Dil, insana özgü ve güçlü bir iletişim aracı olup toplumsallaşmış semboller
kümesidir. Dil gelişimi ise, kelimelerin, sayıların, sembollerin kazanılması,
saklanması ve dilin kurallarına uygun olarak kullanılmasının gelişimidir. Dilin
kendine özgü kuralları ve bu kurallar çerçevesinde gelişen bir sistemi vardır.
Chomsky, dili, ses, sıra ve anlam öğelerinden oluşan organize edilmiş bir sistem
olarak görmektedir. Dil gibi karmaşık bir sistemin gelişiminde çeşitli görüşler
öne sürülmektedir. Bunlardan bir kısmı dil gelişiminde kalıtımın, diğerleri de
çevresel etkenlerin daha etkili olduğunu savunmaktadır.
Chomsky, çocuğun kendine göre gramer yapısı
geliştirmesini kazanılmış, yani kalıtımsal olarak getirdiği mekanizma ile
açıklamaktadır. Lenneberg de Chomsky'nin dil öğrenmedeki çalışmalarını
destekleyici incelemeler yapmış, organizmanın, dil öğrenmek için biyolojik
olarak daha önceden programlandığını söylemiştir. Piaget ise çocuğun
duyu-hareket yoluyla düşüncelerinin geliştiği ve gelişen bu düşüncelerin
konuşmalarında yansıdığı kanısındadır. Piaget'ye göre, bu durumda dil
gelişiminde en önemli faktör düşüncenin gelişimidir.
Dil gelişiminde çevre etkisinin önemli olduğunu
savunan Skinner, çocuğun dili, operant şartlanma, ile öğrenmekte olduğunu
belirtmektedir. Skinner dili öğrenmede pekiştireçlerin önemli rolü olduğunu
vurgulamaktadır. Örneğin, çocuğun çıkardığı sesleri ya da kelimeleri seçici
olarak pekiştirme yoluyla istenilen seslerin ya da kelimelerin
öğretilebileceğini savunmaktadır.
Skinner'den başka çevresele! görüşü
destekleyenler, pekiştirmenin yanı sıra dilin kazanılmasında model alma ya da
taklidin etkili olduğunu belirtmektedirler. Osser'e göre çocuk ve yetişkin
ilişkisinde, yetişkin çocuğun söylediklerini düzgün olarak tekrarlamalıdır.
Böylece yetişkin hem doğruyu pekiştirmiş olacak, hem de yapacağı
tekrarlamalarla, çocuğun daha düzgün cümleler kurmasını sağlayacaktır.
Bu yaklaşıma göre, çocuğun di! gelişimi daha
çok onun çevresine bağlıdır. Aile üyelerinin ve diğer yetişkinlerin tavırları,
çocuğun duygusal, sosyal ilişkilerindeki olaylar, dil gelişimini
şekillendirir.
Annenin ve diğer aile üyelerinin çocukla
konuşurken aksanları, kelimeleri sıralayışı, taklit etmeye hazır olan çocuğu
etkiler. Çünkü çocuk duyduğu sesi duyduğu sıraya göre seslendirme eğilimindedir.
Ayrıca konuşmalardaki tekrarlar, annenin yüz ifadesi ya da cümleyi açarak
yapacağı tekrarlar dili öğrenmeyi sağlar. Yetişkinlerin çocukça konuşmaları ise
dil öğrenmede engelleyici bir tutumdur.
Çocuğun dil gelişiminde hem insan beyninin
biyolojik yapısı, düşünme sisteminin gelişimi, hem de çocuğun içinde bulunduğu
çevre ve kültür etkilidir. Aynı zamanda, dil gelişimi de çocuğun bilişsel,
duygusal, sosyal gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Toplumsallaşmada dilin
önemli bir yeri olduğu gibi, kavram gelişimi, düşünme, ilişki kurma, problem
çözme gibi bilişsel gelişim alanlarında da etkilidir. Dil gelişimi diğer gelişim
alanlarıyla karşılıklı etkileşim içindedir ve birlikte ilerleme
sağlamaktadır.
Bugün dilin kazanılması ve gelişimi konusunda
çalışan otoriteler, dil gelişiminde ilk 10 yaşın, özellikle de okulöncesi
yıllarının kritik dönem olduğu konusunda birleşmektedirler. Ayrıca dil çocuğun
öğrenmesinde çok önemli bir etkendir. Bu nedenlerle okulöncesi yıllarda çocuğun
dil gelişimine önem verilmesi, dil gelişimini destekleyici öğretme-öğrenme
ortamlarının hazırlanması gereklidir. Çocuğun bu yaşlarda kazanacağı
yaşantıların niteliği daha sonraki öğrenmelerini büyük ölçüde
etkilemektedir.
Bloom'un insan davranışlarında değişme ve
kararlılık konusunda yaptığı analizler, ilk çocukluk çağlarında gelişme için
gerekli ortam ve yaşantı eksikliklerinin daha sonraki yıllar içindeki gelişmeyi
büyük ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Çocukların 1 8 yaşına kadar
gösterdikleri başarının %33'ü okulöncesindeki, %42'si ilkokul devresindeki,
%25'i ise ortaokul ve lisedeki başarıları ile açıklanabilmektedir. Bu durum,
öğrencilerin ortaöğretim kademesindeki başarı farklarının büyük bir kısmının
okulöncesi ve ilkokuldaki öğretmenlerle açıklanabileceğini göstermektedir.
Okul öğrenmelerinin temelini oluşturan ana
dilini kullanma yeterliği büyük ölçüde 2-10 yaşları arasında kazanılmaktadır.
Yine Bloom'un irdelediği araştırma sonuçlarına göre, okulda öğrenme ile ilgili
olarak özellikle anlatım gücü (dil yeteneği) için doğru olmak üzere, gelişmiş
ülke çocuklarının okul başarılarında görülen değişkenliğin önemli bir kısmı, bu
nitelikleri geliştirme bakımından aile ortamındaki farklara bağlanabilmektedir.
Ailede kullanılan dil, çocuğun zihin gelişmesine ve dolayısı ile okul ;
başarısına etki etmektedir. Öğretimin büyük ölçüde anlatıma dayalı olması,
sınırlı konuşma ortamın-; da yetişen bir çocukla, dili kullanma yönünden zengin
yaşantı sağlayan bir ortamda yetişen çocuk arasında önemli başarı farklarına
neden olmaktadır. Dili kullanmadaki sınırlılık düşünmeyi kısırlaştırmaklardır.
Yeterli sözcük hazinesine sahip olamayan ve sözcükleri doğru olarak kullanamayan
çocuğun doğal olarak okuldaki başarısı düşecektir, Dili etkili kullanmanın
bilişsel gelişime ve gelecekteki okul öğrenmelerine katkısı yanında çocuğun
sağlıklı duygusal ve sosyal gelişimine katkısı da göz ardı edilemez. Çocuğun
kendini ifade etmesinde, başkalarıyla olumlu ve etkili ilişkiler kurmasında,
kendini gerçekleştirmesinde, yaratıcılığın gelişiminde, dili etkili kullanma
yeteneğinin geliştirilmesi büyük bir öneme sahiptir.
Tüm gelişim alanları ile etkileşim içinde olan
dil gelişiminin okulöncesi dönemde kontrol altına alınması ve çocuğun dil
gelişimine yardım edecek etkinliklerin düzenlenmesi gerekmektedir. Bu
etkinlikler; çocuğun kelime hazinesinin zenginleştirilmesi-ni sağlayacak
etkinlikler (kelime oyunları, resimler hakkında konuşma, parmak oyunları,
tekerlemeler, dramatizasyon, plak dinleme, kitap okunması), çocuğun kendini
uygun cümlelerle ifade etme yeteneğinin gelişimi için etkinlikler, yeni
kelimelerin anlamının kazanılmasına yardımcı olmak için yapılacak etkinlikler
olmak üzere üç grupta toplanabilir.
Çocuğun ilerdeki yaşamında başarılı ya da
başarısız olmasını hazırlayabilecek dili etkili olarak kullanma yeteneğinin, dil
gelişiminin kritik olduğu okulöncesi yıllarda uygun öğretme-öğrenme ortamları
düzenlenerek geliştirilmesi gerekmektedir. Okulöncesi dönemde alınacak
önlemlerle, biyo-sosyal ve kültürel bakımdan dezavantajlı olan çocukların dil
gelişimine yardım edilerek eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkıda
bulunulabilir.
kümesidir. Dil gelişimi ise, kelimelerin, sayıların, sembollerin kazanılması,
saklanması ve dilin kurallarına uygun olarak kullanılmasının gelişimidir. Dilin
kendine özgü kuralları ve bu kurallar çerçevesinde gelişen bir sistemi vardır.
Chomsky, dili, ses, sıra ve anlam öğelerinden oluşan organize edilmiş bir sistem
olarak görmektedir. Dil gibi karmaşık bir sistemin gelişiminde çeşitli görüşler
öne sürülmektedir. Bunlardan bir kısmı dil gelişiminde kalıtımın, diğerleri de
çevresel etkenlerin daha etkili olduğunu savunmaktadır.
Chomsky, çocuğun kendine göre gramer yapısı
geliştirmesini kazanılmış, yani kalıtımsal olarak getirdiği mekanizma ile
açıklamaktadır. Lenneberg de Chomsky'nin dil öğrenmedeki çalışmalarını
destekleyici incelemeler yapmış, organizmanın, dil öğrenmek için biyolojik
olarak daha önceden programlandığını söylemiştir. Piaget ise çocuğun
duyu-hareket yoluyla düşüncelerinin geliştiği ve gelişen bu düşüncelerin
konuşmalarında yansıdığı kanısındadır. Piaget'ye göre, bu durumda dil
gelişiminde en önemli faktör düşüncenin gelişimidir.
Dil gelişiminde çevre etkisinin önemli olduğunu
savunan Skinner, çocuğun dili, operant şartlanma, ile öğrenmekte olduğunu
belirtmektedir. Skinner dili öğrenmede pekiştireçlerin önemli rolü olduğunu
vurgulamaktadır. Örneğin, çocuğun çıkardığı sesleri ya da kelimeleri seçici
olarak pekiştirme yoluyla istenilen seslerin ya da kelimelerin
öğretilebileceğini savunmaktadır.
Skinner'den başka çevresele! görüşü
destekleyenler, pekiştirmenin yanı sıra dilin kazanılmasında model alma ya da
taklidin etkili olduğunu belirtmektedirler. Osser'e göre çocuk ve yetişkin
ilişkisinde, yetişkin çocuğun söylediklerini düzgün olarak tekrarlamalıdır.
Böylece yetişkin hem doğruyu pekiştirmiş olacak, hem de yapacağı
tekrarlamalarla, çocuğun daha düzgün cümleler kurmasını sağlayacaktır.
Bu yaklaşıma göre, çocuğun di! gelişimi daha
çok onun çevresine bağlıdır. Aile üyelerinin ve diğer yetişkinlerin tavırları,
çocuğun duygusal, sosyal ilişkilerindeki olaylar, dil gelişimini
şekillendirir.
Annenin ve diğer aile üyelerinin çocukla
konuşurken aksanları, kelimeleri sıralayışı, taklit etmeye hazır olan çocuğu
etkiler. Çünkü çocuk duyduğu sesi duyduğu sıraya göre seslendirme eğilimindedir.
Ayrıca konuşmalardaki tekrarlar, annenin yüz ifadesi ya da cümleyi açarak
yapacağı tekrarlar dili öğrenmeyi sağlar. Yetişkinlerin çocukça konuşmaları ise
dil öğrenmede engelleyici bir tutumdur.
Çocuğun dil gelişiminde hem insan beyninin
biyolojik yapısı, düşünme sisteminin gelişimi, hem de çocuğun içinde bulunduğu
çevre ve kültür etkilidir. Aynı zamanda, dil gelişimi de çocuğun bilişsel,
duygusal, sosyal gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Toplumsallaşmada dilin
önemli bir yeri olduğu gibi, kavram gelişimi, düşünme, ilişki kurma, problem
çözme gibi bilişsel gelişim alanlarında da etkilidir. Dil gelişimi diğer gelişim
alanlarıyla karşılıklı etkileşim içindedir ve birlikte ilerleme
sağlamaktadır.
Bugün dilin kazanılması ve gelişimi konusunda
çalışan otoriteler, dil gelişiminde ilk 10 yaşın, özellikle de okulöncesi
yıllarının kritik dönem olduğu konusunda birleşmektedirler. Ayrıca dil çocuğun
öğrenmesinde çok önemli bir etkendir. Bu nedenlerle okulöncesi yıllarda çocuğun
dil gelişimine önem verilmesi, dil gelişimini destekleyici öğretme-öğrenme
ortamlarının hazırlanması gereklidir. Çocuğun bu yaşlarda kazanacağı
yaşantıların niteliği daha sonraki öğrenmelerini büyük ölçüde
etkilemektedir.
Bloom'un insan davranışlarında değişme ve
kararlılık konusunda yaptığı analizler, ilk çocukluk çağlarında gelişme için
gerekli ortam ve yaşantı eksikliklerinin daha sonraki yıllar içindeki gelişmeyi
büyük ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Çocukların 1 8 yaşına kadar
gösterdikleri başarının %33'ü okulöncesindeki, %42'si ilkokul devresindeki,
%25'i ise ortaokul ve lisedeki başarıları ile açıklanabilmektedir. Bu durum,
öğrencilerin ortaöğretim kademesindeki başarı farklarının büyük bir kısmının
okulöncesi ve ilkokuldaki öğretmenlerle açıklanabileceğini göstermektedir.
Okul öğrenmelerinin temelini oluşturan ana
dilini kullanma yeterliği büyük ölçüde 2-10 yaşları arasında kazanılmaktadır.
Yine Bloom'un irdelediği araştırma sonuçlarına göre, okulda öğrenme ile ilgili
olarak özellikle anlatım gücü (dil yeteneği) için doğru olmak üzere, gelişmiş
ülke çocuklarının okul başarılarında görülen değişkenliğin önemli bir kısmı, bu
nitelikleri geliştirme bakımından aile ortamındaki farklara bağlanabilmektedir.
Ailede kullanılan dil, çocuğun zihin gelişmesine ve dolayısı ile okul ;
başarısına etki etmektedir. Öğretimin büyük ölçüde anlatıma dayalı olması,
sınırlı konuşma ortamın-; da yetişen bir çocukla, dili kullanma yönünden zengin
yaşantı sağlayan bir ortamda yetişen çocuk arasında önemli başarı farklarına
neden olmaktadır. Dili kullanmadaki sınırlılık düşünmeyi kısırlaştırmaklardır.
Yeterli sözcük hazinesine sahip olamayan ve sözcükleri doğru olarak kullanamayan
çocuğun doğal olarak okuldaki başarısı düşecektir, Dili etkili kullanmanın
bilişsel gelişime ve gelecekteki okul öğrenmelerine katkısı yanında çocuğun
sağlıklı duygusal ve sosyal gelişimine katkısı da göz ardı edilemez. Çocuğun
kendini ifade etmesinde, başkalarıyla olumlu ve etkili ilişkiler kurmasında,
kendini gerçekleştirmesinde, yaratıcılığın gelişiminde, dili etkili kullanma
yeteneğinin geliştirilmesi büyük bir öneme sahiptir.
Tüm gelişim alanları ile etkileşim içinde olan
dil gelişiminin okulöncesi dönemde kontrol altına alınması ve çocuğun dil
gelişimine yardım edecek etkinliklerin düzenlenmesi gerekmektedir. Bu
etkinlikler; çocuğun kelime hazinesinin zenginleştirilmesi-ni sağlayacak
etkinlikler (kelime oyunları, resimler hakkında konuşma, parmak oyunları,
tekerlemeler, dramatizasyon, plak dinleme, kitap okunması), çocuğun kendini
uygun cümlelerle ifade etme yeteneğinin gelişimi için etkinlikler, yeni
kelimelerin anlamının kazanılmasına yardımcı olmak için yapılacak etkinlikler
olmak üzere üç grupta toplanabilir.
Çocuğun ilerdeki yaşamında başarılı ya da
başarısız olmasını hazırlayabilecek dili etkili olarak kullanma yeteneğinin, dil
gelişiminin kritik olduğu okulöncesi yıllarda uygun öğretme-öğrenme ortamları
düzenlenerek geliştirilmesi gerekmektedir. Okulöncesi dönemde alınacak
önlemlerle, biyo-sosyal ve kültürel bakımdan dezavantajlı olan çocukların dil
gelişimine yardım edilerek eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkıda
bulunulabilir.