MAHALLE
Atari salonlarına gitmek, on jetonu daha ucuza almak
BMX bisikletinizle gezmek (kontra pedal)
Turbo nun içinden çıkan arabaları biriktirmek.
"Atan alır spor" gibi bi kuralların gölgesinde sokaklarda taştan kale kurup maç yapmak.
Mahalle maçlarında çizgili kısa şortlu formalardan giymek
Bakkalda ve kırtasiyede satılan vampir dişeleriyle kızları korkutma çabaları
İsim-şehir-bitki-eşya-artist-ülke (anlayan anladı)
Top oynarken açılan yaraların iki gün sonra kabuk bağlaması ve o kabuğu soyarken duyulan garip zevk.
Sokakta lastik atlamak, ip atlamak
İnşaatın birinci katından kum yığınına atlamak
Okuldan gelir gelmez önlügü çikarip sokaga çikmak ve aksam yemegine kadar da top oynamak.
Gazoz kapagi oynamak.
Heves ederek alınan 4-5 adet civcivin bir hafta içinde evde telef olması ve hüngür hüngür ağlamak.
9 katli olan kames topla oynamak.
Plastik topun gül dikenine batmasi ve maçin yarida kalmasi.
Topun bahçeye kaçmasi ve birkaç hafta sonra geri verilmesi.
Birisinin aldigi futbol topuna hayran hayran bakmak.
Çocuklugun verdigi gazla çete kurmaya kalkmak ve basarisiz olmak.
Sokaklarda sabahtan aksama kadar top tepmek. saklambaç, istop, uzun essek oynamak
Çivi saplamaca oynamak
Marangozdan alınan tahtalardan kılıç, hançer yapıp ninja kamplumbagalari taklit etmek..
Komsularin bahcelerine dalip ayvayi, eriği dalından yemek
Mahalleden geçen eskici-bozacı-kalaycı-yoğurtçu-niyetçi-ayıcı..
Komsu kizlarina aşık olup açilamamak.
Cam şişe içinde torpil patlatmak
Mahalle ce$melerinden su icmek
Sokakta oynarken yemek için apartmandaki çocuklu herhangi bir daireye girebilmek demek
Tüftüf demek, iğneli külah demek, kibrit kutularıyla birleştirilmiş tam otomatik tüftüf gibi şeyler icat etmek demek
Büyüteç ile kağıt yakmak ve siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını keşfetmek
9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak
Sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek.
Sokaktan geçen kasalı arabası olan satıcıların arabasının peşine takılıp kasasına binmeye çalışmak
Ayı oynatan ve balon satan adamların nâraları
Annenin akşam olunca balkondan bağırıp oyunun en güzel yerinde eve çağırması demek.
Demirden kocaman salıncaklar , devasa kaydıraklar salıncakta ayakta sallanmak
Kaydırak ve salincak için sıra beklemek
Akşam ezanı okunduğunda eve girmek demek.
Üstunden telle tutturulmus plastik arabalarla yolda oynamak demek
Breyk breyk arkadaş arıyorum demek
Sokakta yere kilim sererek evcilik oynamak, ele geçirilen eski çarşaflarla çadır yapma hevesi demek.
Barbie'cilik, Cindy'cilik oynamak , koca kafalı Cindy bebek sahiplerini oyuna almamak demek
Zemin katta oturan arkadaşın evine gidip, annesinden su istemek
"..Teyze müsaitseniz akşam size oturmaya gelcez" olayı için anne tarafından komşulara gönderilmek.
Mahalle kavramını en son yaşayanlardan olmak. sokakta misket, kuka, uzuneşşek,birdirbir oynayan son kuşak olmak. evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocuklugunu yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak, sokakta büyüyüp bilgisayar kölesi olmamış son nesil olmak demek.. mahalle kavrami demek. çocukluğunu sokakta mahallede geçirebilmiş ama gene de bilgisayarı uzaylı sanmayan yegane nesil. geçiş dönemi çocukları...
Atari salonlarına gitmek, on jetonu daha ucuza almak
BMX bisikletinizle gezmek (kontra pedal)
Turbo nun içinden çıkan arabaları biriktirmek.
"Atan alır spor" gibi bi kuralların gölgesinde sokaklarda taştan kale kurup maç yapmak.
Mahalle maçlarında çizgili kısa şortlu formalardan giymek
Bakkalda ve kırtasiyede satılan vampir dişeleriyle kızları korkutma çabaları
İsim-şehir-bitki-eşya-artist-ülke (anlayan anladı)
Top oynarken açılan yaraların iki gün sonra kabuk bağlaması ve o kabuğu soyarken duyulan garip zevk.
Sokakta lastik atlamak, ip atlamak
İnşaatın birinci katından kum yığınına atlamak
Okuldan gelir gelmez önlügü çikarip sokaga çikmak ve aksam yemegine kadar da top oynamak.
Gazoz kapagi oynamak.
Heves ederek alınan 4-5 adet civcivin bir hafta içinde evde telef olması ve hüngür hüngür ağlamak.
9 katli olan kames topla oynamak.
Plastik topun gül dikenine batmasi ve maçin yarida kalmasi.
Topun bahçeye kaçmasi ve birkaç hafta sonra geri verilmesi.
Birisinin aldigi futbol topuna hayran hayran bakmak.
Çocuklugun verdigi gazla çete kurmaya kalkmak ve basarisiz olmak.
Sokaklarda sabahtan aksama kadar top tepmek. saklambaç, istop, uzun essek oynamak
Çivi saplamaca oynamak
Marangozdan alınan tahtalardan kılıç, hançer yapıp ninja kamplumbagalari taklit etmek..
Komsularin bahcelerine dalip ayvayi, eriği dalından yemek
Mahalleden geçen eskici-bozacı-kalaycı-yoğurtçu-niyetçi-ayıcı..
Komsu kizlarina aşık olup açilamamak.
Cam şişe içinde torpil patlatmak
Mahalle ce$melerinden su icmek
Sokakta oynarken yemek için apartmandaki çocuklu herhangi bir daireye girebilmek demek
Tüftüf demek, iğneli külah demek, kibrit kutularıyla birleştirilmiş tam otomatik tüftüf gibi şeyler icat etmek demek
Büyüteç ile kağıt yakmak ve siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını keşfetmek
9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak
Sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek.
Sokaktan geçen kasalı arabası olan satıcıların arabasının peşine takılıp kasasına binmeye çalışmak
Ayı oynatan ve balon satan adamların nâraları
Annenin akşam olunca balkondan bağırıp oyunun en güzel yerinde eve çağırması demek.
Demirden kocaman salıncaklar , devasa kaydıraklar salıncakta ayakta sallanmak
Kaydırak ve salincak için sıra beklemek
Akşam ezanı okunduğunda eve girmek demek.
Üstunden telle tutturulmus plastik arabalarla yolda oynamak demek
Breyk breyk arkadaş arıyorum demek
Sokakta yere kilim sererek evcilik oynamak, ele geçirilen eski çarşaflarla çadır yapma hevesi demek.
Barbie'cilik, Cindy'cilik oynamak , koca kafalı Cindy bebek sahiplerini oyuna almamak demek
Zemin katta oturan arkadaşın evine gidip, annesinden su istemek
"..Teyze müsaitseniz akşam size oturmaya gelcez" olayı için anne tarafından komşulara gönderilmek.
Mahalle kavramını en son yaşayanlardan olmak. sokakta misket, kuka, uzuneşşek,birdirbir oynayan son kuşak olmak. evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocuklugunu yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak, sokakta büyüyüp bilgisayar kölesi olmamış son nesil olmak demek.. mahalle kavrami demek. çocukluğunu sokakta mahallede geçirebilmiş ama gene de bilgisayarı uzaylı sanmayan yegane nesil. geçiş dönemi çocukları...