AÇIK EĞİTİM:
Açık eğitimde ise, tek bir felsefe ya da evrensel olarak onaylanmış varsayımlar bulunmamaktadır.
Açık eğitim, gerçek dünyaya ve topluma açılmaktadır. Çocuklar belirli etkinlikleri gerçekleştirmek için oyun alanlarına ve diğer açık alanlara gidebilirler. (Örneğin kuşları gözlemek ya da kuşları gözleyen insanlarla konuşmak için). Aynı şekilde toplumu oluşturan bireyler çocuklarla ilgili, beceri ve deneyimlerini paylaşmak için okula gelebilirler. Açık eğitim okul duvarlarını yıkmakta ve öğrenme dünyasını gerçekte bütün dünya olarak düşünmektedir. Sınıfın dört duvarını eğitim yeri olarak kabul etmemektedir, tüm dünya bir sınıftır, oyun alanları ve toplumda bir sınıftır ve çocuklar bu dünyaya çıkmakta, öğrendiklerini uygulamakta özgür olmalıdırlar.
Hayata hazırlanmanın yanısıra okulun kendisine de bir hayat olarak bakılmaktadır. Okul, aslında çocukları gerçek dünyaya gitmek için stratejiler geliştirirken onları koruyan bir sığınaktır. (Morrison. 1976).
Açık sınıflarda çocuklar kendi kendilerine öğrenmekte, ilgi ve eğilimleri doğrultusunda istediği etkinliği seçmektedirler. Öğretmen, nispeten pasif ve çocuğun aktif öğrenmesini “kolaylaştırıcı” bir kişi olarak davranmaktadır. Öğretmen öğrenmeyle ilgilenir. Teşvik edici ve motive edicidir. Doğrudan olmamak koşuluyla çocuklara rehberlik yapar. Açık eğitim izin verici olma ve müdahele ilkesi olan bir modeldir. Müdahele etmeme geleneği, kendi lehinde öğrenen çocuklara çok önemli seçenekler sunar. (Meisels, 1978).
Açık eğitimde öğretmen-çocuk ilişkisi karar vermeye katılım üzerine kurulmuştur. Çocuk öğrenme sürecinin merkezidir ve kendisi bizzat öğrenmeden sorumludur. Açık sınıf öğrenme-öğretme sürecinde hem çocuğun, hem de öğretmenin aktif kaıtlımı sağlanır. (Meisels, 1978).Açık sınıfta öğrenme, etkileşimci ve kaıtlımcı bir süreçtir. Bu süreçte öğretmen ve çocuk hedefleri planlamada, karar vermede, ortamı düzenleme ve uygulamada katılımcıdır. Öğrenme sürecinde çocuğa ilgilerin ifade etmesi ve ilgilerine uygun etkinliklere katılması için geniş fırsatlar sağlanmaktadır. Çocuk merkezli bir yaklaşımdır. (Meisels, 1978; Morrison, 1976).Bu yaklaşımlar incelendiğinde, temel görüş olarak çocuğu yaşayarak, öğrenen, öğrenme sürecinde aktif olan bir unsur olarak ele alındığını görmekteyiz.
Açık eğitimde çevre karar vermeye ve bilgi elde etmeye yarayan olanaklarla doludur. Çevre değişik şekilde düzenlendiği gibi kişilerin değişik biçimde kullanmasına da elverişlidir. Bu özellikleri taşıması için açık eğitimcinin çevreyi önceden planlaması ve hazırlaması gerekmektedir. Açık sınıfta çevre, hem çocuğun çevreyi çevreninde çocuğu etkileyebileceği biçimde karşılıklı tepki vermeye uygun şekilde düzenlenmelidir. (Knoblock, 1973).Sınıf alanı çocukların istedikleri gibi kullanılmasına izin vermek amacı ile mümkün olduğunca esnek ve belirsiz olmalıdır. Sınıf ortamında öğretmenin ihtiyacına göre çok sık değişiklikler yapılabileceği gibi çocukların planlanmalarına uygun değişiklikler de yapılabilmektedir. Örneğin bir grup çocuk bilim müzesi yapmak istiyorlarsa uygun düzenlemeleri hemen yapabilriler. Böylece sınıfta her bir çocuğun istediği ortam eğer mevcut değilse onu yaratması da mümkündür. Böylece çocuk kendi yaşantılarının geçeceği alanı yapılandırmaktadır. (Meisels, 1978).
Oyun odaları görsel olarak ilgi çekicidir ve oyun odalarının yeri çocukların çevrelerini farklı perspektiflerden algılayabilecekleri şekilde düzenlenmiştir. Küçük grup etkinlikleri için sık sık değişiklik yapmaya uygun panolar vardır. Kullanım amacı önceden belirli olan ilgi köşeleri dahi esneklik ve belirsizlik ilkesine uymaktadır. Çocuklar köşelerdeki materyallerde yeniden düzenlemeler yapabilirler. (Meisels, 1978, Wright. 1975).
Açık eğitimde öğretmen iyi bir planlayıcı olmalıdır. Çünkü programın başarıya ulaşmasında planlama çok önemlidir. Öğretmen planlamayı alışkanlık haline getirmelidir. Öğretmen planlama yaparken aşağıdaki sorulara cevap vermelidir.
-Gruptaki çocukların beceri ve yetenekleri ne düzeydedir?
-Onların ne öğrenmelerini istiyorum?
-Gruptaki çocukların ilgileri nelerdir?
-Çocuklar ne öğrenmek istiyorlar?
-Onları nereye yönlendirmek istiyorum?
-Planladıklarımızı nasıl başaracağız?
Öğretmenin rolü, gerekli malzeme ve materyali, ortamın düzenini sağlamaktır. Öğretmen çocuğun, araştırması esnasında ona eşlik eder. İnceleme, heşfetme, yeni sorular sorma ve cevaplar alma imkanlarını ortaya çıkarır. (Prakasha, 1983).Öğretmenin bir diğer niteliği de uyum ve uyarlama yeteneğidir. Öğretmenin farklı yaklaşımları ve alternatif yolları deneyerek bunları çocukların öğrenme şekillerine ve açık eğitime uyarlayabilmesidir. Bu özellik olmadan açık sınıfta başarılı olamayacaktır. Öğretmenin çocukların farklı öğrenme şekillerine ve sınıfın sesli ortamına da uyum sağlayabilmesig erekir. Zira geleneksel yaklaşımdaki gibi çocuklar ezberlemekte ya da sessiz kalmamakta farklı etkinlik ve süreçlere katılmaktadırlar. (Temel, 1993).Öğretmen eğitim sürecinde çocukların ilgilerini onlara sorarak, gözlemler yaparak belirlemeli bu ilgilerden yola çıkarak konuları belirleyebilmelidir. Bazen çocukların ilgilendikleri bir konu öğretmenin bilmediği bir konu olabilir bu durumda öğretmen çocukların ilgisini değerlendirmeli onlarla birlikte araştırma, tanıma ve öğrenmeye açık olmalıdır. (Temel, 1993).
Açık eğitimde öğretmen çocuklara saygı göstermelidir. Her şeyden önce öğretmen, temiz, şirin ya da iyi davranışlara sahip olmasa dahi çocukları olduğu gibi kabul edebilmelidir. Ayrıca öğretmen her çocuğun farklı ve bireysel olma hakkına sahip olduğuna inanmalıdır. (Temel, 1993).
Açık eğitimde, çocuğun anaokulundaki günü, bahçede serbest oyunla başlar. Daha sonra, öğretmenle sabah görüşmesine sıra gelir. Bu görüşme, sabah ve gün ortasında tüm çocukların bir araya gelmesiyle olur. Bu toplantının amacı eğitim değildir. Süresi 10-20 dk. Olur. Sabah toplantısının ardından çocuklar kendi seçimlerine uygun serbest aktivitelerde bulunur. Çocuk, ilgi duyduğu aktivite hakkında sorular sormaktan hoşlanır. Sabahın büyük bir bölümünü serbes taktivite oluşturur. Aktivite esnasında öğretmen, çocuk grupları arasında dolaşır, onlarla konuşur ve onları dinler. (Prakasha, 1983).
Açık eğitimde ise, tek bir felsefe ya da evrensel olarak onaylanmış varsayımlar bulunmamaktadır.
Açık eğitim, gerçek dünyaya ve topluma açılmaktadır. Çocuklar belirli etkinlikleri gerçekleştirmek için oyun alanlarına ve diğer açık alanlara gidebilirler. (Örneğin kuşları gözlemek ya da kuşları gözleyen insanlarla konuşmak için). Aynı şekilde toplumu oluşturan bireyler çocuklarla ilgili, beceri ve deneyimlerini paylaşmak için okula gelebilirler. Açık eğitim okul duvarlarını yıkmakta ve öğrenme dünyasını gerçekte bütün dünya olarak düşünmektedir. Sınıfın dört duvarını eğitim yeri olarak kabul etmemektedir, tüm dünya bir sınıftır, oyun alanları ve toplumda bir sınıftır ve çocuklar bu dünyaya çıkmakta, öğrendiklerini uygulamakta özgür olmalıdırlar.
Hayata hazırlanmanın yanısıra okulun kendisine de bir hayat olarak bakılmaktadır. Okul, aslında çocukları gerçek dünyaya gitmek için stratejiler geliştirirken onları koruyan bir sığınaktır. (Morrison. 1976).
Açık sınıflarda çocuklar kendi kendilerine öğrenmekte, ilgi ve eğilimleri doğrultusunda istediği etkinliği seçmektedirler. Öğretmen, nispeten pasif ve çocuğun aktif öğrenmesini “kolaylaştırıcı” bir kişi olarak davranmaktadır. Öğretmen öğrenmeyle ilgilenir. Teşvik edici ve motive edicidir. Doğrudan olmamak koşuluyla çocuklara rehberlik yapar. Açık eğitim izin verici olma ve müdahele ilkesi olan bir modeldir. Müdahele etmeme geleneği, kendi lehinde öğrenen çocuklara çok önemli seçenekler sunar. (Meisels, 1978).
Açık eğitimde öğretmen-çocuk ilişkisi karar vermeye katılım üzerine kurulmuştur. Çocuk öğrenme sürecinin merkezidir ve kendisi bizzat öğrenmeden sorumludur. Açık sınıf öğrenme-öğretme sürecinde hem çocuğun, hem de öğretmenin aktif kaıtlımı sağlanır. (Meisels, 1978).Açık sınıfta öğrenme, etkileşimci ve kaıtlımcı bir süreçtir. Bu süreçte öğretmen ve çocuk hedefleri planlamada, karar vermede, ortamı düzenleme ve uygulamada katılımcıdır. Öğrenme sürecinde çocuğa ilgilerin ifade etmesi ve ilgilerine uygun etkinliklere katılması için geniş fırsatlar sağlanmaktadır. Çocuk merkezli bir yaklaşımdır. (Meisels, 1978; Morrison, 1976).Bu yaklaşımlar incelendiğinde, temel görüş olarak çocuğu yaşayarak, öğrenen, öğrenme sürecinde aktif olan bir unsur olarak ele alındığını görmekteyiz.
Açık eğitimde çevre karar vermeye ve bilgi elde etmeye yarayan olanaklarla doludur. Çevre değişik şekilde düzenlendiği gibi kişilerin değişik biçimde kullanmasına da elverişlidir. Bu özellikleri taşıması için açık eğitimcinin çevreyi önceden planlaması ve hazırlaması gerekmektedir. Açık sınıfta çevre, hem çocuğun çevreyi çevreninde çocuğu etkileyebileceği biçimde karşılıklı tepki vermeye uygun şekilde düzenlenmelidir. (Knoblock, 1973).Sınıf alanı çocukların istedikleri gibi kullanılmasına izin vermek amacı ile mümkün olduğunca esnek ve belirsiz olmalıdır. Sınıf ortamında öğretmenin ihtiyacına göre çok sık değişiklikler yapılabileceği gibi çocukların planlanmalarına uygun değişiklikler de yapılabilmektedir. Örneğin bir grup çocuk bilim müzesi yapmak istiyorlarsa uygun düzenlemeleri hemen yapabilriler. Böylece sınıfta her bir çocuğun istediği ortam eğer mevcut değilse onu yaratması da mümkündür. Böylece çocuk kendi yaşantılarının geçeceği alanı yapılandırmaktadır. (Meisels, 1978).
Oyun odaları görsel olarak ilgi çekicidir ve oyun odalarının yeri çocukların çevrelerini farklı perspektiflerden algılayabilecekleri şekilde düzenlenmiştir. Küçük grup etkinlikleri için sık sık değişiklik yapmaya uygun panolar vardır. Kullanım amacı önceden belirli olan ilgi köşeleri dahi esneklik ve belirsizlik ilkesine uymaktadır. Çocuklar köşelerdeki materyallerde yeniden düzenlemeler yapabilirler. (Meisels, 1978, Wright. 1975).
Açık eğitimde öğretmen iyi bir planlayıcı olmalıdır. Çünkü programın başarıya ulaşmasında planlama çok önemlidir. Öğretmen planlamayı alışkanlık haline getirmelidir. Öğretmen planlama yaparken aşağıdaki sorulara cevap vermelidir.
-Gruptaki çocukların beceri ve yetenekleri ne düzeydedir?
-Onların ne öğrenmelerini istiyorum?
-Gruptaki çocukların ilgileri nelerdir?
-Çocuklar ne öğrenmek istiyorlar?
-Onları nereye yönlendirmek istiyorum?
-Planladıklarımızı nasıl başaracağız?
Öğretmenin rolü, gerekli malzeme ve materyali, ortamın düzenini sağlamaktır. Öğretmen çocuğun, araştırması esnasında ona eşlik eder. İnceleme, heşfetme, yeni sorular sorma ve cevaplar alma imkanlarını ortaya çıkarır. (Prakasha, 1983).Öğretmenin bir diğer niteliği de uyum ve uyarlama yeteneğidir. Öğretmenin farklı yaklaşımları ve alternatif yolları deneyerek bunları çocukların öğrenme şekillerine ve açık eğitime uyarlayabilmesidir. Bu özellik olmadan açık sınıfta başarılı olamayacaktır. Öğretmenin çocukların farklı öğrenme şekillerine ve sınıfın sesli ortamına da uyum sağlayabilmesig erekir. Zira geleneksel yaklaşımdaki gibi çocuklar ezberlemekte ya da sessiz kalmamakta farklı etkinlik ve süreçlere katılmaktadırlar. (Temel, 1993).Öğretmen eğitim sürecinde çocukların ilgilerini onlara sorarak, gözlemler yaparak belirlemeli bu ilgilerden yola çıkarak konuları belirleyebilmelidir. Bazen çocukların ilgilendikleri bir konu öğretmenin bilmediği bir konu olabilir bu durumda öğretmen çocukların ilgisini değerlendirmeli onlarla birlikte araştırma, tanıma ve öğrenmeye açık olmalıdır. (Temel, 1993).
Açık eğitimde öğretmen çocuklara saygı göstermelidir. Her şeyden önce öğretmen, temiz, şirin ya da iyi davranışlara sahip olmasa dahi çocukları olduğu gibi kabul edebilmelidir. Ayrıca öğretmen her çocuğun farklı ve bireysel olma hakkına sahip olduğuna inanmalıdır. (Temel, 1993).
Açık eğitimde, çocuğun anaokulundaki günü, bahçede serbest oyunla başlar. Daha sonra, öğretmenle sabah görüşmesine sıra gelir. Bu görüşme, sabah ve gün ortasında tüm çocukların bir araya gelmesiyle olur. Bu toplantının amacı eğitim değildir. Süresi 10-20 dk. Olur. Sabah toplantısının ardından çocuklar kendi seçimlerine uygun serbest aktivitelerde bulunur. Çocuk, ilgi duyduğu aktivite hakkında sorular sormaktan hoşlanır. Sabahın büyük bir bölümünü serbes taktivite oluşturur. Aktivite esnasında öğretmen, çocuk grupları arasında dolaşır, onlarla konuşur ve onları dinler. (Prakasha, 1983).