ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE GELİSİM II
KİŞİLİK GELİŞİMİ
Kişilik nedir? Bireyin kendisine has olan ve sıklıkla yaptığı, bireyi diğerlerinden ayıran özel ve ayırıcı davranışlardır.
Karakter Nedir? Kişilik doğuştan gelen bütün özellikleri kapsarken karakter sonradan kazanılan ahlaki davranışlardır.
Mizaç Nedir? Kişinin duygusal yönünü ifade eder.
Benlik Nedir? Bireyin kendini algılayış ve değerlendiriş biçimidir.
SİGMUND FREUD, “Topogrofik kişilik kuramı”nı ortaya atmıştır. Bilinç, bilinçaltı, bilinçdışı gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Freud’a göre bilinç; dış dünyadan ve kendi vücudumuzdan gelen uyarıcıların farkında olmaktır. Bilinçaltı, bilinç düzeyinde olmayan fakat zorlandığında bilince çıkarabileceğimiz zihinsel süreçtir. Bilinçdışı, bilinçli algılamalar dışında kalan tüm zihinsel olayları, içgüdüleri, dürtüleri içerir. Örneğin; cinsellik dürtüsü…
Yapısal Kişilik Kuramı: Birey id, ego ve süper egonun birlikte çalışmasıyla davranışlarını oluşturur.
İd: Kişiliğin en ilkel yönüdür, doğuştan gelir kalıtımla vardır. Dürtüler iddir. İd haz ilkesine göre çalışır. Örneğin; yemek yeme ihtiyacı, uyuma ihtiyacı… Ertelenmez zamanı yoktur.
Ego: Kişiliğin karar organıdır, gerçeklik ilkesine göre çalışır. İhtiyaçların gerçek dünyada gerçekleşmesi için çalışır. Erteleyebilir, hoş olan ihtiyacı yapıp, hoş olmayanı yapmaz. Ego savunma mekanizmasını da geliştirir. Ruh sağlığı açısından okul öncesinde inkâr, yok sayma, ilkokulda yansıtma, ergenlikte özdeşim…
Süper Ego: Kişiliğin ahlaki yönüdür. Haz almaktan çok mükemmel olmak için çaba harcar. Öğrendiği her davranışı yapmaz. Topluma kendini sevdirmek için ahlaki değerleri göz önüne alarak davranır.
Psikoseksüel Kuram:
Oral dönemi anal dönem, fallik dönem, latant dönem, genital dönem.
Oral Dönem (0–18 ay): Bu dönemin en önemli özelliği haz merkezi ağızdır. Çocuk emmekten, ısırmaktan haz alır. Çocuk yeterince doyurulmazsa ya da fazla doyurulursa kişilik bozuklukları ortaya çıkabilir. Güvensizlik, bağımlılık, parmak emme, sigara içme, alkol bağımlılığı… (oral fiksasyon → oral dönem iyi atlatılamadıysa)
Anal Dönem (18 ay–3 yaş): Haz bölgesi anal bölgedir. Anal kasları ve üretral kasları gelişmeye başlamıştır. Çocuk kendi isteğiyle anal kaslarını kasabilir. Kakasını tutabilir. Sinir kontrolü sağlandığından üretrayı kasıp idrarını tutabilir. Tuvalet eğitimi bu dönemde başlamıştır(2,5–3 yaş). Tuvaletini tutmak büyük bir yetkidir. Ancak anne çok baskıcı olursa ve ceza verme, uzun uzun tuvalette tutma gibi davranışlarda bulunursa, bu dönemdeki bazı problemler kişilikte kalıcı hale gelebilir. Aşırı düzenlilik, inatçılık, katı görüşlülük gibi özellikler geliştirebilir. Sağlıklı bir dönem geçirildiyse bağımsız olabilir, inatçılıktan uzaktır, girişimci, kendinden emin, kişiliğinden ödün vermeyen, güvenen bir kişi olabilir.
Fallik Dönem (3–6 yaş): Cinsel kimlik gelişir. 5 yaşında cinsiyetinin tam farkına varır. 3 yaşından itibaren kız ve erkekler birbirlerinden farklı olduklarını anlarlar. Hem kendi, hem de karşı cinsi görmek ister. Cinsellikle ilgili sorular sorar(ben nasıl oldum gibi). Bu sorular engellenirse çocuk sağlıklı bir cinsel kimlik geliştiremez. Anne-baba abartılı olmayan cevaplar vermelidir.
Odipal karmaşa; erkek çocukların annelerine duydukları hayranlıktır. Babasını rakip gibi görür. Kastrasyon korkusu ortaya çıkar(penisini kaybetme korkusu). Bu dönemde sünnet önerilmez. Bir yeri kanadığında hemen kapatılmalıdır. Bu dönemde baba ile arasında çatışma olursa, çocuk bu saplantısını atlatamazsa kişilik bozuklukları ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir gelişimde erkek çocuk babasıyla özdeşleşir.
Elektra; kız çocuklarının babaya duydukları hayranlıktır.
Eğer fallik dönemde bu sorunlar çözümlenemezse cinsel sapma denilen olay ortaya çıkabilir. Kendi cinsini beğenmeme, öbür cinsteki birey gibi davranma.
Latant Dönem(6–11 yaş): (=Gizil dönem, örtük dönem) Saldırganlık, cinsellik dürtülerin üstü artık örtülmüştür. Çocuk bunlarla ilgilenmemektedir. İlgiler öğrenme, toplumsal kabul görme, evrensel değerler, oyun, arkadaş ilişkilerine yönelmiştir. Çalışkan olmak için uğraşır, iyi bir birey olmak için çabalar. Suçlanma, azarlanama, evde çelişkili şeyler yaşama, başarılı olmak isteyip olamamak gibi şeylere maruz kalmak sağlıksız atlatılmasına, bu da opsesif(takıntılı) kişilik özelliğine neden olabilir.
Genital Dönem(11–12 yaş-ergenliğin sonu): Freud’a göre bu dönemdeki fırtınanın nedeni cinsel dürtülerin bastırılmasıdır. Toplum bunu engellediği için isyankâr, asi, başına buyruktur. Başarılı geçirilmesi için ergen kendi yaşındaki bireylerle vakit geçirmelidir. Toplumsal olaylara her iki cinsle birlikte katılması gerekir. Bu dönemde uygun bir meslek seçilmelidir. Sağlıksız geçerse uygun bir yetişkin kimliği geçiremez. Cinselliğe olan isteği dinmeyebilir, yetişkin gibi davranamayabilir.
ERİC ERİCSON’a göre kişilik; bireyin hem doğuştan getirdiği hem de çevresiyle ortaya çıkan özelliklerdir. Doğumdan ölüme kadar psikososyal gelişim kuramını ortaya atmıştır. 8 evreden oluşur:
1) Temel güvene karşı güvensizlik: Doğumla beraber başlar, 1–1,5 yaşına kadar devam eder. Bu dönemde güven duygusunu kazanır. Kendine güven, dış dünyaya ve diğer insanlara güven. Çocuğun bu dönemde ihtiyaçlarını tam karşılayarak (yeme-içme, temizlik, sevgi, ilgi.) güven duygusu verilmiş olur. Tam zıttı olursa, güvensiz bir kişilik geliştirir.
2) Özerklik(Bağımsızlık)- Kuşku ve Utanç(1,5–3 yaş): Konuşmaya ve yürümeye başlar, meraklıdır, her şeyi karıştırmak, atmak çekmek, dokunmak ister. Anal kasları gelişir. Aile tarafından azarlanan, kızılan, cezalandırılan çocukta kuşkulu ve utanç duyan bir kişilik gelişebilir. Bu bireylerde cimrilik, aşırı düzenlilik, inatçılık gibi özelliklere neden olabilir.
3) Girişimcilik-Suçluluk (3–7 yaş): Çocuk girişken ve ataktır. Çocuk kısıtlanamaz ve rahat hareket etmesi konusunda izin verilirse girişkenlik duygusu gelişir. Sürekli azarlanan çocuklarda suçluluk duygusu gelişebilir.
4) Başarılı Olmak-Aşağılık Duygusu(7–11 yaş): Başarmak için uğraşır. Anne-baba sevgisini kazanmak, arkadaş ilişkisi kuram için uğraşır. Çocuğa fırsat verilirse, kişiliğini başarma duygusunu yerleştirir.
5) Kimlik Kazanma-Kimlik Karmaşası(11–12 yaş-ergenliğin sonu): sekonder özellikler ortaya çıkar. Zihinsel değişmeler, “ben kimim?” gibi sorular sorabilir. Bu döneme kadar sağlıklı geliştiyse bu tür soruları kendisi yanıtlayabilir. Doğru kişileri model seçebilir. Sorgulayıp karar verebilir. Cinssel kimliğine uygun roller kazanmaya başlar. Bu dönem başarılı geçirilmezse, kendine uygun model bulamazsa, ben buyum, bunu istiyorum diyemediyse, hala önceki dönemlerini yaşıyorsa doğru bir kimlik kazanamaz.
6) Yakınlığa Karşı Uzaklık(18–25 yaş): Artık birey kimlik sorununu halletmiştir. Hem kendi cinsiyle hem de karşı cinsle kalıcı birliktelikler geliştirebilir. Kendi kişiliğini kazanamadıysa ilişki kuramaz, kaçar, bağlanmaktan korkar.
7) Üretkenliğe Karşı Durgunluk(25–60 yaş):İş kurar, eşi olabilir, kendi kimliğine uygun hedefleri gerçekleştirir.
8) Benlik Bütünlüğüne Karşı Ümitsizlik (60-65’den sonra) Birey geçmişe dönüp bakar. Ne yaptım? Ne yapmadım?... Kendini ölüme hazır hisseder. Pişmanlıklar yoktur. Geçmişinden memnun değilse, ölüme hazır olmayabilir, pişmanlık olabilir.
HÜMANİST YAKLAŞIM
CARL ROGERS; insana yönelik iyi düşünen bir bilim adamıdır. Her insan başarmak mutlu olmak ister. Bu yaratılışta vardır. Kişinin kendisinde bir problem varda bu kendisiyle ilgilidir. Kişi asıl problemi en iyi kendisi bilir. Problemler genellemez. Odipal karmaşa gibi evrensel sorunlar yoktur. İnsan özgürdür, mantıklıdır, benlik ve kişilik bütünlüğüne doğru ilerler. Birey biyolojik yapıdan ve çevreden etkilenir. Değime özelliği vardır. Birey için gerçek olan kendi dünyasıdır.
Benlik: Kişinin kendisi hakkında oluşturduğu imajdır, imgedir. Benliğin oluşmasında kritik dönemler yoktur. Benliğin oluşmasında birinci derecede yakınları (anne-baba) etkilidir. Rogers insanın bir ideal bir de gerçek benliğinin olduğunu savunur. Ben güzelim, iyiyim, gibi şu an hissedilenler gerçek benliği oluşturur. İdeal benlik ise olmak istenilenlerdir. Bunların arasındaki fark fazla olmazsa birey daha çok mutlu olur. Bireyin davranışları ile benlik arasında uyum vardır. Tutarlılık vardır. Kişi benliğine uygun olmayan davranışları reddeder. Benliğine uygun olmayan bir davranış yaptığında kabul etmez.
Koşulsuz Kabul: Bireyler ne olursa olsun sevilebileceklerini, değerli olduklarını, hissetmelidir. Böylelikle kişi kendini daha iyi ortaya koyar. Eğer koşulsuz kabul yoksa birey diğerlerinin isteğini yaparak sevgi kazanmaya çalışır.
Empati kavramı;
• Bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyması
• Yerine koyduğu kişinin düşünce yapısını, mantığını, duygularını hissetmesi gerekir
• Kişi hissettiklerini düşündüklerini söyler
Potansiyelini Tam Olarak Kullanabilme: Yaşam kendimizi iyi hissettiğimiz bir süreçtir. Potansiyelini kullanan bireyler başarısızlıklar da yaşasalar yıkılmaz, çabalar, kabullenir, düzeltmeye çalışır. Buradaki potansiyel kendi gibi olabilmektir. Bu insanlar her türlü yaşantıya açıktırlar, gerektiğinde risk alabilirler. Her anı dolu dolu yaşarlar. Başkalarından çok kendi düşüncelerine önem verirler. Düşüncelerinde özgürlük vardır. Üreticidirler. Birey çocukluk yıllarına takılıp kalmaz. Kendini geliştirebilir.
KİŞİLİK GELİŞİMİ
Kişilik nedir? Bireyin kendisine has olan ve sıklıkla yaptığı, bireyi diğerlerinden ayıran özel ve ayırıcı davranışlardır.
Karakter Nedir? Kişilik doğuştan gelen bütün özellikleri kapsarken karakter sonradan kazanılan ahlaki davranışlardır.
Mizaç Nedir? Kişinin duygusal yönünü ifade eder.
Benlik Nedir? Bireyin kendini algılayış ve değerlendiriş biçimidir.
SİGMUND FREUD, “Topogrofik kişilik kuramı”nı ortaya atmıştır. Bilinç, bilinçaltı, bilinçdışı gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Freud’a göre bilinç; dış dünyadan ve kendi vücudumuzdan gelen uyarıcıların farkında olmaktır. Bilinçaltı, bilinç düzeyinde olmayan fakat zorlandığında bilince çıkarabileceğimiz zihinsel süreçtir. Bilinçdışı, bilinçli algılamalar dışında kalan tüm zihinsel olayları, içgüdüleri, dürtüleri içerir. Örneğin; cinsellik dürtüsü…
Yapısal Kişilik Kuramı: Birey id, ego ve süper egonun birlikte çalışmasıyla davranışlarını oluşturur.
İd: Kişiliğin en ilkel yönüdür, doğuştan gelir kalıtımla vardır. Dürtüler iddir. İd haz ilkesine göre çalışır. Örneğin; yemek yeme ihtiyacı, uyuma ihtiyacı… Ertelenmez zamanı yoktur.
Ego: Kişiliğin karar organıdır, gerçeklik ilkesine göre çalışır. İhtiyaçların gerçek dünyada gerçekleşmesi için çalışır. Erteleyebilir, hoş olan ihtiyacı yapıp, hoş olmayanı yapmaz. Ego savunma mekanizmasını da geliştirir. Ruh sağlığı açısından okul öncesinde inkâr, yok sayma, ilkokulda yansıtma, ergenlikte özdeşim…
Süper Ego: Kişiliğin ahlaki yönüdür. Haz almaktan çok mükemmel olmak için çaba harcar. Öğrendiği her davranışı yapmaz. Topluma kendini sevdirmek için ahlaki değerleri göz önüne alarak davranır.
Psikoseksüel Kuram:
Oral dönemi anal dönem, fallik dönem, latant dönem, genital dönem.
Oral Dönem (0–18 ay): Bu dönemin en önemli özelliği haz merkezi ağızdır. Çocuk emmekten, ısırmaktan haz alır. Çocuk yeterince doyurulmazsa ya da fazla doyurulursa kişilik bozuklukları ortaya çıkabilir. Güvensizlik, bağımlılık, parmak emme, sigara içme, alkol bağımlılığı… (oral fiksasyon → oral dönem iyi atlatılamadıysa)
Anal Dönem (18 ay–3 yaş): Haz bölgesi anal bölgedir. Anal kasları ve üretral kasları gelişmeye başlamıştır. Çocuk kendi isteğiyle anal kaslarını kasabilir. Kakasını tutabilir. Sinir kontrolü sağlandığından üretrayı kasıp idrarını tutabilir. Tuvalet eğitimi bu dönemde başlamıştır(2,5–3 yaş). Tuvaletini tutmak büyük bir yetkidir. Ancak anne çok baskıcı olursa ve ceza verme, uzun uzun tuvalette tutma gibi davranışlarda bulunursa, bu dönemdeki bazı problemler kişilikte kalıcı hale gelebilir. Aşırı düzenlilik, inatçılık, katı görüşlülük gibi özellikler geliştirebilir. Sağlıklı bir dönem geçirildiyse bağımsız olabilir, inatçılıktan uzaktır, girişimci, kendinden emin, kişiliğinden ödün vermeyen, güvenen bir kişi olabilir.
Fallik Dönem (3–6 yaş): Cinsel kimlik gelişir. 5 yaşında cinsiyetinin tam farkına varır. 3 yaşından itibaren kız ve erkekler birbirlerinden farklı olduklarını anlarlar. Hem kendi, hem de karşı cinsi görmek ister. Cinsellikle ilgili sorular sorar(ben nasıl oldum gibi). Bu sorular engellenirse çocuk sağlıklı bir cinsel kimlik geliştiremez. Anne-baba abartılı olmayan cevaplar vermelidir.
Odipal karmaşa; erkek çocukların annelerine duydukları hayranlıktır. Babasını rakip gibi görür. Kastrasyon korkusu ortaya çıkar(penisini kaybetme korkusu). Bu dönemde sünnet önerilmez. Bir yeri kanadığında hemen kapatılmalıdır. Bu dönemde baba ile arasında çatışma olursa, çocuk bu saplantısını atlatamazsa kişilik bozuklukları ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir gelişimde erkek çocuk babasıyla özdeşleşir.
Elektra; kız çocuklarının babaya duydukları hayranlıktır.
Eğer fallik dönemde bu sorunlar çözümlenemezse cinsel sapma denilen olay ortaya çıkabilir. Kendi cinsini beğenmeme, öbür cinsteki birey gibi davranma.
Latant Dönem(6–11 yaş): (=Gizil dönem, örtük dönem) Saldırganlık, cinsellik dürtülerin üstü artık örtülmüştür. Çocuk bunlarla ilgilenmemektedir. İlgiler öğrenme, toplumsal kabul görme, evrensel değerler, oyun, arkadaş ilişkilerine yönelmiştir. Çalışkan olmak için uğraşır, iyi bir birey olmak için çabalar. Suçlanma, azarlanama, evde çelişkili şeyler yaşama, başarılı olmak isteyip olamamak gibi şeylere maruz kalmak sağlıksız atlatılmasına, bu da opsesif(takıntılı) kişilik özelliğine neden olabilir.
Genital Dönem(11–12 yaş-ergenliğin sonu): Freud’a göre bu dönemdeki fırtınanın nedeni cinsel dürtülerin bastırılmasıdır. Toplum bunu engellediği için isyankâr, asi, başına buyruktur. Başarılı geçirilmesi için ergen kendi yaşındaki bireylerle vakit geçirmelidir. Toplumsal olaylara her iki cinsle birlikte katılması gerekir. Bu dönemde uygun bir meslek seçilmelidir. Sağlıksız geçerse uygun bir yetişkin kimliği geçiremez. Cinselliğe olan isteği dinmeyebilir, yetişkin gibi davranamayabilir.
ERİC ERİCSON’a göre kişilik; bireyin hem doğuştan getirdiği hem de çevresiyle ortaya çıkan özelliklerdir. Doğumdan ölüme kadar psikososyal gelişim kuramını ortaya atmıştır. 8 evreden oluşur:
1) Temel güvene karşı güvensizlik: Doğumla beraber başlar, 1–1,5 yaşına kadar devam eder. Bu dönemde güven duygusunu kazanır. Kendine güven, dış dünyaya ve diğer insanlara güven. Çocuğun bu dönemde ihtiyaçlarını tam karşılayarak (yeme-içme, temizlik, sevgi, ilgi.) güven duygusu verilmiş olur. Tam zıttı olursa, güvensiz bir kişilik geliştirir.
2) Özerklik(Bağımsızlık)- Kuşku ve Utanç(1,5–3 yaş): Konuşmaya ve yürümeye başlar, meraklıdır, her şeyi karıştırmak, atmak çekmek, dokunmak ister. Anal kasları gelişir. Aile tarafından azarlanan, kızılan, cezalandırılan çocukta kuşkulu ve utanç duyan bir kişilik gelişebilir. Bu bireylerde cimrilik, aşırı düzenlilik, inatçılık gibi özelliklere neden olabilir.
3) Girişimcilik-Suçluluk (3–7 yaş): Çocuk girişken ve ataktır. Çocuk kısıtlanamaz ve rahat hareket etmesi konusunda izin verilirse girişkenlik duygusu gelişir. Sürekli azarlanan çocuklarda suçluluk duygusu gelişebilir.
4) Başarılı Olmak-Aşağılık Duygusu(7–11 yaş): Başarmak için uğraşır. Anne-baba sevgisini kazanmak, arkadaş ilişkisi kuram için uğraşır. Çocuğa fırsat verilirse, kişiliğini başarma duygusunu yerleştirir.
5) Kimlik Kazanma-Kimlik Karmaşası(11–12 yaş-ergenliğin sonu): sekonder özellikler ortaya çıkar. Zihinsel değişmeler, “ben kimim?” gibi sorular sorabilir. Bu döneme kadar sağlıklı geliştiyse bu tür soruları kendisi yanıtlayabilir. Doğru kişileri model seçebilir. Sorgulayıp karar verebilir. Cinssel kimliğine uygun roller kazanmaya başlar. Bu dönem başarılı geçirilmezse, kendine uygun model bulamazsa, ben buyum, bunu istiyorum diyemediyse, hala önceki dönemlerini yaşıyorsa doğru bir kimlik kazanamaz.
6) Yakınlığa Karşı Uzaklık(18–25 yaş): Artık birey kimlik sorununu halletmiştir. Hem kendi cinsiyle hem de karşı cinsle kalıcı birliktelikler geliştirebilir. Kendi kişiliğini kazanamadıysa ilişki kuramaz, kaçar, bağlanmaktan korkar.
7) Üretkenliğe Karşı Durgunluk(25–60 yaş):İş kurar, eşi olabilir, kendi kimliğine uygun hedefleri gerçekleştirir.
8) Benlik Bütünlüğüne Karşı Ümitsizlik (60-65’den sonra) Birey geçmişe dönüp bakar. Ne yaptım? Ne yapmadım?... Kendini ölüme hazır hisseder. Pişmanlıklar yoktur. Geçmişinden memnun değilse, ölüme hazır olmayabilir, pişmanlık olabilir.
HÜMANİST YAKLAŞIM
CARL ROGERS; insana yönelik iyi düşünen bir bilim adamıdır. Her insan başarmak mutlu olmak ister. Bu yaratılışta vardır. Kişinin kendisinde bir problem varda bu kendisiyle ilgilidir. Kişi asıl problemi en iyi kendisi bilir. Problemler genellemez. Odipal karmaşa gibi evrensel sorunlar yoktur. İnsan özgürdür, mantıklıdır, benlik ve kişilik bütünlüğüne doğru ilerler. Birey biyolojik yapıdan ve çevreden etkilenir. Değime özelliği vardır. Birey için gerçek olan kendi dünyasıdır.
Benlik: Kişinin kendisi hakkında oluşturduğu imajdır, imgedir. Benliğin oluşmasında kritik dönemler yoktur. Benliğin oluşmasında birinci derecede yakınları (anne-baba) etkilidir. Rogers insanın bir ideal bir de gerçek benliğinin olduğunu savunur. Ben güzelim, iyiyim, gibi şu an hissedilenler gerçek benliği oluşturur. İdeal benlik ise olmak istenilenlerdir. Bunların arasındaki fark fazla olmazsa birey daha çok mutlu olur. Bireyin davranışları ile benlik arasında uyum vardır. Tutarlılık vardır. Kişi benliğine uygun olmayan davranışları reddeder. Benliğine uygun olmayan bir davranış yaptığında kabul etmez.
Koşulsuz Kabul: Bireyler ne olursa olsun sevilebileceklerini, değerli olduklarını, hissetmelidir. Böylelikle kişi kendini daha iyi ortaya koyar. Eğer koşulsuz kabul yoksa birey diğerlerinin isteğini yaparak sevgi kazanmaya çalışır.
Empati kavramı;
• Bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyması
• Yerine koyduğu kişinin düşünce yapısını, mantığını, duygularını hissetmesi gerekir
• Kişi hissettiklerini düşündüklerini söyler
Potansiyelini Tam Olarak Kullanabilme: Yaşam kendimizi iyi hissettiğimiz bir süreçtir. Potansiyelini kullanan bireyler başarısızlıklar da yaşasalar yıkılmaz, çabalar, kabullenir, düzeltmeye çalışır. Buradaki potansiyel kendi gibi olabilmektir. Bu insanlar her türlü yaşantıya açıktırlar, gerektiğinde risk alabilirler. Her anı dolu dolu yaşarlar. Başkalarından çok kendi düşüncelerine önem verirler. Düşüncelerinde özgürlük vardır. Üreticidirler. Birey çocukluk yıllarına takılıp kalmaz. Kendini geliştirebilir.