Çocuklarda Cinselliğin Gelişimindeki Teoriler

Puanları 0
Solutions 0
Katılım
7 Ocak 2013
Mesajlar
17
Tepki Skoru
0
Puanları
0
Yaş
32
@damla.eyüpoglu
Cinsel Gelişim


Biyolojik özelliklerimizi temel aldığımızda erkek ya da dişi olarak belirlenen bir cinsiyetimiz vardır. Cinsellik ise bu biyolojik yapı üzerine eklenen sosyolojik, psikolojik ve felsefi boyutları da içeren daha geniş bir tanımlamadır. Doğum öncesinden ölüme kadar duyguları, düşünceleri, inançları, davranışları ve yaşantıları içeren gelişimsel bir süreçtir. Belirli bir yaşam döneminde beklenen cinsel duygular, inançlar ve davranışlar o yaşa uygun cinsel gelişimi belirler.Cinsel gelişim kişinin kendi cinsi ile ilgili üreme organlarının büyüyüp gelişmesini ve bunlardan doğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Cinsel gelişim kişiliğin diğer yönlerini de etkiler. Cinsel kimliğin oluşması ve kişinin cinsel kimliğine uygun davranmasında cinsel gelişim de önemli bir etmendir.Cinsel gelişimle ilgili kavramların daha kolay anlaşılmasında bir çocuğun kız ya da erkek olarak takınacağı tutum, rol ve davranış biçimlerine ait yapılacak yönlendirmelerin önemli olduğu bir gerçektir. Bu konuda cinsel gelişim teorilerinden bahsetmek konuyu anlamamız açısından yarar sağlayacaktır.Cinselliğin gelişimi üzerine dört teori vardır:


  • Bilişsel - Gelişimsel teori
  • Sosyal öğrenme teorisi
  • Psikoanalitik teori
  • Bilgi-işleme teorisi

Bilişsel –gelişimsel teori, davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki gerçekliğin etkileşimi olarak açıklarken, sosyal öğrenme teorisinde davranışlar uyaran-tepki ilişkisi şeklinde açıklanmakta, psikoanalitik teori davranışları iç güdüler yönünden açıklarken bilgi-işleme teorisi de düşünmenin cinsel tipli davranışları düzenlediğini ileri sürmektedir.
Bilişsel-gelişimsel teori: Bilişsel-gelişimsel teoriye göre (Kohlberg 1966,Piaget 1950) çocuk seksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir. Daha sonra çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi hareketlerini ayırt eder. Bu ayırt etmeler belli bir modele bağlı kalınarak değil anne, baba, kardeş, medya vb. kaynaklardan elde edilen soyutlamalardan yola çıkılarak yapılmaktadır. “Ben bir erkeğim ve erkek işi yapmak istiyorum” fikri çocuğun cinsiyetine uygun şekilde davranması ahlaki bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.Sosyal öğrenme teorisi: Bu teoride (Bandura ve Walters 1963) çocuk yeni davranışları, cinsel rollere ait bilgileri, kişileri gözlemleyerek ve onları taklit ederek öğrenir. Anne ve babalar hem iletişim yoğunluğu açısından hem de çocuğun algılamasına göre en güçlü, en sıcak olma özellikleri nedeniyle çoğu kez özdeşim modeli olarak rol alırlar. Erkek çocuklar cinsel davranışlarını babalarının erkeksi davranışlarını, kız çocukları da annelerinin kadınsı davranışlarını taklit ederek, gözleyerek öğrenirler.Psikoanalitik teori: Freud, psikoanalitik kuramın temsilcisi olarak, çocuğun bazı gelişimsel aşamalardan geçerek kişiliğini şekillendirdiğini ve cinsel gelişimin de bu sürecin temelini oluşturduğunu savunmaktadır. Freud fallik dönemdeki anne-erkek çocuk ve babakız çocuk ilişkisinin oedipal ve elektra kompleksiyle çözümlenerek, kişilik gelişiminin şekillendiğini ve bu sürecin cinsel gelişime ait bir süreç olduğunu belirtmektedir.Bilgi-işleme teorisi: Bilgi-işleme yaklaşımına göre cinsel tiplemenin ana belirleyicisi şemadır. Şemalar günlük tüm davranışlarımızı organize etmek için var olmak durumundadır. Cinsel rollere dayanan şemalar çocukların bilgiyi sınıflamasına ve çocukların kız ve erkek olarak rollerinin ayırımına ait bilgiyi kazanmalarını sağlar. Cinsel kimliğe ait net bir şekillenme olmadan çocuklar önce hem kız hem de erkek tiplerine ait şemalar oluştururlar. Daha sonra kendi cinsiyetlerine uygun örneklerle karşılaşınca bununla ilgilenir ve çeşitli sorularla bu ilgilerini pekiştirirler, böylece çocuklar kendi cinsiyetlerine uygun ek şemalar oluştururlar.
Çocuk üç yaşına geldiğinde kız-erkek ayrımlarını fark et¬meye ve cinsellik ile ilgili sorular sormaya başlar. Çocuklar bu yaşta vücutlarını tanımaktadırlar. Bu doğal bir gelişimdir. Anne paniğe kapılmamalı çocuğun sorduğu sorulara doğru cevaplar vermelidir. Cevaplar ayrıntılı, uzun, çocuğun kavrayamayacağı kadar karmaşık olmamalıdır. Sadece çocuğun sorduğu kadarı anlatılmalıdır. Çünkü çocuk her yaşta farklı sorular sorarak meraklarını giderecektir. Annenin aşırı heyecanlanması, yüzünün kızarması ve de çocuğu bu sorulan sorduğu için ayıplaması, susturması sakıncalıdır. Üç yaşındaki çocuklar artık kızların ve erkeklerin cinsel organlarındaki farklılıkları anlarlar. Bu farklılıkların nedenlerini ya annelerine sorarlar ya da kafalarında fikirler geliştirirler. Kızların da erkekler gibi penisleri olduğunu onların yaptıkları bir suç sonucu kesildiğini düşünebilirler. Anneler çocuklarına kızların ve erkeklerin vücut yapılarının doğuştan böyle olduğunu söyleyebilirler.
Çocuk üç yaş civarında bebeklerin veya kendisinin nasıl meydana geldiğini sorar. Çocuğa bebeklerin annelerinin karnında oluştuğunu ve büyüdüğünü söylemek en doğrusudur.
Çocuğun yaşı ilerledikçe soruları da farklılaşacaktır. Çocuğun büyüdüğü yeri öğrenen çocuk bu defa nereden ve nasıl çıktığını sorar. Anne, "annelerin bacakları arasındaki bir açıklıktan" şeklinde cevap verebilir. 3-4 yaşlarındaki çocuk için yukarıdaki cevap yeterli ve doyurucudur. Daha ileri sorular sormaz ama aynı soruyu çeşitli defalar sorabilir.
Daha sonra çocuğun annenin karnına nasıl girdiğini sorar. Bu, anneleri daha da sıkıntıya sokan bir sorudur. Anneleri babanın durumunu açıklamak ürkütmektedir. Bu tür sorular 5 yaşından sonra sorulur. Burada annenin, bebek tohumunu babanın verdiğini söylemesi yeterlidir. Çocuk eğer bu cevapla yetinmezse bu defa, anne kızarıp bozarmadan, çocuk yapmak istediklerinde "baba kendisinde olan bebek tohumunu penisi ile annenin doğum yoluna verir" diyebilir. Anne babalar "eğer çocuğa bir açıklama yapacak olursak, merakını arttırmış olu¬ruz" diye çekinirler. Ama yanıtlamaktan kaçınılan sorular, an¬nenin tedirginliği veya susturucu tavrı çocuğu daha meraklı ve araştırıcı hale sokar. Çocuk bu defa anne babanın odasına âni dalışlar yaparak veya banyoda onları gözetleyerek kendine yanıtlar aramaya girişir. Arkadaşlarından duyabildiği yanıtlar çocuk için ürkütücü ve korkutucu olabilir.
Çocuklar bu yaşlarda birbirlerinin vücutlarını merak ederler. Açıp bakmak isterler. Anneler böyle bir sahne ile karşılaştıklarında kızıp çocuğu azarlamamalı "merak ettiğin şeyleri bana sorabilirsin" demelidirler.
Özellikle çocukların anne babanın odasında yatması sakıncalıdır. Cinsel ilişkiye tanık olmak bu yaştaki çocuk için ürkütücüdür. 4-5 yaş çocuğu genellikle cinsel ilişkiyi babanın anneye saldırması olarak yorumlar.
Okul öncesi çağda yoğun olan cinselliğe ilgi ilkokulun baş¬lamasıyla azalır.


ÇOCUKLARDA MASTÜRBASYON
Çocuk önce tesadüfen cinsel organını fark eder ve oynar. Bunu gören anne çocuğa kızar, ayıplar ve bunu yasaklar. Bu durumda çok yoğun baskı yoksa çocuk sürekli olmasa da arada sırada oynamaya devam eder. Ancak annenin baskısı çok sert ve katı ise çocuk bu defa gizlice ve daha fazla yapmaya başlar. Anneyi korkutan bu tepki, çocuğu dövmesine yol açar hatta bazı anneler çocuğu, cinsel organını yakmakla bile tehdit ederler. Çocuklarda bu yaşlarda görülen bu durum annelerin sandığı kadar korkulacak bir durum değildir. Özellikle tek başına bırakılan veya yaşlı bir bakıcı ile kalan, alt temizliğini öğrenmesi için uzun süre çamaşır giydirilmeyen çocuklarda daha sık görülür. Kendisiyle konuşulmayan, hikâyeler okunmayan, bilgi eksikliği çeken çocuk bu boşluğu kendi kendini uyararak doldurmaya çalışır Emziği bırakmaya zorlanan, yeni kardeşi olan çocuklar¬da bu durum görülebilir. Çocuğu korkutup yıldırmakla bunun önüne geçilemez. Çocuğu cinsel organının düşeceği veya yara olacağı şeklinde korkutmak tehlikeli olabilir. Bu durumun üzerine fazla gidilmezse, anne baba çocukla ilgilenmeye ona zaman ayırmaya başladıklarında bu olay kendiliğinden kaybolacaktır.
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst