Değerler Eğitimi "KARAKTER EĞİTİMİ"

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Nihal EROĞLU
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 81:14

Nihal EROĞLU

YÖNETİM EKİBİ
Yönetici
Puanları 38
Solutions 0
Katılım
25 Nis 2006
Mesajlar
5,063
Tepki Skoru
26
Puanları
38
Konum
www.balikesirpedagog.com
Web sitesi
www.balikesirpedagog.com
@Nihal EROĞLU
Değerler Eğitimi "KARAKTER EĞİTİMİ"

KARAKTER EĞİTİMİ

‘Çok sağlam karakterli’ ifadesini günlük yaşamımızda sıkça kullanırız. Bu ifadenin içinde; saygılı, iradesi sağlam, çalışkan, sözünde duran, yaptığı işin hakkını veren gibi pek çok olumlu kişilik özeliği saklıdır. Karakter kelimesi kişilik, huy, kelimeleri ile sıkça karıştırılır.
Huy:Şahsiyetin yapı taşları olup, dünyaya gelme ile başlayan,çevrenin ve eğitimin etkisi ile gelişen davranış kalıplarıdır.
Şahsiyet:Bireyi bir başkasından ayıran duygu ve davranış özelliklerinin bütünüdür.
Karakter: Kişinin çevresi ile etkileşiminde, bireysel aldığı kararlarda sergilediği tutumlardaki istikrarı yansıtır. Yani tutumlar,huylar kişide öyle yerleşir ki ortam, zaman, çevrenin tepkisi uygulamalarına engel olamaz.

‘Kabiliyet sükûnetle, karakter yaşam içinde gelişir’ der Gazali.Bu sözden hareketle şöyle düşünebiliriz; aile ortamında çocuklarımıza vermeye çalıştığımız şahsiyet eğitimi, sosyal çevredeki yaşanılan her türlü olay, karşılaşılan risk gibi durumlar ile gelişme fırsatı bulur. Aksi halde ekilen tohumların gelişmesi için gübre, havalandırma, güneş gibi etmenleri dikkate almama sonucu meyve alınamayan ağaçların durumu oluşur. Kişisel özellikler de karakter halini alamaz.

Kişiliğin temellerinin atıldığı okul öncesi çağda bu özellikler çocukta nasıl yerleşir?Ebeveynler ve eğitimciler bu konuda neler yapabilirler?

Öncelik ‘Değer Vermenin’…
Sağlam bir karakterin oluşumunda atılacak en önemli adım; ‘Çocuğa verilen değerin hissettirilmesidir’ Çünkü kabiliyetler uygun zemini bulduğu zaman gelişir. Bu gelişme,her türlü tavır ve davranışın karakter halini alması ile devam eder.
Toplum olarak –her ne kadar bu konuda bilinçlenmeye başlamış olsak dahi- çocuklarımıza verdiğimiz değeri ‘îma ile’ göstermeyi tercih eden aileler hâlâ bulunmakta. Cümlede düşüklük olmuş. Toplum olarak diye genellemeyle başlamış bazı aileler hala var demiş. Yüzüne karşı översek şımarır düşüncesi ile zaman zaman sevgisini göstermeyi erteleyenler olmakta. Halbuki sıcak yuvasında ebeveynlerinin şefkatli elleri ile yoğrulan bir çocukta, üzerine güzel özellikler ekilirse , büyük bir hızla, verimli sonuçlar alınacaktır.
(bkz.övgü-sevgi dilleri)
En Büyük Keşif; İnsanı Fark etmek…
Çocuklar dünyaya geldiklerinde; kalıtımın, annenin hamilelikte yaşadığı durumların da etkisi ile pekçok özelliği de beraberlerinde getirirler.Ancak eğitim ortamı, model olma, çevresel faktörlerin etkisi ile çocuk yeni özellikler de kazanırken, sahip olduklarını da ya geliştirir ya da kaybeder. Bu açıdan ebeveynler ve eğitimciler öncelikle çocuğu çok iyi tanımayı hedef edinmelidirler.Daha sonra da çocuğun özelliklerine göre uygun eğitim metotlarını kullanmalıdırlar.
Bugünün Her Tutumu Geleceğin Temelini Oluşturur…
Ebeveynlerin en ufak tutumları dahi çocukları üzerinde çok büyük etkiler bırakır. Anne babalar çocuklarının tüm geleceklerinin şekillenmesinde yeri doldurulmaz öneme sahip olduklarının bilincinde olmalıdırlar. Bıkmadan, usanmadan araştırmalar yapan bir profesöre bu azmini nereden aldığı sorulur. Amerika'da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan sebebi soruyorlar, başarısının sırrını söylemesini istiyorlar.
Çok ilginç bir cevap veriyor :
"Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?" Bir süre oynadıktan sonra annem : "Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu ?" Elimden geldiğince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır" Evet mucit profesör başarısının sırrını bu şekilde ifade ediyor. Bu olay sadece ona mahsus bir özellik değildir.
Doğuştan Getirdiğimiz Özellikleri İyi Kanalize Edelim…
Üzerinde durulması gereken hususlardan biri de doğuştan getirilen özellikleri iyi kanalize edebilmektir. Tabii bu netice bir dizi eğitim metodu ile zamanla çocuğa kazandırılabilir. Ancak eğitim rolünü üstlenen herkesin bilmesi gereken en önemli konu, fıtratı hiçe saymamaktır. ‘Can çıkar, huy çıkmaz!’ atasözü ile de anlatılmak istenen her halde bu husustur. Bu noktadan hareketle, çok inatçı bir çocuk; hangi ortama girerse girsin, güzel özelliklerinde sebatı öğrenmelidir. Örneğin doğru sözlülükten ayrılmama, bir işi sonuna kadar götürüp pes etmemede kararlılığı ebeveynlerinin desteği ile öğrenebilirler.

Model Olalım, Takdir Edelim…
Beynimizin üç bölümü bulunmaktadır. Fiziksel, zihinsel ve duygusal . Fiziksel bölüm 0-8 yaşları arasında, duygusal bölüm 8-13 yaşları arasında,zihinsel bölüm ise 13-21 yaşlarında daha aktiftir. Yani okul öncesi dönemde çocuk;görerek, model alarak,yaşayarak öğrenir. Uygulayarak pekiştirip, içselleştirir.Bu durum bize, çocukların kazanacakları her özelliğin; yaparak,çevresinden model alarak, ortama aktif olarak katılım ile yerleştirilebileceğine ışık tutmaktadır.
Bu amaçla; çocukta görülen her olumlu davranışın değer gördüğünü sembolize etmek için ‘davranış takdir projeleri’ ile gelişimi desteklenebilir.Davranış takdir projelerinin temel amacı çocuğun kişiliğine yerleşerek zamanla karakter halini alması hedeflenen her özelliğin maddi-manevi ödüllerle desteklenmesidir. Böylece, çocukta o davranışı tekrarlamaya bir meyil oluşturarak, hatırlatmaya ihtiyaç olmadan, alışkanlık halini alması sağlanmış olur.
Bu amaca ulaşmak için şöyle bir yol izlenebilir:
*Çocukta gelişmesini istediğimiz davranışların listesi çıkarılır.(el temizliği, başladığı işi sonuca ulaştırabilme, düzenli olma gibi…)
*Davranışlardan sadece biri ele alınır.Örneğin çocuğumuzda, başlanılan bir işi sonuna kadar götürme özelliğinin gelişmesini istiyoruz.
*Öncelikle aile bu konuda davranışları ile örnek olmalıdır.
*Çocuğumuza özellikle uykudan önce bu amacı destekleyecek hikayeler kurgulanarak anlatılabilir.
*Çocukla izlenen çizgi filmlerde,günlük yaşamda karşılaşılan durumlarda bu hedefi destekleyen sahnelere dikkat çekilerek sesli ifade edilebilir.
*Ailecek bu konuda bir slogan belirlenebilir.Örn:’Biz,başladığımız işleri sonuna kadar götüren ………… Ailesiyiz!’ gibi…
*Aile toplantısında birkaç hafta bu konu gündem olarak ele alınabilir.
*Evde hazırlanan bir panoya aile bireylerinin isimleri asılır. Her akşam aile bireyleri o gün tamamladığı işleri sesli söyleyerek mutluluğunu ifade eder. Herkesin isminin altına yaptıkları yazılır.
*Bir işi tam yapmanın neticelerini hayatın içinde gözlemlemeyi çocuğunuzla yaptığınız bir kekle de fark ettirebilirsiniz. Örneğin; Birlikte hazırladığınız kek hamurunu üçe ayırın.Bir kısmına şeker, bir kısmına da kabartma tozu koymayın. Pişmesini birlikte gözlemleyin. Soğuduktan sonra ayrı kaplarda pişirdiğiniz keklerin önce kabarma oranlarına,sonra da tatlarına bakın. Böylece yarım yapılan işin neticelerinin görme-tatma-dokunma gibi farklı duyulara hitap ederek fark edilmesine destek olun.
*Bir işi tam yapmanın önemini pekiştirmek için, birlikte basit bir katlama ile kayık yapabilirsiniz.Kayığın son aşamasını tamamlamadığınızda neticeye ulaşamadığınızı çocuğunuzla gözlemleyebilirsiniz.Daha sonra birlikte tamamladığınız kayığı, suda yüzdürerek sonunca ulaşmanın tadını çıkarabilirsiniz.
Çocuklarımızın kişiliklerine yerleşmesini istediğimiz özelliklere yönelik olarak bu şekilde çalışmalar yapılabilir.
*Anne baba gün içinde, tamamladığı işlerini sesli olarak ifade ederek, çocuklarının bilinç altlarına yatırım yapabilirler. Örneğin; ‘Bu akşam tamamlamayı hedeflediğim çalışmamı bitirdim.’ ‘Misafirlerim için ikramlarımı hazırladım!’ gibi…
Akşamları yatmadan önce birkaç olumlu slogan ile tekrarlar yapılabilir.Örneğin ’ Başladığımız faaliyetlerimizi tamamlıyoruz. İşlerimizi tamamladığımız için çok mutluyuz!’ gibi…
Çocukla bu hedefi destekleyen oyunlar oynanabilir. Örneğin:2 çocuğunuzla oyun oynuyorsunuz. Odanın farklı yerlerine koyduğunuz Legoları toplamalarını istiyorsunuz. Süre veriyorsunuz. Çocuklardan biri kırmızıyı diğeri yeşil Legoları topluyor.Süre bittiğinde bakalım kim tamamlayabilmiş?
Verdiğimiz örnek çalışmalar, yaşamın içinde uygulanabilir, çocuğun bilinçaltını yapılandırmayı hedeflemiş,eğlenerek öğrenmeyi sağlayan yöntemler olup her davranış için kullanılabilir.
Çocuklar izledikleri her çizgi film, dinledikleri her hikayeyi yargılamadan kabul etmektedirler. Bu nedenle çocuklara yanlış örnek olacak karelerden şiddetle kaçınılmalıdır. Önceden incelenip, çocuğa uygunluğuna karar verildikten sonra izletilmelidir.
Çocuğun arkadaş çevresine, arkadaşlarının aile yapısına çok dikkat edilmelidir.Arkadaşlarının her davranışı çocuğunuz için de model olacaktır.
Çocuğun birilerine benzetilmesi, sürekli olumsuz lakaplar ile hitap edilmesi bir süre sonra kişilik haline gelmesine sebep olabilir. Örneğin; sakar, beceriksiz…gibi.
Son Söz Olarak…
Çocuk dünyaya gelmeden önce başlayan karakter eğitiminde ebeveynin her türlü tutumlarının, kişilik özelliklerinin dünyaya hazırlanan minik yavruyu etkilediği asla unutulmamalıdır. Bebek bekleyen anne baba bu konuyu dikkate alırken, çocukları büyüyen ebeveyn de umutsuzluğa kapılmamalıdır. Öncelikle kendilerinde yaptıkları olumlu değişimlerin, samimi çabalarının, çocukları üzerindeki etkisini zaman içinde hayranlıkla izleyeceklerdir.



Saygılı Çocuklar Yetiştirmek İçin Neler Yapabiliriz?
‘Çok kibar bir çocuğunuz var!’ ifadesini her ebeveyn duymak ister. Bununla beraber‘çok başarılı ama çok da kaba!’ yorumunu hiçbir ebeveyn işitmek istemez.Her toplumun önem verdiği değer yargıları, görgü kuralları birbirinden farklıdır. Türk toplumunda önem verilen bir husus bir başka ülkede dikkate alınmayabilir. Ancak şu nokta her millet için ortaktır ki ‘saygılı çocuğu tüm ebeveynler sever ve ister’
Anne babalar çocuklarının nezaketli olmasını sadece kendilerini tatmin için değil, evlatlarının geleceği için de isterler.
Çocuklarımızın saygılı bireyler olarak yetişmesini arzularken, sadece bizim yanımızda iken değil, her şartta saygın tavırları sergilemesini hedefler,ümit ederiz.
Her hususta olduğu gibi saygılı çocuklar yetiştirmek de model olma, takdir etme, sabır gerektiren bir süreç gerektirir.Bu süreç çerçevesinde yapılması gerekenleri adım adım paylaşalım…

Neden Saygı?
Biz yetişkinler,insana duyduğumuz saygı sebebi ile konuşurken gözünün içine bakarız, kalbini kırmamaya çalışırız. Doğaya saygımız neticesinde çevre temizliğine özen gösteririz.Kendimize olan saygımız beden sağlığımıza da dikkat etmemizi gerektirir. Yiyeceklerin binbir gayretle soframıza gelmesi sebebi ile ekmeği çöpe atmayız. Saygı dolu bu davranışımız hem bizim nimete gösterdiğimiz hürmeti ifade eder hem de soframıza gelene kadar emeği geçenlere teşekkürü sembolize eder. Çocuk, saygılı davranışların altında yatan bu gerekçeleri iyi bilmelidir. Bir taraftan davranışların temel maksatları açıklanırken, diğer taraftan da kuralların yaşamlarına yerleşmesi için gayret gösterilmelidir.

Saygılı olmak bir yönü ile de başkalarının hislerine karşı duyarlı olmak demektir. Mesela size iyilik yapan bir insana ‘teşekkür etmek’, sabah uyandığınızda çevrenizdekilere ‘Günaydın’ demek hep bu duyarlılığın neticeleridir. Küçük çocuğunuz kelimeleri tam telaffuz edemediği bir dönemde , anlamını tam bilemeden de söylese bu ifade kalıplarını tekrar ede ede yaşamın bir parçası haline getirebilir.

Önce Model Olmalısınız!...
Saygılı çocuklar görmek, saygın ebeveynler ve eğitimciler de olmamızı gerektirir.Çünkü çocuklar saygılı olmayı bebeklikten itibaren çevrelerinden öğrenmeye başlarlar. Israrla elinizden bir şey çekmeye çalışan çocuğa ‘Lütfen!’ diyerek almanız, saçınızı çekerken ‘Canımı acıtıyorsun!’ diyerek elini açmanız şeklindeki davranışların tümü, ona kibar olmayı nazikçe öğretir.Yani çocuğun iletişim halinde olduğu herkes ona tavır ve ifadeleri ile saygı içeren davranışları öğretir. Çocuklar hak ettikleri saygıyı ebeveynlerinden göremezlerse başlangıçta bu durumu kabul ediyor gibi görünebilirler. Ancak bunun acısını daha sonra çıkarabilirler. Örneğin arkadaşlarının yanında azarlanan bir çocuk, rencide olur. Annesinin arkadaşlarının yanında, saygısız tavırlar sergileyerek öcünü alabilir. Artık kendini daha rahat ifade ettiği ergenlik döneminde ise bu intikamın sesi daha gür çıkabilir.

Çocuklar özellikle kendilerine saygı duyulduğunu bilmelidirler.Bunu fark ettirmenizin yollarından bazıları; sözünü kesmeden, gözlerinin içine bakarak dinlemeniz, odasının kapısını tıklatarak girmeniz,kararlar alırken ona da fikrini sormanızdır… Ayrıca tutumlarınızda tutarlı olmanız da saygın davranışlar arasında sıralanabilir. Bir olaya bazen bir tavır sergileyip, bazen farklı davranmanız hem çocuğunuza sergilediğiniz saygıyı zedeler hem de saygınlığınızı sarsabilir.

Tavırlarınızın Ve İfadelerinizin Farkında Olmalısınız
Rahat yetişmeleri için pek çok saygısız tavrı ‘çocuktur!’ diye düşünüp hoş gören aileler vardır. ‘Bunlar çocuk!’ şeklindeki düşünceler, uzun süre yanlış davranışları sergileterek,benimsetir.Halbuki çocuk ana dilini öğrenebildiği, yaşama dair pek çok kuralı başarabildiği gibi saygın davranışları da seviyesine göre sergilemeyi gerçekleştirebilir. Ancak tenkit, yanlışlıkları hemen görüp azarlama,korkutma çocukta ters tepki oluşturur. Çocuk korktuğu için saygı içeren davranışları sergiliyorsa, otorite boşluğunda tekrar hatalı davranışlar gösterebilir. Çocuk saygı gerektiren kuralları, korktuğu için değil, sevgiyi kayıp etmemek için gerçekleştirmelidir. Tavırlar zorlama ile değil , yapılmasından zevk alınarak öğrenilmelidir. Sevgi ile sunulan davranışlar çocukların zamanla karakterine yerleşir.
Bazen küçükler, çocukça ifadeleri ile saygısızca kelimeler kullanırlar.Bu ifadeleri birilerinden duymuşlardır, anlamını bilmeden tekrar ederler.’Adam yesmen (resmen) şalak (salak)ya! gibi..Türkçe’ yi düzgün konuşamadıkları bir zamanda kullandıkları bu ifadeler büyükleri tarafından şaka ile karışık dikkat odağı olur. ‘Bak, bak, bak! Adam olmuş bizim yumurcak da haberimiz yok!’ gibi yorumlar ebeveynlerin ağzından dökülüverir. Pek çok anne baba bu yorumlarının çocuklara verdiği zararın farkında da değildirler. Çünkü şakalaşmaları çocuk takdir olarak karşılar,ilginin üzerinde olduğunu fark eder.Yanlış da olsa o davranışı benimser.Çocuk doğru ile yanlışı ayırt edebilecek yaşta değildir. Bu nedenle ebeveynler çocukların yanlış sözlerini duyduklarında, jest ve mimikleri ile düşüncelerini ifade etmelidirler. ‘Bu kelimeyi kullanmak sana hiç yakışmadı!’ gibi net yorumlarla beğenmediklerini ifade etmelidirler. Daha sonra da uygun bir vakitte çocuklarını saygın kılacak ifadeler hakkında konuşup bunu destekleyecek etkinlikler yapmalıdırlar. Aksi halde çirkin kelimeleri kullandığında fark edilen çocuklar, bu sebeple değer kazandıklarını düşünüp yanlış davranışı tekrar etmeye başlarlar.Çocuk çok fazla yanlış ifadeler kullanıp dikkat çekmeye çalışıyor ise etkin aldırmazlık yöntemi kullanılıp dikkati farklı yerlere de yönlendirilebilir.
Günümüzde pek çok ebeveyn, evlatlarımız bizim çocukluğumuzda yaşadığımız sıkıntıları yaşamasın diye her türlü imkanlarını seferber etmektedir.
Çocuğun rahat içinde olması saygı sınırlarını bilmemesini gerektirmez. Ebeveynler her ne sebeple olursa olsun, çocuklarına koydukları sınırların onlar için yaşama dair bir tarz belirlediğini unutmamalıdırlar.
En etkin anne babalar, çocuğunun gördüğünü gören, düşündüğünü düşünen, hissettiğini hisseden kısacası onun bakış açısını yakalayabilenlerdir. Çocuklarda zaman zaman görülen davranışların temel sebebini bilmek, gerekir. Örneğin uykusu gelmiş bir çocuk bir de açsa tekmeleyebilir, tepinebilir. Farklı davranışlar sergileyebilir. Bu davranışları sergileyen bir çocuğa hemen, ‘saygısız’ etiketini takmak doğru olmaz. İyi bir çocuk yetiştirmenin sırrı, davranışın arkasındaki sırrı iyi okumaya bağlıdır.

Türk geleneklerindeki saygın davranışlar yaşamımızda örnek alınmalıdır. Misafire hürmet gibi… Son yıllarda bazı çevrelerde çocukların yakın akraba büyüklerine isimle hitap ettikleri gözlemlenmekte. Tıpkı yabancı filmlerdeki gibi. Çocuk halasına ismi ile hitap etmekte. Bu hitap şekli büyüklere saygıyı katleder. Buna asla izin verilmemelidir. Tüm bunlara rağmen saygı ile bir alakası olmayan yanlış inanışlara karşı da dikkatli olunmalıdır. Mesela; çocuklar çok soru sormaz, gibi…

Saygı içeren davranışların çocuklarda karakter halini alması için yapılabilecek bazı etkinlikler:
Nezaket kelimelerini çocuğunuzun yaşamında yerleştirmeyi hedeflediğinizi farz edelim. Teşekkür ederim, rica ederim, lütfen v.s…Evde bu kelimeleri kullanan kişiye ‘Tebrikler!1 puan kazandınız!’ derken, kullanılmadığı zaman ‘Biiipppp’ diyerek hatırlatmayı planlayabilirsiniz. Böylelikle olumlu davranışları pekiştirirken, olumsuz davranışı da hatırlatmış olursunuz. Bunu yaparken de çocuğunuzu incitmemiş olursunuz.Aksine, çocuğunuz yanlış yaptığında; ‘Kibar davranışlar nerde kaldı hanımefendi?’ , ‘Şimdi, hemen düzgün oturuyorsun!’ gibi kinayeli konuşmalar,
sert uyarılar, çocukta saygı içeren davranışlara karşı nefret uyandırabilir.
Okul öncesinde çocuklar okuma yazma bilmedikleri için sadece resim okuyabilirler. Çocukların bu yeteneği değerlendirilebilir. Mesela çocuklara teşekkür nerelerde etmeleri gerektiği sorulabilir. Daha sonra bunların ayrı ayrı resimlerini farklı zamanlarda yapmaları istenebilir. Yapılan resimler hatırlatıcılar olarak uygun yerlere asılabilir. Çocuğun kendi yaptığı resimle nezaket davranışlarını anımsaması daha kolay olacaktır.
Çocuklar bazen çok konuşarak çevrelerini rahatsız edebilirler. Bu durum çocukların saygınlıklarını da zedeler. Zaman zaman sessiz kalmayı da öğrenmelidirler. Bunun için ‘Sessizlik Saati’ oyunu oynayabilirsiniz. Bu oyunda birlikte belirlenmiş bir vakitte aile bireyleri sessiz kalmayı başarabilmelidirler. Çocuğunuza saat üzerinde kaç dakika sessiz kalacağınızı ifade ediniz. 10 dakika ile başladığınız bu süre zarfında kitap inceleyebilir, faaliyet yapabilir fakat konuşmaması gerektiğini söyleyiniz. Süre zamanla artırılarak bu konuda başarılı olmaları sağlanabilir.
Büyüklere saygıyı öğretmek için;hafta sonlarında telefonla arama, onları memnun edecek faaliyetler hazırlama, tatil günlerinde ziyaretlerine gitme, onlara duygularını ifade eden kartlar hazırlayıp gönderme çok faydalı çalışmalar olacaktır. Tabii bunlardan da etkili olan çocuklarınızın büyüklerinize saygılı davranışlarınızla sizi
izlemeleridir.
Kurallara yaşamımızda uymamız gerektiğini sık sık hatırlatmak çocukları sıkar. Bunun yerine kuralların yaşamımıza sağladığı neticeleri paylaşabilirsiniz. Örn: Kaba davranışlarda bulunmak, başkalarının bize olan saygısını da azaltıyor. Aynen dün yaşadığın olay gibi…
Gazete ve dergilerdeki resimlerde saygılı davranışlar sergileyen resimleri birlikte bulmaya çalışabilirsiniz. Bulduktan sonra da ‘Sence neden saygın görünüyor?’ diye sorabilirsiniz. Böylelikle hem çocuğunuzun ‘Saygılı olmak’ ifadesinden ne anladığını öğrenirsiniz hem de siz anlaşılması gerekeni ifade etmiş olursunuz.
Çocuklar kişisel farklılıkları kabulü sizden öğrenirler. Herhangi bir seçiminde çocuğunuza ‘Demek bunu seçtin! Zevkler farklı olabilir!’ diyebilirsiniz. Bu şekilde kabuller görmek, çocuğunuzun da başkalarına saygıyı artıracaktır.
Çocuklara anlatılan hikayelerde günlük yaşamda nezaketin önemi, saygılı insanların hayatta elde ettikleri kazançları vurgulayanları seçilmelidir.
Özellikle çocuklara dinletilen müzikler,bilinçaltlarının yapılanmasında büyük önem arz eder. Bu nedenle çocuklara kazandırmayı hedeflediğimiz değerleri destekleyici şarkılar dinletilmelidir. Bu tür şarkılar bulunamazsa çocuğunuzun da isminin içinde geçtiği güftelerle ufak besteler yapabilirsiniz. Çocuklar kendileri ile alakalı olan her şeye daha fazla ilgi gösterirler.
Evinizde aile bireylerine, okulda öğrencilere yönelik olarak ‘Saygı Panosu’ hazırlayabilirsiniz. Bu panoda belirli dönemlerde bazı başlıkları ele alabilirsiniz.Örneğin ‘Bugün karşılık beklemeden hangi nazik davranışı sergilediniz?’başlıklı bir inceleme çalışması yapılabilir. Bu başlık altına ailenin tüm bireyleri o gün içinde sergiledikleri nazik davranışları ifade ederler. Her akşam bu şekilde bir geri bildirimin alınması, çocukların bu konuda takdir görmeleri saygı davranışlarını sergilemelerini destekler.
Çocuklar af etmenin saygın bir davranış olduğunu öğrenmelidirler. Tabii büyükleri af ettikçe çocuk da bu davranışı daha kolay benimseyecektir. Bu konuda evde bir ‘Af sepeti’ oluşturulabilir. Herkes gün içinde af ettiklerini bu sepete yazarak atabilir. Hafta sonu bakalım en fazla kim bu davranışı sergilemiş incelenerek takdir edilebilir.
Çocuklar kendileri için güvendikleri bir otoritenin de özür dilediğini gözlemleyince bu davranışı kolay modellerler.
Çocuklar okul öncesi dönemde arkadaşlarından çok etkilenirler. Bazı davranışları arkadaşları yaptığı için yaparlar. Doğru mu yanlış mı olduğunu hiç sorgulamazlar. Bu nedenle ebeveynler çocuklarının arkadaşlarını seçmelerinde yardımcı olmalıdırlar. Mesela ev hanımı iseniz ve çocuğunuz anaokuluna da gitmiyor ise şöyle bir uygulama yapabilirsiniz:Ailecek görüştüğünüz arkadaşınızla çocuklarınızın yaşları birbirine yakınsa bu durum güzel bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Birlikte geziler yapıp, sosyal aktivitelere katılabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuzun çevredeki yanlış örneklerden etkilenmemesini de sağlamış olursunuz.


Saygı İçeren Davranışlardan Örnekler:
İletişimde Saygı İçeren Davranışlar:
Çocuklara erken yaşlarda kazandırılması gereken davranışlardan biri de dinlemeyi öğretmektir. Çünkü iletişimin ilk adımı iyi bir dinleyici olmaktır. Dinlemeyi öğrenmesi çocuğun iyi dinleyicileri örnek alması ile mümkündür. (bkz. çocuklarla iletişim) İletişim esnasında çocuğunuzun sergilemesi gereken davranışlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
-Çocuklar, günlük yaşamda çok kolay gerçekleştirebilecekleri selamlaşma adaplarını yerine getirebilirler. Örn: Günaydın, iyi akşamlar! Gibi…
-Büyüklerine,arkadaşlarına ‘Nasılsınız?’ diye sorabilirler
-Büyüklerin ellerini öpmeyi doğru şekli ile küçük yaşta öğrenebilirler
-Çocuklar arkadaşlarını şikayet etmeyi çok severler. Bu konuda ‘problemi çözmek
için fikir üretmeyi, sizden destek alarak başarabilirler
-Konuştukları kişiye arkalarını dönmeden gözlerinin içine bakarak konuşmayı başarabilirler
-Karşılarındaki kişiyi hangi ifadelerin kırdığını öğrenerek bunlardan kaçınabilirler
-Konuşan iki kişinin arasına girmemeyi başarabilirler
-Konuştukları kişinin sözünü kesmeden dinleyebilirler

Telefonla İletişim:
Telefondaki radyasyon etkisinden dolayı çocuklar uzun süre kulaklarında tutmamalıdırlar. Hatta bedenlerinden mümkün mertebe uzakta bulundurulmalıdır. Ancak gerektiğinde telefonla uygun şekilde konuşmayı da öğrenmelidirler. Çocuklar gerek sabit telefonla gerek cep telefonu ile konuşurken uyulması gereken kuralları başarabilirler:
-Telefonu ilk açışta ‘Buyurun, Efendim veya Alo!’ gibi ifadelerden birini tercih edebilirler
-Arayan taraf çocuğu tanıyamadığında, ismini söyleyebilir ve ‘Ben Ayşe Hanım’ın kızıyım!’ gibi ifadeler ile kendini tanıtabilir
-Aranan kişi eğer bulunulan ortamda ise bağırarak çağrılmaması gerekir. Telefonun ahizesini kapatarak çağırmalı veya yanına götürmelidir
-Çocuklar ağızlarında herhangi bir yiyecek varken telefonla konuşmamalıdırlar
-Öksürük, hapşırık gibi durumlarda ahizeyi ağızlarından çekmeyi bilmelidirler
- Çocuklar arkadaşları ile telefonla görüşmeleri gerektiğinde süreyi kısa tutmayı bilmelidirler. Tabii bu konuda öncelikle ebeveynlerinden örnek davranış görmelidirler.
-Evde paralel telefon varsa çocuklar garip sesler çıkararak sizin ve konuşan kişinin ilgisini çekmeyi çok severler. Çocuklar o esnada çok nasihat kabul etmezler.Bu tür problemler çıkmadan önce çocuklara empati kurdurularak yaptıklarının yanlış olduğu anlatılmalıdır. Ayrıca ses çıkarmadan da olsa telefonla konuşmayı dinlemenin çok yanlış bir davranış olduğu çocuklara öğretilmelidir.
-Küçük çocuklar için radyasyonun zararları düşünülecek olursa telefon oyunlarının da ne kadar tehlikeli olduğu gayet açıktır. Bunun yerine daha zararsız oyunlar tercih edilebilir.
-Çocuklar küçük yaşta telefon markalarını bilme, takip etme ile meşgul olmamalıdırlar. Zaten telefonun asıl gayesi iletişim iken marka gibi basit hususların önemli olmadığını çocuklar sizden öğrenebilirler.
Çocukla birlikte yapılan veya oyuncak telefonlar ile konuşma kuralları oyun esnasında öğrenilebilir. Oyunlar sırasında yapılan bu etkinlikler gerçek yaşamda pratik uygulamaların önünü açar.

Ziyaret Ortamları İçin Saygı İçeren Davranışlar:
Ev veya herhangi bir ortama ziyarete gidildiğinde çocuklar saygı içeren davranışları ihmal edebilirler. Bunun en önemli sebepleri arasında çocuğun dikkat etmesi gereken kuralları bilmemesi yer almaktadır. Bir diğer sebep, oturma süresi uzadığı için çocuğun sıkılma ihtimalidir. Bazen de çocuklar ilgi odağı olmak için saygısız davranışlar sergileyebilirler.
Bu sebeplere çözüm olarak ziyaretlerde şu uygulamalar yapılabilir:
-Çocuklarla ‘misafircilik oyunu’ oynanarak dikkat edilmesi gereken hususlarda alıştırmalar yapılabilir. Evden çıkmadan önce de kurallar kısaca hatırlatılabilir.
-Ziyaretlere randevu almadan gidilemeyeceği,ev sahibi müsait değilse ısrar edilemeyeceği çocuklara anlatılmalıdır.
-Ziyarete giderken ev kıyafetlerimizle gidemeyeceğimiz, temiz, ütülü giysilerimizi giymemiz gerektiği öğretilmelidir.
-Giderken çocuğun meşgul olacağı,gidilen evi de rahatsız etmeyecek bir oyuncak götürebilirler.
-Ebeveynler çocuklarının sıkılacaklarını hesaba katarak ziyaretlerini kısa süreli tutmaya çalışmalıdırlar.
-Özellikle aile ziyaretlerinde ev sahibi esnek olsa da kurallardan taviz verilmemelidir.
-Ara ara gidip çocuğunuzun kulağına fısıltı ile; ‘Kurallarımıza uyduğun için seni tebrik ediyorum!’ denilebilir.
-Ortamda bulunan ebeveynlerin, ailenizin ziyaretlerdeki prensiplerine destek olmaları istenmelidir.Mesela, çocuklar ziyarete gidilen yerden sevdikleri bir malzemeyi alarak çıkmayı çok isterler. Bu konuda evden çıkmadan hatırlatma yapılmış olmasına rağmen çocuk aynı hatayı yapıyorsa ev sahibinin de desteği ile asla buna izin verilmemelidir.
-Evde çocuğunuzun yaşıtı varsa birlikte oyun oynayabilirler. Ancak ara ara gidip hissettirmeden kontrol etmek faydalı olur.
-Çocuğunuz tüm kurallara uydu ise eve geldiğinde şu sözlerle takdirinizi dile getirebilirsiniz: ‘Ev sahibinin seni tekrar konuk etmek isteyeceği kibar bir misafirsin!’

Yemek Yerken Saygı İçeren Davranışlar:
Çocukların ilk meyilleri yemeğedir.Bu nedenle yemek adabı çocuklara erken yaşta kazandırılmalıdır.
Çocuğunuz 7 yaşına gelene kadar binlerce kez yemek yiyecektir. Her sofraya oturduğunda yapması gereken davranışları gerçekleştirmek için gayret etmesi, saygın davranışların kişiliğine oturmasını kolaylaştıracaktır.
Yemek yeme alışkanlığı çerçevesinde dikkat edilmesi gereken birkaç davranışı şu şekilde sıralayabiliriz:
-Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalı
-Yemek asla ayakta, gezinerek yenmemeli
-Aile bireyleri hep birlikte sofrada bulunmalı.
-Yemeğe herkes birlikte başlamalı
-Tabağa ihtiyaç kadar yemek alınmalı,artık bırakılmamalı
-Sağ elle yemeli, besmele ile başlayıp hamd ile bitirilmeli
-Yemek eğer sıcaksa üflememeli
-Ağızda yemek varken konuşmamalı, şapırdatmamalı
-Ağızdaki bitmeden tekrar lokma alınmamalı
-İyice çiğnemeye dikkat edilmeli
-İhtiyaç durumunda kullanılmak üzere mutlaka peçete bulundurulmalı
-Çatal, kaşık, bıçak, tabak, bardakla oynamamalı
-Özellikle tabağının önünden yemeye dikkat edilmeli
-Eğer yemek hoşuna gitmedi ise yorum yapmamalı, beğenildi ise mutlaka ifade edilmeli
-Ağızda lokma varken sofradan kalkılmamalı
-Yemekten kalkarken mutlaka hazırlayanlara teşekkür edilmeli.
-Televizyon karşısında çocuk birebir veya ailecek yemek yememeli. Bunun yerine hep birlikte güzel konulardan bahsedilerek yemekte aile bağları kuvvetlendirilmeli
-Özellikle ortak tabaktan yenen meyve gibi besinlerde başkasının önünden yememeye özen gösterilmeli
-Her konuda olduğu gibi yemeği seçmeden yiyebilmesi için aile bireyleri birbirlerine örnek olmalı

Lokanta ve restorantlarda yemek yerken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda da çocuklar bilgilenmelidirler.Çocuklar garsona kendi tercihlerini yapabilmeyi, yemeği gelince teşekkür etmeyi, herkesin yemeği gelene kadar beklemeyi başarabilirler. Bu nezaketi kazanabilmeleri için evde doğaçlamalarla egzersizler yapılabilir. Daha sonra da belirli zamanlarda ziyafet günleri düzenlenerek çocuklarla lokanta ortamı oluşturulabilir. Tabii bu arada restoranta gitmek de aile bütçesine göre zaman zaman gerçekleştirilmelidir.

Pro.dr. Refia Şermin‘Ahlak,insanı hem özgür ve kendine hakim kılar,hem de insanın topluma uyumunu sağlar. Ahlak eğitiminin gayesi kişide karakter teşkil etmektir’ demektedir.
Saygılı bir nesil yetiştirirken her konuda olduğu gibi bu noktada da çocukların nasihat dinlemekten ziyade model görmeye ihtiyaçları vardır. Çocuğunuzun kazanmasını hedeflediğiniz davranışları yaşamınızda sergilemedeki kararlılığınız hem çocuklarınızın gözünde sizin saygınlığınızı koruyacaktır hem de onların geleceklerini ışıklandıracaktır.


DÜRÜST ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Orhan anaokulundan eve geldiği her akşam bazı sorunlardan bahsediyordu:
‘Can bugün bana kötü kelimeler kullandı, Hakan beni yumrukladı…’ Orhan’ın annesi öğretmenini aradığında kurumda bu tür olayların yaşanmadığını öğreniyordu. Peki evde yalana teşvik edici hiçbir ortam olmadığı halde Orhan neden bunları söylüyordu? Duyarlı bir ebeveyn olan aile, öğretmen ile görüştü. Öğretmen hanım, Orhan’ı bu tür ifadelere sürükleyen sebepleri keşfetmek için alternatifler sıraladı. Orhan, ailesinden beklediği ilgiyi görmek için olumsuz tutumlarla dikkat çekmeyi planlayabilirdi, hayalle gerçeği karıştırıyor olabilirdi…v.s. Anne öğretmenle konuşurken sebep ortaya çıktı. Orhan, evde izlediği çizgi filmlerin etkisiyle bilinç altında bu tür olaylar kurguluyordu. Hayalle gerçeği ayırt edecek yaşta da olmadığı için düşüncelerini olmuş gibi anlatıyordu.
Çocuklar 5 yaş öncesinde gerçekle hayali karıştırırlar.Hayallerini gerçek gibi anlatabilirler. Düşüncelerini bilinçli, yalan olduğunun farkında olmadan ifade edebilirler.
Çocuk hayalinde oluşturduğu figürleri hikayelerine de katar.Hatta hayatının içinde onu bir yerlere oturtur.Birlikte yaşar.Çocuğun hayal dünyasının ve zihin gelişiminin desteklenmesi için bu tür kurgulanmalara ihtiyaç bile vardır.Ancak çocuğunuzun yalanı bilinçli olarak söylediğini fark ettiğinizde durum değişir. Çocuklar genellikle 5 yaşından sonra yalan söylemeyi doğru olmadığını bile bile tercih etmeye başlayabilirler.Bireysel farklılıklar bu yaş seviyesini geri veya ileri alabilir.Önemli olan çocuğun yalan söylediğinin farkında olmasıdır.
Bu durumda yapılması gerekenler ilerleyen paragraflarda tek tek ele alınmaktadır.
Çocuklar Neden Dürüstlükten Ayrılır?
Bu soruya cevap bulmak için ebeveynin ve öğretmenin öncelikle kendilerini sorgulamaları gerekir.’Böyle bir durumla karşılaşılmasına sebep olacak bir ortam hazırlandı mı?’ Seklinde bir iç görü çok önemlidir. Çocuğu dürüstlükten ayıran sebepler arasında şunlar sıralanabilir:
Benlik saygısının eksikliği çocukları yalana sürükleyebilir. Başkaları tarafından takdir görmek ,değer verilmek için benlik saygısı eksik çocuklar dürüstlükten ayrılabilirler. Örn:Başarısız olduğu halde ‘Bugün okulda en çok yıldızı ben aldım!’diyerek apartmandaki arkadaşları tarafından değer kazanmayı planlayabilirler.(bkz. Benlik saygısı)
Özellikle duygusal ,başkalarının yorumuna çok önem veren çocuklarda yalan söyleme görülebilir.Yetişkinler arasında da bu kişilik özelliklerine rastlanır.Bazı insanlar başkalarının kendilerine dair yaptıkları yorumu çok önemserler.İşte bu yapıdaki çocuklarda da gerçeği söylerse sevilmemek ,dışlanmak endişe oluşturur. Bu endişeden kurtulmak, başkalarının değer yargılarına zıt hareket etmemek için gerçek kimliklerini sergilemezler.Hatta bu düşünce ile topluluktan farklı olmamak için kendi zevklerinden ,tercihlerinden bile ödün verirler.Grup psikolojisi ile hareket ederler.
Çocuk, hayallerini gerçekmiş gibi söyleyebilir. Örneğin babasının kendisine büyük bir bebek almasını hayal eden bir çocuk; ‘Dün akşam babam bana kocaman bir bebek aldı’ diyebilir. ‘ Sen yalancısın’ gibi lakapların takılması çocuğun bu özelliği sahiplenmesine sebep olabilir.
Gözle görülen bir gerçeği çocuklarından da duymak için zorlayan ailelerde dürüstlükten ayrılma gözlemlenebilir.Örneğin çocuğunuzun yemekten sonra yemesini istediğiniz çikolatalı pastanın izlerini yemekten önce ağzının kenarında gördünüz. ‘Pasta yedin mi ‘diye sordunuz. Çocuk sizden ceza alma korkusu ile doğruyu söylemekten çekinebilir.
Beğenilmeyen ve yaptıkları çok eleştiri alan çocuklarda yalana meyil artar.Çocuklar eleştiri korkusu ile büyükleri tarafından tenkit almamak için gerçeği söylemek istemezler.Hatta çevrenin kendisinden yüksek beklentilere girmesi de doğruluktan ayrılmayı bir çözüm yolu olarak düşündürtebilir. Örn:Yarışmada kendisinden birincilik bekleyen büyüklerine, dereceye giremeyince;
‘Okuldaki şiir okuma yarışması iptal edildi’ diyerek tenkit edilmekten kurtulmaya çalışabilir. Çocuğun stresli bir ortamda olması yalanı tetikleyebilir.Yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi, çocuğun ebeveynleri ile iletişiminde anlaşılmaması veya ailede içinde bulunulan döneme yönelik gergin bir ortamın olması gibi durumlarda çocuklarda dürüstlükten ayrılmalar gözlemlenebilir.
“Doğruyu söylersen kızmayacağım” denildiği halde gerçeği ifade ettiğinde azarlanıyorsa çocuk dürüst olma cesaretini kaybedebilir.Çocuğa gerçeği söylerse kızılmayacağı ifade edildiği halde azarlanıyorsa, bir daha doğruyu söylemeye korkabilir.
Ailede,çevrede, bir arkadaşının ya da büyüğünün doğru söylemediğini görmek çocuğun bu davranışı örnek almasına sebep olabilir. Örneğin; annenin evde olduğu halde “evde yok “ deyin!” şeklinde çocuklarını yönlendirmesi onlara yalanı öğretir.
Cezadan kaçma, sorumluluktan kurtulmak için çocuk doğruluktan ayrılabilir. Örneğin; yaşının üstünde beklentilere girilmesi durumunda görevini yerine getiremeyince çocuk doğruluktan ayrılarak kurtuluş çareleri bulmaya çalışabilir.

Çocuğun Dürüst Davranmadığı Anlaşıldığında Ne Yapılmalı?
Gerçekten Yalan Söylediğinden Emin Olunmalı
Öncelikle çocuğun yalanı bilerek söylediğinden emin olunmalıdır. Özellikle 5-6 yaşına kadar çocuklar hayalle gerçeği ayırt edemeyebilirler. Hayalini mi ifade ediyor yoksa yalan mı söylüyor ebeveyn ilk olarak bunu tespite çalışmalıdır.İlerleyen satırları okudukça zihninizdeki soruların cevap bulacağını düşünüyoruz.
Çocuğun Yaşamında Her Şeyin İyi Gittiğinden Emin Olunmalı
Çocuğun hayatında ters giden bir şeyler olup olmadığı incelenmeli. Çocukta yaşanan problemin görünmeyen sebepleri; hikayeler tamamlatılarak, resim yaptırılarak, kendi kendine oyun oynarken kullandığı ifadelerden anlaşılabilir. Bu tür incelemelerden sonra çözüm için adımlar atılabilir. Örneğin çocuğa kaliteli bir zaman dilimi ayrılmıyor ise hemen çözüme yönelik adımlar atılmalıdır.Ebeveyn çocuğu ile aralarında oluşan açıkları kapatmaya çalışmalıdır.(bkz. Sevgi dilleri)
Çocuğa Başarabileceği Sorumluluklar Verilmeli:
Akıllı bir ebeveyn, çocuğuna kaldıramayacağı sorumluluklar yüklememelidir! Verilen sorumlulukların,beklentilerin, çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına uygun olmasına özen gösterilmelidir. Çocukların yerine getiremeyeceği beklentiler içine girilmesi, Benlik saygılarının zedelenmesine sebep olabilir. İçine kapalı bir çocuğa büyük bir salon önünde hiçbir egzersiz yapmadan şarkı söyleme görevinin verilmesi bu konuda örnek olarak düşünülebilir. Böyle bir çocuğa küçük gruplarda verilen görevlerden sonra büyük sorumlulukların verilmesi en isabetli adım olur.
Çocuğun ufak da olsa sorumluluklarını yerine getirme konusundaki gayretleri takdir edilmelidir. Örneğin çocuktan yatağının toplanması istenildi.Önce nasıl toplayabileceği anlatılmalı. Toplarken gösterdiği gayretler tebrik edilmelidir.Önemsiz gibi görülen tüm bu takdirler çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar. Zaten çocuk hak ettiği değeri görünce doğruluktan ayrılmaya tenezzül etmeyecektir.
Cevabı Bilinen Sorular Sorulmamalı…
Çocuğun hatalı bir davranış sergilediğini fark eden ebeveyn, gerçeği bir de ondan duymaya çalışmamalıdır. Zorlamalar kimi çocuklarda iyice içine kapanma ile kimilerinde de yalan söyleyerek kaçışla karşılık bulur. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında suçlama, aşağılama, yargılama yerine ben dili kullanılmalı, çocuk incitilmemelidir. Diyelim ki çocuğunuzun yemekten önce izin vermediğiniz halde pastayı yediğini gördünüz. ‘Sen yoksa pasta mı yedin?’ demek yerine,yaklaşımınız şu şekilde olabilir:
“Yemekten önce pasta yemeni istemediğimi söylemiştim. Yemekten önce pasta yemiş olman iştahını kapatıyor ve bu durum gelişimini engelliyor.Ben sağlıklı olmayacağından dolayı çok üzülüyorum!”
Baskı ile doğruyu söyletmeye çalışmak hatalı ve aciz olmanın verdiği psikoloji ile çocuğu yeni yalanlara da sürükleyebilir. Ayrıca çocuk; baskı, eleştiri gördüğünde yaptığı hatanın bedelini ödediğini düşünür. Bunun yerine, ifade ettiğimiz duygularımız ve göstereceğimiz anlayış sorumluluğu çocuğa yükler. Çocuk da yaptığı hatasını daha rahat kabullenir.
Çocuğun doğru söylemediği bilindiği halde, bir şey yok gibi de davranılmamalıdır.
Yalana teşvik edici sorular da sorulmamalıdır. Örn: çocuğunuz yeni aldığınız bebeğini kırmış. Ertesi gün koltuk arkasında buldunuz.Bebeğin nerde?’ veya ‘ bebeğinle neden oynamıyorsun ?’gibi sorular sorarsanız bu durumda çocuk ‘Bilmiyorum! veya ‘Artık oynamak istemiyorum’ gibi cevaplar vererek dürüst davranmamaya başlar. Halbuki bu soruların cevaplarını biliyorsunuz.
Ebeveyn bu tür durumlarla karşılaştığında;
1. “Yanıtını bildiği soruları sormamalı!”
2. ‘Bebeğini koltuk arkasında buldum. Kolu kırılmıştı.Yazık, hem çok güzeldi hem de kıymetli bir bebekti…’ Şeklinde bir ifade ile çocuğa yardımcı olunmalı.Çünkü korku, yalana kapı aralar.
3.’Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?’ şeklinde soru yönelterek çözümü çocuğun bulmasına zemin hazırlanmalı.(bkz. Problem çözme..)
4.Neden böyle bir davranışı sergilediğinin temel sebepleri araştırılmalı. Örn: Arkadaşının oyuncağından kendisinde olmamasına içerlenmiş olabilir.
Sözlerimize Dikkat…
Bir yanlışın düzeltilmesi maksadı ile de olsa olumsuzluğun sıkça nazara verilmesi, dikkatleri o davranış üzerinde toplayabilir.Bu nedenle ‘yalan, yalancı ’ kelimeleri çok sık kullanılmamalıdır. Bunun yerine dürüstlüğün daha fazla kullanılması, doğru sözlü insanların yaşamda karşılaştıkları güzelliklerden bahsedilmesi, olumlu davranışlara özen uyandırır.
Bazen de çocuklar oyun oynarken veya farklı aktiviteler esnasında birbirlerine zarar verebilirler. Bu durumda ebeveynlerin hemen müdahale edip; ‘yanlışlıkla olmuştur! Haydi hemen birbirinizden özür dileyin!’ şeklindeki yönlendirmeleri çocuğa dürüstlükten ayrılmayı öğretir. Çünkü çocuk yanlışlıkla değil belki de bilerek arkadaşına zarar vermiştir. Bu şekilde bir durumla karşılaşıldığında problem çözme yöntemleri kullanılabilir.(bkz. Problem çözme)
Çocuğa dürüst davrandığında ebeveyn sinirlenip bağıracaksa ‘doğruyu söylersen kızmayacağım! dememelidir. Söyledi ise de kesinlikle kızmamalıdır. Özellikle dürüstlük ile ilgili bir durumda sözde durulmaması çocuğa hem kötü örnek olur hem de bu tavır yüzünden çocuk bir daha doğruyu söylemeye çekinir.
Çocuk sadece kırıcı sözler söylendiğinde incinmez. Hatası sonucunda doğruyu söylediğinde; ebeveynin sert bakışları, tavır almaları, sevgiyi azaltmaları da çocuğun dürüst davranmaya karşı sempatisini azaltır.Ebeveynler çocuklarının hassasiyetlerini dikkate alarak bu konuda duyarlı olmalıdırlar. Örneğin çocuğun zor bir durumda, dürüstlükten ayrılmamasını takdir etmelidirler.
Dürüstlük Hakkında Konuşulmak İçin Sakin Ortamlar Tercih Edilmeli…
Çocukla, dürüstlüğün önemi hakkında sakin bir ortamda konuşulmalı. Asla olay anında yalanın zararlarından bahsedip, nasihatler verilmemeli. Hiç kimse sinirli olduğu anda ya da mahçup edildiğinde öneri kabul etmek istemez.
Sakin zamanlarda yapılan sohbet, sadece karşılıklı konuşma şeklinde anlaşılmamalı. Hikaye anlatma, kukla oynatma v.s. bu amaçla kullanılabilmeli.
Model Olunmalı…
Çocuğa hangi durumla karşılaşılırsa karşılaşılsın doğruluktan ayrılmaması gerektiği hakkında örnek olunmalı. Çünkü insanlar zor durumlarla karşılaştıklarında doğruluktan ayrılarak anlık çözüm yolları keşfederler. Bu sırada da planlarının aksine daha büyük sorunlara kapı aralamış olurlar. Çocuk çevresinde doğru sözden ayrılmayan örnek büyükler görmelidir. Her konuda olduğu gibi dürüst çocuk yetiştirmede de en önemli etmenlerden biri model olmaktır.
Hayali, Gerçek Gibi İfade Edebilir…
Çocuğunuzun hayal dünyasında ürettiklerini ifade ettiğini duyduğunuzda hemen telaşa kapılmamalıdır. Örn: çocuğunuz geçen akşam babasının kendisine kocaman bir bebek getirdiğini söylüyor. Ama siz de biliyorsunuz ki böyle bir hediye almadı.‘Ben dün akşam sizdeydim. Hiç de öyle bir oyuncak almadı’ denilmesi durumunda çocuk ; ‘ sen bilmiyorsun, siz gittikten sonra geldi!’ diyerek yeni yalanlar üretebilir. Bunun yerine,Demek kocaman bir bebeğin olsun isterdin!’ şeklinde bir ifade ile onun hayallerini ifade etmesine yardımcı olunabilir.
Bazen de çocuklar hayali arkadaşlar kurgulayarak onlarla oyunlar oynamayı çok severler. Yemekte, uykuya geçerken onunla konuşurlar. 4-6 yaş arası oluşan hayali arkadaşların varlığı ile ebeveynler asla endişeye kapılmamalıdırlar. Bu durumu çocuğun hayal dünyasını zenginleştirmek için bir fırsat olarak görebilirler.
Şaka da Olsa Yalan Söylememeli…
Çocuklar 2-6 yaş arası dönemde bir yalan söyleyip daha sonra ‘şaka yaptım!’ diyebiliyorlar. Bunu bazen çevrelerinden öğreniyorlar bazen de şaka ile yalanı karıştırıyorlar.Bu durumda; ‘Şaka da olsa hep doğru söylüyoruz!’ diyerek kuralımız hatırlatılmalı. Ayrıca ebeveynler de şakalarını doğru sözlülük çerçevesinde dile getirmelidirler. Örneğin; çocuğunuzu severken ‘İki kulaklı seni!’ demeniz hem onun için farklı bir sevgiyi alma şeklidir hem de gerçeğin ta kendisidir.
Çocuk başkaları tarafından eleştiri almamak için gerçeği söylemeye korkabilir.Başkaları tarafından ‘ yalancı’ etiketi ile yaşamanın,doğruyu söylemekten daha zor olduğunu ebeveyninden öğrenmelidir.Bu konuda yaşanan anılar, anlatılan hikayeler çocuk için örnek teşkil edecektir.
Çocuğunuzun Kendi Kimliğinin Oluşumuna Destek Verilmeli….
Eğer çocuk başkalarından sık sık etkilenip zevklerinde, kararlarında değişiklik yapıyorsa; herkes gibi düşünmek zorunda olmadığı anlatılmalıdır.Bu durum çocuğun kendi kimliğinin oluşumunu geciktirir. Çocuğa; ‘Farklı düşünmek hata olmaz! Herkesin zevkleri birbirinden farklı olabilir!’ denilmelidir.Bunu desteklemek için oynanan oyunlarda, yaşam içinde yapılan tercihlerde farklılıkların olduğunu görmek çocuk için hem zevkli hem de kalıcı bir egzersiz olacaktır.
Ebeveynler, çocuktan güzellikleri duymak kadar olumsuz düşüncelerini de duymaya hazır olmalıdırlar. Çocuğunuzun da bir birey olarak tercihleri olabilir.Belki bazı durumların üstünü kapatmak veya inkar yerine asıl sebebini öğrenmeye çalışmak daha doğru olur.
Örn: çocuğunuz bir arkadaşını hiç sevmediğini söylüyor. Çoğu ebeveyn hemen; ‘Aaaa arkadaşlar hiç sevilmez mi? Diyerek çocuğun duygularını reddetmeye kalkışırlar. Hemen hüküm vermeyip neden sevmediği anlaşılmaya çalışılsa çok daha iyi olacaktır. Yaşanan bir diyalogdan kesit sunalım:
Çocuk:
-Arkadaşım Ali’den nefret ediyorum!
Baba:
-Seni çok sinirlendirmişe benziyor!
Çocuk:
-Evet çok kızdım!Serviste ayağıma bastı! Hiç de özür dilemedi.
Baba:
-Arkadaşın canını acıttığı için ona çok kızgınsın! Peki ona bu durumu söyledin mi?
Çocuk:
-Bağıra bağıra şarkı söylüyordu, beni duymadı bile.
Baba:
-Peki şimdiden sonra için bir teklifin var mı?
Çocuk.
-Ona pazartesi hemen söyleyebilirim!
Baba:
-Canını acıttıktan sonra özür dilemediği için üzüldüğünü ifade edersen sorun halledilmiş olur!
Çocuk:
-Tamam anlaştık…

Kısacası, çocuğa doğruluktan ayrılmaması için verilecek en etkili mesaj:
“Başkalarına yalan söylemeye ihtiyacının olmadığının öğretilmesidir.”


SORUMLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Karakter eğitiminde en önemli hedeflerden biri de ‘sorumluluk sahibi’ bireyler yetiştirebilmektir.İnsanoğlu tüm gelişimlerini iradesini kullanarak elde eder.Buna karşılık diğer canlıların durumu böyle değildir. Örneğin; at doğduktan sonra ot yemek, su içmek, koşmak…gibi hayatta ihtiyacı olan her şeyi birkaç saat içinde öğrenir. İnsanın ise yürümeyi öğrenmesi bile en az bir yılını alırken, konuşması yaklaşık iki yıllık bir sabır gerektirmektedir. Dolayısı ile insanın eğitimi uzun soluklu bir çabayı, desteği gerektirmededir. Ebeveynler ve eğitimciler bu desteği baştan göze almalıdırlar. Şüphesiz, oluşacak netice uğruna bu gayret değer!

‘Sorumluluk’ İfadesinin İçinde Saklı Anlam…
Tüm ebeveynler ve eğitimciler çocuklarının sorumluluk sahibi olmasını ister. Sorumluluk sahibi davranışlar sergilemenin anlamı:
-Doğru davranışı sırf başkası zorluyor diye değil,prensipler gerektirdiği için yapmak
-Tüm seçenekleri gözden geçirdikten sonra akıllıca kararlar vermek
-Davranışların sorumluluğunu üstlenmek
-Yaşanılan toplumda üretken bir birey olmaktır.
Aslında tüm bu hedeflerde temel gaye çocuklarımızın biz yanlarında olmadan da sorumluluklarını yerine getiren bireyler olmalarını sağlamaktır.
Sorumluluk sahibi olmayı sadece görev almak olarak algılamamak gerekir.İnsana,doğaya,kendine değer vermek de sorumluluk sahibi olma kapsamına girer. Çocuklar,büyüklerinin her davranışını büyük bir dikkatle süzerek sorumluluklarını öğrenirler. Örneğin elindeki bir kağıdı çevreyi kirletmemek için atmayan ebeveynini gören bir çocukta çevreye karşı sorumluluk bilinci daha güzel gelişir. Öğretmeninin kendisine verdiği değeri gördükçe o da insanlara saygı duymayı öğrenir.Kısacası çocuk, her konuda olduğu gibi sorumluluğunu geliştirmede de çevresini örnek alır.

Sorumluk Bilinci Ne Zaman Başlar?
‘Sorumluluk bilinci çocuklarda anne karnında iken başlar! ‘tezine tepkiniz nasıl olur bilemiyoruz.Ancak yazımızı okuyunca bize hak vereceğinizi umuyoruz.
Embriyo, 9 ay kalacağı güvenli mekanında olmaya başladıktan sonra annesinin tüm hislerinin farkındadır.Dolayısı ile değer verilmedi ise bunu da hemen hisseder. Kendine değer verilmediğini hisseden bir bebek, dünyaya geldiğinde pek çok konuda problem yaşayabilir. Bunlardan biri de sorumluluklarını yerine getirememek ve kendine güveninin olmamasıdır. Bu nedenle ebeveyn; hisleri ve düşünceleri direk olarak çocuğunu etkilediği için çok dikkat etmelidir. Ancak şu anda çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun asla geç kalmış sayılmazsınız. Çocuğunuzun sorumluluk sahibi bir birey olması için adım adım gerekenleri yerine getirmek, davranış değişikliği için üzerinize düşenleri yapmanın huzurunu size yaşatacaktır.
Çocuğumuzun doğuştan getirdiği zekâ seviyesi her ne olursa olsun, hücreler arasında oluşan bağlar onun hafıza gücünü artırır. Oluşmasını arzuladığımız bu bağlar da çocuğa sunduğumuz uyaranlarla oluşur. Bu uyaranları destekleyen faaliyetler arasında, çocuğumuza verdiğimiz sorumluluklar da yer alır. Çünkü çocuğun üzerine aldığı bir sorumlulukta elde ettiği tecrübe, yaşamın diğer alanlarında da uygulaması için birer deneyim olur. Örneğin; oyuncaklarını toplamayı öğrenen bir çocuk, ileride aldığı sorumluluklarda da malzemelerini toplama için bir tecrübe kazanmış olacaktır.

Fırsat Verilmeli!
Çocuklarımızın karakterini şekillendiren faktörlerin başında yakın çevresinin tutumlarının önemine dikkat çektik. Bu konuda sadece model olmak yetmez, çocuğa karşı tutumlarınız da onun kişiliğini şekillendirir.Örneğin; küçük yaşta yemek yiyebilecekken 6 yaşına kadar büyükleri tarafından beslenmiş bir çocuk, aynı tutumlar devam ederse evlendiğinde de yemek yapma sorumluluğunu üstlenemeyebilir.
Sorumsuz bir neslin yetişmemesi için ebeveynler, eğitimciler davranışlarını çok iyi irdelemelidirler.
Örn:
Hayatınızda ilk kez yemek yaptığınız günü hatırlıyor musunuz? Yanmış mıydı? Hiç eksiği var mıydı? Heyecanlanmış mıydınız? Yaparken yalnız mıydınız? Yoksa sürekli sizi eleştiren biri var mıydı yanınızda?
İlk kez yiyenler önce eksikliklerinizi mi söylemişti yoksa yemeğinizin güzelliklerini mi?
Çocuğunuzun da sorumluluklarını yerine getirirken seviyesine göre hataları olabilir. Hatalarını sürekli eleştiren değil, yanında destek olan bir ebeveyne ihtiyaç duyar çocuk.
Çocuklar gün içinde pek çok durumla karşı karşıya kalırlar. Mesela kaydıraktan kayarken başaramaz, tekrar denerler. Düşer kalkar tekrar hedeflerine koşarlar. Tüm bu denemeler, çocuk için sorumluluk almanın ön hazırlıklarıdır. Çocuk bu çalışmalar ile, gelecekte alacağı sorumluluklarında sonuca ulaşmak için iradesini kuvvetlendirecektir.
Sorumluluk, yaşamın tabii seyrinde öğrenilmelidir. Böylelikle çocuk için yük olarak görülmemeye başlar. Bunu çocuğumuza öğretmenin en kolay yollarından biri de oyuncakla oynadıktan sonra toplama, boyama yaptıktan sonra fırçasını yıkama sorumluluğunu kendisine vermektir.Çocuğun yerine sürekli birilerinin yapması, sorumluluk özelliğinin yerleşmesini zorlaştırır.
Çocukların aldıkları sorumluluklar, kendilerini değerli hissetmelerini de sağlar. Ayrıca sorumluluk aldıkları alanda duyarlılıklarının da geliştiği gözlemlenebilir. Mesela yatağını toplayan bir çocuk, arkadaşlarının yatağının üstüne çıkarak bozmasına izin vermeyecektir.
Çocuğun rutin sorumlukları olmakla birlikte belirli zamanlarda sürpriz görevler de alması istenebilir. Örn:market dönüşü küçük bir poşet taşıma, annenin ihtiyacı olduğunda taze fasulye kırarak yardımcı olmak gibi..Bu tür görevlendirmeler sadece sorumluluk duygusunun gelişimini desteklemekle kalmaz, aynı zamanda pek çok kavramın da çocuğa kazandırılması için fırsat olarak değerlendirilebilir. Büyük- küçük,içinde-dışında kavramları gibi… Bu esnada çocukla nitelikli beraberlik sağlanmış, yardımlaşma gibi pek çok kişisel özelliğin de yaşamın içinde kazanılması desteklenmiş olur.

Bireysel Farklılıklar Dikkate Alınmalı
Yetişkinlerde de gözlemlenen kişilik özelliklerindeki farklılıklar çocuklar için de söz konusudur. Aynı anne babadan dünyaya gelmelerine,aynı eğitimi de
almalarına rağmen iki kardeşin birbirinden çok farklı özellikler sergilediğini ifade eden ebeveynler vardır. Bunun sebeplerinden biri de doğuştan getirdiğimiz özelliklerdir.Eğitimciler bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalı,çocukların sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda da bireysel ayrılıkları göz önünde bulundurmalıdırlar. Ayrıca kıyaslanmak, çocukta üstlendiği sorumlulukları hep birilerini geçmek için gerçekleştirmeye yönlendirebilir. Sonuçta çocuğumuz farkında olmadan dış odaklı bir insan olur. Hep farklı konularda kendinden daha başarılı birilerini de gördüğü için gelecekte mutsuz bir kişilik sergileyebilir.

Çocuklara zorlama ile benimsetilen işlerin sorumluluk duygularını geliştirmede olumlu etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir.Severek, zevk alarak bu sorumluluklar yerleştirilebilir Bunun için de önce fıtratlarına uygun olan sorumluluklar ile başlayıp daha sonra artırılabilir. Çünkü çocuk başardığını gördükçe daha yeni sorumlulukları da üstlenme cesareti artar. Meselâ aynı odayı paylaşan iki çocuğun fıtrî özelliklerine göre sorumlulukları paylaştırılabilir.Sonra yenileri verilebilir.
Çocuklardan yaşlarının üstünde sorumluluklar beklenmesi, başaramadıkları zaman, öz güvenlerinin yitirilmesine sebep olabilir.Bu nedenle çocuğun bireysel özellikleri, yaş grubu, hazır bulunuşluğu gibi özellikleri dikkate alınarak sorumluluk verilmesi planlanmalıdır.
Yaşlarına göre çocuğunuza verilebilecek sorumluluklar:
3 Yaş:
*Kendi kendine yemek yiyebilir.
*Giyinebilir, düğmelerini ilikleyebilir, fermuarlarını çekebilir, kolay giyinilebilir Kolay cinsten olan ayakkabıları kendisi giyebilir. Ancak bağlayamaz,ayakkabı tokasını takamaz.
*Çamur, kum ve kille oynar, yoğurur şekiller yapar.
*Herhangi bir faaliyette en fazla 10-15 dakika meşgul olabilir. Sevdiği faaliyetlerde bu süre uzayabilir.
*Merdiven çıkabilir, tırmanır,kısa mesafede ayağı ile top atar, kaydıraktan kayar, toprak ve kumu kazar…
*Paylaşma alışkanlığını geliştirir. Arkadaşlarıyla anlaşmaya başlar.
*Yaşıtlarını ve yetişkinleri taklit eder. Onların davranış ve sözlerini tekrarlar. İnsanları sever ve onlarla ilgilenir

4 Yaş:
*Çok hareketli oynar, hareketsiz duramaz her işinde hareket vardır.
*Üç tekerlekli bisiklete kolayca biner. Top atar, atılan topu tutar, tahta bloklarla yapılar kurar, bunları oyununda kullanır.
*Olayları abartılı olarak hayal dünyasını da işin içine katarak anlatır. Çok konuşur.
*Makas kullanabilir, kalem tutabilir, kağıt katlar.
*Çok soru sorar.
*Renkleri ayırt edebilir.
*Toplum içinde bazen olumlu, bazen olumsuz davranır. Arkadaşlarına kabadayılık taslar. Oyunu kurallarına göre oynamayı başarır. Grup oyunlarına
katılmaya başlar.
*Masal dinlemeyi, kitaba bakmayı, kitap sayfalarını çevirmeyi sever.
*Oyuncaklarını,eşyalarını çok hor kullanır.
5 Yaş:
*Dikkat süresi 15-20 dakikaya kadar uzar.
*Sevdiği etkinliklerde dikkat süresi uzar.
*Oturmaktan hoşlanmaz. Başlattığı oyunu birkaç gün devam ettirir.
*Sofrayı, her şeyi yerli yerine koyarak hazırlar
*Yatağını düzeltir, odasını temizler,
*Basit bir kahvaltıyı hazırlar,
*Yedikten sonra kirlilerini kendi başına kaldırır,
*Giyeceklerini önerilere dikkate alarak seçer, kendi başına giyinebilir,
*Kirli giyeceklerini sepete koyar,
*Telefona gerektiği şekilde cevap verebilir,
*Ayakkabılarını bağlamayı öğrenir,
*Kendi kendine hazırlanabilir (saçını taramak gibi…)
6 Yaş:
Yukarıda yazılı olan sorumluluklara ilave olarak;
*Hava durumuna göre giyinmesi gereken uygun giyeceği seçebilir
*Çiçekleri sulayabilir, bir hayvanın bakımını üstlenebilir
*Basit yiyecek hazırlama işlemlerini bir büyüğünün yardımı ile yapabilir(yumurta, tost gibi…) (bkz. Gelişim aşamaları)
Aile toplantılarında evdeki bireylerin sorumluluklarına karar verilip, başarılılar bu ortamda ödüllendirilip, zaman zaman görev değişiklikleri yapılabilir.

Anlaşıldığınızdan Emin Olunmalı…
Çocuklar çoğu zaman sizin neyi kastettiğinizi anlamazlar. Siz, ‘Odanı toplamanı istiyorum!’ dersiniz. Odaya gittiğinizde çocuğunuz topladığını ifade eder ama hiç de toplanmış görülmemektedir. Çünkü çocuk, oda toplamak nasıl olur, neyi nereye koyması gerekir bilmemektedir. Ebeveynlerin bu durumla karşılaşmamak için yapmaları gereken, kazanması gereken bir sorumluluğu ayrıntıları ile çocuklarına göstermek olmalıdır. Sonra da çocuğun, öğrendiğini uygulamalı olarak göstermesi istenmelidir. Tabii ki mutlaka eksik de olsa çabaları takdir edilmelidir.
Oyunlarla Sorumluluk Verilmeli…
Çocukların eğitimlerinde en etkili araç olarak kullanılan oyun, sorumluluk kazandırmada da destekçimiz olmalıdır. Örneğin çocuklar için en zor gelen sorumluluklardan biri de oyuncak toplamadır.Anne veya öğretmen;
-Haydi şimdi hepimiz çalışkan arılarız. Yiyeceklerimiz de oyuncaklar. Vızzz sesi çıkararak oyuncakları toplayarak bal yapmaya götürelim.
-Bir başka gün:’Sınıftaki oyuncaklardan birer parça bu torba içine koydum. Herkes sıra ile oyuncak çekecek. Çıkan türdeki oyuncakları toplayacak’ gibi…Bu tür yöntemlerle sorumlulukları yerine getirmek daha eğlenceli olacaktır.
Kısa, Net Hatırlatmalar Yapılmalı…
Çocuk sorumluluklarını yerine getirmediği zaman uyarma şekli,kısa, net hatırlatıcılar şeklinde olmalıdır. Çok fazla hatırlatmak ya da gereksiz sözler sarf etmek çocuğunuzu ebeveyn sağarı yapabilir. Ayrıca çocuğunuzun yanındaki konumunuzu da sarsabilir. Örn: Çocuğunuz, kabanını hep ortalığa atıyorsa ,siz de eve gelince ne yapması gerektiğini daha önceden anlattı iseniz sadece ‘Ahmet, kabanın!’ demeniz yeterli olmalıdır.
Tekrar Düzeltmemeli!
Çocuğa verilen bir sorumluluk -ebeveyn tarafından beğenilmedi ise- asla, yeniden yapılmamalıdır. Bu tutum çocukta kendini değerli hissetmeme,tekrar sorumluluk alamama…gibi olumsuz etkiler bırakabilir. Örneğin, çocuğunuz her zaman yatağını sizin topladığınız kalitede düzenlenemeyebilir. Çünkü o bir çocuk.Ancak şunlar da hakikat ki çocuk davranışı yapa yapa kazanır. Ayrıca oda kendisine ait. Bu tür durumlarda çocuğun ufak da olsa gayretleri takdir edilmelidir.

Çocuğunuz Çok Özel,Bunu Hissettirmeli!
Çocuğa verilen sorumlulukta ‘özel’ kelimesini kullanmak, çok etkili bir ifade olur. ‘Sana özel bir sorumluluk vereceğim!’ dediğinizde durum birden değişir. Bu ifade ile çocuk; özel, farklı olduğunu düşünür. Bu farklılık hissi de sorumluluğunu daha büyük bir istekle yapmasını sağlar.

Takdir, En Etkili Faktör!
Çocuğunuz, hata yapabileceğini, ancak önemli olanın bir işte neticeye ulaşmak için çaba sarf etmek gerektiğini anlamalıdır. Bunu da ancak sizin tutumlarınızla öğrenecektir. Çocuğunuzun üstlendiği sorumluluğunu eksik, beklediğiniz nitelikte göremeseniz de küçük adımlarını mutlaka takdir etmelisiniz. Yerine getirilen sorumlulukta gözlemlediğiniz güzellikleri mutlaka dile getirmelisiniz. Örn: masada toplanmamış kitaplar da olmuş olsa,düzenlenenleri dile getirip ’Aferin,masadaki tüm kalemler kalemliğe yerleştirilmiş!’ şeklinde ifade etmelisiniz

Hata Yapmasına İzin Verilmeli!
Yaşamda en iyi öğrendiklerinize bir göz atalım. Çoğu, bir zamanlar hata yaparak öğrendikleriniz değil mi?Hatalarımız sonunda çıkardığımız derslerin üzerimizdeki tesiri, dinlediğimiz pek çok nasihatten daha etkili olmadı mı? Çocuğunuzun da çok daha etkili öğrenmesini istiyorsanız sorumluluklarını yerine getirmediği zaman neticelerden çıkarımlar yapmasına izin vermelisiniz.-sağlık ve güvenlik konuları hariç-Örneğin; çocuğunuz dosyasını veya eşorfmanlarını unuttuğu bir gün siz arkasından anaokuluna götürmemelisiniz. Bir jimnastik dersine eşorfmansız katılmamanın zararı çok olmaz. Hatta sonraki derslerde, hazırlıklarını akşamdan yapmayı öğrenmek için çok güzel bir deneyim olur.
Bu konuda öğretim üyesi bir annenin, radyo programındaki itiraflarını dinlemiştim.Doçent anne kıymetli yavrusunun hata yapmaması, yaşamda hızlı adımlarla ilerlemesi için sürekli önerilerde bulunmuş. Şunu yaparsan şöyle bir netice ile karşılaşırsın. Şunu yaparsan böyle olur gibi…
Kozadan çıkmaya çalışma gayretindeki minik yavrucak annesine bir gün şu itirafta bulunmuş:
‘Annecim lütfen hata yapmama izin verir misin?’!
Bu istek, hayatımızda öğrenmek için yaşadığımız tecrübelerin bizim için ne kadar büyük sermaye olduğunu hatırlatıyor. Kendi yetişme dönemimizi düşünecek olursak nasıl ki hata yapa yapa doğruyu daha iyi sahiplendik. O halde çocuğumuz için de bu fırsatı vermekten çekinmemeliyiz.
Model Olunmalı
Çocukların sorumluluk sahibi olarak yetişmelerinin temelinde bu konuda yaşantısı ile örnek ebeveynlere sahip olmaları da etkilidir. Yani ihtiyaçları zamanında karşılanan çocuklar, başkalarına karşı sorumluluklarını zamanında yerine getirmeyi de başarırlar. Hemen hatırlatalım ki çocuklara hizmet davranışlarında çocuğun ihtiyacı hissetmesine de fırsat verilmelidir.
Çocuklar zaman zaman yetişkinlerin de hata yapabileceklerini bilmelidirler. Aksi durumda hem ebeveyn hem de çocuk çok zorlanır. Ancak sorumluluğu yerine getirme konusunda büyüklerinin gayretini görmesi çok önemlidir.
Kuralımızı Hatırlatalım
Çocuklara sorumluluklarını yerine getirmediklerinde birilerini suçlamamayı öğretmek gerekmektedir. Örneğin salondaki büyük çiçeklerin arasında koşmamak çocuğun sorumluluğudur. Bunu daha önce ifade etmiş olmanıza rağmen diyelim ki bu kuralı ihlal edip oynadı. Devrilmiş saksıları gördüğünüz. ‘Bunu kim yaptı?’ diye sorduğunuzda çocuğunuzun cevabı ‘Kedi yaptı!’ olduğunu düşünelim. Yaşanan olayı irdelediğimizde çocuğun yalan söyleme zeminini sorulan soru oluşturmuştur. Çünkü saksıları çocuğun devirdiği bellidir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında şöyle bir yol izlenebilir:Daha önceden öğretilen kural hatırlatılıp ‘evde koşulmaması gerekir!’ denilebilir. Dökülen toprakları temizlemeye yardımcı olunabilir. Çocuk bir başka zaman aynı şekilde koşmaya başladığında bu olay hatırlatılabilir. Çocuklar sorumluluklarını aksattıkları zaman ebeveynleri tarafından anlayış gördükleri sürece doğruyu söylemeyi başarabileceklerdir. Hem de nerede hata yaptıklarını, doğru davranışın ne olduğunu büyüklerinin sıcak ilgisi ile öğreneceklerdir.
Planlı Olmak İşiniz Kolaylaştıracaktır
Çocuğun sorumluluklarını siz hatırlatmadan uygulayabilmesinin yollarından biri de bazılarını rutin saatlere yerleştirmek olabilir. Örneğin anaokulundan getirdikleri sorumluluklarını akşam yemeğinin hemen akabinde yapmak gibi. Hatta bu tür sorumlulukları hep aynı ortamda yapmak da çocuğunuzun konsantrasyonunu kolaylaştıracaktır. O ortam ve vakit hemen sorumluluklarını hatırına getirecektir.
Çocuk ailesinde günlük sorumlulukların listelendiğini, takvimde işaretlendiğini, günlük program yapıldığını gördükçe bilinç altında bu şekilde bir yaşam anlayışı gelişir. Zaman zaman sürpriz bir şekilde oluşan isteklerine karşı ısrarının da önlemi alınmış olur. Çünkü yersiz ısrarlarının kabul görmeyeceğini bilir. Evdeki takvimde hangi gün ne yapılacağı planlanmıştır.
Düşünce Ve Sözlere Çok Dikkat Edilmeli…
Ebeveynlerin zaman zaman söyledikleri olumsuz ifadeler, bazen de zihinlerinden geçen düşünceler tekrar ettikçe çocuğun bu kalıpları kabul oranı yükselebilir. Örneğin ‘Hiç inanmıyorum derli toplu bir kız olacağını ya neyse!...Halasına çekti bu kız. O’nun gibi dağınık olacak bu çocuk!’ böyle bir ifadeyi kullanan annenin her sözü çocukta geleceğine ve kişiliğine yönelik bir inanç geliştirmesine sebep olabilir.Ebeveynler bu tür olumsuz telkinler ile yetiştirildi iseler çocuklarına karşı bu kelimeleri kullanmada kendilerinin farkına varamayabilirler. Ancak çocuğun da sorumsuz bir davranış ile karşılaştığı anda ebeveynin yapabileceği en kolay tutum, susmak olacaktır. Mümkünse ortamı terk edip, sakinleştikten sonra çocuk ile konuşmak en isabetli tavır olur. Aksi halde çocuk bu olumsuz telkini duya duya kendisinin böyle olduğuna inanmaya başlar.
Çocuklar zaman zaman sorumluluklarını yerine getirme konusunda isteksiz olabilirler. Bu durumlarda sorumluluğunu yerine getirdikten sonra çocuğunuzla yapacağınız zevkli bir etkinliği ifade ederseniz , motivasyonunu sağlayabilirsiniz.Meselâ ‘oyuncakları toplar toplamaz parka çıkabiliriz!’ gibi.Burada şu şekilde bir ifade olmamalıdır.’Oyuncakları toplarsan parka çıkarız!’ Bu şekildeki bir ifadeyi sürekli duyan çocuk, bir başka gün size şu şekilde sorabilir ‘yatağımı toplarsam bana ne verirsin?’ Halbuki ‘oyuncakları toplayıp parka gitme’ ifadesinde, zaten parka çıkacaksınız, ancak bunu oyuncak toplama işi bitince gerçekleştirdiğinizi ifade etmiş oluyorsunuz. Nitekim biz yetişkinlerin de sevmediğimiz bir derse çalıştığımız zamanlarda ders bitimine sevdiğimiz bir etkinliği koymamız güdülenmemizi artırır.

Herkes Duyarlı Olmalı…
Çocuğunuzun kazanmasını planladığımız davranış ile ilgili çabayı gösterirken, etkileşim içinde olduğu tüm ortamlarda bu konularda hassas olunmasına dikkat edilmesi gerekir. Aksi durumda çocuk her ortamda farklı bir tavır geliştirir. Arzu edilen davranış kalıbı kişiliğine yerleşmez.
Kullanılan İfadeler Arkasında Yatan Gizli Mesajlar;
Ebeveynler olarak bazen mutlulukla bazen hayranlıkla bazen de övgü ifadesi olarak kullandığımız kelimeler, çocuk üzerinde tahmin edemediğimiz etkiler bırakabilir. (bkz.övgü-eleştiri)
Ebeveynlerin ‘iki düşün bir konuş!’ düsturunu yaşam rehberi yapmaları için sorumluluk konusunda kullanılan birkaç örneği paylaşalım:
Şaşkınlık ifadesi:Aaaa! İnanmıyorum! Bu odayı bu kadar güzel sen mi topladın?
Çocuğun Anladığı: Çok işe yaramıyorum, tesadüfen başardım
Motive İfadesi:Tabii ki yapabilirsin!Biz senin yaşında iken ne sorumluluklar alırdık
Çocuğun Anladığı: Benim kişisel özelliklerim hiç önemli değil, hep başkaları ile yarışmalıyım
Uyarı İfadesi:Böyle dağınık bir saçla başkalarının karşısına nasıl çıkacaksın?
Çocuğun Anladığı:Ben başkaları için yaşamalıyım!
Sevgi İfadesi: ‘Aferin, yatağını topladığın zaman seni çok seviyorum!’
Çocuğun Anladığı: ‘Annemin sevgisini kazanman için sorumluluğumu yerine getirmem gerekiyor!
Her gelişim sabır ister. Ebeveynin sabırsızlığı, gerginliği, hedefe ulaşma sürecini uzatabilir.Çocuklarımızın sorumluluk sahibi olmaları da gerekli çabaları yerine getirmekle birlikte sabırlı olmayı da unutmamakla mümkündür.

ÇOCUĞUMUZUN BENLİK SAYGISINI NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ?
Benlik Saygısı bir çocuğun yaşamında mutlu,huzurlu ve başarılı olması için ihtiyacı olan çok önemli bir özelliktir.
Benlik Saygısı; kişinin kendini doğru algılayışıdır. Yani yeterli olduğu ve eksik olduğu yönlerin farkında olmasıdır.Kabiliyetlerini ve eksik yönlerini red etmemesidir. Kısacası; insanın kendisiyle barışık olması, kendini olduğu gibi kabul etmesidir.
Bazı anne babalar tarafından benlik saygısı yanlış anlaşılmaktadır. Benlik saygısı olan çocuğun başına buyruk, kararlarına kimseyi karıştırmayan,asla anne babasını dinlemeyen, itaat etmeyen bir birey olacağı zannedilmektedir. Halbuki benlik saygısı sağlam bir çocuk;fikir üretirken daha güzel bir fikri de kabule açık olur.
Çocuklar hem olumlu yönleriyle hem de olumsuz yönleriyle yüzleşebilmeyi ebeveyninden aldıkları eğitim sonucunda sergileyebilirler. Çünkü kişilik üzerinde genlerin %30-40 oranında etkisi varken, eğitim de bu oran %70’lere ulaşır. Çocuğun kalıtımla getirdiği özellikleri reddederek tabiatının üstünde beklentilere girmek, fıtratını inkar olur. Bunun yerine, konumunda kabul edilip, gelişimi desteklenmelidir.( Bknz. Anlayış)

Benlik Saygısı Olmayan Çocukta Neler Görülür?:
-İçe kapanıklılık
-Bağımlılık(Eşyaya, bir insana…)
-Tikler
-Yaptığı iyilik veya aldığı sorumluluklar ile kendini değerli kılmaya çalışma.
-Yaptığı faaliyetlerde kağıdının tamamını kullanamama,
-Çok küçük yazma
-Çok kısık sesle konuşma
-Sorumluluk almaktan çekinme(Misafire hoş geldin demeyi dahi büyük bir problem haline dönüştürebilir)
- Yapmaları gereken işlerden bir biçimde kaçmaya çalışma kaçamazlarsa da içinde bulundukları durumu büyük bir gerilim haline getirme

Bu ve benzeri durumlar sadece benlik saygısı eksikliğinde görülmez. Ancak benlik saygısı eksik çocuklarda bu neticeler gözlemlenebilir.Böyle durumlarla karşılaşıldığında çözüme gitmeden önce sorunun asıl kaynağı bilinmeye çalışılmalıdır. Mesela çocuk yaşadığı durumla ilgili bilgi sahibi olmadığı için ne yapması gerektiğini de bilmemektedir.
Benlik saygısı olan ve olmayan iki çocuğun bu duruma gelmesinde etkili faktörlerden sadece birini gözlemleyelim:

İki aile düşünelim. Birinci aile 4,5 yaşındaki kızına verdiği kıymeti hissettirmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyor. Örneğin misafirler gittikten sonra odanın toplanmasında küçük kız annesine yardım ediyor. Annesinin yönlendirmesi ile çatalları tepsiye, peçeteleri yerlerine koyuyor. Bu esnada da ‘Anne ben çok becerikliyim dimi?’ diyerek hem mutluluğunu dile getiriyor, hem kendini değerli hissediyor, hem de beceriler konusunda gelişiyor.
Bir başka ailede ise 8 yaşındaki bir kız çocuğu annesinin ‘Dur, sen yapamazsın. Beceremezsin. Sen karışmayınca işim daha çabuk bitiyor!’ şeklindeki eleştirileri ve engellemeleri ile sürekli karşı karşıya kalıyor.Bir işi yaparken titriyor, endişeleniyor hepsinden önemlisi kendini değerli hissedemiyor. İşin ilginç yanı gerçekten de kırıyor, beceremiyor.

Benlik Saygısını Zedeleyen Düşünce ve Tutumlar:

İstenmeyen bir gebeliğin yaşanması, farklı cinsiyette olmasının arzulanması gibi durumlar, çocuğun kendine bakışını etkiler. Hatta bu durumların çocuğun yanında ifade edilmesi, kendine olan bakışını bütün bütün zedeler.

Ailelerin aşırı korumacı tavırları, şefkatlerini yanlış kullanmaları çocuklarının benlik saygısını olumsuz etkiler. Sürekli yaptıkları incelenen, irdelenen, kendi kalıpları ile değerlendirilen denetleyici bir anneye sahip olan çocuk, yanlış yapmaktan çok korkar. Hata yapmadan da öğrenilemeyeceği için kendini rahat ifade edemez.

Ailedeki tüm bireylerin gerek kendileri için gerek başkaları için kullandıkları ifadeler çocukta hayata dair bir konuşma şekli, bir bakış açısı geliştirir. Çocukların belirli sıfatlarla vasıflandırılmaları benlik saygısını
zedelemekle kalmaz, bu özelliğin benimsenmesine de sebep olur.’Pısırık, içine kapalı, beceriksiz’ gibi…

Çocukların içinde yaşadıkları ortamlarda alt kata ses gitmesin, süs eşyaları kırılmasın, odanın darlığı gibi sebepler ile sürekli kısıtlanmaları,enerjilerinin hapsolmasına sebep olur. Bu durum da çocukta kendine olan güveni sarsar.

Farklı kültürlerin beklentilerinin de bu konuda çok etkisi vardır.Doğu toplumunda itaatkar çocuk istenirken, batı toplumunda kendine güvenen çocuk arayışı olur.

Bazı çocuklar da fıtratlarındaki mükemmeli sergileme arzusu, aile ortamının da desteklemesi ile benlik saygıları eksik gibi bir görüntü sergilerler.Bu çocuklarda bir işi mükemmel yapamayacaksa adım atmama, arkadaşlarının yanında küçük düşmemek için, sorulan soruya en son cevap verme gibi tutumlar gözlemlenir… Bu çocukların temel endişeleri yanlış yapmaktır. Çocuklarda görülen davranışların temel sebepleri bilinmeden hemen yorum yapılmamalıdır.

Ailelerin -çocuklarının özelliklerini dikkate almadan- evlatlarının geleceğine yönelik bazı idealleri olur. Bir müzik aletini çalmasını,çok güzel resim yapmasını istemek gibi... Çocuklar çok empatik oldukları için çevrelerinin kendileri hakkındaki düşüncelerini hemen hissederler. Çocukların yeteneklerinin dikkate alınmadan hedefler belirlenmesi,bunların ifade edilmesi, beklentilere cevap verememesi neticesinde benlik saygısı sorunu oluşur.

Ebeveynler her ne kadar evlatlarına güvendiklerini dile getirseler de davranışları sözlerini desteklemiyorlarsa çocukları öncelikle gördüklerine inanır. Örn: bir anne ‘Senin çok yetenekli olduğunu düşünüyorum!’ diyor ancak çocuğunun yaptıklarını beğenmeyip tekrar düzenliyorsa çocukta kendine olan güven sarsılır.

Problemlerini paylaştıklarında hemen çözüm üretmek, ona fikrini sormamak çocuğun kendini ifade konusunda güvenini zedeler.

Medyanın ve bazı bilinçsiz tutumların etkisi ile fiziksel görünüşün ön planda bulundurulması, çocukları dış görünüşü fazlası ile önemsemeye yönlendiriyor. Bulunduğu çevrede de bedensel özelliklerin önemsenmesi,çocuğunuzun kendine güvenini sarsabilir veya kişilik özellikleri yerine dış görünüşü ile takdir görmeyi hedefleyebilir. Bazı ebeveynler de çocuklarının markasız giymediklerini söylerler. Halbuki çocuk dünyaya geldiğinde bembeyaz bir kağıt gibidir. Üzerine ne yazılırsa gelecekte onlar okunur. Dolayısıyla çocuk,marka takıntısını çevresinden öğrenir. Ebeveynler bu tür önemsemeleri ile farkında olmadan, çocuklarının kendi özlerine güven yerine, farklı yerlerde bunu aramayı öğretirler.

Baba, aile içinde güvenin ve otoritenin temsilcisidir. Baskın bir baba karakterinin olmayışı, vefat veya ayrılık sebebi ile bulunmaması, uzun süreli seyahatleri sebebi ile evden uzak olması çocuğun benlik saygısını etkileyebilir.

Kısaca;
-İstenmeyen cinsiyet veya gebelikler
-Aşırı korumacı davranış ve tutumlar
-Kişiliğe yönelen aşağılama ve hakaretler
-Çeşitli nedenlerle çocukların özgürlüklerini kısıtlamalar
-İnsanların kültür yapısındaki farklılıklar
-Çocuklardaki yanlış yapmaya yönelik korkular
-Ebeveynin çocuğun yaptıklarını beğenmeyip tekrar yapması ya da beden dili ile verdiği eleştirel mesajlar
-Çocuğun dışlanma korkusu ile istediği gibi davranamaması
-Problemlerin çözümü için çocuğa fırsat tanımama
-Kişilerin dış görünüşüne önem verilen bir ortamda yetişmek gibi sebeplerle benlik saygısı gelişimi zedelenir.

Çocuğunuzun Benlik Saygısını Desteklemek İçin Yapılabilecekler

İlk Adım; Düşüncelerinize Dikkat Etmelisiniz…
Çocuklarımızın karakter eğitiminde ışık tutacak nitelikte bir söz vardır:
‘Düşüncelerinize dikkat edin, hedefiniz olur, hedefinize dikkat edin sözleriniz olur. Sözlerinize dikkat edin, davranışlarınız olur.Davranışlarınıza dikkat edin, kişiliğiniz olur.Kişiliğinize dikkat edin, karakteriniz olur!’ Yetişkinler için kullanılan bu sözün neticesi çocuklar için de söz konusudur.Ancak çocuklar düşünme şekillerini büyüklerinden öğrenirler. Ailede sürekli hakim olan düşünce, çocuk üzerinde de etkili olur. Ebeveynler olumlu düşünüyor ise çocuk da zamanla olaylara güzel bakmayı öğrenir.Aksine olumsuzluk hakim ise bu düşünce kişilik halini alır.Sonuçta çocuğun kendine olan güvenini kayıp ettirir. Bu nedenle ebeveynler yaşamlarına olumlu bakış açıcını oturtmalıdırlar ki çocukları da bunu öğrenebilsinler.(bkz. Olumlu düşünme )
Bu manada günlük hayatta yaşanan durumlar ile ilgili olumsuz düşüce ve ifadeler yerine olumlu olanları tercih edilmelidir:
Genellemeler:
Olumsuz: Her misafir geldiğinde böyle yaparsın zaten!
Olumlu: Misafir geldiğinde böyle davranman hoşuma gitmiyor
Abartılar:
Olumsuz: Zaten ne zaman doğru yaptın ki?
Olumlu: Yanlış oldu.
Reddetme:
Olumsuz: Anneannene gitmek istemiyorsun, gidince de gelmek istemiyorsun!
Olumlu: Anneannene gitmek istemediğini söylüyorsun, fakat oradaki arkadaşını unutuyorsun.Hem anneannen sana en sevdiğin kurabiyelerden de yapmış olabilir.
Tahminler:
Olumsuz: Kesin bu yarışmayı da kaybedeceksin
Olumlu: Geçen yarışmayı kaybetmen bu yarışmayı da kayıp edeceğin anlamına gelmez. Bence üzülmeyi bırakıp, yarış için hazırlık yapmaya çalışmalısın. Başaracağını da ümit etmelisin.

Ebeveynler, doğru ifade kalıplarını günlük konuşmalarına yerleştirmek için önce yanlış kullandıkları kalıpları fark etmelidirler. 2. adım olarak da yeni ifadeleri günlük yaşamlarında yerleştirmek için sık sık görebilecekleri yerlere yazıp asmalıdırlar. Tabii konuşmalarında da kullanmayı ihmal etmemelidirler.

Tutumlarınıza Dikkat Etmelisiniz…
Mükemmeliyetçi, korumacı ya da denetleyici tutumlar sergileyen ebeveynler çocuklarının geleceğini düşünerek kişisel özelliklerinde yenilikler, davranışlarında değişiklikler yapmalıdırlar. Örneğin eksikleri olsa da çocuklarında gözlemledikleri olumlu özellikleri öne çıkararak takdir etmelidirler. Kendi dünyalarında çizdikleri profile göre düşünmemeli, çocuklarını olduğu gibi kabul etmelidirler.
Bazı çocuklar evin küçüğü olduğu için, bazıları da büyüğü oldukları için ebeveynleri tarafından aşırı baskı görürler. Ebeveynler, çocuklarının aile içindeki konumu sebebi ile ayrıcalıklı davranmaktan veya aşırı baskıdan çekinmelidirler.

‘Sen bizim İçin Çok Değerlisin’ Mesajını Vermelisiniz…
Çocuğunuzun benlik saygısı gelişiminde, sevginizi çocuğunuza hissettirmeniz,yeri başka hiçbir şeyle doldurulamayacak kadar önemlidir. (bkz.Sevgiyi doyasıya vermek) Sevginizin ifade şeklini her seferinde farklı sunumlarla gösterebilirsiniz. Böylece etkisini canlı tutabilirsiniz. Örneğin;Çekmesine çikolata bırakabilir, kalem kutusuna sürpriz bir armağan koyulabilir…
Aile içinde bir konu hakkında paylaşım ortamları düzenlenebilir.Çocuk için ailede bir konu hakkında fikirlerini sunabilmek, farklı ortamlarda da kendini ifade etmesi için bir egzersiz olur. Aksi halde hep büyükleri gibi düşünen, onlar gibi düşünmediğinde red alan çocuklar ailede destek görmedikleri için dış dünyada kendilerini ifadede zorlanırlar.
Çocuğunuzun saç rengi, boyu, kilosu ne olursa olsun sizin için değerlidir. Çünkü bunların hiçbiri kişiyi değerli yapan unsurlar değildir.Çocuğunuzun bedensel özellikleri ile değil, kişilik özellikleri ile takdir gördüğünü bilmesi gerekir. Bunu çocuğunuza ifadelerinizden ziyade tutumlarınız ile yansıtabilirsiniz. Bunun için;
-Öncelikle sizin kendisine verdiğiniz değeri bilmelidir (bu bölümdeki önerileri uygulayarak gösterebilirsiniz)
-Başkası ile kıyaslamamalısınız
-Asla bedeni ile ilgili şakalar yapmamalısınız.’Tombiş,bastı bacak,sıska’..gibi…
-Günlük konuşmalarınızda dış görünüşten ziyade kişilik özellikleri ile insanlara verdiğiniz değeri çocuğunuz duymalıdır.

Eliniz Altındaki Cevherin Özelliklerini Doğru Fark Etmelisiniz…
Çocuğunuzun yetenekli olduğu bir alanda desteklenmesi ve sonuçta başarılı olması, diğer yönlerinin de önünü açar. Bu başarıların evde takdir edilmesi, çocuğun kendini değerli hissetmesini destekler.Örneğin, satranç, resim gibi özel yeteneklerinin olduğu alanlarda çocuğunuzu desteklerseniz, bu alanlardaki başarıları farklı yönlere de sıçrar.Bu başarılar da çocuğunuzun benlik saygısını destekler
İçine Kapalı Çocukları Açabilirsiniz…
Temkinli bir karakter sergileyen çocukları açmak için ebeveynler asla zorlama, eleştiri, birden büyük gruplar önünde konuşma sorumlulukları verme gibi çözüm yolları uygulamamalıdırlar. Bu çocuklar için ebeveynler ve eğitimciler;
-Asla ‘içe kapalı’ etiketini takmamalıdırlar. Çünkü çocuğun genlerinin de etkisi ile, bazı ortamlarda ilk defa bulunmasından dolayı bu davranışı sergilemeleri söz konusu olabilir.
-Çocuğun bu davranışının onu daha temkinli harekete yönlendirdiği akıldan çıkarılmamalıdır.
-Başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır
-Onun yerine karar verip, onun adına konuşulmamalıdır.
-İlk defa yalnız bulunacağı ortamlarda sevdiği bir oyuncağı ile bulunmasına izin verilmelidir.
Sorumluluk Verebilirsiniz…
Evde kendine ait sorumlulukları yerine getirmek, çocuğun benlik saygısını
destekler.Bunun gerçekleşebilmesi için uygun ortam hazırlanmalıdır. Örneğin paltosunu asacağı askı boyuna göre ayarlanabilir.Ayrıca her çocuğun evin ortak işlerine yönelik sorumlulukları da olmalıdır. Temizlikte, alışverişte…
Yetişkinler olarak ekip çalışmasının bize kattığı güç ve güven ne ise bu netice çocuklarımız için de söz konusudur. Sınıf ortamında veya aile içinde yaptığınız çalışmalar ile bu neticeyi çocuğunuzun yaşamasını sağlayabilirsiniz. Örneğin hafta sonu kütüphanenizin yerini değiştirecekseniz bunu ailecek yapabilirsiniz. Herkese yeteneğine göre görev paylaşımı yaparsınız.Büyük çocuğunuz üst raflara kitapları yerleştirme görevini alırken, eşiniz alanlarına göre kitapları dizebilir.Küçük çocuğunuz da odalar arasında hafif kitapları taşıyabilir. Bu şekilde aile bireyleri arasında görev paylaşımının neticeleri işiniz bittiği zaman konuşulabilir. Birbirine güç veren bir ailesinin olduğunu bilmek çocuğa da güven verir.
Rahatlatıcı İmkanlar Sunabilirsiniz…
Çocuklara kendilerini rahatlatacakları ortam ve imkan sağlanmalıdır. Bunlar; açık hava, kum, su gibi rahatlatıcı etkenler olmakla birlikte geniş mekanlardaki aktiviteler de olabilir.Kendini rahatlatmış bir çocuğun benlik saygısı daha sağlam olur.


Baba Yokluğunda Yapılabilecekler…
Babanın hayatta olmaması veya ayrılık sebebi ile uzun süre görülememesinden dolayı çocuk üzerinde oluşan etkiyi azaltmak için;
-Baba yerine model olabilecek bir şahsı çocuğun örnek alması sağlanabilir. Dede, dayı ,amca gibi…
-Baba, uzun süreli seyahatler için evde bulunamıyorsa çocukları arayarak, hediyeler göndererek sevgisini ve varlığını hissettirilebilir.
-Baba herhangi bir sebeple anne ve çocuk tarafından otorite kabul edilen şahıslar tarafından eleştirilmemelidir.
İlerde Pişman Olmamak İçin İletişim Çok Önemli…
Özellikle büyük çocuklarınız varsa küçüklere hitaplarına dikkat ettirmelisiniz. Eğer doğru ifadeler kullanılmıyor ise hemen yanlış olduğunu dile getirmelisiniz. Çocuklar için ebeveynlerinin de kendileri hakkındaki görüşleri çok önemlidir. Çocuğunuzun benlik saygısı adına seçici olmanız gereken ifadelerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:
Yanlış İfade Şekli Olması Gereken İfade Şekli
-Gerçekten çok inatçı……………………Çok kararlı
-Hiperaktif………………………………………Bedensel zekası yüksek
-Çok çekingen………………………………….Çok temkinli
-Sulugöz……………………………………………Duyarlı, hassas
Çocuk kendine ayna olacak,doğru ve yanlışlarını gösterecek bir ebeveyne ihtiyaç duyar. Bu nedenle zaman zaman eleştirilmesi de gerekebilir. Çocuklar eleştirilirken etkili olması ve benlik saygılarının zedelenmemesi için şu hususlara dikkat edilmelidir:
-Eleştirilecek ortamda çocuk yalnız olmalıdır. Arkadaşlarının yanında olmamalıdır.
-Çocuğun psikolojisinin iyi olduğu saatler seçilmelidir. Uykudan uyandığı, aç ya da uykusuz olduğu zamanlar değil.
-Olumsuz bir davranış yaşandığı anda eleştirilmemelidir. Çünkü çocuk o anda hiçbir yorumu duymaz. Olayın üzerinden çok süre geçmeden, çocuk rahatladıktan sonra konuşulmalıdır.
-Çocuğun duygularının anlaşıldığının ifade edilerek eleştirinin söylenmesi daha iyi olur. Örneğin: ‘Seni anlıyorum. O anda çok sinirlenmiştin! Ancak…’
-Çocuğun kişiliği değil davranışı eleştirilmelidir. Örneğin: ‘Ne kadar pasaklısın!’ yerine ‘Ellerin çok kirlenmiş.!’ Gibi…
-Eleştirilirken genellemelerden kaçınılmalıdır. Örn: ‘Hep böyle unutkansın.Beni çıldırtıyorsun’ yerine ‘Dosyanı unutmuşsun.Çok üzüldüm’
-Bir eleştiride birden fazla konu ele alınmamalıdır.Örn: geçen hafta da şunu yapmıştın, pazartesi de, bugün de…’
-Siz çocuğunuzu eleştirirken, onun da kendi fikirlerini sunması için fırsat verilmelidir.
-Eleştirdikten sonra çocuğunuzun da kendini ifade etmesi için mutlaka fırsat verilmelidir.
-Sadece kendi fikirlerinizi sunmalısınız.Başkalarının duygu düşüncelerini karıştırmamalısınız. Örn: Bu yaptığına eminim baban da çok kızacak şeklinde konuşmamalısınız
Benlik saygısı düşük çocuklarda ‘doğruyu söylersem dışlanırım’ endişesi gözlemleniyorsa,dürüstlüğün yaşamdaki önemi ile ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz. (bkz.dürüstlük)
Problemlere Çözüm Yolları Geliştirmeyi Öğretebilirsiniz…
Bazı çocuklar ‘Hayır’ demeyi çok başaramazlar. Başkalarını kırmamak için veya başka sebeplerle kendi düşüncelerini ifade etmeye çekinirler. Bu çocukların gelişimi için en güzel araç, kuklalar kullanarak hayır demeyi öğretmektir. Çocuğunuzun eline verdiğiniz bir kuklayı konuşturmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin; ‘Ali bugün arkadaşının doğum gününe gitmek istemiyor. Çünkü…’, ‘Ayşe annesinin giydirmeye çalıştığı kazağı giymek istemiyor, çünkü…’ gibi yapılan pratiklerle bu çocuklar da duygu ve düşüncelerine zıt durumlarda kendilerini ifade etmeyi öğrenirler.
Çocuğunuza öğretmeniz gereken en önemli hususlardan biri de bir işte başarısız olduğunda, beklenmedik bir durumla karşılaştığında duygu ve düşüncelerini kontrol altında tutmayı öğretmektir.Çünkü yaşamda karşılaşacaklarımızı kontrol edemeyebiliriz; fakat düşüncelerimizi yönlendirebiliriz. Ör: ‘Girdiğim sınavda başarılı olamadım. Fakat şunları öğrendim…Tecrübelerimle yeniden sınava hazırlanabilirim!’ gibi ifadeleri duyan bir çocuk, olaylardan ders alarak yeniden başlaması gerektiğini öğrenebilir.
Çocukların benlik saygılarının gelişiminde problem çözme becerilerini kazanmış olmaları da etkili bir faktördür. Bu konuda çocuklara adım adım fırsatlar verilip, desteklenmelidir. (bkz. Problem çözme becerisi)
Birey Olarak Çocuğunuzu Fark Etmelisiniz…
İnsanlar birbirinden farklıdır. Bu nedenle çocuğunuzun birey olarak farklılığının fark edilip kabul görmesi hem fiziksel hem de karakter özellikleri olarak- benlik saygısının gelişimi için çok önemli bir adımdır.
Bu farklılığı şu uygulamaları yaparak destekleyebilirsiniz:
Örn:
-Çocuğunuzun kendi parmak baskısını kağıt üzerine çıkarması sağlanabilir. Bu parmak baskıları incelenip, evdeki diğer bireylerinki ile kıyaslanarak her insanın özel olduğu paylaşılabilir
-Büyük bir kağıdı yere koyup üzerine çocuğunuzu yatırabilirsiniz. Çocuğunuzun etrafından çizerek oluşan kalıbını ona kestirebilirsiniz. Sonra üzerini dilediği gibi süslemesini isteyebilirsiniz.
-Ayna karşısında fiziksel görüntülerinizi siz ve çocuğunuz ifade edebilirsiniz

Bazı çocuklar kendi düşüncelerinin farkında olmazlar. Çevrelerinin fikri ile kendilerini yönlendirirler. Bu çocuklara sık sık kendi fikirleri sorulmalıdır. Örneğin;
-2 resimden en çok hangisini beğendin?Neden?
-İzlediğimiz filmde en çok ne hoşuna gitti?Neden? gibi…
Duygularını İfade Etmesine Yardımcı Olmalısınız…
Çocuğunuzun duygularının farkında olup, ifade etmesine yardımcı olmalısınız.Bunun için:
-Siz günlük yaşamda yaşadığınız olaylar ile ilgili duygularınızı ifade etmelisiniz. Örneğin:Arkadaşımın söz verip de gelmemesine çok kızdım!
Onun duygularını isimlendirip, fark etmesini sağlayabilirsiniz. Sık sık duyguları ile ilgili sorular sorabilirsiniz. Örn:Canın çok sıkkın görünüyor, bir şeye mi moralin bozuldu?
Duyguları inkar ya da bastırmak yerine ifade etmesine yardımcı olmalısınız. Yetişkinler günlük yaşamda kullanılan;
-‘Abla oldun artık. Böyle saçma şeylere ağlanılmaz
-Apartmandakiler böyle sesini duysa kim bilir neler düşünür?gibi ifadeleri çoğu zaman çözüm amacı ile kullanırlar. Ancak bu tür konuşmalar çocuğun duygularını red anlamına gelir. Bunun yerine;
-Bu durumlar seni çok üzdü., Arkadaşına kırılmışa benziyorsun! Gibi ifadelerle duyguları isimlendirilebilir.
Çocuklara farklı duyguların isimlendirilmesi öğretilebilir. Örn: korkmak kelimesinin içinde; endişelenmek, ürkmek, tedirgin olmak, kendini güçsüz hissetmek, paniğe kapılmak… gibi pek çok duygu gizlidir. Bu kelimelerin günlük yaşamda, yerli yerinde kullanılması çocuklara bunu öğretir.
Çocuklar duygularını daha çok resimle, müzikle ifade ederler. Ancak yine de kelimelerle ifade etmeyi de öğrenebilirler. Bunu destekleyici oyunlar oynanabilir. Örneğin ‘duyguları konuşturalım’ oyunu. Kartlara farklı yüz ifadeleri çizip hızlı bir şekilde gösterip, çocuktan gördüğünü önce yüzü ile ifade etmesi istenebilir.Daha sonra da duygunun adını söylemesi istenebilir
Günlük yaşamda ebeveynler duyguları doğru isimlendirmelidirler.Örn: ‘Meraktan ölecektim!’ Yerine ‘Sen gelmeyince çok endişelendim!’şeklinde kullanılabilir.
Çocuğun duygularını yansıtmasının bir hata olmadığını kendi yaşantınızdan da örnekler vererek gösterebilirsiniz. Örneğin; üzülünce ağlar, korkunca çığlık atmak isteyebiliriz. Çocuklar bu tür doğal tepkileri çevrenin eleştirisi ile veya yanlış modeller gördükleri için sergilemeye çekinebilirler. Bu konuda;
Çocuklarımıza rahat olmaları gerektiğini kendi hayatımızdaki neticelerinden örnekler vererek anlatabiliriz.Örn: kızgınlığı duygularımla ifade etmezsem başım ağrır gibi…
Duygularımızı güvenli bir şekilde rahatlatabilme yollarını öğretmeliyiz. Örn: Sinirlendiğinde öfke yastığını yumruklamak gibi…
Rahatlaması için birlikte bazı çalışmaları yapabileceğiniz öğretilebilir. Örn: yürüyüş yapmak, derin derin nefes almak, güzel hayaller kurarak içinde bulunduğu ortamın duygusal baskısından kurtulmak gibi…
Çocuğunuza Birlikte Hedef Belirlemelisiniz…
Çocuğunuzun yaşama dair hedefler belirleyip gerçekleştirmelerinin zevkini tatmaları için desteklemelisiniz:
-Hedeflerini önce küçük çapta gerçekleştirmenin tadını çıkartabilirsiniz, daha sonra büyütebilirsiniz.Örn:Önce aile içinde okuduğu şiirini daha sonra kalabalık bir salonda okuması gibi…
-Onu motive edici ifadeleriniz ile destekleyebilirsiniz.Tebrikler, bu konuda daha iyiye gidiyorsun
-Hedefine yönelik hayaller kurma saatleri yapabilirsiniz,. Örn: Uçağa binmişsin. Pilot koltuğuna oturmuşsun…
-Hedeflerine ulaştıklarında ödüllendirmelisiniz. ‘Artık her sabah ben hatırlatmadan yatağını topluyorsun!’ tebrikler
-Hedeflerini gerçekleştirirken onu sadece kendisi ile yarıştırmalısınız, başkaları ile değil
-Ebeveyn olarak çocuğunuzu iyi gözlemleyip kişiliğine, hazır bulunuşluğuna göre onu değerlendirmelisiniz
Çevre İle Desteklemelisiniz…
Çocuklarını sadece kendi çevrelerinde bulundurmak isteyen aileler vardır. Bu ebeveynler çocuklarını farklı ortamlara bırakmaktan çekinirler. Halbuki 0-3 yaş arasında ailesi ile sağlam bir bağ kuran çocuk, artık sosyal çevreye ihtiyaç duyar. Aile, imkanları çerçevesinde çocuğunu okul öncesi eğitim kurumlarına veya sosyal çevrelere girmesi için desteklemelidir. Bu desteklemeler çerçevesinde toplum önünde kendini ifade etme, sunum yapma fırsatları çocuğa verilebilir. Arkadaş çevresinin istifade edeceği olumlu özelliklere sahip olması çocuğun da model almasını ve gelişmesini destekler. Bu nedenle çocuğunuzun arkadaş çevresini, tanımalısınız.
Kişisel Gelişimini Fark Ettirmelisiniz…
Çocuğunuzun kendini değerlendirmesine, kendindeki gelişimleri fark etmesine yardımcı olabilirsiniz. Bunun için; resimlerini, faaliyetlerini biriktirerek birkaç ay ara ile inceleyerek aradaki farkı gösterebilirsiniz. Boy cetvelinde ölçümler yaparak uzama hızını gösterebilirsiniz.Daha önce başaramadıklarını hatırlatabilirsiniz. Ayakkabılarını bağlayabilmesini, bardağa sürahiden suyu boşaltabilmesini gibi…

Mükemmeli Sergilemeye Çalışan Çocuğunuza Endişelerini Aşması İçin Yardımcı Olabilirsiniz…
Mükemmeli uygulama amacından dolayı dıştan benlik saygısını eksik gözlemlenen çocukların yanlış yapma korkularını aşmalarına yardımcı olunmalıdır. Bunun için;
-Çocuğun yaptığı yanlışlardan çok, başarıları hakkında yorumlar yapılmalıdır.Çünkü bu çocuklar güçlü bir iç muhasebe yeteneğine sahip oldukları için kendilerini çok eleştirirler.
-Yetişkinler, kendilerinin de hata yaptıklarını, yanlışlıkları olabileceğini kendi aralarında konuşurken çocukların bunları duymasını sağlamalıdırlar.
-Çocukluklarında yaşadıkları ‘hata’ anılarını ebeveynler çocukları ile paylaşmalıdırlar. Böylelikle her çocuğun hata yapabileceğini çocuklar öğrenmelidirler.
-Hangi ortam ve zamanlara yönelik çocuğun korkuları var ise o alanla ilgili olarak evde pratikler yapılmalıdır. Alışık olduğu çevrede korkularını aşması sağlanmalıdır.Örn: Önce küçük gruplara aile içinde yapılan sunumlar ile toplum önünde kendini ifade etmeleri sağlanabilir. Bu grup daha sonra genişletilmelidir. Daha büyük grupların önünde anlatım, sunum görevleri ile endişelerinin giderilmesine çalışılmalıdır.
Kültürden İstifadede Dengeli Olmalısınız…
Toplumumuzda doğu ve batı bölgelerimizde görülen farklı
beklentilerine yönelik, her tür aşırılıktan kaçınarak orta yol bulmaya çalışılmalıdır.Her ebeveyn, küçüklüğünden itibaren aldığı eğitimi, geleneği, fıtratını masaya yatırmalıdır. Olan ile olması gereken arasındaki farkı gözlemleyerek kendisine bir plan yapmalıdır. Bu plan çerçevesinde de adım adım gelişimler sergileyerek çocuklarının geleceğini inşa konusundaki hassasiyetini ortaya koymalıdır.
Çocuğunuzun benlik saygısı eksikliğinin sebeplerinin ve çözümlerinin farklı olması sebebi ile sıraladığımız önerilerden yola çıkarak en uygun olan seçeneği kullanabilirsiniz.Bununla birlikte zaman zaman farklı durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.Hastalık, kaza, ayrılık v.s.. Bu tür durumların etkisi ile bazen bilgisizlik bazen de ihmal sonucu çocuklarda benlik saygısı eksiklikleri olabilir.Ebeveynler her ne sebepten dolayı olursa olsun eğer çocuklarının benlik saygısını yeniden desteklemek istiyorlarsa bulundukları yerden başlayabilirler. Asla geç kaldıklarını düşünmemelidirler. Yeter ki içlerindeki azim ve ümidi yitirmiş olmasınlar.
 

Ekli dosyalar

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst