Kaygı, Korku, Karar verme, Sevgi ve Bilgi arasındaki bağıntıyı düşünmek

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan t-duran
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 19:11
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
28 Ocak 2012
Mesajlar
3
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@t-duran
[FONT=Arial, sans-serif]
[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Herinsanın belli bir oranda kaygı ve korkusu vardır, Kararlarımıve hayatımın olağan akışını uzun süre etkileyecek şekildekaygı ve korkularım olduğunda burada durup cesur bir şekildedüşünülmesi gerek, nelerden kaygı ve korku duyuyorum, bu kaygıve korkularım ne kadar gerçekçi, ben mi üretiyorum bu kaygı vekorkuları, ben üretiyorsam nasıl bir hayat anlayışım olmalı kikaygı ve korkuları daha az yaşamalıyım.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]İnsankendi hayatını etkileye bilme becerisine sahip midir veya ne kadarkendi hayatını etkileyebilir, doğuştan gelen genetik faktörlerve olumsuz çevre şartları kişinin kendi hayatını bilinçlişekilde etkilemesinde ne kadar etkilidir. Mesela dikkat eksikliğiyaşayan bir çocuk kendi iradesini istediği gibi kullanabilir mi,dikkat eksikliği yaşayan bu çocuk dikkat eksikliğinden dolayıyaptığı çalışmaları doğru bir şekilde sonuçlandırmak isterama dikkat eksikliği yüzünden sonuçlandıramaz ve başarısızolur, bu kişide bu durumdan ötürü zaman içinde güven eksikliğide meydana gelir ve bu güven eksikliğini çoğu durumda çevredengelen olumsuz değerlendirmelerde artırır, güven eksikliğinin veçevrenin olumsuz değerlendirmelerinden sonra bu kişide kaygı dameydana gelir, genelde toplumda başarılı kişi sevilir, kişisevgisiz bir ortamda büyümenin verdiği yoksunlukla da kararlarındaçok sağlıklı olamayabiliyor. Başka bir misal vereyim,küçüklüğünde kötü bir çocukluk geçirmiş biri -şiddetgörmüş, yabancı ve istenmeyen diye dışlanmış, karşılıksızsevgi görmemiş, gereğinden fazla yük yüklenmiş... -büyüdüğündebu durumun etkisinde kalarak yaşadığı kötülükleri başkalarınayaşatmaya çalışıyorsa, bu kötü durumdan dolayı içindedevamlı bir huzursuzluk duyuyorsa veya bu huzursuzluk sonucu yaşamıanlamsız buluyorsa bu kişi ne kadar kendi hayatını kendisietkileyebilmekte ? Kendime bu soruları sormadan edemiyorum. Bukonuda benim düşüncem söyle; İnsan kendi hayatınıbilinçli bir şekilde yön veremiyorsa ne diye 'Nasıl bir hayatanlayışım olmalı' düşüncesine gireyim ki, yön veremiyorolsaydım kaygıda duymamalıydım.[/FONT]
[FONT=Arial, sans-serif]Kaygılıyaşamlardan ve korku dolu ortamlar da da kişi yaşamını kendietkileyebilmelidir. Ben etkileyebileceğini düşünerek yazımıyazmaya başlıyorum.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]İlkbaşta insan kendini tanımalıdır (kendini tanımaya adanmak demektir de bu, kendini tanımak bir uraştır), Kendini tanımakdeyince şunlar aklıma geliyor, hangi hal içinde nasıl kararveriyorum, kararlarımda hangi kişisel özelliklerim etkili oluyor,sorgulamadan almış olduğum bilgilerle oluşturduğumkalıpyargılarım var mı, önyargılarım var mı -kalıpyargılarımve önyargılarım olduğunu öğrendiğimde ne kadar değiştirmeyeistekliyim -, aldığım bilgiler çevremin onay verdiği bilgiler mioluyor sadece, çevremin onaylamadığı bilgiler olduğunda ne kadaryeni bilgi almaya istekli oluyorum ve kendim bir bilginin ne kadarderinine inebiliyorum, bu aldığım yeni bilgiler benimyanlızlaşmama neden oluyor ise yinede yeni bilgi almaya ne kadaristekliyim. Hangi durumlarda nasıl davranışlarda bulunuyorum,düşüncelerime göremi hareket ediyorum, duygularıma göre mi,düşüncelerim ve duygularım eyleme geçtiğimde nasıl bir halalıyor, eylemlerim karşısında duygu ve düşüncelerim nasılşekil alıyor. Hangi duygular içinde olduğum da kaygılanıyorum,kendimi en iyi ne zaman hissediyorum, ben ne istiyorum bu dünyadanben kimim bu dünyada, ne istiyorum bu yaşamdan, benimgereksinmelerim insan olarak neler, nasıl bir varoluşa sahibim,ölünce ne olacağım veya ölüm var mı yok mu... Bu sorularıherkez kendine sormuştur (insanın anlama gereksinmesi olduğundansormuştur, yemek içmek gibi) ve kendince cevaplar almıştır veyabu sorulan sorular birileri tarafından cevaplanmıştır ve busorulara verilen cevaplar adeta bir paket halinde insanlara sunulmuşve bilinçsiz şekilde çoğu kişi kabullenmiştir ve bu sorularaverilenler çercevesinde hayat anlayışlarını oluşmuştur. Benimhayat anlayışım nasıl olmalı ki kaygıyı, korkuyu en azyaşayayım ve hayata karşı sevgi dolu biri olarak kalabileyim.Bilgi bu üç kavramla çok yakın ilişkilidir diye de düşünüyorum.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Kaygıve korkularım olduğunda kafam karmakarışık oluyor bunu yeni yenifarkediyorum, bunu tamamen fark etmeme bir kız çocuğunun yaşamıvesile oldu. kaygı ve korkularımın neler olduğunu düşündüğümde,şunlar şunlar diyebiliyorum ama kaygı ve korkularımın farkınavarmak bunları aştığım anlamına gelmez, bu kaygı ve korkularlakarşılaştığımda, güçsüz duruma düştüğümü ve düşündüğümgibi baş edemediğimi gördüm, kaygı ve korkularım neler olduğunusıralarsam; insanların beni güçsüz, değersiz görmesindenkaygılanıyorum, beni beğenmiyeçeklerinden, sevmeyeçeklerindenkaygılanıyorum, kendimi devamlı yaptığım işin en iyisini enüstününü yapmaya çalışıyorum – mükemeliyetcilik-. Rahatlıkbeklentisi, rahat bir dünya hayali- durumu olduğu gibi kabuledememe, kafamda kurguladığım hayatın olmamasından korkma. Biraralar kendimi olmadığım gibi gösteriyordum ve bu olmadığımgibi gösterdiğim için, bu olmayan beni koruyamayaçağım kaygısıyaşıyordum. Kaygılarımdan bir diğeri de değerlerimi yaşatamamakkaygısı, değerlerim bedenimden çok daha değerli beni ben yapanşeyler, bunların yok olması benimde yok olmam anlamına geliyor,değerlerimin yok olması ile bu dünyada bedenen yok olmayacağımama benliğimin hayattan zevk almadan yaşaması, huzursuz,hareketsiz, itatkar bir kişilik –hırcın veya sessiz, değerlerimiyitirdiğimden dolayı böyle bir kişilik yapısına bürünmekaygısı. Yaşadığım kaygılardan bir diğeride benim kendikendime kafamda ürettiğim yanlış fikir yürütmelerdi, bu yanlışyürütmeleri hangi zamanlarda yaptığıma baktığımda kendikendime şunu dedim, baskı ve zorlanma anlarında yanlış akılyürütmeleri yapıyorum, bu anlarda akıl olayları değerlendirirkengenelde olumsuz bir işleme tabi tutuyor verileri, veya verileriaşırı olumlu değerlendirmelerde bulunuyor, eksik verilerlehareket etmeye ve kesin bir çıkarımda bulunmaya yatkın oluyorum.Başka bir kaygımda kendi kendime koyduğum yüksek beklentileringerçekleşmemesi idi -belkide insan yüksek beklentiler peşindekoşmayı seviyor, pozitif bilim belkide insan beklentilerinisınırlamak için de gereklidir, pozitif bilim görülenin/olmasıgerekenin peşindedir- beklentilerimi gerçekci şekildeoluşturmadığımdan hayal kırıklıkları yaşıyordum,beklentilerimi oluşturuken genelde duyduğum yoksunluklarınetkisinde kalıyordum, kaygılarımı dindirmek için bir çıkışyolu arıyorum ve bu çıkışı yolu genelde akla uydurmalarıyapmak, savunma düzenlerini kullanmak idi, şimdi bunu yapmamak içindaha sağlıklı kararlar almak için kaygılarımı azaltmayaçalışıyorum, çünkü bu akla uydurmaları ve savunma düzenlerinikullanarak kendimi bir süre rahatla ta biliyorum, ve uzun süre aklauydurmaları ve savunma düzenlerini kullandığımda hiç bir iştebaşarı sağlayamıyorum belli bir süre sonra olaylara karşıduyarsızlaşma baş gösterebiliyor, kaygılarımı azaltmak diyorumama kaygılarımın azalması sanki benim irademin dışında olanbirşeylerin kontrolündeymiş gibi geliyor bazen veya kaygılarıazaltmak için kişinin kendisine karşı bilinçli bir etkiuygulaması gerekir, şunu dillendiririm aslında sağ solda insankendi hayatına yön verebilir, en basitinden öfkelendiğimdeverdiğim cevaplar beni çok yansıtmıyor, bir çok insanöfkelendiğinde öfkelendiğini bilir, ama öyle duygular var kiaslında verdiği kararların bu duyguların altında iken verdiğinibilmez, sadece kararlarımızı etkileyen duygularımız değil,yoksunluklarımızdırda, mesela, bir erkek varoluşgereksinmelerinden biri olan cinsellik ihtiyacını yıllarcakarşılayamamıştır ve bu kişiye bir kız ilgi gösterdiğinde bukıza hemen bağlanma şeklinde bir birliktelik gösterebiliyor,erkek kendi değerlerini bir kenara atabiliyor, aslında erkek kızısadece cinsel açıdan çekiçi buluyor ve evlenme kararıalabiliyor, erkek evlilik gibi bir birlikteliğin gerçekleşmesiiçin cinselliğin yeterli olmadığını bildiği halde, buradaerkeğin yaşadığı görülen bir yoksunluktur- temel ihtiyaçlarını(barınma, yemek) karşılayamayan birine yoksul denir, yoksulluktayoksunluklardan biridir- ama bazı yoksunlukların bu kadar kolayfarkına varılamıyor, insan kendi kendine yoksunluk yaratabiliyorda, insan tüm yaşam gereksinmelerine yanıt vermediğindeyoksunluklar yaşayabiliyor, ama insan kendi kendine de yoksunlukyaratabiliyor.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Benimkorktuğum ve kaygılandığım bazı şeylerin bana bu şeylerdenkorkmam ve kaygılanmam gerektiği öğretilmiş olduğunu farkettim,insanlar isteklerini ve dediklerini yaptırmak için karşı tarafıkorkutarak yaptırmaya çalışır, beni korkutan kişi en çok nedenkorkuyor ve kaygılanıyor ise benide isteklerini yaptırmak içinonunla korkutuyor ve kaygılandırıyor, korkmam ve kaygınanmamgereken şeyleri bu kişi bana bilinçli olarak öğretmiyor aslında.Bir örnek vereyim, evli bir kadın ve çocukları olan biri, bukişinin en çok korktuğu şey anne ve babasının ölmesi imiş-küçükken ve olgunluk çağında iken de korkuyor- bu kadınınçocukları olduğun da çocuklarına bilinçsiz bir şekilde en çokkorkmaları gereken şeyin "anne ve babasından yoksunkalmaları" düşüncesini bilinçsiz bir şekilde öğretiyor,anne kendi isteklerini her yaptırmak istediğinde, çocuklarınakendini yok etmek/kendine zarar vermek ile korkutur olmuş bu durumkarşısında genç çocuk kendi istekleri ve annesinin istekleriarasında kalır olmuş -çocuğa en çok korkması gereken şeyinanne ve babasının yok olması ve zarar görmesi öğretilmişidiya- genç çocuk annesinin yok olmasına katlanamayaçağı içindesenelerce annesinin isteklerini yapmaya devam etmiş, çocuk kendiniaçık ceza evinde hissetmeye başlamış yıllar içinde -çünkükıpırdayamaz olmuş bu durum karşısında- büyük çelişkilerdensonra annesinin ve babasının yok olmasını göze almaya kararvermiş -bu yollardan biri idi...-, bunu göze aldığında – yani,artık anne ve babasının yok olmasından ve zarar görmesindenkorkmamaya başladığında- annesi isteklerini yaptırmak içinkendi korktuğu şeyle genç çocuğu korkutarak istekleriniyaptıramamaya başlamış. Genç çocuk işte o an açık cezaevinden çıkıp, kendi düşüncelerini biriktirmeye -yani genççocuk özgürlüğüne kavuşmuştur- fikirlerini serbestce baskıolmadan oluşturmaya başlamıştır. Özgürlüğüne kavuşan genç;yoksun kalma pahasına, yanlız kalma pahasına, onu var edendeğerlerin yok olmasını göze almıştır – burada aslındakorktuğumuz ve kaygılandığımız bunlardır-. [/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Yaşamgereksinmelerinden birisi insanın kendini birşeyler yapabiliyor,işe yarıyor olarak görmesi, böyle göremediğinde kendini bir hiçgibi hissetmeye başlıyor ve bu kişide kaygı yaratıyor.[/FONT]
[FONT=Arial, sans-serif]İnsanhakkı olduğunu düşündüğü hayatın birileri tarafındanengellenmesine gelemez, insan engellendiğinde çoğunlukladuygularında bozulmalar oluşuyor, algısı bozuluyor artık görmekistediği gibi bir hayatı görmeye başlıyor, olayları kendigörmek istediği gibi görüyor, en kötüsüde ondan birşeylerinçalınmışlık, çıplak bırakılmışlık duygusu yaşıyor.insanın hem iç çatışmalar hemde dış etkenlerden dolayı, kendikararlarını baskı ve zorlama olmadan, kendi farkında olarakalamıyorsa bu kişi özgür değildir, özgürlük gerçekleşmezise bu kişide hayata karşı yıkıcı eylemleri göstermesine nedenoluyor, aslında yıkıcı eylemde bulunarak kendini rahatlatmayaçalışıyor, bu kişi paylaşma, affetme, karşı tarafındüşüncelerini dinleme, karşı tarafı kendi ayakları üzerindetutmaya çabalamaz, kendi kişiliğini yapay üstünlükler üzerinekurmaya başlar, biz ve onlar ayrımını sık sık yapar, birdekendinin elinden herşey hemen gideçekmiş duygusuna kapılır.[/FONT]
[FONT=Arial, sans-serif]Aklauydurmaların ve savunma mekanizmalarının karar verirken kietkilerini daha iyi açmaya çalışayım, zamanında karar verirkenakla uydurmaları çokça yaptım, konuşmalarda ve davranışlarımdada çeşitli savunma düzenlerini kullandım – yalan söyleme,olayı yüceltme, abartma, küçümseme, değersizleştirme,genelleme, yansıtma, olayı olumlu değerlendirme, çekingenlik,bence kekelemekte (kekeme uzmanı değilim, farklı kekemelikler var,bende ki kekemeliği düşünüyorum.) bir savunma mekanizması,güzel atasözleri vardır bu savunma düzenleri için,[/FONT][FONT=Arial, sans-serif] [/FONT][FONT=Arial, sans-serif]meselak[/FONT][FONT=Arial, sans-serif]edieremediği ciğere mundar dermiş (küçümseme).[/FONT][FONT=Arial, sans-serif] Kişibenliğini kaygıdan ve korkudan korumak için savunma düzenlerinebaş vurur. Çelişkili durumdan kurtulmak isteyen bir kişi çeşitliyöntemlerle bu çelişkili durumu hafifletmeye çalışır, benliğiiçinde bulunduğu duruma katlanamaz hale gelir ve çeşitli aklauydurmalara, savunma düzenlerine başvurmaya başlar, çok basit birmisal vereyim, sigara içipte sigara içmenin kötüolduğunu düşünen birini tanıdım ve sigara içip içmemearasında çelişki yaşıyordu bu çelişkiyi hafifletmek için,sigara hakkında yazılmış çok küçük bir olumlu haberi alıpçok olumlu bir habermiş gibi düşünmeye başlıyor, sigara içenkişi söyle diyordu, sigara içenlerde ölüyor sigara içmeyenlerdegibi söylemler diyordu, yani bir gün söylediğini birgünsöylediği tutmaz, olayın bir tarafını görür bir tarafınıgörmez, herhangi bir alanda bilgi edinileceği zaman o alanda dahaönce geliştirilmiş yöntemlerden yararlanılmadığı zamanlardada insanların çoğu olayın bir tarafını görür de, olayın oolgu içinde ne yer kapladığını bilemez çoğu zaman, küçücükbir olay için koca sistemi eleştirmeye kalkar, güzel atasözlerivardır bu olay için -bir bire için koca yorganı yakmış derlerya- Akla uydurmaları yapmamak için bir bilgiyi alırken o bilgialanındaki yöntemin/metodun yol göstericiliğinden yararlanmalıdır, bilimsel araştırma yöntemleri uygulanmalı dır diyeceğim amabunların uygulanması yeterli gelmiyor bana, bunları uygulamak içininsanın kaygı ve korkularını azaltması gerekli ve sonucunda iyibir ruh hali içinde olur, belki ruh sağlığı yerinde olan insanbu yöntemleri kendiliğinden yapabilir, ruh sağlığı yerindeinsan kaygıları ve korkuları az olan insandır, kaygıları vekorkuları az olan insan daha az akla uydurmaları ve savunmadüzenlerini kullanır, algısı daha iyidir. [/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Seçimyaparken yaşadığımız kararsızlık yüzünden de bir kaygıyaşarız - seçim kaygısı yaşadığım kaygıların başındagelir kendisi :)-. yaşadığımız bu seçim kaygısı normalgündelik karar vermeler değilde, kişiye göre uç kararlardanbahsediyorum, bu durumlarda insan doğrulanmış bir yol arar, veyaçoğunluk tarafından kabul görmüş bir yol, burada yolundoğruluğundan çok kaygısını azaltacak bir yolu bulmapeşindedir, bu yüzden insan belkite çoğu zaman hazır recete-kısa yol – peşindedir, çoğu kişi değişimi sevmez değişimdemek belirsizlik demekdir, değişimin olmaması seçimin deolmaması demektir böylece seçim kaygısı yaşamaz, insan güveniçinde olmak ister güven içinde olmak için çabalar uraşır,mesela güvende olmak için para biriktirmeye (korkunun çok olduğuyerde artar), mal sahibi olmaya adar kendini.[/FONT]
[FONT=Arial, sans-serif]birde insan yalnız kalmaktan korkar, burada kendini bir yereait hissetmek ister, bir yerde değer verildiğini görmek kişiyehaz verir, kendini bir yerde göstermek isteği vardır, kendinibirilerine kabul ettirmek isteği vardır. Kendini güvende hissetmekve yalnızlık yaşamamak için çoğu zaman çoğu kişidoğru bilgi ile ilgilenmez, onda yalnızlık duygusunuyaşatmayaçak kişilerin bildiğine değer verir, o yönde bilgitoplamaya çalışır, bilimsel bir bakış açısıyla belli biryöntemle toplamaz bilgiyi, ben çoğu insanın böyle davrandığınıbiliyorum, bir olguya objektif bakış açısını sağlamayan insanabazen kızıyorum, benim anlattıklarıma karşı bu durumyapıldığında daha fazla kızıyorum aslında, bu durumlarıbilmek bende nasıl bir bakış açısı sağlıyor derseniz, herdavranışın altında bir nedenin yattığını biliyorum, herdavranışın altında yatan nedeni araştırmak bazen beni yoruyor,ama davranışların altında yatan nedenleri anladığımda,çoğunlukla karşı tarafa o olay hakkında bir tepki koymanın,veya benim öfkelenmemin bir işe yaramadığınıbiliyorum, bu davranışları kişinin aşması için bazıdüşüncelerin değişmesi, kaygıların ve korkuların hafiflemesigerekir, yoksunlukların giderilmesi gerektiğini, algınındeğişmesi için çoğunlukla duyguların değişmesi gerektiğinibiliyorum, bunların değişmesi sonucunda kişide iyi bir bilgiişleyişi olabilir. Ama şunu söylemeliyim ki kişi düşüncelerinibire bir uygulamaya aktaramayabiliyor. Ben debazen düşüncelerimi eyleme geçirirken bire birdüşüncemi eyleme geçiremiyorum, öyleyse ben düşüncelerimigerçek hayattın içinde oluşturmuyor muyum, veya insan böylebirşeymi.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]İnsanyaşamında bazı işlevsel olmayan durumlar ortaya koyabilmekte –olay geçtikten sonra bile sanki bu olay devam ediyormuş gibidavranmaya devam eder- işlevsel olmayan davranışlar tabi insanilişkileri olumsuz etkiler, yanlış değerlendirmelerdebulunabilir. Bende böyle işlevsel durumların olabileceği hiçaklıma gelmezdi, ama başımdan şöyle bir olay geçti birkeresinde, dedem bir bir hafta kadar akçiğer kanserinden hastanedeyattı bende yanında yattım, ardından 14 gün kadar çok yoğunbakımda kaldı, ve 14 gün boyunca her gün hastaneden bir haberbekledik ve hergün hastaneye gittik -kaygılı bir bekleyiş vardı-annemin telefonu her çaldığında bir tedirginlik yaşadık-hastaneden dedemin durumu ile ilgili haber anneme veya yengemegelecekti-, ve dedemin ölüm haberini benim yanımda iken yengemaldı, ben hiç ağlamadım ve katı bir şekilde şimdi ne yapmamızgerek diye düşündüm, dedemin ölümünden sonra bir iki ayboyunca annemin telefonunun sesini duyduğumda -kaygılıbekleyişteki- yaklaşık aynı tedirginliği yaşadım.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Kendimdesenelerce gözlemlediğim bir şey oldu hemen bir konudan bıkma,konudan konuya atlama, konuyu bir alanla sınırlandıramama, konuyaodaklanamama odaklanmaya çalışırken başka düşüncelerin kafamagelmesi idi, bunların altında yatan nedenlerin başında duygusalyoksunluk, sorunlara çözümler üretememek ve belkide genetikeksiklikler var. Bir kız çocuğu tanıyorum, ailesinde şöyledurumlar var, anne ve baba kavga eder, kızın annesi ve birlikteoturdukları kaynana devamlı kavga eder, annenin beklentileriningerçekleşmemesi ve kocasının karısına iyi davranmamasıyüzünden - anne kızının her hareketini öfkeyle, şiddetleengellemekte, kız çocğunda üç dört yıl aradan sonra şöylebirşey gözlemledim matematikte hesapların yapılmasında zorlukyaşamaya başladı, okulda ki öğretmende çocuğun okuldayoğunlaşmakta zorlandığını söylemiş anneye, çocuk duygusalyoksunluk yüzünden kafası karışık dikkatini toplayamaz oldu.Hep içinde bilemediği bir huzursuzluk, eksik kalma,tamamlanamamışlık yüzünden bir konuya dikkatini toplayamamakta,aşağılandığından dolayı zamanla bu aşağılanmanın verdiğiaçı yüzünden büyüklenmeye gidebiliyor, bu büyüklenme yüzündenilişkilerinde empati kuramaz oluyor, hep yapabildiği iştenfazlasını yapma peşinde koşabiliyor insan.[/FONT]


[FONT=Arial, sans-serif]Eşitilişkilerin olmadığı yerde -acımanın, cinsiyet ayrımının,sınıf ayrımının...- devamlı kavga ve gürültünün olduğu,karşılıksız hiç bir işin yapılmadığı, toleransın sıfırolduğu, kişilerin isteklerine değilde etrafın isteklerine önemverildiği, kişilerin özel hayatlarının ulu orta serildiği -kişilerin kendi iç dünyalarıyla hesaplaşmalarına izinverilmeden yıpratıldı ortamda - ve şiddetin yaşandığı -sözel,duygusal, sosyal, fiziksel acıdan şiddetin yaşanması- bir ortamdasevgi olmuyor, sevgi kişiye güven getirir - tedirginliğin hakimolduğu bir ortamda bulunan ve güvensiz bir ortamda bulunan birkişi, güven sağlamak için sevgi arayışına girmemeli, tedirginve güvensiz ortamda bulunan kişilerde gözlemlediğim kadarıylaçevrenin kendilerini sevecek şekilde davranmaya çalışırlar,aşırı bir ilgi ve sevgi beklerler- sevildiğini hisseden kişikaybetme korkusunu az yaşar, bu kişi yanlış yapma telaşınıdaha az yaşar, çünkü aid olduğu bir yer vardır o kişinin,aidlik hisseden kişi şunları hisseder herhalde; birilerinin okişiye değer verdiğini hisseder, onun varlığı birileritarafından önemsenmektedir, benim varlığımdan ötürü birilerimutlu oluyor, bu hayatın içinde bende bir yerlerde bir işeyarıyorum, yanlız değilim gibi düşünceler içinde dir -bir kişibir yere kendini aid hissetmek için o yere aid olması için istenendavranışları yapmaya başlayabilir, kişinin edindiği biligilerdiyelim ki, kişiyi aidiyet hissettiği ortamın ortak düşüncelerine,davranışlarına, inançlarına ters geleçek bilgiler ediniyor.Bunun sonucunda bu kişi hiç bir kişi ve topluluk tarafından hiçbenimsenmiyor ve bunun sonucunda yanlız kalıyor, düşüncelerine,davranışlarına önem verilmiyor diyelim, insan olmaktan dolayıbile bir değer görmüyor, böyle haller içinde kalan kişi kendini iyi hissetmeye bilir, yanlızlık çeker ama bu kişi hayattadoğruları ilke edinmiş ise yukarıdaki durumlar karşısındakendini kaygılı ve huzursuz hissetmez. Aidiyet duygusu hissedenkişiler -veya ne pahasına olursa olsun kendine doğruluğu ilkeedinmiş kişiler- sorgulamaktan korkmaz, soru sormayı iyi yapar,böyle olmayan kişiler daha az sorgular -sorgulama yerine çoğunluğundediğine uyum göstermeye çalışır-.[/FONT]




Duran Aydoğmuş
BAZI DÜŞÜNCELERİM: Kaygı, korku, sevgi, karar verme, bilgi arasındaki bağıntıyı düşünme


[FONT=Arial, sans-serif]Not:Bu yazı devam edecek...[/FONT]
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst