İnsanı, diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinden birisi düşünebiliyor olmasıdır. Bilişsel gelişim, bilginin kazanımı, bellekte işlenmesi ve tutulması, akıl yürütme, gerektiğinde bilginin bulunup kullanılması, kısaca düşünme ve bu öğelerin nasıl geliştiği gibi konuları ele alır. İsviçreli bir bilim adamı olan Piaget (Piyaje) zekâ testleri ile ilgili çalışmaları sırasında, aynı yaş grubundaki çocukların benzer yanlışlıklar yaptıklarını gözlemiştir. O dönemde, çocukların belli zihinsel etkinlikleri ne derece yerine getirdikleri üzerinde odaklaşılmakta iken, Piaget, zihinsel etkinliklerin nasıl oluştuğu üzerinde odaklaşmıştır. Piaget zihinsel gelişim süreçlerini, akıl yürütme (uslamlama) işlemlerini, biyolojik temelini de gözardı etmeksizin inceleyerek bilime çok önemli katkılar getirmiştir. Kuramını oluşturma sürecinde Piaget, çocuklara çeşitli problemler vererek, bunları çözerken kullandıkları mekanizmaları ve zihinsel işlemlerini gözlemiştir. Benzer yaklaşım ahlak gelişimi ünitesinde işlenecek olan Kohlberg’in Ahlak Gelişimi Kuramında da benimsenmiştir.
Piaget deneylerinde, problem çözme durumunda çocukların, aynı yaşlarda benzer, farklı yaşlarda ise birbirinden farklı zihinsel etkinlikler sergiledikleri gözleminden yola çıkmıştır. İncelemeleri sonucu çocuklar arasındaki bu farklılığın, sahip oldukları bilgi birikiminden çok, durumu, olayı, problemi daha kapsamlı olarak ele almalarından ve daha karmaşık zihinsel işlemlerde bulunmalarından kaynaklandığını saptamıştır. Bilişsel gelişimin nasıl oluştuğu ve nasıl bir seyir oluşturduğuna geçmeden önce, Piget’in Bilişsel Gelişim Kuramında kullanılan temel kavramları incelemekte yarar vardır. Bu kavramlar aşağıda sıralanmıştır:
Biliş; hem bilme işlemi, hem de bilme eylemidir. Biliş, bilgiyi nasıl organize edeceğimizi, düzenleyeceğimizi, biçimini nasıl değiştireceğimizi belirler. Biliş; duyarlılık, algı, imgeleme, akılda tutma, anımsama, problem çözme, anlam çıkarma ve düşünme gibi öğeleri içerir. Piaget biliş kavramını şöyle açıklamaktadır: Akıl, ne dünyayı, pasif bir biçimde kabul eder kopyalar, ne de dünyayı görmezden gelir. Akıl, dünyanın kendine özgü detaylarının ötesinde bir zihinsel kavramlaştırmaya gider. Bu, bilişin kişi ile çevre arasında ileri geri, gidip gelen sürekli bir süreç olduğu anlamına gelmektedir. Biliş hem bir süreç, hem de süreçte oluşan bir yapıdır. Yani biliş, kişi ile çevresi arasında bağlantı sağlayan düzenleyici bir mekanizmadır. Bu açıklamalara göre, bilişsel süreç pasif değil, aktiftir. Kişi çevreyi etkilediği gibi, çevre de kişiyi etkiler. Bilişsel yaklaşıma göre, çocuk boş bir organizma değildir. Öğrenme de pasif bir biçimde boş bir kâseyi doldurma işlemi değildir.
Olgunluk; bireyin, belli bilişsel düzeylere gelebilmesi ve bilişsel etkinliklerde bulunabilmesi için biyolojik, psikolojik ve toplumsal olarak hazır olma halidir. Gelişim psikolojisinde özellikle biyolojik yönü ağırlık kazanır.
Piaget deneylerinde, problem çözme durumunda çocukların, aynı yaşlarda benzer, farklı yaşlarda ise birbirinden farklı zihinsel etkinlikler sergiledikleri gözleminden yola çıkmıştır. İncelemeleri sonucu çocuklar arasındaki bu farklılığın, sahip oldukları bilgi birikiminden çok, durumu, olayı, problemi daha kapsamlı olarak ele almalarından ve daha karmaşık zihinsel işlemlerde bulunmalarından kaynaklandığını saptamıştır. Bilişsel gelişimin nasıl oluştuğu ve nasıl bir seyir oluşturduğuna geçmeden önce, Piget’in Bilişsel Gelişim Kuramında kullanılan temel kavramları incelemekte yarar vardır. Bu kavramlar aşağıda sıralanmıştır:
Biliş; hem bilme işlemi, hem de bilme eylemidir. Biliş, bilgiyi nasıl organize edeceğimizi, düzenleyeceğimizi, biçimini nasıl değiştireceğimizi belirler. Biliş; duyarlılık, algı, imgeleme, akılda tutma, anımsama, problem çözme, anlam çıkarma ve düşünme gibi öğeleri içerir. Piaget biliş kavramını şöyle açıklamaktadır: Akıl, ne dünyayı, pasif bir biçimde kabul eder kopyalar, ne de dünyayı görmezden gelir. Akıl, dünyanın kendine özgü detaylarının ötesinde bir zihinsel kavramlaştırmaya gider. Bu, bilişin kişi ile çevre arasında ileri geri, gidip gelen sürekli bir süreç olduğu anlamına gelmektedir. Biliş hem bir süreç, hem de süreçte oluşan bir yapıdır. Yani biliş, kişi ile çevresi arasında bağlantı sağlayan düzenleyici bir mekanizmadır. Bu açıklamalara göre, bilişsel süreç pasif değil, aktiftir. Kişi çevreyi etkilediği gibi, çevre de kişiyi etkiler. Bilişsel yaklaşıma göre, çocuk boş bir organizma değildir. Öğrenme de pasif bir biçimde boş bir kâseyi doldurma işlemi değildir.
Olgunluk; bireyin, belli bilişsel düzeylere gelebilmesi ve bilişsel etkinliklerde bulunabilmesi için biyolojik, psikolojik ve toplumsal olarak hazır olma halidir. Gelişim psikolojisinde özellikle biyolojik yönü ağırlık kazanır.