. Erkek çocuklarda kızlara nazaran daha fazla görülür (6E:1K) ve sıklıkla bebeklikten itibaren başlar. Bunların %60’ı bozukluğu belli ölçüde erişkinliğe de taşımaktadır. Genel olarak, 10-25 yaşları arsında semptomlar her 5 yılda bir yarı yarıya azalır. Belirgin hiperaktivite kaybolur ancak dikkatsizlik devam eder DEHB’nin nörolojik bir temeli olduğu gösterilmiştir. DEHAB’ın santral sinir sistemini temel aldığı düşünülmekle birlikte belirgin spesifik bir neden bulunamamıştır. DEHAB’ta komorbidite sıktır. Bu tanıyı alan çocukların %65’ine birden fazla psikiyatrik tanı konmuştur. Bu bozukluğun tanısının doğru konması son derece önemlidir

Tanı koydurucu kriterler:

A. 1 veya 2. özelliklerin mevcudiyeti: 1) Dikkatsizlik 2) Hiperaktivite ve düşünmeden davranma

B. Başlangıcının en geç 7 yaşa kadar olması

C. İki ya da daha fazla durumda semptomların mevcudiyeti (ör. evde ve okulda)

D. Rahatsızlık, klinik olarak anlamlı distrese veya sosyal, akademik ya da mesleki fonksiyonlarda bozulmaya neden olur

E. Yaygın bir gelişimsel yetersizlik, duygudurum bozukluğu, psikotik bozukluk, kaygı bozukluğu, veya kişilik bozukluğunun bir bölümü değildir

Diğer klinik özellikler: İrritabilite ve aksilik / Zayıf koordinasyon / Dağınıklık

Tanı :

Kusursuz/ güvenilir bir tanı testi yoktur Hangi çocukta DEHAB olduğunu anlamaya yönelik ayrı geçerli bir test yoktur. Tanı sadece, iyi yapılmış tanı koydurucu görüşme metotları ile konur

Psikometrik testler kullanılabilir

Ebeveynler ve öğretmenleri için anket formları

Değerlendirme açısından yapılması gerekenler arasında; çocuk ve aile ile görüşmeler, nörolojik muayene, görme ve duyma düzeylerinin saptanması, serum kurşun düzeyleri (yüksek riskli gruplarda), ve formal kognitif durumun saptanması bulunmaktadır. DEHB’u olan çocukların %25’inde beraberinde öğrenme güçlükleri de bulunur.

İdare

Çocuğun kendine olan güvenini koruyun

Aileye danışmanlık ve destek sağlayın

Öğretmenleri işin içine katın

Uygun bir konsültan hekime yönlendirin (ör. çocuk psikiyatristi)

Ebeveynleri bir destek grubuna yönlendirin



Hekim, işitme ve görme testleri de dahil olmak üzere tıbbi tetkikleri yapmalıdır. Kurşun zehirlenmesi, anormal tiroid fonksiyonları, beyin tümörü veya nöbetli hastalıkları saptama açısından laboratuar testleri sadece hikaye ve fizik muayene sonucunda endike ise yapılmalıdır.

Psikososyal hikaye: Yapılması gereken ilk şey, çocuğu ve ailesini DEHAB hakkında eğitmektir (kitap, broşür, internet gibi kaynaklar).Ebeveynlerin bu durumu nasıl algıladıkları ve baş ettikleri hekim tarafından sorgulanmalıdır. Bunlar arasında olumlu destek ve cezalandırmanın uygun şekilde kullanımı bulunur. Ebeveynler tarafından en sık yapılan hatalar, olumlu destek verme ile karşılaştırıldığında çok daha fazla cezalandırma, karşılık vermede çok uzun süreli gecikme, başlangıçta sistemi çok zorlaştırarak çocuğun hiçbir zaman başarılı olamaması, yetersiz gözlem ve tutarsız uygulamalardır.

Ebeveynler en azından çocuğun sınıf öğretmeni ile konuşmalı ve ebeveynleri ile iyi iletişim, ve çocuğun sınıfta yakından gözlenmesi hakkında emin olmalıdır.

Farmakolojik: Hangi yaşta olursa olsun ilk tercih edilecek ilaçlar stimülanlardır; bunların puberteye paradoksal bir etkileri bulunmaz. (kahvaltı sonrası ve öğleyin 2 dozda)

Metil fenidat 0.3- 0.8 mg/kg/doz (po) veya Deksamfetamin 0.15- 0.4 mg/kg/doz (po)

Antidepresanlar

Klonidin (özellikle uyku bozuklukları ve agresyonda)

Hekim sistematik bir yaklaşım uygulamalıdır. Maksimum dozlarda ve yeterli süre sonrasında ilk stimülan etkisiz ise başka bir sınıf ilaca geçmeden önce her uygun stimülan tipi denenmelidir. Yan etkiler tüm stimülanlar için aynı olup, çocukların yaklaşık %20’sinde görülebilir. Önemli yan etkiler arasında, anoreksi, kilo kaybı, irritabilite, karın ağrısı, insomni (öncelikle akşam 17:00 den sonra verilirse), disfori (özellikle ufak çocuklarda), taşikardi, tik semptomlarında artma (eğer tik varsa), laboratuar testlerinde bozulmuş kognitif performans…

İkinci sırada sayılan ilaç grubu trisiklik antidepresanlardır. DEHAB’ın tedavisinde plasebodan etkili olmakla birlikte, stimülanlardan kadar etkili değildir. Bunlar arasında sayılabilecekler: İmipramin (Tofranil), Amitriptilin ve Desipramin 2.5-5 mg/kg/gün; Nortriptilin 1.5-2.5 mg/kg/gün. Stimülanlardan daha uzun süreli (sıklıkla tüm gün ve gece devam eden) etki gösterirler; ancak kimi zaman gece tek dozda vermek yerine gün boyu iki ayrı dozda vermek daha etkilidir. Sabit bir kan seviyesi sürdürme açısından her gün verilmelidir. Geceleri idrar kaçırma, anksiyete ve depresyonun da bulunduğu DEHAB’lı çocuklarda iyi seçim olabilirler. Kardiyak iletide yavaşlama, taşikardi, antikolinerjik etkiler, ortostatik sersemlik, iştah artışı, kilo alma, ve gündüz sedasyonu bu grup ilaçların yan etkileri arasındadır. İlacın ani kesilmesi kesilme bulgularına yol açabilir.

Üçüncü sıradaki ilaçlar a-noradrenerjik agonistlerdir. Klonidin (0,05 mg günde 4 kez, maksimum 0,1 mg günde 3 kez) ve Guanfacine bunlar arasındadır. Okul performansı stimülanlarda daha iyi olmakla beraber DEHAB’lı çocukların %70’inde düzelme görülür. Bu ilaçlar aşırı uyarılmış, irrite ve agressiv olan DEHAB’luklu çocuklarda daha iyi sonuç vermekte ve bu bozukluğa bağlı uyku bozukluklarında düzelme sağlamaktadır. Sedasyon, hipotansiyon, , baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı, bulantı, kusma, iştah artışı, kilo alma ve kardiyovasküler etkiler yan etkileri arasındadır.

Son olarak bu bozuklukta kullanılacak ilaçlar antipsikotiklerdir ve yalnızca uzmanlar tarafından başlanmalıdır.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
TRİKOTİLLOMANİ

Trikotillomaninin başlıca özelliği, göze çarpar derecede saç kaybı ile sonuçlanacak kadar, kişinin yenileyen biçimde saç yolmasıdır. Saç yolma bölgeleri olarak en yaygın bölgeler kafatası, kaşlar ve kirpikler olmakla birlikte, vücudun kıl büyüyebilen herhangi bir bölgesini de kapsayabilir (koltukaltı, kasık ve makat çevresi bölgeler dahil). Stres saç yolma davranışını arttırabileceği gibi aşırı dalgın hallerde de (mesela televizyon seyrederken veya kitap okurken) saç yolmayı arttırabilir. Saç yolma davranışından hemen önce hafif bir gerginlik hissedilir, davranışın yerine getirilmesiyle bir gevşeme ve rahatlama olur.


Kimlerde görülür?

Çocuklar arasında kadın ve erkekte eşit oranda görülür ama erişkin dönemde kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalar öğrencilerin %1-%2 oranında halen süren veya geçirilmiş trikotillomanisi olduğunu göstermektedir. Yapılan aile çalışmalarında trikotillomanisi olan 19 çocuğun 5’inde ailesel hikaye saptanmıştır. Birçok birey sıkıntı dönemlerinde saçlarıyla oynarlar. Bu durumun ve çocuklardaki ‘’alışkanlık’’ diye nitelendirilebilecek halin ayrımında mutlaka psikiyatrist kanaati alınmalıdır.


Nasıl sonlanır?

Küçük çocuklarda geçici saç yolma dönemleri, kendini sınırlayan iyi huylu bir ‘’alışkanlık’’ olarak kabul edilebilir. Ancak erişkinlik dönemlerine kadar devam etmesi kronikleştiğini gösterir. Hastalığın seyri hakkında kesin bir şey söylemek zordur mutlaka takip gerektiren bir durumdur. Bazı vakaların 20 yıl kadar sürdüğü belirtilmektedir. Fiziksel olarak görüntüyü bozabileceği gibi, koparılan kılların yenmesi (trikofaji) kansızlık, karın ağrısına neden olabilir. Hatta yutulan bu kıllar sindirim sisteminde birleşerek barsak tıkanmasına neden olabilir.


Tedavisi mümkün müdür?

Trikotillomani tedavisi zor bir hastalıktır. Psikiyatrist ve Deri Hastalıkları Uzmanının birlikte çalışmasını gerektiren bir hastalıktır. Tedavisinde antidepresif ilaçlarla birlikte antipsikotik ilaçlar da kullanılabilir. Ayrıca duygudurum düzenleyici ilaçlarında tedavide faydalı olduğu yönünde yayınlar vardır.

İlaç dışı tedaviler arasında davranışsal tedaviler, hipnoz trikotillomani tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
ALT ISLATMA (enorezis)

Çocuklar genellikle 18-24 aylar arası tuvalet eğitimi almaya hazırdır. Gelişimi normal olan çocukların bir çoğu 2-3 yaş döneminde tuvalet gereksinimini haber verir, ancak bu yaşlarda organları üzerinde tam kontrol sağlayamadıkları için zaman zaman altlarını ıslatabilirler. Bu nedenle, 4 yaşına kadar arada sırada görülen altını ıslatma davranışı normal karşılanabilir. Çocuğun gelişimi normalse, tuvalet eğitimini normal dönemde aldıysa ve 4 yaşında olmasına rağmen gece veya gündüz altına kaçırma davranışı zaman zaman da olsa devam ediyorsa, çocuğun duygusal bir sorunu var demektir. Bu nedenle, anne-babaların kritik yaşlarda ortaya çıkan bu davranışı çok iyi takip etmeleri gerekir. Aileler genellikle 'normal kabul edilen alt ıslatma davranışı' ile 'uyum bozukluğu olarak kabul edilen alt ıslatma davranışı' arasında ayırım yapmanın zor olduğunu ifade eder. Anne-babalar aşağıdaki kriterleri göz önünde bulundurarak bu ayırımı daha kolay yapabilirler. Aşağıdaki kriterler karşılanıyorsa, çocuğun, 'alt ıslatma' davranışı, bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve bir uzmandan yardım alınmalıdır; çocuğun,
- fiziksel, hareket, dil ve zeka gelişimi normalse,
- tuvalet eğitimini aldıysa,
- 4 yaşındaysa,
- aralıkla da olsa gece ve/veya gündüz altına kaçırma davranışı varsa, alt ıslatma davranışı psikolojik bir soruna işaret ediyor demektir.

Alt ıslatma davranışı her zaman psikolojik bir sorundan kaynaklanmayabilir; organik bir bozukluk olup olmadığı mutlaka saptanmalıdır. Bunun dışında ateşli hastalıklar ve idrar yolu enfeksiyonları da altını ıslatma davranışına yol açabilir; bu durumlarda ortaya çıkan altını ıslatma davranışı kısa süreli ve geçicidir.

Bazı anne-babalar çocuklarının bilinçli olarak altlarını ıslattıklarını düşünebilir. Bu nedenle çocuklarını yargılayan, suçlayan, hatta cezalandıran aileler vardır. Oysa, çocukların büyük bir çoğunluğu, bilinçli olarak altlarını ıslatmazlar. Bilinçli olarak ıslatsalar bile, çevrelerine bir mesaj vermek için, yani rahatsız oldukları durumları ifade etmek için bunu yaparlar. Her iki durumda da ailelerin, cezadan ve suçlayıcı tavırlardan uzak durmaları gerekir. Bu tip baskıcı tutumlar sorunu artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çoğunluğu bilinçsizce ortaya çıkan bu davranışı anlamak için alta kaçırma davranışının nasıl oluştuğunu bilmek gerekir; vücudumuzdaki kasların bir kısmını kendi irademizle denetleyebiliriz, ancak bir kısmı irademiz dışında hareket eder. Herhangi bir duygusal sorun yaşadığımızda, kaygı, korku veya gerginlikle idrar torbasını meydana getiren kaslar da vücudumuzdaki diğer organların kasları gibi harekete geçebilir. Tuvalet eğitimini yeni almış çocuklar bu organın kasları üzerinde yeterince kontrol sağlayamadıkları için altlarına kaçırırlar. Çocuklarda 'alt ıslatma' davranışının geceleri daha çok görülme sebebi de, çocukların bu kasları gece daha zor kontrol edebilmeleridir.

Birçok uyum ve davranış bozukluğunda olduğu gibi 'altını ıslatma' davranışı da sorunu gidermeye çalışan anne-babaların yanlış tutumları nedeniyle,
- tırmanarak artabilir,
- tırnak yeme, dikkat dağınıklığı, kıskançlık gibi yeni uyum ve davranış bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilir,
- öz-güven eksikliği, içe kapanıklık, aşırı kaygılı olma gibi sorunların ortaya çıkmasına katkıda bulunarak kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

'Alt ıslatma sorunu' olan çocukların anne-babaları aşağıdaki konularda dikkatli davranarak, sorunun artmasını ve yeni sorunlara sebebiyet vermesini engelleyebilirler. Sorunun çözümü için; temelinde neler yattığını bulmak ve sebepleri ortadan kaldırmak için ise mutlaka profesyonel yardım almaları gerekir. Lütfen, 4 yaşından sonra devam eden alt ıslatma davranışını önemseyin ve çevrenizden önerilen yöntemler ve kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine bir psikoloğa başvurun. Her çocuğun altını ıslatma davranışının altında yatan sebepler farklıdır ve bu sebepler ancak titizlikle çalışılarak ortaya çıkarılabilir. Alt ıslatma davranışının çok yaygın bir sorun olması, geçici ve önemsiz olduğu anlamına gelmez, aksine ileriki yaşlarda okul başarısızlığından, içe kapanıklığa kadar pek çok önemli soruna neden olabilimektedir. Ailelerin altını ıslatma davranışı olan çocuklarla ilgili dikkat etmesi gereken konular ve kaçınmaları gereken tutumlar aşağıda özetlenmiştir;

- sorunu çözmek için baskıcı ve aşırı disiplinli tutumlardan,
- çocuğun bu durumunu kardeşleri dahil başkalarıyla onun yanında paylaşmaktan,
- alaycı ve küçümseyici tavırlardan,
- altını ıslatma davranışı için çocuğu cezalandırmaktan,
- bu davranışın ortadan kalktığı durumlarda çocuğu ödüllendirmekten*.
- bu davranış nedeniyle ortaya çıkan sorunlardan (çamaşır vb.) şikayet etmekten,
- bu davranışı olmayan çocuklarla çocuğu kıyaslamaktan,
- altını ıslatmasını bahane ederek çocuğun taleplerini reddederek yiyecek ve içeceklerine sürekli kısıtlamalar getirmekten ve*
- tuvalete tutmak için çocuğun gece uykusunu çok sık bölmekten kaçınmaları gerekmektedir*.

* Ödüllendirme, gece tuvalete tutma ve içecek kısıtlaması, 'alt ıslatma davranışının' bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmediği durumlarda, bazı uzmanlar tarafından belirli bir süre uygulanmak koşuluyla, önerilebilmektedir. Bu yöntemler, 'alt ıslatma davranışının' bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edildiği durumlarda, çok nadiren bazı çocuklarda davranışı unutturmakta işe yarayabilir, ancak sorunu çözmekten çok baskıladığı (unutturduğu) için sağlıklı ve kalıcı bir çözüm yaratamamaktadır. Bu durumlarda, sorunun sebebi ortadan kalkmadığı için, sorun ya bir süre sonra yinelenmekte veya kendini yeni bir soruna bırakmaktadır.
Uzm.Psikolog Şebnem KARTAL
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
DİŞ GICIRDATMA

Diş gıcırdatmanın sebepleri nelerdir?

Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri hakkında çeşitli görüşler vardır. Bazı araştırmacılar buruksizmin dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulmasından kaynaklandığını, bazıları santral sinir sistemindeki bir hastalığın neden olduğunu bazı araştırmacılar da bu iki nedeni de kapsayan çok yönlü bir problem olduğunu ileri sürmektedirler.

Duygusal stresler (Herkes stresin bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktör olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Vücudumuzda stres belirtilerini ilk olarak gördüğümüz yer ağız dokularıdır. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.)

Aşırı sinirli, hassas, titiz bir yapıya sahip olmak
Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar)

Tedavi

Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır

Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan "gece koruyucuları", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir.

Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir:

Stres terapisi,
Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler,
Kas gevşetici ilaç uygulaması,
Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi,
Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.
www.hekimim.com
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
PİKA

Pika en az 1 ay süreyle yenilebilir olmayan maddeleri sürekli yemeyle karakterizedir. Bu maddeler toprak , plastik , boya , bez , saç , kibrit gibi maddelerdir. Genellikle 2-3 yaş civarlarında ortaya çıkar. Bu bozukluğun ortaya çıkma nedenleri çok boyutludur. Çocuklar dünyayı tanımak için o dönemlerde her şeyi ağızlarına götürürler. Bu yüzden pikayla ayrıştırılması gerekir. Pika görülen çocuklarda oral aktivite fazlalaşır ve bununla birlikte tırnak yeme , parmak emme görülür. Bu çocuklarda bağımlılık gereksinimleri ve agresif duyguları fazladır Pika’nın görülme sıklığı %10 dur.



Ağır duygusal yoksunluk yaşayan ya da terkedilmiş çocuklarda daha sık görülüyor. Sıkıntı , anksiyete ve depresyonun pikayı alevlendirdiği bulunmuş. Mental retarde bireylerde pika çocukluk çağında başlar ve orta yaştan sonra azalabilir. Bu grupta pika mental retardasyonun ağırlığı ile ilişkilidir. Anoreksia nervoza ve bulimia nervoza görülen kişilerin çocukluklarında sıkça pika görülür.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
PARMAK EMME
Parmak emme nasıl bir davranıştır?

Parmak emme zararsız bir davranıştır ve gelişmenin doğal bir parçasıdır Gerilimi azaltır. Ancak 5 - 6 yaşlarından sonra parmak emme davranışı rahatsız edici şekilde ve sürekli devam ediyorsa sorun oluşturabilir.

Çocuk parmağını ne zaman emer?

Genellikle 3 - 4 aylardan sonra, beslenmeyi izleyen saatlerde başlar. Çocuklar uykuya dalarken, acıkınca, korkunca, beslenmeden sonra, sıkıntıda olduklarında, anneden ayrıldıkları zamanlarda parmak emerler. Parmak emme dişleri etkilemez. Beslenme ile ilişkili değildir. Aşırı koruyuculuk, çocuktan beklenti, ilgisizlik ve sevgisizlik buna neden olabilir. Burada önemli olan gerileme belirtisi olan bu alışkanlığın etkenleri anne baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılabilir.

Parmak emen bir çocuğa nasıl yaklaşılır?

Bu durum sorun haline getirilmemeli.

Aile bu davranış karşısında sakin olmalı.

Çocuğun meme veya biberonu istediği kadar emmesine izin verilmeli.

Çocuk 2_3 yaşında ve parmağını bir sorunla karşılaştığında emiyorsa, üzerinde durulmamalı.

Çocuk büyüdükten sonra hala parmak emmede ısrar ediyorsa, tehdit etmek, yanlış olduğunu söylemek, parmağına acı sürerek yasaklamak, ödüllendirmek veya utandırmak bu davranışın kalıcı olmasına neden olabilir.

Yapılması gerekenler nelerdir?

Güven duygusu geliştirilmeye çalışmak.

Dikkatini başka yöne çekmek.

Bireysel ve grup oyunlarına katılmasını sağlamak.

Başka yollardan doyum sağlanmasına çalışmak

İlk yaş içinde zararlı bir davranış olmadığını unutmamak.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
KEKEMELİK :

Ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ve konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde görülen konuşma bozukluğudur. Bozukluğun şiddeti kişinin içinde bulunduğu duruma göre değişir. Sınav, korku, endişe yaratan ortamlar, çekinilen kişilerle konuşma zorunluluğu durumlarında ortaya çıkar.

Çocukların 2 - 3,5 yaşlar arasında kekelemesi normaldir. Bu durum kendini ifade etmede kelime darağacındaki yetersizlikten kaynaklanır.

Kekemelik hangi durumlarda görülür?

Sıkıntı yaratan durumlarda.

Ailenin diğer bireylerinde kekemelik varsa.

Korku yaratan durumlarda ( köpek havlaması, doktora gitme, hastaneye yatma, bir yere kapatma, dövme gibi).

Baskılı tuvalet eğitimi.

Çocuğun kendi gereksinimlerini bağımsızca karşılamasına izin vermeme durumunda.

Arkadaş seçimine karşılığında.

Güzel konuşma konusunda uyarıldığında.

Yaşının üzerinde düzenlilik ve olgunluk beklendiğinde.

Aşırı eleştirildiğinde.

Ailenin yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Çocuğun konuşmasının sık sık düzeltilmemesi.

Çocuğa kekeleyecek konusunun hissettirilmemesi.

İlgi ve sevgi gösterilmesi ve bunun aşırı olmaması.

Düzgün, kibar, "efendim" li, "lütfen" li konuşmasının istenilmemesi.

Aşırı kuralcı ve denetimci tutumun gevşetilmesi.

Çocukta yetersizlik duygusu gelişmesinin önlenmesi (alay etme, utandırma).

Çocuğun konuşması üzerinde odaklanılmaması.

Çocuğun zaman zaman sevdiği akrabalarının yanına gitmesine izin verilmesi.

Çocuğun beslenme ve uykusuna dikkat edilmesi.

Çocuk okula gidiyor ise öğretmeni ile bu konumda işbirliği yapılması.
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
275
Tepki Skoru
0
Puanları
0
TİKLER :

İstem dışı amaçsız tekrarlayan kas hareketidir. Yüz ve boyunda daha sık görülür. Bunlar göz kırpma, dudak emme, burnunu çekme, yüzünü veya burnunu kırıştırma, omuz oynatma, boğaz temizleme, öksürmedir. Birden fazla tik bir arada görülebilir. Zaman zaman tiklerin sıklığı ve şiddeti değişebilir. Uykuda kaybolurla, stresle de artarlar.

Tik ne zaman ortaya çıkar?

Sıklıkla 4 - 10 yaşlar arasında görülür. Geçici yada uzun süreli olabilir. Bazen geçtiğinde bile sıkıntılı durumlarda tekrar ortaya çıkabilir. Çocukta iç çatışma ve sıkıntının göstergesidir. Tikler pasif, içe kapanık, kendine güveni olmayan, korkulu öfkeli, yorgun çocuklarda daha sık görülür. Ayrıca aile ortamının iyi olmadığı durumlarda da görülebilir.

Ailenin yaklaşımı nasıl olmalıdır?

Tikin hangi durumlarda ne sıklıkla ortaya çıktığı, ne tür bir tik olduğu belirlenmeli.

Çocuğun güven duygusu geliştirilmeli.

Aile çocuğun tikini eleştirmemeli, düzeltmeye çalışmamalı.

Aile içi iletişime dikkat edilmeli.

Çocuğa sorunlarla başa çıkma ve fiziksel rahatlamayı sağlayıcı aktiviteler öğretilmeli.
 
Katılım
5 May 2006
Mesajlar
52
Tepki Skoru
0
Puanları
0
altını ıslama

tanı için 3 koşulu göstermesi gerekir:
1. 5 yaşından sonra hala istem dışı çişini yapıyorsa
2. en az 3 aydır sorun devam ediyorsa
3. haftada en az 2-3 kez gece veya gündüz altını ıslatması

2 şelilde görülür:
*primer enürezis: 5 yaşını geçmesine rağmen hala altını ıslatması ( genellikle kalıtımsal ya da organik nedenlere bağlı)
* seconder enürezis: tuvalet eğitimini kazanıp 6 ay kuuru kalması, ama sonra yeniden ıslatmaya başlaması(psikolojik ya da organik)

ENÜREZİS SORUNUNDA YAPILMASI GEREKENLER:
1. soru çocuğun suçuymuş gibi davranılmayacak. (tuvalet kazalarının olabileceği kabul edilmeli)
2. çocuğun utanmasına neden olacak sözcükler, davranışlar kullanılmayacak. 'söyle bana neden çişini yaptın?' sorusu sorulup kızılmayacak.
3. duyması gereken insanlara bundan söz edilmemeli. bakımıyla ilgilenenler bilse yeter. bilenlerinde alay etmesi engellenmeli
4. çocuğun özür dilemesini ve bir daha yapmama sözü vermesi beklenmemeli. bunlar çocuğun kendini kötü hissetmesine sebep olur.
5. uykudan önce az sıvı verilmeli(2 saat öncesinden)
6. ıslanan çarşafı kendisi banyoya götürebilir, çarşaf değiştirmede yardım edebilir.
7. mesaneyi kontrol egzersizleri yapılmalı
tıpa oyunu oynanmalı
takvim sistemi kullanılmalı
token ekonomi kullanılmalı
8. anne gece tuvalete kaldırabilir.
9. 4 yaşından büyükse kendi kendine telkin yöntemi uygulanabilir. 'gece kalkıp kuvaletimi yapacağım, sabah uyandığımda altım kuru kalacak'
10. 6 yaşatn büyük çocuklara alarm sistemi kullanılabilir.
11. tıbbi yaklaşım. ilaç geçici süre önerilir, çünkü azalma sonrası tekrar başlayabilir.
 

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,069
Tepki Skoru
25
Puanları
38
paylaşımın için sağol ellerine sağlık...
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst