Puanları
38
Solutions
0
- Katılım
- 25 Nis 2006
- Mesajlar
- 5,063
- Tepki Skoru
- 26
- Puanları
- 38
- Konum
- www.balikesirpedagog.com
- Web sitesi
- www.balikesirpedagog.com
Çocukların eğitim sürecinde bazen çaresiz kalınmış hallere rastlarız elbette.
Sizi dinlemezler ve olulturulmuş birtakım kuralları önemsemezler. Bu durumda eğitici olan anne, baba ya da öğretmenler genelde empati yoluna başvurarak düzeltici bir yol izlemelidir. Ancak bazı hallerde ceza vermek durumuyla başbaşa kalınabilir. Ancak ceza çocukların eğitimlerine olumsuz etken yaratabilir. Cezanın amacı her zaman kazanmak olmalıdır. Şayet verilen ceza yaptığı yanlışa karşı kısasa kısas düşüncesini içeriyorsa kazanan tarafta değilsiniz demektir. Bilakis kaybedenin cezayı veren ile cezayı alan kişinin de içinde bulunduğu iki taraf olduğunu unutmayın. Bu nedenle çocuklara verilecek cezanın ölçüsünü ve zamanını çok iyi ayarlamak eğitimin anayasasıdır. Cezanın çocuk psikolojisindeki yeri ve olması gereken biçimi, ebeveynlerce en doğru biçimde anlaşılmalıdır. Çünkü, çocuklarına güzel bir biçimde eğitim vermek, onları hayata iyi bir biçimde hazırlamak her anne babaların esas hedeflerindedir. Ceza terimi, olumsuz bir itici uyarıcının, bir davranımın yapılmasından sonraları ona bağlı bir şekilde uygulanması olayına verilen teknik bir isimdir. Ceza, istenmedik davranımları bastırma tekniklerinden biridir.Davraniş dağarcıgına bir şey katmaz, ama davranış dağarcıgındaki bir davranışın bastırılmasını sağlayabilir. Bu anlamıyla ceza, yepyeni bir davranış öğrenmeyi değil, istenmedik bir davranışı yapmamayı öğretir. Ceza iki şekilde uygulanır.. • Davranış itici bir uyarıcı birlikte sonuçlandırılır..(.örneğin bir tokat gibi) Bu ceza, diğer metotlar işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu metot, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda veya buna eşdeğer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir defa uyarı edilir, şayet eşdeğer davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya veya odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, çoğunlukla de bir sandalyede sessiz bir şekilde beklemesi söylenir. Şayet oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın niçin verildiği birkaç cümleyle güzelce anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda veya mekan çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir. Çocuğun orada bekleme süresi kabaca bütün yaş için belirli bir süre belirlenir. (Örneğin, 4 yaşında 1 çocuk için 4 dakika gibi). Şayet ceza süresi epey uzun tutulursa, çocuk niçin oraya konulduğunu bir süre sonraları unutacaktır. Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir şekilde tamamlarsa, sevecen bir şekilde kucaklanır ve “Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın” gibi sözler söylenir ve hadise orada kapanır. Bu durumu çocuk birlikte tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Şayet ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat tekrardan kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, çoğunlukla iki hafta içinde çocuk ahenk sağlamayı öğrenecektir. • Davranış ödülün ortamdan kaldırılmasıyla birlikte sonuçlanır. (sokaga çıkma yasagı gibi..) Mantıklı bir netice çıkarmak bütün vakit olabilir olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa epey istediği farklı bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Yalnız bu metot uygulanırken birtakım noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler gerçekten epey istediği bir şey olmalıdır. Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. mesela, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, ama herhangi müspet bir gelişme olmadığı halde, anne veya baba onun gönlünü almak için biraz sonraları dondurma almışsa, bu metot doğaldır ki işlemeyecektir. Ancak ceza birlikte davranışları denetim etmenin kritik sakıncaları vardır. Şöyle ki; • Ceza çoğu defa itici uyarıcının (dayak, hakaret, yasaklama gibi) kullanlmasını durumunda fert de saldırganlık, korku, kin, nefret gibi duyguların oluşumuna zemin hazırlar. Ayrica cezanın etken olabilmesi için itici uyarıcının şiddeti gün geçtikçe artirilir. Orneğin… Sikça yapılan hatalardan biri şudur: Çocugun belirli bi davranisini denetim etmek isteyen anne ya da baba, dövme, bagirma gibi siddet dolu itici uyaricilar kullanirsa, bunlar baslangicta etken olmus olsa dahi zamanla cocugun bu uyaricilara alistigi gorulur. Ve ebveynler dozu artirmak gibi kisir dongu içine girer. • Cezalandırılan davranışlar, bireye belirli sonuclar saglayan ögrenilmis davranislardir. • Ceza birlikte bir davranis bastirilmaya çalışılırken, bir başka istenmedik davranış ortaya çıkabilir. Örnegin çok sevdigimiz vazoyu kiran cocugumuzu cezalandiriyorsak, bu davranisimizla cocugumuza yalan soyleme davranisi kazandirabiliriz. Çocuk cezadan kaçmak icin yalan söyleyecektir. • Ceza etken oldugunda, ceza veren kisinin davranislarini ödülleyici bir kalite kazanabilir. Bunun dogal sonucunda, ceza veren kisi, dikkatini, istendik davranislarin kazandirilmasina yogunlastiracagi yerde, zamanla, yalnızca istenmedik davranişlarin bastirilmasina yoğunlaştirabilir. Örnegin… Bir öğretmen cazanin olumsuz yönüne yakalanabilir ve zamaninin büyük bir bölümünü ögrencilere istendik davranislari kazandirmak yerine ceza vermek ve uygulamakla gecirebilir.. Bu nedenle ceza, eldeki bütün imkanlar denendikten sonraları öncelikle istendik davranışlarının bastırılmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda kullanılabilecek bir sistem bir şekilde düşünülmelidir. Terbiye etmek denilince pek epey kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. “Dayak cennetten çıkmadır” veya ” Kızını dövmeyen dizini döver” gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası şekilde asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde mekan etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden epey değişik kavramlardır. Terbiye, çocuğa müspet davranışların, kendini nasıl denetim etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de mekan aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı veya yapmadığı bir davranışın daha sonra gelen sonuçtur. “Terbiye etmek” bizim geleneklerimizde çoğunlukla cezayı çağrıştırdığından, “eğitmek” kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk sadece hatalı yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. yanlış davrandıkları vakit çocuklara kızma ve azarlama yerine, müspet davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların hatalı davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine kıymet verildiğini gördükçe birbirini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha çok dinlemeye çaba edecektir.
Sizi dinlemezler ve olulturulmuş birtakım kuralları önemsemezler. Bu durumda eğitici olan anne, baba ya da öğretmenler genelde empati yoluna başvurarak düzeltici bir yol izlemelidir. Ancak bazı hallerde ceza vermek durumuyla başbaşa kalınabilir. Ancak ceza çocukların eğitimlerine olumsuz etken yaratabilir. Cezanın amacı her zaman kazanmak olmalıdır. Şayet verilen ceza yaptığı yanlışa karşı kısasa kısas düşüncesini içeriyorsa kazanan tarafta değilsiniz demektir. Bilakis kaybedenin cezayı veren ile cezayı alan kişinin de içinde bulunduğu iki taraf olduğunu unutmayın. Bu nedenle çocuklara verilecek cezanın ölçüsünü ve zamanını çok iyi ayarlamak eğitimin anayasasıdır. Cezanın çocuk psikolojisindeki yeri ve olması gereken biçimi, ebeveynlerce en doğru biçimde anlaşılmalıdır. Çünkü, çocuklarına güzel bir biçimde eğitim vermek, onları hayata iyi bir biçimde hazırlamak her anne babaların esas hedeflerindedir. Ceza terimi, olumsuz bir itici uyarıcının, bir davranımın yapılmasından sonraları ona bağlı bir şekilde uygulanması olayına verilen teknik bir isimdir. Ceza, istenmedik davranımları bastırma tekniklerinden biridir.Davraniş dağarcıgına bir şey katmaz, ama davranış dağarcıgındaki bir davranışın bastırılmasını sağlayabilir. Bu anlamıyla ceza, yepyeni bir davranış öğrenmeyi değil, istenmedik bir davranışı yapmamayı öğretir. Ceza iki şekilde uygulanır.. • Davranış itici bir uyarıcı birlikte sonuçlandırılır..(.örneğin bir tokat gibi) Bu ceza, diğer metotlar işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu metot, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda veya buna eşdeğer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir defa uyarı edilir, şayet eşdeğer davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya veya odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, çoğunlukla de bir sandalyede sessiz bir şekilde beklemesi söylenir. Şayet oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın niçin verildiği birkaç cümleyle güzelce anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda veya mekan çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir. Çocuğun orada bekleme süresi kabaca bütün yaş için belirli bir süre belirlenir. (Örneğin, 4 yaşında 1 çocuk için 4 dakika gibi). Şayet ceza süresi epey uzun tutulursa, çocuk niçin oraya konulduğunu bir süre sonraları unutacaktır. Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir şekilde tamamlarsa, sevecen bir şekilde kucaklanır ve “Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın” gibi sözler söylenir ve hadise orada kapanır. Bu durumu çocuk birlikte tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Şayet ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat tekrardan kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, çoğunlukla iki hafta içinde çocuk ahenk sağlamayı öğrenecektir. • Davranış ödülün ortamdan kaldırılmasıyla birlikte sonuçlanır. (sokaga çıkma yasagı gibi..) Mantıklı bir netice çıkarmak bütün vakit olabilir olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa epey istediği farklı bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Yalnız bu metot uygulanırken birtakım noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler gerçekten epey istediği bir şey olmalıdır. Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. mesela, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, ama herhangi müspet bir gelişme olmadığı halde, anne veya baba onun gönlünü almak için biraz sonraları dondurma almışsa, bu metot doğaldır ki işlemeyecektir. Ancak ceza birlikte davranışları denetim etmenin kritik sakıncaları vardır. Şöyle ki; • Ceza çoğu defa itici uyarıcının (dayak, hakaret, yasaklama gibi) kullanlmasını durumunda fert de saldırganlık, korku, kin, nefret gibi duyguların oluşumuna zemin hazırlar. Ayrica cezanın etken olabilmesi için itici uyarıcının şiddeti gün geçtikçe artirilir. Orneğin… Sikça yapılan hatalardan biri şudur: Çocugun belirli bi davranisini denetim etmek isteyen anne ya da baba, dövme, bagirma gibi siddet dolu itici uyaricilar kullanirsa, bunlar baslangicta etken olmus olsa dahi zamanla cocugun bu uyaricilara alistigi gorulur. Ve ebveynler dozu artirmak gibi kisir dongu içine girer. • Cezalandırılan davranışlar, bireye belirli sonuclar saglayan ögrenilmis davranislardir. • Ceza birlikte bir davranis bastirilmaya çalışılırken, bir başka istenmedik davranış ortaya çıkabilir. Örnegin çok sevdigimiz vazoyu kiran cocugumuzu cezalandiriyorsak, bu davranisimizla cocugumuza yalan soyleme davranisi kazandirabiliriz. Çocuk cezadan kaçmak icin yalan söyleyecektir. • Ceza etken oldugunda, ceza veren kisinin davranislarini ödülleyici bir kalite kazanabilir. Bunun dogal sonucunda, ceza veren kisi, dikkatini, istendik davranislarin kazandirilmasina yogunlastiracagi yerde, zamanla, yalnızca istenmedik davranişlarin bastirilmasina yoğunlaştirabilir. Örnegin… Bir öğretmen cazanin olumsuz yönüne yakalanabilir ve zamaninin büyük bir bölümünü ögrencilere istendik davranislari kazandirmak yerine ceza vermek ve uygulamakla gecirebilir.. Bu nedenle ceza, eldeki bütün imkanlar denendikten sonraları öncelikle istendik davranışlarının bastırılmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda kullanılabilecek bir sistem bir şekilde düşünülmelidir. Terbiye etmek denilince pek epey kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. “Dayak cennetten çıkmadır” veya ” Kızını dövmeyen dizini döver” gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası şekilde asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde mekan etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden epey değişik kavramlardır. Terbiye, çocuğa müspet davranışların, kendini nasıl denetim etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de mekan aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı veya yapmadığı bir davranışın daha sonra gelen sonuçtur. “Terbiye etmek” bizim geleneklerimizde çoğunlukla cezayı çağrıştırdığından, “eğitmek” kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk sadece hatalı yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. yanlış davrandıkları vakit çocuklara kızma ve azarlama yerine, müspet davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların hatalı davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine kıymet verildiğini gördükçe birbirini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha çok dinlemeye çaba edecektir.