Hayatın kendisi enejidir

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan rozinante
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 5:06
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
15 Eyl 2009
Mesajlar
253
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
45
Konum
İSTANBUL
@rozinante
Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve
isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek
sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarının, kaşıntı ve
egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında
aramalısınız."

Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız
trilyonlarca hücre, besinlerle aldığınız gücü enerjiye çevirebilen
organcıklarla donatılmıştır. Yiyecek ve içeceklerle aldığınız gücü
kullanılabilir
enerjiye çeviren süreçler, müthiş bir düzen içinde tıkır tıkır işler.

Bu süreçleri etkileyen pek çok faktör var. Yaşınız, cinsiyetiniz,
hormonal metabolik yetenekleriniz, genetik mirasınız ve kişisel sağlık
hikayeniz bunlardan bazılarıdır.

HAYAT bir enerjidir. İhtiyacı olan enerjiyi beden ve ruhun o müthiş
işbirliğinden alır.

Yürümek, koşmak, konuşmak, duymak, uyumak, gülmek, kızmak, yazmak gibi
hayata ilişkin pek çok şey bu enerjiyi kullanır.

Ne vücudunuzun bol bol enerji üretmesi, ne de kalorileri yüklenmesi
kendinizi canlı ve güçlü hissetmenize yetmez. 'Enerji' ve 'canlılık
hissi' arasındaki ilişkiyi sadece kaloriler belirlemez.

Canlılık hissinde, biraz ruh sağlığının ve biraz da duygusallığın yeri
olması gerekir.

COŞKUYA ÖNEM VERİN

Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile 'taş gibi olmayı'
istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yediklerinizde, içtiklerinizde
aramayın. 'Hayat çorbası'nın içine birer tutam huzur, coşku, sevinç ve
birer parmak keyif, heyecan ve ümit katmaya bakın!

Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizli
olmadığının farkına varmalısınız. Sağlığın 'bedensel ve ruhsal tam bir
iyilik hali' olduğunu unutmayıp fiziksel metabolik süreçlere takılıp
kalmamalısınız.

Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve
isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar yürek
sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrılarının, kaşıntı ve
egzamalarınızın kaynağını ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında
aramalısınız. Saydığımız bu ve benzeri sorunlar, çoğu
kez bedenden kaynaklanmıyor.

Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik dolu olan tabancayı bir
anda patlatıyor.

Eğer ruhsal enerji üretiminizin yeterli olmasını istiyorsanız şu
önerileri bir kenara not alabilirsiniz.

ACELECİ OLMAYIN

Yavaşlayın. Sağlıklı bir ruh, bedeni ile yan yana yürüyen, ona gecede
gündüzde, korkuda sevgide, tasada, endişede eşlik edendir.

Ruhunuzu bedeninizden ayırmayın, onu koşturup yormayın.

İşe 'yavaşlayarak başlayın'.

Ruhunuzu hayatın doğal hızına, olağan ritmine bırakın. Yemenizi
içmenizi, aşık olup sevmenizi, yürümenizi, düşüncelerinizi, mümkün
olduğu kadar yavaşlatın.

Acele etmek için çok da acele davranmayın.

Beden ve ruhunuza baş başa kalmaları, konuşup anlaşmaları için zaman bırakın.

Daha yavaş yemeye, dinlenmeye, uyumaya, zamanı uzatıp daha fazla
yaşamaya, hayatı daha çok paylaşmaya bakın.

Eğer hayata daha çok değmek, huzur, keşif, neşe eklemek, hayatı
geçmemek istiyorsanız birinci adımın hep aynı olduğunu unutmayın.

İşe yavaşlayarak başlayın.

DİRENÇLİ OLUN

Size daha çok sağlık veren şeyin yalnızca pasta, börek, hamburger ve
kurabiyelere gösterdiğiniz direnç olduğunu sanmayın.

Kaliteli ve formada bir hayat istiyorsanız direnmeniz gereken çok şey
var:

Karamsarlık, korku, endişe, panik, hiddet, kızgınlık, kabalık, kin ve
nefreti hayatınıza sokmayın.

KIZIP SİNİRLENMEYİN

Kızmayın, sinirlenmeyin. Her şey, her zaman daha önce hesaplanan,
ölçülüp biçilenden farklı boyutlar kazanabilir.

Çevrenizde sizi üzen, bunaltan şeyler bazen yoğunlaşabilir.

Bunları 'çevresel kirlenme' gibi algılayın.

'Huzurlu olmak, içe dönük yaşamda daha önceden örgütlü olmaktır. Kafa
karışıklığı, güçlük, çatışma ve karşıtlıklar hep olacaktır.

Marifet, bu durumlarda da sinirlenmemek, kızmamaktır.

İç sükuneti, olabildiğince korumaktır' diyor Vincent Peale. Huzur ve
sükunetin ürettiği enerji, temiz ve organik bir enerjidir.

Kızgınlık, öfke, nefret gibi zararlı katkıları ihtiva etmez.

DAHA ÇOK SEVİN

Daha çok hayat enerjisi üretmenin en kolay yolu daha çok sevmektir.

Sınırsız, karşılıksız sevmektir. Sevgi oktanı en yüksek, fiyatı en
ucuz yakıttır.

Bagajınıza daha çok sevgi yükleyin.

BAZEN BOYUN EĞİN

Kabul edin! Gerektiğinde direnmelisiniz. Ama uzun süreli dirençlerin,
beyhude karşı gelmelerin, uzamış streslerin adrenalin, kortizon ve
ensülin gibi fazlası can yakan hormonları artırdığını bilmelisiniz.

Biraz şans, kader, kısmet ve biraz da ilahi takdir hayatın içinde
mutlaka yer almalıdır.

Böyle durumlarda Nehru'dan yararlanın:

'Hayat iskambil oyununa benzer. Elinize gelen kartlar gerçekliği temsil
eder.

O kartlarla oyunu nasıl oynadığınız ise özgür iradenizi...'

Elinize iyi kartlar gelmediğinde, mevcut kartlarla yetinin. Bekleyin,
kabul edin,

'Bu da geçer' deyin.

Hayat sonsuz bir enerjidir. Bu enerjiyi sürekli olarak üretmek,
üretirken tükenmemek, tüketmemektir. Kirletmemek ve iyi yönetmek
gerekiyor.

Marifet hayatı uzatmakta değil, hayatı mutlu kılmakta, ona yeni ve
farklı hayatlar ekleyip ritmini ve hızını bozmamaktır.

Sevgili Can Dündar çok haklıdır!

İnsanlar şişirilen kasları, silinen kırışıklıkları ile genç kalmıyor.

Genç kalmak, yaşadığıyla övünebilmek, istediğinde başını alıp
gidebilmek, istediğinde kaldığı yerden ya da sil baştan
başlayabilmektir.

Hayata taraf olmaktır.

Hayatı ıskalamamaktır.

Hayatın içinde kalmaktır.

Hayata her yaşta ve her sabah yeniden başlamaktır.....

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
 
Teşekkürler
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst