ahlak ve benlik gelişimi

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan eliiiff
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 4:56
Puanları 0
Solutions 0
Katılım
7 Ocak 2013
Mesajlar
11
Tepki Skoru
0
Puanları
0
@eliiiff
Ahlak, toplumun kanun ve kurallarına uygunluk olarak tanımlanmaktadır. Ahlaka uygun davranış ise grubun standartlarına uygun davranışlar olarak nitelendirilmektedir. Her bireyin kendine özgü bir ahlak yasası vardır (TEZCAN, 1993, s.59). Bu yasada, bireyin doğru ve yanlış davranış konusundaki fikirleri sorumlulukları ve yapılması ve yapılmaması gerekenler ile ilgili, insanları kendi ve eylemlerinin değerli olup olmadığını, yargılanmasını sağlayan değer ve ölçütler bulunmaktadır.

Ebeveynler davranışlarını taklit eden çocuk için model olmaktadır. Ayrıca ebeveynler tasvip etme ya da etmeme, ödül ve cezanın kullanılması yolu ile çocuğa sosyal olarak beğenilen özelliklere göre davranmasını öğretmektedir. Aile grubun kültürünü çocuğa aktaran birimdir, ev ortamı ise kültürün etik değerleri için bir eğitim merkezidir (KOHLBERG, 1991, s.96).

Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi de çocuğun ahlaki gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerde farklı moral değerler ve sosyal baskılar vardır. Alt sosyo-ekonomik düzeydeki aileler, orta sınıf ebeveynlerinden daha farklı disiplin teknikleri uygulanmakta ve daha katı cezalandırma yöntemleri kullanılmaktadır. Bu tip yöntemler ise çocuğun ahlaki gelişimi üzerinde olumsuz etki yapmaktadır (DOTTRENS, 1978, s.124).

Baba, erkek çocuğuna ahlaki değerleri kazandırmada bir aktarıcı olarak görev yaptığı için önemlidir. Okul döneminde, sosyal gruplaşmalardan doğan çetelerin ahlaki gelişim üzerindeki etkileri artmaktadır. Çete çağındaki çocuklar arasında çetenin standartları çocukların moral bakış açısını ve davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Gruptaki çocuğun davranışlar yalnız iken ya da başka bir grupla birlikte iken gösterdiği tipik davranışlara benzememektedir (DEWEY, 1988, s.96). Grup içerisinde arkadaşlarının olumlu ve olumsuz tepkilerine maruz kaldığında, çocuğun davranışları üzerinde grubun etkisi büyüktür.

Çocuğun öğretmeni ve sınıftaki diğer çocuklarla ilişkilerinin niteliği ahlaki gelişimi etkilemektedir. Öğretmenin kişiliği, tutumu, sınıftaki olaylara bakış açısı, ahlaki alanlardaki teorik eğitimden daha önemlidir. Zeka ile ahlak arasındaki ilişki önemlidir. Çocuğun doğru ve yanlışı birbirinden ayırt edebilmesi için zeka gereklidir (GÜLEÇ, 1986, s.287). Ancak bu ahlaki gelişim için üst düzeyde zekanın gerekli olduğu anlamına gelmemelidir.

Ahlak, öncelikle kişilerin toplumsal davranışlarıyla ilgilidir ve en önemli özelliği de, insanlar arası ilişkiden doğmuş olmasıdır. Ahlak kuralları, ahlakın doğuştan değil, sonradan kazanılan bir değer olduğunu gösterir (ÇİLELİ, 1985, s.165). Çocuk, doğduktan sonra, bu kuralları önce sezmeye, sonra anlamaya ve daha sonraları da yorumlamaya ve uygulamaya çalışır. Toplumun kuralları demek olan ahlakın öğretilmesi, çocuğun belli bir zihinsel gelişim düzeyine erişmesiyle mümkündür. Bundan yoksun olan kimselere ahlak öğretilmez. Çocuk, kendi davranışlarını niçin yaptığını açıklayabilecek hale geldiği zaman, ahlakı da öğrenmiş olacaktır. Bu da her şeyden önce, çocuğun nesnel bir düşünüşe, yani çocuğun bilimsel anlamda sebep-sonuç ilişkilerini görebilmesine bağlıdır. Bunun içinde, çocuğun, en az yedi-sekiz, hatta 9-10 yaşlarını gelmesi gerekir (PİAGET, 1965, s.49). Yedi-sekiz yaşlarından önce, çocuğa ben merkezcilik egemendir. Çocuk her bakımdan olduğu gibi, ahlak bakımından da kendi ilgilerinin, isteklerinin, biyolojik ihtiyaçlarının ve duygularının etkisi altındadır. Yedi-sekiz yaşlarına kadar ahlak yönünden zihin gelişimi etkileyebilecek yöntemler önem kazanıyor demektir. Bunlar da, önce oyun, sonra da iş yöntemidir. Her iki etkinlik şekli, kendi amaçlarını dışında, aynı zamanda, çocuğu, toplumsal kuralların öğrenilmesine demek olan ahlak kurallarının öğrenilmesine yardım eder. Ahlaki gelişim, bireylerin doğru ve yanlış davranışları bilinçli olarak benimsemeyi öğrenmesiyle gerçekleşir. Erken çocuklukta, kabul gören davranışların “iyi”, ceza gören davranışların “kötü” olduğu düşünülür. Çocuk büyüdükçe değerler ve inançlar işin içine girmeye başlar.

Ergenlik döneminde (kızlarda 12-13, erkeklerde 13-14) toplumun sunduğu değerlere katılım en düşük aşamadadır (EKŞİ, 1990, s.63). Ahlak duygusu uyanmıştır, ancak henüz toplumsal bir içerik taşımaktan uzaktır. Ahlaki değerlerin algılanmasında duyuların rolü ağır basmaktadır. 15 yaşındaki çocuk toplumsal yapının daha bilincindedir. Normların, geleneklerin, göreneklerin, kuralların ve yasaların anlamını kavramaya başlamıştır. Geniş ve belirsiz ahlak sorunları onu düşünmeye itmektedir. Onları kafasında evirip çevirmekte ve kişisel bir çözüm bulmayı denemektedir. Kendi görüşünü sık sık tartışmayı sever, belki kendi görüşüne inatla sarılır, bu aynı zamanda kendi ahlaki görüşünün samimi bir savunmasıdır. Her durumda 15 yaşındaki çocuk bir önceki yıldan daha kesin bir ahlak duygusuna sahiptir. Ahlak ve değer kavramı 15 yaşından itibaren genişlemekte ve yoğunlaşmaktadır (ÖZGÜVEN, 1997, s.124). Ergenliğin temel niteliği bireyin topluma girişidir, bu girişi sağlayan zihinsel araç soyut düşüncedir. Soyut kavramlarla düşünebilme yeteneği ile ergen, güncel verileri aşan dizgeler ve kuramlar geliştirir. 17-18 yaşından itibaren, bir yandan toplumsal değerleri giderek artan bir kabul etme yönünde, diğer yandan bu değerleri uyumlu ve istikrarlı bir dizge oluşturmaya varan bir yapılaştırma yönünde ağır ve düzenli bir evrim gözlenir. Bu evrim bundan sonra çok az değişecek bir dünya görüşüne ulaşır (ONUR, 1993, S.85).
 

Hoşgeldin!

Sitemize hoşgeldiniz, avantajlardan yararlanmak için kayıt olabilirsiniz.

Kayıt Ol!

23 Yıldır Sizlerle

23 yıldır sizlerleyiz. Türkiye'nin ilk okul öncesi eğitim platformu
Geri
Üst