Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

ANNE BABA EĞİTİMİ İÇİN VELİLERE GÖNDERDİĞİM YAZILAR

Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
97
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
ANNE BABAYA ÖZEL

Sevgili Anne Babalar,
Herkesin bildiği bir söz vardır:”Eğitim ailede başlar.”Her aile ,başarılı çocuklar yetiştirmek ister.Bunu gerçekleştirmek için çocuğuna her türlü imkanı hazırlar.Ancak unutulmaması gereken bir konu daha vardır ki,o da çocuğun kimlik gelişimidir.Çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı çocuğun hayatta kazanacağı başarıları kadar önemlidir.
“Dünyadaki aynalar, gümüşlenmiş cam parçaları değil ,çocuklarımızdır.Çünkü onlar sizi yansıtır.”Çocuk gerçektende aileyi yansıtır.Ailedeki bireylerin kişilik yapısı,çocuğun kişilik yapısını şekillendirir.
Ailenin çocuğa verdiği eğitimle çocuğun kişilik yapısı şekillenecekse , aile çocuğa nasıl bir eğitim vermeli?Öncelikle her aile, çocuklarını ayrı bir birey olarak görüp kişiliklerine,bağımsızlıklarına saygı duymalıdır.Bunu gerçekleştirmek için en etkili yol,çocuğunuzla iyi bir iletişim kurmaktır.
Her şeyden önce, etkin dinlenmenin bilinmesi gerekmektedir. Batılı Psikolog Publilus Syrus:”Çocuğuna servet bırakmak isteyen anne baba, ona iyi dinlemeyi öğretmelidir.”diyor.Etkin dinleme için kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir.Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek çok güzel bir duygudur.Çocuklar,sevgiye tepki verir.
*Çocuğunuzun söylediklerini duymak istemelisiniz.
*Çocuğunuzun duyguları ,sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun,onun duygularını kabul etmelisiniz.
*Duyguların sürekli değil , geçici olduğuna inanmalısınız.
*Çocuğunuzun ayrı ve farklı bir birey olduğunu kabul etmelisiniz.
*Çocuğunuzun sorunları olduğunda ,yanında olmalı ve sorunlarını kendisi çözmesi için onu yalnızca cesaretlendirmelisiniz.
Çocuğunuzla İletişiminize Engeller Nelerdir?
Acaba hangimizin gören bir bakışa, duyan bir kulağa gereksinimi yok?. Dr.Pire’nin:”İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurarlar.”sözü, günümüzün yoğun temposuna kendini kaptıran insanların(yani bizlerin) arka plana ittiği çok önemli bir gerçeği vurguluyor.
Evet, çocuklarımızla iletişimimize engel olan , konuşmalarımızı yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz atalım:
*Emir vermek, yönlendirmek,
*Uyarmak, gözdağı vermek,
*Ahlak dersi vermek,
*Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek
*Öğretme, nutuk çekme.
UNUTMAYALIM!
Olumlu ilgi,çocuğunuzu mutlu eder;kendine olan güvenini artırır.Övme,teşekkür,iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme şekilleri,kişinin moralini yükseltir.
Olumsuz ilgi ise, çocuğu üzer ve yenik düşürür. Eleştiri ve gülünç bulma,hayal kırıklığı ve güvensizlik kişiyi üzer ve yıpratır.
İster olumlu, ister olumsuz tüm etkiler ya fiziksel ya da psikolojiktir.

ÇOCUKLARIMIZLA ARAMIZA DUVARLAR ÖRMEYELİM, KÖPRÜLER KURALIM.




ÇOCUKLAR NEDEN YEMEZLER?

Çocuğun yememesi ya da bu konuda isteksiz olması aileyi üzer.Çünkü beslenme çocuğun büyüme,gelişme ve sağlıklı yaşamını devam ettirmesi için önemli bir faaliyettir.Anneye,çocuk Yemezse ölecekmiş gibi gelir.Bu çok önemli ve hayati faaliyeti bozan durumları yani çocuğun neden yemek istemediğini;ana hatlarıyla açıklamaya çalışacağım.
Yemek içmek insanın içgüdüsel faaliyetleridir.Bebek eline geçeni ağzına götürür,yemek ister.Çocuk kendi halinde yiyeceklerle baş başa kalırsa doğal olarak onları yer.Öyleyse bu doğal duyguyu bozmadan çocuğun beslenmesinde bu noktadan hareket edilmelidir.Biz yetişkinler çocukların bu doğal istek ve güdüsünü, yanlış davranışlarımızla bozarız.Aşırı ısrar ederek yedirmeye çalışır, bu konudaki tedirginliğimizi çocuğa hissettirirsek, konuyu problem haline getiririz.
Annelerde ya da yetişkinlerde çocuğa fazla yedirme arzusu vardır.Hatta anne kendi yemez yedirir.Çocuğun istek ve ihtiyacı düşünülmez.Anne çocuğa her fırsatta bir şeyler tıkıştırır.Çocukta artık yiyeceğe karşı olumsuz bir tepki gelişir.Yeme çocuk için zevk olmaktan ziyade işkence olur.İşte bu noktada artık anne çocuk arasında bir yemek savaşı başlamıştır.Böyle bir durumda çocuğun yerine kendinizi koyunuz,devamlı birileri ağzınıza bir şeyler tıkıştırıyor.Hatta çok sevdiğiniz uğraşılarınızı dahi bu yüzden yapamıyorsunuz.
Herhalde bu işin ne kadar tatsız bir şey olduğunu anlarsınız.
Oyun çocuk için besinden daha önemlidir.Çocuk bazen oyunu besine tercih eder.Öyleyse oyun saati ile beslenme saatini birbirine karıştırmamalıyız.Çocuğu oyunun en heyecanlı anında yemeğe çağırmamalıyız.
Çocuk bir makine değildir.Zaman zaman yemek yemek istememesi ya da az yemesi doğaldır.Böyle durumlarda aşırı ısrar edilirse çocukta beslenme problem haline gelir.
Çocuğun ihtiyacı olan besinler, cazip halde düzenli ve dengeli hazırlanıp,öğünler halinde verilmelidir.Yemek vakti çocuk için bir zevk saati olmalıdır.Burada güzel şeyler konuşulup tartışılmalıdır.Çocuğa vaatlerde bulunmamalıdır.Yemenin yaşama, büyüme, gelişme ve sağlık için gerekli olduğu yeri geldiğinde anlatılmalıdır.
Çocuğa yemekleri az az koyup yeniden istemesi sağlanmalıdır.Çocuk yemek istemiyorsa bir iki hatırlatma yapılır,fazla ısrar edilmez .Sofradan kaldırılır diğer öğünde yeniden verilir.Beden ve ruh sağlığı yerinde olan bir çocuk iştahlıdır.Sağlığı bozuk olan çocuk geçici olarak yemek istemez.Böyle durumlarda ısrar etmek yanlış olur.Çocuğu sulu şeyler meyve, meyve suyu, komposto, çorbalar vermek gerekir.Sağlığı düzelince çocuk yeniden yemeğe başlar.
Ruhsal problemi olan çocuklar da iştahsız olabilir.”Kardeş kıskançlığı,farklı ilgi,ilgisizlik, sevgisizlik v.b.” Böyle durumlarda (psikolojik durum) beden sağlığı ve gelişimini beslenme yoluyla etkilemiş olur.Problemi çocuk iştahsız olacağından gerekli besin maddelerini yeterince alamaz, gelişimi ve sağlığı bozulur. Bu gibi durumlarda çocuğun probleminin sebebini araştırıp ,bunu ortadan kaldırmadıkça durum düzelmez. Bu da zaman ister hemen olmaz.Çocuğun yanında iştahsızlığından bahsetmemek gerekir.Zira ,çocuk bunu benimser ve böyle olmaya çalışır.
Çocuklara hep aynı yiyecekler aynı biçimde verilirse çocuk yiyecekten bıkar, yemek istemez.Arasıra bir değişiklik yapmak gerekir.Örneğin sütü içmiyorsa değişik tatlandırıcılar(kakao,tarçın vs.) ilave edilerek verilmelidir.Hep tatlı yerine tuzlu ve diğer tadlara da yer verilmelidir. Yiyeceklerin çocuğa göre olmaması da çocuğun iştahını etkiler.Örneğin salçalı,acılı,ekşili,tuzlu,yağlı yiyecekler gibi.
Sonuç olarak;çocuğun dengeli ve düzenli beslenmesi gerekmektedir.Çocuk fazla zorlanmamalı, damak tadına uygun yiyecekler hazırlanmalıdır.Yemek saati problem haline getirilmemelidir.Çocuğun iştahsızlığının sebebi araştırılmalı ona göre adım atılmalıdır.


Yrd.Doç.Dr. Meliha KIRKINCIOĞLU
 
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
97
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
ANNE BABAYA ÖZEL;
KUMANDA SİZİN ELİNİZDE OLSUN

Günümüzde televizyon, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.Ama ölçüyü iyi ayarlamamız gerekmektedir.Çünkü televizyonu aşırı seyretmek çocukların ruhsal ve fiziksel sağlıklarını tehdit etmektedir. Yapılan araştırmalarda uyku düzensizlikleri, depresyon, ve hiperaktivite gibi sorunların gerisinde, televizyonu aşırı seyretmenin neden olduğu görülmüştür.Ayrıca televizyonda şiddet sahneleriyle sık sık karşılaşan kişilerde başka insanlara karşı acımasızlık ve saldırgan davranışların daha fazla olduğu gözlenmiştir.
Televizyonun, tüm olumsuz etkilerine rağmen yaşantımızdaki önemi de unutulmamalıdır.Televizyonun olumlu katkılarını artırmak,sizin onu nasıl kullandığınıza bağlıdır. Televizyon, çocuğunuzu günlük oyun aktivitelerinden uzaklaştırıyorsa, karşılıklı konuşmayı azaltıyorsa, aile içi iletişimsizliğe neden oluyorsa, artık televizyon tarafından yönetilmekten kurtulup, kumandayı elinize almanız gerekiyor, demektir.

 Çocuklara düzenli televizyon seyretme alışkanlığı okulöncesi dönemde kazandırılmalıdır. Yaşları büyüdükçe bu alışkanlığı kazanmaları da zorlaşmaktadır.
 Özellikle okulöncesi dönemde çocuğunuzun neyi izleyip neyi izlemeyeceğine siz karar verebilirsiniz.
 Öncelikle kendiniz, televizyon izleme alışkanlığınızı gözden geçiriniz.Çünkü çocuklar söylenenden çok, yapılan şeyleri model almayı tercih ederler.
 Televizyonu asla bir ödül ya da ceza olarak, bir disiplin aracı olarak kullanmayınız.
 Televizyonu bir çocuk bakıcısı olarak görmeyiniz.
 Çocuğunuzun televizyonda ne izlediğini takip ediniz.Mümkünse birlikte izleyip izlediklerinizi konuşma konusu yapınız.
 Televizyona alternatif etkinlikler düzenleyiniz.Aktif olarak katılabilecekleri etkinlikler, grup oyunları çocuklar için daha ilgi çekicidir.
 Televizyonun yatak odasında ve yemek yenilen odada bulunmamasına dikkat ediniz
 Televizyon programlarını seyrederken seçici olunuz.
 Önceden belirlediğiniz programları seyrediniz. İşiniz bittiğinde düğmesine basınız.Televizyonun sürekli açık olmasına,fonda gürültü yapmasına izin vermeyiniz.
 Çocuğunuzu farklı televizyon programlarını seyretmesi için teşvik ediniz.

Yukarıda belirtilen davranışları uyguladığınız zaman, televizyonun olumsuz etkilerini azaltmış olursunuz.Böylelikle televizyonu amacına uygun kullanarak olumlu hale dönüştürebilirsiniz.
 
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
97
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
ANNE BABAYA ÖZEL;

ÇOCUKLARIMIZIN KORKULARI

Bazen çocuklarımızı tehlikelerden koruyalım derken onları insanlara karşı olumsuz düşünceler taşıyan bireyler olarak yetiştirebiliyoruz. Yabancılarla konuşmama ,kapıyı kimseye açmama konusunda aşırı uyarılan çocuklar herkesin kendilerine kötülük yapabileceği gibi uç bir fikre saplanabiliyorlar.Bu çocuklar ana babalarıyla birlikteyken bile yabancılarla diyalog kurmamaya,onlardan uzak kalmaya özen gösteriyorlar.Burada anne babaya düşen görev sınırları iyi belirlemektir.Çocukları tehlikelerden uzak tutmak isterken ne yazık ki daha büyük bir tehlikenin kucağına atabiliyoruz.Bu tehlike çocuğun duygusal gelişimi boyutunda yaşanıyor,kişiler arası ilişkileri olumsuzlaştırıyor.

Bazen yetişkinler yoğun koruyuculuk duyguları ve kendi korkularıyla çocuklara adeta korku aşılıyorlar. Öcü hikayeleri , çocuk kaçıran torbalı kadınlar, yalnız çocukları alıp götürenler,tık tık sesler…Çocuk bir kez duydumu bunları , düş gücünün de zorlamasıyla yoğun bir korku geliştirebiliyor.Yetişkinin kısacık bir cümlesi bile çocuğun bir korku senaryosu oluşturmasına yetiyor.Kısacası evde yalnız kalmak üzere hazırladığımız bir çocuğa “Sakın musluğu açık bırakma,bütün evi sel basar,sen de sulara kapılıp gidersin” dersek çocuk musluğu açık bırakma korkusundan elini bile yıkayamaz bir hale gelebilir.

1-Çocuğun yalnız kalması,
2-Karanlıkta bulunması,
3-Çevresinde kendisine aşina kimsenin yerine bir yabancıyı görmesi.

Yaşamın temeli ne devlet ne okul ne de başka bir şey…Yalnızca evdir.Yaşamı biçimlendiren öğretmenler değil,ülkeyi yöneten hükümdarlar değil,bütün bunları yapan evlerdeki annelerle babalardır.Bir ülkede en başta önem taşıyan ,toplum içindeki yaşam değildir.Tersine aile içindeki yaşam , her şeyin köküdür.Ve bütün nesneler kök nasılsa öze göre bir biçim kazanır.
 
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
97
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
ANNE BABAYA ÖZEL;
ÇOCUĞUNUZLA İLETİŞİM KURABİLİYOR MUSUNUZ?

Çocukla iletişim kurabilmenin ilk şartı, ona ciddi bir şekilde zaman ayırmaktır.
Dinlenildiğini gören çocuk,kabul edildiğini,dolayısıyla sevildiğini düşünür. Emir vermek,utandırmak,suçlamak ve aşağılamak yerine onu dinlemeye çalışın. Her şeyin yolunda gittiğini göreceksiniz.

Çocuk masum bir varlıktır.Dünya’ya ilk geldiği günden itibaren sürekli insanlarla ilişki içerisindedir.Annenin babanın ve öğretmenin kendisine verdiği şekil,onun biçimi olacaktır.Çocukların ilk modelleri anne ve babalarıdır.Genellikle çocuklar ailelerini model alırlar.Çocuklarımıza sözle değil davranışlarımızla örnek olmalıyız.

Çocuğunuzun gerçekten demokratik bir ortamda yetişmesini istiyorsanız anne baba olarak,şu tavsiyelere kulak veriniz:

 Çocuğunuza zaman ayırın,çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz zamanı önemseyiniz.
 Çocuğunuzla geçirdiğiniz vakitlerde,tüm ilginizi ona yoğunlaştırınız.Bu nedenle
başka işle meşgulken değil,kendinizi iyi hissettiğinizde çocuğunuzla ilgileniniz.
 Emir vermek,utandırmak,suçlamak yerine çocuğunuzu dinleyiniz.
 Dinlenildiğini gören çocuk,kabul edildiğini,dolayısıyla sevildiğini düşünür.
 Göz kontağı kurarak,gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştiriniz.Böylelikle çocuk iletişimi sürdürür.
 Kendisinin dinlendiğini gören çocuk ;duygularını ifade etme imkanı bulur ve aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar.Böylelikle mutlu olur.
 Davranışlarınızda çocuğa karşı tutarlı olunuz.
 Haklı başarılarından dolayı çocuğu takdir ediniz.
 Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayınız.Çocuk,anne ve babasının kendine değer vermesini ister.Başka çocuklarla karşılaştırılan çocuk kendini önemsiz,değersiz hissedebilir.Çocuğu kendine özgü,bağımsız bir birey olarak kabul etmek gerekir.
 Çocuğunuzun yerine onun meselesini siz çözmeye yönelmeyiniz.Çocuğun kendine güven duymasını engellemiş olursunuz.

ÇOCUĞUNUZA SAYGI DUYDUĞUNUZ ÖLÇÜDE ONUNLA İLETİŞİM KURABİLİRSİNİZ.
 
Katılım
5 Ağu 2006
Mesajlar
33
Tepki Skoru
0
Puanları
6
Yaş
40
faydalı olacak çok teşekkürler hocam
 
Katılım
31 Ağu 2006
Mesajlar
89
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
çok teşekkürler benim içinde çok iyi oldu bu bilgilerde tam aradığım şeyler teşekkürler:)
 
Katılım
13 Kas 2006
Mesajlar
162
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
37
yaa gerçekten tam aradığım şeylerdi ilaç gibi geldi çok saolunnnn
 
Katılım
28 Haz 2007
Mesajlar
21
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
41
rica ederim işinize yaradığına sevindim griş yapamadığım için adıma 21 ekledim
 

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst