AHLAK GELİŞİMİ
Burada Ahlak’ın tanımı, sosyal vebireysel Ahlak’ın gelişimi ile Ahlak Gelişimi ile ilgili Kuramlar üzerindedurulacaktır. Son derece içerikli bir yapıda sunulmaya çalışılacaktır.
Ahlaki Gelişim, Kişilik Gelişimininen önemli parçasıdır. Çünkü bireyin “ToplumsallaşmaSüreci” içersinde neyin ne olduğu ve uygun kabuller konusunda bir bilinçgerçekleştirmesi ile ilgilidir. Ahlaki gelişimin en önemli unsurları: kişininsorumluluk sahibi olduğu çevresine ve topluma karşı yani iletişim içersindeolduğu evrene karşı kendisin ne kadar denetleyebildiği ve sorgulayabildiğidir.
Burada yine en önemli kuramcılardaJean Piaget’in Kuramı önemlidir ancak bu kuramı ve J. Dewey’in görüşlerini deparalel alarak geliştiren Lawrence Kohlberg’in Ahlak Kuramı çok daha önemli biryer tutar.
AHLAK NEDİR?
Genel olarak tanımı:toplum içinde kişilerin benimsedikleri yada uymak durumunda oldukları davranışbiçimleri ve kurallarıdır. Bireyin doğrular ile yanlışları ayırabilmesiniyağlayan değerlerdir.
Orhan Hançerlioğlu’nagöre: Belli birtoplumun, belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarınıbelirleyen ve inceleyen bilimdir.
Ferit Develioğlu’na göre: İyilik etmek ve fenalıktan çekinmek için takibilazım gelen usul ve kaideleri öğreten ilimdir.
Friedrich Nietzsche iseşöyle tanımlar: Ahlakesasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak biraraçtır.
Genel olarak Ahlak; bireyleri, içinde yaşadıkları toplumundabenimsediği “İyi” ve “Yanlış”ıbirbirinden ayırmaya yordayan “Toplumsal”kurallardır. İnsanların "AhlakiGelişimleri", genel olarak içinden çıktıkları toplum ile uyumluhalde gelişir. Çünkü birey doğumundan itibaren bir topluma ait olarak doğar vegelişimi o toplum içinde olur. Etkileşimi öncelikle kendisinden başlayarakMikro’dan (=aile), Makro’ya (toplum) doğrudur. Tarihsel olarak Ahlak kuralları,toplumdaki bireyler arası “Uyum”u sağlamayayöneliktir. Tarihin büyük bir kısmında, dinler ideal bir görüş sunma vedüzenleme çabasında olmuşlardır, bu yüzden “Ahlak” her zaman “Dini Emir ve Prensiplerle”karıştırılmışlardır. Kısaca “Ahlak” yadin temelli sayılmış ya da bir dine mensub olmayan bireyler “Ahlak Dışı” olarak görülmüştür. Laik ve Seküler toplumlarda ise Bireysel Ahlaki tercihler ileToplumsal Ahlak düzeyi uyumludur ve ideal ölçüde görünmektedir. Bireylergenelde bu türlü bulundukları toplumların Ahlaki yapısını benimsemektedir.
Kısaca öyle görünmektedir ki Ahlak’ıniki özelliği bulunmaktadır;
Öncelikle içinde bulunduğumuz toplumaait olarak yani Düzgüsel (ya da Düzen) olarak Davranışlarımızı uydurmamızgereken “Toplumsal” kurallar olarak tanımlanabilir.
Düşünsel olarak ise: Eylem, İlkelerve Değerler üzerindeki eleştirel değerler bütünüdür.
Bu yönüyle “Ahlak” Evrensel bir değerolmakla birlikte “Ahlaki Değerler” toplumlara göre “Görecelilik” ifadeetmektedir, toplumdan topluma değişiklik göstermektedir.
Antik Çağ’dan itibaren bir takımAhlak/Etik görüşleri belirtmek istiyorum ve öncelikle söylemek isterim kiburada Vikipedi Özgür Ansiklopedi’den Faydalanılmıştır:
Etik veya en yalın tanımıyla törebilimi. Etik terimi Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir.Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışıdoğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır.Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlâk felsefesi olarak da anılmıştır. Türkçeahlâk bilimi olarak da anıldığı olmuştur. Ayrıca Türkçe'de etik sözcüğü ahlaksözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır.
İnsan davranışının etiksel temelleri hersosyal bilime yansır:
Antropolojide bir kültürün bir diğeriyle ilişkilendirilmesindeyer alan karmaşıklıklar yüzünden,
Ekonomide kıt kaynakların paylaştırılmasını içerdiği için,
Politika Biliminde (siyaset bilimi) gücün tahsisindeki rolünedeniyle,
Sosyolojide grupların dinamiklerinin köklerindeki yeriitibariyle,
Hukukta etik yapıların ilke ve kanunsallaştırılmasınedeniyle,
Kriminolojide etik davranışı öven etik olmayan davranışıkötüleyen hali ile,
Psikolojide de etik olmayan davranışı tanımlayış, anlayış vetedavi edici rolüyle mevcuttur.
*** *** ***
AHLAK GELİŞİM KURAMLARI
Bireylerin Ahlak’ı sorgulayışları(doğal olarak) “Ergenlik” çağında başlamaktadır. Ergen, Toplumun kabullerinenazaran “Yeni Ahlaki Kabuller” benimseme veya Ahlaki Kabulleri “Yenileştirme”çabasındadır. Çünkü bireyin en sorgulayıcı ve en açık olduğu dönemdir. Budönemdeki iç yaşamdaki çelişkiler, yaşantılar ve çevre, zaman (tarihsel zaman),bireyin dış dünya ile ve iç dünyası ile ilgili sorunları, Ergeni çok daha“Bireysel” bir Ahlaki Yapı oluşturmaya götürmektedir. Ergen “Ben Merkezciliği”;“Ben Daha İyi Bilirim” düşüncesi ile bireyin Toplum Ahlakı Üzerinde veKendisine Bağlı Olarak (Ben merkezli) “Ahlak Kuramları” üretmesini doğurur.Ancak unutulmamalıdır ki, bu düşünce dizgesi/sistemi “Doğal Bir SÜREÇ"tir.
Genç Ergenlik döneminde ise Arkadaşgruplarına (yukarıda Mikro’dan Makro’ya doğru bir gidişin olduğunubelirtmiştim) girilerek, Gruba dayalı bir “Kabuller” oluşturulur. Buradabireyler “Ben Merkezcilik”ten sıyrılmaya başlayarak, gruba ve arkadaş çevresine(mezosistem diyebiliriz) “Uyum”u gerekli kılan bir takım kurallar ortayaçıkarır ve kurallar koyarlar. “Ben Merkezcilik”ten kurtulmak “Ahlaklılık”ınkoşulu olmaktadır çünkü aynı guruptaki bireyler, birbirlerine karşı sorumlulukduygusu taşımaya başlamaktadırlar ki bu da yine belirttiğimiz gibi olmasıgereken “Doğal” bir süreçtir. Bireylerin başkaları ile olaniletişimleri “başıbozuk” değil bulundukları guruba ait kurallar çerçevesindeolur.
Birey Ergenlik döneminden sonra Ekosistem(örnek: iş çevresi) ve Makrosistem (toplum) ile ilişkiye geçer ve bu süreçteergenlikte oluşturduğu “Ben Merkezci Ahlak Kuralları”nın yanında ya da onlaratercihen “Toplumun Kabulleri”ni de benimser. Toplumun kabulleri ile kendikuramları gitgide uyumlu hale gelir ve gelmek durumundadır.
Bu çerçevedegörülmektedir ki, Yetişkin bir bireydeki İdeal Ahlak (toplumla, çevreyle vebireyin kendisiyle uyumlu) oluşumunun temeli; İletişim (dialog) ve Sorumluluk’a dayalıdır.
Burada konu ileilgili küçük bir ayrıntıyı belirtmem gerekiyor: İçten Denetimlilikve Dıştan Denetimlilik...
İçten Denetimlilik: Herhangi bir durumkarşısında, bireyin sonuca etki eden etkenin “Kendisi” olduğu yargısınavarmasıdır. Öğrencilerde sınav sonucunun olumsuzluğunu kendisi olarak görenöğrencilerin, daha sonraki sınavlarda çok daha başarılı oldukları tespitedilmiştir. Ahlak Gelişiminde ise; Kişinin toplumsal kurallara göre kendisinidenetleyebilmesi ya da amiyane tabirle “Nerede duracağını bilmesi” içtendenetimliliği ifade eder. Yani birey kendi kurallarının ve toplumunkurallarının ya da etkileşimde olduğu insanların kabullerinin farkındadır vebuna göre ne yapması gerektiğini bilir ve uygun davranışı ya da ahlakikabulleri sergileyebilir.
Dıştan Denetimlilik: Herhangi bir durumkarşısında, bireyin sonuca etki eden etkenin “Dışarısı” olduğu yargısınavarmasıdır. Öğrencilerde sınav sonucunun olumsuzluğunu “öğretmenin ona gıcıkkapması” olarak gören öğrencilerin, bu başarısızlığı devam ettirdiklerigözlenmiştir. Ahlak Gelişiminde ise: Kişinin toplumsal kurallara görebaşkalarınca denetlenmesi ya da amiyane tabirle “Başkalarının güdümündekalması” dıştan denetimliliği ifade eder. Bireyin kendi kabulleri yoktur vetoplumun kabullerinin de farkında değildir. Sadece kendisine tespit edilen iyiya da kötü normları kabullenir. İdeal olan davranışlardan ziyade “Öğretilen” yada “Benimsetilen” davranışları sergiler.
Antik Çağ’dan bu yana birçokAhlak/Etik kuramı olmakla birlikte, ben burada “Eğitim Bilimleri” ve “GelişimPsikolojisi” açısından en önemli olan iki kuramı ele alacağım.
=> PİAGET’İN AHLAK KURAMI <=
Dışsal Kurallara Bağlılık Dönemi(6-10 yaş)
Bu yaşlardaki çocuklarınsergiledikleri Ahlaki anlayış şöyledir:
-Ahlaki yargılarda dışa bağımlıdır.
-Kuralara herkes uymalıdır.
-Kurallar değişmezdir.
-Kurallara uyulmazsacezalandırılmalıdır.
-Otoriteye kayıtsız uyulmalıdır.
-Davranışın gerisindeki neden değil,sonuç önemlidir.
-Davranışın temeli; ödüle ulaşmak yada cezadan kaçınmaktır.
Özerklik Dönemi (11 + yaş)
Bu yaşlardaki çocuklarınsergiledikleri Ahlaki anlayış şöyledir:
-Ahlaki değerler “görelilik” kazanır.
-Diğer insanlarla olan etkileşim veilişki, birliktelikler kuralları değişebilir kılmaktadır.
-Kurallar insanlarca konulur vegerektiğinde değişebilir.
-Davranışın nedenlerine ya da niyetebakılır.
-Davranışın iyi ya da kötü olmasıaltında yatan niyete bağlıdır.
=> KOHLBERG’İN AHLAK KURAMI <=
Kohlberg, belirttiğim gibi J. Piagetve J. Dewey’in görüşlerinden yola çıkarak ortaya konmuş en kapsamlı AhlakKuramı olarak geçerliliğini sürdürmektedir ve en son halini 1987 yılındaalmıştır.
Öncelikle Kurama göre AhlakiDüzey/Evreleri belirtmek isterim.
Not: aşağıda verilen “Düzey/Evre”lerher ne kadar “Yaş” ile bağıntılanmışsa da ait oldukları yaşılar dışında dagörülebilmektedir. Mesela ilk dönem ilerlemiş yaşlara rağmen görülebilmektedir.Ya da en son belirteceğimiz iki dönem ise yaşı ne olursa olsun çoğu insandagörülememektedir. Yani aynı zamanda bu Dönemler kişiler arası farklılıksergilemektedir. Her dönem iki alt Dönemden oluşmaktadır Sizin tek yapmanızgereken, Dönemleri okuyup, kendinizle kıyaslamanız ve hangi döneme aitolduğunuzu tespit etmenizdir.
Gelenek Öncesi Düzey Değerleri (4-9yaş)
Dışa bağımlı dönemdir, birey kendigereksinimlerini karşılamayı ister. Olayları sonuçlarına göre değerlendirir.Cezadan kaçınır, Ödül getiren davranış iyi, Ceza getiren davranış kötüdür.Bencil güdülere doyum aranmaktadır yani “Tatmin” ön plandadır. Eğitim vesosyo-kültürel açıdan geri kalmış ülkelerin bireylerinin çoğunluğu bu durumdadır.“Ben Merkezci” düşünme biçimi en temel özelliktir. İnsanlar sadece birernesnedir.
1. Dönem: İtaat veCeza => Bireykendisi içindir. Kurallar neyi gerektiriyorsa ve otorite neyi istiyorsa öyledavranmak gerekir. Uygunsuz davranış ceza’yı gerektirir. Otoriteye mutlak uyumsöz konusudur ve otoritenin görüşü kendi görüşüdür. Fiziksel sonuç önemlidir.Ceza ve Ödül önemlidir. Otorite yok ise veya fırsat bulunduğunda yasakdavranışı yaparlar. Davranışın sonucuna göre yargıda bulunulur. Kuvvetli olan kazanırdüşüncesi vardır. Başka bireylerin tercihleri dikkate alınmaz.
2. Dönem: SafÇıkarcı/Araçsal Amaç => Bireycili ve karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler görülür. Doğru olan,insanların ihtiyaçlarını karşılayan karşılıklı alışveriştir ve alışveriş adil olmalıdır.Bireyin kendi istek ve ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. İhtiyacıkarşılayan ve ödül getiren (çıkar) davranışlar doğrudur, kurallara ödüleulaşmak için uyar. “Ne kadar verirsem, o kadar almalıyım” düşüncesi hâkimdir. Çıkarcılık egemendir. “Benim için yap, ben de seniniçin yapayım” , “göze göz, dişe diş” , “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” anlayışı hâkimdir. Kurallara ihtiyacı karşıladığısürece uyulur. “Polisbeni koruyorsa vergimi veririm”, “Devletbana iş vermiyorsa niye askere gideyim” düşünceleri görülür. Birey başka birisine yardımettiğinde “İleridebenimde ona işim düşer”şeklinde düşünür ve “Sevgi”anlayışı buna dayanır. “Arkadaşlarım bana yalan söylemiyorsa, bende onlara yalan söylemem” ya da “eşim beni aldatırsa bende onu aldatırım” düşüncesine sahiptirler.
Geleneksel Düzey Değerleri (10-20 yaş)
Toplumsal beklentiler ve gelenekselkurallar belirleyicidir. Ahlaki değerler kişiler arası ilişkilerdeki karşılıklıbeklentiler çerçevesinde gerçekleşir. Başka kişilerin, gurupların görüşleri vegereksinmeleri dikkate alınır. Seçilen ya da kendisini ait hissettiği grubungörüşleri ve gereksinmeleri doğrudur. Birey gurubun beklentilerine, kararlarınave görüşlerine uyar. Geleneksel kurallar benimsenir. Davranışın toplum düzenineetkisi düşünülür. Otoritenin (önderin, gurubun, toplumun) kuralları veyargıları “içselleştirilir” ancak sorgulanmaz. Duygudaşlık/Empati gelişir,birey başkalarının duygularını, düşüncelerini dikkate alarak onların gözündendünyaya bakmaya çalışır ancak bu Duygudaşlık/Empati, “gözünden bakılmayaçalışılan” kimseleri kabullenme yönündedir, “Onlar gibi olma” eğilimindedir.Sosyal düzenin korunması ve desteklenmesi, kurum ve guruplarla özdeşleşmekönemlidir. Çocuk için ailesinin, gurubunun ve ulusunun beklentileri her şeydendaha önemlidir.
3. Dönem:Bağlılık/Kişiler Arası Uyum/Bizlik => Karşılıklı kişiler arası beklentiler davranışlarayön verir. Birey kendisini diğer insanların yerine koyarak onlarınbeklentilerine uygun davranır. Kurallara uyma ve iyi insan olmak “AltınKural”dır. İyi bir vatandaş askere gitmeli ve vergi ödemelidir. İyi olmak,kurallara uymak, başkalarıyla ilgilenmek, dürüst ve güvenilir olmak sözkonusudur. Birey; kendisinden beklenen roller/davranışları gerçekleştirdiğitakdirde “İyi” olacağını düşünür. Birey “İyi anne”, “İyi baba”, “İyiçocuk” olma özelliklerineuymalıdır. Başkalarının görüşü ve Toplumsal/Sosyal kabulü önemlidir.Başkalarına karşı düşünceli davranarak aynı şeyi onlardan da bekler.Çevresinden onay almak ve takdir edilmek ister. En temel güdü “Gurup Tarafından Kabul Edilmek”tir. “Dostlar Alışverişte Görsün”, “Babası Camide Görsün”, "Bizimkiler ne der?" düşüncesi vardır. Güven, sadakat, saygı,minnettarlık gibi değerler önem kazanmıştır. Bir çocuk kendisi için çikolataaldığında, kardeşi içinde alır.
4. Dönem: Yasa veDüzen Eğilimi =>Sosyal sistemi sürdürme ve vicdan evresidir. Doğru olan: bireyin temelihtiyaçlarını karşılaması, toplumsal düzeni korumak ve toplumun ve gurubunrefahı doğrultusunda davranmaktır. Kanunlar sosyal düzenin sürekliliğinikazandığı, bireylerin sosyal çıkarlarıyla çelişmediği sürece korunur. Temelgüdü; makro dizgede/sistemde toplumsal düzeni, Mezo dizgede/sistemde gurubun,arkadaş çevresinin veya iş çevresinin düzenini, sürekliliğini ve faydalığınıkorumaktır. Kurallar varsa herkes uymak zorundadır. Kanuna ve düzene (makroveya mezo) uyma eğilimi vardır. “Kimse vergi vermezse ne olur?”, “Kimse askere gitmezse ne olur?” sorgulaması vardır. Bir babanın, oğlunun yaptığıhırsızlığı polise bildirmesi bu devrede görülür.
Gelenek Ötesi Düzey Değerleri (15/20 +yaşlar)
İnsan haklarının gözetildiği veevrensel değerlerin benimsendiği dönemdir. Kişi toplumu aşmış, üst düzey birkişiliğe sahip olmuştur. Bu düzeye toplumun az bir kesimi ulaşabilmektedir.Kişisel seçimler, bireyin belirlediği ilkeler temelinde, bireysel yargılaragöre yapılır.
5. Dönem: SosyalAnlaşmalara ve Yasalara Uyma Eğilimi => Bireysel farklılıklar gözetilir ve “Doğal Karşılanır”. Her birey kendi tercihin yapma hakkına sahiptir.Doğru olan; toplumun temel hak ve değerlerini, gurubun kanunları ile çelişse dekorumaktır. İnsanların farklı düşünce ve değerleri taşıyabileceklerini bilerek,bu göreceli değerleri korumaktır. Yasalara; insanların anlaştığı ortak biranlaşma olduğu için uymak gereklidir diye düşünür. Bu döneme ulaşmış bir kişi“Toplumun Üstünde Bir Bakış Açısına” ulaşmış demektir. Davranışların toplumunyasal kurallarına ve normlarına, ahlaki değerlerine, insanlar arası uyuma uygunolması esastır. Yasalar toplum yararına çoğunluk tarafından konulmalıdır vetoplum yararına uygun olmayan kurallar demokratik yollarla değiştirilmelidir.Bireyler bir arada yaşamanın gerektirdiği kurallara ve davranış eğilimlerineuymayı Toplumsal bir uzlaşı/sözleşme olarak kabul ederler.
6. Dönem: EvrenselAhlak İlkesi =>Birey “Tümİnsanlar Eşittir”düşüncesine sahiptir. İnsan Hakları ve Evrensel değerler temel ölçüttür. Hak,Adalet, Özgürlük kavramları çerçevesinde doğru ve yanlışları birey belirler. “İyilik yap denize at, balık bilmesehalik bilir” görüşü vardır.Her koşul ve planda “İnsan” önplandadır. Kişiler karşısında “Sorumluluk” ve bu sorumluluklara uyma, yerine getirme ve sadık olma ön plandadır.
Burada Ahlak’ın tanımı, sosyal vebireysel Ahlak’ın gelişimi ile Ahlak Gelişimi ile ilgili Kuramlar üzerindedurulacaktır. Son derece içerikli bir yapıda sunulmaya çalışılacaktır.
Ahlaki Gelişim, Kişilik Gelişimininen önemli parçasıdır. Çünkü bireyin “ToplumsallaşmaSüreci” içersinde neyin ne olduğu ve uygun kabuller konusunda bir bilinçgerçekleştirmesi ile ilgilidir. Ahlaki gelişimin en önemli unsurları: kişininsorumluluk sahibi olduğu çevresine ve topluma karşı yani iletişim içersindeolduğu evrene karşı kendisin ne kadar denetleyebildiği ve sorgulayabildiğidir.
Burada yine en önemli kuramcılardaJean Piaget’in Kuramı önemlidir ancak bu kuramı ve J. Dewey’in görüşlerini deparalel alarak geliştiren Lawrence Kohlberg’in Ahlak Kuramı çok daha önemli biryer tutar.
AHLAK NEDİR?
Genel olarak tanımı:toplum içinde kişilerin benimsedikleri yada uymak durumunda oldukları davranışbiçimleri ve kurallarıdır. Bireyin doğrular ile yanlışları ayırabilmesiniyağlayan değerlerdir.
Orhan Hançerlioğlu’nagöre: Belli birtoplumun, belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarınıbelirleyen ve inceleyen bilimdir.
Ferit Develioğlu’na göre: İyilik etmek ve fenalıktan çekinmek için takibilazım gelen usul ve kaideleri öğreten ilimdir.
Friedrich Nietzsche iseşöyle tanımlar: Ahlakesasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak biraraçtır.
Genel olarak Ahlak; bireyleri, içinde yaşadıkları toplumundabenimsediği “İyi” ve “Yanlış”ıbirbirinden ayırmaya yordayan “Toplumsal”kurallardır. İnsanların "AhlakiGelişimleri", genel olarak içinden çıktıkları toplum ile uyumluhalde gelişir. Çünkü birey doğumundan itibaren bir topluma ait olarak doğar vegelişimi o toplum içinde olur. Etkileşimi öncelikle kendisinden başlayarakMikro’dan (=aile), Makro’ya (toplum) doğrudur. Tarihsel olarak Ahlak kuralları,toplumdaki bireyler arası “Uyum”u sağlamayayöneliktir. Tarihin büyük bir kısmında, dinler ideal bir görüş sunma vedüzenleme çabasında olmuşlardır, bu yüzden “Ahlak” her zaman “Dini Emir ve Prensiplerle”karıştırılmışlardır. Kısaca “Ahlak” yadin temelli sayılmış ya da bir dine mensub olmayan bireyler “Ahlak Dışı” olarak görülmüştür. Laik ve Seküler toplumlarda ise Bireysel Ahlaki tercihler ileToplumsal Ahlak düzeyi uyumludur ve ideal ölçüde görünmektedir. Bireylergenelde bu türlü bulundukları toplumların Ahlaki yapısını benimsemektedir.
Kısaca öyle görünmektedir ki Ahlak’ıniki özelliği bulunmaktadır;
Öncelikle içinde bulunduğumuz toplumaait olarak yani Düzgüsel (ya da Düzen) olarak Davranışlarımızı uydurmamızgereken “Toplumsal” kurallar olarak tanımlanabilir.
Düşünsel olarak ise: Eylem, İlkelerve Değerler üzerindeki eleştirel değerler bütünüdür.
Bu yönüyle “Ahlak” Evrensel bir değerolmakla birlikte “Ahlaki Değerler” toplumlara göre “Görecelilik” ifadeetmektedir, toplumdan topluma değişiklik göstermektedir.
Antik Çağ’dan itibaren bir takımAhlak/Etik görüşleri belirtmek istiyorum ve öncelikle söylemek isterim kiburada Vikipedi Özgür Ansiklopedi’den Faydalanılmıştır:
Etik veya en yalın tanımıyla törebilimi. Etik terimi Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir.Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışıdoğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır.Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlâk felsefesi olarak da anılmıştır. Türkçeahlâk bilimi olarak da anıldığı olmuştur. Ayrıca Türkçe'de etik sözcüğü ahlaksözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır.
İnsan davranışının etiksel temelleri hersosyal bilime yansır:
Antropolojide bir kültürün bir diğeriyle ilişkilendirilmesindeyer alan karmaşıklıklar yüzünden,
Ekonomide kıt kaynakların paylaştırılmasını içerdiği için,
Politika Biliminde (siyaset bilimi) gücün tahsisindeki rolünedeniyle,
Sosyolojide grupların dinamiklerinin köklerindeki yeriitibariyle,
Hukukta etik yapıların ilke ve kanunsallaştırılmasınedeniyle,
Kriminolojide etik davranışı öven etik olmayan davranışıkötüleyen hali ile,
Psikolojide de etik olmayan davranışı tanımlayış, anlayış vetedavi edici rolüyle mevcuttur.
*** *** ***
AHLAK GELİŞİM KURAMLARI
Bireylerin Ahlak’ı sorgulayışları(doğal olarak) “Ergenlik” çağında başlamaktadır. Ergen, Toplumun kabullerinenazaran “Yeni Ahlaki Kabuller” benimseme veya Ahlaki Kabulleri “Yenileştirme”çabasındadır. Çünkü bireyin en sorgulayıcı ve en açık olduğu dönemdir. Budönemdeki iç yaşamdaki çelişkiler, yaşantılar ve çevre, zaman (tarihsel zaman),bireyin dış dünya ile ve iç dünyası ile ilgili sorunları, Ergeni çok daha“Bireysel” bir Ahlaki Yapı oluşturmaya götürmektedir. Ergen “Ben Merkezciliği”;“Ben Daha İyi Bilirim” düşüncesi ile bireyin Toplum Ahlakı Üzerinde veKendisine Bağlı Olarak (Ben merkezli) “Ahlak Kuramları” üretmesini doğurur.Ancak unutulmamalıdır ki, bu düşünce dizgesi/sistemi “Doğal Bir SÜREÇ"tir.
Genç Ergenlik döneminde ise Arkadaşgruplarına (yukarıda Mikro’dan Makro’ya doğru bir gidişin olduğunubelirtmiştim) girilerek, Gruba dayalı bir “Kabuller” oluşturulur. Buradabireyler “Ben Merkezcilik”ten sıyrılmaya başlayarak, gruba ve arkadaş çevresine(mezosistem diyebiliriz) “Uyum”u gerekli kılan bir takım kurallar ortayaçıkarır ve kurallar koyarlar. “Ben Merkezcilik”ten kurtulmak “Ahlaklılık”ınkoşulu olmaktadır çünkü aynı guruptaki bireyler, birbirlerine karşı sorumlulukduygusu taşımaya başlamaktadırlar ki bu da yine belirttiğimiz gibi olmasıgereken “Doğal” bir süreçtir. Bireylerin başkaları ile olaniletişimleri “başıbozuk” değil bulundukları guruba ait kurallar çerçevesindeolur.
Birey Ergenlik döneminden sonra Ekosistem(örnek: iş çevresi) ve Makrosistem (toplum) ile ilişkiye geçer ve bu süreçteergenlikte oluşturduğu “Ben Merkezci Ahlak Kuralları”nın yanında ya da onlaratercihen “Toplumun Kabulleri”ni de benimser. Toplumun kabulleri ile kendikuramları gitgide uyumlu hale gelir ve gelmek durumundadır.
Bu çerçevedegörülmektedir ki, Yetişkin bir bireydeki İdeal Ahlak (toplumla, çevreyle vebireyin kendisiyle uyumlu) oluşumunun temeli; İletişim (dialog) ve Sorumluluk’a dayalıdır.
Burada konu ileilgili küçük bir ayrıntıyı belirtmem gerekiyor: İçten Denetimlilikve Dıştan Denetimlilik...
İçten Denetimlilik: Herhangi bir durumkarşısında, bireyin sonuca etki eden etkenin “Kendisi” olduğu yargısınavarmasıdır. Öğrencilerde sınav sonucunun olumsuzluğunu kendisi olarak görenöğrencilerin, daha sonraki sınavlarda çok daha başarılı oldukları tespitedilmiştir. Ahlak Gelişiminde ise; Kişinin toplumsal kurallara göre kendisinidenetleyebilmesi ya da amiyane tabirle “Nerede duracağını bilmesi” içtendenetimliliği ifade eder. Yani birey kendi kurallarının ve toplumunkurallarının ya da etkileşimde olduğu insanların kabullerinin farkındadır vebuna göre ne yapması gerektiğini bilir ve uygun davranışı ya da ahlakikabulleri sergileyebilir.
Dıştan Denetimlilik: Herhangi bir durumkarşısında, bireyin sonuca etki eden etkenin “Dışarısı” olduğu yargısınavarmasıdır. Öğrencilerde sınav sonucunun olumsuzluğunu “öğretmenin ona gıcıkkapması” olarak gören öğrencilerin, bu başarısızlığı devam ettirdiklerigözlenmiştir. Ahlak Gelişiminde ise: Kişinin toplumsal kurallara görebaşkalarınca denetlenmesi ya da amiyane tabirle “Başkalarının güdümündekalması” dıştan denetimliliği ifade eder. Bireyin kendi kabulleri yoktur vetoplumun kabullerinin de farkında değildir. Sadece kendisine tespit edilen iyiya da kötü normları kabullenir. İdeal olan davranışlardan ziyade “Öğretilen” yada “Benimsetilen” davranışları sergiler.
Antik Çağ’dan bu yana birçokAhlak/Etik kuramı olmakla birlikte, ben burada “Eğitim Bilimleri” ve “GelişimPsikolojisi” açısından en önemli olan iki kuramı ele alacağım.
=> PİAGET’İN AHLAK KURAMI <=
Dışsal Kurallara Bağlılık Dönemi(6-10 yaş)
Bu yaşlardaki çocuklarınsergiledikleri Ahlaki anlayış şöyledir:
-Ahlaki yargılarda dışa bağımlıdır.
-Kuralara herkes uymalıdır.
-Kurallar değişmezdir.
-Kurallara uyulmazsacezalandırılmalıdır.
-Otoriteye kayıtsız uyulmalıdır.
-Davranışın gerisindeki neden değil,sonuç önemlidir.
-Davranışın temeli; ödüle ulaşmak yada cezadan kaçınmaktır.
Özerklik Dönemi (11 + yaş)
Bu yaşlardaki çocuklarınsergiledikleri Ahlaki anlayış şöyledir:
-Ahlaki değerler “görelilik” kazanır.
-Diğer insanlarla olan etkileşim veilişki, birliktelikler kuralları değişebilir kılmaktadır.
-Kurallar insanlarca konulur vegerektiğinde değişebilir.
-Davranışın nedenlerine ya da niyetebakılır.
-Davranışın iyi ya da kötü olmasıaltında yatan niyete bağlıdır.
=> KOHLBERG’İN AHLAK KURAMI <=
Kohlberg, belirttiğim gibi J. Piagetve J. Dewey’in görüşlerinden yola çıkarak ortaya konmuş en kapsamlı AhlakKuramı olarak geçerliliğini sürdürmektedir ve en son halini 1987 yılındaalmıştır.
Öncelikle Kurama göre AhlakiDüzey/Evreleri belirtmek isterim.
Not: aşağıda verilen “Düzey/Evre”lerher ne kadar “Yaş” ile bağıntılanmışsa da ait oldukları yaşılar dışında dagörülebilmektedir. Mesela ilk dönem ilerlemiş yaşlara rağmen görülebilmektedir.Ya da en son belirteceğimiz iki dönem ise yaşı ne olursa olsun çoğu insandagörülememektedir. Yani aynı zamanda bu Dönemler kişiler arası farklılıksergilemektedir. Her dönem iki alt Dönemden oluşmaktadır Sizin tek yapmanızgereken, Dönemleri okuyup, kendinizle kıyaslamanız ve hangi döneme aitolduğunuzu tespit etmenizdir.
Gelenek Öncesi Düzey Değerleri (4-9yaş)
Dışa bağımlı dönemdir, birey kendigereksinimlerini karşılamayı ister. Olayları sonuçlarına göre değerlendirir.Cezadan kaçınır, Ödül getiren davranış iyi, Ceza getiren davranış kötüdür.Bencil güdülere doyum aranmaktadır yani “Tatmin” ön plandadır. Eğitim vesosyo-kültürel açıdan geri kalmış ülkelerin bireylerinin çoğunluğu bu durumdadır.“Ben Merkezci” düşünme biçimi en temel özelliktir. İnsanlar sadece birernesnedir.
1. Dönem: İtaat veCeza => Bireykendisi içindir. Kurallar neyi gerektiriyorsa ve otorite neyi istiyorsa öyledavranmak gerekir. Uygunsuz davranış ceza’yı gerektirir. Otoriteye mutlak uyumsöz konusudur ve otoritenin görüşü kendi görüşüdür. Fiziksel sonuç önemlidir.Ceza ve Ödül önemlidir. Otorite yok ise veya fırsat bulunduğunda yasakdavranışı yaparlar. Davranışın sonucuna göre yargıda bulunulur. Kuvvetli olan kazanırdüşüncesi vardır. Başka bireylerin tercihleri dikkate alınmaz.
2. Dönem: SafÇıkarcı/Araçsal Amaç => Bireycili ve karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler görülür. Doğru olan,insanların ihtiyaçlarını karşılayan karşılıklı alışveriştir ve alışveriş adil olmalıdır.Bireyin kendi istek ve ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. İhtiyacıkarşılayan ve ödül getiren (çıkar) davranışlar doğrudur, kurallara ödüleulaşmak için uyar. “Ne kadar verirsem, o kadar almalıyım” düşüncesi hâkimdir. Çıkarcılık egemendir. “Benim için yap, ben de seniniçin yapayım” , “göze göz, dişe diş” , “kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” anlayışı hâkimdir. Kurallara ihtiyacı karşıladığısürece uyulur. “Polisbeni koruyorsa vergimi veririm”, “Devletbana iş vermiyorsa niye askere gideyim” düşünceleri görülür. Birey başka birisine yardımettiğinde “İleridebenimde ona işim düşer”şeklinde düşünür ve “Sevgi”anlayışı buna dayanır. “Arkadaşlarım bana yalan söylemiyorsa, bende onlara yalan söylemem” ya da “eşim beni aldatırsa bende onu aldatırım” düşüncesine sahiptirler.
Geleneksel Düzey Değerleri (10-20 yaş)
Toplumsal beklentiler ve gelenekselkurallar belirleyicidir. Ahlaki değerler kişiler arası ilişkilerdeki karşılıklıbeklentiler çerçevesinde gerçekleşir. Başka kişilerin, gurupların görüşleri vegereksinmeleri dikkate alınır. Seçilen ya da kendisini ait hissettiği grubungörüşleri ve gereksinmeleri doğrudur. Birey gurubun beklentilerine, kararlarınave görüşlerine uyar. Geleneksel kurallar benimsenir. Davranışın toplum düzenineetkisi düşünülür. Otoritenin (önderin, gurubun, toplumun) kuralları veyargıları “içselleştirilir” ancak sorgulanmaz. Duygudaşlık/Empati gelişir,birey başkalarının duygularını, düşüncelerini dikkate alarak onların gözündendünyaya bakmaya çalışır ancak bu Duygudaşlık/Empati, “gözünden bakılmayaçalışılan” kimseleri kabullenme yönündedir, “Onlar gibi olma” eğilimindedir.Sosyal düzenin korunması ve desteklenmesi, kurum ve guruplarla özdeşleşmekönemlidir. Çocuk için ailesinin, gurubunun ve ulusunun beklentileri her şeydendaha önemlidir.
3. Dönem:Bağlılık/Kişiler Arası Uyum/Bizlik => Karşılıklı kişiler arası beklentiler davranışlarayön verir. Birey kendisini diğer insanların yerine koyarak onlarınbeklentilerine uygun davranır. Kurallara uyma ve iyi insan olmak “AltınKural”dır. İyi bir vatandaş askere gitmeli ve vergi ödemelidir. İyi olmak,kurallara uymak, başkalarıyla ilgilenmek, dürüst ve güvenilir olmak sözkonusudur. Birey; kendisinden beklenen roller/davranışları gerçekleştirdiğitakdirde “İyi” olacağını düşünür. Birey “İyi anne”, “İyi baba”, “İyiçocuk” olma özelliklerineuymalıdır. Başkalarının görüşü ve Toplumsal/Sosyal kabulü önemlidir.Başkalarına karşı düşünceli davranarak aynı şeyi onlardan da bekler.Çevresinden onay almak ve takdir edilmek ister. En temel güdü “Gurup Tarafından Kabul Edilmek”tir. “Dostlar Alışverişte Görsün”, “Babası Camide Görsün”, "Bizimkiler ne der?" düşüncesi vardır. Güven, sadakat, saygı,minnettarlık gibi değerler önem kazanmıştır. Bir çocuk kendisi için çikolataaldığında, kardeşi içinde alır.
4. Dönem: Yasa veDüzen Eğilimi =>Sosyal sistemi sürdürme ve vicdan evresidir. Doğru olan: bireyin temelihtiyaçlarını karşılaması, toplumsal düzeni korumak ve toplumun ve gurubunrefahı doğrultusunda davranmaktır. Kanunlar sosyal düzenin sürekliliğinikazandığı, bireylerin sosyal çıkarlarıyla çelişmediği sürece korunur. Temelgüdü; makro dizgede/sistemde toplumsal düzeni, Mezo dizgede/sistemde gurubun,arkadaş çevresinin veya iş çevresinin düzenini, sürekliliğini ve faydalığınıkorumaktır. Kurallar varsa herkes uymak zorundadır. Kanuna ve düzene (makroveya mezo) uyma eğilimi vardır. “Kimse vergi vermezse ne olur?”, “Kimse askere gitmezse ne olur?” sorgulaması vardır. Bir babanın, oğlunun yaptığıhırsızlığı polise bildirmesi bu devrede görülür.
Gelenek Ötesi Düzey Değerleri (15/20 +yaşlar)
İnsan haklarının gözetildiği veevrensel değerlerin benimsendiği dönemdir. Kişi toplumu aşmış, üst düzey birkişiliğe sahip olmuştur. Bu düzeye toplumun az bir kesimi ulaşabilmektedir.Kişisel seçimler, bireyin belirlediği ilkeler temelinde, bireysel yargılaragöre yapılır.
5. Dönem: SosyalAnlaşmalara ve Yasalara Uyma Eğilimi => Bireysel farklılıklar gözetilir ve “Doğal Karşılanır”. Her birey kendi tercihin yapma hakkına sahiptir.Doğru olan; toplumun temel hak ve değerlerini, gurubun kanunları ile çelişse dekorumaktır. İnsanların farklı düşünce ve değerleri taşıyabileceklerini bilerek,bu göreceli değerleri korumaktır. Yasalara; insanların anlaştığı ortak biranlaşma olduğu için uymak gereklidir diye düşünür. Bu döneme ulaşmış bir kişi“Toplumun Üstünde Bir Bakış Açısına” ulaşmış demektir. Davranışların toplumunyasal kurallarına ve normlarına, ahlaki değerlerine, insanlar arası uyuma uygunolması esastır. Yasalar toplum yararına çoğunluk tarafından konulmalıdır vetoplum yararına uygun olmayan kurallar demokratik yollarla değiştirilmelidir.Bireyler bir arada yaşamanın gerektirdiği kurallara ve davranış eğilimlerineuymayı Toplumsal bir uzlaşı/sözleşme olarak kabul ederler.
6. Dönem: EvrenselAhlak İlkesi =>Birey “Tümİnsanlar Eşittir”düşüncesine sahiptir. İnsan Hakları ve Evrensel değerler temel ölçüttür. Hak,Adalet, Özgürlük kavramları çerçevesinde doğru ve yanlışları birey belirler. “İyilik yap denize at, balık bilmesehalik bilir” görüşü vardır.Her koşul ve planda “İnsan” önplandadır. Kişiler karşısında “Sorumluluk” ve bu sorumluluklara uyma, yerine getirme ve sadık olma ön plandadır.