Dil Gelişimi

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Burcu Okut
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 18:10
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
2 Kas 2012
Mesajlar
18
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@Burcu Okut
DİL GELİŞİMİ
Dil gelişimi; seslerin, kelimelerin, sayıların, sembollerin kazanılması, saklanması ve
dilin kurallarına uygun olarak kullanılmasını içeren bir süreçtir. Dil gelişimi, doğumdan
itibaren başlar ve yaşam boyu devam eder. Dil ve öğrenme arasında önemli bir ilişki vardır.
Dil, öğrenmeyi kolaylaştırır. Öğrenme sürecinde ise çocuğun dili gelişir. Dil gelişiminde,
sesin duyulması dili kullanma deneyimlerinin bulunması gerekir. Çocukların, çevresindeki
bireylerin konuşmalarını taklit ederek dili öğrendikleri ileri sürülür. Çocuğun dil gelişiminde
iletişim kurma, diğerlerinin dikkatini çekme, isteklerini duygu ve düşüncelerini iletme
ihtiyacı vardır.
Çocukta dil gelişiminin önemli özelliği ilk dönemlerin evrensel oluşudur. Farklı dilleri
konuşan toplumların çocuklarında dil gelişiminin benzerlik gösterdiği görülmüştür. İlk
yıllardaki bu evrensellik 18-32 aydan sonra, sosyal sınıf farklılıklarının etkisiyle yok olur.
Dilin bir başka özelliği de dil ve kritik yaş ilişkisidir. Dünyadaki bütün çocuklar, kendi
dillerini 2-5 yaşları arasında öğrenir.
Araştırmalara göre insanların, eşit dil yeteneği ile doğsalar bile gelişimleri için gerekli
ses uyarımlarını alamadıklarında (işitme engelli doğanlarda olduğu gibi) dil yeteneklerinin
köreldiği görülmüştür. Konuşmanın olmadığı bir ortamda çocuğun konuşmayı öğrenemediği
ortaya çıkmıştır.

Dili Oluşturan Sistemler
Dil gelişimi konusunda yapılan çalışmalar doğrultusunda dil gelişimi; ses, sıra ve
anlam sistemlerinden oluşur. Bunlar aşağıdaki gibi ifade edilebilir.
Ses Sistemi
Konuşma dilinde anlamı ayırt etmeye yarayan en küçük ses birimleri ses sistemlerini
oluşturur. Çocuklar sesin akışını duymalıdır. Sesin akışını algılayan çocuk, bu sesleri küçük
parçalara bölerek kendi dilini oluşturmaya başlar. Ünlü ve ünsüz ses birimlerinin farklı
bileşimler hâlinde kullanılmasıyla sözcükler meydana gelir. Her dilin kendine özgü ses
sistemleri vardır. Çocuklar yaklaşık olarak 2,5 yaşlarına kadar tüm ünlü ve ünsüz sesleri
çıkarabilir. Tüm seslerin çıkarılması 7-8 yaşlarına kadar sürer.
Sıra Sistemi
Cümlenin yapısını oluşturan ses gruplarının cümle içinde sıralanmasını ifade eder.
Cümlenin yapısını oluşturan ögelerin anlamlı bir biçimde birleştirilmesi ile ilgili kuralları
kapsar. Çocuğun ilk ifadeleri tek sözcükten oluştuğu için çocuk sıra sistemi ile ilgili
kuralları, iki sözcük döneminde kullanır. Çocukların ses gruplarındaki sıraya dikkat etmesi
gerekir. Dikkat edilmediğinde cümlelerin anlamları değişebilir. Örneğin “Ali elma ister.”
cümlesi sıra değiştiğinde “elma ister Ali” anlamsız bir biçime dönüşebilir.
Cümle içindeki anlam ilişkileri, Türkçe’de isim ve fiillere düzenli olarak takılan
eklerle belirtilir. Türkçenin söz dizimi kuralları, cümle içindeki ögelerin yerini serbestçe
değiştirmeye olanak tanır. Bu yüzden önemli bir anlam değişmesine pek rastlanmaz. Ama
kişi, zaman ve hâl bildiren belirteçleri ve ekleri doğru yerlerde kullanmak şarttır.4
Anlam Sistemi
Anlam, dili kullanmanın en önemli bölümünü oluşturur. Seslerin, semboller aracılığı
ile nesne ve olaylarla ilişkisini ifade eder. Sözcükler, belli bir anlamı ifade etmek için
gereklidir. Çocuk, dili anlamlı olarak kullanmaya başladığında belirli durumlar ve nesnelerle
kendi düşünceleri arasında anlamlı ilişkiler kurmaya başlar. Çocuk, sözcük ve cümlelerini
belli anlamlar oluşturmak üzere kullanır. Anlamsal gelişim ile bilişsel gelişim düzeyi paralel
ve yakın bir gelişme gösterir. Çocuk, bilişsel kavramları kazandıkça,, dilin anlamsal yönü de
zenginleşerek gelişir.

DİLİN KAZANILMASI
KONUŞMA ÖNCESİ DÖNEM KONUŞMA DÖNEMİ
1. Yeni doğan dönemi (ağlama) 1. Ses, sözcük dönemi
2. Gığıldama dönemi 2. Tek sözcük dönemi
3. Mırıldanma dönemi 3. İki sözcüklü ifadeler dönemi
4. Mırıldanmanın tekrarı dönemi 4. Üç ve daha fazla sözcüklü ifadeler
dönemi
5. Gramer kurallarına uygun konuşma
dönemi
Konuşma Öncesi Dönem
Konuşma öncesi dönem; yeni doğan dönemi (ağlama), gığıldama, mırıldanma,
mırıldanmanın tekrarı dönemlerinden oluşur.

Yeni doğan dönemi (ağlama), 0-6 haftalık bir dönemi kapsar. Yeni doğanın
davranışlarının çoğu istem dışıdır. Konuşmanın gelişimi için arama, emme, yutma refleksleri
önemlidir. Yemek yeme ile ilgili olan bu reflekslerin sürekli tekrarlanması ağlama ve
seslenme sonucunda, bebek konuşma sesi üretimi için gerekli olan nefes alma ve ağız yüz
yapılarını kazanır. Konuşma mekanizmasının asıl görevi, nefes alma ve yemek yemedir. İlk
3 haftada çıkarılan sesler farklılaşmamış, amaçsız, anlamsız rastgele çıkarılır. İkinci 3
haftalık dönemde farklılaşmış sesler ortaya çıkar. Çıkarılan bu sesler, uyarıcı ile ilişkili olup
genellikle açlık ve rahatsızlık ağlamalarıdır. Ağlama, bebeğin ihtiyaç ve isteklerini belirten
ilk tek iletişim yoludur. 1. ayın sonunda anne, sesin farklılığına göre ağlamanın nedenini
(açlık, kızgınlık, acı) belirleyebilir. Çıkarılan sesler, anlam yönünden incelendiğinde ham
sözcüklerin başladığı; bebeğin başkalarının sesine tepki gösterdiği dönem olduğu görülür.
Gığıldama dönemi, 6 hafta ve 3 ay arasındaki dönemi kapsar. Ağlama ile birlikte
bebekler basit sesler çıkarır. Çıkarılan bu sesler evrenseldir. Bebeğin bu sesleri çıkarmasında
bilinç yoktur. Bebek rahatsızlığını ifade eden seslerin yanı sıra mutluluk ve rahatsızlığını
ifade eden sesler de çıkarır. İki aylık bebeğin, ağız kasları kontrolü gelişimini sürdürürken
bebek ağız hareketlerini başlatıp durdurabilir. 2 ve 3 aylık dönem, gülme ve gığıldama
dönemidir. Çocuk, sesi ses olarak çıkardığını bilir. Çıkardığı seslerden mutlu olur, ses
oyunları oynar ve kendiliğinden ses üretimi başlar. Rastgele olarak çıkarılan sesler a, u, o
ünlü seslerini uzatır. Daha sonra da bu seslerin sonuna h eklenerek ah, uh, şeklinde sesler
üretirken s, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak seslerini çıkarır. Ses üretimi hâlâ
refleksiftir. Çıkarılan sesler, anlam yönünden incelendiğinde hoşnutluğu ve hoşnutsuzluğu
belirten seslerdir. Başkalarının çıkardığı seslere tepki verirken annesinin sesine gülümser.

Mırıldanma dönemi, 3-6 aylar arasında görülür. Bebeğin ses mekanizması
üzerindeki kontrolünün arttığı görülür. Dili yuvarlama ve ileri uzatma becerisi görülür.
Memnuniyetini belirten sesler çıkarır. Ayrıca kendi çıkardığı bu sesleri taklit eder. Bu taklit
sesleri, yalnız olduğunda görülür. Bebeğin çıkardığı sesler refleksif olmaktan çıkmış,
tamamen amaçlı hâle dönüşmüştür. Ses çıkarma için uyaran kendisidir. Bu dönemde bebek,
ünlü ve ünsüz seslerin çeşitlerini üreterek bunları tekrar eder. Buna vokal jimnastik denir.
Bebeğin tekrar etmekten hoşlandığı bu sesler “ma-ma-ma”, “ba-ba-ba” gibi seslerdir.
Görüldüğü gibi bebek, ünsüz benzeri seslerle ünlü benzeri sesleri birleştirerek iki heceli
sözcükler oluşturmaya başlar. Bu dönemde b, m, p gibi dudak sesleri çıkarır. Uzun oyun
sesleri, çığlıkları ve seslenmeler görülür. Bebeğin çıkardığı seslerin sayısında ve türünde
artmalar vardır. Kendi kendine konuşmaya başladığı dönemdir.

Mırıldanmanın tekrarı dönemi, 6-9 aylar arasında görülür. Bu dönem, ses
oyunlarının tekrarı dönemi olarak da ifade edilir. Bebek, ses üretimi ile işitmeyi birleştirir.
Seçilmiş işitilen sesleri tekrarlar. Mırıldanmanın tekrarının görülmemesi, bu dönemde dil
problemlerinin, işitme kaybı, zihinsel gerilik gibi durumların ortaya çıktığını gösterir.
Bebeğin ağız hareketlerinde çeşitlilik görülür. Bebeğin çıkardığı sesler, hece tekrarına
dönüşerek daha çok çevredeki dilin niteliklerini kazanır. Önceleri p, b, d gibi dudaksı ve diş8
eti patlamalı sesler çoğunluktadır. Ünlü ünsüz birleşimlerinin tekrarıyla “ba-ba-ba”, “de-dede” “ma-ma-ma” şeklinde görülür. Bu dönemde çocuk, değişik sesler çıkarır. Çocuklar
kelime söyleyene kadar, çocukla beraber bu seslerin tekrar edilmesi teşvik edicidir. Bu
dönemde çocuk, bütün ses mekanizmasını serbestçe hareket ettirmeyi öğrenir. Bebeğin ses
oyunlarında ritim kullandığı görülür.
Bebeğin çıkardığı sesler, anlam yönünden incelendiğinde dikkati çekme, sosyalleşme
için kullanıldığı, hoşnutluk verici bir durum veya nesne hatırlandığında sesin yeniden ortaya
çıktığı görülür. Bebeğin, insan konuşmasına gülümseyerek veya ses çıkararak cevap verdiği
ayrıca kızgınlık ve hoşnutluk seslerini ayırt ettiği görülür.

Konuşma Dönemi
Konuşma dönemi; ses, sözcük, tek sözcük, iki sözcüklü ifadeler, üç ve daha fazla
sözcüklü ifadeler ve gramer kurallarına uygun konuşma dönemlerini kapsar.

Ses Sözcük Dönemi, 9-12 aylar arasında görülür. Bu dönem, tekrarlama ya da
çeşitlenmiş mırıldanma dönemi olarak da ifade edilir. İnsan seslerini bilinçli bir şekilde taklit
eder. Çocuğun sık sık mırıldanarak yetişkin konuşmasına benzeyen dizeler oluşturduğu
görülür. Bu sesler anlamdan yoksun, akıcılık özelliği olan, düz cümle ya da soruya benzeyen
acele mırıltı şeklindedir. Bu anlaşılmaz konuşmalara, jargon denilmektedir. Mırıldanmalar,
çocuk için sözcük yerini tutar. Dil bilimcilerin, ilk sözcüğün söylendiği bir yaş civarını
genellikle dilin başlama noktası olarak kabul ettiği görülür. Bu dönemde çocuk, birkaç jesti
ve sözcüğü anlar. Bu aşamadan sonra bebekler, artık anlamları araştırmaya kendi dillerini
öğrenmeye hazır durumdadır.
Tek sözcük dönemi, 12-18 aylar arasında görülür. Çocuğun gerçek konuşmaya
geçmesi bu dönemin özelliğidir. Mırıldanma ile gerçek konuşma arasında bir suskunluk
dönemi geçtikten sonra sözcük, sesle oynamanın rastlantısal olarak ortaya çıkar.
Tekrarlanmalar yolu ile uygun olarak kuvvetlenir.

İki Sözcüklü İfadeler Dönemi
18-24 aylar arasında görülür. Bu dönemin başında çocuklar sözcükleri birleştirir. Ama
bunlar iki tek sözcüğün artarda gelmesiyle oluştuğu için iki sözcüklü cümlecik sayılmaz. Bu
dönem, iki sözcüklü cümleciklere geçiş dönemi olarak ifade edilir. Hareketlerle anlatımdan
çok sözcüklerle anlatım başlar. Çocuk, 2 yılın sonuna doğru sözcüklerin birbiriyle olan
ilişkilerini anlayarak onları yan yana getirerek farklı anlamları ifade etmeye başlar. “Anne
gider.”, “Araba gider.” gibi oluşan iki sözcüklü cümleler, isim ve fiillerden oluşan, dil
bilgisi çekim ekleri olmayan, içerisinde edat, zarf, sıfat bulunmayan cümlelerdir. Sadece
anlam taşıyan sözcüklerden oluşan bu cümleler, telgraf konuşması olarak ifade edilir. İki
kelimenin birleşmesinden oluşan konuşma tarzı, gelişme gösterirken çocuk, kelimeleri yan11
yana getirerek kendi ana dilinin gramer yapısını öğrenmeye başlar. İki sözcüklü cümlelerde
çocuklar, vurgu kullanmaktadırlar. Çocuğun konuşmasında ilkel dil bilgisi sistemi başlar.

Gramer kurallarına uygun konuşma dönemi
3-6 yaş dönemini kapsar. 3-4 yaş çocuğunun kelime hazinesi gelişir. Yeni sözcükler
öğrenirken, bildiği sözcükleri daha esnek kullanır. Ana dilinin temel yapılarını öğrenir.
Kendini rahatça ifade eder. Dil kullanımı çok yönlü olup duygularını, düşüncelerini
ilişkilerini anlatır. Fısıldamayı öğrenir. Hayali oyunda dil kullanır. Çocuk, kendine dönük
açıklamalar yaparak benmerkezci konuşma sergiler. Söz diziminde özne, nesne ve yüklem
arasındaki fonksiyonel ilişkileri anlar. Çekim kurallarının görülmeye başladığı dönemdir.
Çocuk geçmiş, şimdiki ve geniş zaman eklerini kullanır. Çocuk önce “Kedi içer.” derken
şimdi “Kedi içiyor.” şeklinde kullanır. “ Nerede, ne zaman?” 3 yaş civarında olan çocuklar
ne, kim? sorularını genişletirler. Yetişkinlerin kullandığı soru formlarındaki cümleleri, 4
yaşlarında üretmeye başlarlar.
4-5 yaşta çocuk dili kolay ve doğru kullanılır. Anne ve babasının ses perdesini taklit
eder. Dili kullanmada kız çocukları, erkek çocuklarına göre daha iyidir. Benmerkezci
konuşma sürdüğü görülür. Sözcük sayısı artmaya devam eder. Kelime hazineleri 1000
kadardır. Önceki döneme göre daha karmaşık cümle yapısı kullanmaya başlarlar. Çoğul
kullanımı doğru yapılır.

Konuşma ve Dil Gelişimi Bozuklukları
Dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri aşağıdaki şekilde görülmektedir.
DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ
Organik Bozukluklar Fonksiyonel Bozukluklar
Ağızda yapı bozuklukları (kurtağzı…) Çocuğun yaşadığı çevre
Merkezi sinir sistemi bozuklukları Ailede yöresel dilin konuşulması
Duyu organlarındaki bozukluklar (görme ve
işitme kaybı)
Ailede birden fazla dilin konuşulması
Bilişsel bozukluklar (zekâ gerilikleri) Ciddi sosyal ve duygusal bozukluklar
Motor bozukluklar Aile içi problemler
Ciddi duygusal sorunu olan çocuklar

