Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

BİZ OKULA GİDERKEN....

Katılım
14 Eyl 2006
Mesajlar
336
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
[size=medium]Hadi diye bağırdı Mehmet kardeşine, hadi ama birazdan kar yağacak,sonra torbaya koyduğu tulug peyniri ve pağaçı sırtına vurdu çıktı evden.

Köyün alt tarafında Cafer emminin evinin önünde buluştular.Gelenler Hasan ve Kıvırcık Kenan’dı. İçlerinde en küçük olan Kenan olduğundan onun sırtındaki torbayı da Mehmet aldı.

Köyden çıktıklarında kurt sesleri kulaklarını çınlatmaya başladı.Korku sardı bedenlerini, adımlarını daha hızlandırdılar.

Okula gidiyorlardı, Ardahan Yatılı Bölge okulunda öğrenci olan bu dört kocaman yürek,karne tatilinde evlerine gelmişti.Şimdi tatil bitmiş geri dönme zamanıydı.Yollar kapanalı bir haftadan fazla olmuştu.

Ama sabah köyden iki zanka yola çıkmıştı.Onların izlerinden yürüyerek iki saate kalmaz Ardahan’ın düzüne varırlardı.Orada Hanak’tan gelen yola çıktılar mı gerisi kolay. Ya, onları gören bir kamyoncu alır, yada yürüyerek okula giderlerdi.

Ama şimdi önlerinde daha iki saate yakın yol vardı.

***********
Aynı saatlerde İstanbul Etilerde Betül annesine seslendi. Aman anne bu servisi sevmiyorum.Her gün beş dakika geç geliyor.Hem babama söyle bundan sonra beni okula bizim arabayla şoförümüz bıraksın.
Annesinin verdiği harçlığa burun kıvırdı.Botlarını ayağına geçirirken hava sıcak diye gömleğinin yakasını biraz daha açtı,eteğini birkaç santim daha belden katlayarak yukarı çekti.Evden çıkmadan odasına bir göz attı, bilgisayardan aldığı çıktılarda ders notları vardı.Parfümünden birkaç kez sağına soluna sıktı, sonra dışarıdan korna sesi duyuldu.
Servise bindiğinde saat sekiz civarlarıydı. Onbeş dakika sonra okula varacaktı.ama canı şimdiden sıkılmaya başladı. Okul artık onu sıkıyordu. Arkadaşlarıyla gezmek,kafelerde buluşup sohbet etmek istiyordu. Hem okuyup ta ne yapacaktı. Zaten babası çok para kazanıyordu.
Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da ağzına attığı cikletini çiğnemekle meşguldü.

************

Diğer yanda yola çıkalı bir saatten fazla zaman geçmişti.Hava beklenmedik şekilde bozdu.Geçen yıl nenenin gıdiklerinde çıkan tipi bile bundan daha insaflıydı.Bir yandan kar yağıyor, diğer yandan amansız bir tipi esiyordu. Kar gözlerinde, ellerinde derman bırakmamıştı.
Mehmet biliyordu eğer dururlarsa tipide boğulacaklardı, diğer üç çocuk daha küçüktü, hele kıvırcık Kenan ilk defa böyle bir yolculuk yapıyordu. Biraz duraksadı, sonra kıvırcığın elinden tuttu, artık onunda yürüyecek mecali kalmamıştı.Terleyen ayakları kara lastiğin içinde vıcık,vıcık olmuştu, az ileride bir küçük köprü vardı.Oraya varırlarsa belki tipinin geçmesini orada bekleyebilirlerdi.

************
Betül’ün olduğu serviste Demir Tüccarı Zihni beyin oğlu Tolga Sidipleyırın bir kulaklığını, kendi kulağına diğerine Betül’ün kulağına taktı.İyice sokuldu Betül’ün yanına. Maykıl Ceksın hayranı olduğundan onun Sidisini almıştı.Bir yandan ağızlarında sakız çiğniyor, diğer yandan çalan müziğin etkisiyle kendilerinden geçiyorlardı.
Of be dedi içinden bu kafayla matematik hocası hiç çekilmez.En iyisi birinci dersi kırmak.

Korkusu yoktu.Babası bu özel okulun bir yıllık aidatını peşin yatırmıştı. Öyle hesap sormak,derse niye girmedin demek sıkardı biraz.İstese o okulu bırakır, …….. kolejine giderdi.
Uzun zamandır arkadaştılar.Hoşuna gidiyordu Tolga’nın onunla ilgilenmesi.

Servis şoförü artık bu tür olaylara alıştığından dikiz aynasından gördüğü manzara onu şaşırtmadı, içinden ulan bizim zamanımızda bunlar yoktu, tüh Allah belalarını versin, şu ekmek derdi olmasa hiç bunları taşırmı yım diye geçirdi.

*******
Köprünün altına geldiklerinde yağan karın rüzgarın etkisiyle giriş deliklerini kapattığını gördüler.Zaten köprü dedikleri bir buçuk metre yüksekliğinde,daracık bir şeydi.Yazın yağmurlu havalarda, birde ilk baharda karlar eriyince altından su akardı.Kışın ise kuru kalırdı.
Mehmet elleriyle karları kazıdı.Açılan delikten içeri girdiler.
Birbirlerine sokulan küçük yürekler,biraz olsun rahatlamıştı.

Tipinin uğultusu dışında hiçbir ses duyulmuyordu.Önce en küçükleri Kıvırcık Kenan başını Mehmet’in dizlerinin üzerine koydu, diğer çocuklarda birbirlerine sokuldular.Uyku ağır bastı, küçücük bedenleri daha fazla direnemedi yorgunluğa,

Dışarıda Zemheri ayazı bir soğuk ve çıldırmışçasına esen rüzgarın önünde uçuşan karlarla amansız bir tipi.Köprünün altında dört küçük yürek derin uykulara daldı.

Önce terleyen bedenleri soğudu, sonra bir daha açılmamacasına kapanan göz kapakları katılaştı.Elleri birbirine kenetlenmiş, kedi yavruları gibi birbirine sokulmuş dört küçük yürek artık atmıyordu.
Üç gün sonra köyün Muhtarı Ardahan’a geldiğinde okul müdürü aradı.Çocukları sordular.Çocuklar okula gelmemişti.

Köylüler ve Jandarma aramaya başladı. Kardan kapanmış köprünün girişinde bulunan karları temizlediklerinde, halen uyur vaziyette, kas katı kesilmiş dört küçük beden yüreklere acı saldı.Soğuktan birbirine kenetlenen ellerini açamadılar.
Jandarmalardan biri kucağına aldığı Kıvırcık Kenan’ın yüzüne baktı. Ağlamak istemedi ama göz yaşlarına hakim olamadı. Yanaklarından süzülen yaşlar Kenan’ın kıvırcık saçlarına damladı.
Jandarmalar ve köylüler oradan ayrıldıklarında karların üzerine düşen Türkçe kitabının ilk sayfalarında bulunan İstiklal Marşımız ve andımız yazılı yapraklar rüzgarda savruluyordu.Yaprakların çıkardığı ses sanki dört küçük bedenin yerine andımızı söylüyordu.

Türküm, Doğruyum, Çalışkanım………

Ölüme inat havada bedeni yakan bir güneş, arsız ve umarsızca öylece duruyordu.
Oysa aynı güneş ülkenin farklı bölgesinde ,farklı bedenleri yakıyordu. Güneş ölümün donukluğuna değil, yaşamın dinamizmine, geleceğe umuda, aydınlığa diyalektik bir bütünlük içinde her gün yeniden doğuyordu.

**************
Servis şoförü kıvrak bir manevra yaparak…………kolejinin kapısında durdu. Arabadan inen Betül ve Tolga salınarak demir kapıdan içeri girdiler. Kapıda bekleyen üniformalı koruma görevlisi koşup çantalarını aldı. Sınıflarına kadar onlara eşlik etti.Tolga elini cebine attı.Sabah babasının verdiği harçlıktan bir miktarını koruma görevlisinin eline sıkıştırdı. Amma havası oluyordu. Çantasını taşıyan koruma görevlisi başıyla teşekkür manasıyla işaret verip oradan ayrıldı.

Betül yeni aldığı cep telefonuyla arkadaşlarının resimlerini çekmeye başladı……..
…….………
…………….

Engin KASAP[/size]
 
Katılım
14 Eyl 2006
Mesajlar
336
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
Arkadaşlar Doğuda öğretmen olmak helede köy öğretmeni olmak çok farklı bir duygudur anlatılması güçtür sadece yaşanır.Bu hikayede şehit olan 4 minik öğrencinin sonu her yıl sert geçen doğuda bildik acı sonlardan biri.
Her yıl yapılan bir takım çalışmalarla önüne geçilmeye çalışılsa da doğunun kışı karı çok acımasızdır.Sadece yaşayanlar bilir.Burada engin arkadaşım belki şehirde ki kolejli öğrencileri biraz sert eleştirmiş ama doğuda ki öğrencileri birebir doğru aktarmış.ŞUNU HİÇ UNUTMAYIN ARKADAŞLAR DOĞUDA HER ÖĞRENCİ ASLINDA BİR ÖĞRETMENDİR.
ÜLKEMİN HANGİ KÖŞESİNDE OLURSA OLSUN HER ÇOCUK YAŞAMAYI HAK EDİYOR..
ÖLÜM ÇOCUK BEDENLERE HİÇ YAKIŞMIYOR...
TÜM ÇOCUKLAR UMUT KAYNAĞIMIZ ...
UMUTLARIMIZ SÖNMESİN NE OLUR...

‘Sarılırken sımsıkı her bir bedene
Dokunurken sımsıcak her bir yüreğe
Düğümlenir hıçkırıklar boğazında
Bilirsin ki bir parça bıraktın orada’

Çocuk olmak,
Bir balığa benzer.
Balıklar gibi narin,
Sevimlidir çocuklar

Sabah uyanır çocuklar
Uçurtma uçururlar,
Mavi göğün içine
Sıcacık sevgilerle
Zamanı unuturlar…’

SEVİM ÖĞRETMENİM HAKLISINIZ HİÇ BİR ŞEY SÖYLENEMİYOR BÖYLE BİR OLAY KARŞISINDA....
 
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
1,292
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
12
:(teşekkürler hocam acı gerçeklerle tekrar bizi yüzleştirdiğiniz için
 
Katılım
21 Ağu 2006
Mesajlar
810
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
39
kelimerin bittiği yerdir bu....konuşmak yorum yapmak çok zorr!!yüreğime dokunan hikayen için teşekkürler....canım benimm
 
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
274
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
ÜLKEMİN HANGİ KÖŞESİNDE OLURSA OLSUN HER ÇOCUK YAŞAMAYI HAK EDİYOR..
ÖLÜM ÇOCUK BEDENLERE HİÇ YAKIŞMIYOR...
TÜM ÇOCUKLAR UMUT KAYNAĞIMIZ ...
UMUTLARIMIZ SÖNMESİN NE OLUR...


Uçurumlar var ülkemin her bir yanında
duyulmayan sesler çınlıyor
sağır kulakların uğultusu olup
sözcüklerden arınıyor.........


Sarı şimdi her şey sözcüklerden arındı ; çünkü bunların bir kaç cümleye sığacak bir ifadesi yok ....................
 
Katılım
4 Mar 2007
Mesajlar
2,114
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
YELLOW ARKADAŞIM.BEN DE BATMANIN BİR KÖY OKULUNDA ÇALIŞIYORUM VE SANA KATILIYORUM.PAYLAŞTIĞIN YAZI İÇİN DE HANİ DERLER YA KELİMELER KİFAYETSİZ KALIYOR İŞTE ÖYLE OLUYOR.AMA BURASI TÜRKİYE VE SOSYAL VE EKONOMİK OLARAK O KADAR DENGESİZ HAYATLAR YAŞANIYORKİ ....İNŞALLAH EN KISA ZAMANDA FIRSAT EŞİTLİĞİNİN OLDUĞU VE MASUM ÇOCUKLARIMIZIN HİÇ UĞRUNA ÖLMEDİĞİ BİR TÜRKİYEYE KAVUŞURUZ.
 
Katılım
17 Ocak 2007
Mesajlar
2,502
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
44
:36_1_6::36_1_6::36_1_6:
gerçekten çok üzücü ama maalesef bizim gerçeğimiz..madalyonun diğer yüzü..
Ayrıca arkadaşının özel okullar hakkında söyledikleri de abartı değil maalesef!. 4.sınıf öğrencisinin, öğretmenine; " bana kızamazsın. senin maaşını ben veriyorum" demesine bile şahidiz...
 
Katılım
9 Mar 2007
Mesajlar
979
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
42
kelimelerin anlamsız yetersiz kaldığı anlardan birini bana yaşattınız öğretmenim. ne denilirki
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst