PSİKO-SOSYAL GELİŞİM EVRELERİ
Psiko-sosyalgelişim denilince akla H. Erikson gelir. Freud’un takipçisidir. Fakat Freud’unher şeyi cinsellikle açıklamasını abartılı bulmuştur. Erikson’a göre insan,sosyal bir varlıktır.
Psiko-sosyal gelişimi olumlu ve olumsuz olmak üzere iki uçta ele almıştır.
1. TEMEL GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİKEVRESİ:
Bu dönem Freud’un Oral Dönemine denk düşer. 0-1.5 yaşları arasını kapsar. Budönem, çocuğun temel güven duygusunu kazandığı bir dönemdir. Çocuğun ihtiyaçlarıgiderilirse rahat uyuduğu gözlenir. Eğer çocuğun ihtiyaçları sevecenliklekarşılanırsa temel güven duygusu gelişir. Bu dönemde ya temel güven duygusukazanılır, ya da tam tersi, güvensizlik duyguları kazanılır. Eğer çocukbakımında sevgi yoksa, bu durum güvensizlik duygusunun gelişmesine sebep olur.Güvensiz çocuklar çevresine ve annesine güvenmemektedir. Her an terk edilmeduygusu içindedirler.
2. ÖZERKLİĞE KARŞI ŞÜPHE VE UTANÇEVRESİ:
Bu dönem Freud’un Anal Dönemine denk düşer. Eğer çocukta güven duygusugelişmişse çocuk özerkliğe rahat kavuşabilecektir. Bunun yanında çocuk güvenduygusu kazanmamışsa şüphe ve utanç duyguları gösterecektir. Bu demek değildirki ilk dönem başarısız olduğunda tüm dönemler de başarısız olacaktır. Şüphesizböylesi durumlar telafi edilebilir durumlardır. Bu dönemin en barizözelliklerinden birisi de çocuğun ‘Ben yaparım’ çeklinde ortaya çıkmasıdır.Yetişkinlerin işlerine karışmalarından pek hoşnut olmazlar.
Bu dönemde tuvalet eğitimi önemli bir yer tutar. Tuvalet eğitimi sırasındaannenin baskıcı ve cezalandırıcı tutumu çocuğun özerkliğine engel olur. Bununsonucunda ileriki yıllarda anormal utanma ve şüphe duyguları yerleşir. Çocuktaher duygu normal sınırlar içinde yerleşmelidir. Aşırı koruyuculuk da özerkliğiengeller.
3. GİRİŞKENLİĞE KARŞI SUÇLULUK EVRESİ:
Freud’un Fallik dönemine denk düşer ve 3-7 yaş arasını kapsar. Bu döneminönemli özelliği, çocuk 3 yaşında cinsiyetini fark etmeye başlıyor ve 5. yaşındada bu cinsiyetin kalıcı olduğunu öğreniyor. Bu andan itibaren de cinsiyetingetirdiği rolleri sergilemeye çalışır. Bu dönemde motor beceriler oldukçagelişmiştir. Çocuklara bu dönemde tek başlarına bir işi becerebilme cesaretikazandırılmalıdır. Çocuğa başarması için verilen iş ne çok kolay ne de çok zorolmalıdır.
4. ÇALIŞKANLIĞA KARŞILIK AŞAĞILIKDUYGUSU EVRESİ:
Latent döneme denk düşer. 6-11 yaşları arasını kapsar. Bu dönem sakin birdönemdir. Çocuk kendi cinsleriyle oynar ve karşı cinse düşmanca duygularbesler. Kendini yaşıtlarıyla karşılaştırır ve bunun sonucunda kendisiyle ilgiliyargıya (çalışkan-tembel vb.) varır. Uzmanlara göre çocuk kendini başkalarıyladeğil de geçmişteki kendiyle karşılaştırırsa daha sağlıklı bir değerlendirmeyevarılır. Bu dönemde çocuk, hangi alanda başarılı ise o alanda taktir edilmelive o yönü desteklenmelidir. Bu dönemde çocuktan fazla beklentiler içine girmekileride çocuğun Obsesif bozukluklar geliştirmesine neden olabilir.
5. KİMLİK KAZANMAYA KARŞI ROL KARMAŞASIEVRESİ:
Bu dönem, 12-18 yaşlarını, yani ergenlik dönemini kapsar. Genital döneme denkdüşmektedir. Çocuğun vücudu artık yetişkin vücuduna dönüşür. Bu nedenle artıkçocuk tavırlarını bırakıp yetişkin tavırlar sergilemesi beklenir. Ancak bukolay gerçekleşmez. Nedeni ise rollerin değişiminin zor olmasıdır. Bu döneminönemli özelliklerinden birisi de kimlik kazanma dönemi olmasıdır. Bu dönemdegenç anne ve babasına karşı çıkar, kendi kimliğini oluşturmak için başkalarınınkimliğini dener veya benimser. Başkalarını model alır fakat sorumluluk almaktanda korkar. Zıt duygular aynı anda yaşanabilir. Kimlik kazanma, ömür boyu sürenbir iştir, ancak kimlik kazanmanın özü bu evrede gerçekleşir. Bir yandan çocukkalmak isteyen genç, diğer yandan da özgürce davranmak ister. Özgürlüğününkısıtlandığından şikayet eder.
Bu dönemin en önemli özelliklerinden birisi de tepki kimliğinin oluşmasıdır.Yani genç, kimliğini ararken bazı zararlı gruplara, çetelere girebilir. Anne vebabanın bu durumlardan çocuklarını koruması gerekir. Bu dönemde genç, biryandan anne babaya karşı çıkarken, bir yandan da onların ilgisini çekmek ister.
TEPKİ KİMLİĞİ:
Bu dönemde genç, ana baba hakimiyetine tepki gösterdiği gibi toplumun hakimkültürüne karşı da olumsuz tavır takınabilir. Bu duruma tepki kimliği kazanmadenir.
Erikson 4 kimlik statüsünden bahseder:
a) Başarılı kimlik statüsüne sahip olanlar:
b) Moratoryum kimlik statüsü: Karar verememe, uzatma anlamına gelir. Kararvermeyi sürekli geciktirirler. Aile içi ilişkiler dengesizdir.
c) İpotekli kimlik statüsü: bunalım yaşamazlar ama bağlılık söz konusudur. Anneve babanın hazır olarak sunduğu duruma bağlanırlar. Dolayısıyla bu durumdabireyleşemezler. Sakıncaları ancak anne babanın yokluğunda hissedilir.
d) Durgunluk kimlik statüsü: Bunalım yoktur, bağlanma da yoktur. Aile içietkileşim en alt seviyededir. Aile içi ilişki az olduğu için, birey bağlanmayadeğer bir durum göremez. Sorumsuzdur.
6. YAKINLIĞA KARŞI YALNIZLIK EVRESİ:
Freud gelişim dönemlerini bu evreye kadar açıklamıştır. Erikson ise bu evredensonraki gelişim dönemlerini de açıklar.
Bu evrede insanlar, bir önceki evreye oranla daha gerçekçi ilişkilerkurmaktadırlar. Yakınlaşma sağlanamadığı durumlarda insan, yalnızlıkduygularına kapılır. İlişkiler yüzeyseldir, gündeliktir ve çıkara dayanır. 18-Orta yaş arasını kapsar. Bu dönemin özelliği iş ve eş seçimidir.
7. ÜRETKENLİĞE KARŞI DURGUNLUK EVRESİ:
Altıncı dönemde yalıtkan olan kişi, bu dönemde üretkendir. Orta yaş döneminikapsar. Fedakârlık duygusu bu dönemde ön plana çıkar. Kendisi için değilbaşkaları için yaşar. Ağrıların başlaması, belin bükülmesi, dişlerin dökülmesiölüme doğru gidişi açıkça belli ediyor. Dolayısıyla kendisi için yaşamaktan çokbaşkaları için yaşama başlıyor.
Üreticilik duygusundan yoksun kişiler kendi çıkarlarını ön plana alarakyaşarlar. Bu nedenle üretmezler, durgun ve verimsizdirler.
8. BENLİK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI UMUTSUZLUKEVRESİ:
Yaşlılık dönemini kapsar. Her insan geçmişini film şeridi gibi gözlerininönünden geçirir ve yaptıklarının muhasebesini yapar. Bir senteze ulaşır,Hedeflerim neydi? Neleri yapabildim? Neleri yapamadım? gibi sorular sorarlar.Bu sorulara olumlu cevaplar bulabilenler ölümü de kabullenmekte zorlukçekmezler. Çünkü benlik bütünlüğüne ulaşmışlardır.
Psiko-sosyalgelişim denilince akla H. Erikson gelir. Freud’un takipçisidir. Fakat Freud’unher şeyi cinsellikle açıklamasını abartılı bulmuştur. Erikson’a göre insan,sosyal bir varlıktır.
Psiko-sosyal gelişimi olumlu ve olumsuz olmak üzere iki uçta ele almıştır.
1. TEMEL GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİKEVRESİ:
Bu dönem Freud’un Oral Dönemine denk düşer. 0-1.5 yaşları arasını kapsar. Budönem, çocuğun temel güven duygusunu kazandığı bir dönemdir. Çocuğun ihtiyaçlarıgiderilirse rahat uyuduğu gözlenir. Eğer çocuğun ihtiyaçları sevecenliklekarşılanırsa temel güven duygusu gelişir. Bu dönemde ya temel güven duygusukazanılır, ya da tam tersi, güvensizlik duyguları kazanılır. Eğer çocukbakımında sevgi yoksa, bu durum güvensizlik duygusunun gelişmesine sebep olur.Güvensiz çocuklar çevresine ve annesine güvenmemektedir. Her an terk edilmeduygusu içindedirler.
2. ÖZERKLİĞE KARŞI ŞÜPHE VE UTANÇEVRESİ:
Bu dönem Freud’un Anal Dönemine denk düşer. Eğer çocukta güven duygusugelişmişse çocuk özerkliğe rahat kavuşabilecektir. Bunun yanında çocuk güvenduygusu kazanmamışsa şüphe ve utanç duyguları gösterecektir. Bu demek değildirki ilk dönem başarısız olduğunda tüm dönemler de başarısız olacaktır. Şüphesizböylesi durumlar telafi edilebilir durumlardır. Bu dönemin en barizözelliklerinden birisi de çocuğun ‘Ben yaparım’ çeklinde ortaya çıkmasıdır.Yetişkinlerin işlerine karışmalarından pek hoşnut olmazlar.
Bu dönemde tuvalet eğitimi önemli bir yer tutar. Tuvalet eğitimi sırasındaannenin baskıcı ve cezalandırıcı tutumu çocuğun özerkliğine engel olur. Bununsonucunda ileriki yıllarda anormal utanma ve şüphe duyguları yerleşir. Çocuktaher duygu normal sınırlar içinde yerleşmelidir. Aşırı koruyuculuk da özerkliğiengeller.
3. GİRİŞKENLİĞE KARŞI SUÇLULUK EVRESİ:
Freud’un Fallik dönemine denk düşer ve 3-7 yaş arasını kapsar. Bu döneminönemli özelliği, çocuk 3 yaşında cinsiyetini fark etmeye başlıyor ve 5. yaşındada bu cinsiyetin kalıcı olduğunu öğreniyor. Bu andan itibaren de cinsiyetingetirdiği rolleri sergilemeye çalışır. Bu dönemde motor beceriler oldukçagelişmiştir. Çocuklara bu dönemde tek başlarına bir işi becerebilme cesaretikazandırılmalıdır. Çocuğa başarması için verilen iş ne çok kolay ne de çok zorolmalıdır.
4. ÇALIŞKANLIĞA KARŞILIK AŞAĞILIKDUYGUSU EVRESİ:
Latent döneme denk düşer. 6-11 yaşları arasını kapsar. Bu dönem sakin birdönemdir. Çocuk kendi cinsleriyle oynar ve karşı cinse düşmanca duygularbesler. Kendini yaşıtlarıyla karşılaştırır ve bunun sonucunda kendisiyle ilgiliyargıya (çalışkan-tembel vb.) varır. Uzmanlara göre çocuk kendini başkalarıyladeğil de geçmişteki kendiyle karşılaştırırsa daha sağlıklı bir değerlendirmeyevarılır. Bu dönemde çocuk, hangi alanda başarılı ise o alanda taktir edilmelive o yönü desteklenmelidir. Bu dönemde çocuktan fazla beklentiler içine girmekileride çocuğun Obsesif bozukluklar geliştirmesine neden olabilir.
5. KİMLİK KAZANMAYA KARŞI ROL KARMAŞASIEVRESİ:
Bu dönem, 12-18 yaşlarını, yani ergenlik dönemini kapsar. Genital döneme denkdüşmektedir. Çocuğun vücudu artık yetişkin vücuduna dönüşür. Bu nedenle artıkçocuk tavırlarını bırakıp yetişkin tavırlar sergilemesi beklenir. Ancak bukolay gerçekleşmez. Nedeni ise rollerin değişiminin zor olmasıdır. Bu döneminönemli özelliklerinden birisi de kimlik kazanma dönemi olmasıdır. Bu dönemdegenç anne ve babasına karşı çıkar, kendi kimliğini oluşturmak için başkalarınınkimliğini dener veya benimser. Başkalarını model alır fakat sorumluluk almaktanda korkar. Zıt duygular aynı anda yaşanabilir. Kimlik kazanma, ömür boyu sürenbir iştir, ancak kimlik kazanmanın özü bu evrede gerçekleşir. Bir yandan çocukkalmak isteyen genç, diğer yandan da özgürce davranmak ister. Özgürlüğününkısıtlandığından şikayet eder.
Bu dönemin en önemli özelliklerinden birisi de tepki kimliğinin oluşmasıdır.Yani genç, kimliğini ararken bazı zararlı gruplara, çetelere girebilir. Anne vebabanın bu durumlardan çocuklarını koruması gerekir. Bu dönemde genç, biryandan anne babaya karşı çıkarken, bir yandan da onların ilgisini çekmek ister.
TEPKİ KİMLİĞİ:
Bu dönemde genç, ana baba hakimiyetine tepki gösterdiği gibi toplumun hakimkültürüne karşı da olumsuz tavır takınabilir. Bu duruma tepki kimliği kazanmadenir.
Erikson 4 kimlik statüsünden bahseder:
a) Başarılı kimlik statüsüne sahip olanlar:
b) Moratoryum kimlik statüsü: Karar verememe, uzatma anlamına gelir. Kararvermeyi sürekli geciktirirler. Aile içi ilişkiler dengesizdir.
c) İpotekli kimlik statüsü: bunalım yaşamazlar ama bağlılık söz konusudur. Anneve babanın hazır olarak sunduğu duruma bağlanırlar. Dolayısıyla bu durumdabireyleşemezler. Sakıncaları ancak anne babanın yokluğunda hissedilir.
d) Durgunluk kimlik statüsü: Bunalım yoktur, bağlanma da yoktur. Aile içietkileşim en alt seviyededir. Aile içi ilişki az olduğu için, birey bağlanmayadeğer bir durum göremez. Sorumsuzdur.
6. YAKINLIĞA KARŞI YALNIZLIK EVRESİ:
Freud gelişim dönemlerini bu evreye kadar açıklamıştır. Erikson ise bu evredensonraki gelişim dönemlerini de açıklar.
Bu evrede insanlar, bir önceki evreye oranla daha gerçekçi ilişkilerkurmaktadırlar. Yakınlaşma sağlanamadığı durumlarda insan, yalnızlıkduygularına kapılır. İlişkiler yüzeyseldir, gündeliktir ve çıkara dayanır. 18-Orta yaş arasını kapsar. Bu dönemin özelliği iş ve eş seçimidir.
7. ÜRETKENLİĞE KARŞI DURGUNLUK EVRESİ:
Altıncı dönemde yalıtkan olan kişi, bu dönemde üretkendir. Orta yaş döneminikapsar. Fedakârlık duygusu bu dönemde ön plana çıkar. Kendisi için değilbaşkaları için yaşar. Ağrıların başlaması, belin bükülmesi, dişlerin dökülmesiölüme doğru gidişi açıkça belli ediyor. Dolayısıyla kendisi için yaşamaktan çokbaşkaları için yaşama başlıyor.
Üreticilik duygusundan yoksun kişiler kendi çıkarlarını ön plana alarakyaşarlar. Bu nedenle üretmezler, durgun ve verimsizdirler.
8. BENLİK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI UMUTSUZLUKEVRESİ:
Yaşlılık dönemini kapsar. Her insan geçmişini film şeridi gibi gözlerininönünden geçirir ve yaptıklarının muhasebesini yapar. Bir senteze ulaşır,Hedeflerim neydi? Neleri yapabildim? Neleri yapamadım? gibi sorular sorarlar.Bu sorulara olumlu cevaplar bulabilenler ölümü de kabullenmekte zorlukçekmezler. Çünkü benlik bütünlüğüne ulaşmışlardır.