Dil ve konuşma bozuklukları türleri aşağıdaki gibidir.
Ses bozuklukları
Eklemleme (söyleyiş) bozuklukları
Ritim bozuklukları (kekemelik)
Gecikmiş dil ve afazi (söz yitimi)
Ses Bozuklukları
Sesin şiddet, perde, ton, esneklik, yaş, cinsiyet ve duruma göre sürekli olarak
beklenenden farklılık göstermesi ve iletişimi etkileyecek farklılıkların bulunması ses
bozuklukları olarak tanımlanır. Ses bozuklukları, dört grupta toplanarak açıklanabilir.
Sesin şiddetindeki bozukluklar, sesin gereğinden fazla gür ve çok zayıf olması
olarak tanımlanır. Bu durumlar dinleyeni rahatsız eder.
Sesin perdesindeki bozukluklar, kişinin sesi yaşına ve cinsiyetine göre beklenenden
daha yüksek (tiz) ya da alçak (pes) olması olarak tanımlanır. Normal konuşma sırasında
yüksek ve alçak tonlar arasında yumuşak geçişler vurgulama sağlarken konuşmanın
dinlenmesini ilginç hâle getirir. Sesin perdesini değiştirmeden (monoton konuşan) konuşan
kişiyi dinlemek insanı rahatsız eder. Ergenlik döneminde, ses perdesinde kırılmalar görülür.
Bu kırılmalar, daha sonraki yaşlarda devam ederse sorun olabilir.
Sesin tonundaki bozukluklar, burun yolundan çıkması gerekmeyen seslerin, burun
yolundan çıkması sesin tonunda bozuklukların görülmesine neden olabilir.

Sesin esnekliğindeki bozukluklar, konuşmanın dinleyenin izleyebilme gücünden
hızlı ya da normalden yavaş olması olarak tanımlanır. Konuşmadaki olağan dışı
duraklamaların yapılması, sesin monoton olması gibi durumlar esnekliğe ilişkin
problemlerdir.
Konuşma organlarındaki yapısal bozukluk ve rahatsızlıklar, gırtlaktaki sorunlar, sinir
sistemindeki bozukluklar, çevresel etmenler ses bozukluğu nedenleri olarak sayılabilir.
Çocuktaki ses bozukluğunun nedenleri, türü belirlenir ve çocuk konuşma eğitimine alınır.

Eklemleme (Söyleyiş) Bozuklukları
Ana dilinin seslerini (bağımsız ya da birleşik seslerini) doğru ya da anlaşılır biçimde
çıkaramıyor, birbirine gereği gibi ulanmasında ya da bu seslerin çıkarılması ya da
ulanmasında yaşıtlarından çok fazla ayrılık gösteriyorsa bu olay eklemleme (söyleyiş,
artikülasyon) bozukluğu olarak tanımlanır. Eklemleme (söyleyiş, artikülasyon) bozukluğu,
dört grupta toplanarak açıklanabilir:
Sesin düşürülmesi (atlamalar), konuşma sırasında bir sözcüğü oluşturan seslerden
bir ya da birkaçının atlanmasıdır. Örneğin “tavşan” yerine “taşan” “saat” yerine “sat” gibi
durumlar sesin düşürülmesidir.
Sesin değiştirilmesi (yerine koyma), çocuğun; sözcüğün başında, ortasında ya da
sonundaki çıkarılması kendisine zor gelen bir sesin yerine kendince kolay çıkarabileceği bir
sesi kullanarak konuşması olarak tanımlanır. En sık görülen eklemleme (artikülasyon)
bozukluklarından biridir. Örneğin “sarı” yerine “sayı”, “kara” yerine “kaya”, “arı” yerine
“ayı” gibi durumlar sesin değiştirilmesidir.
Ses ekleme, sözcük içinde olmayan bir sesin eklenerek söylenmesi olarak tanımlanır. Bazı
çocuklar, iki ünsüz sesin arasına bir ünlü ekleyerek “saat” yerine “sahat” gibi söyler. Bazı
çocuklar belirli bir kurala uymaksızın ekleme yapar. Örneğin, “avlu” yerine “havlu” “eşek”
yerine “eşşek” gibi durumlardır.
Ses bozulması, sesler tam ve doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakın ya da ses,
konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak ortaya çıkar. Sesi tanımak güçtür. Pek
rastlanmamaktadır.
İşitme ve konuşma organlarındaki yapısal bozukluklar, dudak ve damak yarıkları,
evdeki yetişkinlerin çocuğa iyi model olmaması eklemleme bozukluğunun nedenleri arasında
yer alabilir. Bunların yanında cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, ailesel ve genetik
etkenlerle olumsuz çevre koşulları da artikülasyonun oluşumunda etkilidir. Bu bozukluğun
düzeltilmesi için nedenlerin ortadan kaldırılması ya da en aza indirilmesi ve çocuğun
konuşma eğitimine alınması gerekir.

Ritim Bozuklukları (Kekemelik)
Konuşma için gerekli olan sesler, heceler veya sözcüklerde uzatma, tekrarlama,
irkilme, duraklama ve bazen de bunların yanında el, yüz, kol ve vücut hareketleri gibibelirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşan bozukluk olarak tanımlanır. 2-4 yaşları
arasındaki çocuklarda kekeleme sık görülen bir durumdur. Kekemelik birincil ve ikincil
devre olmak üzere 2 grupta incelenir:
Birincil devre kekemelikte sorun sadece konuşmanın kendisinde olup konuşana
geçmemiştir. Konuşma sırasındaki kararsızlık, tutulma, tekrarlama veya uzatma şeklinde
akıcılıkla ilgili bozukluktur. Çocuk, konuşmasının sorunlu olduğunun ya da başkalarının
konuşmasından farklı olduğunun farkında olmadığı için konuşmaktan çekinmez.
İkincil devre kekemelikte, konuşmanın kendisiyle birlikte konuşmaya eşlik eden jest,
mimik ve vücut hareketlerinde de birtakım görüntüler olur. Konuşan kişide, konuşmaya
başlayamama, duraklama, tekrarlama, patlama ve uzatma gibi belirtiler olur. Bu belirtilere
jest, mimik, el, kol ve vücut hareketleri de katılır. Kişi konuşmasının bozuk olduğunun
farkında olduğundan kekelerim kaygısını taşır. Bu kaygı, onun tekrar kekelemesinin
nedenidir.
Kekemelerin bazıları, yalnızken ya da yakınları ile normal konuşurken, yabancılarla
konuşurken konuşma akıcılıklarını yitirirler. Bazılarının konuşurken kekeledikleri; ama şarkı
söylerken ya da okurken kekelemedikleri görülür. Kekemelik çocuktan çocuğa farklılık
gösterir.
Kekemelikte konuşmanın akıcılığını bozan engelleri ortadan kaldırmak, çocuk
tarafından problemin farkına varılmasını sağlamak, çocuğun problemini çözmesi için istekli
hâle getirmek gerekir.

Gecikmiş Dil ve Afazi (Söz Yitimi)
Gecikmiş dil, çocuğun beklenen zamanda dilini geliştirememesi yaşıtlarına göre
anlama ve anlatmada güçlük yaşaması olarak tanımlanır. Bu tanımlamada çocuğun yaşı ile
dil gelişimi arasında bir paralellik dikkate alınır. Bu çocukların kelime dağarcığı sınırlıdır.
Dillerinde anlatım noksanlığı, gramer ve söz dizimi yanlışları vardır. Bu çocukların arzu ve
duygularını jest, mimik ve hareketlerle anlatmaya çalıştıkları, çevrelerindeki konuşmalara
pek ilgi göstermedikleri, durmadan anlamsız sesler çıkardıkları, yalnız kalmaktan
hoşlandıkları görülmüştür.
Zihinsel gerilikler, uzun süren hastalıklar, çevresel etkenler, duygusal problemler
gecikmiş dilin nedenleri arasında sayılabilir. Bu bozukluğun düzeltilmesi için problemin
türünü ve ayrıntılarını bilmek, çocuğu konuşmaya istekli hâle getirmek, görsel ve sözel
ifadelerin birlikte sunulduğu oyun etkinliklerinden eğitimde yararlanmak gerekir.
Afazi (söz yitimi) bozukluklar, bireyin dile ait sembolleri kullanmasını ve
birbirinden farklı durumlara uygun biçimde davranmasını engelleyen bir yoksunluk
durumudur. Bu durum, sembolleştirme sürecinde ortaya çıkar. Bu nedenle afazi, sembol
davranışların yokluğu ya da bozulması olarak ifade edilir. Beyin tümörleri, kafa travmaları, epilepsi ve enfeksiyonlar nedenlerindendir. Değerlendirme yapılır. Değerlendirmeye uygun
program yapılarak eğitim verilir.
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst