ÇOCUKVE ERGENLERDE CİNSEL GELİŞİM VE EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
CİNSELLİK
Cinsellik, bireyin karşıcinsle yakınlaşması ve bu yakınlaşmanın sonucu olarak bedensel ve duygusalanlamda doyuma ulaşması şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsellik sadece fizyolojikgelişimle ilgili olmayıp duygusal ve zihinsel gelişimle de yakından ilgilidir.
Cinsellik, duyguların ve zekanın birlikte kullanılmasını gerektirir.Duygusallık kendimize ve çevremizdeki diğer insanlara karşı hissettiğimizolumlu duygu durumudur. Çevremizdeki diğer insanlarla aramızdaki bağıgüçlendirir. Zeka ise düşünmeyi, yorum yapmayı, olaylar arasında bağ kurmayı,seçenekler oluşturmayı, neden sonuç ilişkilerini anlamayı ve uygun tercih yapmaözelliğini güçlendirir.
Zeka ve duygunun birlikte bulunması, insanı diğer canlılardan ayıran önemli birözelliktir. İnsanın cinsellik anlayışı, ancak o zaman hayvanlarda bulunancinsel içgüdüden farklı olarak duygu ve düşüncelerin ortaklaşa yer aldığı birhale gelir.
Çocuklukta başlayan cinsellik kavramı, ergenlik dönemi ile birlikte son şeklinialır. Ergenlik döneminden sonra çocuğun cinsel özellikleri kolay kolaydeğişmez. Önemli olan çocukluktan itibaren sağlam temelleri oluşturmaktır.
CİNSELEĞİTİMİN ÖNEMİ
Çocuk, birbirleriyleparalel gelişen bazı gelişim boyutlarıyla bir bütündür. Bedensel, ruhsal,sosyal, zihinsel ve cinsel gelişim bu boyutları oluşturur. Bu gelişim alanlarıiçinde, cinsel gelişim dışındaki diğer boyutlar ve yapılması gerekenler belliiken , cinsel gelişim göz ardı edilmekte ve yok sayılmaktadır.
Genel anlamda cinseleğitim; çocukların ve ergenin bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve cinselgelişimlerini takip etmek, kız ve erkek rollerini kabul etmesine, kendicinsinin özellikleri ve karşı cinsin özellikleri ile bir bütün içindeyaşamasına yardımcı olmak amacıyla verilen bilgilendirme ve bilinçlendirmeçalışmalarıdır. İnsanların toplumsal rollerinin incelenmesi yoluyla karşılıklısevgi ve güven içinde sorumluluk bilinci geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
Ailenin cinsel eğitimkonusunda gösterdiği duyarlılık çocukların cinsel gelişiminde olumlu etkileryapmaktadır. Gerek anne, gerek baba tarafından verilecek cinsel eğitim,çocukların ve ergenin başka kaynaklara yönelmesini engelleyecektir.
Cinsel eğitim doğumdanbaşlayan ergenlik dönemini de içine alan uzunca bir süreçtir. Cinsel eğitimebaşlamak için belli bir yaş bulunmamasına rağmen, anne babalar, çocukları okulöncesi dönemdeyken (3-4 yaş dolaylarında) ilk sorularla karşılaşırlar.Açıklamalar sade bir dille ve bilimsel kaynaklardan yararlanarak yapıldığıtakdirde gelecekte karşılaşılabilecek olası zorluklar yaşanmayacaktır.
CİNSEL EĞİTİMAİLEDE BAŞLAR
Cinsel eğitim ailedebaşlar, okulda devam eder. Her ailenin en önemli hedefi; çocuklarını heranlamda sağlıklı yetiştirmek, sonraki yaşamında kendisi ve çevresiyle barışık,başarılı ve mutlu yaşamasını sağlamaktır. Devamında ise, ileride kuracaklarıkendi aile yaşamlarında da aynı anlayışı devam ettirmeleridir.
Çocuğun her alandakigelişiminde olduğu gibi, cinsel eğitiminde de aileye oldukça büyük görevlerdüşmektedir. Çocuğun kişiliğine temel oluşturacak özelliklerin çoğu ailedeoluşmaktadır. Bu da ancak çocukların yaşına uygun bir şekilde, gerektiği kadarbilgilendirilmeleri ile mümkündür.
Çocuğa ve ergene bilgiverirken ailenin yapısı göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı bilgi verilmesi heraile tipinde aynı düzeyde olmamakta, bazı ailelerde yeterincesağlanamamaktadır. Elbette her ailenin bu konuda bilgili ve bilinçli olmasıbeklenemez. Önemli olan öğrenmeye ve bilgiye açık olmalarıdır.
Demokratik aile ortamındayetişen çocukların, cinsel gelişim sürecinde sorun yaşama olasılıkları azdır.Merak ettiklerini rahatlıkla sorabilir ve uygun yanıtlar alabilirler.Kendilerine olan güvenleri nedeniyle ve ne isteyip ne istemediklerinirahatlıkla ifade edebildikleri için cinsel tacize uğrama olasılıkları çokazdır. Çünkü bunu önleyebilirler.
Herhangi bir duygusalaçlık yaşamadıkları için, bu anlamda kendilerini kullandırmaları söz konusudeğildir. Sağlıklı kız/erkek arkadaş iletişimini rahatlıkla kurabilirler. Ailedışında yaşadıkları olayları (okulda, arkadaşlar arasında vb.) rahatlıkla aileüyeleriyle paylaştıklarından, sorun çıktığında sağlıklı yönlendirme yapmak dahakolaydır ve hatalı davranışları zamanında önlenebilir.
GELİŞİM DÖNEMLERİNE GÖRE ÇOCUĞUN CİNSEL GELİŞİMİ
1-Oral Dönem:
➢ Doğumdan 18. aya kadar olan dönemi kapsar.
➢ Verilen bakımın niteliği bağımlılık ve güven düzeyinibelirler
2-Anal Dönem:
➢ 18 ay-3 yaş
➢ Tuvalet kontrolünü öğrenir
➢ Baskıcı ve katı bir anlayış ya da tamamen başı boşbırakma bağımsızlık duygularının gelişmesini engeller
3-Fallik Dönem:
➢ 3-7 yaş
➢ Cinsel kimlik gelişimi başlar
➢ Cinsiyet farklarını keşfeder ve sorular başlar
➢ Kınama ve cezalandırma cinsel kimliğin kabulünde zorluk yaratır.
4-Latans Dönem:
➢ Kişilik üzerine etkisi fazladır
➢ İlkokul dönemi
➢ Önceki dönemlerin özümsenmesi yapılarak kazanılanözellikler pekiştirilir.
5-GenitalDönem:
➢ Erinlik,ergenlik ve sonrası
➢ Çocuk kişiliğinden yetişkin kişiliğine geçiş
➢ Fallik dönem bu dönemi en fazla etkileyen dönemdir
➢ Ergenlik dönemindeki kişilik gelişiminin niteliğinibelirler
➢ Kişilik üzerindeki etkisi oldukça fazladır
LATENT /SONÇOCUKLUK DÖNEMİ
(İLKÖĞRETİM I. KADEME/7-11 YAŞ)
Çocukta cinsel ilgiokul öncesi çağda en yoğundur, okula başlamayla birlikte ilgi ve merakta birazalma gözlenir. Bu dönemde çocuk, önceki yılların cinsel dürtü vefantezilerini unutur; düşüncelerini okuldaki etkinliklere çevirir ve aynıcinsten çocuklarla oynar. Çocuksu hayal kurmalar, fantastik oyunlar bırakılır,çocuk daha gerçekçi, gözlemci, meraklı bir öğrenici olur. Ancak cinsel ilgi veduygular azalmakla beraber hala vardır
Evcilik oynamak, anne ve babanın bütün rollerini canlandırmak, zaman zaman “pisşakalar” duymak ve yapmaktan hoşlanmak, çıplak resimlerle ilgilenmek, aynıyaştaki çocuklarla cinsiyet ya da cinsellikle ilgili oyunlar oynamak, kadınlarve erkekler arasındaki farkları merak etmek ve bu konuda sorular sormak, çıplakçocuk ya da yetişkine bakma fırsatını değerlendirmek, karşı cinsi taklit etmekgibi davranışlar sergilerler.
Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezlerfakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinselorgan çizme gibi, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarınıarkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanlarınyavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler. “Cinsellik kirliveya kötüdür” kavramının yerini “cinsellik hoştur” alır.
Latent dönemde karşıcinsteki ebeveyne olan ilgi, sevgi dolu sevecen bir bağlılığa dönüşür.
ERİNLİK VEERGENLİK DÖNEMİ
ERİNLİK DÖNEMİ
(KIZLARDA 11-13 YAŞ,ERKEKLERDE 13-15 YAŞ)
Erinlik dönemi, insanıncinsiyet yeteneklerini kazandığı gelişim dönemidir. Erinlik gelişimin tek vefarklı özellikleri olan bir dönemdir. Bu özellikler yaşam boyunca görünmezler.
Erinlik çakışan bir dönemdir. Çocukluk ve ergenlik dönemi ile çakışır. Kısa birdönemdir. 2-4 yıl sürer. Çabuk değişme dönemidir. Gerek fiziksel gereksebedensel değişimlerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Çocuk davranışı yeriniolgun davranışa bırakırken bu hızlı değişim karmaşa, yetersizlik ve güvensizlikduygularının yaşanmasıyla istenmeyen davranış biçimlerinin ortaya çıkmasınaneden olur. Bir olumsuzluk evresidir. Olumsuzluk karşıtlık anlamındadır.Olumsuzluk bireyin yaşama ilişkin karşı bir tavır almasını ifade eder.Özellikle erinliğin başlarında bu karşıt tutum pek belirli ve yoğundur. Cinselolgunlukla bu durum düzelir.
İç salgı bezleri, kalıtım, genel sağlık ve zekaya bağlı olarak olgunlaşma yaşıdeğişmektedir. Olgunlaşma yaşı yetişkinlikteki beden ve organ yapısınıetkilemektedir. Erken olgunlaşanlar kısa bir çocukluk fakat uzun bir ergenlikyaşar ve yetişkinliğe daha hazır girerler. Geç olgunlaşanlar ise uzun birçocukluk ve kısa bir ergenlik dönemi yaşar ve yetişkin yaşlara uymak içingereken güçleri kazanamadan bu yaşlara girerler. Çabuk olgunlaşan vebüyüyenlerde şaşkınlık ve uyumsuzluk fazla, yavaş büyüyenlerde ise bu şaşkınlıkve uyumsuzluk az görülür.
ERİNLİKTEBÜYÜME ATILIMI:
Yaşam boyunca enhızlı büyüme ve beden oranlarında değişme ilk olarak bebek ana karnındaykenbaşlar; doğumdan sonraki ilk 6 ayın sonuna kadar devam eder. İkinci olarak iseerinlik döneminde oluşur ve 3 yıl sürer.
İç salgı bezleri,kalıtım, çevresel etkenler, beslenme ve sağlık büyüme atılımını etkiler.Boy-kilo ergenlik ve özellikle erinlikte normalin üst düzeyine ulaştığından budönemde iyi beslenme, sağlık, ruh sağlığı çok önem kazanmaktadır.
ERİNLİKTE BEDENDEĞİŞİKLİKLERİ
Beden ölçülerinindeğişmesi:
- Boy uzaması.(Çevre şartları elverişli ise çocuk kalıtımla getirdikleriniaşabilir.)
- Ağırlık artması. (Bir şişmanlık dönemidir. Kalça, bacak, karın, boyun veyanaklar yağ toplama bölgesidir. Erinlik sonunda boy uzadıkça ve cinselolgunluk tamamlandıkça şişmanlık kaybolur. Nedeni ise hormonların düzenegirmemiş olması, iştahın artması ve düzensiz yemedir. Dönem sonunda %50’ siincelebilir.
Beden oranlarındakideğişiklikler:
Bedenin bütün bölümlerinde büyüme hızı aynı olmadığından oransız bir görüntüortaya çıkar.Burun,eller, ayaklar, kollar ve bacaklar öncelikle büyürler.Orantısız büyüme sakarlıkları da beraberinde getirir.
Ek cinsiyet özellikleri:
Her iki cinste de ter bezlerinin büyümesi ile terleme artışı bütün vücuttaolmakla birlikte özellikle koltuk altında ve kasıklarda artar. Derideki yağbezlerinin fazla çalışmasıyla cilt altında yağ birikimi olur ve özellikle yüzdesivilceler oluşur. Ses telleri değişime uğrayarak özellikle erkeklerde akortsuzbir ses oluşur. Koltuk altı ve genital bölgelerde kıllanma başlar.
Erkeklerde kas ve kemikkütlesi artarken kızlarda kalçalar genişler ve yağ depolanır. Her iki cinste dekaslar gelişir.Erkeklerde göğüs düğümcükleri (meme bezlerindeki geçici büyüme,gırtlakta kıkırdaklaşma) oluşur. Kızlarda memeler gelişmeye başlar.
Esas cinsiyet özellikleri:
Erkeklerde testosteron hormonunun salgılanmasıyla penis ve testisler büyür vetestisler olgunlaşır. Sperm üretimi başlar. Erkek üreme organları gerekliolgunluğa ulaştıktan sonra gece boşalmaları (ıslak rüyalar) başlar. Cinselrüyalar, sıkı giysiler, çok örtünmek , kabızlık, idrar torbasındaki fazlalıknedeni ile olur. Ebeveyn tarafından çocuk bu konuda bilgilendirilerek suçlulukduygusu ve panik engellenmelidir.
Kızlarda ise Overlersalgıladığı hormonlarla (östrojen) vajina, rahim ve yumurtalık olgunlaşır.Adetleri başlatır ve ek cinsiyet özelliklerini düzenler. İlk ay halinden sonrabir yıl hatta bazen daha uzun bir süre düzensizlikler görülebilir. Erkenolgunluğa girenlerde bu dönem uzunca olursa da, geç olgunlaşanlarda oldukçakısadır. İlk ay hallerinde baş ağrıları, sırt ağrıları, kramplar, karınağrıları, vb. bedensel şikayetler görülebilir. Bunların etkisiyle kızlaryorgun, huzursuz, sinirli, psikolojik bir çöküntü içinde olabilirler. Ayhalleri normale girdikçe bu sorunlar da kaybolur
ERGENLİK DÖNEMİ
(13-14 yaşlarındabaşlar, 17-21 yaşlarında sona erer)
Ergenliğin İlk Döneminde (13-14 yaş )
- Büyüme devam eder ama erinliğe göre yavaşlama vardır.
- Daha çok iç organ büyümeleri olmaktadır ve bu da gözle görülür bir biçimdedeğildir.
- Erinlikteki orantısız büyümeler bu dönemde kendilerini düzelterek yetişkindüzeyine ulaşırlar.
- Ek cinsiyet özellikleri yetişkin düzeyine erişir.
- Esas cinsiyet özellikleri hem büyüklük hem de işlev yönünden tam olgunluğaerişmemiştir .
- Kızlarda adet kanamalarının düzene girmesi beklenir.
- Karşı cinse olan ilgi artar.
- Kasların gelişmesi sonucunda kas gücü artar.Ergen hareketsiz kalmayı yeğler.
- İstemli hareketlerin hızı dönemin başından sonuna kadar azalan bir hızlaartar (13 yaşında 17 yaşındakinden daha hızlı hareket eder.).
- Erkekler, kızları kas gücü ve hareket hızında geçerler.
Ergenliğin Son Döneminde(17-21 yaş)
- Ergenliğin son döneminde büyüme atılımı yavaş yavaş durur. Bu gelişim ergenekas hareketleri ve çalışmaları arasında ahenklilik sağlar.
- Ağırlık vücuda orantılı bir biçimde dağıldığından vücut oranlarıyuvarlaklaşır.
- Beden bölümlerindeki orantısızlıklar kaybolup normal oran oluşmuştur.
- Cilt, kötü beslenme alışkanlığı yoksa düzelmiş, sivilceler kaybolmuştur.
- Ek cinsiyet özellikleri gelişmelerini tamamlamış, esas cinsiyet organlarıbirkaç yıl daha gelişmeye devam edecektir.
- Karşı cinse olan ilgi yoğunlaşır.
-Yüzde, vücutta ve baştaki kıllar ve saçlar gelişmelerini tamamlayıp en olgunduruma gelmişlerdir.
- İç organlardaki büyüme yetişkinliğin başına kadar sürer gider.
- Duygusal ve kişilik gelişimi devam eder.
- Fiziksel güçte erkek-kız farkı bu dönemde en belirgin hale ulaşmıştır.
BÜYÜME VE BEDENDEĞİŞİKLİKLERİNİN DAVRANIŞ VE TUTUMLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
1-Yalnızlık İsteği:Bebeklikten beri diğer insanlarla birlikte olmaktan hoşlanan ve çocukluğunileri yaşlarında bu isteği en üst düzeye ulaşan çocuk erinliğe girerken bazenbir hafta içinde arkadaşları ile küser, kopar, gruptan ayrılır ve yalnız kalmakister. Evin etkinliklerine de karışmak istemez.
2-Çalışma İsteksizliği:Çalışmada ve oyunda çabucak yorulur. Gerek okulda gerekse evde çok az iş yaparve çalışır. Okul başarısı düşer. Bu tembellik değildir. Büyüme bütün enerjiyiçekmekte ,başka alanlara enerji kullanımı azalmaktadır. Bu dönemde çocuktembellik yapmakla suçlanır ve baskı yapılırsa durum daha kötüye gidecek ,terslik ve direnmeler baş gösterecektir. Bu da çocuğu ondan bekleneni büsbütünveremez duruma sokacaktır.
3-Ahenksizlikler: Hızlı büyüme ile hareketlerde ve dengede bir ahenksizlikbelirir. Ağırlaşma ve sakarlıklar başlar. Fiziksel büyümenin yavaşlamasıylabeden oranlarına uyum artar ve ahenksizlik azalır. Çok hızlı büyümede bu durumçok açıkça görülür. Fakat çocukta kaslar iyi gelişmişse ve bedenine hakimse budurum pek az görülür.
4-Can sıkıntısı: Zevkaldığı oyunlardan ve görevlerden bıkmış ve toplumsal eylemlerden kendiniçekmiştir. Sıkıntısını açıkça belirtir, etkinliklere katılmaz, oyunları“aptalca” ve “çocukça” bulur. Bu durum ilerlerse “ bana ne” ya da “beni kimsesevmez” tutumu çocukta belirgin bir hal alır.
5-Huzursuzluk: Süreklideğişen ilgiler ve büyüyen beden huzursuzluk nedenidir. Çocuk uzun süre biryerde oturamaz, fiziki gerginlik onu sürekli olarak bir yerde dolaşmayaiter.Gerginliği kontrol edemeyen çocuk huzursuzca dolaşıp duracaktır.
6-Toplumsal Zıtlık:Erinlikteki çocuk çevredekilerin etkinliklerine katılmamakla kalmaz,her ankavga ve saldırıya hazır bir durumda onların neşe ve huzurlarını engellenmeyeçalışır.</div><div align=”left”>Evde kardeşleriyle ve anasıylaçekişme ve itişme halindedir. Onları kınar, alay eder, beğenmez, onlara zıtgider ve tartışmaya hazırdır. Evde kavga ve huzursuzluk merkezi gibidir.Evindışında da her </div>kavgaya ve dargınlıklara hazırdır. Gruptan ve en iyiarkadaşlarından kopmalar bu yüzden olmaktadır.Yaşı ilerledikçe bu zıtlık veöfkenin yerini daha olgun bir toplumsal davranış yer alır. Daha arkadaşa vedaha hoşgörülü davranır, daha çok işbirliği yapmaya eğilim kazanır.
7-Otoriteye karşıdireniş: Kız ve erkek çocuklarında ana babalarıyla olan çatışmaları 13yaşlarında en üst noktaya erişmektedir. Anneler çocuklarıyla daha uzun bir süreberaber olduklarından ve onların işlerine daha çok karıştıklarından onlarakarşı direniş daha çok olmaktadır. Çocuk, karşı gelemediği ya da direnemediğizaman küskün, somurtkan bir tutuma girer ve söz dinlememekle göreceği cezadankendini çekmeye çalışır. Otoriteye karşı direnişler bu yaştakilerde bir çokdavranış bozukluğuna yol açar, ancak bunlar çok önemli davranış bozukluğudeğildir. Olay yaratmak, insanları kızdırmak, yersiz ıslık çalmak,dikkatsizlik, kabalık, sabırsızlık, dalgınlık, aldırmazlık, inatçılık, kafatutma, şüphecilik, karşı cinsten insanlardan kaçmak bu kötü davranışlardandır.Bu davranışlar çocuk suçluluğuna girebilecek olaylara son bulmaz. Cinselolgunluğa girildikten sonra yavaş yavaş kaybolur.
8-Karşı cinse yönelmişzıtlık: İki cins arasında açık bir düşmanlık belirtisi davranışlarda yer almayabaşlar. Kızlardaki zıtlık erkeklerden daha büyüktür. Çünkü kızların ay hallerifiziki olarak onları epeyce sarsarken, erkek çocukların cinsel olgunluğagirmeleri onları pek sarsmamaktadır. Çocuklukta birbirlerine aldırmazdavranışlar sergilerken bu dönemde zıt davranışlara girerler. Kızlar, erkeklerekarşı nefret ve açıkça küçük düşürücü davranışlar yer alırken eleştiri vesaldırılarını yaş farkı gözetmeden bütün erkeklere yöneltirler. Çocukluktakikibar ve yumuşak davranışlar kaybolmuştur.
9-Duygululuğun artması:Karamsarlık, asık suratlılık, ufacık bir nedenle ağlamalar bu döneminduygululuğu sonucu olmaktadır. Hiçbir şeyden hoşnut olmamak, her söylenenikendine yöneltilmiş bir eleştiri gibi almak ve alınmak bu dönemin davranışözellikleridir. Bu çabuk sinirlenme halleriyle en çok kendi kardeşleriyleonlarca “şımarık ufaklıklar” olurken , kendilerinden büyükleri de kıskanırlar.Erkekler kızlara göre daha sinirlidir.
Erinlik, üzüntüler vehayali korkular dönemidir. Erkekler toplumsal ve kişisel kaygılar içindeyüzerken, kızlar aileleri, evleri ve okul ödevleri için kaygılıdırlar.
Çocuktaki bu değişimleronun yüzüne söylenir, bu da onu ayrıca huzursuzluğa ve kimse tarafındansevilmiyor inancına götürür. Kızlar bu durumda ağlama nöbetlerine girerken,erkekler büyük suskunluklara girer ve kavga çıkarırlar. Cinsel olgunluğuntamamlanmasıyla bu durum kaybolur. Çocuk daha sakin ve daha işbirliği yapabilirduruma gelir.
10-Kendine güvensizlik:Çocukluktakinin tam tersine kendisi ve toplumsal ilişkiler üzerine ümitsiz,güvensiz hale gelir. Kendisinden beklenenleri yapamayacağına inanır. Kendisiile ilgili bu yersiz ve olumsuz algı onu suça bile itebilir. Bu kendine güveneksikliği kısmen fiziksel direncin azalmasından , kısmen de çocuğun üzerindekitoplumsal baskıdan ve eleştirilerden kaynaklanır. Ondan genellikle yapabileceğindenfazlası istenir. Bu dönemde kazanılmış olan güvensizlik bazen bütün ergenlikboyunca genç ergenin yakasını bırakmaz. Çocukluğunun son döneminde başarılıolan çocuklardan beklentiler de büyük olduğundan onlar bu durumu daha yoğunyaşarlar. Aslında güvensiz ve sıkılgan bir çocuktan bu dönemde de fazla bir şeyistenmez.
11-Cinsiyetle fazlauğraşma: Cinsiyet organlarındaki büyüme ve bu büyümenin duygusal etkileriçocuğun ilgisini bu bölgelere çeker. Üremeden çok cinsel yaşamla ilgilenir. Buçocuğun hayallerini kaplar. Akranları ile vücudunu kıyaslayarak, büyüklerigözleyerek, araştırarak kendi için sır olan cinsel yaşamı çözmeye çalışır.Mastürbasyon erkeklerde 13-14, kızlarda 12-13 yaşlarında tepe noktasına ulaşır.Fiziksel olgunluğa erişince bu davranışlar yerini karşı cinsle olan ilişkilerebırakır.
12-Aşırı çekingenlik: Budönemde çocuk doktor önünde bile soyunmak istemez. Odasına kimsenin girmesiniistemez. Değişen vücuduyla kimsenin kendisini görmesini istemez.Bu belki debeğenilmeme korkusundandır.
13-Gündüz rüyaları: Çocuk, zamanın büyük bir kısmını hayal kurarak geçirir.Kendini haksızlığa uğramış, ihanete kurban gitmiş kimse olarak hayal eder. Buüzücü hayaller onun için de dayanılmazdır. Bu hayalleri genellikle vurupkırmalar, devirmeler izler. Çocuk fakirleştikçe ve yoksulluklar içindeyaşadıkça bu hayaller artar. Bazen de bu hayaller sayesinde amacına ulaşır verahatlar.
14- Hayali Seyirci:Fiziksel değişmelere bağlı olarak ergen kendisine yönelir. Herkesin ilgi odağıolduğuna inanır ve gerçekte var olmayan bu ilgiye göre davranır. Saplantılı birbiçimde çevresindeki insanların kendisinin dış görünüşü, davranış ve duygularıile fazlasıyla ilgilendiklerini düşünür. Bu nedenle kendini toplumdansoyutlama, kalabalıkta huzursuz olma, konuşurken terleme ve yüzün kızarması,huzursuzluk, tedirginlik hayali seyirciden utanma duygusunun yaşattıklarıdır.Hissettiklerini yarattığı hayali seyircinin de aynen yaşadığına inanır vetepkileri de abartılıdır. Hiç kimse onun kadar yalnız değildir, kimse onun kadardışlanmamıştır, kimse onun kadar sevmemiştir. Ona ait duygular ilk ve tektir.Çevresinde bulunan insanların özellikle de yetişkinlerin kendisini anlamadığınıdüşünür. Bunun sonucunda da tepkilere direnme, inat etme, gürültücü olma,abartılı giyinme davranışları sergiler.
15- Kişisel Efsane
uygularının çok özel olduğuna inanan ergen, ölümle de karşılaşmayacağınainanır. Kendisine özel bir destek ve rehberlik beklediği çok özel kişisel birtanrı ilişkisi oluşturur.
Büyümenin ve beden değişiminin davranış ve tutumlar üzerindeki etkileri bazıfaktörlere göre değişir:
- Kızlar bu dönemi erkeklerden daha zor geçirirler. Bunun nedeni iseerkeklerden daha önce bu döneme girmeleri ve toplumsal kısıtlamalara boyuneğmeleridir. Erkeklerde bu uyumu sağlamada daha fazla serbesti vardır.
- Çocukların iletişim kurma yetenekleri de bu dönemin davranış değişiklikleriüzerinde farklılık yaratır. İyi iletişim korku ve bunalımlarla daha kolay başedebilmeyi sağlarken doğal olarak diğer insanlarla daha iyi geçinir ve ters tutumlaragirmeyi de engeller.
- Çocuğun olgunluk derecesiyle ondan beklenen toplumsal tutumlar arasındaorantısızlık büyüdükçe davranışlardaki sorunlar da artar. Erken olgunlaşmagüven duygusunu artırır. Bu da toplumsal ilişkilerde sorunların çözümünde olumluetki yaratır.
Cinsel olgunlaşma sürecinin davranış üzerindeki etkileri geçicidir. Çocukrahatladığında çocukluğundaki davranışlarının belirgin özelliklerine döner.Toplumsal baskı toplumsal ilişkilere dönmeye zorlar. Erinlikte yavaşolgunlaşanlar, erken ve geç olgunlaşanlarda (normalden sapma) davranışbozukluğunun sürüp gittiği görülmüştür.Yavaş olgunlaşanlarda olgunlaşma süreciuzadıkça gündüz rüyaları, aşırı eleştirel tutum, çabuk çatışmaya giren davranışşekli ve huzursuzluk nedeniyle bir işe ve göreve yoğun bir biçimde sarılmamakgibi huylar yerleşip kalabilir. Toplumsal kabulün önemi büyüdükçe çocukta buhuylardan kurtulmak için çaba gösterir ve kurtulabilir.
Erken olgunlaşan erkekçocukların spor ve diğer etkinliklerdeki başarıları genellikle yaşam boyuncadevam etmektedir. Mesleklerinde de başarılı ve parlak olabilirler. Aksinegecikmiş erinlik yaşayanlarda çocuksu davranış göstermeleri nedeniyle toplumsalfaaliyetlerin az olması, iş başarısında düşüklük, lider olamama gibi sonuçlargözlenmektedir. Erken gelişen kızlarda yaşamın daha ileriki dönemlerinde debaşkalarını etki altına alma ve herkese baskı uygulama davranışıgözlemlenebilir. Geç gelişen kızlarda erkeklerin aksine kişisel ve toplumsaluyum daha iyidir ve bu yetişkinlikte de devam eder. Ancak bu durum geç gelişencinsel yönleri bir sorun çıkartmadığı sürece geçerlidir.
Kaygı Alanları
Bedenin bazı fiziksel özelliklerinin normal olup olmadığı ve cinsel bakımdanyeterli gelişmeye ulaşıp ulaşmadığı kaygı alanlarını oluşturur.
Bedeniyle ilgili kaygılar; Değişen vücut hatlarına, sivilceli yüzüne, düzensizdişlerine karşı kaygı duyabilir. Ellerini sajklar yada ayaklarının büyük olduğunudüşünerek daha küçük ayakkabı isteyebilir.
Cinsiyetiyle ilgili kaygılar; Acaba ben tam bir erkek / kadın özelliklerinesahip miyim ? düşüncesi sürekli zihinlerini meşgul eder.
ÇOCUKLARINCİNSELLİKLE İLGİLİ SORULARI
Cinsiyet farklılığı ileilgili sorular 2. yaşta, doğumla ilgili olanlarsa 3-4 yaşta başlar. Aşağıdabazı temel soruları bulacaksınız. Çocuklarınızın sorularını yanıtlamak içinbilgi dağarcığınızı bilimsel gelişmelere paralel olarak yenilemenizgerekmektedir.
“Neden benim deağabeyiminki gibi şeyim yok?”
“Kızlar ve erkekler ayrı yaratılmışlardır. Kızların erkeklerin gibi cinselorganı vardır ve farklı doğru gelişmiştir.”
“Babamın neden göğüsleriyok?”
“Yalnız annelerin göğüsleri olur ki , yeni doğan bebeklerini emzirebilsinlerdiye.”
“Bebekler nereden gelir?”
“Çocuklar annenin içinden çıkarlar. Onlar annenin karnında yaşar ve büyürler.Orada sıcak ve güvenli bir bebek yuvası vardır. Kızlar yeterince büyüdüğündeanne olabilirler. Bebek dünyaya gelebilecek kadar büyüdüğünde dışarı çıkar.Civcivle bağlantı kurulduktan sonra “İnsan yavrusu yumurtada değil annekarnında oluşur. “Bebek annesinin içine nasıl girer?”
“Bütün kızların ve annelerin içinde kalemle bile çizemeyeceğimiz ve bildiğimizyumurtalara hiç benzemeyen yumurtalar vardır. Bunlar çok önemlidirler.Bir kadınanne olmak istediği zaman bu yumurtalar uterus (rahim) denen özel yerde bebeğedönüşmeye başlar.Rahim annenin içinde ama midenin içinde değil başka yerde.Bebek burada özel bir şekilde beslenir ve bir okul yılı kadar süre geçtikten sonradünyaya gelir.”
Çiçeklerden yola çıkılarak dişi ve erkek hücrelerin tozlaşmaları ile bağlantıkurulur. Babanın görevinin bu döllenmede hücrelerden birini anneye vermekolduğu anlatılır.
Erkek ve kız çocuktakifarklılık her iki cinse de anlatılmalıdır. Erkeklerin olgunlaşması için babanınözellikleri gibi özelliklere sahip olması gerektiği,kızların ise anneolabilecek kadar büyümesi gerektiği anlatılmalıdır.
6 yaş çocuğu genelliklecinsel ilişki ile ilgili ayrıntıları almaya hazır değildir.
Çocuk 7-8 yaşlarına geldiğinde , babanın içindeki bir tohumun annenin içindekiyumurta ile birleştiği ve bunun bebeğin gelişimini başlattığı söylenebilir.
Bu birleşmenin nasıl olduğu ise “ana-babanın yan yana yatması ve sevgi doluolmaları” şeklinde açıklanabilir.
“Anne karnındaki bebeknasıl nefes alır, nasıl yemek yer?”
“Bizim gibi yapamazlar. Hava ve yiyeceği annesinin karnından göbek kordonu ilealır. Bu uzun ve beyaz bir kordondur. Doğduktan sonra bu kordona ihtiyacıkalmaz, annesinin memesinden süt içer. Doğunca doktorlar bu kordonu keser amabebeğin canı acımaz.”
“Ben nasıl doğdum?”
“Çocuk bu soruyu sorduğunda hemen o anda yanıt verilmelidir. Ona “Senkarnımdaki özel bir yerde büyüdükten sonra vücudumda karnımın altında bebeğindışarı çıkabilmesi için oluşmuş bir açıklıktan dışarı çıktın” denebilir.
“Neden erkeklerin bebeği olmaz?”
Çünkü erkeklerin vücudunda bebeklerin büyümesini sağlayan küçük bir yuvacıkyoktur.
“Evlenmemiş kişilerin debebeği olabilir mi?”
“Evet. Her yetişkin kadın ve erkek bebek sahibi olabilir. Fakat evlenmeyibeklemeleri, bebeğin bir ailesi ve yuvası olması daha doğrudur.”
Erinlik ve ergenlik dönemi soruları bedendeki değişim, üreme, üreme yeteneği,üreme organları, cinsel ilişki, mastürbasyon, ıslak rüyalar, ereksiyon, bebeğinoluşumu, doğum, cinsel ilişki yaşı, korunma yöntemleri, vb. konularını içerir.Anne ve baba bu konularda kendini bilimsel yayınlardan yararlanarakgeliştirmelidir. Çocukluk döneminde cinsellikle ilgili sorularına anne vebabasından yanıt bulmada sıkıntı çekmeyen genç, bu soruları için de engüvenilir kaynağın yine anne ve babası olduğu inancıyla ebeveynlerineyönelecektir. Doğal, doğru ve zamanında yanıtlanan sorular gencin cinselgelişimini tamamlamasında çok önemlidir.
ANNE VEBABALARIN SORULARI
Anne babaların çocuklarının cinsel gelişimi ve eğitimi ile ilgili sorduklarısorulardan bazıları;
“Kardeşler aynı odadayatabilir mi?”
5 yaşına kadar farklı cinsten kardeşler aynı odada yatabilirlerse de bu yaşta“utanma duygusunun gelişmesi (giyinme ve soyunmada) nedeni ve cinselliğikeşfetme merakı nedeniyle çocuklar arasında cinsel içerikli oyunların oynanmasısöz konusu olabilecektir.
“Çocukların anne-babalarıile aynı odada yatmaları doğru mudur?”
Yatak odanız size aittir. Üstelik çocukların yaşları ne kadar küçük olurlarsaolsunlar, cinsel ilişki sırasında duyacaklarından ve göreceklerindenetkileneceklerdir. Çocuğun kendine olan güven duygusunun gelişebilmesi içinerken yaşlarda kendi odasında tek başına yatabilmeyi başarması gerekir.Çocuğunuzu her açıdan korumak için aynı odada yatmamalısınız.
“Çocuğuma cinsellikleilgili bilgi vermekle onun merakını erkenden uyandırmış olur muyum?”
Hayır. Aksine açık, kısa, doğru ve doğal bir biçimde verilen bilgiler çocuğunanne-babasına olan güvenini pekiştirir ve tatmin edicidir. Başkalarına sorusormak durumunda kalmaz.
“Cinsellikle ilgilisorular sormaktansa odasına kitap bıraksam olur mu?”
Kesinlikle hayır. Kitabı çocuğunuzla birlikte okuyabilirsiniz ama kitabı onavererek bu sorumluluğu yerine getirmiş olamazsınız.
“Çocuğumun cinselliğe olan ilgisi birden arttı ne yapmalıyım?”
9-14 yaş bu ilginin arttığı bir dönemdir. Sorduğu sorular ve gösterdiği ilgikarşısında telaşlanmayın. Her soruya doğal bir tavırla, zamanında ve doğrucevaplar verin. Cinselliğe yönelik ilgisi uzun süre devam ettiği ve sadece bualana yoğunlaştığı takdirde bir uzmana danışın. İlgi doğal olmakla birlikteyaşamın diğer alanlarında uzaklaşacak kadar yoğunlaşma ruhsal sorunları ifadeeder.Uzman yardımıyla yolunda gitmeyenleri bulmak gerek.
“Benim çocuğum hiç soru sormuyor ne yapmalıyım?”
Her çocuk cinselliği merak eder. Yanlış anne baba tutumları çocuğun sorusormasını engeller (Daha önceki girişimleri yanıtsız kalmış, bu konununkonuşulmaması gereken gizli bir konu olduğu mesajını almış,vb.). Uygunfırsatlar yaratarak (film, tv programı,günlük yaşamda karşılaşılan durumlar)konuyu siz açın ve soru sormasını sağlayın. Sizin rahatlatıcı tavrınız onu darahatlatacak ve doğru bilgileri sizden almış olacaktır.
“Çocuğumun hangidavranışları bir uzmana başvurmamı gerektirir?”
- Banyo yapanları uyarılmasına rağmen ısrarla izlemeyi sürdürmek.
- Anne-baba “hayır” dedikten ve sürekli uyardıktan sonra, ısrarla ve sürekliolarak “kötü söz” söylemeye devam etmek.
- Sürekli ve ısrarlı olarak, kendinden daha küçük çocukları cinsiyet vecinsellikle ilgili oyunlar oynamaya zorlamak.
- Arkadaşlarını “doktorculuk” oynamaya ve üzerindeki giysileri çıkarmayazorlamak.
- Yabancı ya da yakın yetişkinler tarafından sarılıp, öpülmekten,dokunulmasından, iletişime geçmekten korkmak.
- Oyunlarda kadın ya da erkek rollerini üzgün, kızgın ya da saldırgan birtarzda oynamak, kendi cinsinden ya da karşı cinsten nefret etmek.
- Sürekli ve ısrarlı olarak kendi cinsinden olanlardan hoşlanmak.
- Mastürbasyon yapma sıklığının artması.
Sünnet yaşı ne olmalı ve çocuğumu nasıl hazırlamalıyım?
Sünnet dinsel inançlar ve gelenekler doğrultusunda yapılmakla beraber sağlıkaçısından da önemlidir. Çocukla sünnete ilişkin korkutmamak, korkutucu şakalaryapılmasını engellemek gerekir ( “Sen sünnet olunca görürsün!”, “ne zamankeseceğiz?”, “getirin bıçağı”).
Çocuk sünnet olduğunda penisinin kesilip, organının eksileceğinden korkar.Çocuğa penisinin kesilmeyeceği sadece penisinin ucunda bulunan fazlalık olarakbulunan derinin alınacağı anlatılmalıdır.
Erkek çocuk kadar sünnet olacak çocuğun kız kardeşi de bu konudabilgilendirilmelidir. Sünneti toplumsal olarak eğlence düzenleyerek ve sünnetolan çocuğa hediyeler alarak kutlanır. Kız kardeşin kendisini dışlanmış olarakhissetmemesi için anne baba ona da destek vermelidir. Cinsel gelişim açısındançocuğun kendi vücudu ile çok fazla ilgili olduğu 2-7 yaş arası sünnetdüşünülmemelidir.
ÇOCUĞU BİLGİLENDİRMEDE ANNE BABALARA ÖNERİLER
Çocuk bilgi edinmeye bazen içsel, bazen de dış uyarım nedeniyle yönelir.
➢ Çocuğun duyduğu, gördüğü şeyler, aile içindeki olaylarönemli rol oynar. Salt merak uyandırmaz, yönlendirir de.
➢ Çocuktan talep geldiği zaman veya ana-baba gereksinimduyulduğunu hissettiği
zaman verilen bilgi en uygunudur.
➢ Çocuğun gelişim dönemine uygun bilgilendirme yapılmalıdır.
➢ Ana-babalar, cinsellikle ilgili sorulara verdikleriyanıtların çocuk tarafından anlaşılamayacağını düşünürler. Kısa, gerçek ve netcevaplar bu tehlikeye yol açmaz.
➢ Yetişkinin beden dili, konuşulanların içeriğinden vekullanılan dilden daha önemlidir.
➢ Sözel bilgi verilirken önceden hazırlanılmış düşüncesiyaratılmamalıdır.
➢ Gebelik ve doğumla ilgili bilgilendirmede, acılar vesıkıntılar değil anne olmanın güzelliği anlatılmalıdır.
➢ Çocuk hangi ebeveyne soru yöneltiyorsa cevabı o ebeveynvermelidir.
➢ Bilgi veren yetişkinle özdeşim, duygusal olgunluğukolaylaştırdığı için kız çocuğuna annenin, erkek çocuğuna ise babanın bilgivermesi daha doğaldır.
➢ Kardeşlerle yaşama cinsler arasındaki farklılığın doğalbir biçimde keşfedilmesini sağlar.
➢ Anatomik farklılıklar doğal olarak küçük yaştan itibarenaçıkça belli olursa sorun yaratmaz ve özel bir bilgilendirme ihtiyacı dadoğmaz. Doğrudan gözlem çocuğun kafasını karıştırmaz.
➢ Cinsel organlar çeşitli adlandırmalar ile değil “vajina”,“penis” , “testis”, “meme” olarak öğretilmelidir.
➢ Kız çocuk, penis yokluğu nedeniyle kaygı duyar ve bunuaçığa vurur.Bundan rahatsız olmadan “kızların cinsel organlarınınerkeklerinkine benze ancak içe doğru geliştiğini, kadınların anne olabilmeleriiçin böyle bir yapıya sahip olmaları gerektiği” anlatılmalıdır.
➢ Erkek çocuğa, penise sahip olmanın bir üstünlük olmadığıyetişkinlerin bu organa odaklanmayıp doğal olarak algılamalarıylaöğretilebilir.
➢ Çocuğun soru sormamasının nedeni daha önceki yıllardareddedilişleri, saçma, baştan savma cevapların verilmiş olmasıdır.
➢ Eğer eğitici anlayışlı görünmüyorsa, çocuk yeni bilgileribenimseme gücünü
hissedememe tehlikesi içine girer. Suçluluk ve utanç duygusu cinsel yaşamı
kaplar. Aşağılık duygusu ile bilgileri kabul etmez.
➢ Sorulara sağlıklı cevaplar almak çocuğun ana-babasınaolan güvenini destekler.
➢ Bu sağlıklı iletişim için gereklidir.
➢ Eğiticinin rolü bastırılan gizi ortaya çıkarmak değil,bilinçlenmeyi sağlamaktır.
➢ Çocuğun ana-babasının vücudunu görmek ister. Bunu doğalolarak kabul etmek
gerekir. Reddetme ve azarlama tepkileri gösterilmemelidir. Çocuk kendini suçluhissetmemelidir.
➢ Hayvan yetiştirme bazı cinsel bilgilerin öğreniminikolaylaştırır ama ebeveynin sözel desteği şarttır.
➢ Cinsel özdeşim 3-4 yaşında başlar.
➢ 3-4 yaşından sonra cinsiyete uygun olarak giydirme ve rolbeklentileri
geliştirme, oyuncak seçimi, cinsel kimliğe uygun ebeveyn ile iletişim önem
kazanır.
➢ Büyükler genellikle kendi aralarında konuşurken sözcinselliğe gelince,
etrafta çocuklar varsa hemen konuyu değiştirirler. Halbuki bu durumlar
çocukları bilgilendirmek için iyi bir fırsattır. Onu ortamdan
uzaklaştırmadan, büyükleri dinlediğini unutmadan konuşma belli kurallar
dahilinde sürdürülebilir ve ona istenilen bilgiler ulaştırabilir.
MASTÜRBASYON
Mastürbasyon, el ya dabaşka bir nesne ile cinsel organlara dokunmak ve bundan zevk almaktır.
Bebeğin kendini tanıma döneminde sık rastlanan doğal bir davranıştır. Çocuklariçin idrarını ve dışkısını yaptığı bölge ayrı bir ilgi odağıdır. Bu ilgigenellikle tuvalet eğitimi verilen yaşlarda artmaktadır.
Kaygı duymak gereksizdir. Çocuğun bu davranışı cinsel gelişimin bir parçasıolarak görülmelidir. Çocuğun tıpkı boyunun uzaması, kilosunun artması gibi birgelişim özelliğidir.Gerek eliyle gerekse sürtünerek mastürbasyon yapan çocuğakızıp, azarlayıp, onu korkutmak yerine üzerinde durmamak ve eğer olağan üstübir sıklıkta oluyorsa, onu korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyleoyalayarak dikkatini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur.
Mastürbasyon eğilimliküçük çocuklarda, duygusal doyumsuzluk söz konusu olabilir. Mastürbasyonuengellemek yerine bu doyumsuzluğun kaynağını bulmak ve ortadan kaldırmakgerekir. Bunun için bir uzman yardımı gereklidir.
Erinlik ve ergenlikdöneminde de mastürbasyon tekrar başlar. Bu durum cinselliğini yaşamak isteyengencin doğal bir deneyim arzusundan kaynaklanmaktadır. Abartılmamalıdır. Normalve sağlıklıdır. Yine sıklığının aşırı artması halinde bir doyumsuzluk,psikolojik bir sorun söz konusu olabilir. Bunun üzerine gitmek gerekir. Gencibu ilgisine doyum sağlamak üzere gizli olarak başvurduğu kaynakları engellemek,bu nedenle onu cezalandırmak yanlış olur. Mutlaka bir uzman yardımıalınmalıdır.
CİNSEL İSTİSMAR
Cinsel istismar, birçocuk ya da yetişkinin başka çocuk/çocukların veya başkayetişkin/yetişkinlerin, istemediği cinsel davranışlarına maruz kalmasıdır.Cinsel istismar, genelde çocuğa yakın olan kişiler tarafındangerçekleştirilmektedir. Bu tür eylemler yinelenen tarzda olduğunda çocuk için dahaağır sonuçlar doğurabilir.
Çimdikleme, okşama,sıkıştırma, öpme, el ile sarkıntılık etme, laf atma, uygunsuz sözcüklerlerahatsız etme, cinsel ilişkiye teşebbüs, tecavüz cinsel istismar kapsamınagirer.
İstismarın verdiği hasar; sürekliliğine, çocuğun yaşına, istismar edenin çocuğaolan yakınlığına, bağlılık derecesine ve aradaki yaş farkına, fiziksel zorlamave şiddet içermesine, istismar davranışının derecesine bağlı olarak değişir.
Cinsel istismarınderecesi ne olursa olsun unutulmamalıdır ki kimse cinsel istismara maruz kalmakistemez; kimse cinsel istismarı hak etmez; hiçbir davranış cinsel istismarı,taciz ve tecavüzü haklı gösteremez ve her türlü cinsel istismar kanunlar vetoplum önünde suçtur.
Ailelerin ÇocuklarınıCinsel İstismardan Korumaları İçin Yapılması Gerekenler:
➢ Anne baba olarak, cinsel istismar konusunda bilgili vebilinçli olmak,
➢ Çocuğun anne baba tarafından cinsel istismar konusundabilgilendirilmesi,
➢ Çocuğun cinsel gelişiminin yakından takip edilmesi,
➢ Çocukla açık iletişim kurulması,
➢ Çocuğa ilgi ve şefkat gösterilmesi, güven ve sevgininbelirtilmesinden kaçınılmaması,
➢ Çocuğu severken sevgi göstermenin yolu ellemek, sağınısolunu çimdiklemek, ısırmak değildir. Böyle sevilen çocuklar sevgiyigöstermenin yolunun “dokunmak” olduğu yargısına sahip olurlar. Bu da istismarile sevgi göstermeyi ayırt edememelerine neden olur.
➢ Aile fertleri ve yakın aile fertleri dışındaki başkakişilere fazla yaklaşmamaları öğretilmelidir.
➢ Yabancı insanlarla öpüşmemesi, yanına fazla yaklaşmalarınaizin vermemesi ve kuşkulu davranışların neler olduğunu öğretilmelidir.
➢ Sevmek sadece dokunmak, öpmek değildir. Bazen tatlı birbakış, bir söz bile bunun için yeterli olabileceği anlatılmalıdır.
➢ Hayır deme becerisi öğretilmelidir. Günlük yaşamda hayırdiyemeyen çocuk böyle bir durumda da “HAYIR” deme becerisini gösteremeyebilir.
Hiç kimsenin senin, özel yerlerine dokunmaya hakkı yoktur. Hiç kimsenin seni,kendi özel yerlerine dokundurtmaya da hakkı yoktur. Birisinin senden özelyerlerine dokunmanı istemesi ya da seninkilere dokunması saklayacağın bir sırdeğildir. Anlatmama sözü vermiş olsan bile, anlatırsan başına çok kötü şeylergeleceği söylenmiş olsa bile, böyle bir şey olursa anlatmalısın. Mutlakasöylemelisin. Sır saklaman gerektiği doğrudur. Ama bu saklanmaması gereken kötübir sırdır.
Gençlerin Cinselİstismardan Korumaları İçin Yapılması Gerekenler:
➢ Genç kendi cinsel arzularını ve sorunlarını bilmelidir.
➢ Hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığında net olarak hayırdiyebilmelidiri
➢ Yanlış anlaşılmamak için duyguları, davranışları vesözlerinin uyum içinde olması gerektiğini bilmelidir.
➢ Çok iyi tanımadığı insanlarla birlikte olunacaksayakınlarına bunu bildirmelidir.
➢ Kendi başına gidip dönemeyeceği yere iyi tanımadığıbirinin eşliğinde gitmemelidir.
➢ Yaşı tutmuyorsa disko, bar, vb. yerlere gitmemeli,başkalarından içecek ve yiyecek almamalıdır.
➢ Günün geç saatlerinde sokakta tek başına kalmamalıdır.
➢ Alkol ve uyuşturucular sağlıklı düşünmeyi ve kendiniifade etmeyi engelleyebileceği için bunlardan uzak durmalıdır.
➢ Arkadaşının yönlendirici olmasına izin vermemelidir.
➢ Evde yalnızken gerekli güvenlik önlemlerini almalıdır.
➢ Çevrede tehlikeli olabilecek durumlardan kaçınmalıdır.
➢ Süreklilik arz eden istismar davranışlarını mutlakayakınlarına bildirmelidir.
➢ Herhangi bir cinsel saldırıdan sonra delilleri yok edecekdavranışlardan kaçınılmalıdır.
➢ Cinsel istismara (saldırı, tecavüz, vb.) uğradığındahemen kendisini anlayabilecek, destek ve yardımcı olabilecek bir yakını ile budurumu paylaşmalıdır.
➢ Bir arkadaşı istismara uğradığında onu mutlaka dinlemesigerektiğini ve günlük yaşamında destek olması gerektiğini bilmelidir.
HIV/AIDSHAKKINDA…
HIV, insan bağışıklık yetmezlik virüsünün adıdır. AIDS ise kazanılmışbağışıklık yetmezlik sendromudur.
AIDS’ in yani HIV’in ilk olarak nereden, nasıl ve ne zaman geldiğine ilişkinçok kesin bilgiler olmamasına karşın bir takım varsayımlar ortaya konmaktadır.Olasılığı yüksek olan varsayımlarda en kuvvetlisi; HIV’in Orta Afrika’da evhayvanı olarak bakılan yeşil başlı maymunda bulunan bu virüs hayvanda herhangibir hastalığa neden olmamasına karşın insana geçtiği zaman değişime uğrayarakinsana zarar veren HIV virüsüne dönüştüğüdür.
HIV/AIDS : – Korunmasız her türlü cinsel ilişki,
- Test edilmemiş kan ve kan ürünleri,
- Anneden bebeğe (anne karnında, doğum sırasında ya da emzirme ile),
- Ortak enjektör, jilet… kullanımı ile bulaşır!
HIV/AIDS : - Tuvalet,banyo, havuz, sauna, ev gibi ortak kullanım alanları,
- Tabak, kaşık gibi ortak eşya kullanımı,
- Dokunmak, el sıkışmak, sarılmak, okşamak, sosyal öpüşme gibi temasla,
- Öksürme ve hapşırma ile,
- Sivrisinek ısırması ile,
- DOSTLUK ile bulaşmaz!
HIV/AİDS’TENKORUNMA YOLLARI:
- Mümkün olduğunca azsayıda kişi ile ilişki kurmak.
- Başkaları ile ilişkide bulunduğunu bildiğiniz ya da bunu meslek olarak yapankişilerle cinsel ilişkide bulunmaktan kaçınma.
- HIV taşıyıp taşımadığından emin olunamayan kişilerle girilecek her türlücinsel ilişkide mutlaka kondom (prezervatif) kullanmak.
- Kan nakli için kullanılacak kan ve kan ürünlerinin (aşı, serum, vb.) mutlakagereken testlerden geçirilmiş olduğundan emin olmak.
- Damar içi ilaç kullanımında kesinlikle ortak enjektör kullanmamak.
- Berberde tıraş olurken yeni bir jilet kullanıldığından, usturanın dezenfekteedildiğinden emin olmak.
- Manikür ve pedikürde kullanılan araçların dezenfekte edilmiş olmasına dikkatetmek.
- Sağlık hizmeti alırken açılmamış enjektör kullanılmasına, kullanıldıktansonra atılmasına ve kullanılan aletlerin mikroptan arındırılmış olmasına dikkatetmek.
- Kan kardeşi olmak, başkalarının yaralarına açık elle dokunmamak.
Yukarıda sayılan korunma yolları aynı zamanda cinsel yolla bulaşanhastalıkların tümüne ilişkin korunma yollarıdır. Ayrıca cinsel yolla bulaşanhastalıklar hakkında bilgilenmek, bir belirti görüldüğünde hemen doktorabaşvurmak, üreme organlarında oluşan yara,bere, sivilce v.b.’nin hemen tedaviedilmesi önemli korunma yollarındandır.
HIV (-) negatif, kanda bu virüsün taşınmaması; HIV (+) pozitif ise kanda HIVvirüsünün taşınıyor olmasıdır.
Önyargılar ve bilgisizlikbu konuda korkulara ve yanlış davranışlara neden olmaktadır. Bu ise hızlayayılan bu hastalığın yayılmasını engellemek yerine daha büyük bir hızlayayılmasına neden olmaktadır. HIV pozitiflerle olan ilişkilerimiz de budoğrultuda korku, düşmanca davranış ve söz konusu insanları dışlamamıza yolaçmaktadır.
HIV/AİDS ilebilgilenerek, korunma yollarını öğrenerek ve uygulayarak mücadele ederken HIVpozitiflerle ele ele vererek mücadele etmek temel yaklaşımımız olmalıdır.
Çevrenizde HIV pozitifolan bir kişi varsa ona dostluğunuzu ,sevginizi cesurca sunun. Çünkü HIV/AIDSdostluk ve sevgiyle bulaşmaz ama gösterdiğiniz ilgi, sevgi ve sıcaklıkla HIVpozitif olan kişinin bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak onun hastalıkladaha güçlü bir biçimde mücadele etmesini sağlarsınız. Onlara farklıdavranmanıza gerek yoktur; her insanın hak ettiği ilgi, yakınlık ve sevgiyigöstermeniz ve yaşamı paylaşmanız yeterlidir.
ÇOCUĞUBİLGİLENDİRMEDE ANNE BABALARA ÖNERİLER
➢ Çocuk bilgi edinmeye bazen içsel, bazen de dış uyarımnedeniyle yönelir.
➢ Çocuğun duyduğu, gördüğü şeyler,aile içindeki olaylarönemli rol oynar.Salt merak uyandırmaz,yönlendirir de.
➢ Talep geldiği zaman veya ana-babanın gereksinimduyulduğunu hissettiği
zaman verilen bilgi en uygunudur.
➢ Çocuğun gelişim dönemine uygun bilgilendirmeyapılmalıdır.
➢ Ana-babalar, cinsellikle ilgili sorulara verdikleriyanıtların çocuk tarafından anlaşılamayacağını düşünürler. Kısa, gerçek ve netcevaplar bu tehlikeye yol açmaz.
➢ Yetişkinin beden dili, konuşulanların içeriğinden vekullanılan dilden daha önemlidir.
➢ Sözel bilgi verilirken önceden hazırlanılmış düşüncesiyaratılmamalıdır.
➢ Gebelik ve doğumla ilgili bilgilendirmede acılar vesıkıntılar değil anne olmanın güzelliği anlatılmalıdır.
➢ Çocuk hangi ebeveyne soru yöneltiyorsa cevabı o ebeveynvermelidir.
➢ Bilgi veren yetişkinle özdeşim, duygusal olgunluğukolaylaştırdığı için kız çocuğuna annenin,erkek çocuğuna ise babanın bilgivermesi daha doğaldır.
➢ Kardeşlerle yaşama cinsler arasındaki farklılığındoğal bir biçimde keşfedilmesini sağlar.
➢ Anatomik farklılıklar doğal olarak küçük yaştanitibaren açıkça belli olursa sorun yaratmaz ve özel bir bilgilendirme ihtiyacıda doğmaz. Doğrudan gözlem çocuğun kafasını karıştırmaz.
➢ Cinsel organlar çeşitli adlandırmalar ile değil“vajina”, “penis” , “testis”, “meme” olarak öğretilmelidir.
➢ Kız çocuk, penis yokluğu nedeniyle kaygı duyar vebunu açığa vurur.Bundan rahatsız olmadan “kadınların anne olabilmeleri içinböyle bir yapıya sahip olmaları gerektiği” anlatılmalıdır.
➢ Erkek çocuğa, penise sahip olmanın bir üstünlükolmadığı yetişkinlerin bu organa odaklanmayıp doğal olarak algılamalarıylaöğretilebilir.
➢ Çocuğun soru sormamasının nedeni daha öncekiyıllarda reddedilişleri, saçma, baştan savma cevapların verilmiş olmasıdır.
➢ Eğer eğitici anlayışlı görünmüyorsa, çocuk yenibilgileri benimseme gücünü
hissedememe tehlikesi içine girer. Suçluluk ve utanç duygusu cinsel yaşamı
kaplar. Aşağılık duygusu ile bilgileri kabul etmez.
➢ Sorulara sağlıklı cevaplar almak çocuğunana-babasına olan güvenini destekler.
➢ Bu sağlıklı iletişim için gereklidir.
➢ Eğiticinin rolü bastırılan gizi ortaya çıkarmakdeğil,bilinçlenmeyi sağlamaktır.
➢ Çocuğun ana-babasının vücudunu görmek ister.Bunudoğal olarak kabul etmek
➢ gerekir.Reddetme ve azarlama tepkilerigösterilmemelidir.Çocuk kendini suçlu hissetmemelidir.
➢ Hayvan yetiştirme bazı cinsel bilgilerinöğrenimini kolaylaştırır ama ebeveynin sözel desteği şarttır.
➢ Cinsel özdeşim 3-4 yaşında başlar.
➢ 3-4 yaşından sonra cinsiyete uygun olarak giydirmeve rol beklentileri
geliştirme, oyuncak seçimi, cinsel kimliğe uygun ebeveyn ile iletişim önem
kazanır.
➢ Büyükler genellikle kendi aralarında konuşurkensöz cinselliğe gelince,
etrafta çocuklar varsa hemen konuyu değiştirirler. Halbuki bu durumlar
çocukları bilgilendirmek için iyi bir fırsattır. Onu ortamdan
uzaklaştırmadan, büyükleri dinlediğini unutmadan konuşma belli kurallar
dahilinde sürdürülebilir ve ona istenilen bilgiler ulaştırabilir.
CİNSELLİK
Cinsellik, bireyin karşıcinsle yakınlaşması ve bu yakınlaşmanın sonucu olarak bedensel ve duygusalanlamda doyuma ulaşması şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsellik sadece fizyolojikgelişimle ilgili olmayıp duygusal ve zihinsel gelişimle de yakından ilgilidir.
Cinsellik, duyguların ve zekanın birlikte kullanılmasını gerektirir.Duygusallık kendimize ve çevremizdeki diğer insanlara karşı hissettiğimizolumlu duygu durumudur. Çevremizdeki diğer insanlarla aramızdaki bağıgüçlendirir. Zeka ise düşünmeyi, yorum yapmayı, olaylar arasında bağ kurmayı,seçenekler oluşturmayı, neden sonuç ilişkilerini anlamayı ve uygun tercih yapmaözelliğini güçlendirir.
Zeka ve duygunun birlikte bulunması, insanı diğer canlılardan ayıran önemli birözelliktir. İnsanın cinsellik anlayışı, ancak o zaman hayvanlarda bulunancinsel içgüdüden farklı olarak duygu ve düşüncelerin ortaklaşa yer aldığı birhale gelir.
Çocuklukta başlayan cinsellik kavramı, ergenlik dönemi ile birlikte son şeklinialır. Ergenlik döneminden sonra çocuğun cinsel özellikleri kolay kolaydeğişmez. Önemli olan çocukluktan itibaren sağlam temelleri oluşturmaktır.
CİNSELEĞİTİMİN ÖNEMİ
Çocuk, birbirleriyleparalel gelişen bazı gelişim boyutlarıyla bir bütündür. Bedensel, ruhsal,sosyal, zihinsel ve cinsel gelişim bu boyutları oluşturur. Bu gelişim alanlarıiçinde, cinsel gelişim dışındaki diğer boyutlar ve yapılması gerekenler belliiken , cinsel gelişim göz ardı edilmekte ve yok sayılmaktadır.
Genel anlamda cinseleğitim; çocukların ve ergenin bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve cinselgelişimlerini takip etmek, kız ve erkek rollerini kabul etmesine, kendicinsinin özellikleri ve karşı cinsin özellikleri ile bir bütün içindeyaşamasına yardımcı olmak amacıyla verilen bilgilendirme ve bilinçlendirmeçalışmalarıdır. İnsanların toplumsal rollerinin incelenmesi yoluyla karşılıklısevgi ve güven içinde sorumluluk bilinci geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
Ailenin cinsel eğitimkonusunda gösterdiği duyarlılık çocukların cinsel gelişiminde olumlu etkileryapmaktadır. Gerek anne, gerek baba tarafından verilecek cinsel eğitim,çocukların ve ergenin başka kaynaklara yönelmesini engelleyecektir.
Cinsel eğitim doğumdanbaşlayan ergenlik dönemini de içine alan uzunca bir süreçtir. Cinsel eğitimebaşlamak için belli bir yaş bulunmamasına rağmen, anne babalar, çocukları okulöncesi dönemdeyken (3-4 yaş dolaylarında) ilk sorularla karşılaşırlar.Açıklamalar sade bir dille ve bilimsel kaynaklardan yararlanarak yapıldığıtakdirde gelecekte karşılaşılabilecek olası zorluklar yaşanmayacaktır.
CİNSEL EĞİTİMAİLEDE BAŞLAR
Cinsel eğitim ailedebaşlar, okulda devam eder. Her ailenin en önemli hedefi; çocuklarını heranlamda sağlıklı yetiştirmek, sonraki yaşamında kendisi ve çevresiyle barışık,başarılı ve mutlu yaşamasını sağlamaktır. Devamında ise, ileride kuracaklarıkendi aile yaşamlarında da aynı anlayışı devam ettirmeleridir.
Çocuğun her alandakigelişiminde olduğu gibi, cinsel eğitiminde de aileye oldukça büyük görevlerdüşmektedir. Çocuğun kişiliğine temel oluşturacak özelliklerin çoğu ailedeoluşmaktadır. Bu da ancak çocukların yaşına uygun bir şekilde, gerektiği kadarbilgilendirilmeleri ile mümkündür.
Çocuğa ve ergene bilgiverirken ailenin yapısı göz ardı edilmemelidir. Sağlıklı bilgi verilmesi heraile tipinde aynı düzeyde olmamakta, bazı ailelerde yeterincesağlanamamaktadır. Elbette her ailenin bu konuda bilgili ve bilinçli olmasıbeklenemez. Önemli olan öğrenmeye ve bilgiye açık olmalarıdır.
Demokratik aile ortamındayetişen çocukların, cinsel gelişim sürecinde sorun yaşama olasılıkları azdır.Merak ettiklerini rahatlıkla sorabilir ve uygun yanıtlar alabilirler.Kendilerine olan güvenleri nedeniyle ve ne isteyip ne istemediklerinirahatlıkla ifade edebildikleri için cinsel tacize uğrama olasılıkları çokazdır. Çünkü bunu önleyebilirler.
Herhangi bir duygusalaçlık yaşamadıkları için, bu anlamda kendilerini kullandırmaları söz konusudeğildir. Sağlıklı kız/erkek arkadaş iletişimini rahatlıkla kurabilirler. Ailedışında yaşadıkları olayları (okulda, arkadaşlar arasında vb.) rahatlıkla aileüyeleriyle paylaştıklarından, sorun çıktığında sağlıklı yönlendirme yapmak dahakolaydır ve hatalı davranışları zamanında önlenebilir.
GELİŞİM DÖNEMLERİNE GÖRE ÇOCUĞUN CİNSEL GELİŞİMİ
1-Oral Dönem:
➢ Doğumdan 18. aya kadar olan dönemi kapsar.
➢ Verilen bakımın niteliği bağımlılık ve güven düzeyinibelirler
2-Anal Dönem:
➢ 18 ay-3 yaş
➢ Tuvalet kontrolünü öğrenir
➢ Baskıcı ve katı bir anlayış ya da tamamen başı boşbırakma bağımsızlık duygularının gelişmesini engeller
3-Fallik Dönem:
➢ 3-7 yaş
➢ Cinsel kimlik gelişimi başlar
➢ Cinsiyet farklarını keşfeder ve sorular başlar
➢ Kınama ve cezalandırma cinsel kimliğin kabulünde zorluk yaratır.
4-Latans Dönem:
➢ Kişilik üzerine etkisi fazladır
➢ İlkokul dönemi
➢ Önceki dönemlerin özümsenmesi yapılarak kazanılanözellikler pekiştirilir.
5-GenitalDönem:
➢ Erinlik,ergenlik ve sonrası
➢ Çocuk kişiliğinden yetişkin kişiliğine geçiş
➢ Fallik dönem bu dönemi en fazla etkileyen dönemdir
➢ Ergenlik dönemindeki kişilik gelişiminin niteliğinibelirler
➢ Kişilik üzerindeki etkisi oldukça fazladır
LATENT /SONÇOCUKLUK DÖNEMİ
(İLKÖĞRETİM I. KADEME/7-11 YAŞ)
Çocukta cinsel ilgiokul öncesi çağda en yoğundur, okula başlamayla birlikte ilgi ve merakta birazalma gözlenir. Bu dönemde çocuk, önceki yılların cinsel dürtü vefantezilerini unutur; düşüncelerini okuldaki etkinliklere çevirir ve aynıcinsten çocuklarla oynar. Çocuksu hayal kurmalar, fantastik oyunlar bırakılır,çocuk daha gerçekçi, gözlemci, meraklı bir öğrenici olur. Ancak cinsel ilgi veduygular azalmakla beraber hala vardır
Evcilik oynamak, anne ve babanın bütün rollerini canlandırmak, zaman zaman “pisşakalar” duymak ve yapmaktan hoşlanmak, çıplak resimlerle ilgilenmek, aynıyaştaki çocuklarla cinsiyet ya da cinsellikle ilgili oyunlar oynamak, kadınlarve erkekler arasındaki farkları merak etmek ve bu konuda sorular sormak, çıplakçocuk ya da yetişkine bakma fırsatını değerlendirmek, karşı cinsi taklit etmekgibi davranışlar sergilerler.
Okul yaşı çocukları memelere dokunmazlar veya cinsel organlarını göstermezlerfakat buna karşın resim çizimlerinde insan figürleri üzerine meme veya cinselorgan çizme gibi, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarınıarkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma, ve hayvanlarınyavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösteririler. “Cinsellik kirliveya kötüdür” kavramının yerini “cinsellik hoştur” alır.
Latent dönemde karşıcinsteki ebeveyne olan ilgi, sevgi dolu sevecen bir bağlılığa dönüşür.
ERİNLİK VEERGENLİK DÖNEMİ
ERİNLİK DÖNEMİ
(KIZLARDA 11-13 YAŞ,ERKEKLERDE 13-15 YAŞ)
Erinlik dönemi, insanıncinsiyet yeteneklerini kazandığı gelişim dönemidir. Erinlik gelişimin tek vefarklı özellikleri olan bir dönemdir. Bu özellikler yaşam boyunca görünmezler.
Erinlik çakışan bir dönemdir. Çocukluk ve ergenlik dönemi ile çakışır. Kısa birdönemdir. 2-4 yıl sürer. Çabuk değişme dönemidir. Gerek fiziksel gereksebedensel değişimlerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Çocuk davranışı yeriniolgun davranışa bırakırken bu hızlı değişim karmaşa, yetersizlik ve güvensizlikduygularının yaşanmasıyla istenmeyen davranış biçimlerinin ortaya çıkmasınaneden olur. Bir olumsuzluk evresidir. Olumsuzluk karşıtlık anlamındadır.Olumsuzluk bireyin yaşama ilişkin karşı bir tavır almasını ifade eder.Özellikle erinliğin başlarında bu karşıt tutum pek belirli ve yoğundur. Cinselolgunlukla bu durum düzelir.
İç salgı bezleri, kalıtım, genel sağlık ve zekaya bağlı olarak olgunlaşma yaşıdeğişmektedir. Olgunlaşma yaşı yetişkinlikteki beden ve organ yapısınıetkilemektedir. Erken olgunlaşanlar kısa bir çocukluk fakat uzun bir ergenlikyaşar ve yetişkinliğe daha hazır girerler. Geç olgunlaşanlar ise uzun birçocukluk ve kısa bir ergenlik dönemi yaşar ve yetişkin yaşlara uymak içingereken güçleri kazanamadan bu yaşlara girerler. Çabuk olgunlaşan vebüyüyenlerde şaşkınlık ve uyumsuzluk fazla, yavaş büyüyenlerde ise bu şaşkınlıkve uyumsuzluk az görülür.
ERİNLİKTEBÜYÜME ATILIMI:
Yaşam boyunca enhızlı büyüme ve beden oranlarında değişme ilk olarak bebek ana karnındaykenbaşlar; doğumdan sonraki ilk 6 ayın sonuna kadar devam eder. İkinci olarak iseerinlik döneminde oluşur ve 3 yıl sürer.
İç salgı bezleri,kalıtım, çevresel etkenler, beslenme ve sağlık büyüme atılımını etkiler.Boy-kilo ergenlik ve özellikle erinlikte normalin üst düzeyine ulaştığından budönemde iyi beslenme, sağlık, ruh sağlığı çok önem kazanmaktadır.
ERİNLİKTE BEDENDEĞİŞİKLİKLERİ
Beden ölçülerinindeğişmesi:
- Boy uzaması.(Çevre şartları elverişli ise çocuk kalıtımla getirdikleriniaşabilir.)
- Ağırlık artması. (Bir şişmanlık dönemidir. Kalça, bacak, karın, boyun veyanaklar yağ toplama bölgesidir. Erinlik sonunda boy uzadıkça ve cinselolgunluk tamamlandıkça şişmanlık kaybolur. Nedeni ise hormonların düzenegirmemiş olması, iştahın artması ve düzensiz yemedir. Dönem sonunda %50’ siincelebilir.
Beden oranlarındakideğişiklikler:
Bedenin bütün bölümlerinde büyüme hızı aynı olmadığından oransız bir görüntüortaya çıkar.Burun,eller, ayaklar, kollar ve bacaklar öncelikle büyürler.Orantısız büyüme sakarlıkları da beraberinde getirir.
Ek cinsiyet özellikleri:
Her iki cinste de ter bezlerinin büyümesi ile terleme artışı bütün vücuttaolmakla birlikte özellikle koltuk altında ve kasıklarda artar. Derideki yağbezlerinin fazla çalışmasıyla cilt altında yağ birikimi olur ve özellikle yüzdesivilceler oluşur. Ses telleri değişime uğrayarak özellikle erkeklerde akortsuzbir ses oluşur. Koltuk altı ve genital bölgelerde kıllanma başlar.
Erkeklerde kas ve kemikkütlesi artarken kızlarda kalçalar genişler ve yağ depolanır. Her iki cinste dekaslar gelişir.Erkeklerde göğüs düğümcükleri (meme bezlerindeki geçici büyüme,gırtlakta kıkırdaklaşma) oluşur. Kızlarda memeler gelişmeye başlar.
Esas cinsiyet özellikleri:
Erkeklerde testosteron hormonunun salgılanmasıyla penis ve testisler büyür vetestisler olgunlaşır. Sperm üretimi başlar. Erkek üreme organları gerekliolgunluğa ulaştıktan sonra gece boşalmaları (ıslak rüyalar) başlar. Cinselrüyalar, sıkı giysiler, çok örtünmek , kabızlık, idrar torbasındaki fazlalıknedeni ile olur. Ebeveyn tarafından çocuk bu konuda bilgilendirilerek suçlulukduygusu ve panik engellenmelidir.
Kızlarda ise Overlersalgıladığı hormonlarla (östrojen) vajina, rahim ve yumurtalık olgunlaşır.Adetleri başlatır ve ek cinsiyet özelliklerini düzenler. İlk ay halinden sonrabir yıl hatta bazen daha uzun bir süre düzensizlikler görülebilir. Erkenolgunluğa girenlerde bu dönem uzunca olursa da, geç olgunlaşanlarda oldukçakısadır. İlk ay hallerinde baş ağrıları, sırt ağrıları, kramplar, karınağrıları, vb. bedensel şikayetler görülebilir. Bunların etkisiyle kızlaryorgun, huzursuz, sinirli, psikolojik bir çöküntü içinde olabilirler. Ayhalleri normale girdikçe bu sorunlar da kaybolur
ERGENLİK DÖNEMİ
(13-14 yaşlarındabaşlar, 17-21 yaşlarında sona erer)
Ergenliğin İlk Döneminde (13-14 yaş )
- Büyüme devam eder ama erinliğe göre yavaşlama vardır.
- Daha çok iç organ büyümeleri olmaktadır ve bu da gözle görülür bir biçimdedeğildir.
- Erinlikteki orantısız büyümeler bu dönemde kendilerini düzelterek yetişkindüzeyine ulaşırlar.
- Ek cinsiyet özellikleri yetişkin düzeyine erişir.
- Esas cinsiyet özellikleri hem büyüklük hem de işlev yönünden tam olgunluğaerişmemiştir .
- Kızlarda adet kanamalarının düzene girmesi beklenir.
- Karşı cinse olan ilgi artar.
- Kasların gelişmesi sonucunda kas gücü artar.Ergen hareketsiz kalmayı yeğler.
- İstemli hareketlerin hızı dönemin başından sonuna kadar azalan bir hızlaartar (13 yaşında 17 yaşındakinden daha hızlı hareket eder.).
- Erkekler, kızları kas gücü ve hareket hızında geçerler.
Ergenliğin Son Döneminde(17-21 yaş)
- Ergenliğin son döneminde büyüme atılımı yavaş yavaş durur. Bu gelişim ergenekas hareketleri ve çalışmaları arasında ahenklilik sağlar.
- Ağırlık vücuda orantılı bir biçimde dağıldığından vücut oranlarıyuvarlaklaşır.
- Beden bölümlerindeki orantısızlıklar kaybolup normal oran oluşmuştur.
- Cilt, kötü beslenme alışkanlığı yoksa düzelmiş, sivilceler kaybolmuştur.
- Ek cinsiyet özellikleri gelişmelerini tamamlamış, esas cinsiyet organlarıbirkaç yıl daha gelişmeye devam edecektir.
- Karşı cinse olan ilgi yoğunlaşır.
-Yüzde, vücutta ve baştaki kıllar ve saçlar gelişmelerini tamamlayıp en olgunduruma gelmişlerdir.
- İç organlardaki büyüme yetişkinliğin başına kadar sürer gider.
- Duygusal ve kişilik gelişimi devam eder.
- Fiziksel güçte erkek-kız farkı bu dönemde en belirgin hale ulaşmıştır.
BÜYÜME VE BEDENDEĞİŞİKLİKLERİNİN DAVRANIŞ VE TUTUMLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
1-Yalnızlık İsteği:Bebeklikten beri diğer insanlarla birlikte olmaktan hoşlanan ve çocukluğunileri yaşlarında bu isteği en üst düzeye ulaşan çocuk erinliğe girerken bazenbir hafta içinde arkadaşları ile küser, kopar, gruptan ayrılır ve yalnız kalmakister. Evin etkinliklerine de karışmak istemez.
2-Çalışma İsteksizliği:Çalışmada ve oyunda çabucak yorulur. Gerek okulda gerekse evde çok az iş yaparve çalışır. Okul başarısı düşer. Bu tembellik değildir. Büyüme bütün enerjiyiçekmekte ,başka alanlara enerji kullanımı azalmaktadır. Bu dönemde çocuktembellik yapmakla suçlanır ve baskı yapılırsa durum daha kötüye gidecek ,terslik ve direnmeler baş gösterecektir. Bu da çocuğu ondan bekleneni büsbütünveremez duruma sokacaktır.
3-Ahenksizlikler: Hızlı büyüme ile hareketlerde ve dengede bir ahenksizlikbelirir. Ağırlaşma ve sakarlıklar başlar. Fiziksel büyümenin yavaşlamasıylabeden oranlarına uyum artar ve ahenksizlik azalır. Çok hızlı büyümede bu durumçok açıkça görülür. Fakat çocukta kaslar iyi gelişmişse ve bedenine hakimse budurum pek az görülür.
4-Can sıkıntısı: Zevkaldığı oyunlardan ve görevlerden bıkmış ve toplumsal eylemlerden kendiniçekmiştir. Sıkıntısını açıkça belirtir, etkinliklere katılmaz, oyunları“aptalca” ve “çocukça” bulur. Bu durum ilerlerse “ bana ne” ya da “beni kimsesevmez” tutumu çocukta belirgin bir hal alır.
5-Huzursuzluk: Süreklideğişen ilgiler ve büyüyen beden huzursuzluk nedenidir. Çocuk uzun süre biryerde oturamaz, fiziki gerginlik onu sürekli olarak bir yerde dolaşmayaiter.Gerginliği kontrol edemeyen çocuk huzursuzca dolaşıp duracaktır.
6-Toplumsal Zıtlık:Erinlikteki çocuk çevredekilerin etkinliklerine katılmamakla kalmaz,her ankavga ve saldırıya hazır bir durumda onların neşe ve huzurlarını engellenmeyeçalışır.</div><div align=”left”>Evde kardeşleriyle ve anasıylaçekişme ve itişme halindedir. Onları kınar, alay eder, beğenmez, onlara zıtgider ve tartışmaya hazırdır. Evde kavga ve huzursuzluk merkezi gibidir.Evindışında da her </div>kavgaya ve dargınlıklara hazırdır. Gruptan ve en iyiarkadaşlarından kopmalar bu yüzden olmaktadır.Yaşı ilerledikçe bu zıtlık veöfkenin yerini daha olgun bir toplumsal davranış yer alır. Daha arkadaşa vedaha hoşgörülü davranır, daha çok işbirliği yapmaya eğilim kazanır.
7-Otoriteye karşıdireniş: Kız ve erkek çocuklarında ana babalarıyla olan çatışmaları 13yaşlarında en üst noktaya erişmektedir. Anneler çocuklarıyla daha uzun bir süreberaber olduklarından ve onların işlerine daha çok karıştıklarından onlarakarşı direniş daha çok olmaktadır. Çocuk, karşı gelemediği ya da direnemediğizaman küskün, somurtkan bir tutuma girer ve söz dinlememekle göreceği cezadankendini çekmeye çalışır. Otoriteye karşı direnişler bu yaştakilerde bir çokdavranış bozukluğuna yol açar, ancak bunlar çok önemli davranış bozukluğudeğildir. Olay yaratmak, insanları kızdırmak, yersiz ıslık çalmak,dikkatsizlik, kabalık, sabırsızlık, dalgınlık, aldırmazlık, inatçılık, kafatutma, şüphecilik, karşı cinsten insanlardan kaçmak bu kötü davranışlardandır.Bu davranışlar çocuk suçluluğuna girebilecek olaylara son bulmaz. Cinselolgunluğa girildikten sonra yavaş yavaş kaybolur.
8-Karşı cinse yönelmişzıtlık: İki cins arasında açık bir düşmanlık belirtisi davranışlarda yer almayabaşlar. Kızlardaki zıtlık erkeklerden daha büyüktür. Çünkü kızların ay hallerifiziki olarak onları epeyce sarsarken, erkek çocukların cinsel olgunluğagirmeleri onları pek sarsmamaktadır. Çocuklukta birbirlerine aldırmazdavranışlar sergilerken bu dönemde zıt davranışlara girerler. Kızlar, erkeklerekarşı nefret ve açıkça küçük düşürücü davranışlar yer alırken eleştiri vesaldırılarını yaş farkı gözetmeden bütün erkeklere yöneltirler. Çocukluktakikibar ve yumuşak davranışlar kaybolmuştur.
9-Duygululuğun artması:Karamsarlık, asık suratlılık, ufacık bir nedenle ağlamalar bu döneminduygululuğu sonucu olmaktadır. Hiçbir şeyden hoşnut olmamak, her söylenenikendine yöneltilmiş bir eleştiri gibi almak ve alınmak bu dönemin davranışözellikleridir. Bu çabuk sinirlenme halleriyle en çok kendi kardeşleriyleonlarca “şımarık ufaklıklar” olurken , kendilerinden büyükleri de kıskanırlar.Erkekler kızlara göre daha sinirlidir.
Erinlik, üzüntüler vehayali korkular dönemidir. Erkekler toplumsal ve kişisel kaygılar içindeyüzerken, kızlar aileleri, evleri ve okul ödevleri için kaygılıdırlar.
Çocuktaki bu değişimleronun yüzüne söylenir, bu da onu ayrıca huzursuzluğa ve kimse tarafındansevilmiyor inancına götürür. Kızlar bu durumda ağlama nöbetlerine girerken,erkekler büyük suskunluklara girer ve kavga çıkarırlar. Cinsel olgunluğuntamamlanmasıyla bu durum kaybolur. Çocuk daha sakin ve daha işbirliği yapabilirduruma gelir.
10-Kendine güvensizlik:Çocukluktakinin tam tersine kendisi ve toplumsal ilişkiler üzerine ümitsiz,güvensiz hale gelir. Kendisinden beklenenleri yapamayacağına inanır. Kendisiile ilgili bu yersiz ve olumsuz algı onu suça bile itebilir. Bu kendine güveneksikliği kısmen fiziksel direncin azalmasından , kısmen de çocuğun üzerindekitoplumsal baskıdan ve eleştirilerden kaynaklanır. Ondan genellikle yapabileceğindenfazlası istenir. Bu dönemde kazanılmış olan güvensizlik bazen bütün ergenlikboyunca genç ergenin yakasını bırakmaz. Çocukluğunun son döneminde başarılıolan çocuklardan beklentiler de büyük olduğundan onlar bu durumu daha yoğunyaşarlar. Aslında güvensiz ve sıkılgan bir çocuktan bu dönemde de fazla bir şeyistenmez.
11-Cinsiyetle fazlauğraşma: Cinsiyet organlarındaki büyüme ve bu büyümenin duygusal etkileriçocuğun ilgisini bu bölgelere çeker. Üremeden çok cinsel yaşamla ilgilenir. Buçocuğun hayallerini kaplar. Akranları ile vücudunu kıyaslayarak, büyüklerigözleyerek, araştırarak kendi için sır olan cinsel yaşamı çözmeye çalışır.Mastürbasyon erkeklerde 13-14, kızlarda 12-13 yaşlarında tepe noktasına ulaşır.Fiziksel olgunluğa erişince bu davranışlar yerini karşı cinsle olan ilişkilerebırakır.
12-Aşırı çekingenlik: Budönemde çocuk doktor önünde bile soyunmak istemez. Odasına kimsenin girmesiniistemez. Değişen vücuduyla kimsenin kendisini görmesini istemez.Bu belki debeğenilmeme korkusundandır.
13-Gündüz rüyaları: Çocuk, zamanın büyük bir kısmını hayal kurarak geçirir.Kendini haksızlığa uğramış, ihanete kurban gitmiş kimse olarak hayal eder. Buüzücü hayaller onun için de dayanılmazdır. Bu hayalleri genellikle vurupkırmalar, devirmeler izler. Çocuk fakirleştikçe ve yoksulluklar içindeyaşadıkça bu hayaller artar. Bazen de bu hayaller sayesinde amacına ulaşır verahatlar.
14- Hayali Seyirci:Fiziksel değişmelere bağlı olarak ergen kendisine yönelir. Herkesin ilgi odağıolduğuna inanır ve gerçekte var olmayan bu ilgiye göre davranır. Saplantılı birbiçimde çevresindeki insanların kendisinin dış görünüşü, davranış ve duygularıile fazlasıyla ilgilendiklerini düşünür. Bu nedenle kendini toplumdansoyutlama, kalabalıkta huzursuz olma, konuşurken terleme ve yüzün kızarması,huzursuzluk, tedirginlik hayali seyirciden utanma duygusunun yaşattıklarıdır.Hissettiklerini yarattığı hayali seyircinin de aynen yaşadığına inanır vetepkileri de abartılıdır. Hiç kimse onun kadar yalnız değildir, kimse onun kadardışlanmamıştır, kimse onun kadar sevmemiştir. Ona ait duygular ilk ve tektir.Çevresinde bulunan insanların özellikle de yetişkinlerin kendisini anlamadığınıdüşünür. Bunun sonucunda da tepkilere direnme, inat etme, gürültücü olma,abartılı giyinme davranışları sergiler.
15- Kişisel Efsane
Büyümenin ve beden değişiminin davranış ve tutumlar üzerindeki etkileri bazıfaktörlere göre değişir:
- Kızlar bu dönemi erkeklerden daha zor geçirirler. Bunun nedeni iseerkeklerden daha önce bu döneme girmeleri ve toplumsal kısıtlamalara boyuneğmeleridir. Erkeklerde bu uyumu sağlamada daha fazla serbesti vardır.
- Çocukların iletişim kurma yetenekleri de bu dönemin davranış değişiklikleriüzerinde farklılık yaratır. İyi iletişim korku ve bunalımlarla daha kolay başedebilmeyi sağlarken doğal olarak diğer insanlarla daha iyi geçinir ve ters tutumlaragirmeyi de engeller.
- Çocuğun olgunluk derecesiyle ondan beklenen toplumsal tutumlar arasındaorantısızlık büyüdükçe davranışlardaki sorunlar da artar. Erken olgunlaşmagüven duygusunu artırır. Bu da toplumsal ilişkilerde sorunların çözümünde olumluetki yaratır.
Cinsel olgunlaşma sürecinin davranış üzerindeki etkileri geçicidir. Çocukrahatladığında çocukluğundaki davranışlarının belirgin özelliklerine döner.Toplumsal baskı toplumsal ilişkilere dönmeye zorlar. Erinlikte yavaşolgunlaşanlar, erken ve geç olgunlaşanlarda (normalden sapma) davranışbozukluğunun sürüp gittiği görülmüştür.Yavaş olgunlaşanlarda olgunlaşma süreciuzadıkça gündüz rüyaları, aşırı eleştirel tutum, çabuk çatışmaya giren davranışşekli ve huzursuzluk nedeniyle bir işe ve göreve yoğun bir biçimde sarılmamakgibi huylar yerleşip kalabilir. Toplumsal kabulün önemi büyüdükçe çocukta buhuylardan kurtulmak için çaba gösterir ve kurtulabilir.
Erken olgunlaşan erkekçocukların spor ve diğer etkinliklerdeki başarıları genellikle yaşam boyuncadevam etmektedir. Mesleklerinde de başarılı ve parlak olabilirler. Aksinegecikmiş erinlik yaşayanlarda çocuksu davranış göstermeleri nedeniyle toplumsalfaaliyetlerin az olması, iş başarısında düşüklük, lider olamama gibi sonuçlargözlenmektedir. Erken gelişen kızlarda yaşamın daha ileriki dönemlerinde debaşkalarını etki altına alma ve herkese baskı uygulama davranışıgözlemlenebilir. Geç gelişen kızlarda erkeklerin aksine kişisel ve toplumsaluyum daha iyidir ve bu yetişkinlikte de devam eder. Ancak bu durum geç gelişencinsel yönleri bir sorun çıkartmadığı sürece geçerlidir.
Kaygı Alanları
Bedenin bazı fiziksel özelliklerinin normal olup olmadığı ve cinsel bakımdanyeterli gelişmeye ulaşıp ulaşmadığı kaygı alanlarını oluşturur.
Bedeniyle ilgili kaygılar; Değişen vücut hatlarına, sivilceli yüzüne, düzensizdişlerine karşı kaygı duyabilir. Ellerini sajklar yada ayaklarının büyük olduğunudüşünerek daha küçük ayakkabı isteyebilir.
Cinsiyetiyle ilgili kaygılar; Acaba ben tam bir erkek / kadın özelliklerinesahip miyim ? düşüncesi sürekli zihinlerini meşgul eder.
ÇOCUKLARINCİNSELLİKLE İLGİLİ SORULARI
Cinsiyet farklılığı ileilgili sorular 2. yaşta, doğumla ilgili olanlarsa 3-4 yaşta başlar. Aşağıdabazı temel soruları bulacaksınız. Çocuklarınızın sorularını yanıtlamak içinbilgi dağarcığınızı bilimsel gelişmelere paralel olarak yenilemenizgerekmektedir.
“Neden benim deağabeyiminki gibi şeyim yok?”
“Kızlar ve erkekler ayrı yaratılmışlardır. Kızların erkeklerin gibi cinselorganı vardır ve farklı doğru gelişmiştir.”
“Babamın neden göğüsleriyok?”
“Yalnız annelerin göğüsleri olur ki , yeni doğan bebeklerini emzirebilsinlerdiye.”
“Bebekler nereden gelir?”
“Çocuklar annenin içinden çıkarlar. Onlar annenin karnında yaşar ve büyürler.Orada sıcak ve güvenli bir bebek yuvası vardır. Kızlar yeterince büyüdüğündeanne olabilirler. Bebek dünyaya gelebilecek kadar büyüdüğünde dışarı çıkar.Civcivle bağlantı kurulduktan sonra “İnsan yavrusu yumurtada değil annekarnında oluşur. “Bebek annesinin içine nasıl girer?”
“Bütün kızların ve annelerin içinde kalemle bile çizemeyeceğimiz ve bildiğimizyumurtalara hiç benzemeyen yumurtalar vardır. Bunlar çok önemlidirler.Bir kadınanne olmak istediği zaman bu yumurtalar uterus (rahim) denen özel yerde bebeğedönüşmeye başlar.Rahim annenin içinde ama midenin içinde değil başka yerde.Bebek burada özel bir şekilde beslenir ve bir okul yılı kadar süre geçtikten sonradünyaya gelir.”
Çiçeklerden yola çıkılarak dişi ve erkek hücrelerin tozlaşmaları ile bağlantıkurulur. Babanın görevinin bu döllenmede hücrelerden birini anneye vermekolduğu anlatılır.
Erkek ve kız çocuktakifarklılık her iki cinse de anlatılmalıdır. Erkeklerin olgunlaşması için babanınözellikleri gibi özelliklere sahip olması gerektiği,kızların ise anneolabilecek kadar büyümesi gerektiği anlatılmalıdır.
6 yaş çocuğu genelliklecinsel ilişki ile ilgili ayrıntıları almaya hazır değildir.
Çocuk 7-8 yaşlarına geldiğinde , babanın içindeki bir tohumun annenin içindekiyumurta ile birleştiği ve bunun bebeğin gelişimini başlattığı söylenebilir.
Bu birleşmenin nasıl olduğu ise “ana-babanın yan yana yatması ve sevgi doluolmaları” şeklinde açıklanabilir.
“Anne karnındaki bebeknasıl nefes alır, nasıl yemek yer?”
“Bizim gibi yapamazlar. Hava ve yiyeceği annesinin karnından göbek kordonu ilealır. Bu uzun ve beyaz bir kordondur. Doğduktan sonra bu kordona ihtiyacıkalmaz, annesinin memesinden süt içer. Doğunca doktorlar bu kordonu keser amabebeğin canı acımaz.”
“Ben nasıl doğdum?”
“Çocuk bu soruyu sorduğunda hemen o anda yanıt verilmelidir. Ona “Senkarnımdaki özel bir yerde büyüdükten sonra vücudumda karnımın altında bebeğindışarı çıkabilmesi için oluşmuş bir açıklıktan dışarı çıktın” denebilir.
“Neden erkeklerin bebeği olmaz?”
Çünkü erkeklerin vücudunda bebeklerin büyümesini sağlayan küçük bir yuvacıkyoktur.
“Evlenmemiş kişilerin debebeği olabilir mi?”
“Evet. Her yetişkin kadın ve erkek bebek sahibi olabilir. Fakat evlenmeyibeklemeleri, bebeğin bir ailesi ve yuvası olması daha doğrudur.”
Erinlik ve ergenlik dönemi soruları bedendeki değişim, üreme, üreme yeteneği,üreme organları, cinsel ilişki, mastürbasyon, ıslak rüyalar, ereksiyon, bebeğinoluşumu, doğum, cinsel ilişki yaşı, korunma yöntemleri, vb. konularını içerir.Anne ve baba bu konularda kendini bilimsel yayınlardan yararlanarakgeliştirmelidir. Çocukluk döneminde cinsellikle ilgili sorularına anne vebabasından yanıt bulmada sıkıntı çekmeyen genç, bu soruları için de engüvenilir kaynağın yine anne ve babası olduğu inancıyla ebeveynlerineyönelecektir. Doğal, doğru ve zamanında yanıtlanan sorular gencin cinselgelişimini tamamlamasında çok önemlidir.
ANNE VEBABALARIN SORULARI
Anne babaların çocuklarının cinsel gelişimi ve eğitimi ile ilgili sorduklarısorulardan bazıları;
“Kardeşler aynı odadayatabilir mi?”
5 yaşına kadar farklı cinsten kardeşler aynı odada yatabilirlerse de bu yaşta“utanma duygusunun gelişmesi (giyinme ve soyunmada) nedeni ve cinselliğikeşfetme merakı nedeniyle çocuklar arasında cinsel içerikli oyunların oynanmasısöz konusu olabilecektir.
“Çocukların anne-babalarıile aynı odada yatmaları doğru mudur?”
Yatak odanız size aittir. Üstelik çocukların yaşları ne kadar küçük olurlarsaolsunlar, cinsel ilişki sırasında duyacaklarından ve göreceklerindenetkileneceklerdir. Çocuğun kendine olan güven duygusunun gelişebilmesi içinerken yaşlarda kendi odasında tek başına yatabilmeyi başarması gerekir.Çocuğunuzu her açıdan korumak için aynı odada yatmamalısınız.
“Çocuğuma cinsellikleilgili bilgi vermekle onun merakını erkenden uyandırmış olur muyum?”
Hayır. Aksine açık, kısa, doğru ve doğal bir biçimde verilen bilgiler çocuğunanne-babasına olan güvenini pekiştirir ve tatmin edicidir. Başkalarına sorusormak durumunda kalmaz.
“Cinsellikle ilgilisorular sormaktansa odasına kitap bıraksam olur mu?”
Kesinlikle hayır. Kitabı çocuğunuzla birlikte okuyabilirsiniz ama kitabı onavererek bu sorumluluğu yerine getirmiş olamazsınız.
“Çocuğumun cinselliğe olan ilgisi birden arttı ne yapmalıyım?”
9-14 yaş bu ilginin arttığı bir dönemdir. Sorduğu sorular ve gösterdiği ilgikarşısında telaşlanmayın. Her soruya doğal bir tavırla, zamanında ve doğrucevaplar verin. Cinselliğe yönelik ilgisi uzun süre devam ettiği ve sadece bualana yoğunlaştığı takdirde bir uzmana danışın. İlgi doğal olmakla birlikteyaşamın diğer alanlarında uzaklaşacak kadar yoğunlaşma ruhsal sorunları ifadeeder.Uzman yardımıyla yolunda gitmeyenleri bulmak gerek.
“Benim çocuğum hiç soru sormuyor ne yapmalıyım?”
Her çocuk cinselliği merak eder. Yanlış anne baba tutumları çocuğun sorusormasını engeller (Daha önceki girişimleri yanıtsız kalmış, bu konununkonuşulmaması gereken gizli bir konu olduğu mesajını almış,vb.). Uygunfırsatlar yaratarak (film, tv programı,günlük yaşamda karşılaşılan durumlar)konuyu siz açın ve soru sormasını sağlayın. Sizin rahatlatıcı tavrınız onu darahatlatacak ve doğru bilgileri sizden almış olacaktır.
“Çocuğumun hangidavranışları bir uzmana başvurmamı gerektirir?”
- Banyo yapanları uyarılmasına rağmen ısrarla izlemeyi sürdürmek.
- Anne-baba “hayır” dedikten ve sürekli uyardıktan sonra, ısrarla ve sürekliolarak “kötü söz” söylemeye devam etmek.
- Sürekli ve ısrarlı olarak, kendinden daha küçük çocukları cinsiyet vecinsellikle ilgili oyunlar oynamaya zorlamak.
- Arkadaşlarını “doktorculuk” oynamaya ve üzerindeki giysileri çıkarmayazorlamak.
- Yabancı ya da yakın yetişkinler tarafından sarılıp, öpülmekten,dokunulmasından, iletişime geçmekten korkmak.
- Oyunlarda kadın ya da erkek rollerini üzgün, kızgın ya da saldırgan birtarzda oynamak, kendi cinsinden ya da karşı cinsten nefret etmek.
- Sürekli ve ısrarlı olarak kendi cinsinden olanlardan hoşlanmak.
- Mastürbasyon yapma sıklığının artması.
Sünnet yaşı ne olmalı ve çocuğumu nasıl hazırlamalıyım?
Sünnet dinsel inançlar ve gelenekler doğrultusunda yapılmakla beraber sağlıkaçısından da önemlidir. Çocukla sünnete ilişkin korkutmamak, korkutucu şakalaryapılmasını engellemek gerekir ( “Sen sünnet olunca görürsün!”, “ne zamankeseceğiz?”, “getirin bıçağı”).
Çocuk sünnet olduğunda penisinin kesilip, organının eksileceğinden korkar.Çocuğa penisinin kesilmeyeceği sadece penisinin ucunda bulunan fazlalık olarakbulunan derinin alınacağı anlatılmalıdır.
Erkek çocuk kadar sünnet olacak çocuğun kız kardeşi de bu konudabilgilendirilmelidir. Sünneti toplumsal olarak eğlence düzenleyerek ve sünnetolan çocuğa hediyeler alarak kutlanır. Kız kardeşin kendisini dışlanmış olarakhissetmemesi için anne baba ona da destek vermelidir. Cinsel gelişim açısındançocuğun kendi vücudu ile çok fazla ilgili olduğu 2-7 yaş arası sünnetdüşünülmemelidir.
ÇOCUĞU BİLGİLENDİRMEDE ANNE BABALARA ÖNERİLER
Çocuk bilgi edinmeye bazen içsel, bazen de dış uyarım nedeniyle yönelir.
➢ Çocuğun duyduğu, gördüğü şeyler, aile içindeki olaylarönemli rol oynar. Salt merak uyandırmaz, yönlendirir de.
➢ Çocuktan talep geldiği zaman veya ana-baba gereksinimduyulduğunu hissettiği
zaman verilen bilgi en uygunudur.
➢ Çocuğun gelişim dönemine uygun bilgilendirme yapılmalıdır.
➢ Ana-babalar, cinsellikle ilgili sorulara verdikleriyanıtların çocuk tarafından anlaşılamayacağını düşünürler. Kısa, gerçek ve netcevaplar bu tehlikeye yol açmaz.
➢ Yetişkinin beden dili, konuşulanların içeriğinden vekullanılan dilden daha önemlidir.
➢ Sözel bilgi verilirken önceden hazırlanılmış düşüncesiyaratılmamalıdır.
➢ Gebelik ve doğumla ilgili bilgilendirmede, acılar vesıkıntılar değil anne olmanın güzelliği anlatılmalıdır.
➢ Çocuk hangi ebeveyne soru yöneltiyorsa cevabı o ebeveynvermelidir.
➢ Bilgi veren yetişkinle özdeşim, duygusal olgunluğukolaylaştırdığı için kız çocuğuna annenin, erkek çocuğuna ise babanın bilgivermesi daha doğaldır.
➢ Kardeşlerle yaşama cinsler arasındaki farklılığın doğalbir biçimde keşfedilmesini sağlar.
➢ Anatomik farklılıklar doğal olarak küçük yaştan itibarenaçıkça belli olursa sorun yaratmaz ve özel bir bilgilendirme ihtiyacı dadoğmaz. Doğrudan gözlem çocuğun kafasını karıştırmaz.
➢ Cinsel organlar çeşitli adlandırmalar ile değil “vajina”,“penis” , “testis”, “meme” olarak öğretilmelidir.
➢ Kız çocuk, penis yokluğu nedeniyle kaygı duyar ve bunuaçığa vurur.Bundan rahatsız olmadan “kızların cinsel organlarınınerkeklerinkine benze ancak içe doğru geliştiğini, kadınların anne olabilmeleriiçin böyle bir yapıya sahip olmaları gerektiği” anlatılmalıdır.
➢ Erkek çocuğa, penise sahip olmanın bir üstünlük olmadığıyetişkinlerin bu organa odaklanmayıp doğal olarak algılamalarıylaöğretilebilir.
➢ Çocuğun soru sormamasının nedeni daha önceki yıllardareddedilişleri, saçma, baştan savma cevapların verilmiş olmasıdır.
➢ Eğer eğitici anlayışlı görünmüyorsa, çocuk yeni bilgileribenimseme gücünü
hissedememe tehlikesi içine girer. Suçluluk ve utanç duygusu cinsel yaşamı
kaplar. Aşağılık duygusu ile bilgileri kabul etmez.
➢ Sorulara sağlıklı cevaplar almak çocuğun ana-babasınaolan güvenini destekler.
➢ Bu sağlıklı iletişim için gereklidir.
➢ Eğiticinin rolü bastırılan gizi ortaya çıkarmak değil,bilinçlenmeyi sağlamaktır.
➢ Çocuğun ana-babasının vücudunu görmek ister. Bunu doğalolarak kabul etmek
gerekir. Reddetme ve azarlama tepkileri gösterilmemelidir. Çocuk kendini suçluhissetmemelidir.
➢ Hayvan yetiştirme bazı cinsel bilgilerin öğreniminikolaylaştırır ama ebeveynin sözel desteği şarttır.
➢ Cinsel özdeşim 3-4 yaşında başlar.
➢ 3-4 yaşından sonra cinsiyete uygun olarak giydirme ve rolbeklentileri
geliştirme, oyuncak seçimi, cinsel kimliğe uygun ebeveyn ile iletişim önem
kazanır.
➢ Büyükler genellikle kendi aralarında konuşurken sözcinselliğe gelince,
etrafta çocuklar varsa hemen konuyu değiştirirler. Halbuki bu durumlar
çocukları bilgilendirmek için iyi bir fırsattır. Onu ortamdan
uzaklaştırmadan, büyükleri dinlediğini unutmadan konuşma belli kurallar
dahilinde sürdürülebilir ve ona istenilen bilgiler ulaştırabilir.
MASTÜRBASYON
Mastürbasyon, el ya dabaşka bir nesne ile cinsel organlara dokunmak ve bundan zevk almaktır.
Bebeğin kendini tanıma döneminde sık rastlanan doğal bir davranıştır. Çocuklariçin idrarını ve dışkısını yaptığı bölge ayrı bir ilgi odağıdır. Bu ilgigenellikle tuvalet eğitimi verilen yaşlarda artmaktadır.
Kaygı duymak gereksizdir. Çocuğun bu davranışı cinsel gelişimin bir parçasıolarak görülmelidir. Çocuğun tıpkı boyunun uzaması, kilosunun artması gibi birgelişim özelliğidir.Gerek eliyle gerekse sürtünerek mastürbasyon yapan çocuğakızıp, azarlayıp, onu korkutmak yerine üzerinde durmamak ve eğer olağan üstübir sıklıkta oluyorsa, onu korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyleoyalayarak dikkatini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur.
Mastürbasyon eğilimliküçük çocuklarda, duygusal doyumsuzluk söz konusu olabilir. Mastürbasyonuengellemek yerine bu doyumsuzluğun kaynağını bulmak ve ortadan kaldırmakgerekir. Bunun için bir uzman yardımı gereklidir.
Erinlik ve ergenlikdöneminde de mastürbasyon tekrar başlar. Bu durum cinselliğini yaşamak isteyengencin doğal bir deneyim arzusundan kaynaklanmaktadır. Abartılmamalıdır. Normalve sağlıklıdır. Yine sıklığının aşırı artması halinde bir doyumsuzluk,psikolojik bir sorun söz konusu olabilir. Bunun üzerine gitmek gerekir. Gencibu ilgisine doyum sağlamak üzere gizli olarak başvurduğu kaynakları engellemek,bu nedenle onu cezalandırmak yanlış olur. Mutlaka bir uzman yardımıalınmalıdır.
CİNSEL İSTİSMAR
Cinsel istismar, birçocuk ya da yetişkinin başka çocuk/çocukların veya başkayetişkin/yetişkinlerin, istemediği cinsel davranışlarına maruz kalmasıdır.Cinsel istismar, genelde çocuğa yakın olan kişiler tarafındangerçekleştirilmektedir. Bu tür eylemler yinelenen tarzda olduğunda çocuk için dahaağır sonuçlar doğurabilir.
Çimdikleme, okşama,sıkıştırma, öpme, el ile sarkıntılık etme, laf atma, uygunsuz sözcüklerlerahatsız etme, cinsel ilişkiye teşebbüs, tecavüz cinsel istismar kapsamınagirer.
İstismarın verdiği hasar; sürekliliğine, çocuğun yaşına, istismar edenin çocuğaolan yakınlığına, bağlılık derecesine ve aradaki yaş farkına, fiziksel zorlamave şiddet içermesine, istismar davranışının derecesine bağlı olarak değişir.
Cinsel istismarınderecesi ne olursa olsun unutulmamalıdır ki kimse cinsel istismara maruz kalmakistemez; kimse cinsel istismarı hak etmez; hiçbir davranış cinsel istismarı,taciz ve tecavüzü haklı gösteremez ve her türlü cinsel istismar kanunlar vetoplum önünde suçtur.
Ailelerin ÇocuklarınıCinsel İstismardan Korumaları İçin Yapılması Gerekenler:
➢ Anne baba olarak, cinsel istismar konusunda bilgili vebilinçli olmak,
➢ Çocuğun anne baba tarafından cinsel istismar konusundabilgilendirilmesi,
➢ Çocuğun cinsel gelişiminin yakından takip edilmesi,
➢ Çocukla açık iletişim kurulması,
➢ Çocuğa ilgi ve şefkat gösterilmesi, güven ve sevgininbelirtilmesinden kaçınılmaması,
➢ Çocuğu severken sevgi göstermenin yolu ellemek, sağınısolunu çimdiklemek, ısırmak değildir. Böyle sevilen çocuklar sevgiyigöstermenin yolunun “dokunmak” olduğu yargısına sahip olurlar. Bu da istismarile sevgi göstermeyi ayırt edememelerine neden olur.
➢ Aile fertleri ve yakın aile fertleri dışındaki başkakişilere fazla yaklaşmamaları öğretilmelidir.
➢ Yabancı insanlarla öpüşmemesi, yanına fazla yaklaşmalarınaizin vermemesi ve kuşkulu davranışların neler olduğunu öğretilmelidir.
➢ Sevmek sadece dokunmak, öpmek değildir. Bazen tatlı birbakış, bir söz bile bunun için yeterli olabileceği anlatılmalıdır.
➢ Hayır deme becerisi öğretilmelidir. Günlük yaşamda hayırdiyemeyen çocuk böyle bir durumda da “HAYIR” deme becerisini gösteremeyebilir.
Hiç kimsenin senin, özel yerlerine dokunmaya hakkı yoktur. Hiç kimsenin seni,kendi özel yerlerine dokundurtmaya da hakkı yoktur. Birisinin senden özelyerlerine dokunmanı istemesi ya da seninkilere dokunması saklayacağın bir sırdeğildir. Anlatmama sözü vermiş olsan bile, anlatırsan başına çok kötü şeylergeleceği söylenmiş olsa bile, böyle bir şey olursa anlatmalısın. Mutlakasöylemelisin. Sır saklaman gerektiği doğrudur. Ama bu saklanmaması gereken kötübir sırdır.
Gençlerin Cinselİstismardan Korumaları İçin Yapılması Gerekenler:
➢ Genç kendi cinsel arzularını ve sorunlarını bilmelidir.
➢ Hoşlanmadığı bir durumla karşılaştığında net olarak hayırdiyebilmelidiri
➢ Yanlış anlaşılmamak için duyguları, davranışları vesözlerinin uyum içinde olması gerektiğini bilmelidir.
➢ Çok iyi tanımadığı insanlarla birlikte olunacaksayakınlarına bunu bildirmelidir.
➢ Kendi başına gidip dönemeyeceği yere iyi tanımadığıbirinin eşliğinde gitmemelidir.
➢ Yaşı tutmuyorsa disko, bar, vb. yerlere gitmemeli,başkalarından içecek ve yiyecek almamalıdır.
➢ Günün geç saatlerinde sokakta tek başına kalmamalıdır.
➢ Alkol ve uyuşturucular sağlıklı düşünmeyi ve kendiniifade etmeyi engelleyebileceği için bunlardan uzak durmalıdır.
➢ Arkadaşının yönlendirici olmasına izin vermemelidir.
➢ Evde yalnızken gerekli güvenlik önlemlerini almalıdır.
➢ Çevrede tehlikeli olabilecek durumlardan kaçınmalıdır.
➢ Süreklilik arz eden istismar davranışlarını mutlakayakınlarına bildirmelidir.
➢ Herhangi bir cinsel saldırıdan sonra delilleri yok edecekdavranışlardan kaçınılmalıdır.
➢ Cinsel istismara (saldırı, tecavüz, vb.) uğradığındahemen kendisini anlayabilecek, destek ve yardımcı olabilecek bir yakını ile budurumu paylaşmalıdır.
➢ Bir arkadaşı istismara uğradığında onu mutlaka dinlemesigerektiğini ve günlük yaşamında destek olması gerektiğini bilmelidir.
HIV/AIDSHAKKINDA…
HIV, insan bağışıklık yetmezlik virüsünün adıdır. AIDS ise kazanılmışbağışıklık yetmezlik sendromudur.
AIDS’ in yani HIV’in ilk olarak nereden, nasıl ve ne zaman geldiğine ilişkinçok kesin bilgiler olmamasına karşın bir takım varsayımlar ortaya konmaktadır.Olasılığı yüksek olan varsayımlarda en kuvvetlisi; HIV’in Orta Afrika’da evhayvanı olarak bakılan yeşil başlı maymunda bulunan bu virüs hayvanda herhangibir hastalığa neden olmamasına karşın insana geçtiği zaman değişime uğrayarakinsana zarar veren HIV virüsüne dönüştüğüdür.
HIV/AIDS : – Korunmasız her türlü cinsel ilişki,
- Test edilmemiş kan ve kan ürünleri,
- Anneden bebeğe (anne karnında, doğum sırasında ya da emzirme ile),
- Ortak enjektör, jilet… kullanımı ile bulaşır!
HIV/AIDS : - Tuvalet,banyo, havuz, sauna, ev gibi ortak kullanım alanları,
- Tabak, kaşık gibi ortak eşya kullanımı,
- Dokunmak, el sıkışmak, sarılmak, okşamak, sosyal öpüşme gibi temasla,
- Öksürme ve hapşırma ile,
- Sivrisinek ısırması ile,
- DOSTLUK ile bulaşmaz!
HIV/AİDS’TENKORUNMA YOLLARI:
- Mümkün olduğunca azsayıda kişi ile ilişki kurmak.
- Başkaları ile ilişkide bulunduğunu bildiğiniz ya da bunu meslek olarak yapankişilerle cinsel ilişkide bulunmaktan kaçınma.
- HIV taşıyıp taşımadığından emin olunamayan kişilerle girilecek her türlücinsel ilişkide mutlaka kondom (prezervatif) kullanmak.
- Kan nakli için kullanılacak kan ve kan ürünlerinin (aşı, serum, vb.) mutlakagereken testlerden geçirilmiş olduğundan emin olmak.
- Damar içi ilaç kullanımında kesinlikle ortak enjektör kullanmamak.
- Berberde tıraş olurken yeni bir jilet kullanıldığından, usturanın dezenfekteedildiğinden emin olmak.
- Manikür ve pedikürde kullanılan araçların dezenfekte edilmiş olmasına dikkatetmek.
- Sağlık hizmeti alırken açılmamış enjektör kullanılmasına, kullanıldıktansonra atılmasına ve kullanılan aletlerin mikroptan arındırılmış olmasına dikkatetmek.
- Kan kardeşi olmak, başkalarının yaralarına açık elle dokunmamak.
Yukarıda sayılan korunma yolları aynı zamanda cinsel yolla bulaşanhastalıkların tümüne ilişkin korunma yollarıdır. Ayrıca cinsel yolla bulaşanhastalıklar hakkında bilgilenmek, bir belirti görüldüğünde hemen doktorabaşvurmak, üreme organlarında oluşan yara,bere, sivilce v.b.’nin hemen tedaviedilmesi önemli korunma yollarındandır.
HIV (-) negatif, kanda bu virüsün taşınmaması; HIV (+) pozitif ise kanda HIVvirüsünün taşınıyor olmasıdır.
Önyargılar ve bilgisizlikbu konuda korkulara ve yanlış davranışlara neden olmaktadır. Bu ise hızlayayılan bu hastalığın yayılmasını engellemek yerine daha büyük bir hızlayayılmasına neden olmaktadır. HIV pozitiflerle olan ilişkilerimiz de budoğrultuda korku, düşmanca davranış ve söz konusu insanları dışlamamıza yolaçmaktadır.
HIV/AİDS ilebilgilenerek, korunma yollarını öğrenerek ve uygulayarak mücadele ederken HIVpozitiflerle ele ele vererek mücadele etmek temel yaklaşımımız olmalıdır.
Çevrenizde HIV pozitifolan bir kişi varsa ona dostluğunuzu ,sevginizi cesurca sunun. Çünkü HIV/AIDSdostluk ve sevgiyle bulaşmaz ama gösterdiğiniz ilgi, sevgi ve sıcaklıkla HIVpozitif olan kişinin bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak onun hastalıkladaha güçlü bir biçimde mücadele etmesini sağlarsınız. Onlara farklıdavranmanıza gerek yoktur; her insanın hak ettiği ilgi, yakınlık ve sevgiyigöstermeniz ve yaşamı paylaşmanız yeterlidir.
ÇOCUĞUBİLGİLENDİRMEDE ANNE BABALARA ÖNERİLER
➢ Çocuk bilgi edinmeye bazen içsel, bazen de dış uyarımnedeniyle yönelir.
➢ Çocuğun duyduğu, gördüğü şeyler,aile içindeki olaylarönemli rol oynar.Salt merak uyandırmaz,yönlendirir de.
➢ Talep geldiği zaman veya ana-babanın gereksinimduyulduğunu hissettiği
zaman verilen bilgi en uygunudur.
➢ Çocuğun gelişim dönemine uygun bilgilendirmeyapılmalıdır.
➢ Ana-babalar, cinsellikle ilgili sorulara verdikleriyanıtların çocuk tarafından anlaşılamayacağını düşünürler. Kısa, gerçek ve netcevaplar bu tehlikeye yol açmaz.
➢ Yetişkinin beden dili, konuşulanların içeriğinden vekullanılan dilden daha önemlidir.
➢ Sözel bilgi verilirken önceden hazırlanılmış düşüncesiyaratılmamalıdır.
➢ Gebelik ve doğumla ilgili bilgilendirmede acılar vesıkıntılar değil anne olmanın güzelliği anlatılmalıdır.
➢ Çocuk hangi ebeveyne soru yöneltiyorsa cevabı o ebeveynvermelidir.
➢ Bilgi veren yetişkinle özdeşim, duygusal olgunluğukolaylaştırdığı için kız çocuğuna annenin,erkek çocuğuna ise babanın bilgivermesi daha doğaldır.
➢ Kardeşlerle yaşama cinsler arasındaki farklılığındoğal bir biçimde keşfedilmesini sağlar.
➢ Anatomik farklılıklar doğal olarak küçük yaştanitibaren açıkça belli olursa sorun yaratmaz ve özel bir bilgilendirme ihtiyacıda doğmaz. Doğrudan gözlem çocuğun kafasını karıştırmaz.
➢ Cinsel organlar çeşitli adlandırmalar ile değil“vajina”, “penis” , “testis”, “meme” olarak öğretilmelidir.
➢ Kız çocuk, penis yokluğu nedeniyle kaygı duyar vebunu açığa vurur.Bundan rahatsız olmadan “kadınların anne olabilmeleri içinböyle bir yapıya sahip olmaları gerektiği” anlatılmalıdır.
➢ Erkek çocuğa, penise sahip olmanın bir üstünlükolmadığı yetişkinlerin bu organa odaklanmayıp doğal olarak algılamalarıylaöğretilebilir.
➢ Çocuğun soru sormamasının nedeni daha öncekiyıllarda reddedilişleri, saçma, baştan savma cevapların verilmiş olmasıdır.
➢ Eğer eğitici anlayışlı görünmüyorsa, çocuk yenibilgileri benimseme gücünü
hissedememe tehlikesi içine girer. Suçluluk ve utanç duygusu cinsel yaşamı
kaplar. Aşağılık duygusu ile bilgileri kabul etmez.
➢ Sorulara sağlıklı cevaplar almak çocuğunana-babasına olan güvenini destekler.
➢ Bu sağlıklı iletişim için gereklidir.
➢ Eğiticinin rolü bastırılan gizi ortaya çıkarmakdeğil,bilinçlenmeyi sağlamaktır.
➢ Çocuğun ana-babasının vücudunu görmek ister.Bunudoğal olarak kabul etmek
➢ gerekir.Reddetme ve azarlama tepkilerigösterilmemelidir.Çocuk kendini suçlu hissetmemelidir.
➢ Hayvan yetiştirme bazı cinsel bilgilerinöğrenimini kolaylaştırır ama ebeveynin sözel desteği şarttır.
➢ Cinsel özdeşim 3-4 yaşında başlar.
➢ 3-4 yaşından sonra cinsiyete uygun olarak giydirmeve rol beklentileri
geliştirme, oyuncak seçimi, cinsel kimliğe uygun ebeveyn ile iletişim önem
kazanır.
➢ Büyükler genellikle kendi aralarında konuşurkensöz cinselliğe gelince,
etrafta çocuklar varsa hemen konuyu değiştirirler. Halbuki bu durumlar
çocukları bilgilendirmek için iyi bir fırsattır. Onu ortamdan
uzaklaştırmadan, büyükleri dinlediğini unutmadan konuşma belli kurallar
dahilinde sürdürülebilir ve ona istenilen bilgiler ulaştırabilir.