Merhabalar Okul Öncesi Forum Resmi Web Sitesi 'Biz BÜYÜK Bir Aileyiz'

Foruma ücretsiz kayıt olarak mesaj gönderebilir, yeni konular oluşturabilir ve diğer üyeler ile etkileşim içine olabilirsiniz.

Anasınıfı Öğrenci Velileri İlk Toplantı Konusu

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Katılım
12 May 2006
Mesajlar
97
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
54
Çocuğumuz Okula Hazır mı?

Çocuklarımız ilköğretimde yeni bir yaşama başlar. Bu yeni yaşam çocuk için kimi zorlukları ve sorumlulukları da beraberinde getirecektir: Bu anlamda okul öncesi eğitim anlam kazanmaktadır.  Bu eğitim,  ilköğretimde karşılaşılacak sorunların üstesinden daha kolay gelmesine, kolay öğrenmesine yardımcı olacaktır.

Okul çocuğa, erken yatmak ve erken kalkmak, ders çalışmak, sınıfını başarıyla geçmek, oyun süresini sınırlamak gibi yeni sorumluluklar getirecektir. Anne ve babalar giderek ağırlaşan bu yükün altına giren çocuğa okula başlamadan ve başladıktan sonra psikolojik ve fizikî anlamda destek olmalıdırlar.

Çocuklar okulun ilk döneminde kimi korkular yaşayabilirler. Korkular davranışa dönüşebilir; haşarılık, saldırganlık şeklinde dışa vurulabilir. Bazıları da içlerine kapanabilirler.

Okula başlayan çocuklar ilk defa evden, aileden uzakta kalmaya başlayacaktır. Bu durum, evde kendisinin istenilmediği duygusunu yaratabilir. Evde bir kardeş varsa kıskançlık baş gösterebilir. Bu kritik süreçte çocuğun sevgiye, hoşgörüye ve desteğe gereksinmesi olduğu unutulmamalıdır.

Çocuğumuzun okula hazır olup olmadığına karar vermek için aşağıdaki sorulara tatmin edici yanıtlar bulup bulamadığımıza bakmak gerekebilir. Sıkıntı duyulan bir konu varsa bunu bir uzmanla paylaşarak karar vermekte yarar bulunmaktadır.
Bize fikir vermekte yardımcı olacak sorularımız şunlar;

1. Çocuğunuz mutlu mu?
2. Temizlik, giyinme, yemek yeme ve tuvalet gereksinimlerini kendisi karşılayabiliyor mu?
3. Eleştiri kabul ediyor mu?
4. Arkadaş grubuna katılıyor mu?
5. Tartışma ve söyleşilere kendi isteği ile katılıyor mu?
6. Eşyalarını paylaşıyor mu?
7. Sıraya uyuyor mu?
8. Başladığı işi bitiriyor mu?
9. İşbirliği yapıyor mu?
10. Kitap sayfalarını çevirebiliyor mu?
11. Makası doğru kullanıyor mu?
12. Yaptığı bir işi sırasıyla yapabiliyor mu?
13. Basit emirleri anımsıyor mu?
14. Basit öyküleri düzgün anlatabiliyor mu?
15.        Düşüncelerini açık ve net ifade edebiliyor mu?
16. Bebekçe konuşması değişti mi?
17. Sözcükleri doğru kullanabiliyor mu?
18. Yaşadığı çevreyi tanıyor ve bu çevre hakkında konuşabiliyor mu?
19. Sözcük hazinesi yaşına göre gelişmiş mi?
20. Görme algılaması iyi mi?
21. İşitme algılaması iyi mi?
22. Sağ ve sol elini ayırabiliyor mu?
23. Yazının soldan sağa olduğunu biliyor mu?
24. Resimlerden sonuçlar çıkarıp öykü anlatabiliyor mu?
25. Kitaplarla ilgilenmekten hoşlanıyor mu?
26. Yazılı sözcüklere ilgisi var mı?
27. Kalemi doğru tutabiliyor mu?
28. Düzgün çizgi çizebiliyor mu?
29. Geometrik şekilleri kopya edebiliyor mi?


Anne ve Babalar Eğitim Sürecinde Ne
Yapmalıdırlar?
Eğitim sürecinde temel üç öğe okul-öğrenci-ailedir. Çocuk, bu çevre içinde damıtılır ve yine bu çevreye birey olarak döner. Çocuğun eğitim sürecinde rol alan çevre, rollerini ne kadar yerinde ve gereği gibi yaparsa yine kendi içine dönecek olan bireyden o kadar düzey beklemek zorundadır. Halk içinde "Ne kadar köfte, o kadar ekmek." sözündeki gibi denilebilir. Ya da "Ne ekersen onu biçersin." sözünde olduğu gibi.
Okulun görevleri ve rolleri yazılı düzenlemelerle   belirlendiği için bu konuya girmiyoruz.
Öğrenciye    ilişkin rolleri ve görevleri ele aldık.Sacayağının üçüncüsü olan aileyi (anne-baba) ele almaz isek konu eksik kalacaktır.       Şimdi bu konuya yönelelim:

1. Et-kemik anlayışına son: Çocuğu okula kayıt ettirip öğretmenine ya da yöneticiye "Eti senin, kemiği benim." deme dönemi bütünüyle geride kalmıştır.
Günümüz eğitim anlayışı, öğrencinin merkeze alınmasını ve çevrenin (okul + aile) çocuğa göre işbirliği yapmasını zorunlu kılmaktadır. Çünkü çocuğu çevreleyen ve etkileyen etmenler sayıca ve nitelikçe artmıştır. Çocuk, yalnızca okul ortamında değil, okul dışı zamanlarda da ilgilenmeyi, yönlendirilmeyi beklemektedir. Buna gereksinimi vardır.
İyi bir eğitim tam gün süren eğitimdir. Bu süre bütünüyle okulda geçemeyeceği için okul dışı zamanlardaki eğitim işi aileye kalmaktadır.
Nüfusun kentlerde yoğunlaşması, ilişkilerin karmaşıklaşması, çevrenin genişlemesi ve bu karmaşa içerisinde çocuğun eriyip yitmemesi için ailenin denetim, gözetim ve yönlendirmesinin büyük önemi bulunmaktadır.
Çocuğun dış çevreden olumsuz yönde etkilenmemesi de bu ilgiye bağlıdır.
Etkiye çok açık olunan çocuk yaşlarda, savrulmaları önlemek için aile rehber olmalıdır.
Ancak, ailenin çocuğun eğitim sürecine katkısı, okuldan kopuk olmamalıdır. Okul ayrı bir yaklaşım, aile ayrı bir yaklaşım sergilerse çocuğun kişilik gelişiminde boşluklar ya da olumsuzluklar ortaya çıkabilir. Bu ise düzeltilmesi güç sonuçlar yaratır.

2. Sık sık okuluna gidin: Öğrenci, okul ortamında aile bireylerince izlendiğini bilmelidir. Ancak, bu izlemenin amacı ve anlamı öğrenciye iyi anlatılmalıdır.
Çoğu öğrenci, anne ya da babasının sıklıkla okula gelmesini istemez. Bunun nedeni, öğretmen ve yöneticilerle görüşen velilerin, görüşmelerinden çıkardıkları sonuçları hoşgörülü olarak yansıtmamalarıdır. Başarısızlık, eksiklik, yaramazlık ve benzeri bilgiler alan bir anne baba, bu bilgileri çocuğun üzerinde bir baskı ya da tehdit unsuru olarak kullanmakta; çocuk bu durumla karşılaşmak istememektedir.
Amacın; eksiklerin, yanlışların, hataların ya da başarısızlıkların nedenlerinin-boyutlarının öğrenil-mesi-bunların giderilmesinde okul ile birlikte hareket etmek olduğu; ev ortamı ile ilgili bilgilerin okula aktarılmasının çocuğun tanımlanabilmesi için gerekli olduğu çocuğa her iki tarafça (okul-aile) açıklanmalı; edinilen bilgiler, bir tehdit-baskı- unsuru olarak asla kullanılmamalı, hoşgörü temelinde yaklaşılmalı ve bir sorun varsa, bu sorun anne-baba-çocuk üçlüsünün işbirliği ile giderilmelidir.
Kesinlikle "sorun" hakkında çocuğun görüşü, düşüncesi alınmalı, kendini ifade etmesine fırsat verilmeli ve sonuna kadar dinlenmelidir. Tersi davranışlar çocuğun farklı tepkiler vermesine yol açabilir.
Gerektiğinde sorun, okul rehberlik servisini de işin içine alarak daha geniş bir alanda çözümlenmelidir.
Ailesinin okul ile ilişkisinin yoğun olduğunu bilen bir öğrenci, diğerlerine oranla daha sorumludur. Çünkü kendisiyle ilgili gelişmelerin sıkça aileye yansıyacağının farkındadır. Genel durumunu da buna göre düzenler.
Çocuğun okul dışı çevresinin ve bu evredeki gelişmelerin okula, öğretmenlere yansıtılması, öğrencinin okul sürecinde daha net tanımlanmasına ve öğretmenlerin öğrenciyi tam olarak tanıyarak yaklaşmalarına, ölçmelerine ve değerlendirmelerine yardımcı olacaktır.
Bir sağlık sorunu, bir psikolojik özellik, bir özel yetenek, alışkanlıklar, ilgiler bir çocuğun bütünlüğünü oluştururlar. Eğitim sürecindeki tüm aktörler (öğretmen, yönetici, rehber, anne baba) bu bütünü oluşturan parçaları tanırlarsa eğitimden alınacak sonuç çok daha nitelikli ve anlamlı olacaktır.

3. Kendinize göre beklenti içine girmeyiniz: Her bireyin kapasitesi aynı değildir. Çocuğunuzun kapasitesini doğru tanıyınız. Bu belirlenmiş kapasitenin üzerinde bir beklenti içine girmeyiniz. Çoğu kez yapılan bir yanlış, anne babanın çocuğundan kendi özlemlerine göre bir beklenti içine girmeleridir. Bir baba, asker ya da polis olmayı çok istemiş ama olamamışsa, oğlunun asker ya da polis olmasını ister. Bir anne eczacı olmayı istemiş ve olamamışsa, çocuğunun eczacı olmasını ister.
"Bak, bizim fırsatımız yoktu, okuyamadık. Senin hiçbir eksiğin yok. Oku da büyük adam ol." ve benzeri söylemleri sık sık duyarız.
Bu sözler iki yönüyle de doğru değildir. Okuyarak büyük adam olmak bir kapasite sorunudur. Alt yapısı yoksa, eğitim sürecinde yeterli destekler yoksa, bu kapasitenin artması olanaklı değildir. Böyle bir beklenti ve bu beklentinin çocuğa telkin edilmesi, çocuğun üzerinde bir baskı oluşturacaktır.
Bunun yerine çocuğunuzu günlük yaşamın her alanında; okulda, okul dışında, evde, arkadaş grubunda gözlemleyerek tanıyınız. Bir bütün olarak bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra neyi, ne kadar bekleyebileceğinize karar veriniz. Bu yöntem daha sağlıklıdır. Kimse gereksiz gerilimler içine girmez. İlişkiler olumlu seyreder.
Öte yandan çocuğunuzdan kapasitesinin üzerinde yüksek başarı beklentisine girmeniz, çocuğunuzun hırpalanması, duygusal anlamda yaralanması sonucunu doğurabilir.
Hele hele beklentinize uygun gelişmeler olmadığında olumsuz yargılara yönelmek söz konusu olursa bu çok daha tehlikelidir. Çocuklar için tembel, yaramaz, pısırık, korkak, beceriksiz tanımları kullanılmamalıdır. Böyle olumsuz tanımlar çocuğun kendine güvenini sarsacağı gibi kaygısını da artıracaktır. Çocukların böyle kaygılarla başa çıkmaları zordur.
Anne baba özellikle çocuktaki kaygıyı artırıcı davranışlardan kaçınmalıdır. Onlar hissetmese de çocuk zaten içinde bulunduğu durumda birçok kaygı taşımaktadır. Anne babanın bunlara ekleyeceği her yeni kaygı, çözümü biraz daha zorlaştıracaktır.
"Bak dayının oğlu üniversiteye girdi. Ya sen?"
"Sen bu kadarcık çalışmayla hiçbir yere varamazsın."
"Senden çok şey bekliyoruz. Bizi utandırma!" gibi söylemler kaygı artırıcı niteliktedir.

4. Motivasyonu (güdüleme) olumsuz etkilemeyiniz: Öğrenci başarısında güdülemenin önemi büyüktür. Zaman zaman anne baba, çocuğun güdülemesini artırmak düşüncesiyle çocuğa sıkça telkinde bulunurlar. "Aman çalış, çalışmazsan sınıfını geçemezsin!" gibi tekrarlar her zaman güdülemeyi artırmayacağı gibi ters tepki de yaratabilir.
Bu noktada yapılan hatalardan birisi de bazı sonuçların ceza olarak gösterilmesidir. "Sınıfta kalırsan tamircinin yanına vereceğim." demek tamircilik işinin kötü bir iş olduğunu, onun için bir ceza olduğunu söylemektir. Yani çocuk ileride tamirci olursa bu bir ceza olacaktır ve tüm yaşamını bu ceza yerinde ve işinde geçirecektir. Böyle bir yaşam düşünülebilir mi?
Tabi ki ara sıra uyarmalar olacaktır. Ama bu uyarmalar tehditten uzak, daha önce de değindiğimiz gibi kapasitesine uygun ve ölçülü olmalıdır. Kendiniz örnek olmaya çalışınız. Akşam tüm zamanını TV karşısından geçiren ve okumak için eline bir gazete, kitap almayan bir anne babanın çocuğuna TV izlemek yerine dersine çalışması gerektiğini söylemesi ne kadar etkili olabilir ki? Zaman zaman siz de TV'yi kapatıp bir şeylerle ilgilenirseniz her hâlde daha etkili bir mesaj vermiş olursunuz.
Tartışmalarda ölçü kaçarsa, çocuktan farklı bir tartışma adabı beklenmemelidir.
Sosyal, siyasal konularda beklentileriniz de olabildiğiniz örnekten fazla olmamalıdır. Haberleri izlemeyen bir anne babanın, çocuğundan bu yönde bir beklentisi de olmamalıdır. Yaşamın tüm boyutlarında örnek davranış göstermek gerekmektedir. Yoksa, bunlar yalnızca çocuktan beklenmemelidir. İleri beklentiler çocuğunuzla ilişkilerinizin soğumasını, aranın açılmasını doğurabilir.

5. Yaşam bir "tek"e bağlı değildir: Önünde uzun bir yaşam ve bin bir seçeneği olan çocuklara yaşamı bir "tek"miş gibi göstermek doğru bir seçim olamaz. "Üniversiteye giremezsen yandın.", "Filânca işe giremezsen mahvoldun." gibi tek seçenek dayatmak çocuğu ileri derecede kaygılandıracaktır.
Yaşamı görmesini ve sevmesini öğretmek bir görevdir. Anne baba bu görevi unutmamalıdır. Yoksa farkında olmadan çocuğa ıstırap çektirmiş olur.
6. Kabullenici olunuz: Bazı şeyler vardır. Siz, biz istemesek de o öyledir. Bunu ısrarla reddetmenin boşa enerji ve zaman harcamak olduğu bir gerçektir.
Çocuğunuzun değiştiremeyeceğiniz yönlerini kabul ediniz. Müziğe karşı ilgisi, yeteneği ve yeterli eğitimi olmayan çocuğunuzun "neden piyano ya da bağlama çalamadığına" takılıp; hayıflanmayınız.
Matematik dersinden zayıf olduğunu kabul ederseniz kırık not almış olmasını yorumlamanız daha sağlıklı olacaktır.

7. Övgüden kaçınmayınız: Tüm canlılar övgüden hoşlanırlar. Övgü, öz güveni artıracağı gibi, güdülemeyi de artırır. Çok sık ya da çok seyrek olmamak kaydıyla çocuklarınızın kimi davranışlarını övünüz. İyi ve düzenli bir giysi alışkanlığı varsa "Giydiklerin sana yakışıyor." demenin vereceği bir haz mutlaka vardır.
Düzenli beslenme, programını aksatmama, başarılı notlar getirme, arkadaşlık ilişkilerinde uyumlu olma gibi olumlu davranışlarını övgü ile ödüllendiriniz.
İnsan yaşamında hata, yadsınamaz bir gerçekliktir. Hatalardan dersler çıkarmak gerekir. Ancak tekrarlanması ve büyük hatalara dönüşmesi tehlikelidir. Tekrarlanmaz ve büyük hatalara dönüşmezse küçük hatalara izin verilebilir ve bunlardan dersler çıkarılması sağlanabilir. Hiç hata yapmamayı beklemek hiçbir şey yapmamayı beklemektir. Hareket eden canlının hata yapması da doğaldır.
Çocuklarımıza yönelttiğimiz eleştirilerin çoğu büyüklerimiz tarafından bizlere de zamanında yöneltilmiştir. Belki biz de bunları sürdürmekteyiz.

8. Çalışma ortamını sağlayınız: Eğitim sürecinde gerekli olan maddî, manevî ortamın hazırlanması anne babaya düşmektedir.
Nasıl bir ortam hazırlanacağına ise anne — baba, çocuk ile birlikte karar vermelidir. "Ben böyle uygun gördüm." yaklaşımı, çocuğun özgün kişiliğini yok saymaktır. Çocuğun doğrudan içinde yer alacağı ortamın hazırlanmasında söz hakkı olmalıdır. Gerekirse okul rehberlik servisinden yardım alınabilir.

9. Aile içi karârlara katınız: Çocuk, aileyi ilgilendiren tüm kararlardan öyle ya da böyle etkilenmektedir. Bazı kararlardan daha çok ve doğrudan etkilenebildiği gibi, bazılarından daha az ve dolaylı olarak etkilenebilir. Özellikle doğrudan etkileneceği kararlara katılmasını sağlayınız. Alınacak bir mobilyanın modeli, rengi, giysilerinin seçimi, satın alınması, bir tatil programı, beslenmesi gibi konularda kararlara katılmasının sağlanması hem sonuçlarını benimsemesi açısından önemlidir hem de sorumluluk alması noktasında önemlidir.

10. Arkadaşça yaklaşınız: Anne baba rolleri çocuğa göre biraz otoriter görünmektedir. Bu sanki ast-üst ilişkisi gibi algılanır. Bu durumda tarafların birbirine yeterince yakınlaşması olmaz. Birbirlerini tanıma, anlama noktaları eksik kalır. Bu eksiklik yanlış yargılara götürür.
Arkadaş sıcaklığı, sırdaşlık, paylaşım önemlidir. Empati yapınız. Kendinizi çocuğunuzun yerine koyunuz ve anne babadan neler  bekleyebileceğinizi düşününüz. Böyle bir iletişim, ilişkileri oldukça sağlıklı bir noktaya getirecektir.
Çocuğunuzla ortak zamanlar yaratınız ve bu zamanları birlikte geçiriniz. Onu sanata, spora yöneltiniz, siz de ilgileniniz
 
Katılım
3 May 2006
Mesajlar
238
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
53
Bende toplantıda bu konuda dahil olmak üzere sınıf içi etkinlikleri tanıtıcı,6 yaş özellikleri vb.el broşürü hazırladım. velilerime toplantı sonunda dağıtıyorum.faydasını gördüm.
 
Katılım
30 May 2006
Mesajlar
382
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
12ağustosta bizimde toplantımız var öğretmenimizle tanışıcaz ümidediyorumki sizler gibi bilinçli bir öğretmenle karşılaşırız:)
 
Katılım
30 May 2006
Mesajlar
382
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
40
okulun 3. günüydü dün ve öğretmen değişikliği yaşadı çocuklar bunu neden daha önce yapmazlar anlamıyorum
ve ben sınıfa girmesem öğretmenin bizlerle tanışacağı yok
ne bir broşür de yok
velilerinde eğitilmesi gerekli çocuklarla birlikte işbirliği içinde olunması gerekli öğretmenle
 
Katılım
12 Ara 2006
Mesajlar
180
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
39
tsk arkadasım ben mail istemeyecem ben kopyaladım pc ye
 

Selçuk Aydın

Akademisyen
Yönetici
Katılım
30 Nis 2006
Mesajlar
3,038
Tepki Skoru
47
Puanları
48
Arkadaşlar 30 a yakın mesajı sildim.
Ne kadar uyarsamda işe yaramıyor.Emaili yaz sana yollayayım veya benim emaile yollayıver gibi ifadeler yanlış ve yasak.

Bir şey biliyorsanız forumda paylaşın lütfen.Forumun amacı paylaşım.O zaman kapatalım forumu herkes mail atsın birbirine.

Dikkat ettim eski üyeler bile bu yanlışı yapmış.Ondan sonra msn nize gibi giriyor mailini forumdan aldığını söylüyor sonra bizi suçluyorsunuz.

O kadar uyarıyorum demekki boşuna uyarıyorum :(
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Giriş yap

Okul Öncesi Forum TV

000
Gün
00
Saat
00
Dakika
00
Saniye
Canlı yayına kalan süre.

18 Yıldır Sizlerle

18 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Üst