Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Bütünsel dil gelişimi

Katılım
16 Kas 2006
Mesajlar
5,719
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
32

BÜTÜNSEL DİL YAKLAŞIMI

Araştırmacıların ve eğitimcilerin erken çocukluk döneminde dil gelişimi ve okuryazarlık konularına verdikleri önem, onların bu konuda yapılan araştırmalara ve görüşlere her zaman çok duyarlı olmalarına neden olmuştur. Özellikle dil gelişimi konusuna verilen önem ve bu konuda farklı yaklaşımların ortaya atılması çok eskilere dayanmaktadır ve günümüze kadar aynı ilgi devam etmiştir. Okuryazarlık için aynı şeyleri söyletmek güçtür. Maalesef konu, uzunca bir süre ihmal edilmiş, çalışmalar kısıtlı araştırmalar ve görüşlerden öteye gidememiştir. Son yıllarda konuya verilen önemin artmasıyla ‘okuryazarlık’ kavramı, psikoloji ve eğitimin tartışmasız en önemli konularından birisi olarak hak ettiği ilgiye kavuşmuştur. Gösterilen ilgi doğal olarak farklı yaklaşımların ortaya atılmasına, bu yaklaşımları temel alan farklı eğitsel yöntem ve metotların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yine son yıllarda ‘okuryazarlık’ kavramı ile birlikte ‘bütünsel dil’ kavramından ve bunu temel alan ‘bütünsel dil yaklaşımı’ndan bahsedilmektedir. Aslında dil gelişimi, okuryazarlık, bütünsel dil gibi kavramlar birbirleriyle iç içe, birbirleriyle ilişkili psikolojik ve eğitsel süreçler olarak ele alınmalı ve tartışılmalıdır. Psikoloji ve eğitimin pek çok konusu, bu alanda çalışanların ortak dili konuşmalarını, farklı görüşleri tanımalarını ve birlikte tartışmalarını gerektirmektedir.

Bütünsel Dil Yaklaşımı
Tarihçesi

Bütünsel dil yaklaşımının temelleri ve ilkelerinden önce bu yaklaşımın kısaca tarihçesinden bahsetmekte yarar vardır. Dorothy Watson’a göre aslında bütünsel dil yaklaşımının ilk tohumlarının atılması uzun yıllar öncesine dayanmaktadır. Filiz vermesi ve ortaya çıkışı ise 1980’li yılların ortalarına rastlamaktadır. Watson, öğrenme ve öğretmeye verilen önemin bu yıllarda daha çok önem kazandığını ve konuyla ilgili yaklaşımların uzmanların daha çok dikkatini çektiğini ifade etmiştir. Ona göre bütünsel dil yaklaşımı öğrenme ve öğretme için yeni bir soluktur. Daha sonraki yıllarda ise bu yaklaşımın şiddetli savunucularının ve karşıtlarını görüşlerine literatürde sıklıkla rastlanmıştır. Watson, 1986 Uluslararası Okuma Derneği’nin sempozyumunda pek çok kişinin ilk defa ‘bütünsel dil’ terimi ile karşılaştığını ve dikkatlerinin çekildiğini ifade etmektedir. Daha sonraki yıllarda, özellikle Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde pek çok eğitimci kendilerini ‘bütünsel dil öğretmenleri’ olarak tanımlamış ve birbirleriyle sıkı bir iletişim ağı kurarak; tecrübelerini, bilgilerini paylaştıkları alışveriş ortamları yaratmışlardır. Aynı zamanda ülkelerinde ve uluslar arası toplantılarda bütünsel dil yaklaşımının ısrarlı ve heyecanlı savunucuları olmuşlardır.

Genel Amaçları

Bütünsel dil yaklaşımının genel amacı eğitimin tüm basamaklarında eğitimin kalitesini yükseltmektir. Şimdiye kadarki çalışmalarının dört ana grupta toplandığı söylenebilir. Bunlar:

• Bütünsel dil felsefesini sadece öğretmen grupları ile sınırlı tutmamak, diğer okul yönetimlerini ve çalışanlarını bu yaklaşımdan haberdar etmek.

• Bu alanda yapılan araştırmaları, müfredat ve programla ilgili çalışmaları, eleştirileri teşvik etmek ve desteklemek.

• Bütünsel dil yaklaşımına ilgi duyanlara seminer ve yayınlarla ulaşmak.

• Bütünsel dil grupları arasındaki iletişim ağını kuvvetlendirmek, işbirliğini sağlamak.

• Yaklaşımın felsefesi ile pratiğinin bir arada yürütülmesini sağlamak.

Bütünsel Dil Yaklaşımının Tanımı

Bilimsel dil kavramı için Goodman ve Bird şöyle bir tanım vermektedirler: ‘‘bütünsel dil öğretmenler için profesyonel kararlar vermelerine ve öğretme konusundaki uygulamalarına daha güçlü yaklaşımlarını ve bu konuları daha iyi anlamalarını sağlayan; öğretme, dil ve müfredat konularını modern ve bilimsellik anlayışıyla birleştiren pozitif ve hümanistik bir felsefedir.’’

Bu yaklaşım gerçekte eğitim ve psikolojinin temellerini oluşturan kognitif yaklaşımların yanı sıra, psikolinguistik, sosyolinguistik gibi pek çok yaklaşımın esaslarından, felsefelerinden etkilenmiş ve kendi felsefesini bu esaslara oturtarak oluşturmuştur. Bu yaklaşımın savunucuları, aynı zamanda dil ve öğrenmeyi açıklayan, Rousseau, Montessori, Vygotsky, Dewey, Rosenblatt, Holdaway, K. Goodman, Y.Goodman, Smith, Graves gibi daha pek çok bilim adamının görüşlerinden etkilendiğinden bahsederler.

Bütünsel dil yaklaşımı okuma yazma konusunda yoğunlaşmakla birlikte aslında öğretmeyi ve onun en iyi şekilde gerçekleşmesini temel alır. Temelini öğrenme ve öğretme oluşturduğu için de sadece dil gelişimini, okuma yazma ile olmayıp, matematik, fen gibi bilimlerinin, sosyal bilimlerin ve sanat dallarının öğretilmesinde, ikinci dili öğrenme ve öğretmede felsefesi ve metotları bu yaklaşımı destekleyen eğitimciler tarafından uygulanmaktadır.

Bütünsel dil felsefesini en iyi şekilde ilkelerinde bahsederek açıklayabiliriz. Bunlar:

• Dil, öğrenmenin merkezidir.

• Konuşma, dinleme, okuma ve yazma birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

• Okuma materyalleri ile dolu zengin bir çevre, bireyin hem yeni bilgiler öğrenmesi için araştırmalar yapması, hem de konuşma, okuma ve yazma becerilerinin gelişimi için gereklidir.

• Konuşma, okuma, yazma ve dinleme becerilerinin gelişmesinde temel ilke anlamın bütününe ulaşmak olmalıdır.

• Öğrenme bütünden parçaya doğru yapılırsa daha kolay gerçekleşir.

• Öğrenme ancak zevk alındığı zaman kalıcı olur.

• Öğrenmede dil, kültür, deneyim önemli rol oynar. Her şey öğrenenin yaşantısı içinde olmalıdır.

• Öğrenen merkezli bir yaklaşımdır. Öncelikle öğrencinin bildiklerini temel alır ve öğrenenin potansiyeli doğrultusunda öğrenmeye farklı ve yeni yönler kazandırılır.

• Öğrenmede sosyal etkileşim ortamı ve tüm çocukların aktif katılımı sağlanmalıdır.

Bütünsel Dil Yaklaşımını Esas Alan Öğrenme Ve Öğretme Yolları

Bütünsel dil yaklaşımı, daha öncede ifade edildiği gibi öğrenme ve öğretme konusuna çok önem vermiş ve bu yaklaşımı benimseyerek uygulayan eğitimcilerin takipçisi ve destekçisi olmuştur. Özellikle Bütünsel Dil İlgi Grupları ve Bütünsel Dil Şemsiyesi Üyeleri birbirleriyle haberleşmeyi, konferanslar, seminerler düzenlemeyi ve uygulama alanındaki deneyimleri diğerleriyle paylaşmayı amaç edinmişlerdir.

Bu yaklaşımı savunanlar aslında çocukların, araştırma konusunda birer uzaman olduklarını ve asimilasyon ve akomadasyon konusunda zengin deneyimlerle donanmış olarak okula başladıklarını ifade ederler. Onlara göre araştırıcılık onların doğasında vardır. Okul sistemleri çocuğun araştırıcılığını engellemeye ve sadece kendisine sunulan bazı bilgilerle yetinmesini sağlamaya yöneliktir. Aynı zamanda bu tutum çocuğun ilgi duyduğu konuda çalışmasını da yeterince desteklemediği için çocuk zaman içerisinde artık sadece kendisine sunulanla yetinen bir alıcı durumuna geçmektedir. Diğer tarafta ise bireyler gelişim düzeyleri açısından ve özellikle ilgi alanları ve yetenekleri açısından birbirlerinden farklıdır. Bütün bu farklılıkların en uygun eğitim ortamları yaratılarak ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi eğitimin temel amaçlarından birisidir. Oysa eski eğitim sistemleri grubun gereksinimlerine yönelik hedefler belirleyerek eğitimlerini bu doğrultuda planladıkları için bireysel farklılıklar ikinci plana itilmiştir.

Bütünsel dil sınıflarında eğitim öğretim veren öğretmenler, öğretme ile ilgili temel stratejilerini ve temel aldıkları ilkeleri aşağıdaki başlıklar altında ifade etmektedirler;

• Öğrenme bütünden parçaya doğru bir yol izlemelidir. Özellikle okuma yazma öğretiminde bugün pek çok ülkede benimsenen ve uygulanan sistem de budur. Kısaca tümceden sese doğru öğretmenin, sesten tümceye doğru giderek öğretmeden daha etkili olduğunu savunur. Psikolinguistik görüşün savunucularından K. Goodman, okumanın harf harf, sözcük sözcük şeklinde bir kodlama olmayıp, yazıdaki ipuçlarının değerlendirilerek yazılı materyalin anlamına ulaşılmaya çalışılan bir psikolinguistik tahmin oyunu olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle okuma için, yazılı materyalin dili yoluyla anlamın bütününe ulaşma çabasıdır, diyebiliriz.

• Bütünsel dil öğretimini benimseyen bir öğretmenin sınıfı, bütün sınıfa aynı anda aynı bilgileri sunan, ünite konularını bütün sınıfla birlikte işleyen yüz yüze eğitime uygun değildir. Bütünsel dil öğretmenleri genelde sınıf içinde öğrencilerin arasında yer alır, önünde değildir. Bireysel gereksinimlere ve ilgilere dayalı bireysel veya küçük grup çalışmaları önceliklidir.

• Bütünsel dil sınıflarında öğretmenin önemli bir diğer görevi, çocukta öğrenme isteği uyandırmak ve öğrenmek için gereksinim duymasını sağlamaktır. Öğrenmeye ilgi ve gereksinim duyan çocuk sorular sorar ve sorulara yanıt bulmaya çalışır. Öğretmenin görevi zengin içerikler, seçenekler sunarak ve yol göstererek çocuğun sorduğu soruların yanıtını yine çocuğun kendisinin bulmasını sağlamaktır. Bilgileri öğrenmek için araştırmalar yapmak, kaynaklara ulaşmak öğrenenin sorumluluğu altındadır. Öğrenmeye karşı ilgi ve gereksinim duymada diğer bir etken, okul dışındaki aile ve soysal çevrenin çocukta merak uyandıracak ortamı yaratmasıdır ki öğretmene düşen bir diğer görev de okul-aile iş birliğini sağlamak, aileyi eğitimin içine etkin olarak sokmaktır.

• Bütünsel dil sınıfı sessiz değil; aksine hareketli, dinamik bir sınıftır. Herkes birbirlerinden bir şeyler öğrenmeye, birbirine bir şeyler öğretmeye çalışır. Öğretmen de aynı zamanda öğrenen durumundadır.

• Bütünsel dil sınıfı, öğrencilerin ürünleri ile dolu bir sınıftır. Sınıfa girildiğinde öğretmenin seçip kullanmadığı bilinen eğitim araçları ve materyalden çok, öğrencilerin kendilerinin yaptıkları eğitim araçları, materyalleri vardır. Aynı şekilde bir bütünsel eğitim tap köşesinde, satın alınmış kitapların yanı sıra öğrencilerin kendilerinin oluşturdukları kitaplar da çoğunluktadır. Bu noktada bütünsel dil sınıflarının çocuğa ait zengin yazılı materyallerle dolu olması açısından diğer sınıflardan farklı olduğu gözlenir. Amaç aynı zamanda çocuğu çeşitli yazım örnekleriyle tanıştırmaktır. Örneğin çocuk aynı harfin, aynı sözcüğün farklı kitaplarda, dergilerde, gazetelerde, yiyecek ambalâjlarında vs. grafik olarak nasıl değişik yazıldığını da değişik örnekler görerek öğrenir.

• Bütünsel Dil sınıflarında öğretmene, diğer öğretmenlere göre daha çok sorumluluk düşmektedir. Çünkü öğretmen daha çok ön hazırlık yapmak, öğrenciyi daha iyi öğrenmesi açısından daha sistemli gözlemek ve yönlendirmek için öğrenme fırsatlarını, materyal ve konular zenginleştirmek durumundadır. Watson, Bütünsel Dil öğretmenlerinin aslında böyle bir yaklaşımı benimseyerek kendilerine daha fazla sorumluluk ve görev yüklediklerini ifade etmektedir. Kısaca Bütünsel Dil öğretmeni diğer öğretmenlerin sadece müfredatta olan konuları ile kendini ve öğrencilerinin kısıtlamaz, bir konunun öğrencilerin ilgisini ve dikkatini çeken tüm yönlerini, onların daha iyi öğrenmelerini ilkesine bağlı kalarak kendisi de öğrenmek ve araştırmak durumundadır.

• Bütünsel dil öğrenen merkezlidir. Özellikle bireysel gereksinimler ön planda olduğu için özel eğitim gerektiren ve öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için de son derece uygun bir ortam sağlar.

• Bütünsel dil yaklaşımı öğrencinin konulara ilgisine sınır getirmediği için ders sistemin, özellikle önceden belirlenen ders kitaplarını temel alma ve izleme anlayışına uymaz. Cambourne eğitimin mümkün olduğunca ‘engelsiz’ olmasını savunur.

• Öğrenci zengin bir eğitsel çevre içerisinde ilgi duyduğu konuları seçerek araştırmayı ve kendisi gibi aynı konuya ilgi duyanlarla birlikte ekip çalışması yapmayı öğrenir. Daha sonra ise tüm sınıfla bilgilerini paylaşarak kendi ilgi alanına giren konularla birlikte diğer arkadaşlarının ilgi alanına giren aynı konunun diğer boyutlarını öğrenme fırsatı bulur. Diğerleriyle birlikte hareket etmeyi, paylaşmayı, bilgisini diğerleri ile paylaşarak sosyalleşmeyi öğrenir; öz güveni ve bağımsızlık duyguları gelişir.

• Öğretmen, çocuğu sınıf içinde etkin kılmak ve daha iyi öğrenmesini sağlamak için eğitim ve psikolojinin tüm stratejilerinden yararlanır. Her türlü çaba önemli ve değerlidir. Gerektiğinde ödüller kullanabilir. Çocuğun bir konuyu tüm duyu organları ile öğrenmesi için öğrenme ortamlarında rehber görevini üstlenir.

• Öğretmenin daha kalıcı olmasını sağlamak için okul dışındaki soysal çevre mümkün olduğunca okul ortamına taşınır veya okul dışı sosyal çevreye gidilerek öğrenmeyi yaşantıya daha çabuk ve kolay aktarmayı amaçlar.

• Öğrenme için her şey materyal olabilir. Sadece kitap ve dergiler öğrenme için yetersizdir. Televizyon, video, radyo, slayt, tepegöz, gazete ve her türlü artık materyal birer eğitim aracıdır.

• Genelde eğitimciler çocuğun okul çağına gelene kadar okuma ve yazma ile ilgili gelişimini ihmal eder, daha doğrusu bu sorumluluğu daha doğru olacağı düşüncesiyle ilkokul dönemine bırakırlar. Oysa bu engelleme çocuğun doğal gelişimine son derecesi terstir. Okuma ve yazma tıpkı yürüme, koşma, konuşma kadar doğaldır ve ilgilenilmesi gereken bir konudur. Okul öncesi eğitimde okuma yazma eğitimine diğer gelişim alanlarında olduğu gibi önem verilmeli ve çocuğun ilgi ve gelişim düzeyi dikkate alınarak çocuk desteklenmeli, engellenmemelidir.

• Okuma yazmayı öğretmede öğretmenler çoğu zaman doğru okumaya ve doğru yazmaya, yazılan ve okunanın doğru anlaşılıp anlaşılmadığından daha çok önem verirler. Bazı çocuklar bir metni çok akıcı ve doğru bir şekilde okuyabilirler, fakat okudukları metni ne kadar anladıklarını kontrol ettiğimizde konuyu anlamadıklarını görürüz.bütünsel dil öğretiminde okuma, yazma, anlama, dinleme becerileri aynı önem verirler. Bazı çocuklar bir metni çok akıcı ve doğru bir şekilde okuyabilirler, fakat okudukları metni ne kadar anladıklarını kontrol ettiğimizde konuyu anlamadıklarını görürüz. Bütünsel dil öğretiminde okuma,yazma, anlama, dinleme becerileri aynı önem verilerek geliştirilmeye çalışılır. Kısaca anlamın bütününe ulaşmak ihmal edilmemelidir. Bu yaklaşıma göre bir metni doğru okumanın, özellikle okumanın sökülmeye başladığı dönemde ön plana geçmesi, çocukta okuduğundan zevk almamasına, dolayısıyla ilerde kitaplardan zevk almamasına neden olabilir. Oysa yetişkin olarak görevimiz çocuğun doğru ve akıcı okuması, yazması, anlaması kadar kitaplardan ve her çeşit yazılı materyalden zevk almasını sağlamak da olmalıdır.

• Gelişim dönemi içerisinde bireylerin hatalar yapması doğaldır. Öğretim sürecinde çocuğun hatlarının öğretmen tarafından sürekli düzeltilmesi, onun hatalarını gerçekten anlamasını ve düzeltmesini garanti etmez. Çocuk, zaman içerisinde uygun eğitim ortamlarında zaten hatalarını fark edecek ve düzeltecektir. Aynı zamanda sürekli hataları düzeltmek, çocuğun öğrenmeye karşı arzusunu azaltır. Öğretmenin görevi düzeltmekten çok doğruları görmesi için uygun ortamı hazırlamak olmalıdır.

Bütünsel dil yaklaşımı pek çok eğitimci için yeni olabilir, ama bu yaklaşımın savunduğu okuma yazmada bütünden parçaya doğru öğretim stratejisi yeni bir yöntem değildir ve bugün Türkiye’de ve dünyada halen uygulamakta olan bir yöntemdir. Bütünden parçaya öğrenen çocukların daha akıcı okudukları ve okuduklarını daha kolay anladıkları deneyimli öğretmenlerce de ifade edilmektedir.Bu açıdan yaklaşımın bu yönü fazla tartışma konusu olmamıştır.Ancak Adams,Eysenck ve Keane gibi düşünen bazı araştırmacılar ise sesten tümceye doğru öğretimin öneminin ikinci plana atılmasını doğru bulmamakta ve her iki yöntemin de durumunu göre eşit derecede değerlendirilmesini önermektedirler.
Bütünsel dil yaklaşımı’nın okul öncesi dönemde okuma yazmaya daha fazla önem verilmesi konusundaki görüşleri tartışılabilir. Eğitimciler olarak okul öncesi çocuğun okuma yazma konusuna ne kadar ilgi duyduğunu biliyor ve zaman zaman nasıl bir yaklaşımı benimsememiz konusunda tereddütler yaşıyoruz.Goodman,Clay,Long gibi pek çok araştırma-
cı çocukların daha doğar doğmaz dili öğrenmeye ve okuma yazma ile tanışmaya başladığını, bu nedenle çocuğun bu yanının ihmal edilmemesi gerektiğini savunurlar.
Bütünsel Dil Yaklaşımı’nın önemli bir katkısı, çocuğun okuduğunu anlamasının doğru ve akıcı okumak kadar önemli olduğu konusundaki katkısıdır ki bu gerçekte öğretmenlerin özel-
likle ilk yıllarda çok önemsemedikleri bir konudur. Çocuktan öncelikle doğru okuması beklenir. Anlama adeta ikinci plana itilir.
Bütünsel Dil öğretmenleri bu yaklaşımın diğer olumlu bir katkısı olarak okulda öğrenilen bilgilerin okul dışındaki yaşantıya çok kolay aktarabildiğini göstermektedirler.
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst