cinsel gelişim

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan büşra aksoy1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 138:54
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
1 Ocak 2013
Mesajlar
8
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@büşra aksoy1
CİNSEL GELİŞİM
Tanımı ve Önemi
Biyolojiközelliklerimizi temel aldığımızda erkek ya da dişi olarak belirlenen bir
cinsiyetimizvardır. Cinsellik ise bu biyolojik yapı üzerine eklenen sosyolojik, psikolojik ve
felsefiboyutları da içeren daha geniş bir tanımlamadır. Doğumöncesinden ölüme kadar
duyguları, düşünceleri,inançları, davranışları ve yaşantıları içeren gelişimsel birsüreçtir.
Belirli biryaşam döneminde beklenen cinsel duygular, inançlarve davranışlar o yaşa uygun cinsel gelişimi belirler.
Cinsel gelişim kişinin kendicinsi ile ilgili üreme organlarının büyüyüp gelişmesini ve
bunlardandoğan sorunlarla ilgili davranış değişikliklerini kapsar. Cinsel gelişim kişiliğin
diğer yönlerini de etkiler. Cinsel kimliğin oluşması ve kişinin cinselkimliğine uygun
davranmasında cinsel gelişim de önemli bir etmendir.
Cinsel gelişimle ilgili kavramların daha kolay anlaşılmasında bir çocuğun kız ya da
erkekolarak takınacağı tutum, rol ve davranış biçimlerine ait yapılacak yönlendirmelerin
önemli olduğu bir gerçektir. Bu konuda cinsel gelişim teorilerinden bahsetmek konuyu
anlamamız açısından yarar sağlayacaktır.
Cinselliğin gelişimi üzerinedört teori vardır:
Bilişsel - Gelişimsel teori
Sosyal öğrenme teorisi
Psikoanalitik teori
Bilgi-işleme teorisi
Bilişsel –gelişimselteori, davranışları kişinin bilişsel dünyası ile dış dünyadaki
gerçekliğin etkileşimi olarakaçıklarken, sosyal öğrenme teorisinde davranışlar uyaran-tepki ilişkisi şeklinde açıklanmakta,psikoanalitik teori davranışları iç güdüler yönünden
ıklarken bilgi-işleme teorisi de düşünmenincinsel tipli davranışları düzenlediğini ileri
sürmektedir.
Bilişsel-gelişimsel teori: Bilişsel-gelişimselteoriye göre (Kohlberg 1966,Piaget 1950)
çocukseksüel şemaların oluşmasıyla ilk önce erkek-kadın ayırımını öğrenir. Dahasonra
çocuk tanımladığı cinsel rolün belli stereotipi (önyargısal) hareketlerini ayırt eder. Bu ayırt
etmelerbelli bir modele bağlı kalınarak değil anne, baba, kardeş, medya vb. kaynaklardan
elde edilensoyutlamalardan yola çıkılarak yapılmaktadır. “Ben bir erkeğim ve erkek işi
yapmakistiyorum” fikri çocuğuncinsiyetine uygun şekilde davranması ahlaki bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.
Sosyal öğrenme teorisi: Bu teoride (Bandura veWalters 1963) çocuk yeni
davranışları, cinselrollere ait bilgileri, kişilerigözlemleyerek ve onları taklit ederek öğrenir.
Anne vebabalar hem iletişim yoğunluğu açısından hem deçocuğun algılamasına göre en
güçlü, en sıcak olma özellikleri nedeniyle çoğu kez özdeşim modeliolarak rol alırlar. Erkek çocuklar cinseldavranışlarını babalarının erkeksi davranışlarını, kız çocukları da annelerinin kadınsı davranışlarını taklit ederek, gözleyerek öğrenirler.
Psikoanalitik teori: Freud, psikoanalitik kuramın temsilcisi olarak, çocuğun bazı
gelişimsel aşamalardangeçerek kişiliğini şekillendirdiğini ve cinsel gelişimin de bu sürecin
temelinioluşturduğunusavunmaktadır. Freud fallik dönemdekianne-erkek çocuk ve baba-kız çocuk ilişkisinin oedipal ve elektra kompleksiyleçözümlenerek, kişilik gelişiminin
şekillendiğini ve busürecin cinsel gelişime ait bir süreç olduğunu belirtmektedir.
Bilgi-işleme teorisi: Bilgi-işleme yaklaşımına göre cinsel tiplemeninana belirleyicisi
şemadır. Şemalar günlük tüm davranışlarımızı organize etmek için var olmak durumundadır.
Cinselrollere dayanan şemalar çocukların bilgiyi sınıflamasına veçocukların kız ve erkek
olarakrollerinin ayırımına aitbilgiyi kazanmalarını sağlar. Cinselkimliğe ait net bir
şekillenme olmadan çocuklar önce hem kız hem de erkek tiplerine ait şemalar oluştururlar.
Daha sonrakendi cinsiyetlerine uygun örneklerle karşılaşınca bununla ilgilenir ve çeşitli
sorularlabu ilgilerini pekiştirirler, böylece çocuklarkendi cinsiyetlerine uygun ek şemalar oluştururlar.
1.2. Cinsel Gelişimle İlgili Kavramlar
Cinsel olgunluk
Cinselolgunluk insanın üreme sisteminin veorganlarının sağlıklı döl üretebilecek
düzeye ulaşabilmesidir. Cinsel olgunluk bedenin “büyüme”sine ilişkin bir kavramdır ve
cinsel gelişimin temelini oluşturur. Büyüme, genetik ve çevre faktörlerinin etkisi altındadır.
Çevrefaktörleri arasında yeterli ve dengelibeslenme, gerekli desteğin sağlanması ve
hastalıklardan korunma sayılabilir.
Cinselolgunluğa erişme biyolojik ergenliğin temelidir. Bu dönemde ilk göze çarpan
ergenin hızla boy atması ve ağırlıkça artmasıdır. Ergenlik döneminde iskelet, kas ve yağ
dokularının boyutlarında belirgin bir artış olmaktadır. Kas gelişimi, erkeklerde kızlara oranla daha fazlayken yağ dokusu gelişimi ise kızlarda daha fazla olmaktadır.
Büyüme olayı, tiroid hormonu, androjen ve östrojenlerinetkisi altında olup bu hormonların miktarlarında daartma olmaktadır. Bütün bu değişikliklereikincil değişiklikler denir. Temel değişikliküremeyi sağlayan bezlerin çalışmaya başlaması ile sağlanır. Üreme organlarındaki büyüme ve gelişme yönündeniki cins arasında farklılık görülür.Kızlar, erkeklerden yaklaşık iki yıl önce buluğ çağına girmeleri sebebiyle cinsel organların gelişmesi kızlarda daha erken tamamlanır.
Cinselolgunluğa erişen bir kızın vücudunda keskin çizgiler kaybolmaya, kollar, bacaklar,kalçalar ve göğüsler biçimlenmeye, koltukaltında ve cinsel organ çevresinde kıllanma ve yüzde sivilceler görülmeye başlar. Bunlar ikincil değişikliklerdendir.Asıl önemli değişiklik, yumurta hücresinin olgunlaşması ve adet kanamalarıdır. Kızlargenellikle
10-13 yaşlarında ilkadetlerini görürler. Bazılarında ise adet görme 15-16 yaşlarında olur.
Yumurtanın olgunlaşması, yumurtalıktan ayrılması ve adet kanamasının görülmesi olaylarının tümüne“adet döngüsü” denir. Erişkin bir kadının yumurtalıklarından her ay(28 günde bir) bir yumurta atılır. Buna yumurtlama (Ovulasyon) denir. Bu yumurtaerkek
hücreleri(sperm) ile birleştiği taktirde gebelik meydana gelir. Her adetdöngüsünde rahim duvarı kalınlaşır, eğer o döngüiçinde gebelik meydana gelmezse adet kanaması görülür.
Yumurtadöllenirse gebelik başlar vegebelik süresince adet kanaması olmaz.
Ergenliğin ilk belirtilerinden birisi testis torbası (skrotum) ve testislerin gelişmesidir.
Çeşitli sebeplerle oluşan penis sertleşmesi her zaman erotik anlamda değildir. Bu durum
ergendeutangaçlığa yol açar, ne yapacağını bilemez. Bu dönemde ilk meninin gelmesi,
sıkıntı ve hayret yaratır. Bunun normal, fizyolojik bir olay olduğunu bilmeyen ergen meninin gelmesinden suçlulukduyabilirler. Bu değişikliklerin sebeplerini bilen ergenlerde bu tip problemlerve dönemler kolay atlatılır.
Yüzdesivilcelerin oluşması, sakal ve bıyığın çıkması, sesin kalınlaşması, koltuk altında ve cinsel organ çevresinde kıllanma, hızlı boy artışı, kasların gelişmesi ve özellikle omuzların gelişmesi budönemin özelikleri arasındadır.
Cinsel Kimlik
Cinselkimlik, bireyin cinsiyetinden haberdar olması, bedeni ve benliğini bellibir cinsellik içinde algılayışı, kabullenişi, duygu vedavranışlarında buna uygun biçimde yönelişidir. Başka bir deyişle; bireyin kadın ya da erkek olarak kendisinin farkına varması ve kabullenmesidir.
Bir çocuğun kız ya daerkek doğması cinsel kimliğini kazanması için ilk koşuldur.
Çocuk kendicinsinin eğilimleri desteklendiği sürece kız ya daerkek kimliğini benimseyecektir.Bireyin biyolojik olarak kadın veyaerkek grubuna katılmasından çok, cinsiyet rolünü benimsemesi önemlidir.
Freud’agöre erkek çocuk cinsiyet rolünü babasıyla özdeşleşerek benimser.Bireyde libido denen hareketli cinsel bir enerji vardır. Bu enerji yaşam boyu bireyin önemli davranışlarını yönlendirir. Erkek çocuk, babası ile kendisi arasında benzerlik görür, kendini babasıyla özdeşleştirir. Özdeşleşme, çocuğun çoksevdiği ve hayranlık duyduğu bir yetişkin figürüne kendini benzetmesi sürecidir.
Davranışçı yaklaşımı benimseyen psikologlar ise çocuğun cinsiyet rolünü benimsemesinde edimsel şartlanmanın önemliolduğunu savunmaktadırlar. Çocuk erkek veya kadın grubunundavranış örüntüsünü gözler, algılar ve taklit eder. Taklit edilen davranış aile üyelerince onaylanır ve ödüllendirilerek motive edilir. Motivasyondevam ettiği sürece kadın veya erkek cinsiyet grubunun rolü benimsenir.
Bilişsel yaklaşımcılara göre taklit etmetamamen reddedilemez. Ancak çocuğun anlamadüzeyine göre taklit yapabileceği ve taklitedilen davranışın ailenin değerlerine uygun düşenlerden seçileceği kabuledilir.
Çocuk,üç-dört yaşında kişiliğini farketmeye başlar. Meslekleri, kız ve erkek çocukları arasındaki farkı, çocukla yetişkin arasındaki ayrılıkları algılar. Üç yaşındaki bir çocuk hangi tür eşyaların hangicinsiyet grubuna ait olduğunu bilir.Dört yaşındaki bir çocuk kız veya erkek olduğuna karar verebilir. Çocuk çevresinde aynı cins birçok kişinin sergilediği pek çoközelliklerle karşılaşır. Cinsiyet rolünü benimseyebilmek için öncekendi kimliğinin farkına varır. Kız mı yoksa erkek mi olduğunu anlar.Erkek çocuğu diğer erkeklere benzeyen kendi fiziksel ve davranışsal yönlerini, kız çocuğu da diğer kızlara ve kadınlara benzeyen kendi fiziksel ve davranışsal yönleri algılar. Kız çocukları anneleri, erkek çocukları da babaları gibi davranmaya başlarlar.Taklit etme birinci derecede önemli değildir. Kız çocuğu annesini,erkek çocuğu babasını yeterli bulmadıkları ya da beklentilerine cevap alamadıkları zaman özdeşleşme durur.
Çocukgerçekte anne ve babasıyla özdeşleşmeyebilir.Toplumda babasız pek çok çocuğun erkek rolünü, annesiz kız çocuğunun da kadın rolünü benimsediği ancak baba yokluğunun kızların cinselgelişimi üzerinde erkeklerden daha az zarar vericiolduğu gözlenmektedir. Babanın yokluğu, evdenuzakta çalışması ya da çocuklarından uzak kaldığı durumlarda, erkek çocuk cinsel kimliğini geliştirmedebocalayabilir. Yalnız ablaların, teyzelerin başka bir deyişle kadın örneklerinin bol olduğu bir ev ortamı kız çocuğu için uygun bir ortamdır ancak böyle bir ortamda erkek çocuğunun erkek kimliğinden sapmaları kolaylaşmaktadır. Üstünetitrenen, evden çıkarılmayan çocuk arkadaşlıktan dayoksun kalınca kız kimliği daha dabelirginleşir. Sokağa çıksa daerkek çocuklarına uyamaz.
Oyunlara alınmaz. Kız çocuklarına yönelip onlarla kaynaşır. Kendi cinsel kimliğinden gittikçe uzaklaşan çocuk güvensiz bir kişilik geliştirir veönlem alınmazsa kız yapılı bir erişkin olup çıkar. Ergenlik çağına geldiğinde karşı cins yerine kendi cinsine ilgi duymaya başlayabilir.
Anneninolmayışı ya da annenin kadınsı özellikler göstermeyişi de kız çocukiçin benzer bir güçlük yaratmaktadır. Sevecen,yumuşak ve duygusal özellikler yerine sert tavırlı, erkeksidavranışları belirgin olan bir anne kız çocuğuna uygunörnek olmayacaktır. Erkeksi özellikleri baskın olan bir anneyle özdeşim yapan bir kız çocuğu halk arasında erkeksi davranışlar ve özellikler gösteren kadınlar için söylenen “Erkek Fatma” gibi davranabilir.
Ebeveynlerinkız ve erkek çocuklarından beklentileri değişiktir.Erkek çocuğun, güçlü dayanıklı, yürekli,tuttuğunu koparan ve girişken olması istenir. Kız çocuğun usluluk, kibarlık, sevecenlik gibi nitelikler kazanmasına önem verilir. Kızın atılgan, girişken, başına buyruk olması aranan özellikler değildir.Erkek çocuğun ise pısırık, çekingen, korkak olmaması üzerinde çok durulur. Bilinçli ya da bilinçsizebeveynler kıza ve erkeğe yaraşan nitelikleridestekler ve pekiştirirler. Kıza ve erkeğe yakışmaz diye bilinen davranışlar anında cezalandırılır. Erkek çocuk çarşıya, pazara gitmeye alıştırılırken, kız çocuk evden uzaklaşmaması için öğütlenir.
Okulöncesidönemdeki bir erkek çocuğunun odası taşıt, spor ekipmanı, makinelerve savaş oyuncakları içerirken, kız çocuklarının odasında dahaçok bebek ve evle ilgili oyuncaklar bulunmaktadır. Kız çocukların savaş oyuncakları ve taşıtlarla oynamaları ebeveyn tarafından onay görmemekte, erkek çocuğun cinsiyetine uygun olmadığı şünülen oyuncaklarlaoynamaları ise özellikle babaları tarafından hoş karşılanmamaktadır.
Cinselkimlik gelişiminde çocuk çevresindeki ağabey, abla, teyze, amca gibi örneklerden deetkilenmektedir. Oyunlarında aynı cinsten arkadaşlarının olumlu ya da olumsuz özelliklerini debenimserler. Kendi cinsel kişiliklerinionlarla karşılaştırır, erkek ve kız olarak yarışırlar.
1.3. Cinsel Eğitim
Cinsel eğitim, bedensel, duygusal ve sosyal gelişim kavramlarından hareketle, erkek ve kadının toplumsal rollerinin incelenmesi, bireylerinbirbirlerine karşı kabul, sevgi, güven vesorumluluk geliştirmeleri için eğitim olanaklarının sağlanması, insancinselliğinin olumlu ve yapıcı bir güç olarak dengeli bir aile hayatında uygun bir biçimde geliştirilmesidir.
Başka bir tanımda cinseleğitim, bireye üreme ile ilgili konu vesorunlarda, cinsel iç dürtü ve güdülerini denetleyebilmesinde, cinsel konulardabaşkaları ile kuracağı ilişkilerde ve cinselilgilerinde gerekli davranışları kazandırmak için yapılan eğitimdir.
Her ebeveyninaklına “ Çocuklarımızı cinsel hayat konusunda aydınlatmamız gerekli mi?”sorusu takılmaktadır. Günümüzde bu soruya kesinlikle olumlu cevapverilmektedir.
Eğer çocuk, doğum, cinsiyet farkı, ana vebabanın rolü gibi konuları ana babasından öğrenemezse, başka kaynaklardan cevap aramaya başlayacaktır.
Çocukların cinsellikle ilgili sordukları sorulara eksik ya da kaçamak cevaplar vermek neredeysebir gelenektir.
Çocuğa “nereden geldiği” konusunda bilgi verme yasağı kimi zaman susarak gösterilir. Çocuk soru sormaması gerektiğinibilinçsizce hisseder. Bu durum çocukların merakını daha çok artırır ve araştırmalarını derinleştirir.Cinsel olaylardan hiç söz edilmez.
Çocuksusar, soru sormaktan cayar ve görünüşte bukonulara ilgi göstermez. Ancak içinden bebeklerin nereden geldikleri, erkeklerve kızlar arasındaki farkı, niçin yalnız evli insanların çocuğu olduğunu sorardurur. Bu durumda en büyük tehlike bu soruları daha bilgili! Bir arkadaşın yanıtlamasıdır.
Çocuktacinsiyet farkıyla ilgi sorular 2. yaşta, doğumla ilgiliolanlarsa 3-4 yaşta başlar.
Çocuğun cinsel konulardaki merakı, öteki meraklar gibi yerinde ve sağlıklıdır. Bu,dünyayı tanıma ihtiyacından doğmaktadır. Sağlıksız merak yoktur ancak merakın sağlıksız doyumu vardır.
Ana-babalar“Bu benim çocuğumu ilgilendirmiyor”,“Çocuğum bunlarla hiç ilgilenmemiştir”, “eminim ki bunları hiç düşünmüyor”derler ancak yanılırlar. Çocukların ilgilenmeyişleri sadecegörünüştedir gerçekte meraklarını içine atar ve saklarlar. Oysa çocukların kimi şeyleri anlaması için çeşitliolanaklar vardır. Yeni bir kardeşin doğumu, çocukların nereden geldiklerini açıklamayı sağlar. Hayvanlarda çocukları ilgilendiren canlı bir örnektir.
Cinsel eğitime ne çok erken ne de çok geç başlanmalıdır. Çocuğun gelişim düzeyine uymayan bilgi güçlük yaratır. Çocuğa istediği anda basit, kısa, gerçek ve endişesiz cevap verilmelidir.Somut bilgiler zihni karıştırmayacaktır.
1.4. Freud’a Göre Cinsel Gelişim Dönemleri
SigmundFreud (1856-1939) yetişkinlerde kişilik ve anormal davranışlar üzerinde çalışmalar yapsa da kişiliğin yapısında bebeklik ve çocukluk yıllarının önemini belirten ilk kuramcı olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Freud kişiliğinbiçimlenmesinde yaşamın ilk altı yılının öneminivurgulamış ve çocuk yetiştirmede anne-baba tutumlarının önemine dikkatiçekmiştir.
Freud’agöre kişilik id, ego ve süperegoolmak üzere üç kısımdan oluşur. İd kişiliğin temel taşıdır. Doğuştangetirilir ve ruhsal enerjinin kaynağıdır. Aynı zamanda id, iç güdülerinde (libido ve saldırganlık) kaynağıdır. Ruhsalenerji iç güdüler şeklinde ortaya çıkar ve bir an önce doyurulmak ister. Ruhsalenerji doyurulma istemiyle içgüdü şeklinde ortayaçıkınca, Egodevreye girer. Ego kişiliğin yürütme organıdır. İd’in istekleriyle dış dünyanın (Süper egonun)eşleştirilmesiile uğraşır. Ego gerektiğinde idinisteklerini ertelemeye, hoş yaşantıları seçmeye, hoş olmayanlardan uzak durmaya çalışır. Ego akılcıdır, mantıklıdır bir anlamda kişiliğin karar organıdır. Süperego ise; toplumsal ahlak kurallarını içerir. Süper ego bu anlamda vicdan demektir.Kişinin değer yargıları ve ahlak kuralları süperegosunda bulunur. Her zaman kafasına estiği gibi davranan ve toplumsal kuralları hiçe sayan kişilerde id baskındır, sürekli olarak ahlak kurallarını ve başkalarının ne diyeceğini dikkate alan, kurallara sıkı sıkıya bağlı kalan kişide süperego baskındır; sürekli olarak akılcı davranmayaçalışan kişide egobaskındır.
Freud,çocukluğun insan yaşamındakiönemini vurgulamıştır. Bu bölümde Freud’un
cinsel(psiko-seksüel) gelişim dönemleri ve budönemlerin özellikleri verilmiştir.
Oral dönem (0-1 yaş)
Anal dönem (1-3 yaş)
Falllik dönem (4-6) yaş
Latent (gizil) dönem (7-11yaş)
Genital (puberte) dönem(12-18 yaş)
Oral dönem
Bu dönemdehaz bölgesi ağızdır. Belli başlı davranış biçimi olarak emme, ya da içine alma gösterilebilir. Bebek budönemde etrafındaki uyarıcıları almaya çalışır. Bunu hem emme biçiminde hem de diğer duyu organlarıyla yapmayaçalışır. Örneğin,gözleriyle etrafında gördüklerini, kulaklarıyla duyduklarını içine almaya çalışır. Bu dönemin ikinci kısmında diş çıkarma ilebirlikte ısırma davranışı görülmeye başlar. Budönem uygun geçirilmediği taktirde, ağızla ve içe almayla ilgili bir takım davranışlar sıklıkla görülebilir:
Sigara içmegibi…
Bebek budönemde dünyanın güvenilir bir yer olupolmadığını anlamaya çalışır. Eğer bu dönem iyi geçirilirsetemel güven duygusu edinilir. Annenin (veya onun yerine geçen kişinin ) davranışları bu dönemin en önemli öğelerindendir. Çocuk üç boyut içinde güven duygusukazanabilir: Tanıdıklık, tutarlılık vesüreklilik. Anne bebeğinihtiyaçları ile doyumu arasında yer alır. Bebeğin ihtiyaçlarının düzgün aralıklarla ve yeterli miktarda karşılanması, çocuktatemel güven duygusunun gelişimine yolaçar. Bu dönemde annesiyle sıcak, sevecenve güven verici bir ilişki yaşayan çocuğun yaşam boyu diğerinsanlarla da benzer nitelikte ilişki kurması beklenir.
Anal dönem
Anal dönem,haz ve ilginin dışkılama bölgesinde yoğunlaştığı dönem anlamındadır.
Bu dönemdeçocuk dışkı tutma ve bırakmadavranışlarını yoğun biçimde kullanır. Bu dönem tuvalet eğitiminin ağır bastığı dönemdir. Çocuk dışkısını ve çişini, kaslarını kontrol altına alaraktutmasını öğrenir.
Tuvalet eğitimi aşamasında anne, çocuğun dışkısını tutmasını ve uygun zaman ve yerde yapmasını ister. Bunun için ödül ve ceza kullanır. Çocuk için dışkısı önemlidir. Dışkısı ile oynayabilir ve çevreye sürebilir. Budurumda annenin tepkisiyle karşılaşır. Aynı dışkılama işlemi için annenin bazen sevinmesi, bazen kızması çocukta şaşkınlık yaratır.
Annesininbaskısı sonucu çocuk, istenmeyen güdülerini bastırır. Budönemde annenin çok sabırlı ve sevecen olması gerekir. Annenin tuvalet eğitimi sırasındagösterdiği baskıcı ve katı tutumu çocuğun dışkısını tutmasına ve ileriki yaşamında inatçı, cimri ve yıkıcı kişilik özelliklerigöstermesine neden olur.
Çocuktuvalet eğitimi ile tutma ve bırakma davranışlarını geliştirmektedir.Aynı zamanda bu dönem inatçılıkdönemidir. Bu dönemde çocuk inatla bir şeyi ellerinealır, inatla onu savunurve korur veya istemediklerinde onu atarlar. Çocuk bu dönemi iyi atlatamazsa,
Freud’agöre ileriki yaşlarda koleksiyon yapabilir(tutar) veya müsrif birisi olabilir (bırakır).
Fallik dönem
Bu dönemdekişinin dikkati, ilgisi ve haz duygusu cinselorganlara yönelmiştir. Freud kuramını bu dönemde yaşandığını şündüğü Oedipus ve Elektra Kompleksleri üzerine kurmuştur.
Oedipuskompleksi, erkek çocuğun annesinekarşı (cinsel) bir istek duyması ve
babasını rakip olarak algılaması demektir. Bu dönemde cinsiyeti(ni) keşfeden çocuk, bir yandan babasına hayranlık duyar,öte yandan (annesine karşı hissettiği duyguları anlarsa
diye)babadan korkar. Elektra kompleksi ise kız çocukların babalarına karşı bir ilgi duyması ve annelerini rakip olarak görmeleri durumudur.
Freud dahaçok oedipus kompleksi ile ilgilenmiştir. Gerekkız çocuğun gerekseerkek çocuğun ilk olarak anne ve babasıyla başlayancinsel tercihleri süreç içinde kız çocuğun annesine benzeme, erkek çocuğun ise babasına benzeme çabalarıyla yön değiştirir.Çocuklar artık kendileri için rakip olananne ve baba modelleriyle kurdukları özdeşimle onlar gibi olmayı deneyerek bu çatışmayı çözümlemeye çalışırlar. Kız çocukannesine benzeyerek babasının beğenisinikazanmaya, erkek çocuk da annesinin beğenisinikazanmaya çalışır. Bu mücadele Freud’unkuramının temelinioluşturur.
Erkek çocuğun annesine yönelik cinsel duyguları özellikle babasıyla olan ilişkilerinde çatışma yaratır. Babadangelecek cezanın cinsel isteklerin merkeziolan organlarına yöneleceğini bekleyen çocuk, babasınınkendisinin cinsel organlardan yoksun bırakacağından korkar (İğdiş edilme korkusu). Bu durum anneye duyulan cinsel duyguların babaya yönelik düşmanlık duygularının bastırılmasına neden olur. Bu karmaşa aynı zamanda erkek çocuğun babasıyla özdeşleşmesine neden olur, anneye yönelen cinselisteklerin yerini sıcak sevgi duygularının almasını sağlar.
Kız çocuklarda ise bu dönemde ilk sevgi nesnesiolan kişi yani annenin yerinigiderek baba alır. Freud’a göre bu durum kız çocuğun penistenyoksun olduğunu fark etmesi ile başlar. Kız çocukeksiklik duyduğu bu durumdan annesinisorumlu tutar ve babasına yaklaşır. Babasına karşı geliştirdiği bu yakınlık aynı zamanda kendinde olmayan bir organa sahip olmasındandır. Peniseimrenme adı verilen bu durum, erkektekiiğdiş edilme korkusunun karşılığıdır. Bu karmaşa erkekçocukta olduğu gibi kız çocukta da bastırılır ya da çözümlenir.
Latent (gizil ) dönem
İlkokul dönemini kapsayan yedi - on bir yaş dönemi Freud’a göre latent dönem olarak adlandırılır. Bu dönemde çocuk önceki cinsel meraklarını ansızın unutur. Ruhsal ve cinsel alanda daha önceki yıllarda yaşanmış olan çalkantılar ve çatışmalar yatışır. Okula başlama, cinselaktivitelerin azalması ve toplumsallaşma görülür.Toplumsal kurallar benimsenir. Bu dönemde anne-baba ve aile bireylerine, öğretmen ve akranlar eklenmiştir. Çocuk artık anne babasının yanında başka kişilerle deözdeşim kurar.
Bu dönemdecinsel roller sağlamlaşır ve pekişir. Kız ve erkek çocukların oyunlarının niteliği farklılaşır.
Genital (puberte) dönem
Freudergenlik dönemini genital dönem olarak adlandırmaktadır. Çocuğun cinselliği üremeamacına yönelik değildir daha çok haz almaya yöneliktir. Ergenlik ile birlikte kişinin cinselliği üreme amacına yönelikhale gelir. Bu dönem çocuklukla erişkinlik arasında yer alan, ruhsal sorunları bol olan bir dönemdir. Buna paralel olarakçocukluğun bağımlılık döneminden, erişkinin bağımsız dönemine geçiş başlar.
Bu döneminamacı gencin anne-babasına olan bağımlılığından koparak, aile dışındaki karşı cinsle olgun ilişkilerkurabilmeyi öğrenmesidir.

 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst